​İran’daki muhafazakar çevrelerde askeri rejim endişesi

 İran dini lideri Ali Hamaney askeri yöneticilerle birlikte (AFP)
İran dini lideri Ali Hamaney askeri yöneticilerle birlikte (AFP)
TT

​İran’daki muhafazakar çevrelerde askeri rejim endişesi

 İran dini lideri Ali Hamaney askeri yöneticilerle birlikte (AFP)
İran dini lideri Ali Hamaney askeri yöneticilerle birlikte (AFP)

Hasan Fahs
İran rejiminden birçok yöneticinin AB Troykası’nın (İngiltere, Fransa ve Almanya) nükleer anlaşmanın 37’inci maddesindeki İhtilaf Çözüm Mekanizması'nı işletme kararına tepki olarak verdiği yanıtlar bir kenara bırakılacak olursa, muhafazakar cepheden Eski İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Haşmetullah Felahatpişe’nin yaptığı ciddi uyarılar İran sokağındaki endişenin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Bu sefer ki endişeler, muhalefet ve reform cephesinin mevcut olandan daha radikal bir dil ve söylemden duyduğu endişeyle sınırlı değil. Bilakis ordunun başındaki grupların yaptığı uyarıların da bu endişeleri haklı çıkardığını söylemek mümkün. Ancak rejim yöneticilerinin, bu noktadaki endişelerin gelecekte rejimin gidişatı ve kaderini etkileyebileceğini göz önünde bulundurmalıdır.
Felahatpişe’nin yaptığı uyarılar, İran Meclis Başkanı Ali Laricani’nin tehditlerini daha da belirgin bir hale getiriyor. Nitekim Laricani, Tahran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini gözden geçireceğini ve konuyla ilgili yasa tasarısının meclis masasında olduğunu söyledi. Laricani, AB Troykası’na İran’a karşı adilane davranmasını aksi takdirde bu adımı atma tehdidinde bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise Laricani’den de daha sert bir çıkış yaparak, İran dosyasının BM Güvenlik Konseyi'ne taşınması halinde, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'ndan (NPT) çekileceklerini açıkladı. Zarif’in açıklaması, İran’ın müttefiki olan Rusya’dan bile tepki çekti.
İranlı yetkililerin yeniden nükleer anlaşma tartışmalarını ve uluslararası toplumla yaşadığı krizi başlangıç noktasına döndürme yöntemini seçme nedeni, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in 17 Ocak Cuma günü hutbede yaptığı açıklamayla uyumlu bir görüntü verme gayreti olabilir. Hamaney, söz konusu açıklamasında daha önce nükleer silahların haramlığı noktasında verdiği dini fetvadan neredeyse sapmak üzereydi. Hamaney hutbenin sonunda, “İran’ın gücüne güç katma yönündeki ulusal çabalar, onurlu yürüyüşü sürdürmenin tek yoludur. İran ve halkı Allah'ın izniyle yakın gelecekte öyle bir noktaya veya aşamaya ulaşacak ki düşman tehdit etme cüretini bile kendinde bulamayacak” ifadelerini kullandı.
Bu ifadeler İran yönetiminin, uluslararası toplumla olan ilişkilerin çökmesi üzerine nükleer silah seçeneğini ciddi bir şekilde düşündüğünün işaretleri olarak görüldü. Ancak Laricani ve Zarif’in açıklamaları muhtemelen Hamaney’in bu ifadelerinin gözden kaçmasına neden oldu.
Diğer yandan, uluslararası diyaloğun başlatılması, belki rejim içerisinde dengeyi sağlayan tarafların, pusulanın yönünü değiştirmesine ve böylece nükleer seçeneği gündeme getiren ve Avrupa ile ilişkileri kesmeyi savunan çevrelerin önündeki yolu kapatmasına katkıda bulunabilir. Uluslararası çevrelerin, Hamaney’in yaptığı gibi örtülü tehditlerden uzak bir şekilde müzakere ve pazarlığın mümkün olduğu bir diyalektiği hayata geçirmesi, nükleer seçeneğin İran’a karşı tehditler noktasında caydırıcı olduğunu düşünen aktörlere bu tutumu yeniden gözden geçirmesinde yardımcı olabilir.
İran içerisinde mantıklı hareket eden tarafların, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koyma krizi karşısında diplomasi söylemine darbe vuran AB’yi ve özellikle de Troyka’yı suçlamaktan başka yolları yok. Bu ülkeler, İran üzerindeki ekonomik baskıyı hafifletecek INSTEX olarak bilinen özel ticari mekanizmayı aktifleştirme vaadini yerine getirmek bir yana dursun, ABD’nin İran’ı kuşatma yaklaşımına destek verdiler.
Bu suçlamaların ve gerilimi tırmandırmayı hedefleyen açıklamaların arkasında, ordunun rejimin siyasi, idari ve ekonomik kurumları üzerinde giderek hızlı bir şekilde tahakküm kurmasının, mantık ve siyaset dilinin yerini şiddet söylemlerine bırakabileceği endişesi yatıyor. Bu da söz konusu devletlerin günün sonunda müzakere yapmak için muhatap olarak sadece orduyu bulabileceği anlamına geliyor.
İran’da reform cephesine mensup Milletvekili Pervane Salahşuri’nin, orduya, kışlalarına dönme ve siyasi ekonomik işlere müdahale etmeme çağrısını bu endişenin bir neticesi olarak görmek mümkün.
İran’ın, Troyka’nın İhtilaf Çözüm Mekanizması’nı işletmesi çerçevesinde ABD’nin çekilmesi sonrasında anlaşmayı kurtarmak için elinden geleni yaptığını söyleyerek kendini savunmaya ve nükleer anlaşmada yer alan 36’ıncı maddeyi bahane ederek yükümlülüklerini azaltmaya devam etmesi halinde, elinde Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'ndan çekilme veya UAEA ile iş birliğini durdurmaktan başka bir seçenek kalmayacak.
Tüm bu seçenekler ise İran’ın yükümlülüklerini azaltma kararından geri adım atma imkanını geri dönülmez bir yola sokuyor. Dolayısıyla İran, sadece yaptırım ve ambargoyla sınırlı kalmayacak hatta bunun da ötesine geçerek uluslararası koalisyonun askeri seçeneğe başvurması gibi bir sonucu beklemelidir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



İran: Trump’ın teklifimizi reddetmesinin ardından arabulucular üzerinden gelecek yanıtı bekliyoruz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
TT

İran: Trump’ın teklifimizi reddetmesinin ardından arabulucular üzerinden gelecek yanıtı bekliyoruz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (AFP)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın ABD Başkanı Donald Trump’tan teklifine ilişkin ilk tepkiyi aldığını, ancak henüz arabulucular üzerinden resmi bir cevap almadığını söyledi.

Arakçi, İran’ın ABD’nin nihai tutumunun arabulucular tarafından kendisine iletilmesini beklediğini ve bu doğrultuda karar alacağını belirtti.

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik sunduğu planı reddetmiş ve ara seçimlerin ardından İran’a yönelik hava saldırılarının yeniden başlayabileceğini öne sürmüştü.


ABD Hazine Bakanı, İran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin başarılı olduğunu açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
TT

ABD Hazine Bakanı, İran’ı ekonomik olarak izole etme girişimlerinin başarılı olduğunu açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (Reuters)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dün (cumartesi) yaptığı açıklamada, İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik adımlar atılması için dünyanın farklı bölgelerine ekipler gönderdiğini belirterek İran bankaları ve havayolu şirketlerini hedef alan bir dizi kararı memnuniyetle karşıladı.

Bessent, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Benim talimatımla dünyanın farklı bölgelerine ekipler gönderildi. Bu ekipler ülkelerle temas kurarak İran rejimine karşı adımlar atılmasını talep etti” ifadelerini kullandı.

Bessent, “Bu çabalar sonuç veriyor” dedi.

Bessent, Türkiye ve Umman’ın İran özel havayolu şirketi Mahan Air’in seferlerini durdurduğuna, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ise İranlı havayolu şirketlerinin tüm seferlerini yasakladığına dikkat çekti.

BAE Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü perşembe günü yaptığı açıklamada, “İranlı havayolu şirketlerinin ülkeye ve ülkeden gerçekleştirdiği uçuşların bugünden itibaren ikinci bir duyuruya kadar askıya alındığını” bildirmişti.

Bessent ayrıca İran bankalarına yönelik alınan önlemlere de dikkat çekti.

BAE Merkez Bankası çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran’ın Melli Bankasının şubelerine karşı, “kara para aklama, terörizmin finansmanı ve silahların yayılmasının finansmanıyla mücadele kapsamında ihlaller” nedeniyle tedbirler alındığını duyurmuştu.

Türkiye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da geçen hafta, yıllardır Batı yaptırımlarına tabi olan İran’ın Mellat Bankasının faaliyet iznini iptal etmişti.

Bessent, “İran yönetimi bile savaşın ekonomik sonuçlarını kabul etti. Riyalin değeri rekor düşük seviyelere geriledi” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı habere göre ABD Hazine Bakan Yardımcısı ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadele Birimi Başkanı Jonathan Burke, bu ay Ortadoğu ve Avrupa’da iki hafta süren bir ziyaret gerçekleştirdi. ABD Hazine Bakanlığının ayrıca 50’den fazla ülkenin temsilcileriyle görüşmeler yapıldı.

Bessent pazartesi günü CNBC’ye verdiği röportajda, “İran’ın tüm havayolu şirketleri 23 Eylül’den itibaren faaliyetlerini durduracak” demişti.

Bessent, “Bu uçaklar iniş yaparsa kimse onlara yakıt sağlayamayacak, iniş hizmetleri sunamayacak veya biletlerini satamayacak. Aksi takdirde dolar sisteminden çıkarılacaklar” ifadelerini kullanmıştı.

Bununla birlikte İran’daki küçük havayolu şirketleri, özellikle de ABD’nin baskısına uymayı reddeden Çin’e olmak üzere yurt dışı seferlerini sürdürmeye devam ediyor.


Trump’ın öneriyi reddetmesinin ardından İran Hürmüz’ü açmak için şartlarında ısrarcı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump’ın öneriyi reddetmesinin ardından İran Hürmüz’ü açmak için şartlarında ısrarcı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İran, bugün (Pazar) Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri “yasa dışı güzergâhları kullanmaları” halinde uyardı. Tahran, ABD ile yaşanan çatışmanın tek çözümünün diplomasi olduğunu vurguladı. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın boğazı yeniden açmayı ve çatışmayı sona erdirmeyi öngören önerisini reddetmesinden bir gün sonra geldi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Şartlarımız açık. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik atılacak herhangi bir adım bu şartların yerine getirilmesine bağlı” dedi. Arakçi, “Onları bu çıkmazdan çıkarabilecek tek yol müzakere yoludur” ifadelerini kullandı.

Trump ise İran’ın “ekonomisi can çekiştiği” için Hürmüz Boğazı’nı açmak istediğini belirterek ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu söyledi. Trump, “İran anlaşma istiyor, ben de anlaşma istiyorum ancak öneri kabul edilemez” dedi.

İran’ın boğazın yönetimi için oluşturduğu makam da gemileri bölgede “yasa dışı güzergâhları” kullanmaları halinde doğabilecek sonuçlar konusunda uyardı.

İran makamı, bu tür güzergâhların kullanılmasının “gemi, gemi sahibi, kaptan ve mürettebat açısından mali kayıplar ve can kaybı riskleri doğuracağını ve geminin gelecekte Hürmüz Boğazı’ndan geçişini ciddi şekilde kısıtlayacağını” bildirdi.