Iraklı kadınlar sosyal kısıtlamalara meydan okuyor

13 Şubat’ta Bağdat’ın Tahrir Meydanı’nda düzenlenen kadın protestoları (AP)
13 Şubat’ta Bağdat’ın Tahrir Meydanı’nda düzenlenen kadın protestoları (AP)
TT

Iraklı kadınlar sosyal kısıtlamalara meydan okuyor

13 Şubat’ta Bağdat’ın Tahrir Meydanı’nda düzenlenen kadın protestoları (AP)
13 Şubat’ta Bağdat’ın Tahrir Meydanı’nda düzenlenen kadın protestoları (AP)

Gufran Yunus
Son yıllarda Iraklı kadınların yaşamları, ülkenin işgalinden sonra daha da kötüleşen ekonomik ve sosyal koşullar ile şiddetin ve dini partilerin hegemonyası altında şekillendi. Muhtemelen büyük bir çoğunluk Iraklı kadınların siyaset ve ülke meselelerinden bihaber olduklarını zannediyordu. Ancak Ekim protestoları seslerini duymamıza imkân tanıdı. Iraklı kadınlar protestolar aracılığıyla ülke geleceğini şekillendirmede rol almaya kararlı olduklarını vurguladı.
Irak’taki Ekim protestolarının ön saflarında erkeklerle eşit bir şekilde yer alan kadınlar, bu uğurda sözlü tacizlere maruz kaldı, kaçırıldı, tutuklandı ve hatta hayatlarını kaybetti.
Halk hareketlerine katılanlar, Ekim protestolarının asıl gücünün kadınlar olduğu noktasında hemfikir. Irak kadını, protestoların sürmesi için, yeri geldi ön saflarda mücadele etti, yeri geldi arka saflarda yemek hazırladı ve Tahrir Meydanı’nda kültürel etkinlikler düzenledi.
Tahrir Meydanı'ndaki protestolara her yaştan ve her kesimden katılan kadınların simaları artık tanıdık geliyor. Nitekim göstericiler, elbiselerini yıkayan Ümmü Selvan’ın ve büyükannesinden miras kalan bir tarifin göz yaşartıcı gazın etkisini hafifletmede etkili olduğunu keşfeden Ümmü Yusuf’un yüzlerine alıştı. Ümmü Yusuf, maya ile suyun birleşiminden oluşan karışımın göz yaşartıcı gazların etkisini hafiflettiğini keşfetti ve bir gün içinde eşinin de yardımıyla bu karışımı uyguladığı bin maske hazırladı.
Protestoları bastırma girişimlerine karşı kararlı bir duruş
Independent Arabia’dan Gufran Yunus’a hikayelerini anlatan gösterici kadınlar, Tahrir Meydanı içinde ve dışında aldığı tehditlere rağmen gösterileri desteklemekten ve protestolara katılmaya devam etmekten geri adım atmayacaklarını vurguluyorlar.
Tahrir Meydanı’ndaki göstericiler arasında yer alan Süheyla Abdulhüseyin, meydandaki rutin işlerini ‘yaralıları tedavi etmek, yemek hazırlamaya yardımcı olmak ve yemekleri Tuk Tuk araçlarıyla Sinek Köprüsü’ndeki göstericilere ulaştırmak’ şeklinde sıralıyor. Süheyla, bir keresinde Sinek Köprüsü’ndeki göstericilere yemek götürdüğü sırada çevik kuvvet ekiplerinin fırlattığı göz yaşartıcı gaz kapsülünün bedenine isabet etmesi sonucu yaralandığını belirtiyor.
Independent Arabia’ya konuşan Süheyla, “Çevik kuvvet ekipleri göstericilere yardım eden kadınları hedef alıyor. Çünkü protestoların devam etmesinde kadının rolünün farkındalar” ifadelerini kullandı.

Tahrir Meydanı'ndaki göstericiler (AP)
Süheyla, yaralanmasına rağmen bu yolu tamamlamakta kararlı olduğunu belirterek, “Kadının varlığı gençlere manevi güç veriyor çünkü burada annelerini, kız kardeşlerini görmek, onlara güven duygusu aşılıyor” dedi.
Ekim protestolarının başından bu yana meydanları terk etmeyen Nada Ali, kimliği belirsiz kişilerce kaçırılma tehdidi alması nedeniyle protestolardan iki günlüğüne uzak kaldığını ancak meydana yeniden geri döndüğünü belirtiyor. Independent Arabia’ya konuşan Nada, “Duyduğum tehditleri önemsemiyorum ve tüm bu korkuları umursamıyorum. Önemsediğim tek şey buradaki devrimcilere destek olabilmek” dedi.
İntisar Fetlavi isimli kadın gösterici, “Birbirini takip eden hükümetler Irak’a yalan vaatlerden başka bir şey sunmadı. Onların yalanlarına karşı haklarımızı savunmadan duramayız” diye konuştu.
Protestoların başında ayağından yaralandığını ve 5 gün boyunca gözaltında tutulduğunu anlatan Fetlavi, “Bu meydan benim için vatanı temsil ediyor. Haklarını geri almak için canlarını feda eden bu neslin yanında durmalıyız” dedi.
Tahrir Meydanı’nda bulunan Belkıs Nasr, tehditlerin protestolara destek vermeye devam etmesini engelleyemeyeceğini ifade etti. Nasr, “Davamız uğrunda ölümle yüz yüze geldik. Devrimin ilk gününden bu yana ümitliyiz ve bu zorlukların ve tehditlerin üstesinden geleceğiz zira biz, yozlaşmış bir sistemle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Irak’taki protestolar sırasında hayatlarını kaybeden kadın sayısına ilişkin net bir veri yok. Ancak Tahrir Meydanı’nda konuşan aktivist Cebra et-Tai, protestolarda şimdiye kadar 6 kadının yaşamını yitirdiği ve kimliği belirsiz kişilerce kaçırılan onlarca kadının akıbetinin hala bilinmediğini söyledi. Tai, Sağlık Bakanlığı’nın kadın ölümleriyle ilgili gerçekleri gizlemek amacıyla konuya dair sağlıklı veri paylaşmadığını sözlerine ekledi.
“Bu devrim siyasi elitler için sonun başlangıcı”
Basında kadınların sadece protestolarda yemek pişiren ve temizlik yapan bir rol oynadığı algısını reddeden kadın eylemciler, bu devrimin aynı zamanda toplumun kadına bakış açısını değiştirmeyi hedefleyen bir yönünün olduğunu vurguluyor.
Ranya Ali isimli kadın protestocu, “Ekim protestoları fiili olarak erkek ve kadın arasında eşitliği sağladı. Kadın artık gücü temsil ediyor. Kadın sosyal kısıtlamaları kırdı ve toplumun gerçek dönüşümüne katkıda bulundu. Gösterici kadınlar doğru gelenekleri yıkmadı bilakis yeni ve doğru anlayışların inşa edilmesine katkı sağladı” şeklinde konuştu.
Diyana Ferec ise annesiyle birlikte devrime destek vermeye devam ettiklerini söyledi. Ferec, sosyal medya sayesinde göstericilerin ihtiyaç duyduğu gıda ve temizlik malzemelerinde haberdar olduklarını ve bunları sağladıklarını ifade etti.
Hemşirelik mesleğini icra eden Benin Hişam da meydandaki bir sağlık ekibinde görev almasının yanı sıra halktan bağış toplayarak gerekli gıda malzemeleri aldığını söyledi.

Tahrir Meydanı'nda bir gösterici Irak bayrağı sallıyor (AP)
Iraklı yönetmen ve oyuncu Zehra Gandur ise bir Iraklı olarak meydanda olması gerektiğini kaydetti. Gandur, “Vazgeçip geri çekilirsem kendimi görmek istediğim gibi göremeyeceğim. Evde oturup homurdanmak vatan inşa etmek için yetmez bilakis bu meydanlar aracılığıyla taleplerini dile getirmelisin. Bu devrim, siyasi elitler için sonun başlangıcı ve 2003 sonrası siyasi elitlerin eliyle oluşturulan yolsuzluk ve ölüm düzenine meydan okuyan neslin zaferidir” diye konuştu.
Protestolarda kadın ve erkeğin bir arada olma meselesi
Sadr, geçtiğimiz hafta Twitter hesabından göstericilere hitaben açıkladığı 18 maddelik tavsiye listesinde yer verdiği “protesto meydanlarında kadın ve erkeklerin bir arada olmaması” gerektiği ifadesi kadınların itirazlarıyla karşılaştı.
Iraklı kadınlar, Sadr’ın ifadelerine tepki olarak 13 Şubat Perşembe günü Bağdat’ta protesto yürüyüşü düzenledi. Kadın göstericiler, Sadr’ı protestolardaki kadın rolünü değersizleştirmeye çalışmakla suçladı.
Gösterilere katılan İhlas Hamid, bazı siyasi çevrelerin Iraklı kadınların ahlakına dil uzatmasını şaşkınlıkla karşıladığını belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Hamid, “Dünya ülkeleri kadının rolüne övgüler dizerken, bizde ise kadınların protestolardaki aktif rolünü yok etme veya doğrudan karalama girişimleri düzenleniyor” dedi.
Danya el-Cuburi, “Protesto meydanlarına yöneltilen ahlaksızca suçlamalar, büyük devrimi parçalamak ve yok etmeye çalışan insanların dillendirdiği suçlamalardır. Biz bu suçlamalara fikirle, akılla, mantıkla ve uğrunda sokağa çıktığımız taleplerimize odaklanarak karşılık veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Muntaza Selam, Sadr’ın ‘kadın ve erkeklerin bir arada olmaması gerektiği’ çağrısını garipsediğini belirterek, “Bu hükmün uygulanması halinde o zaman üniversiteleri, otobüsleri, dini ziyaret mekânları ve parlamentoyu da kapsaması gerekir. Bunun sadece protesto meydanlarına dayatılması söz konusu değil” dedi.
Iraklı aktivist Ferah, “Iraklı kadınları gözden uzak tutmaya çalışan sesler var. Irak kadını yozlaşmış partiler nedeniyle 16 yıldır marjinalleştirildi. Haklarını talep edince de örf adetlere ve dine karşı gelmekle suçlanıyor” şeklinde konuştu.
Ferah, açıklamasının devamında, “Bu devrim birçok toplumsal anlayışı değiştirdi. Bunun en büyük kanıtı ülkenin güney kentlerinde sosyal kısıtlamaları kıran kadınlardır. Onlar şu an devrimi yönetiyorlar. Bu da kadın rolünden çekinen partilere indirilen en büyük darbe oldu” dedi.
Irak toplumu kadınıyla erkeğiyle, hep birlikte, gerçek anlamda ülkesini yeniden inşa etmek ve halkın hakkını söküp almak ve gerçek sahiplerine geri vermek için çabalıyor.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.