Avrupa, kadın cinayetleri ile gündemde

Avrupa, kadın cinayetleri ile gündemde
TT

Avrupa, kadın cinayetleri ile gündemde

Avrupa, kadın cinayetleri ile gündemde

Dünya genelinde 2019 yılında kadına yönelik şiddet tırmanış gösterirken, Fransa’da 2019 kadınlar için kara yılı oldu. Polonya’da yılda 65 binden fazla kadın şiddete uğrarken, Romanya, Avrupa’da en fazla kadın cinayetinin işlendiği ülke olarak kayıtlara geçti.
Türkiye’de 2019 yılında yaşanan kadın cinayetleri geniş yankı uyandırırken, Avrupa ülkelerindeki kadın cinayetleri de uluslararası gündemin en önemli konuları arasında yer aldı. Avrupa ülkelerinde kadın cinayetleri önceki yıllara göre büyük oranda artış gösterdi.
Fransa'da kadın cinayetlerinin çoğaldığı 2019 yılında 149 kadın eşi veya sevgilisi tarafından öldürüldü. Kadın hakları derneklerinin verilerine göre, 2018 yılına göre kadın cinayeti sayısının 29 vaka arttığı 2019, kadınların kara yılı oldu. Hükümetin halkın tepkisine cevaben kadın cinayetlerine karşı çare bulmayı amaçlayan birçok toplantı düzenlemesi, kadınlar için özel şiddet hattı açması ve polislerin kadına şiddet konusunda bilinçlendirilmesi gibi uygulamaların yapıldığı 2019 yılında kadın hakları dernekleri ve vatandaşlar daha başarılı çözüm talebinde bulundu.
Her 3 günde 1 kadının öldürüldüğü Fransa'da, mağdurlar farklı sosyal kesimlerden 15 ile 92 yaş aralığında bulunuyor. Cinayetlerden sonra katil olan eşlerin yüzde 32.8'i intihar ederken, kurbanların yüzde 49.1'inin daha önce şiddet görmesine rağmen herhangi bir şikayette bulunmadığı ifade ediliyor. Her 3 günde 1 kadın cinayetinin işlendiği Fransa'da kurbanların yüzde 22.4'ünün 30-39 yaş, yüzde 17.2'sinin 40-49 yaş, yüzde 15.5'inin 20-29 yaş aralığında olduğu belirlendi.
Fransa’da İspanya ve İtalya’dan daha fazla kadın cinayeti işlendiği ve bu konuda Avrupa’da ilk sıralarda yer alan Almanya’ya yaklaştığı öğrenildi.
Almanya'da 114 bin kadın fiziki şiddete maruz kaldı
Almanya Federal Aile Bakanı Franziska Giffey, Almanya'da 2018 yılında 114 bin 393 kadının fiziki şiddete maruz kaldığını ve ülke genelinde işlenen 386 cinayetin 122'sinin kadın cinayeti olduğunu açıkladı. Kadın cinayetlerinde bir önceki yıla oranla küçük bir azalma olmasına rağmen şiddete uğrayan kadınların sayısında artış gözlendiğini bildiren Bakan Giffey, eşleri tarafından fiziki şiddet uygulananların arasında 26 bin erkek olduğunu aktardı. Bakan Giffey, şiddete uğrayanların yalnızca yüzde 20'sinin yardım talebinde bulunduğunu tahmin ettiklerini, bu nedenle şiddet mağdurlarının sayısının istatistiklerde belirtilenden çok daha yüksek olduğunu varsaydıklarını ifade etti.
Almanya’da 2019 yılı kadın cinayeti verileri henüz açıklanmazken 2015 yılında 135, 2016 yılında 155 kadın öldürüldü. 2017 yılında 147, 2018 yılında ise 122 kadın cinayeti işlendi.
Öte yandan Almanya'da geçen yıl 136 çocuk uğradığı şiddet sonucu yaşamını yitirdi. Şiddet kurbanı çocukların neredeyse yüzde 80'inin 6 yaşından küçük olduğu öğrenildi. Cinsel şiddete uğrayan çocukların sayısı ise yaklaşık 14 bin olarak kaydedildi.
Polonya’da yılda 65 binden fazla kadın şiddete uğruyor
Dini, dili, coğrafyası olmayan kadına şiddet olgusu Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de yakıcı sorun olmaya devam ediyor. Polonya'da yılda 65 bin kadın şiddete uğrarken, 400'den fazla kadın ise eşleri ya da partnerleri tarafından öldürülüyor. Litvanya'da yılda 30 bin kadın şiddete maruz kalırken, Belaruslu kadınlarınsa yüzde 77'si hayatlarında en az bir kere şiddet görüyor. Belaruslu her 6 kadından biri ise cinsel şiddet kurbanı.
Yapılan araştırmalar, kadına şiddet olgusunun Avrupa kıtası için yakıcı sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor. Fransa, Almanya, İngiltere gibi Batı Avrupa ülkeleri kadına yönelik şiddette başı çekerken, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de durum pek iç açıcı görünmüyor. Polonya'daki Kadın Hakları Merkezi'nin (Centrum Praw Kobiet) verilerine göre ülkede her yıl 400 ile 500 arasında kadın ya eşleri tarafından öldürülüyor ya aile içinde gördüğü şiddet neticesinde hayatını kaybediyor ya da intihara sürükleniyor.
Polonyalı kadınların yüzde 20'si tecavüz kurbanı
Polonya Emniyet Müdürlüğü 2019 yılında 65 bin 195 kadının aile içinde şiddete uğradıkları gerekçesiyle kolluk güçlerine başvurduklarını belirtirken, Eşitlik ve Özgürlük Vakfı STER ise Polonyalı kadınların yüzde 20'sinin tecavüz kurbanı olduğunu söylüyor. Şiddete ilişkin gerçek rakamları tam olarak bilmenin çok güç olduğunun altını çizen Polonya'daki sivil toplum örgütleri şiddetin mağduru kadınların bir kısmının utandıkları için yetkili mercilere başvurmaktan kaçındığını, bir kısmının ise partnerlerini sevdiği ve durumun düzeleceğini umdukları için başvuruda bulunmadıklarını aktarıyor.
Kadına yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet rakamları Polonya'ya komşu ülkelerde daha da kötüleşiyor. Yapılan anketlerde Çekya'da kadınların yüzde 34'ünün cinsel, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirtirken, Slovakyalı kadınlar içinse bu oran yüzde 36. Yine Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı tarafından 2014 yılında gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre Macaristan'da kadınların yüzde 27'si, Letonya'da ise yüzde 34'ü cinsel, psikolojik ve fiziksel şiddete uğruyor.
Her 6 Belaruslu kadından biri cinsel şiddete maruz kalıyor
Yapılan araştırmalar Belarus'ta ise kadınların yüzde 77'sinin hayatlarında en az bir kez şiddete uğradıklarını ortaya koyuyor. Her 6 Belaruslu kadından birinin cinsel şiddete maruz kaldığı ülkede, her evli 3 kadından biri eşi tarafından sistematik olarak şiddete maruz bırakılıyor.
Litvanya'da ise yılda 30 bin kadın şiddet mağduru oldukları gerekçesiyle kolluk kuvvetlerine başvuruda bulunuyor. Yaklaşık 2 milyon 800 bin nüfusa sahip ülkede son 5 yılda 42 kadının eşleri ya da partnerleri tarafından öldürüldüğü belirtilirken, İnsan Hakları İzleme Örgütü Litvanya'da ekonomik ve cinsel şiddete nazaran kadınlara yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin yaygın olduğunu aktarıyor.
Romanya, Avrupa’da en fazla kadın cinayetinin işlendiği ülke
Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat'ın verilerine göre, 84 kadın cinayetiyle Romanya milyon kişi başına düşen kadın cinayeti sayısında 4.3‘lük oranla Avrupa'nın en fazla kadın cinayeti işlenen ülkesi oldu. Romanya Ulusal Sağlık Değerlendirme ve Tanıtım Merkezi'nin (Centrul Naıonal DE Evaluare Şı Promovare A Strıı De Sntate) polis kaynaklarından derlediği verilere göre, ülkede 2018 yılında 18 bin kadın aile içi şiddete maruz kalırken, 2017 yılında meydana gelen 20 bin 531 aile içi şiddet vakasında da 46 kadın öldürüldü. 2016 yılında şiddet kurbanı kadınların sayısı 57 oldu.
Saldırganlar kadınların mevcut ya da eski eşleri
Söz konusu aile içi şiddet vakalarında saldırganların yüzde 92'sini mevcut ya da eski eş olmak kaydıyla erkekler oluştururken, mağdurların yüzde 76'sı kadınlardan, yüzde 4'ü de çocuklardan oluşuyor. Aile içi şiddete ilişkin kayıtların 2014 yılından itibaren tutulmaya başlandığı Romanya'da aile ve akrabalar dışında üçüncü kişilerce kadına uygulanan şiddete ilişkin net bir veri ise bulunmuyor.
Belçika’da kadın cinayetleri 2019’da azalsa da devam etti
Belçika’da 2019 yılında 20’den fazla kadın sadece kadın olduğu gerekçesiyle cinayete kurban gitti. İşlenen cinayetlerin faillerinin büyük bölümünün, hayatını kaybeden kadınların eşleri ya da birlikte yaşadığı kişiler olduğu kayıtlara geçti. Bu rakam 2017’den beri 100’ü aşmış durumda. Sadece 2018 yılında 37 kadın cinayetinin işlendiği Belçika’da, mağdur kadınlar polise şikâyette bulunmasına rağmen “yeterince kanıt ve tehlike olmadığı” gerekçesiyle umdukları korumayı alamadılar. Son yıllarda “yaklaşmama kararı” artmasına ve elektronik bilezik uygulamasına rağmen kadın cinayetleri önlenemiyor.
Kadın cinayetlerinin başında anlaşmazlıklar geliyor
Kadın cinayetlerinin ana sebeplerinin başında aile içi anlaşmazlıklar geliyor. Ekonomik sıkıntılar ve işsizlik kadar alkol ve uyuşturucu kullanımı da cinayetlerin sebepleri arasında yer alıyor. Kayıtlara göre, bazı cinayetler cinsel isteklerine cevap alamayan erkeklerin şiddete başvurmasına bağlı olarak kazara da olsa ortaya çıkabiliyor. Bunun dışında akıl sağlığı yerinde olmayanların işlediği cinayetler de rakamlar içinde önemli bir yer tutuyor. Bu nedene bağlı cinayetlerin hemen hemen tamamında cinayeti işleyen kişi arkasından intihar etmeyi seçiyor.
Uluslararası Af Örgütü raporlarına göre, Belçika’da her yıl 45 bin kadına yönelik şiddete bağlı şikâyet dosyası açılıyor. Bu şiddet olaylarının 25 bini aile içi şiddet olarak gerçekleşiyor. İstanbul Konvansiyonu’nu 2016 yılında kabul eden Belçika’da aradan geçen 3 yılın ardından konvansiyona uyulmadığı eleştirileri yapılıyor. Bu duruma sebep olarak ise Belçika'da devletin somut bir hareket planı hazırlamamış olması ve yeterli bütçeyi henüz ayırmamış olması şeklinde açıklanıyor. Belçika’da sivil toplum kuruluşlarının mütevazı bütçeleri ile yürüttükleri “kadın cinayetlerinin önlenmesi” çabaları henüz politik karar alıcılar düzeyinde yeterince dikkate alınmıyor. Medya ve halk nezdinde daha fazla dillendirilen kadın cinayetleri, kanun yapıcıların henüz öncelikleri arasında görünmüyor.
İngiltere’de son 5 yılın en yüksek rakamı
İngiltere son yıllardaki en yüksek kadın cinayetleri sayısında rekor bir rakama ulaştı. 111 kadın cinayetinin işlendiği İngiltere’de her geçen gün artan rakamlar ve yaşanan olaylar başta kadınlar olmak üzere birçok kişiyi olumsuz yönde etkiliyor. Merkezi Londra'da olan Kadınların Ve Kız Çocuklarının Sesi Platfromu’nun yaptığı açıklamaya göre, 2019 yılında İngiltere genelinde 111 kadın öldürüldü. Resmi olmayan verilerde, ise ülkede işlenen kadın cinayetinin 150 olduğu ifade ediliyor.
2019 yılında öldürülen kadınların bir çoğu eski sevgilileri veya eşleri tarafından öldürülürken, bir çoğunun ise tecavüz sonrası öldürüldüğü resmi olmayan verilere dayanarak açıklandı. İngiltere’nin bir çok bölgesinde gerçekleştirilen cinayetlerden 111 tanesinin faili yakalandı. Öldürülen kadınlar 75’i boşanma sonrası barışmak istemeyen, 10’u eski sevgilileri tarafından cinayete kurban giderken, bir çoğunun ise eve giren hırsız veya torunları tarafından öldürülen kadınlar oluşturuyor.
En fazla cinayet yılbaşı günü işlendi
İngiltere genelinde kadın cinayetlerinin birçoğu 2019 yılının ilk günü olan 1 Ocak tarihinde işlendi. Kadınların çoğunun eski kocaları veya eski sevgilileri tarafından, barışma isteklerini geri çevirdikleri gerekçesiyle öldürüldüğü belirlendi. 2019'da en fazla kadın cinayetinin işlendiği bir diğer ay ise Eylül olarak kayıtlara geçerken, Aralık ayı en fazla kadın cinayetinin işlendiği aylar arasında üçüncü sırada yer aldı.
Boris Johnson söz vermişti
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, geçtiğimiz senenin Eylül ayında yaptığı açıklamada, “Aile içi geçimsizliklerin önüne geçmek için gerekli önemleri almak istiyoruz. Kraliçe’nin gerçekleştireceği açılış konuşması da bu anlamda atılacak olan adımların kanıtı olacaktır” açıklamasında bulunmuştu. Parlamentonun açılışı esnasında Kraliçe Elizabeth ise hukuksal anlamda gerekli çalışmaların yapılması için izinlerin verileceğini belirtmişti.
Her iki haftada 1 kadın öldürülüyor
Açıklanan raporlara göre yaşları 16-59 arasında değişen kadınların birçoğu aile içi şiddete maruz kalırken, toplamda 1.6 milyon kadının bu şiddeti gördüğü belirtiliyor. Aile içi şiddet gören kadınlar arasından ise her 2 haftada 1 kadın cinayeti işlenirken, cinayeti işleyenlerin eski eşleri veya sevgilileri olduğu açıklanan 2019 raporlarında yer alıyor.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct