Avrupa’da en yüksek intihar oranı Fransa'da

Avrupa’da en yüksek intihar oranı Fransa'da
TT

Avrupa’da en yüksek intihar oranı Fransa'da

Avrupa’da en yüksek intihar oranı Fransa'da

Avrupa'da intihar oranlarının dünya ortalamasının üzerinde olduğu belirlendi. Dünya Sağlık Örgütü'nün de verilerine göre, dünya genelinde ortalama her 100 bin kişiden 10.5'i intihar ederken, Avrupa'da bu rakam 100 bin kişide 12.9’a yükseliyor. Her yıl 1 milyondan fazla insanın ölüm sebebi olan intihar vakalarının Avrupa’daki rekoru ise Fransa’da kaydedildi.
Avrupa'da intihar vak'ası sayısının dünya ortalamasının üzerinde olduğu belirlendi. Dünya genelinde yılda ortalama 800 bin kişinin intihar ettiği, her 40 saniyede bir kişinin hayatına son verdiği saptanırken, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) geçtiğimiz Eylül ayında yayınladığı rapor da Avrupa'daki yüksek intihar oranlarını teyit etti. Buna göre, her 100 bin Avrupalıdan 12.9'u intihar ederken, dünya genelinde bu sayı 10.5.
Avrupa kıt'asında yüksek intihar oranları yine 100 bin kişiye 25 intihar vak'asıyla Litvanya'da görülürken, Litvanya'yı 17 kişiyle Letonya, 14 kişiyle Slovenya ve Estonya takip ediyor. Litvanya'daki intiharlar daha çok kırsal bölgelerde görülürken, uzmanlar bu durumu devlet üretme çiftliklerinin kapanmasıyla işsizliğin arttığı bu bölgelerdeki eğitimsiz, mesleki becerisi olmayan ve çoğunluğu ileri yaşta olan kişilerin ortaya çıkan yeni gerçekliğe ayak uyduramamasıyla açıklıyor.
İntihar rekoru Fransa’da
En çok orta yaşlı işsiz kadınlarda görülen intihar sayısının 2030 yılına kadar dünya çapında iki katına çıkacağı ve ölümlerin 12. sebebi olacağı öngörülüyor. Her yıl 1 milyondan fazla insanın ölüm sebebi olan intihar vak'alarının Avrupa’daki rekoru Fransa’da. Her yıl yaklaşık 9 bin kişinin intihar ettiği Fransa’da bu sayının azalması için yetkililer çalışmalar yürütüyor.
Avrupa’da en çok intihar vakasının görüldüğü ülkenin Fransa olduğunu açıklayan Fransa Kamu Sağlığı Ajansı, ülke çapında intihar sayısını azaltmaya yönelik yeni politikalar uygulanacağını duyurdu. En fazla risk altında evli ve işsiz orta yaşlı kadınların olduğunu açıklayan ajans, ayrıca intiharların yüzde 40’ının akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerce gerçekleştirildiğini ve genelde intihar kararının travmatik bir olay sonrası alındığını açıkladı. Avrupa birincisi olan Fransa’dan sonra en çok intihar yaşanan Avrupa ülkelerinin doğu Avrupa ülkeleri, Finlandiya ve Belçika olduğu bildirildi. 25 bin 319 Fransız üzerinden yapılan araştırmalara göre, 2017 yılında 18-75 yaş arası kişilerin yüzde 4.7’sinin intiharı düşündüğü ortaya çıktı.
İntiharların bulaşıcı bir psikolojik etkisi olduğunu savunan Psikiyatri Uzmanı Pierre Thomas, “İntihar eden bir kişi çevresindeki 20’den fazla kişiyi etkiliyor. İntihar fikrini yayıyor” dedi ve intihar haberinin başkalarını da intihara yönelttiğin açıkladı.
100 bin intihar girişimi
Fransa’da 2008 ile 2017 arası 100 bin kişinin intihar teşebbüsü ile hastaneye kaldırıldığı, çoğunluğun ilaç alarak ölmeyi denediği öğrenildi. Fransa’nın intihardan en çok etkilenen 3 bölgesinin Bretagne, Normandie ve Hauts-de-France olan soğuk bölgeleri olduğu ve buralarda ülke yüzdesinden daha fazla intihar yaşandığı bildirildi. En çok intihar teşebbüsünde bulunanların 15-19 yaş arası genç kızlar ve 50 yaşını geçen erkeklerin olduğunu açıklayan sağlık ajansı ekonomik durumun kötüleşmesi ile intihar teşebbüslerinin arttığını açıkladı.
Öte yandan her yıl teşebbüs edenlerin yüzde 10’unun tekrar intihar etmeyi denediği, kadınların erkeklerden daha fazla teşebbüste bulunduğu fakat erkeklerin daha fazla intihar etmeyi başardığı öğrenildi.
Çocuk ve genç intiharları da yüksek
Slovenya ve Estonya'yı ise her 100 bin kişiden 13'ünün intihar ettiği Finlandiya, Macaristan, Moldovya ve Polonya takip ediyor. Polonya İntihar Araştırmaları Derneği'ne göre, ülkede her gün 15 kişi intihar ederken, bunların 12'sini erkekler oluşturuyor. Yapılan araştırmalar da gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde erkeklerin kadınlara kıyasla 3 kat daha fazla oranda intihar ettiğini ortaya koyarken, bu rakam Avrupa'daki intihar vakalarınınsa yüzde 77'sine tekabül ediyor. Polonya, çocuk ve genç intiharlarında ise Avrupa'da başı çeken ülkeler arasında bulunuyor. Polonya Emniyet Müdürlüğü verilerine göre, 2019 yılında ülkede 7-24 yaş arası 458 çocuk ve genç intihar sonucu hayatını kaybederken, uzmanlar ülkede çocukluk depresyonu eğiliminin artış görüldüğü uyarısında bulunuyor.
Rusya, Belarus ve Ukrayna'da da intihar rakamları dikkat çekiyor
Polonya'nın komşusu Doğu Avrupa ülkelerinde de intihar oranlarının oldukça yüksek olduğu gözlemleniyor. Rusya'da her 100 bin kişiden 26'sı intihar yoluyla hayatına son verirken, Belarus'ta bu rakam 21, Ukrayna'da ise 18. Alkol bağımlılığı, stresle başa çıkamama, maddi problemler, kronik hastalıklar, sistematik şekilde şiddete, eziyete maruz kalmak gibi etkenlerin intihar davranışıyla güçlü şekilde ilişkili olduğunu ifade eden uzmanlar, 2010-2016 yılları arasında intihar vak'alarının dünya çapında yüzde 10 oranında azaldığını ancak halen önemli ölçüde iyileştirmeye ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Belçika intiharda Avrupa’da beşinci sırada
Belçika, Avrupa’da kaydedilen intihar vak'aları noktasında resmi verilere göre beşinci sırada yer alıyor. En son 2016 yılında güncellenmiş resmi kayıtlara göre, yılda 2 bin kişinin kendi hayatına son verdiği bildiriliyor. Son yıllarda intihar olaylarına karşı “herkes engel olabilir” temalı kampanyalarla engellenmeye çalışılan intihar olaylarında günde 6 kişinin intihar ettiği belirtiliyor.
Belçika İntihar Önleme Merkezi verilerine göre, geçmiş yıllarda altıncı sırada bulunan Belçika; Litvanya, Letonya, Slovenya ve Macaristan’ın ardından beşinci sırada yer aldı. Resmi kayıtlı vak'alardan çok daha fazla intihar olayının bulunduğu ancak bunların büyük bölümünün ölüm beyanına yansımadığı belirtilen Belçika’da intihar oranı her 100 bin kişide 17.11 olarak ortaya çıkıyor.
Resmi verilere bilinçli yapılan trafik kazaları gibi çoğu vak'a kaydedilmediği Belçika’da kendi hayatına son verme anlamına gelen ve tartışmalara neden olan ötenazi oranları yansıtılmıyor. Aile hekimleri tarafından ölüm nedeni tespitlerinde ya da aileler tarafından yapılan ölüm beyanlarında toplumsal olarak hoş görülmeyen intiharın ölüm nedeni olarak kaydettirilmemesi sonucu resmi oranların gerçeği yansıtmadığı ifade ediliyor.
Yükselen intihar olaylarının ana sebepleri arasında akıl hastalıkları, ekonomik nedenler ve son yıllarda siber taciz vak'alarının yer aldığı belirtiliyor. Özellikle 2016 yılından beri intihar olaylarına karşı toplumsal bilinçlendirme ve uzman yardım mekanizmaları kurulmuştu. Belçika’da yabancı kökenlilerde de intihar vak'alarına yüksek oranda rastlanıyor. Belçika’nın Gent şehrinde özellikle 2019 yılında Türk kökenliler arasında yaşanan intihar olayları kumar alışkanlığına bağlı aile sorunlarının sonucu olarak ön plana çıktı.
İngiltere’de yılda 6 bin 507 intihar
İngiltere'deki intihar oranı ise 2002'den bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Ulusal İstatistik Ofisi'ne göre 2018 Nisan-2019 Nisan tarihleri arasında, Birleşik Krallık'ta toplamda 6 bin 507 intihar kaydedildi. İntihar edenler her 100 bin kişide 11.2 olurken, bu sayı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 11.8 artış gösterdi. Erkekler, İntihar edenlerin dörtte üçünü oluşturuyor. Elde edilen verilerde 10 ila 24 yaş arasındaki gençlerin intihar oranlarında artış görülmesi ile ilgili özel endişeler ortaya çıktı. Bu yaş grubunun intihar ortalaması son 19 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, genç kadınların oranı tüm zamanların en yüksek seviyesinde olduğu kaydedildi.
İngiltere ve İrlanda'da intihar riski altında olan kişilere duygusal destek sağlamayı amaçlayan kayıtlı yardım kuruluşu Samaritans'ın CEO'su Ruth Sutherland, “Beş yıl içinde ilk kez, İngiltere'deki intihar oranının 2017'ye göre 686 ölümle artması son derece endişe vericidir. Bu ölümlerin her biri aileleri, arkadaşları ve toplulukları mahveden bir trajedi. Toplam artış sadece bu yıl görülmüş olsa da bunun daha uzun vadeli bir eğilimin başlangıcı olmadığını umuyoruz” ifadelerini kullandı. İntihar vakalarında kaydedilen artışın nedenin araştırılması gerektiğini vurgulayan Sutherland, “İntiharın kaçınılmaz olmadığını biliyoruz; önlenebilir ve intiharı önlemek için cesaret verici adımlar atıldı. Ancak intihara ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak bakmamız gerekiyor” açıklamasını yaptı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.