Berlin'deki Libya Konferansı'ndan beklentiler

(İHA)
(İHA)
TT

Berlin'deki Libya Konferansı'ndan beklentiler

(İHA)
(İHA)

Almanya’nın başkenti Berlin, bugün, Libya’daki krizin başlıca tarafları Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter arasında bir köprü kurması umulan ve sonuçlarına dair beklentilerin düşük olduğu uluslararası konferansa ev sahipliği yapacak. Konferansa, Libyalı tarafları ayrı ayrı destekleyen uluslararası ve bölgesel taraflar da katılacak.
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in BM ortaklığında düzenlediği konferansın arifesinde umutsuz görünüyordu. Ancak bununla birlikte Selame yaptığı açıklamalarda, Berlin’deki konferansın Libya-Libya çözümüne giden yolda ateşkes ilan edilmesi gibi küçük bir adım atılmasına fırsat sunabileceğine işaret etti. Salame, UMH ve LUO temsilcilerinin yer aldığı ve iki tarafın savaşçılarını ayıracak prosedürleri denetleyecek bir güvenlik komitesi kurarak ateşkesin kalıcı hale getirilebileceğini düşünüyor.
Salame, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, bu askeri adımın yanı sıra finans, ekonomi ve siyaset alanlarında da adımlar atılacağını, ülkenin doğusunu ve batısını ayrı ayrı yöneten tarafların onaylayacağı ortak bir hükümet kurulmasının önünün açılacağını umduğunu ifade etti.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) dünkü haberine göre BM Libya Özel Temsilcisi, Berlin Zirvesi’nin, ‘Libya’nın iç meselelerine yönelik tüm yabancı müdahaleleri durdurması gerektiğini’ vurguladı. Selame, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın UMH’yi desteklemek amacıyla Libya'ya asker gönderileceğine dair açıklamalarında da açıkça görüldüğü üzere bölgesel tarafların Libya’daki çatışmaya daha fazla müdahil olduklarının altını çizdi.
Öte yandan dün incelemeleri devam eden Libya Konferansı Bildirisi’nin taslağı, Libya’daki çatışmalara dahil olan yabancı güçlere yaptırımlar uygulanabileceğine dair ipuçları içeriyordu. Rusya merkezli TASS Haber Ajansı, Libya Konferansı’ndan tıpkı Cenevre’de belirlenen Suriye çözümüyle ilgili eylemler gibi Libya için de altı eylem belirlenmesi ve bu eylemlerin içeriğinin uygulanması için uluslararası bir mekanizma oluşturulması önerisinin çıkacağını öne sürdü. 
TASS’a göre önerilen altı eylem ise şöyle;
- Ateşkes ilan edilmesi
- Silah ambargosu uygulanması
- Siyasi sürecin yeniden başlatılması
- Sadece devletin elinde silah olması
- Ekonomik reformların uygulanması
- İnsan haklarına saygı duyulması.
Bir gün sürecek olan Libya Konferansı’na ev sahibi Almanya’nın Başbakanı Angela Merkel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İngiltere Başkanı Boris Johnson, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso ile Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hükümetlerinden yetkililer ve BM, Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB) ve Arap Devletleri Ligi (AL) temsilcileri katılacak.
Konferans, Avrupalıların Akdeniz'in güneyinde olan bitenlere ilişkin endişelerinin etkisiyle gerçekleşirken bu endişeler yalnızca Libya’daki kaostan yararlanarak ülkenin kıyılarından denize açılan yasadışı göçmenlerle sınırlı değil. Daha ziyade DEAŞ’ın Sirte’yi kontrolü altına almasıyla yıllar önce olduğu gibi yine Libya’nın aşırılık yanlısı silahlı milisler için bir üs haline gelmesinden korkuluyor.  O dönem DEAŞ’ın, Libya’daki kaostan yararlanarak Akdeniz üzerinden Avrupa topraklarına yasadışı yollarla girmeye çalışan göçmenlerin arasına kendi unsurlarını yerleştirerek Avrupa’da terör eylemleri düzenlediği düşünülüyor ve bunun yinelenmesinden endişe ediliyor. İstihbarat birimlerinin tahminlerine dayanan bu korkular, özellikle DEAŞ’ın 2015 yılında Fransa’da bir dizi kanlı saldırı gerçekleştirmeyi başarmasıyla daha da arttı. Ancak bu saldırıların ‘Libya halkası’ henüz netleştirilememiş olsa da saldırıların Suriye'den yola çıkarak başka bir güzergah olan Türkiye, Yunanistan ve oradan da Balkanlardan geçerek Avrupa’ya ulaştıkları düşünülen DEAŞ üyeleri tarafından yapıldığına da inanılıyor.
Diğer yandan bugünkü konferansın arifesinde Afrigatenews adlı haber portalına açıklamalarda bulunan LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı General Halid el-Mahcub, Libya'ya gelen Suriyeli paralı askerler ve DEAŞ üyelerinin Avrupa kıyılarına yönelik yasadışı göç faaliyetlerine karşı gerçekleştirilen koordinasyon operasyonlarından bahsetti. General Mahcub’un, ‘terör tehdidinin Avrupa’ya oldukça yakın olduğunu’ vurguladığı açıklaması, Libyalı sosyal medya kullanıcılarının, UMH saflarında savaşmak için Libya'ya gelen onlarca Suriyeli savaşçıyı taşıyan bir uçağın videosunu paylaştıkları bir döneme denk geldi. Video, uçağın Trablus'a geliş tarihini belirtmiyor. Ancak uçaktakilerin Türkiye'nin Halife Hafter güçleri karşısında UMH güçlerini desteklemek için gönderileceği sözünü verdiği ilk savaşçılar olduklarına inanılıyor.
Sayılarının 2 bin kadar olduğu düşünülen söz konusu savaşçılar, Türk ordusu ve istihbarat birimlerinin gözetimi altında faaliyet gösteren Suriyeli gruplardan olmalarının yanı sıra az bir kısmı İslamcı gruplara üyeler. Dün sızan videoda savaşçıların çoğunluğunun ‘sakallı’ olmaları ‘İslamcı bir gruba’ üye oldukları tahminlerine yol açtı.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Halife Hafter’i ağır şekilde eleştirdiği açıklamaları, bugünkü konferansta bir atılım gerçekleşmesi olasılığını zayıflatan sinyallerden biri oldu. Ancak buna karşın Rusya Devlet Başkan Putin'in varlığı bazı taraflar için bir iyimserlik kaynağı. Avrupalılar, krizin çeşitli taraflarıyla iyi ilişkiler içerisinde olduğu bilinen Putin’in Libya dosyasında sahip olduğu kartları siyasi bir çözüm başlatmak için kullanmasını umuyorlar.
Putin, birkaç gün önce Moskova'da Rus yetkililerden ayrı olarak bir araya gelen Hafter ve Serrac arasında bir atılım gerçekleştirmeyi başardı. Ancak Hafter, Libya dosyasındaki diğer bir takım çekincelerin ortasında Türkiye'nin ateşkesin izlenmesinde herhangi bir rol oynamasını reddetmesi nedeniyle, Rusya’nın sunduğu taslak anlaşmayı imzalamadan Moskova’dan ayrıldı. Bununla birlikte Putin, Moksova'nın Rus güvenlik şirketi Wagner aracılığıyla Libya'da General Hafter'e destek için paralı asker gönderdiğini doğrulayan çok sayıda rapor olmasına rağmen, “Her savaşta paralı askerler vardır. Orada savaşan Rus vatandaşları varsa bile, Rusya hükümetinin çıkarlarını temsil etmiyorlar” diyerek Hafter'e destek için Libya’ya paralı asker gönderdiği iddiasını reddetti.
İlgili bağlamda BM Libya Özel Temsilcisi Selame, Türkiye ve Rusya’nın ‘paralı askerlerini’ Libya’da savaşan tarafların saflarından geri çekmeyi kabul etmeleri halinde söz konusu tarafların müzakere masasına oturmak zorunda kalabileceklerine ve böylece askeri çözüm dışında bir seçenek elde edilebileceğine inanıyor.



JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.


Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
TT

Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)

Danimarka Kralı Frederik X, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme yönündeki açık emellerine karşı destek göstermek amacıyla, bugün Grönland'a üç günlük bir devlet ziyareti başlatacağını duyurdu.

Trump'ın, geniş ve mineral bakımından zengin Arktik adasını, hatta güç kullanarak bile ele geçirme tehditleri, Avrupa Birliği ve NATO üyesi Danimarka ile Washington arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

Danimarka kraliyet sarayı, ocak ayı sonlarında Kral Frederik'in 57 bin nüfuslu adaya olan dayanışmasını ifade etmesiyle ziyareti duyurdu. Frederik'in bugün başkent Nuuk'u, yarın yaklaşık 150 kilometre kuzeydeki Maniitsoq'u ve son olarak cuma günü en kuzeydeki Kangerlussuaq'a giderek Danimarka Arktik eğitim merkezini ziyaret etmesi planlanıyor.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen cumartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın son zamanlarda adayı zorla ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasına rağmen, Grönland'ı hâlâ ilhak etmek istediğine inandığını söyledi. Trump, buzların erimesiyle birlikte yavaş yavaş ortaya çıkan bu bölgedeki stratejik kazanımlar için büyük güç rekabeti ortamında, Grönland'ın Rusya ve Çin karşısında ABD ve NATO'nun güvenliği için hayati önem taşıdığında ısrar ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka ve Grönland arasında, Washington'ın Arktik'teki güvenlik endişelerini görüşmek üzere ortak bir çalışma grubu oluşturuldu, ancak ayrıntılar henüz açıklanmadı.


Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
TT

Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün, zimmete para geçirmekle suçlanan eski bir devlet çalışanına İngiltere'nin siyasi sığınma hakkı vermesini kınadı.

Meksika yetkilileri, Karime Macias'ı 2010 yılından beri bir devlet aile refahı kurumunda çalışırken beş ila altı milyon ABD doları arasında zimmete para geçirmekle suçluyor.

Sheinbaum basın toplantısında, “Bu kadın dolandırıcılık ve yolsuzlukla suçlanıyor, peki ona nasıl sığınma hakkı verebilirler?” diye sordu.

Macias, muhalefetteki Kurumsal Devrimci Parti (PRI) üyesi ve 2018'den beri yolsuzluk suçlamalarıyla hapsedilen eski Veracruz valisi Javier Duarte'nin eşiydi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Macias, Londra'da birkaç kez gözaltına alındı, ancak şimdiye kadar Meksika'ya iadesini engellemeyi başardı.

Kurumsal Devrimci Parti (PRI), 20. yüzyılın büyük bölümünde Meksika'yı yönetti.

Sheinbaum, şu anda cumhurbaşkanlığı, yargı ve parlamentoda söz sahibi olan solcu Morena partisinin başındaydı.

Macias ise herhangi bir yanlış yaptığını reddetti.

2020 yılında Meksika basınına verdiği demeçte, herhangi bir suçtan sorumlu olmadığını ve kendisinin ve çocuklarının eski kocasının eylemleri nedeniyle bir nefret kampanyasının kurbanı olduklarını iddia etti.

Meksika'daki İngiliz Büyükelçiliği, AFP'nin yorum talebine henüz yanıt vermedi.