Guaido ülkeden çıkış yasağına meydan okuyarak Venezuela'yı ikinci kez terk etti

Venezuelalı muhalif lider Juan Guaido ve Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque (Reuters)
Venezuelalı muhalif lider Juan Guaido ve Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque (Reuters)
TT

Guaido ülkeden çıkış yasağına meydan okuyarak Venezuela'yı ikinci kez terk etti

Venezuelalı muhalif lider Juan Guaido ve Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque (Reuters)
Venezuelalı muhalif lider Juan Guaido ve Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque (Reuters)

Venezuela’da süren kriz yeni bir gelişmeye tanık oldu. Kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido ülkeden çıkış yasağı olmasına rağmen Kolombiya Devlet Başkanı Ivan Duque ile görüşmek için geçen pazar gecesi Venezuela’dan çıktı.
Guaido, Bogota’da Kolombiyalı yetkililer tarafından resmi bir şekilde karşılandı.
Kolombiya’ya vardığında Twitter hesabından yaptığı paylaşımla kendisine verdiği destekten ötürü Kolombiya Devlet Başkanı’na teşekkür eden Guaido, “Ülkemizin özgürlüğü yeniden kazanmasını sağlayacak koşulları yaratacağız. Eminim Venezuela'ya iyi haberlerle döneceğim” ifadelerini kullandı.
Duque da aynı şekilde Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Venezuela Devlet Başkanı Guaido'ya 'hoş geldin' diyoruz. Guaido yarın yapılacak Terörizmle Mücadele Zirvesi'ne katılacak" diyerek Guaido'nun Bogota'ya resmi bir davetle geldiğini belirtti.
Mahkeme kararı uyarınca Venezuela’dan çıkış yasağı olan Guaido, daha önce de ülkeden ayrılmıştı.
Muhalif lider, gıda krizinin zirvesinde Venezuela'ya insani yardım getirme çabalarına katılmak üzere Şubat 2019’da Kolombiya’ya gitmişti.
Juan Guaido, kendisini ülkenin geçici devlet başkanı ilan ettiğinde 60 ülke tarafından tanınmıştı.  
Latin Amerika'da Maduro rejiminin köklü rakibi olarak kabul edilen Kolombiya da Guaido’yu devlet başkanı olarak ilk tanıyan ülkelerden olmuştu.
Venezuela ile 2 bin 200 kilometre uzunluğunda bir kara sınırı olan Kolombiya, 1,5 milyondan fazla Venezuelalı mülteciye ev sahipliği yapıyor.
Kolombiya, ABD liderliğindeki Lima grubunda Maduro rejiminin diplomatik olarak abluka altına alınması noktasında en aktif çalışan ülkelerden biri olarak ön plana çıkıyor.
“Ülkeye dönüşte yargıya sevk edilecek”
Guaido'nun Venezuela'dan çıkmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hükümet Sözcüsü, muhalif liderin dönmesi halinde yargıya sevk edileceğini söyledi.
Ancak Guaido daha önce Kolombiya'ya gittiği için yargılanmamıştı.
Pompeo ile de görüşecek
Muhalif lider, geçen pazar gecesi Bogota'da Terörizmle Mücadele Zirvesi'ne katılmak üzere ülkeyi ziyaret eden ABD'nin Venezuela Özel Temsilcisi Elliott Abrams uzun bir toplantı yapmıştı.
Guaido’ya yakın kaynakların Şarku’l Avsat’a aktardıpı bigilere göre Guaido, Terörizmle Mücadele Zirvesi kapsamında ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile de görüşecek. Ardından Avrupa’dakiler de dahil olmak üzere bazı ülkeleri ziyaret edecek olan Guaido’nun  İsviçre'nin Davos kasabasında bugün başlayacak olan Dünya Ekonomik Forumu'na (WEF) konuk olması bekleniyor.
Pompeo: Venezuela'daki misyonumuz değişmedi
Libya konulu Berlin Zirvesi sonrası uçakta kendisine eşlik eden gazetecilere Guaido ile tanışacağı için heyecanlı olduğunu söyleyen Pompeo açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Venezuela'daki misyonumuz değişmedi. Venezuelalıların 2019'da yaşadıklarına kıyasla daha iyi bir yılı hak ettiklerine inanıyoruz. Maduro tam bir yıkıcıydı. Milyonlarca insan Kolombiya'ya kaçmak zorunda kaldı. Misyonumuz, Venezuelalıların kendilerini temsil edecek başkanlık seçimlerini yapabilmeleri ve Venezuela ekonomisini canlandırabilmemiz için özgür ve adil seçimler düzenlenebilmesidir.”
ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre Pompeo ziyaretlerine Kolombiya'dan sonra Kosta Rika ve Jamaika ile devam edecek.
Maduro: ABD ile doğrudan müzakerelere hazırız
Diğer yandan ABD basınına çok nadir konuşan Venezuela Devlet Başkanı Nicholas Maduro, Washington Post gazetesine verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:

“ABD ne kadar büyük olsa da eğer iki ülke arasında saygı ve doğru bilgi alışverişi varsa yeni bir ilişkinin kurulabileceğinden emin olun. Saygı ve diyaloga dayalı bir ilişki, her zaman kazan-kazan ilkesine dayanır. Çatışmacı bir ilişki ise kaybet-kaybet ilkesine dayanır.”
Röportajda yer alan ifadelere göre Maduro, Washington ile ‘yeni bir ilişki biçimi’ geliştirmek için ABD ile doğrudan görüşmeler yapmak istiyor.
Maduro geçen hafta yaptığı bir açıklamada hükümetin bu yıl sonuna kadar seçim yapmak istediğini belirterek Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği'ne (AB) seçimleri izleme çağrısında bulunmuştu.



Tennessee'de haziran tartışması: LGBTQ Onur Ayı mı? Çekirdek aile ayı mı?

Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
TT

Tennessee'de haziran tartışması: LGBTQ Onur Ayı mı? Çekirdek aile ayı mı?

Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)
Tennessee Valisi Bill Lee, haziranı "Çekirdek Aile Ayı" ilan eden kararı imzalarken metinde "çekirdek aile", bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar olarak tanımlanıyor. Hamleyi eleştirenler bunun, Cumhuriyetçilerin LGBTQ bireylerin Onur Ayı'nı göz ardı etme girişimi olduğunu savunuyor (Rick Bowmer/AP)

ABD'nin Tennessee eyaleti haziranı artık "Çekirdek Aile Ayı" olarak kabul ederken durumu eleştiren bazı kişiler, bu adımın aileden ziyade Onur Ayı'nda LGBTQ topluluğunun etkisini azaltmaya yönelik olduğunu öne sürüyor.

Eyaletin Cumhuriyetçilerin kontrolündeki yasama organının düzenlemeyi eyalet meclisinden geçirmesinden sadece iki gün sonra Vali Bill Lee, 9 Nisan'da yeni bayramı ilan eden kararı imzaladı. Haziranda aynı zamanda LGBTQ kimliğini benimseyen bireylerin Onur Ayı da kutlanıyor.

The Advocate'a göre karar metninde çekirdek aile, "bir karı-koca ve biyolojik, evlatlık veya himayeye alınan çocuklar" diye tanımlanıyor ve bunun "Tanrı'nın aile yapısı tasarımı" ve "Tanrı'nın insanlık için mükemmel tasarımı" olduğu iddia ediliyor.

Metin, "babasız evler"le ilgili sorunlara dikkat çeken çeşitli istatistikler de içeriyor. Ayrıca "Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler ve nüfus kontrolü için mücadele eden benzer görüşteki kuruluşların hümanist, küreselci ideolojileri" kınanıyor.

Vali, kararı imzalarken herhangi bir açıklama yapmadı.

The Independent cevap hakkı için valiyle temasa geçti.

Lee ve eyaletin Cumhuriyetçileri geçen yıl da Onur Ayı'nı kaldırmak istemişti ancak tasarının eyalet meclisinden geçmesi bir yıl sürdü.

GLAAD, eyaletin Onur Ayı'nı tanımama kararını eleştiriyor.

GLAAD, The Advocate'a yaptığı açıklamada, "Bu tür kararlar, kendilerinin ve seçmenlerinin ailelerinde çeşitli dinamikler ve yapılar bulunan seçilmiş yetkililerin bilgisizliğini daha çok ortaya koyuyor" diye yazdı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 

En güçlü aileler sevgiyle kurulur. Bazı aileleri dışlamaya ve onlara kasten zarar vermeye çalışan parlamenterlerin, herkesin hoş karşılandığı ve başarılı olabileceği kapsayıcı bir Tennessee için çalışmaya zaman ayırmayarak herkese aktif zarar verdiği görülmeli.

Kararın herhangi bir yaptırım gücü yok, yani Tennessee sakinleri isterlerse Onur Ayı'nı kutlama veya "Çekirdek Aile Ayı"nı kutlamama seçeneğine sahip.

Nashville Scene'in haberine göre daha önce Cumhuriyetçi Parti'nin öncülüğünde hazırlanan "Onur Bayrağı'na ve Ayı'na Hayır Yasası" adlı tasarı, eyalet senatosunun komite toplantısında martta reddedilmişti.

Bu tasarı kabul edilseydi, devlet binalarında gökkuşağı bayraklarının veya diğer LGBT sembollerinin sergilenmesi yasaklanacaktı.

Görüşmeler sırasında Demokrat Partili Eyalet Senatörü Jeff Yarbro, yasa tasarısının tüm Amerikalılara tanınan ifade özgürlüğünü ihlal etmeye yönelik bariz bir girişim olduğunu söylemişti.

Yarbro geçen ay "İfade özgürlüğünü çiğneyip geçmeden bunu yapmanın bir yolu yok" demişti. 

Bu grubu hedef almanın yanlış ve uygunsuz olduğunu düşünüyorum ancak herhangi bir grubu bu şekilde hedef almak da yanlış ve uygunsuz.

Komite yasa tasarısına 3-3 oy verdi, ki bu da tasarının bir sonraki aşamaya geçmesine yetmedi.

Eyaletin Temsilciler Meclisi'nden Cumhuriyetçi Gino Bulso, kendisiyle konuşan ebeveynlerin, çocuklarının öğretmenlerinin sınıflarda gökkuşağı bayrakları ve diğer LGBTQ sembollerini sergilemesinden şikayet etmesinin ardından Onur Bayrağı'na ve Ayı'na Hayır Yasası'nı sunduğunu iddia ediyor.

Bulso, 2024'te de benzer bir tasarıyı geçirmeyi denemiş ancak bu da eyalet senatosunda reddedilmişti.

Independent Türkçe


Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı

Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
TT

Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı

Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)
Meyer Werft'in bataryayla çalışan kruvaziyer konsepti (Meyer Werft)

Dünyanın yüzde 100 bataryayla çalışan ilk kruvaziyerini 2031'de inşa etmek için gereken teknoloji ve tasarımlar mevcut ve bu da yolculara güneşlenme güvertesinde daha fazla alan açılması anlamına gelebilir.

Anthem of the Seas ve Disney Destiny gibi gemilerin arkasındaki Alman tersanesi Meyer Werft, sektörün Seatrade Cruise Global fuarında "Project Vision" diye bilinen ve tamamen bataryayla çalışan kruvaziyerin konsept tasarımlarını sundu.

Planlanan gemi 275 metre uzunluğa, 1856 yolcu kapasitesine ve yaklaşık 82 bin brüt tonaj kapasitesine sahip.

Norveç'teki Corvus Energy'nin tedarik ettiği batarya sistemi, gemiden kaynaklanan sera gazı salımlarını yüzde 95'e kadar azaltabiliyor.

Project Vision, egzoz arıtımı için geminin içinden geçen geleneksel dikey şaftın veya bacanın bulunmadığı yeni tasarımlar içeriyor.

Bu, yolcuların manzarasını engellemeyen yepyeni bir güneşlenme güvertesi tasarımı yaratabilir.

Meyer Werft'in satış müdürü Thomas Weigend, "Bu yıl sipariş verilirse, tersane tamamen bataryayla çalışan ilk gemiyi 2031'de teslim edebilir" diyor.

dfvfd
Bataryayla çalışan kruvaziyerin üst güvertesinde daha fazla alan olabilir (Meyer Werft)

Yeni kruvaziyer gemileri daha sürdürülebilir olma yolunda adımlar atıyor. P&O Cruises Arvia, MSC World Europa ve Star Princess gibi gemiler sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) kullanıyor.

Kasım 2026'da hizmete girecek Viking Libra, yolculuğun bir kısmında hidrojen enerjisiyle çalışabilecek.

Hurtigruten ve Havila Voyages gibi Norveç kıyılarına odaklanan kruvaziyer şirketleri, hidrojen enerjisine geçme yolunda ilerlerken biyoyakıtlarla da yolculuklar gerçekleştirdi.

Havila Voyages gemileri, batarya enerjisiyle 4 saate kadar çalışabiliyor.

Bazı kruvaziyer limanları, yanaşan gemiler dizel motorlarını kapatabilsin diye karadan elektrik sağlıyor.

Dover, bu hafta Birleşik Krallık'ın ilk net sıfır limanı seçildi. Bu başarıyı, tesiste güneş enerjisi kullanımı ve makineleri çalıştırmak için sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen, hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ satın alınması gibi girişimlerle kazandılar.

Independent Türkçe


İran’ın Hürmüz önerisi küresel enerji piyasasına umut verdi

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
TT

İran’ın Hürmüz önerisi küresel enerji piyasasına umut verdi

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığın çözülememesi, küresel piyasaları belirsizliğe sürüklüyor (Reuters)

ABD ve İran, 22 Nisan'da sona ermesi öngörülen ateşkesi uzatmak için dolaylı görüşmeler yapıyor.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir, çarşamba müzakerelerin bir sonraki turuna yönelik temaslar için İran'ın başkenti Tahran'a dün gitti.

Guardian'ın aktardığına göre Munir, bir sonraki görüşmelerin yeniden İslamabad'da yapılması için çabalıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de ikinci tur müzakerelerin "büyük olasılıkla" İslamabad'da yapılacağını belirterek, "anlaşma ihtimalinden umutlu olduklarını" ekledi.

Gazeteye konuşan İranlı yetkililer, ikinci tur müzakerelerin ön şartı olarak İsrail'in Lübnan'a saldırıları durdurmasını istediğini söylüyor.

Lübnanlı yetkililer, İsrail'le "yakında ateşkes anlaması yapılabileceğini" savunuyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında ateşkes yapmayı düşünmediklerini ve Lübnan'daki Tahran destekli Hizbullah'a yönelik saldırıları sürdüreceklerini bildirdi.

Tel Aviv ve Beyrut heyetleri, pazartesi günü Washington'da bir araya gelerek 30 yıl sonra ilk kez doğrudan temas kurdu.

Analize göre İsrail, Lübnan hükümetiyle görüşmeleri Washington'da "İran'ın müttefiki Hizbullah'ın Lübnan üzerindeki hakimiyetine son vermek için tarihi bir fırsat" diye niteliyor.  

ABD Başkanı Donald Trump da dün Fox'a verdiği röportajda, İran'la savaşın "çok kısa süre içinde" biteceğini ve petrol fiyatlarının düşeceğini öne sürdü.

Trump, Lübnan'a saldırıları "azaltması" için Netanyahu'yla konuştuğunu da söylemişti.

Diğer yandan İran, şartlarının Washington tarafından kabul edilmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın Umman tarafından gemi geçişlerine izin verebilir.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, İran'ın bölgeye döşediği mayınları temizleyip temizlemeyeceğinin henüz netlik kazanmadığını söylüyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşta İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmişti.

Washington ve Tahran arasında 11-12 Nisan'da İslamabad'da yapılan görüşmelerde, yüzlerce tanker ve geminin mahsur kaldığı Hürmüz'ün durumuyla ilgili anlaşma sağlanamamıştı.

Trump bunun üzerine boğazın abluka altına alınması talimatı vermişti.

Independent Türkçe, Guardian, Times of Israel, Reuters