Güney Kore’de bir tarikat lideri koronavirüsün yayılmasından dolayı özür diledi

Lee Man-hee eğildi ve diz çökerek Güney Koreli halktan özürlerini kabul etmesini istedi (AFP)
Lee Man-hee eğildi ve diz çökerek Güney Koreli halktan özürlerini kabul etmesini istedi (AFP)
TT

Güney Kore’de bir tarikat lideri koronavirüsün yayılmasından dolayı özür diledi

Lee Man-hee eğildi ve diz çökerek Güney Koreli halktan özürlerini kabul etmesini istedi (AFP)
Lee Man-hee eğildi ve diz çökerek Güney Koreli halktan özürlerini kabul etmesini istedi (AFP)

Güney Kore’de koronavirüsün patlak vermesinin merkez üssü olduğuna inanılan bir kilisedeki tarikat lideri, hastalığın ülkeye yayılması nedeniyle halktan özür diledi.
BBC’nin haberine göre Şinçeonci adlı Hristiyan tarikatının lideri Lee Man-hee, diz çökerek halktan özür diledi.
Güney Kore'de bugün 476 yeni vakanın bildirilmesiyle virüsün yol açtığı Kovid-19 adı verilen virüse yakalananların sayısı 4 bin 212'ye yükseldi.
Ülkede 4 bini aşkın koronavirüs vakasının yüzde 60'ının Şinçeonci Kilisesi mensubu olduğu belirtilmişti.
Hristiyan tarikatı olan Şinçeonci'nin mensuplarının virüsü birbirlerine geçirdiği ve ülkenin farklı yerlerine seyahat ederek yayılmasına yol açtıkları düşünülüyor.
Hastalığın yayılmasındaki ‘ağır ihmali’ nedeniyle savcılığa Lee Man-hee hakkında, soruşturma açılması talep edilmişti.
88 yaşındaki Hristiyan lider, "İsteyerek olmadıysa da çok sayıda insan hastalandı. Bütün gayretimizle engellemeye çalıştık ama başaramadık" şeklinde konuştu.

Çin'den sonra en çok koronavirüs vakası görülen ülke olan Güney Kore'de virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 26'ya ulaşırken, 93 ülke virüs korkusu nedeniyle Güney Kore'den gelen yolculara girişi kısıtladı.

 


Bütün canlıların ölünce sönen tuhaf bir parıltı yaydığı tespit edildi

Fotoğraf: Pexels
Fotoğraf: Pexels
TT

Bütün canlıların ölünce sönen tuhaf bir parıltı yaydığı tespit edildi

Fotoğraf: Pexels
Fotoğraf: Pexels

Tıbbi teşhiste güçlü bir yeni aracın önünü açabilecek yeni bir araştırmaya göre, tüm canlı varlıkların canlılıkla bağlantılı olarak yaydığı tuhaf parıltı, öldüklerinde kayboluyor.

Yaşam formları, esasen metabolizmanın yaşamı sürdüren süreçleri beslediği karmaşık biyokimyasal laboratuarlardır.

Bu metabolizmanın yan ürünlerinden biri, reaktif oksijen türleri yani ROS adı verilen, yüksek oranda reaktif oksijen içeren bir grup molekül.

Kanada'daki Calgary Üniversitesi'nden araştırmacılar aşırı ROS üretiminin, oksidatif stres diye bilinen sürece yol açabileceğini ve bunun da vücuttaki kimyasallar arasında, parıltıyla bağlantılı elektron transfer süreçlerini tetiklediğini söylüyor.

The Journal of Physical Chemistry Letters'ta yayımlanan çalışma, farelerde ultra zayıf foton emisyonu (UPE) veya biyofoton emisyonu diye adlandırılan tuhaf parıltıyı belgeliyor.

Araştırmacılar canlı farelerin, yakın zamanda ölen farelere kıyasla kayda değer derecede daha yüksek yoğunlukta UPE yaydığını saptadı.

Buna karşılık bitkilerdeki UPE, sıcaklık değişiklikleri, yaralanma ve kimyasal işlemler gibi stres faktörlerine maruz kalma durumuna göre değişiklik gösteriyor.

Önceki çalışmalar, insan gözüyle görülemeyen son derece düşük yoğunluklu ışığın kendiliğinden salınmasıyla tanımlanan bu parıltının kaynağının ROS olabileceğini öne sürüyor.

200 ila 1000 nanometre aralığındaki spektrumda yer alan bu soluk ışık, tek hücreli organizmalar ve bakterilerden bitkilere, hayvanlara ve hatta insanlara kadar tüm yaşam formlarında gözlemleniyor.

Ancak ölüm ve stresin UPE üzerindeki etkisi hakkında pek bir şey bilinmiyor.

Son çalışma, canlı ve ölü hayvanlardaki bu parıltıyı karşılaştırırken, bitkilerde sıcaklık, yaralanma ve kimyasal işlemlerin UPE üzerindeki etkilerini görselleştirdi.

Bilim insanları, çevredeki ışığın etkisini ortadan kaldırmak için karanlık bölmeler geliştirerek bitki ve hayvanları özel kamera sistemleriyle görüntüledi.

Her iki grup da 37 derece vücut sıcaklığına sahip olmasına rağmen canlı farelerin güçlü bir ışık yaydığını, ötenazi uygulanan farelerden gelen soluk parıltınınsa neredeyse söndüğünü tespit ettiler.

Bilim insanları çalışmada, "Araştırmamız, canlı ve ölü farelerin UPE'si arasında önemli bir fark olduğunu ortaya koydu" diye belirtiyor.

Bitkilerde sıcaklık ve yaralanmalardaki artışın, UPE yoğunluğunda yükselmeye neden olduğunu gözlemledik.

Kimyasal işlemler de bitkilerin ışık yayma özelliklerini değiştirdi.

Araştırmacılar, bitkilerin yaralı bölgelerine lokal anestezik benzokain uygulandığında, test edilen bileşikler arasında en yüksek emisyonun görüldüğünü söylüyor.

Bulgular, UPE'nin hayvanlarda canlılığın ve bitkilerde stres tepkisinin hassas bir göstergesi olabileceğini ortaya koyuyor.

Bilim insanları bu çalışmanın gelecekteki araştırmalar ve klinik teşhisler için UPE görüntülemenin geliştirilmesine katkı sağlamasını umuyor. Araştırmacılar, "UPE görüntüleme, hayvanlarda canlılığın ve bitkilerin strese verdiği tepkilerin invazif olmayan, etiket gerektirmeyen bir şekilde görüntülenmesine olanak sağlıyor" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe