​Irak’ta nefesler tutuldu: Parlamento oturumunda Allavi kabinesi güvenoyu alabilecek mi?

Muhammed Tevfik Allavi (Fotoğraf: Şarkul Avsat)
Muhammed Tevfik Allavi (Fotoğraf: Şarkul Avsat)
TT

​Irak’ta nefesler tutuldu: Parlamento oturumunda Allavi kabinesi güvenoyu alabilecek mi?

Muhammed Tevfik Allavi (Fotoğraf: Şarkul Avsat)
Muhammed Tevfik Allavi (Fotoğraf: Şarkul Avsat)

Irak’ta siyasi partiler ve protestocu grupların yolları, genel planda ülkenin geleceği özel planda ise yarın hükümet kabinesinin oylanacağı parlamento oturumunda kesişiyor. İki tarafın da pozisyonunda ısrarcı olması halinde ülkenin krizden çıkmasının zorlaşması öngörülüyor.
Irak’ta siyasi partiler sahip oldukları bakanlık kotalarını yeni hükümette de sürdürme çabası verirken, meydandaki göstericiler son günlerde sosyal medya hesapları üzerinden düzenledikleri kampanyalarda Muhammed Tevfik Allavi’nin oluşturduğu hükümet kabinesinin yarın parlamento oturumunda geçmesi halinde gerginliği tırmandırıcı eylemler düzenleyecekleri uyarısında bulunuyor.
Göstericiler aynı zamanda siyasetçilerin halk hareketinden faydalanma girişimlerini püskürtüyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde Sünni Güçler Birliği Koalisyonu Milletvekili Muhammed el-Kerbuli’nin Twitter hesabından paylaştığı mesaj göstericiler tarafından büyük tepkiyle karşılandı.
Kerbuli, mesajında, “Allavi kabinesinin geçmesini reddetme konusunda koalisyonumuz halkın ve göstericilerin taleplerinin tarafında yer alıyor” ifadesini kullanmıştı.
Göstericiler Kerbuli’nin mesajını, ‘yeni hükümette makam elde etmek için meydanın taleplerini yönetime karşı şantaj aracı olarak kullanma çabası’ şeklinde yorumladı. Gözlemciler de Sünni Güçler Birliği Koalisyonu’nun son günlerde hükümet kabinesinde koltuk kapmak için yürüttüğü görüşmelere dikkati çekerek, koalisyonun, aylardır şiddet, korku ve baskı politikalarına maruz kalan göstericileri savunma noktasında ses çıkarmadığını ancak yeni hükümette kotaları tehlikeye girince bu tür söylemlere başvurdukları değerlendirmesinde bulunuyor.
Göstericiler aynı şekilde Güçler Birliği Koalisyonu lideri ve Irak Parlamentosu Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin kabineye güvenoyu verilmesi için yarın düzenlenmesi beklenen parlamento oturumunu itiraz ettiği açıklamayı kabul etmediklerini vurguluyor. Halbusi, söz konusu mesajında, “Irak’ta geçtiğimiz aylarda çok kan döküldü. Siyasi partilerin göstericilerin taleplerini kabul edecek net bir vizyon ile çıkmak için açık bir pozisyon benimsemeleri gerekiyor” dedi. Halbusi’nin mesajını da aynı çerçevede değerlendiren göstericiler, Halbusi’nin göstericilerin taleplerini destekleme kılıfı altında Sünni liderler arasında öne çıkmaya çalışma ve yeni kabinede ‘Sünni bileşenine ait’ kotayı (payı-hisseyi) alabilmek adına bu tür ifadeler kullandığı görüşünde.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr ise Twitter hesabından dün paylaştığı mesajında Allavi kabinesinin parlamentodan geçmemesi halinde başkent Bağdat'taki Yeşil Bölge çevresinde ‘milyonluk gösteri’ düzenleyecekleri uyarısında bulundu.
Sadr, Twitter hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, “Biz, mazlum Irak halkının fertleri olarak herhangi bir siyasi parti kotasının bulunmadığı yeni kabinenin meclisten geçmesi için düzenlenecek olağanüstü oturumu bekliyoruz. Kabinenin ilk görevi, erken seçimler için zaman ve uygun ortam hazırlamaktır. Kabinenin görevi ayrıca yolsuzluk yapanlardan ve barışçıl göstericilerin katillerinden hesap sormak, barışçıl devrimcileri korumak ve Irak’ın egemenliği için çalışmaktır” ifadelerini kullandı.
Sadr, mesajın devamında, parlamento oturumunun bu hafta içinde düzenlenmemesi veya düzenlenip de kabinenin güvenoyu almaması durumunda, Bağdat'ta hükümet binaları ve yabancı misyon temsilciliklerinin bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge çevresinde milyonluk gösteri düzenleyeceklerini belirtti.
Bağdat’taki gösterilerin merkezi Tahrir Meydanı’nda protestolara katılan Muhammed el-Ezirvaci, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Meydanlar Allavi kabinesini geçmesini tamamen reddediyor. Bu sebeple biz de buna yanıt vermek için Salı gününe (güvenoyu oylamasından bir gün sonra) hazırlık yapıyoruz” dedi.
Ezirvaci, “Tahrir Meydanı ve diğer protesto meydanları, Allavi kabinesinin geçmesi için baskı yapmak isteyen Sadr’ın milyonluk gösteri çağrısıyla ilgilenmiyor. Biz, bu kabinenin geçmesini kesinlikle reddediyoruz. Yönetim ve başındaki partiler halen kendi kriterleri ve çıkarlarına uygun bir başbakan adayı ile gelmeye devam ediyor, bunlar göstericilerin taleplerini önemsemiyor. Ancak göstericiler partilerle bağlantısı olmayan ve ulusal bir kişi dışında hiç kimseyi kabul etmeyecek” diye konuştu.
Ezircavi, gösteriler için neden ayın 25 Şubat’ın seçildiği sorusuna, “Bu tarih aynı zamanda Nuri el-Maliki hükümetine karşı 25 Şubat 2011 tarihinde çıkan protestolara göndermedir. Şu an devam eden protestolar da 25 Ekim’de başladı ve bu tarih aynı zamanda parlamentoda yapılacak güvenoyu oylamasından bir sonraki güne denk geliyor” diye yanıt verdi.
Irak’ın güneyindeki Vasıt kentinden avukat ve aktivist Seccad Salim, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, göstericilerin Sadr’ın çağrısıyla ilgilenmediğini söyledi.
Salim, “Düzenlemeleri halinde Sadr destekçileriyle onların protestolarına katılmayacağız. Onlar, Allavi kabinesinin geçmesini isterken biz bunu reddediyor. Gösterici gruplar, son günlerde bütün meydanlarla koordinasyon içerisinde gerginliği tırmandırmak ve böylece yönetime baskı uygulamak için çabalıyor” ifadelerini kıllandı.
Nasıriye kentindeki aktivistler daha önce sosyal medya üzerinden aktivistlerden Ala er-Rukkabi’nin Kut kentindeki göstericileri ziyareti sırasında saldırıya uğradığı görülen videolar paylaşmıştı.
Salim, söz konusu görüntülere de değinerek, “Doktor Ala er-Rukkabi, göstericiler arasında koordinasyonu sağlamak için Kut meydanındaki protesto alanına geldi. Ancak Sadr yanlıları Rukkabi’nin orada bulunmasını reddettiklerini belirtti. Rukkabi saldırıya uğramadı” dedi.
Irak’ın başbakanı İyad Allavi de göstericilerin Salı günü gerginliği tırmandırma kararına desteğini açıkladı. Allavi, söz konusu kararı ‘kota politikalarına verilecek en iyi yanıt’ olarak niteledi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.