Korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılmaya devam ediyor

Korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılmaya devam ediyor
TT

Korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılmaya devam ediyor

Korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılmaya devam ediyor

Çin’de ortaya çıkan korona virüsü, Orta Doğu’da ve Avrupa'da artış gösterirken dünya ülkelerine hızla yayılmaya devam ediyor. Virüs, Afrika kıtasındaki Tunus ve Suudi Arabistan'da da onaylandı.

Tunus'ta ilk korona virüs vakası onaylandı
Tunus'ta ilk korona virüsü vakası onaylanırken, vaka sayısı Katar'da 7'ye ve İsrail'de ise 12'ye yükseldi.
Tunus Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkedeki ilk korona virüsü vakasının onaylandığı duyururken, 40 yaşındaki hastanın İtalya'dan döndüğü belirtildi. Virüs tespit edilmesi üzerine hastanın karantinaya alındığı ve gerekli tedavinin uygulanmaya başlandığı ifade edildi. Virüs Orta Doğu ülkelerinde hızla yayılmaya devam ederken, Katar Sağlık Bakanlığı da onaylanan 4 yeni vakayla ülkede korona virüsü sayısının 7'ye yükseldiğini ve hastaların durumunun stabil olduğunu duyurdu.
Öte yandan İsrail'de de 2 kişide daha korona virüsü tespit edilirken, toplam vaka sayısı 12'ye çıktı. Sağlık Bakanlığı virüs tespit edilen 2 İsrail vatandaşının yakın zamanda İtalya'dan döndüğünü bildirdi. Bakanlık, 2 hastanın da tedavileri gerçekleştirilmek üzere karantinaya alındığını belirtti.
Dünya genelinde toplam korona virüsü vaka sayısı 90 binin üzerindeyken, virüs kaynaklı ölüm sayısı ise 3 binin üzerinde kaydedildi.

Suudi Arabistan'da ilk korona virüsü vakası onaylandı
Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, ülkede ilk korona virüsü vakasını onayladı.
Çin'den dünya ülkelerine yayılan korona virüsü Orta Doğu'da artış göstermeye devam ederken, Suudi Arabistan'da ilk korona virüsü vakası onaylandı. Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'dan Bahreyn aktarmalı olarak ülkeye dönen bir adamda korona virüsü tespit edildiği duyuruldu. Virüs tespit edilmesi üzerine hastanın karantina altına alındığı ve gerekli tedavinin uygulanmaya başlandığı belirtildi.
Bakanlık açıklamasında ayrıca, virüs tespit edilen hastanın temasa geçtiği kişilerin enfekte olma ihtimaline karşı test edildiği ve testlerin Ulusal Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'ne gönderildiği duyuruldu.

İngiltere'de korona virüs vaka sayısı 40'a yükseldi
İngiltere'de korona virüs vaka sayısı 40'a yükselirken, Başbakan Boris Johnson korona virüsü eylem planının yarın yayınlanacağını duyurdu.
Çin'de ortaya çıkan korona virüsü dünya ülkelerine hızla yayılmaya devam ederken, İngiltere 4 kişide daha korona virüsü tespit edildiğini duyurdu. Virüs teşhir edilen 4 kişiyle beraber, ülke genelindeki korona virüsü vaka sayısı 40'a yükseldi.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson bu sabah başkent Londra'da bulunan Downing Street'te acil bir Cobra komitesine başkanlık etti. Johnson korona virüsünü, “Daha önemli hale gelmesi muhtemel bir sorun” olarak nitelerken, ülkenin virüse karşı hazırlıklı olduğunu vurguladı ve insanların gündelik işlerine devam etmeleri gerektiğini söyledi. Başbakan Johnson aynı zamanda korona virüsü ile başa çıkmak için tasarlanan eylem planının kabul edildiğini ve yarın yayınlanacağını da bildirdi.
Dünya genelinde 89 binin üzerinde onaylanmış vaka bildirilirken ölüm sayısı ise 3 binin üzerinde kaydedildi.

Irak'ta korona virüs vakası 26'ya yükseldi
Irak'ta 5 kişide daha korona virüs tespit edilirken, ülkedeki vaka sayısı 26'ya yükseldi.
Çin'de ortaya çıkarak dünyaya yayılan korona virüsü Orta Doğu'da artış göstermeye devam ederken, Irak Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ülkede 5 kişide daha korona virüsü tespit edildiği duyurulurken, ülkedeki vaka sayısının 26'ya yükseldiği belirtildi. Açıklamada, Bağdat'ta 3, Necef ile Misan illerinde 1'er kişi olmak üzere toplam 5 kişide daha korona virüsü tespit edildiği ifade edildi. Virüs tespit edilen kişilerinse, İran'dan gelen Irak vatandaşları olduğu bildirildi. Söz konusu kişilerin virüs tespiti ardından karantinaya alındıklarını kaydeden açıklamada, hastalara gereken tıbbi müdahalelerin yapıldığını belirtildi.
Öte yandan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani'de resmi ziyareti kapsamında gittiği Ürdün'den dönerken, korona virüsü kontrolünden geçti. Barzani sosyal medya hesabında kontrol sırasında çekilen fotoğraflarını paylaşarak, “Erbil Uluslararası Havalimanı'nda korona virüsünün yayılmasını engellemek için yapılan icraat kapsamında sağlık kontrolünden geçtim” dedi.

Belçika'da korona virüsü vaka sayısı 8'e yükseldi
Belçika'da 6 kişide daha korona virüsü tespit edilirken, toplam vaka sayısı 8'e yükseldi.
Belçika'da 6 kişide daha korona virüsü vakası ortaya çıktı. Sağlık Bakanı Maggie De Block, federal hükümetler ve federasyon birlikleri arasında yapılan istişare komitesi toplantısının ardından, açıklamalarda bulundu. Ülkede 6 kişide daha korona virüsünün tespit edildiğini belirtirken Wuhan'dan döndükten sonra iyileşen ve taburcu edilen bir hasta da dahil olmak üzere Belçika'daki toplam korona virüsü vakası sayısı 8 olarak açıkladı.
Bakan ayrıca, enfekte olduğu yeni belirlenen 6 kişinin İtalya'nın kuzeyindeki risk alanlarından yakın zamanda döndüklerini belirtti. Hastaların 3'ü aynı aileden olmak, üzere Belçika'nın farklı bölgelerinde yaşadıklarını ancak gizliliklerine saygı duyulduğu için başka ayrıntı verilmeyeceğini ifade etti.
Hastaların evlerinde ya da özel izolasyon önlemleri altında hastanede karantinaya alındığını belirten Sağlık Bakanı, “Birçoğu kendiliğinden hastaneye geldi. Çünkü risk bölgesinden döndüler. Proaktif olarak bir test istediler" dedi.
Sağlık Bakanı, yetkililerin önlem olarak test etmek üzere, hastaların dönüşlerinde kimlerle temas ettiklerini belirlemeye çalıştığı belirtirken, birçok insanın bu hafta teste girmesini bekliyor.

 


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.