Berlin Zirvesi'nden ateşkes ve silah ambargosu kararı

(EPA)
(EPA)
TT

Berlin Zirvesi'nden ateşkes ve silah ambargosu kararı

(EPA)
(EPA)

Almanya'nın başkenti Berlin'de dün düzenlenen Libya Konferansı'nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede Libya’ya silah ambargosu uygulanması ve çözüm sürecini harekete geçirecek adımların atılmasının yanı sıra mevcut ateşkesi kalıcı hale getirmek amacıyla Ulusal Mutabakat Hükümeti'nden (UMH) ve Libya Ulusal Ordusu’ndan (LUO) 5’er subayın yer alacağı askeri bir komite oluşturulmasına karar verildiği belirtildi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve BM'nin Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salame dün akşam ortak basın toplantısı düzenleyerek, Berlin’deki konferansın sonuç bildirgesini açıkladılar.
Merkel, gazetecilere yaptığı açıklamada, konferansın, BM öncülüğündeki barış sürecini ve Genel Sekreter Guterres ile Özel Temsilci Salame tarafından hazırlanan barış planını destekleyecek yeni bir ‘başlangıç’ olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimi üyesi başta olmak üzere konferansa 12 ülkenin davet edildiğini belirten Merkel, tüm katılımcıların ‘Libya’da askeri bir çözümün yeri olmadığı ve siyasi bir çözüme ihtiyaç duyulduğuna’ inandıklarını vurguladı. Tüm katılımcıların Libya’daki silah ambargosuna saygı göstermek ve bu silah ambargosunun daha fazla kontrol edilmesi konusunda hem fikir olduklarına dikkati çeken Almanya Başbakanı Merkel, sonuç bildirgesinde bahsedilen bu taahhüdün kabul edilmek üzere BMGK’ya devredileceğini de sözlerine ekledi. Merkel ayrıca UMH Başkanı Fayiz es-Serrac ve LUO lideri Halife Hafter’in Berlin'de bulunduğunu ancak zirveye katılmadıklarını da kaydetti.
Artık ‘5+5 Askeri Komite’ ile mevcut ateşkesin kalıcı hale getirilmesine odaklanılacağını söyleyen Merkel, “Libya’da savaşan taraflara silah ve askeri destek vermeme konusunda anlaştık. Artık bağlayıcı bir sürecimiz var” ifadelerini kullandı.
BM Genel Sekreteri Guterres
BM Genel Sekreteri Guterres ise, “Berlin'deki taraflar, Libya krizini çözüme kavuşturmak için çalışmak istediklerini gösterdiler” diye konuştu. Tüm katılımcıların Libya’da askeri bir çözümün yeri olmadığını vurguladıklarına dikkati çeken Guterres, katılımcıların Libya'daki çatışmaya karışmaktan kaçınacaklarını taahhüt ettiklerini belirtti. Bununla birlikte Guterres, Libya’ya uluslararası silah ambargosu uygulanması ve siyasi çözüm sürecine dönülmesi konusundaki fikir birliğine işaret etti.
Almanya Dışişleri Bakanı Maas da, “Konferansı gerçekleştirme hedefine ulaştık. Şimdi krizi çözmek için elimizde bir anahtar var. Mutabık kalınan taahhütlerin uygulanmalarını denetlemek üzere Uluslararası İzleme Komitesi oluşturuyoruz” şeklinde konuştu.
BM Libya Özel Temsilcisi Selame
BM Libya Özel Temsilcisi Selame ise, “Bugün harika bir gündü. Uluslararası İzleme Komitesi taahhütlerin uygulanmasını takip edecek” dedi.
İtalya
İtalya Başbakanı Giuseppe Conte konferansın sonunda yaptığı açıklamada, Libya anlaşmazlığının taraflarından oluşturulacak askeri bir komitenin kurulmasının kararlaştırıldığını söyledi.
Cezayir
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ise ülkesinin Libya’daki taraflar arasında başlatılacak bir diyalog sürecine ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu vurguladı. Açık ve taraflar için bağlayıcı bir yol haritası belirlenmesini isteyen Tebbun, diyalogun, ateşkesi kalıcı hale getirmek ve Libya’daki taraflara silah sağlamaktan vazgeçilmesi için önemli olduğuna işaret ederek, “Krizi diyalog yoluyla çözmek için tarafları müzakere masasına davet ettim” dedi.
Serrac ve Hafter Berlin’de olmalarına rağmen konferansa katılmadı
Konferans, katılımcı taraflar arasındaki anlaşmazlıkların etkisi nedeniyle yapılırken Libya’yı temsil eden taraflar yoktu. UMH Başkanı Serrac ve LUO lideri Hafter, Berlin’de olmalarına rağmen konferansa katılmadılar. Fakat Almanya Başbakanı Merkel ve Dışişleri Bakanı Maas, Serrac ve Hafter ile Başbakanlıkta ayrı ayrı görüştüler.
Almanya’nın ev sahipliğinde yapılan konferans, dün akşam yayınlanan sonuç bildirgesiyle sona erdi. Konferansa 11 ülkenin liderlerinin yanı sıra BM, Avrupa Birliği (AB) ve Afrika Birliği (AfB) gibi uluslararası ve bölgesel kuruluşların temsilcileri katıldılar. Konferansta Merkel'in yanı sıra katılımcılar arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve diğer liderler yer aldı.
Liderler, hatıra fotoğrafı çekildikten sonra basına kapalı oturumların gerçekleştirileceği yuvarlak masanın etrafında oturdu.
Öte yandan konferansın oturum aralarında düzenlenen görüşmelerin odak noktası Libya olurken Batı’nın Libya’daki ateşkesin izlenmesinde rol almasıyla ilgili bir dizi toplantı gerçekleşti. Bu da Türkiye’nin Libya’daki ateşkesin izlenmesine taraf olma çabalarından uzaklaştırılması anlamına geliyordu. Bu konu, Moskova'nın 13 Ocak'ta Serrac ve Hafter’i ateşkese ikna etme çabalarında çatlağa neden olan sorunlardan biriydi. Hafter, Moskova’nın sunduğu ve Türkiye’nin Libya’daki ateşkesin izlenmesine taraf olduğu anlaşma taslağını imzalamayı reddetmişti.
Erdoğan-Putin görüşmesi
Rusya Devlet Başkanı Putin ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki toplantının başlıca odak noktası ise Libya ve Suriye’ydi. Russia Today (RT) kanalının aktardığı bilgilere göre görüşmede Putin, “Türkiye ve Rusya Libya'da ateşkes çağrısı yaparak çok iyi bir adım attılar. Ancak Moskova'da Libyalı iki tarafın da anlaşmayı desteklememesi nedeniyle, Libya ile ilgili tüm sorunları çözememiş olsak da bu yönde ilerlemeliyiz” ifadelerini kullandı. Erdoğan ise Türkiye’nin LUO’ya karşı UMH’yi destekleyen Libya politikasını sürdürme konusundaki ısrarının bir başka göstergesi olarak Libya'da barışın sağlanması için bir ateşkes yapılmasını ve Hafter'in saldırgan politikasının durdurulması gerektiğini söyledi.
Erdoğan-Serrac görüşmesi
Bununla birlikte dün UMH’den yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hafter güçlerinin Trablus'a doğru ilerlerken ele geçirdiği topraklardan çekilmesini talep eden Serrac ile konferansın oturum aralarında görüştü. Açıklamaya göre Erdoğan ve Serrac görüşmesinde, BM Libya Özel Temsilcisi Selame’nin ‘Libya-Libya diyaloğunu yeniden başlatma yolunda atılan bir adım’ diye nitelediği Libya'daki ateşkes konusu ele alındı.
Macron’dan ateşkes ve paralı asker vurgusu
Diğer yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un konferans öncesinde yaptığı konuşmanın merkezinde ateşkes ve ‘paralı askerler’ konusu yer aldı. Macron, BM’nin iki tarafın da ön koşul koymadan Libya'daki ateşkes şartlarını müzakere etmesi gerektiğini söyledi. Suriyeli ve yabancı güçlerin Trablus'a gelişinden duyduğu endişeyi dile getiren Macron, bunun derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bununla birlikte Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Macron’un Berlin’deki konferansın oturum aralarında Hafter ile bir araya geldiği belirtildi. Ancak aralarındaki görüşmeye dair herhangi bir detay verilmedi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da konferans öncesinde Mısır Cumhurbaşkanı Sisi dahil olmak üzere bir dizi görüşme gerçekleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sisi-Pompeo görüşmesinde ateşkesin acil olarak kalıcı hale getirilmesi ve BM himayesinde siyasi çözüm sürecinin başlatılmasının gerekliliği konusunda mutabık olunduğu belirtildi. Pompeo’nun dış güçlerin Libya’ya müdahalelerinin ülkenin istikrarsızlığındaki rolüne dikkati çektiği vurgulanan açıklamada, Pompeo'nun Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed ile yaptığı görüşmede bu konunun ele alındığı belirtildi. Açıklamada, iki bakanın görüşmede Libya'da devam eden çatışmayı ele aldıkları ve Pompeo’nun kalıcı ateşkes ilan edilmesi ve BM himayesinde siyasi çözüm sürecine geri dönülmesi ihtiyacını ve Libya'daki tüm yabancı müdahalelerin sona ermesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı. Bakanlık açıklamasında Pompeo’nun ayrıca Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile de bir araya geldiği, görüşmede Libya, Suriye ve iki ülke arasındaki çeşitli konuların ele alındığı aktarıldı. Açıklamada, Pompeo ve Çavuşoğlu’nun Libya’da kalıcı ateşkes ilan edilmesi ve BM himayesinde siyasi çözüm sürecine geri dönülmesi ihtiyacı konusunda hemfikir oldukları belirtildi. Açıklamada ayrıca Pompeo’nun Türk mevkidaşına ‘Libya’daki çatışmaya dış güçlerin müdahalesinden duyduğu endişeyi’ ifade ettiği kaydedildi. Türkiye’nin, Suriye’deki Türkiye yanlısı savaşçıların Suriye'den Libya'ya gönderilmesiyle bağlantılı olduğu biliniyor. Pompeo konferansın oturum aralarında ayrıca AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Almanya Dışişleri Bakanı Maas ile de bir araya geldi. Söz konusu oturum aralarında Batının Libya'daki ateşkesin izlenmesinde rol üstlenmesine ilişkin konuşulması dikkat çekti.
Johnson: Ateşkes gerçekleşirse iyi bir iş yapabiliriz
Öte yandan Sky News'e konuşan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, “Eğer ateşkes yapılırsa evet, kesinlikle iyi bir iş yapabiliriz. O da ateşkesi izleyecek insanları ve uzmanları göndermek olacaktır. Vekalet savaşları ancak yabancı vekillerin karar vermesi halinde sona erer” ifadelerini kullandı.



Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
TT

Lara Trump açıkladı: Başkan, dünya dışı yaşamın keşfini duyurmak için bir konuşma hazırladı

ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın gelini Lara Trump (Reuters)

Lara Trump, ABD Başkanı Donald Trump’ın, uzaylıların keşfi ilan edilirse okumak üzere önceden hazırlanmış bir konuşması olduğunu açıkladı.

43 yaşındaki Lara Trump, bu açıklamayı dün yayımlanan Pod Force One adlı podcast bölümünde yaptı. Söz konusu açıklama, eski Başkan Barack Obama’nın geçen hafta sonu yapılan röportajında uzaylıların varlığına dair yaptığı açıklamalara atıfla geldi.

Podcast sırasında sunucu Miranda Devine, Lara’ya “Eski Başkan Obama yakın zamanda bir podcastte uzaylılara inandığını ve başkanlığı sırasında bir şeyler gördüğünü ima etti. Başkanla UFO konusunu konuştunuz mu? Sizce bu konuda bir açıklama yapacak mı?” diye sordu.

Lara Trump yanıtında, “Komik olan şu ki, eşim Eric ile birlikte babasına bunu sorduk ve ‘Sen ne biliyorsun?’ dedik” ifadesini kullandı. Başkan’ın, kendisine ve Eric’e dünya dışı yaşam olasılığı sorulduğunda ‘bir şeyler saklıyormuş gibi davrandığını’ belirtti.

Lara sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben ve Eric dedik ki, Tanrım, her şeyi bize anlatmak bile istemiyor, belki bunun ötesinde bir şey var. Farklı kaynaklardan duydum ki, babam bunu bizzat söylemiş: Bir konuşması var ve doğru zamanda bunu açıklayacak… Ne zaman olacağını bilmiyorum… Belki de bu, dünya dışı yaşamla ilgili bir konudur.”

Bu açıklamalar, eski Başkan Barack Obama’nın hafta sonu katıldığı bir podcastte yaptığı yorumların ardından geldi. Obama, uzaylılarla ilgili soruya, “Varlar, ama ben görmedim ve bir yerde tutulduklarını sanmıyorum. Herhangi bir yer altı tesisi yok, tabii ki ABD Başkanı’ndan saklanan devasa bir kompleks yoksa” yanıtını vermişti.

Obama’nın sözleri internet ortamında geniş yankı uyandırdı ve bunun üzerine Instagram hesabından bir açıklama yaptı. Açıklamasında, “Hızlı tur formatına uymaya çalışıyordum, ama konu büyük ilgi görünce açıklama yapayım. İstatistiksel olarak ev çok geniş, bu da yaşam olasılığını artırıyor” dedi.

Eski başkan ayrıca, “Yıldız sistemleri arasındaki mesafeler çok büyük, bu nedenle uzaylıların bizi ziyaret etme olasılığı düşük. Başkanlığım sırasında uzaylılarla iletişim olduğuna dair herhangi bir kanıt görmedim” ifadelerini kullandı.

Yıllardır, özellikle Nevada eyaletinin güneyinde gizemli Area 51 üssüyle ilgili olarak, uzaylılar ve UFO varlığı üzerine spekülasyonlar devam ediyor. Geçen yıl yayımlanan bir belgesel, Trump’ın yakın zamanda başka yaşam formlarını tanıyabileceğine işaret etmişti.

Tüm bu iddia ve spekülasyonlara rağmen Donald Trump, görevine geri dönmesinin ardından uzaylıların varlığı konusunda henüz kesin bir açıklama yapmış değil.


Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.