Pentagon'un Irak'a gönderdiği 'gizli' mektup ortaya çıktı: Ülkenize Patriot sistemi kuralım

(Reuters)
(Reuters)
TT

Pentagon'un Irak'a gönderdiği 'gizli' mektup ortaya çıktı: Ülkenize Patriot sistemi kuralım

(Reuters)
(Reuters)

ABD Savunma Bakanı Esper’in eski Irak Başbakanı Abdulmehdi’ye gönderdiği mektupta ülkede ‘Patriot Savunma Sistemi’ kurulması yönünde talepte bulunduğu ortaya çıktı. Eski Başbakan Abdulmehdi'nin ‘Gizil’ ibareli mektubunda ABD'nin talebine verdiği cevap var.
İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Irak Parlamentosu aldığı kararla ABD askerlerinin Irak’tan çıkmasını istemişti.
Gerek ABD üslerine yapılan saldırılar gerekse de diğer ilişkilerle ilgili olarak ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in Irak Başbakanı'na yazdığı mektupta savunma sisteminin kurulması noktasında isteklerde bulunduğu ortaya çıktı.
Irak'ın eski Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin ofisinden sızdırılan mektuba göre Esper, Amerikan askerlerinin bulunduğu Ayn el-Esad ve Erbil askeri üslerine yönelik İran saldırılarının ardından Irak hükümetinden bu üslere "Patriot Savunma Sistemi" kurulması için istekte bulundu. Esper’in Irak hava savunma sistemini yetersiz bulduğu ifade edildi.
Independent Arabia'nın haberine göre Esper’in mektubuna cevaben yazılan mektupta Abdulmehdi, bu konunun detaylarını, Irak’taki yansımalarını ve nasıl bir sonuç yaratacağı konusunda açıklama istedi.
Mektupta Abdulmehdi, Patriot sisteminin kurulması talebini incelediklerini, bu konuda ABD tarafı ile ortak toplantı gerçekleştirdiklerini yazdı.
Patriot sisteminin "IŞİD’e mi yoksa İsrail saldırılarına karşı mı” kullanılacağını soran Abdulmehdi, Irak Parlamentosu’nun ABD askerlerinin ülkeden çıkarılmasını öngören tasarıyı onayladığını hatırlatarak "Patriot Füzeleri Savunma Sistemleri’nin getirilmesi, mevcut güçlerin sayılarının kademeli olarak azalması anlamına gelmeyecek" dedi.
Adil Abdulmehdi’nin Mark Esper’e yazdığı söz konusu mektup şöyle:

Irak Cumhuriyeti Başbakanı Adil Abdulmehdi
Çok gizl
Sayın ABD Savunma Bakanı Mark Esper
Selam üzerinize olsun
31 Ocak 2020 tarihli mektubunuz, 2 Şubat 2020’de öğleden sonra elimize ulaştı. Bunun için teşekkürlerimizi sunuyoruz. İlgili açıklama aşağıdadır:
1 - İkili ilişkilerimizin önemi ve bu ilişkilerin başta IŞİD ile mücadele olmak üzere tüm alanlarda derinleştirilmesi gerektiği konusunda size tamamen katılıyorum. Irak’ın, bölgenin ve dünyanın geleceğini önemsiyoruz. Bu ilişkileri geliştiriyor ve tüm alanlarda daha da ilerletmeye çalışıyoruz. Bu konuda son derece ciddiyiz.

2 - Daha önceki bir talepte, acil olarak bir dizi hasarlı aracın tazminatının yanı sıra bazı giriş olanaklarının kolaylaştırılması ve Ayn el-Esed ve Erbil üslerine hava savunma sistemlerinin konuşlandırılmasını istediniz. Ayrıca, Irak hava savunma sisteminin yetersiz olduğunu belirttiğiniz için, ilk iki talebe hızlı bir şekilde cevap verdik. Şimdi Patriot Savunma Sistemi ile ilgili talebi inceliyoruz. Irak Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Fuad Hüseyin’in başkanlığında bu durumun takibi için bir komisyon kurduk. Dün sabah ABD tarafı ile ortak bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantının notlarından bazılarını görmeme rağmen henüz resmi oturum tutanaklarını almadım. Burada Patriot Savunma Sistemi incelemesinin önemiyle ilgili görüşümü açıklamama izin verin.

Burada birkaç sorumuz olacak; Bu sistem, kendi temsilcileriniz tarafından bize verilen bilgilere göre tekrarlanan İsrail saldırılarına mı, IŞİD'e mı yoksa bir başka ülkeye mi karşı kullanılacak? Bununla birlikte hükümet ve Temsilciler Meclisi tarafından ABD güçlerinin ülkeden çıkarılmasını öngören yasa onaylandı. Patriot Füzeleri Savunma Sistemleri’nin getirilmesi, mevcut güçlerin sayılarının kademeli olarak azalması anlamına gelmeyecek, daha ziyade aksi bir durum olarak yorumlanacaktır. Bu da mevcut durumların ötesinde karmaşaya ve kartların ABD, Irak ve bölgenin çıkarlarına karşı yeniden karılmasına neden olacaktır.

4 - Bu konuda bizim için büyük bir belirsizlik söz konusu. Bu yüzden size önerimiz şöyle:
                A - Uygun kararın alınması ve onaylanmak üzere meclise gönderilmesi için yeni kabinenin tamamlanmasını bekleyin.
                B - Tüm bölge ve askeri üsler için entegre bir savunma sistemi oluşturmak amacıyla sizden teknik yardım alarak sistemin, Irak'ın çıkarlarını sağlayıp sağlayamayacağının anlaşılması için gerekli çalışmaların yapılmasını bekleyin. Böylece, Irak hava savunmasının yetersiz olduğunu düşündüğünüz boşluğu kapatabilirsiniz. Bununla birlikte Irak Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Irak Hava Sahası'nın korunması için bu tür sistemlere sahip ülkelerle müzakere etme konusunda daha önce aldığı bir karar var.
                C - Aramızda Irak’ta sizin ve bizim güvenliğimizin sağlanması amacıyla yapılmış bir anlaşma var. Bu anlaşmada askeri ve güvenlik boyuttan önce siyasi bir denklem söz konusu. Bu siyasi denklem, özellikle 2011’den 2019 yılına kadar daha önce olanların aksine ülkedeki güvenliğin tesis edilmesini ve ABD güçlerinin kayıplarının en aza indirilmesini güvence altına almaktadır. Eksen politikasını reddeden Irak’ın sizinle, İran’la, bölgedeki ve dünyadaki diğer ülkelerle olan mükemmel ilişkilerini kullanarak ortamı sakinleştirme rolüne güvenin. Irak’ın bu rolü üstlenmesi, müzakere yolunun açılması ve tansiyonun düşürülmesi için iyi bir fırsattır. Diğerlerinin gerginlik olarak gördüğü önlemler, onlarında bu önlemlere karşı tedbirler almasına neden olabilir. Bu da herkesin bedel ödeyeceği savaşlar zincirine doğru gitmemiz anlamına gelir. ABD, İran ve diğer komşu ülkelerin Irak’taki gelişmelere hassas derecede anlayış göstermeleri, Irak’ın savaş ve çatışma sahası değil, barış içinde yaşanabilir bir yer olması için hükümete ve halkına destek vermeleri bizim için son derece önemlidir.
Sayın Bakan, diyaloga ve herkesin çıkarına olacak şekilde bu sorunları işbirliği ile çözmeye yardımcı olacak öneri ve görüşlere açığız.  Herkesin güvenliğini garanti altına almayı istediğimize emin olabilirsiniz. Ortak çıkarlarımız adına en iyi çözümlere ulaşmak için tüm bu konuları hükümeti kurmakla görevli Başbakanla (Muhammed Allavi) istişare edeceğim.
Saygılarımla

Irak Parlamentosu, İranlı komutan Kasım Süleymani’nin 3 Ocak’ta ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak Parlamentosu, ülkedeki Amerikan askerlerinin çıkarılmasını öngören tasarıyı onaylamıştı.
Süleymani’nin öldürülmesinin ardından İran’dan Irak’taki ABD üslerine yapılan saldırıda birçok Amerikan askeri yaralanmıştı.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.