Şii milislerin Irak siyasetindeki askeri vesayeti artıyor

Ketâibu’l Hizbullah, Irak’taki ABD güçleriyle birlikte çalışan herkesi tehdit ediyor (Reuters)
Ketâibu’l Hizbullah, Irak’taki ABD güçleriyle birlikte çalışan herkesi tehdit ediyor (Reuters)
TT

Şii milislerin Irak siyasetindeki askeri vesayeti artıyor

Ketâibu’l Hizbullah, Irak’taki ABD güçleriyle birlikte çalışan herkesi tehdit ediyor (Reuters)
Ketâibu’l Hizbullah, Irak’taki ABD güçleriyle birlikte çalışan herkesi tehdit ediyor (Reuters)

Muhammed Nâci
İran yanlısı milisler, Irak’taki ABD varlığıyla ilişkileri konusunda Irak hükümetini tehdit etti. Milislerin bu davranışı, şiddeti diğer tüm seçeneklere önceleyen ve kuralları ihlal edenleri tehdit etmekte tereddüt göstermeyen DEAŞ gibi radikal birçok örgütün davranışıyla örtüşüyor.
Bu eğilimi destekleyen en son delillerden biri, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından kurulan ve Irak’taki en güçlü Şii milislerden biri olan Ketâibu’l Hizbullah’ın tehdidi. Irak’taki ABD güçlerine rağmen gelen söz konusu tehdit, ABD’yle ilişkide bulunan bütün tarafları kapsıyor.

İşbirliği yapanlar için açık bir tehdit
İran Devrim Muhafızlarının önde gelen generallerinden Kasım Süleymani’yi hedef alan ABD saldırısındaki ölümünden önce uzun yıllar Ketâibu’l Hizbullah’ın başkanlığını yapan Ebû Mehdi el-Mühendis, “Güvenlik Sözcüsü” olarak nitelediği Ebu Ali el-Askeri’nin dilinden “son ve geri dönüşü olmayan bir uyarı” yaptı. Uyarıda, “Kara taşımacılık şirketleri, ister lojistik veya diplomatik, ister güvenlik veya ekonomik adları ve simgeleri olsun ABD düşman kuvvetleriyle ulaşım ve güvenlik anlaşmaları yapan Irak güvenlik şirketlerinin sahipleri, yaptıkları sözleşmeleri en geç 15 Mart 2020 tarihine kadar iptal edecek. Bunun aksine hareket eden, tereddüt gösteren veya inat edenler Allah’ın ve halkın huzurunda yaptıklarının sonuçlarına katlanacak” ifadelerine yer verildi.
Ketaibu’l Hizbullah’a göre, söz konusu anlaşmaları yapan şirketlerin hükümetle bağlantılı veya bağlantısız olması, bu anlaşmaların yürürlükte olan Irak kanunları uyarınca imzalamış olması ya da devlet kurumlarının çalışma prensipleri bağlamında feshedilmesi halinde olası yaptırımlar veya para cezaları öngörüyor olması önem taşımıyor. Irak’ta birbirini takip eden hükümetlerin silahlı gruplarla ilişkilerine yönelik bu formül yeni bir şey olmayıp 2003 yılından bu yana devam etmekte. Daha önce de birçok örgüt, şiddeti tekelleştiren hükümet ve hükümet dışı sektörlere benzer uyarılar yapmıştı.

Güvenlik güçleri için talimatlar
Ketaibu’l Hizbullah, sadece nakliye ve güvenlik şirketlerini tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda Irak güvenlik hizmetlerindeki iki kardeş bakanlık Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlıklarının “Terörle mücadele servisine” hitap ederek, “Tarihinizi korumak ve şehitlerin kanlarını yerde koymamak için işgal güçlerinin askeri üsleriyle işbirliğinden kaçınmanız gerekiyor” ifadelerine yer verdi. Ketaibu’l Hizbullah, ABD askeri üssü ile iletişimde bulunan Iraklı bir subay ya da askere verilecek ceza hakkında herhangi bir sınırlama getirmemiş olmasına rağmen, Hizbullah’ın bu gibi ceza yaptırımlardaki sicili göz önüne alındığında, sonucun idam olması kaçınılmaz görünüyor.
Görünüşe göre, Irak kuvvetleri bu tehditler nedeniyle ciddi risklerle karşı karşıya kalacak. Zira Irak’taki ABD kuvvetleri yalnızca bir askeri üste bulunmuyor. Esasen hâlihazırda ABD’nin Irak topraklarında müstakil bir askeri üssü zaten yok. Aksine, ABD’ye ait birlikler, tamamıyla Irak ordusuna tabi bir dizi askeri üs üzerine yayılmış durumda.

Siyasi eylem kuralları
Ketaib Hizbullah, ABD ile ilişkilerinin niteliğiyle ilgili olarak Iraklı siyasilere de bazı talimatlar vermeyi de ihmal etmedi. Askerî tarafından dile getirilen siyasilere yönelik uyarıda, “Siyasi sahada çalışan kardeşler, düşman ABD’nin liderleriyle iletişim kurmaktan kaçınmalıdır. Irak halkını, topraklarını ve mukaddes değerlerini hedef alan yıkıcı projelerin bir parçası olmaktan sakının!” ifadelerine yer verildi.
Birçok siyasetçi, amacı ve ifade biçimi son derece açık olan konuşmayı, keskin nişancılık, suikast, adam kaçırma ve işkence eğitimi almış bir grup olarak tanımlanan bu gücün neler yapabileceğinin bir işaretçisi olarak görüyor. Söz konusu gücün adı, geçtiğimiz Ekim ayının başında İran yanlısı partilere karşı Irak’ta patlak veren gösterilerden sonra göstericilere yönelik gerçekleştirdiği kanlı operasyonlarda duyulmuştu. Açıkça halk hareketini vurmayı amaçlıyordu. 
Ketaibu’l Hizbullah, Bağdat’taki Yeşil Bölge’de son derece güçlü bir şekilde tahkim edilmiş siyasi bir ofise sahip olmakla birlikte, İran’ın menfaatleri temelinde Irak siyasetiyle uğraşmayı alışkanlık haline getirmiş durumdadır. Zira ofisin yöneticileri İran’daki Ali Hamaney’in mukallitleri ve inananları olduğunu gizlemiyor.

Basın mensuplarına mesaj
Ketaibu’l Hizbullah’ın tehdit, tavsiye ve talimatlar listesi, “‘Allah’ın kirli olanı temiz olandan ayırması için’ (Enfal Sûresi, 8/37) medya mensupları ve kanaat önderleri ellerinden geldiği kadar bu tutumu desteklemelidir” çağrısıyla sona eriyor. Irak’taki medya mensupları, sözkonusu örgğtğn onları yıldırmak için yapabilecekleri konusunda diğerlerinden daha çok farkındalığa sahip. Zira Mühendis, son gösterileri hükümetin aksine farklı bir bakış açısıyla ele alan medyanın bütün kanatlarını kovuşturmak için istihbarat kolunu devreye koydu.

Devrim Muhafızları’nın rüyası
Ketaibu’l Hizbullah, bu yeni kampanyanın, “Kutsal değerleri işgalcilerin şerrinden korumak ve Irak ve bölgedeki uzantılarına son vermek” bağlamında geldiği açıklamasında bulundu. Gözlemciler, “Irak’ta herhangi bir otoritenin varlığını tanımayan, meseleleri doğrudan bir çatışmayla yönetmeyi tercih eden bu yeni tehditler dizisinin Ketaibu’l Hizbullah’tan ziyade büyük ölçüde İran Devrim Muhafızlarının vizyonun temsil ettiği görüşünde.



Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.


İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
TT

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli bir işgale hazırlanıyor. Bu kapsamda “Sarı Hat”ın dışında, halkın yaşamadığı ve herhangi bir konut ya da sivil yapının bulunmadığı, adeta yakılmış topraklardan oluşan bir tampon bölge oluşturdu.

Güney Lübnan’daki bir güvenlik kaynağı, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Sarı Hat”a bitişik yerleşimlerin hedef alınmasının, halkın bu bölgelerden çıkarılmasının ve söz konusu yerlerin yıkılmış ve tehlikeli alanlara dönüştürülmesinin, “İsrail’in işgal altındaki güney bölgesinde güçlerine yönelik operasyonlar düzenlemek amacıyla bu yerlerin kullanılmasına yönelik herhangi bir girişimi engellemeyi planladığı” anlamına geldiğini söyledi.

Bu arada Hizbullah karşıtı muhalifler, örgütün eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından bir liderlik krizi yaşadığını öne sürdü. Hizbullah, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünü bugün anıyor.

Örgüt, genel sekreterlik makamını siyasi, örgütsel, askeri ve toplumsal açıdan bir güç merkezine dönüştüren Nasrallah’ın yerini doldurmayı başaramadı.