Oscar’a aday gösterilmemiş 47 efsane film

Sağdaki film Cinnet-Soldaki film Büyük Hesaplaşma (Warner Bros.)
Sağdaki film Cinnet-Soldaki film Büyük Hesaplaşma (Warner Bros.)
TT

Oscar’a aday gösterilmemiş 47 efsane film

Sağdaki film Cinnet-Soldaki film Büyük Hesaplaşma (Warner Bros.)
Sağdaki film Cinnet-Soldaki film Büyük Hesaplaşma (Warner Bros.)

Çok bariz gelecek belki ama, bir filmin Oscar adayı olması onu otomatik olarak iyi bir film yapmaz.
Aslında, yıllar içinde Akademi’nin gözünden kaçan ödülledirmeye değer çok sayıda film oldu.
Elbette belli filmlerin Oscar seçmenlerinin seçeceği filmler olmadıkları için aday gösterilmediklerini düşünmek kolay, ama tarihte kimi sürprizler de yok değil.
Örneğin, neredeyse her yeni süper kahraman filmi teknik ya da makyaj kategorileri sayesinde adaylık elde ederken, sıradan animasyon filmleri de çoğunlukla belirli bir yıl az sayıda seçenek olmasından dolayı adaylığa layık görülüyor.
Bu şu demek; eleştirmenler DC’nin Suicide Squad: Gerçek Kötüler (Suicide Squad) gibi filmlerini yerden yere vurduğu halde Akademi’nin radarına girebilir (ki kazandı bile). Karanlığın Gölgesinde (Don’t Look Now) ve The King of Comedy gibi klasiklerin değerlendirmeye bile alınmadığını düşündüğünüzde bu tam bir saçmalık.
Üstelik bunlar tek değil, yazının devamında hiçbir dalda Oscar’a aday gösterilmemiş en şaşırtıcı 47 film yer alıyor.
1. Amerikan Sapığı (Amerikan Psycho - 2000)

(Universal Studios)
Mary Harron'ın Bret Easton Ellis'in romanından uyarladığı ve psikopat Patrick Bateman karakterini Vice dizisi yıldızı, daha sonra Oscar ödülü kazanan Christian Bale'in oynadığı film tek bir dalda bile aday göstermedi.
2. Gün Doğmadan (Before Sunrise - 1995)

(Columbia Pictures)
Richard Linklater'ın Before… üçlemesinin son iki filmi senaryo dalında aday gösterilirken, dünyayı müstakbel evli çift Jesse (Ethan Hawke) ve Celine (Julie Delpy) ile tanıştıran film acımasızca gözardı edilmişti.
3. Ölüm Korkusu (The Big Heat - 1953)

(Columbia Pictures)
Fritz Lang, Akademi tarafından gözardı edilmiş bir dizi film çekmişti; Glenn Ford, Lee Marvin ve Gloria Grahame'in başrolünde yer aldığı bu film noir da onlardan biriydi.
4. Büyük Lebowski (The Big Lebowski - 1998)

(PolyGram Filmed Entertainment)
Akademi'nin Coen kardeşlere gösterdiği cömertlik, İhtiyarlara Yer Yok (No Country for Old Man) En İyi Film dalında tarihin gördüğü en çekişmeli yarışta Kan Dökülecek'i (There Will Be Blood) geride bıraktığında doruğa ulaşmıştı. Jeff Bridges'in The Dude karakterini canlandırdığı bu her repliğinden alıntı yapılabilecek kimlik karmaşası komedisinin hiçbir ödüle aday gösterilmemiş olması halen şaşırtıcıdır.
5. Blow Out (1981)

(Filmways Pictures)
Brian De Palma filmlerini pek de ödül kazanma umuduyla yapmıyor ama Michelangelo Antonioni'nin Blow Up'ından yola çıkan bu siyasi gerilim aday olacağı tüm Oscarları sonuna kadar hak ediyordu.
6. Serseri Aşıklar (Breathless - 1960)

(Films Around The World)
Serseri Aşıklar'ın adaylık alamaması Oscarlar'ın güvenilir olamayacağının kanıtıdır. Dünyada en çok incelenen filmlerden biri olmasına rağmen, Jean Luc-Godard'ın bu Fransız başyapıtı tam tamına sıfır adet Akademi Ödülüne sahip.
7. Bringing Up Baby (1938)

(Warner Bros.)
Akademi pek çok dikkate değer absürd komediyi ödüllendirdiyse de, Howard Hawks'ın yönettiği, Cary Grant ve - en çok ödül kazanan rekorunu halen elinde tutan - Katherina Hepburn'un başrolünü paylaştığı bu başyapıt onlardan biri olamadı.
8. Karanlığın Gölgesi (Don't Look Now - 1973)

(IMDb)
Venedik'te çekilen bu gerilimin yönetmeni Nicolas Roeg, Oscar tarihinin en haksız yere gözardı edilmiş yönetmenlerinden biri.
9. Karanlık Yolculuk (Donnie Darko - 2004)

(IMDb)
Jake Gyllenhaal'dan bir yıldız yaratan Richard Kelly'nin bu akıl bükücü bilim kurgusu 2004'te ilk gösterime girdiğinde bir festival favorisi oldu. Pek çok kişi filmin senaryo dalında aday olmasını bekliyordu.
10. İyi, Kötü ve Çirkin (The Good, the Bad and the Ugly - 1966)

(MGM)
Western filmler 1990'lı yıllara kadar Akademi'den bir hayır görmedi. İroniktir ki, Sergio Leone'nin  pek çok kişinin türünün zirvesi olarak gördüğü bu filminde başrol oynadıktan sonra kariyeri parlayan Clint Eastwood'un yönettiği Unforgiven filmi sayesinde bu tabu da yıkılmış oldu.
11. Protesto (La haine - 1995)

(Gramercy Pictures)
Mathieu Kassovitz'in bu siyah-beyaz dram filmi - İngilizce'ye Hate (Nefret) olarak tercüme edildi - üç genç arkadaş ve onların Paris'in banliyölerinde verdikleri yaşam mücadelesini konu alıyor.
12. Halloween - 1978

(Compass International Pictures)
Akademi korku filmlerinin adaylıklarını pek köpürtmüyor olabilir ama John Carpenter'in etkileyici filmi Halloween'in eksikliğinin gözalıcı bir yok sayma olduğunu gösteren geçmiş örnekler de yok değil (bkz: The Exorcist ve Kuzuların Sessizliği).
13. Harold ve Maude (Harold and Maude - 1971)

(Paramount Pictures)
Bu sıradışı romantik drama, muhtemelen Oscar adaylığı bulunmadığı için gösterime girdiği dönemde tam bir eleştiri ve ticari fiyasko örneği oldu. Yine de bugün sıkı izleyici kitlesi sayesinde sinemaseverlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
14. Büyük Hesaplaşma (Heat - 1995)

(Warner Bros.)
Robert de Niro ve Al Pacino'nın sinema ortaklığı olan, Michael Mann'in bu polisiye draması kağıt üzerinde en güçlü adaydı fakat hiçbir Oscar adaylığı kazanamadı.
15. His Girl Friday (1940)

(Sony Pictures)
Howard Hawks'ın Cary Grant'in başrol oynadığı ve bir tek Oscar ödülüne dahi acımasızca aday gösterilmemiş bir diğer absürd komedisi.
16. Insomnia - 2002

(Warner Bros Pictures)
Christopher Nolan'ın muhteşem ve mütevazı draması - Batman Begins'den yıllar önce yapılan - Insomnia beklentileri karşılayamadıysa da, filmde yeterince güçlü performanslar (Al Pacino, Robin Williams, Hillary Swank) oyunculuk ödüllerine adaylıkları garantilemişti. Ne yazık ki film hiçbir ödülde aday olmadı.
17. Local Hero (1983)

(Warner Bros Pictures)
Bill Forsyth'un sevilen komedi-dram filmi, çalıştığı petrol şirketinin rafineri inşa etmek istediği İskoç köyünü satın almak için gönderilen Amerikalı bir adamın başından geçen talihsizlikleri konu alıyor. Forsyth, Bafta'da En İyi Yönetmen ödülünü kazandı ancak film Akademi'den böyle bir ilgi görmedi.
18. Bir Şehir Katilini Arıyor (M - 1931)

(20th Century Fox)
Filmin ismindeki “M” Fritz Lang'ın seri katil avını anlatan bu Alman dramasında “masterpiece" (şaheser) anlamına geliyor diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, Akademi hiç öyle düşünmüyor.
19. Bir İdam Mahkumu Kaçtı (A Man Escaped - 1956)

(20th Century Fox)
Robert Bresson’un André Devigny’in anılarından uyarladığı, Fransız Direniş üyesinin II. Dünya Savaşı sırasında Almanlara esir düştüğü süreçte yaşadıklarını gösteren film, Bresson’un kendisinin de yıllar önce tutsak edildiğini düşündüğümüzde daha da büyüleyici hale geliyor.
20. Margaret (2011)

(Fox Searchlight Pictures)
Kenneth Lonergan, Manchester by the Sea ile Oscar kazanarak kariyerine devam etmiş olabilir ancak Margaret - Anna Paquin'in yakıcı bir performans sergilediği bu üç saatten uzun süren dram filmi - tek bir Oscar'a bile aday olmayı başaramadı.
21. Aşk Zamanı (In the Mood for Love - 2000)

(IMDb)
Wong Kar-wai, mevcut eşlerinin birbirleriyle ilişki yaşadıklarından şüphelenirken birbirine aşık olan bir kadın ve bir erkeğin (Tony Leung ve Maggie Cheung) hikayesini anlattığı bu övgü toplayan Hong Kong yapımı dram filmiyle romantik sinemanın standartlarını belirlemişti.
22. The King of Comedy - 1982

(20th Century Fox)
Oscar kazanması onlarca yılını almış olabilir ancak Akademi, Martin Scorsese filmlerini aday göstermede nadiren ayak diretmişti - özellikle Robert De Niro'nun başrol oynadıklarını. The King of Comedy bu anlamda bir istisnaydı.
23. Uzun Veda (The Long Goodbye - 1973)

(IMDb)
Robert Altman'ın bu muazzam gerilim filminin yıldızı Elliott Gould, yönetmenin bu en eğlenceli filmlerinden birinde Raymond Chandler'ın özel dedektifi Philip Marlowe'u canlandırıyor. Yönetmen, 2006'ya geldiğimizde Onur Ödülü'nün sahibi olacaktı.
24. The Man With Two Brains (1983)

(Warner Bros.)
Pek çok kez sunuculuğunu üstlenmiş olsa da, Steve Martin hiçbir zaman Oscar'a aday gösterilmedi. Takdiri hak ettiği filmlerden biri Carl Reiner'in 1983 tarihli bilim kurgu komedisi The Man with Two Brains'di.
25. Aşk ve Ölüm (A Matter of Life and Death - 1946)

(Eagle-Lion Films)
Akademi Film Arşivi, 1999'da A Matter of Life and Death'i muhafaza etmiş olabilir ancak seçmenler 1946'da gösterime girdiği sırada Powell & Pressburger'in bu fantezi-romantik filminin hakkını verememişti.
26. Mean Streets (1973)

(Warner Bros.)
Yönetmenin ilk çıkış filmi sayılmasa da Mean Streets, Martin Scorsese'nin tam anlamıyla ilk karakteristik filmidir. Yönetmen 2007'de The Departed ile gecikmiş bir Oscar kazanacaktı ancak ilk adaylığı için 1975'e kadar beklemesi gerekecekti (Alice Doesn’t Live Here Anymore).
27. Melankoli (Melancholia - 2011)

(Zentropa Entertainments)
Karanlıkta Dans (Dancer in the Dark) epey yaklaşmış olsa da (En İyi Orijinal Şarkı adaylığı almıştı), Lars von Trier'in hiçbir filmi En İyi Film'e aday gösterilmedi. Yönetmen, Melankoli'yle ödülün kıyısından döndü.
28. Miller's Crossing (1990)

(20th Century Fox)
Bir Coen kardeşler favorisi olarak saygı görmesine rağmen ki Gabriel Byrne ve Albert Finney'in kayda değer performanslarından bahsetmiyoruz bile, Miller's Crossing, Coen kardeşlerin tek bir Oscar adaylığı alamayan nadir filmlerinden biridir.
29. Bir Zamanlar Amerika'da (Once Upon a Time in America - 1984)

(Warner Bros.)
Her ne kadar bir başyapıt olmasa da, Sergio Leone'nin - Robert De Niro ve Joe Pesci'nin başrollerini paylaştığı - bu destansı gangster filminin hiç Oscar adaylığı almadığını düşünmek şaşırtıcı (filmin Amerika gösterimi için gösterim süresini kısaltmaya çalışırken Warner Bros'un bestecinin adını yanlışlıkla açılış jeneriğinden çıkarması üzerine filmin müziği yarışmadan düşürülmüştü).
30. Paterson (2016)

(Amazon Studios)
Eleştirmenler Jim Jarmusch'un Paterson filmini ödül değerlendirmesinde en güçlü aday olarak görüyordu - epey başarılı performansıyla Adam Driver sayesinde özellikle de En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde - ama işler beklendiği gibi gitmedi.
31. Zafer Yolları (Paths of Glory - 1957)

(United Artists)
4 kez aday gösterilmesine rağmen Stanley Kubrick hiç En İyi Yönetmen ödülünü kazanamadı. Hiçbir kategoride Oscar'a aday olamayan filmlerinden biri de savaş karşıtı siyah beyaz filmi Paths of Glory’ydi.
32. Ölümün Sesi (Play Misty for Me - 1971)

(IMDb)
Clint Eastwood, Unforgiven, Million Dollar Baby ve Mystic River sayesinde Oscar'ın gözdesi gibi bir şey olmuş olabilir ama ilk yönetmenlik çalışması Akademi tarafından göz ardı edilmişti.
33. Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs - 1992)

(Miramax Films)
Rezervuar Köpekleri, Quentin Tarantino'nun en iyi filmi olmasa da, yine de yönetmenin ilk çıkış yaptığı bu filmin en azından senaryo dalında değerlendirilmemesi şaşırtıcı.
34. The Rider - 2018

(Sony Pictures Classics)
Oscarlar'da görmezden gelinen 2018 filmleri arasında Chloé Zhao'nun - gerçek bir rodeo kovboyu ve ailesinin hikayesini anlattığı - bu dram filmi en büyük haksızlığa uğrayan yapım olarak damga vurdu.
35. Çöl Aslanı (The Searchers - 1956)

(Warner Bros.)
İç Savaş gazisi Ethan Edwards rolü John Wayne'in en iyi rolü olarak görülebilir ancak Akademi aynı fikirde değildi: tek Oscar'ını 1970'de True Grit ile kazanacaktı.
36. Cinnet (The Shining - 1980)

(Warner Bros.)
Akademi tarafından tamamen göz ardı edilen bir diğer Kubrick filmi yönetmenin Stephen King uyarlaması The Shining. Bugün, en iyi eserlerinden biri olduğu kadar, tüm zamanların en beğenilen korku filmlerinden biri kabul ediliyor.
37. The Shop Around the Corner - 1953

(Metro-Goldwyn-Mayer)
Tüm zamanların en sevilen romantik komedilerinden biri olarak kabul edilmiş olabilir ancak hiç Oscar adaylığı alamadı.
38. Bitmeyen Yürüyüş (Still Walking - 2008)

(IFC Films)
Japon yönetmen Hirokazo Kore-eda'nın en büyük oğlunun ölümünü anan bir ailenin yaklaşık 24 saatlik portresi Akademi'nin dikkat çeken bir ihmaliydi.
39. Hızlı Yaşayanlar (Swingers - 1996)

(Miramax)
Disney kendisinin müdavimi olmadan önce Jon Favreau (Iron Man, The Jungle Book ve 19 Temmuz 2019'da gösterime giren canlı aksiyon Lion King) 1990'larda swing müzik furyasının canlandığı dönemde Hollywood, California'da yaşayan bekar, işsiz oyuncuların hayatlarını konu alan bu bağımsız filmi yazmıştı.
40. This Is England - 2006

(IMDb) 
Shane Meadows'ın bu ergenliğe geçiş draması ödül yarışına dahil olsaydı 2007 Oscar töreni çok çok daha iyi geçerdi.
41. Üç Kral (Three Kings - 1999)

(Warner Bros Pictures)
Akademi, Silver Linings Playbook ve Amerikan Hustle'ı aday göstermeye değer buldu ama David O Russel'ın bu güne kadar hala en iyi filmlerinden biri olan Three Kings'i aday göstermedi.
42. Tokyo Hikayesi (Tokyo Story - 1953)

(IMDb)
Japon sinemacı Yasujirō Ozu'nun başyapıtı olarak kabul edilen Tokyo Story, 2012'de Sight & Sound'da tüm zamanların en iyi filmi seçildi.
43. Bitmeyen Balayı (Touch of Evil - 1958)

(Universal Pictures)
Orson Welles'in bu klasik noir filmi, gösterime girdiği günlerde şimdi olduğu kadar sevilmemişti.
44. Tyrannosaur (2011)

(StudioCanal UK)
Olivia Colman 2019'daki Oscar töreninde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almış olabilir ancak Paddy Considine'nin can alıcı dram filmi Tyrannosaur'daki rolüyle herhangi bir ödüle aday gösterilmemesi (ya da Bafta'ya) ödül tarihinin en büyük ihmallerinden biridir.
45. Sonsuz Çöl (Walkabout - 1971)

(IMDb)
Nicolas Roeg'in bir şekilde hiçbir Oscar adaylığı alamamış muazzam filmlerinden bir diğeri.
46. Hiçbir Zaman Burada Degildin (You Were Never Really Here - 2018)

(Amazon Studio)
Hadi diyelim ki kötü zamanlama ancak Lynne Ramsay'ın - Joaquin Phoenix'in başrol oynadığı - You Were Never Really Here ödüllendirmeye değer, heyecan verici bir çalışma.
47. Zodiac - 2007

(Paramount Pictures)
Üç yıl sonra David Fincher, The Social Network ile The King's Speech'in yönetmeni Tom Hooper'la kıyasıya bir rekabete girecekti. Doğrusu bir seri katil draması olan Zodiac, her anlamda en az Facebook draması kadar iyiydi.

 


Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct