Trablus'ta çatışmalar yeniden baş gösterdi

Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)
Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)
TT

Trablus'ta çatışmalar yeniden baş gösterdi

Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)
Fayiz es-Serrac, dün, Berlin'de bir röportaj sırasında (Reuters)

Libya Ulusal Ordusu ile Fayiz es-Serrac hükümetine bağlı milisler arasında Trablus’ta yaşanan çatışmalarına ardından ateşkesin sağlandığının açıklanmasından sadece bir hafta sonra ateşkes uygulamada çöktü. Berlin Konferansı'nın bitiminden sadece birkaç saat sonra taraflar arasında ağır silahlı çatışmalar meydana geldi. 
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Libya Ulusal Ordusu’na mensup bir saha komutanı, “Geçen Pazar günü ilan edilen ateşkes gayri resmi olarak çöktü" dedi. Serrac hükümetine yakın yerel medya, Ayn Zara cephesinde Serrac güçleri komutanı Yusuf el-Emin'den aktardığı haberinde, hükümet güçlerinin Ulusal Ordu kuvvetlerinin başkentte birkaç eksendeki ilerleme girişimlerini püskürttüğünü aktardı. Öte yandan Trablus'un güneyinde de çatışma sesleri duyuldu.
Trablus'un çevresindeki birçok alan, iki taraf arasında karşılıklı roket ve havan toplarının atıldığı bir sahaya dönüştü.
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) bağlı güçlerin yürüttüğü Burkan el-Gadab Operasyonu Sözcüsü Abdulmalik el-Medeni, Hafter güçlerini başkentin güneyinde Selahaddin bölgesindeki mahallelere top atışı yapmakla suçladı. Medeni, bu saldırıyı Berlin konferansının hemen ardından gerçekleşen ateşkesin yeni ve tekrarlanan bir ihlali olarak tanımladı.
Sidra bölgesinden 6 ceset çıkartıldı
Serrac hükümetine bağlı güçler, dün, Libya Kızılay ekiplerinin Sidra bölgesinde sıkışmış 6 cesedi çıkarma operasyonunu gösteren fotoğraflar yayınladı. Cesetler Trablus Tıp Merkezi’ne götürüldü. Cesetlerin hamile bir kadın, 14 yaşında bir kız çocuğu ve 4 erkek çocuğuna ait olduğu tespit edildi. İlk raporlar ölenlerin vücutlarının ayrı bölgelerinde mermi izlerine rastlandığını ortaya koyuyor. Bu cesetlerin Ulusal Ordu’nun ateş açma tehdidi altında 17 gün boyunca bulundukları yerlerden alınamadığı iddia edildi. Serrac hükümetine bağlı güçlerin yaptığı açıklamada Ulusal Ordu’nun birçok kez ateşkesi ihlal ettiği öne sürüldü. Açıklamada, Kızılay ekiplerinin cesetlerin bulunduğu bölgeye gitmeleri için Terörle Mücadele Gücü’nün güvenlik desteği sağladığı ifade edildi.
Başka bir gelişmede Trablus'taki Serrac hükümetine bağlı petrol şirketinin faaliyet gösterdiği Şerrare ve El-Fil petrol sahalarından petrol taşımacılığını durduğunu açıkladı. Şerrare sahasını Ez-Zaviye petrol limanına ve El-Fil sahasını Mellitah petrol limanına bağlayan boru hatlarının kapatıldığı belirtildi. İtalyan enerji grubu ENI, Libya’daki El-Fil petrol sahasında bir vananın kapanması nedeniyle petrol üretiminin kısmen azaldığını açıkladı. Reuters haber ajansının ENİ grubun sözcüsünden aktardığına göre, Fil-Mellitah boru hattındaki Hamada istasyonuna bir petrol vanasının zorla kapatılmasının ardından El-Fil petrol sahasındaki üretim şu anda kısmen azaldı. Söz konusu petrol sahası, Libya Ulusal Petrol Şirketi ve ENI'nin ortak girişimi çerçevesinde Mellitah Petrol ve Gaz Şirketi tarafından yönetilmektedir.
UMH Başkanı Fayiz es-Serrac, yabancı kuvvetlere yaptığı çağrıda, petrol sahalarını abluka altına almaya son vermesi için Libya Ulusal Ordusu (LUO) Lideri General Halife Hafter’e baskı yapılması talebinde bulundu, aksi takdirde ülkenin felaketle karşı karşıya kalabileceğini öne sürdü. Hafter’in petrol sahalarını kuşatma hamlesi ham petrol üretimini neredeyse bitirdi. Reuters'a konuşan Serrac, Hafter'in limanların yeniden açılması için petrol gelirlerinin Libyalılara yeniden dağıtılması taleplerini reddederek, petrol gelirlerinin nihayetinde tüm ülkeye fayda sağladığını ifade etti.
Paralı askerlerin hükümet güçlerinin saflarına katılıp LUO’na karşı mücadelede yer almasını üstü kapalı bir şekilde kabul eden Serrac, “Trablusgarp saldırganlığını yenmemizde bize yardımcı olabilecek herhangi bir tarafla iş birliği yapmaktan asla çekinmiyoruz. Biz haklıyız, diğer tarafın darbe girişimine karşı meşru bir şekilde kendimizi savunma durumundayız. Bize ders vermeye kalkanlar böyle bir durumla karşı karşıya kalmaları halinde ne yaparlardı, bize söylemeliler” dedi.
Karşı tarafın Berlin konferansından sonra vaatlerini yerine getirmemesinin ardından ihtiyatlı iyimser bir tutum ortaya koyan Serrac, “Libya'daki barış sürecinde ilerleme kaydedilebilmesi için gerçek bir ortağımız yok” açıklamasında bulundu.
Berlin Konferansı sonrası Serrac ve Hafter’le görüşmeler yapıldı
Diğer yandan, ABD'nin Libya Büyükelçiliği tarafından yapılan kısa bir açıklamada, Büyükelçi Richard Norland'ın,  Serrac ve Hafter ile Berlin Zirvesi'nden sonra konferansa dair izlenimlerini öğrenmek için iki gün önce ve dün gece ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdiği belirtildi. Açıklamada daha fazla ayrıntıya yer verilmedi.
Berlin Konferansı'nın sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, Alman yetkililere ve Şansölye Merkel'e son birkaç aydır bu süreci ilerletmek için ortaya koydukları çabalar sebebiyle teşekkürlerini iletti. Selame, “Bu sürecin ilk adımı geçtiğimiz Ağustos ayının 15. günü şansölyeyle gerçekleştirilen bir toplantıda atıldı. Bugün bulunduğumuz yere ulaşmak için o zamandan beri kararlılıkla çalışıyoruz. Birleşmiş Milletler (BM) krizi çözmek için konferanstan çıkan üç yol üzerinde ilerlemeye çalışıyor. BM Misyonu savaşın bu dokuz ayında Libya'dan ayrılmadı” ifadelerine yer verdi.
Bu ayın sonunda İsviçre’nin Cenevre kentinde BM Misyonu gözetiminde yapılması planlanan Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi arasındaki görüşmeye dikkat çeken Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, bu görüşmede açık kurallara ve standartlara uyulması gerektiğini belirtti.
Mışri, Trablusgarp merkezli ve uluslararası meşruiyete sahip olmayan Devlet Yüksek Konseyi tarafından dün yapılan toplantıda Berlin konferansına değindi. Mışri, ”Çözümün askeri yolu konusunda netlik olmadıkça siyasi yolu sürdürülemez. Siyasi alanda ilerleme kaydedilmeden önce askeri yolun netleştirilmesi gerekir” İfadelerini kullandı.



Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.