Putin: Askerlerimiz Suriye’de Rusya’ya yönelik ciddi bir tehdidi önledi

Suriye’nin kuzeydoğusunu Türkiye sınırına bağlayan M4 uluslararası otoyolunda devriye gezen Rus askeri polisleri (AFP)
Suriye’nin kuzeydoğusunu Türkiye sınırına bağlayan M4 uluslararası otoyolunda devriye gezen Rus askeri polisleri (AFP)
TT

Putin: Askerlerimiz Suriye’de Rusya’ya yönelik ciddi bir tehdidi önledi

Suriye’nin kuzeydoğusunu Türkiye sınırına bağlayan M4 uluslararası otoyolunda devriye gezen Rus askeri polisleri (AFP)
Suriye’nin kuzeydoğusunu Türkiye sınırına bağlayan M4 uluslararası otoyolunda devriye gezen Rus askeri polisleri (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün, birkaç gün önce Türkiye'nin Suriyeli muhalif grupların Neyrab şehrine doğru ilerleyişlerini desteklemesini önlemek için Rusya’nın gerçekleştirdiği askeri operasyonun nedenlerinin dair açıklamalarda bulundu. Putin, Rusya Hava Kuvvetleri’nin ‘terörist grupların ellerindeki üst düzey silahları yok ederek Rusya için ciddi bir tehdidin ortaya çıkmasını engellediğini’ söyledi.
Putin’in açıklaması, Kremlin’in Türkiye’yi Soçi Anlaşması’nı ihlal etmekle suçladığı yeni açıklamalarıyla aynı zamana denk gelirken Moskova, Putin'in Ankara'da yapılması planlanan dörtlü zirveye katılmaya sıcak baktığını bildirdi.
Moskova, birkaç gün önce muhalif grupların Neyrab'a doğru ilerleyişini durdurmak için savaş uçaklarını yoğun bir şekilde kullanmıştı. Bunu, İdlib'deki silahlı grupların konuşlu olduğu noktalara yönelik yoğun hava saldırıları izledi. Rus kaynakları, askeri operasyonun, rejimin son dönemde ele geçirdiği bölgeleri kontrol altına alarak Ankara'nın yeni bir hamle yapmasını önlemeyi amaçladığını söylediler. Söz konusu kaynaklar, Rusya’nın Suriyeli grupların kontrolü altındaki İdlib ve çevresindeki durumun ‘önceki haline dönmesine izin vermeyeceğini’ vurguladılar. Ancak Rusya Devlet Başkanı Putin dün, Moskova'nın güçlü müdahalesinin başka bir yönüne değindi. Rusya’da her yıl 23 Şubat’ta kutlanan ‘Vatan Savunucuları Günü’ dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Putin, Rus subayları ve askerlerinin Suriye'deki operasyonlar sırasında ‘yüksek askeri profesyonelliklerini ve savaş kabiliyetlerini gösterdiğini’ söyledi.
Rus ordusunun ‘üst düzey silahlarla donatılmış büyük terörist grupları ortadan kaldırdığını’ vurgulayan Putin, “Askerlerimiz, vatanımıza yönelik ciddi tehditlerin ortaya çıkmasını önlerken Suriyelilerin ülkelerinin egemenliğini sürdürmelerine de yardımcı oldular” diye konuştu.
Suriye'deki operasyonlara katılan tüm askeri personele teşekkür eden Putin konuşmasını, Ankara'nın geçtiğimiz hafta Suriye rejimine ait iki helikopteri düşüren Suriyeli gruplara Amerikan yapımı mobil hava savunma sistemleri sağladığına işaret eden verilere atıfta bulunarak sürdürdü. Askeri yetkililer bu gelişmenin ciddiyeti konusunda daha önce uyarmışlardı. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklamada, bu silahların Rus askerlerine karşı kullanılabileceği belirtilerek Ankara ve Washington eleştirilmişti. Açıklamada, “Taraflar (Ankara ve Washington) teröristlerin bu silahları nasıl ve ne zaman kullanacaklarını bekleyemezler” ifadeleri yer aldı.
Bununla birlikte Putin, Moskova'nın stratejik güçlerinin potansiyelini geliştirmeye ve onları lazer, hipersonik sistemler ve yüksek hassasiyetli silahlar dahil olmak üzere en son teknoloji ürünü silahlarla donatmayı planladığını vurguladı. Rusya menşeli silahların birçoğunun dünyada benzeri olmadığının altını çizen Putin, “Gelecek vaat eden ve aslında geleceğin silahı olan bazı silah çeşitlerinin test aşamasından savaş sahasına geçişini sağladık” ifadelerini kullandı.

Peskov: Ankara, İdlib’deki yükümlülüklerini yerine getirmiyor
Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov dün yaptığı açıklamada, Moskova’nın Ankara’ya yönelik eleştirilerini bir kez daha yineledi. Peskov, “Ankara, İdlib ile ilgili Soçi Anlaşması’ndaki yükümlülüklerini yerine getirmiyor” şeklinde konuştu. Kremlin sözcüsü, “İdlib’deki teröristlerin eline çok tehlikeli askeri teçhizatlar geçiyor” dedi.
Gerginliğin devam edebileceği uyarısında bulunan Peskov, buna karşın tarafların temasları sürdürmeyi istediğini de ekledi. Rusya ile ilişkilere yönelik olumsuz senaryolardan kaçınılması gerektiğini söyleyen Peskov, Rus ve Türk ordusunun ‘sürekli temas halinde’ olduğunu kaydetti. İhtiyaç duyulması halinde Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuyu görüşeceklerini ifade eden Kremlin Sözcüsü, “Rusya Devlet Başkanı, Suriye ile ilgili dörtlü zirvenin gerçekleştirilmesinden yana” dedi.
Kremlin daha önce gerekli görüldüğü takdirde Rusya, Türkiye, Almanya ve Fransa liderlerinin katılımıyla bir zirve düzenlenmesine sıcak baktıklarını açıklamıştı.
Dün Sputnik Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Peskov, Rusya, Türkiye, Fransa ve Almanya’nın katılımıyla yapılacak Suriye zirvesinin tarihine ilişkin koordinasyonunun devam ettiğini söyledi. Kremlin, tarih üzerinde uzlaşıya varıldıktan sonra zirvenin gerçekleştirileceğini belirtirken Ankara, dörtlü zirvenin 5 Martta yapılacağını duyurdu.
Putin ve Erdoğan arasında iki gün önce gerçekleşen telefon görüşmesine değinen Peskov, ‘başarılı’ olarak nitelediği görüşmede iki liderin, durumun kötüleştiği İdlib’deki Gerginliği Azaltma Bölgesi ile ilgili istişareleri terör tehditlerine son vermek için yeniden canlandırma konusunda hem fikir olduklarını kaydetti.
Diğer yandan Rus ve Türk kaynaklar, iki taraf arasındaki müzakerelere sürdürmek amacıyla Rus heyetinin önümüzdeki hafta Ankara'ya geleceğini açıkladılar.
Bir diğer gelişmede Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, Suriye'deki Rus ve Amerikan kuvvetleri arasındaki ‘uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının’ etkinliğine övgüde bulundu. İki taraf arasındaki askeri iletişim kanallarını ‘faal ve çok etkili’ olarak niteleyen Grushko, “Tarafların yürüttüğü operasyonlara ilişkin net bir anlayış var. Aktif bir koordinasyon söz konusu” şeklinde konuştu. Grushko’nun açıklamaları, Rus ve ABD kuvvetleri arasında Suriye'nin kuzeydoğusunda tansiyonun yükseldiği şeklinde haberlerin arka planında gelirken iki taraf son olarak M4 uluslararası otoyolunda Rus ve Amerikan zırhlı araçları arasında yaşanan sürtüşme yüzünden gerilmişti.



Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.


Irak'taki "İslami Direniş" ülke ve bölgede 27 operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu

Bağdat'ta bir sokakta iki Irak Polisi (Reuters- Arşiv)
Bağdat'ta bir sokakta iki Irak Polisi (Reuters- Arşiv)
TT

Irak'taki "İslami Direniş" ülke ve bölgede 27 operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu

Bağdat'ta bir sokakta iki Irak Polisi (Reuters- Arşiv)
Bağdat'ta bir sokakta iki Irak Polisi (Reuters- Arşiv)

Irak İslam Direnişi dün yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde 27 insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.

Direniş güçleri yaptıkları açıklamada, Irak ve bölgedeki düşman üslerini hedef alan onlarca ve füzeyle operasyonlar gerçekleştirdiklerini duyurdu.


İran rejiminin çöküşü Mısır'da dizginsiz İsrail korkularını tetikliyor

Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025
Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025
TT

İran rejiminin çöküşü Mısır'da dizginsiz İsrail korkularını tetikliyor

Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025
Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025

Amr İmam

Mısır, şu ana kadar ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa askeri olarak sürüklenmekten kaçındı. Bununla birlikte, bölgedeki en kalabalık Arap ülkesi, savaşın başlangıcından beri sanki doğrudan dahilmiş gibi savaşın seyrini takip etti. Kahire'nin bu teyakkuz hali içinde olmasının geçerli nedenleri var; karmaşık bir güvenlik endişeleri ağı, stratejik hesaplar ve ekonomik kaygılar.

Savaşın ekonomik etkisi anında hissedildi ve belki de acı verici olacak. Mısır'ın günlük yaklaşık 6,2 milyar metreküp doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 15 ila 20'sini oluşturan İsrail doğalgaz tedarikinin askıya alınmasından, yüz milyonlarca dolarlık yabancı varlığın ülkeden çıkışına kadar, Mısır, bu çatışmanın doğrudan bir sonucu olarak önümüzdeki günlerde sert ekonomik gerçeklerle karşı karşıya kalacağını öngörüyor.

Mısır ordusuna ait tanklar, kuşatma altındaki Filistin topraklarında Hamas ve İsrail arasında devam eden çatışmaların ortasında, Sina Yarımadası'nın kuzeyinde Gazze Şeridi sınırındaki el-Ariş'te konuşlandırıldı, 4 Temmuz 2024 (AFP)Mısır ordusuna ait tanklar, kuşatma altındaki Filistin topraklarında Hamas ve İsrail arasında devam eden çatışmaların ortasında, Sina Yarımadası'nın kuzeyinde Gazze Şeridi sınırındaki el-Ariş'te konuşlandırıldı, 4 Temmuz 2024 (AFP)

Bu gelişmeler Mısır para birimi üzerinde baskı oluşturuyor, emtia fiyatlarını keskin bir şekilde yükseltiyor ve uzun süredir halkın dayanılmaz yaşam maliyetiyle boğuştuğu bir ülkede siyasi veya güvenlik sonuçları riskini artırıyor. Ancak, savaşla ilgili stratejik ve güvenlik endişeleri ne kadar yıkıcı olursa olsun, bu acil ekonomik etkilerden daha önemli olmaya devam ediyor.

Güvercinler arasında bir kedi

Lübnan Hizbullahı, kuzey İsrail'e füze, insansız hava aracı ve roket saldırıları düzenleyerek savaşa fiilen dahil oldu ve İran destekli bir vekilin tekrar savaşa girmesi konusunda yeni bir emsal oluşturdu. Diğer İran destekli vekillerin, özellikle Yemen'deki Husi grubunun da dahil olması, bu İran destekli milis grubunun Babül Mendeb Boğazı'nı kapatmaya veya Kızıldeniz'deki uluslararası gemi trafiğine yönelik saldırılarına yeniden başlamaya karar vermesi durumunda, Mısır'ın güvenlik ortamını daha da kompleks hale getirebilir.

Böyle bir gelişme, Mısır'ın hayati ekonomik damarı ve en önemli uluslararası ticaret yollarından biri olan Süveyş Kanalı'nı işlevsiz hale getirebilir. Burada, ekonomik çıkarlar siyasi, güvenlik ve jeopolitik hususlarla kesin bir şekilde kesişiyor. Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan en kısa rota olan ve normal şartlar altında yıllık küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12 ila 15'inin geçtiği bir deniz koridoru olan Süveyş Kanalı, Mısır'ın uluslararası sahnedeki stratejik ağırlığının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Ne var ki son yıllarda, Yemen'deki karışıklık nedeniyle Süveyş Kanal’ı ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldı. Halen Sudan’ın güney Kızıldeniz kıyılarına da sıçrama potansiyeli taşıyan ülkedeki savaşı, bu tehditleri daha da büyüttü.

Buna ek olarak, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin bağımsızlığının yaygın olarak tanınması ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabaları da söz konusu. Bu iki sorun bir araya gelirse, İsrail de dahil olmak üzere düşman güçlerin Kızıldeniz'in güney girişine yaklaştığının habercisi olacak ve Mısır'ın ekonomik ve askeri olarak boğulması olasılığını artıracaktır.

Babül Mendeb Boğazı'nın kapanması ve Kızıldeniz'de Husi saldırılarının yeniden başlaması, Kahire için işleri daha da karmaşık hale getirecek ve kuşatma altında olduğu hissini yoğunlaştıracaktır

Mısır'ın, Somaliland'ın olası ayrılığı ve Kahire'nin Afrika Boynuzu'ndaki tarihi rakibi Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme hırsları karşısında Somali'ye tam destek vermesinin açıklaması bu olabilir. Babül-Mendeb Boğazı'nın kapanması ve Kızıldeniz'de Husi saldırılarının yeniden başlaması, Kahire için işleri daha da karmaşık hale getirecek ve kuşatma altında olduğu hissini yoğunlaştıracaktır.

Kesişme noktası

Mısır, 1979'da İran'da İslam Devrimi'nin patlak vermesinden bu yana İran ile şiddetli bir düşmanlık içinde olmuştur. Bu kopma, ideolojik farklılıklar, farklı politikalar, bölgesel çıkarlar ve bölgedeki çatışan ittifak ağları üzerine kuruldu. Çoğu Arap başkenti gibi Kahire de İran'ın devrim ilkelerini ihraç etme girişimlerini doğrudan bir tehdit olarak gördü. Ardından Tahran'ın istikrarsızlaştırıcı bölgesel politikaları, Şii milis gruplar kurarak ve destekleyerek Arap devletleri üzerinde kontrol kurma arzusu, Tahran ile Kahire arasındaki uçurumu on yıllar boyunca daha da genişletti.

​​​​​​​Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen ve 3 Haziran 2022 tarihli bu fotoğraf, bir römorkörün Süveyş Kanalı boyunca Energean Şirketi’ne ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma (FPSO) gemisini çekişini gösteriyor (AFP)Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen ve 3 Haziran 2022 tarihli bu fotoğraf, bir römorkörün Süveyş Kanalı boyunca Energean Şirketi’ne ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma (FPSO) gemisini çekişini gösteriyor (AFP)

Bununla birlikte, İran, Mısır'ın gözünde, başka bir düşmanla meşgul olan uzak tehdit olarak kaldı, o düşman da İsrail. Mısır ve İsrail, İran'daki İslam Devrimi'nin patlak vermesinden sadece bir ay sonra bir barış antlaşması imzalamıştı. O zamandan beri Kahire ve Tel Aviv, soğuk da olsa bir barış içinde yaşamayı sürdürdü ve Mısırlılar bu barışın geçici bir ateşkesten başka bir şey olmadığı kanaatindeler.

Yıllar içindeki gelişmeler de bu kanaati doğruladı. Birbirini takip eden İsrailli liderlerin sözde “Büyük İsrail” vizyonuna olan bağlılığı, “barış antlaşmasını” daha ziyade geçici bir askıya alma anlaşmasına benzetiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ağustos 2025'te bu vizyona bağlılığını yineledi ve bu açıklama Mısırlıları şaşırtmadı.

Dahası, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in komşu ülkelerdeki topraklarda “Tevrat’a dayalı hakkı” olduğu konusundaki son açıklamalarına bazı İsrailli muhalif figürlerin verdiği yanıtlar, bu bağlılığın Netanyahu ve mevcut İsrail hükümetinde kilit pozisyonlarda bulunan yerleşim destekçileriyle sınırlı olmadığını teyit etti.

Geçtiğimiz on yıllar boyunca, Mısır'ın bakış açısına göre, İsrail'in İran'ı bir tehdit olarak görmesi, Tel Aviv'in herhangi bir hata yapması durumunda İsrail ile çatışma anını erteleyen bir faktördü. Nitekim Tel Aviv, son iki yılda Gazze Şeridi'ni boşaltmak ve sakinlerini başka yerlere yerleştirmek için her yolu deneyerek, bu hatayı birkaç kez neredeyse yapacaktı. İsrail’in bu planlarına yaklaşık 2 milyon Gazzeliyi Mısır sınırına doğru itmek ve onları Mısır’ın Gazze ve İsrail ile sınır toprağı Sina'ya transfer etmek de dahildi.

Mısır açısından, İran'ın tamamen yenilgiye uğratılması ve çökmesi veya orada İsrail yanlısı bir rejimin kurulması tek bir anlama geliyor: İran'ın İsrail ile olan çatışma denkleminin dışında kalması, bölgesel güç dengesinin bozulması ve belki de bölgenin haritasının kalıcı olarak değişmesi

Bölgede yeni bir zorba

Mısır açısından, İran'ın tamamen yenilgiye uğraması ve çökmesi veya orada İsrail yanlısı bir rejimin kurulması tek bir anlama geliyor: İran'ın, İsrail ile olan çatışma denkleminin dışında kalması, bölgesel güç dengesinin bozulması ve belki de bölgenin haritasının kalıcı olarak değişmesi.

Bu, İsrail'e sınırsız güç kazandıracak ve onu, benzeri görülmemiş bir parçalanma yaşayan, ulusal ordularının tükendiği bir bölgede yeni bir zorbaya dönüştürecektir. Ancak o zaman bu yeni zorba, geride kalan ağırlık sahibi ülkeleri de etkisiz hale getirme arayışına girecektir. Belki de bu yüzden Mısır, savaşın patlak vermesini önlemek için savaştan önceki haftalar ve aylar boyunca elinden gelen her şeyi yaptı. Hem Haziran 2025’teki savaştan önce hem de mevcut savaştan önce bunu yaptı. Ancak bu, Kahire'nin hesaplarının kısa görüşlü veya sadece kendi çıkarlarıyla sınırlı olduğu anlamına gelmiyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu hesaplar aynı zamanda Mısır'ın çevresinde sükuneti koruma arzusuyla da bağlantılı. Mevcut savaşın patlak vermesinden önce, Mısırlı yetkililer, Amerikan-İsrail saldırılarının İran üzerindeki etkilerinin “İslam Cumhuriyeti” ile sınırlı kalmayacağının, özellikle de Tahran'ın savaş ateşini yaymak ve herkesi etkilemesini sağlamak için elinden gelen her şeyi yapacağının farkında olarak, savaşın tüm bölgeye yayılacak tehlikelere kapı açacağı konusunda defalarca uyarıda bulundular.

Geçmiş yılların deneyimi Kahire'ye Tahran'ın yalnız veya sessizce acı çekmek istemediğini öğretti. Nitekim aynı yıllar içinde İran, kendisine uygulanan yaptırım sistemi altında uluslararası topluma baskı yapmak amacıyla, bölgedeki vekillerini kullanarak Mısır da dahil olmak üzere diğer ülkelere zarar verdi.

Son iki yıldır Kahire, Tahran'ı bu baskının bir kısmını hafifletmeye ikna etmeye çalışarak bir kapsama politikası izliyor. Bu kapsamda attığı adımlardan biri de Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarını durdurmasını talep etmek oldu; bu saldırılar küresel nakliye rotalarının Süveyş Kanalı'nı dışlamasına ve Mısır'ın milyarlarca dolar gelir kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ancak İran, bu taleplere sürekli olarak Husilerin operasyonel özerkliğe sahip olduğu ve üzerinde hiçbir etkisi olmadığı yanıtını veriyordu.

Şimdi, mevcut çatışmada İran'ın yenilgisi, Husiler gibi bölgesel vekil güçleri destekleyen yaşam hattını koparabilir. Ayrıca, yeni ve belki de daha saldırgan güçlerin ortaya çıkmasına ve kalan rakiplerini ortadan kaldırarak hegemonyasını kurmaya çalışmasına olanak tanıyan bir güç boşluğu yaratabilir.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.