Irak’ta başbakanlık makamıyla ilgili hukuki tartışmalar

Irak’ta başbakanlık makamıyla ilgili hukuki tartışmalar
TT

Irak’ta başbakanlık makamıyla ilgili hukuki tartışmalar

Irak’ta başbakanlık makamıyla ilgili hukuki tartışmalar

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Muhammed Tevfik Allavi’nin görevden çekilme kararı sonrasında başbakanlık makamıyla ilgili hukuki tartışmalar başladı.
Allavi’nin hükümeti kurma görevinden çekildiğini ilan etmesi ve yetkileri sınırlandırılan “günlük işleri yürütme” statüsündeki hükümet başkanı Adil Abdulmehdi’nin hükümet toplantılarına katılmayacağını açıklaması, ülkedeki siyasi krizi daha da derinleştirdi.
Bazı yargı kaynakları, sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in anayasanın 81’inci maddesine dayanarak başbakanlık yetkilerini devralabileceğine işaret ediyor.
Irak anayasasının 81’inci maddesine göre, cumhurbaşkanı, yeni hükümet kurulana kadar başbakanlık makamına oturabiliyor veya parlamentoyu feshederek ülkeyi iki ay içinde erken seçime götürme yetkisine sahip oluyor.
Iraklı yargıç ve anayasa uzmanı Rahim el-Ukeyli, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Anayasanın 81’inci maddesine göre, herhangi bir sebepten ötürü başbakanlık makamı boş kalırsa, bu görev cumhurbaşkanına devredilir. Boş kalan cumhurbaşkanlığı makamına ise eğer varsa cumhurbaşkanı yardımcısı yoksa meclis başkanı geçer” dedi.
Ukeyli, “Başbakanlık makamının boş kalma gerekçesine dair ‘herhangi bir sebepten ötürü’ denilerek genel bir ifade kullanılmış. Dolayısıyla anayasanın bu maddesine göre cumhurbaşkanının (Salih) başbakanlık makamına geçmesi gerekiyor” diye konuştu.
Hukuk uzmanı Tarık el-Harb ise Cumhurbaşkanı Salih’in başbakanlık yetkilerini devralması için gereken anayasal şartların oluşmadığı görüşünü savundu.
Harb, basına yaptığı açıklamada, “Adil Abdulmehdi daha önce yayınladığı mesajdan geri adım attı. Ayrıca şu an Abdulmehdi’nin yetkilerini kullanan iki yardımcısı bulunuyor. Bu nedenle 81’inci maddeden bahsedilemez. 2019 yılı Bakanlar Kurulu içtüzüğünde yer alan 2 numaralı karara göre, iki başbakan yardımcısına başbakanlık yetkilerini kullanma hakkı tanınıyor” ifadelerini kullandı.
Abdulmehdi, daha önceki açıklamasında, Allavi hükümetinin geçmemesi durumunda 2 Mart’ta bulunduğu görevden istifa edeceğini duyurmuştu. Ancak Abdulmehdi, önceki gün yaptığı açıklamada bu karardan geri adım atarak, hükümet toplantılarına katılmayacağını bildirmekle yetindi.
Harb’in değerlendirmesine karşı çıkan hukuk çevreleri ise Abdulmehdi’nin istifa dilekçesinin 1 Aralık’ta mecliste kabul edilmesiyle birlikte bu istifanın yürürlüğe girdiğini ve başbakanlık makamının böylece boşaldığını savunuyor. Söz konusu çevreler ayrıca Harb’in dile getirdiği içtüzük maddesine dikkat çekerek, bu meselede öncelikle başvurulması gereken mercinin Bakanlar Kurulu içtüzüğü değil, anayasa maddeleri olduğunu vurguluyor.
Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, 30 Kasım’da görevinden istifa etti. İstifa dilekçesi 1 Aralık’ta mecliste kabul edildi. Abdulmehdi, bu tarihten itibaren yetkileri sınırlandırılan “günlük işleri yürütme” statüsündeki hükümetin başkanlığına devam ediyor.



Hizbullah’a "son şans" tavsiyesi

Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)
Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)
TT

Hizbullah’a "son şans" tavsiyesi

Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)
Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)

Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, Hizbullah'a Mısır, Katar ve Türkiye'den "son şans tavsiyesi" niteliğinde mesajlar gönderildiğini, bunun amacının Lübnan'ı İsrail saldırısından kurtarmak ve böylece Lübnan halkının ezici çoğunluğu ile uluslararası toplum arasındaki uçurumu daha da derinleştirmemek olduğunu açıkladı.

Kaynaklara göre, bu mesajlar bölgesel ve uluslararası baskının artması ve partinin devlet çerçevesi dışında silah bulundurmaya devam etmesinin Lübnan'ı siyasi ve ekonomik izolasyona, ayrıca askeri çatışma olasılığına maruz bırakabileceği uyarılarının ardından geldi.


Suriye: Halep'te düzenlenen intihar saldırısında bir polis öldü, iki kişi yaralı

Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda
Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda
TT

Suriye: Halep'te düzenlenen intihar saldırısında bir polis öldü, iki kişi yaralı

Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda
Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, DEAŞ bağlantılı olduğundan şüphelenilen bir intihar bombacısının yılbaşı gecesi kuzeydeki Halep kentinde bir kiliseyi hedef aldıktan sonra güvenlik devriyesinin yakınında patlayıcı kemerini infilak ettirdiğini, bir polis memurunun öldüğünü ve iki memurun yaralandığını bildirdi.

Bakanlık sözcüsü Nureddin el-Baba, saldırganın kimliğini belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini söyledi. Devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, "Halep'te devriyenin yakınında patlayıcı kemeriyle kendini havaya uçuran kişinin DEAŞ ile ideolojik veya örgütsel bir bağlantısı olması muhtemeldir" dedi.

Bu saldırı, Suriye yetkililerinin DEAŞ ile mücadelede ABD güçleriyle iş birliğini güçlendirdiği bir dönemde gerçekleşti. Saldırının sorumluluğunu henüz hiçbir grup üstlenmedi.

Aralık ayının başlarında, Suriye'de ABD-Suriye ortak askeri konvoyunu hedef alan ve DEAŞ'lı olduğundan şüphelenilen bir saldırgan tarafından iki ABD askeri ve bir sivil tercüman öldürülmüştü. ABD ordusu, ülkedeki onlarca DEAŞ hedefine yönelik geniş çaplı bir saldırıyla karşılık vermişti.

İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, saldırının Halep'in Bab el-Ferec mahallesinde gerçekleştiğini belirtti. Resmi Suriye haber ajansı SANA tarafından yayınlanan görüntülerde, intihar bombacısının saldırısı sonucu tahrip olmuş bir taş sokak ve sokak boyunca dağılmış enkaz ve bükülmüş metal parçaları görülüyordu.

Suriye, kasım ayında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Beyaz Saray'ı ziyaret etmesiyle varılan anlaşma doğrultusunda, DEAŞ'a karşı ABD liderliğindeki koalisyonla iş birliği yapıyor.

Öte yandan, Suriye Enerji Bakanlığı, güney bölgesinde yüksek gerilim hatlarını hedef alan bir saldırı olduğunu ve Şam ile kırsal kesimine elektrik sağlayan şebekenin etkilendiğini bildirdi.


Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
TT

Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)

Avrupa Komisyonu Eşitlik, Hazırlık ve Kriz Yönetimi Komiseri Hadja Lahbib bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planlarının, hayat kurtaran yardımların bölgeye ulaşmasını engelleyeceğini belirtti.

Lahbib, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği’nin (AB) tutumunun net olduğunu vurgulayarak, “Sivil toplum kuruluşlarının mevcut haliyle kayıt altına alınması yasasının uygulanması mümkün değil” dedi.

Lahbib, insani yardımların önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı ve “Uluslararası insancıl hukuk, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmıyor; yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalı” ifadesini kullandı.

İsrail medyası, hükümetin dün yaptığı açıklamaya dayanarak, Sınır Tanımayan Doktorlar, ActionAid ve Oxfam gibi onlarca insani yardım örgütünün lisanslarının iptal edileceğini ve bunların ‘terörle bağlantılı’ olduğu gerekçesiyle kapatılabileceğini duyurmuştu.

Bazı uluslararası yardım kuruluşları, kayıtlarının iptal edilmesi riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Eğer 31 Aralık’a kadar İsrail makamlarının belirlediği yeni kriterlere uyum sağlamazlarsa, 60 gün içinde faaliyetlerini durdurmak veya Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki çalışmalarına kısıtlama getirmek zorunda kalabilirler.