Irak’ta erken seçimi kim destekliyor, kimler karşı çıkıyor?

Irak Parlamentosu'ndan bir kare (Arşiv_Reuters)
Irak Parlamentosu'ndan bir kare (Arşiv_Reuters)
TT

Irak’ta erken seçimi kim destekliyor, kimler karşı çıkıyor?

Irak Parlamentosu'ndan bir kare (Arşiv_Reuters)
Irak Parlamentosu'ndan bir kare (Arşiv_Reuters)

Muhammed Naci
Irak’ta dini siyasi parti liderleri, Ekim 2019’dan bu yana ülkede süren krizden tek çıkış seçeneğinin erken seçimler olduğu hususunda hemfikir. Ancak bu seçenek iki grup tarafından reddediliyor; erken seçimler için yeterli ölçüde hazırlıkların olmadığı ve en az bir yıl sürebileceğini belirten uzmanlar ile protestoların imajını zedelediği gerekçesiyle toparlanma süresi talep eden siyasi çevreler.
Erken seçim seçeneğine destek verenlerin başında Iraklı Şiilerin en üst dini mercii Ali es-Sistani geliyor. Sistani, Aralık ayından bu yana verdiği mesajlarda erken seçimin ülkenin krizden çıkışının tek çözüm yolu olduğu yönünde ifadeler kullandı.
Sistani, bir mesajında, “Mevcut krizden çıkmanın, bilinmeyene, kaosa ve iç savaşa sürüklenmeyi engellemenin en yakın ve en güvenli yolu erken seçimler aracılığıyla halka başvurmaktır” ifadelerini kullanmıştı.
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih de erken seçim hususunda Sistani ile aynı görüşü paylaşıyor. Salih, ‘ülkedeki krizi sona erdirecek’ bu seçeneğe bulunduğu makam itibarıyla da destek vereceğini belirtti.
Sünni cephe de erken seçimlere karşı çıkmıyor hatta destek bile veriyor. Zira Sünni cephe içerisinde yer alan siyasi partiler, özellikle DEAŞ’tan kurtarılan bölgelerde ne kadar tabanı olduğunu merak ediyor.
Kürtler de bu meseleyi problem etmiyor. Nitekim Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) partiler her zaman seçime hazır konumdalar çünkü bu partilerin oy oranlarında çok büyük değişiklikler olmuyor.
Irak’ta yeni hükümeti kurma görevi verilen Muhammed Tevfik Allavi de bu seçeneği desteklediğini “erken seçimler uluslararası gözetimde düzenlenecek” ifadesiyle ortaya koydu.
Zararlı çıkan tek grup: Şii partiler
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Irak’ta erken seçimden zarar görebilecek tek grup, İran destekli Şii partilerdir. Bunun birkaç nedeni var. Bu partiler, protestolara yönelik kanlı bastırmanın doğrudan sorumluları olarak görülüyor.
İran destekli Şii partiler Fetih Koalisyonu çatısı altında girdikleri Mayıs 2018 seçimlerinde en çok oyları alan ikinci koalisyon oldu. Bu partiler daha sonra güçlü bir şekilde Adil Abdulmehdi’nin başbakanlık adaylığını destekledi ve protestolar patlak verince de Abdulmehdi’nin arkasında duran tek grup oldu.
Amerikan projesi
2018 seçimlerinde parlamentoda 15 sandalye kazanan ve İran destekli Asaib Ehlil Hak örgütünün lideri Kays el-Hazeli, daha önceki açıklamasında, protestoları, yönetimi İran destekli gruplardan gasp etmeye çalışan bir ‘Amerikan projesi’ olarak nitelemişti.
Hazeli, açıklamasında, erken seçimlerin ülkeyi ‘iç savaşa sürükleyeceğini’ ifade ederek, İran destekli Şii grupların parlamentodaki sandalyelerini kaybetmesi halinde bu durum karşısında sessiz kalmayacağı sinyalini verdi. Hazeli, “Erken seçim, esasında bir Amerikan projesidir” ifadelerini kullandı.
Hazeli’nin erken seçimleri reddetmesini değerlendiren gözlemciler, İran destekli grupların protestoları şiddetle bastırmaya çalışması sonrasında sokağın öfkesiyle karşı karşıya geldiği ve bu nedenle muhtemel bir erken seçimde parlamentodaki sandalyelerini kaybetmekten endişe ettiklerini belirtiyor.
Uzmanların endişelerini abartma çabası
Hazeli ve ona yakın gruplar, uzmanların erken seçim için yeterli ölçüde hazırlığın olmadığı konusundaki uyarılarını abartmaya çabalıyor.
Irak’ta daha önce feshedilen Yüksek Seçim Kurulu üyelerinden Mikdad eş-Şerifi, açıklamasında, “Baskı ve aceleyle erken seçimlere gidilmesi felakete yol açacak. Önümüzdeki günler bunu kanıtlayacaktır. Dikkatli bir şekilde yapılan reform, aceleye getirilen reformdan daha iyidir” dedi.
Şerifi aynı zamanda erken seçimin teknik bir mesele olduğuna dikkati çekerek, Allavi’nin erken seçim takvimini belirleme konusuna müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı.
Blog yazarı ve aktivist Mustafa Nasır ise Yüksek Seçim Kurulu’nun feshedildiğini anımsatarak, oluşturulan yeni kuruldaki kadroların, en az 1 yıl süren seçim hazırlıklarına başlaması için teknik konulara hâkim olması ve bunun için de yaklaşık 10 ay eğitim ve tecrübe edinmeleri gerektiğini ifade etti.
Nasır, seçim kurulunu feshetmenin siyasi partilere zaman kazandırdığını belirterek, “Eldeki veriler şu andan itibaren 2 yıldan önce erken seçim düzenlenemeyeceğini gösteriyor” dedi.



Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
TT

Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

Hamas lideri Halil el-Hayye yaptığı açıklamada, Filistinlilerin kanının İsrail’deki seçim kampanyalarına malzeme edilmesini reddettiklerini söyledi. Hayya, bütün İsrail partilerini Filistinlilerin öldürülmesine ortak olmakla suçladı.

Hayya, “Dünyaya mesajım şu: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. “Herkes, tabir yerindeyse, bizim kanımıza ortak oldu. Bizim için önemli olan, Filistin halkının hedeflerine, taleplerine ve meşru haklarına ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Hayye, İsrail’de seçimlerin “zaman zaman tekrarlandığını”, Filistin halkının ise haklarını güvence altına alacak sonuçları aradığını belirtti. “Hangi İsrail partisinin iktidara geldiği fark etmeksizin, Filistin halkı tarih boyunca, bütün İsrail partilerinin yönetiminden zarar gördü” dedi.

Hayye, “İsrail propagandası ve seçim kampanyalarının yakıtı Filistin kanı ve Filistin hakkıdır. Onlar, Filistinlilerin hakkını kimin daha fazla çiğneyeceği konusunda yarışıyor; birlikte yaşama iradesi gösterip kendisini dünyaya insan olarak sunacak olanın kim olduğu konusunda değil” ifadelerini kullandı.

İsrail’de 27 Ekim’de yasama seçimleri yapılacak.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile başlıca merkezci rakibi, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un başını çektiği blok arasında sonuçların birbirine yakın olması bekleniyor.


Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.