Berlin Zirvesi'nden ateşkes ve silah ambargosu kararı

(EPA)
(EPA)
TT

Berlin Zirvesi'nden ateşkes ve silah ambargosu kararı

(EPA)
(EPA)

Almanya'nın başkenti Berlin'de dün düzenlenen Libya Konferansı'nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede Libya’ya silah ambargosu uygulanması ve çözüm sürecini harekete geçirecek adımların atılmasının yanı sıra mevcut ateşkesi kalıcı hale getirmek amacıyla Ulusal Mutabakat Hükümeti'nden (UMH) ve Libya Ulusal Ordusu’ndan (LUO) 5’er subayın yer alacağı askeri bir komite oluşturulmasına karar verildiği belirtildi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve BM'nin Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame dün akşam ortak basın toplantısı düzenleyerek, Berlin’deki konferansın sonuç bildirgesini açıkladılar.
Merkel, gazetecilere yaptığı açıklamada, konferansın, BM öncülüğündeki barış sürecini ve Genel Sekreter Guterres ile Özel Temsilci Salame tarafından hazırlanan barış planını destekleyecek yeni bir ‘başlangıç’ olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimi üyesi başta olmak üzere konferansa 12 ülkenin davet edildiğini belirten Merkel, tüm katılımcıların ‘Libya’da askeri bir çözümün yeri olmadığı ve siyasi bir çözüme ihtiyaç duyulduğuna’ inandıklarını vurguladı. Tüm katılımcıların Libya’daki silah ambargosuna saygı göstermek ve bu silah ambargosunun daha fazla kontrol edilmesi konusunda hem fikir olduklarına dikkati çeken Almanya Başbakanı Merkel, sonuç bildirgesinde bahsedilen bu taahhüdün kabul edilmek üzere BMGK’ya devredileceğini de sözlerine ekledi. Merkel ayrıca UMH Başkanı Fayiz es-Serrac ve LUO lideri Halife Hafter’in Berlin'de bulunduğunu ancak zirveye katılmadıklarını da kaydetti.
Artık ‘5+5 Askeri Komite’ ile mevcut ateşkesin kalıcı hale getirilmesine odaklanılacağını söyleyen Merkel, “Libya’da savaşan taraflara silah ve askeri destek vermeme konusunda anlaştık. Artık bağlayıcı bir sürecimiz var” ifadelerini kullandı.
BM Genel Sekreteri Guterres
BM Genel Sekreteri Guterres ise, “Berlin'deki taraflar, Libya krizini çözüme kavuşturmak için çalışmak istediklerini gösterdiler” diye konuştu. Tüm katılımcıların Libya’da askeri bir çözümün yeri olmadığını vurguladıklarına dikkati çeken Guterres, katılımcıların Libya'daki çatışmaya karışmaktan kaçınacaklarını taahhüt ettiklerini belirtti. Bununla birlikte Guterres, Libya’ya uluslararası silah ambargosu uygulanması ve siyasi çözüm sürecine dönülmesi konusundaki fikir birliğine işaret etti.
Almanya Dışişleri Bakanı Maas da, “Konferansı gerçekleştirme hedefine ulaştık. Şimdi krizi çözmek için elimizde bir anahtar var. Mutabık kalınan taahhütlerin uygulanmalarını denetlemek üzere Uluslararası İzleme Komitesi oluşturuyoruz” şeklinde konuştu.
BM Libya Özel Temsilcisi Selame
BM Libya Özel Temsilcisi Selame ise, “Bugün harika bir gündü. Uluslararası İzleme Komitesi taahhütlerin uygulanmasını takip edecek” dedi.
İtalya
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte konferansın sonunda yaptığı açıklamada, Libya anlaşmazlığının taraflarından oluşturulacak askeri bir komitenin kurulmasının kararlaştırıldığını söyledi.
Cezayir
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ise ülkesinin Libya’daki taraflar arasında başlatılacak bir diyalog sürecine ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu vurguladı. Açık ve taraflar için bağlayıcı bir yol haritası belirlenmesini isteyen Tebbun, diyalogun, ateşkesi kalıcı hale getirmek ve Libya’daki taraflara silah sağlamaktan vazgeçilmesi için önemli olduğuna işaret ederek, “Krizi diyalog yoluyla çözmek için tarafları müzakere masasına davet ettim” dedi.
Serrac ve Hafter Berlin’de olmalarına rağmen konferansa katılmadı
Konferans, katılımcı taraflar arasındaki anlaşmazlıkların etkisi nedeniyle yapılırken Libya’yı temsil eden taraflar yoktu. UMH Başkanı Serrac ve LUO lideri Hafter, Berlin’de olmalarına rağmen konferansa katılmadılar. Fakat Almanya Başbakanı Merkel ve Dışişleri Bakanı Maas, Serrac ve Hafter ile Başbakanlıkta ayrı ayrı görüştüler.
Almanya’nın ev sahipliğinde yapılan konferans, dün akşam yayınlanan sonuç bildirgesiyle sona erdi. Konferansa 11 ülkenin liderlerinin yanı sıra BM, Avrupa Birliği (AB) ve Afrika Birliği (AfB) gibi uluslararası ve bölgesel kuruluşların temsilcileri katıldılar. Konferansta Merkel'in yanı sıra katılımcılar arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve diğer liderler yer aldı.
Liderler, hatıra fotoğrafı çekildikten sonra basına kapalı oturumların gerçekleştirileceği yuvarlak masanın etrafında oturdu.
Öte yandan konferansın oturum aralarında düzenlenen görüşmelerin odak noktası Libya olurken Batı’nın Libya’daki ateşkesin izlenmesinde rol almasıyla ilgili bir dizi toplantı gerçekleşti. Bu da Türkiye’nin Libya’daki ateşkesin izlenmesine taraf olma çabalarından uzaklaştırılması anlamına geliyordu. Bu konu, Moskova'nın 13 Ocak'ta Serrac ve Hafter’i ateşkese ikna etme çabalarında çatlağa neden olan sorunlardan biriydi. Hafter, Moskova’nın sunduğu ve Türkiye’nin Libya’daki ateşkesin izlenmesine taraf olduğu anlaşma taslağını imzalamayı reddetmişti.
Erdoğan-Putin görüşmesi
Rusya Devlet Başkanı Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki toplantının başlıca odak noktası ise Libya ve Suriye’ydi. Russia Today (RT) kanalının aktardığı bilgilere göre görüşmede Putin, “Türkiye ve Rusya Libya'da ateşkes çağrısı yaparak çok iyi bir adım attılar. Ancak Moskova'da Libyalı iki tarafın da anlaşmayı desteklememesi nedeniyle, Libya ile ilgili tüm sorunları çözememiş olsak da bu yönde ilerlemeliyiz” ifadelerini kullandı. Erdoğan ise Türkiye’nin LUO’ya karşı UMH’yi destekleyen Libya politikasını sürdürme konusundaki ısrarının bir başka göstergesi olarak Libya'da barışın sağlanması için bir ateşkes yapılmasını ve Hafter'in saldırgan politikasının durdurulması gerektiğini söyledi.
Erdoğan-Serrac görüşmesi
Bununla birlikte dün UMH’den yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hafter güçlerinin Trablus'a doğru ilerlerken ele geçirdiği topraklardan çekilmesini talep eden Serrac ile konferansın oturum aralarında görüştü. Açıklamaya göre Erdoğan ve Serrac görüşmesinde, BM Libya Özel Temsilcisi Selame’nin ‘Libya-Libya diyaloğunu yeniden başlatma yolunda atılan bir adım’ diye nitelediği Libya'daki ateşkes konusu ele alındı.
Macron’dan ateşkes ve paralı asker vurgusu
Diğer yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un konferans öncesinde yaptığı konuşmanın merkezinde ateşkes ve ‘paralı askerler’ konusu yer aldı. Macron, BM’nin iki tarafın da ön koşul koymadan Libya'daki ateşkes şartlarını müzakere etmesi gerektiğini söyledi. Suriyeli ve yabancı güçlerin Trablus'a gelişinden duyduğu endişeyi dile getiren Macron, bunun derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bununla birlikte Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Macron’un Berlin’deki konferansın oturum aralarında Hafter ile bir araya geldiği belirtildi. Ancak aralarındaki görüşmeye dair herhangi bir detay verilmedi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da konferans öncesinde Mısır Cumhurbaşkanı Sisi dahil olmak üzere bir dizi görüşme gerçekleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sisi-Pompeo görüşmesinde ateşkesin acil olarak kalıcı hale getirilmesi ve BM himayesinde siyasi çözüm sürecinin başlatılmasının gerekliliği konusunda mutabık olunduğu belirtildi. Pompeo’nun dış güçlerin Libya’ya müdahalelerinin ülkenin istikrarsızlığındaki rolüne dikkati çektiği vurgulanan açıklamada, Pompeo'nun Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed ile yaptığı görüşmede bu konunun ele alındığı belirtildi. Açıklamada, iki bakanın görüşmede Libya'da devam eden çatışmayı ele aldıkları ve Pompeo’nun kalıcı ateşkes ilan edilmesi ve BM himayesinde siyasi çözüm sürecine geri dönülmesi ihtiyacını ve Libya'daki tüm yabancı müdahalelerin sona ermesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı. Bakanlık açıklamasında Pompeo’nun ayrıca Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile de bir araya geldiği, görüşmede Libya, Suriye ve iki ülke arasındaki çeşitli konuların ele alındığı aktarıldı. Açıklamada, Pompeo ve Çavuşoğlu’nun Libya’da kalıcı ateşkes ilan edilmesi ve BM himayesinde siyasi çözüm sürecine geri dönülmesi ihtiyacı konusunda hemfikir oldukları belirtildi. Açıklamada ayrıca Pompeo’nun Türk mevkidaşına ‘Libya’daki çatışmaya dış güçlerin müdahalesinden duyduğu endişeyi’ ifade ettiği kaydedildi. Türkiye’nin, Suriye’deki Türkiye yanlısı savaşçıların Suriye'den Libya'ya gönderilmesiyle bağlantılı olduğu biliniyor. Pompeo konferansın oturum aralarında ayrıca AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Almanya Dışişleri Bakanı Maas ile de bir araya geldi. Söz konusu oturum aralarında Batının Libya'daki ateşkesin izlenmesinde rol üstlenmesine ilişkin konuşulması dikkat çekti.
Johnson: Ateşkes gerçekleşirse iyi bir iş yapabiliriz
Öte yandan Sky News'e konuşan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, “Eğer ateşkes yapılırsa evet, kesinlikle iyi bir iş yapabiliriz. O da ateşkesi izleyecek insanları ve uzmanları göndermek olacaktır. Vekalet savaşları ancak yabancı vekillerin karar vermesi halinde sona erer” ifadelerini kullandı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe