Mağrip bölgesi koronavirüsün yayılmasını kontrol altına almak için alarma geçti

Tunus’ta koruyucu maskeyle dolaşan bir kadın (Reuters)
Tunus’ta koruyucu maskeyle dolaşan bir kadın (Reuters)
TT

Mağrip bölgesi koronavirüsün yayılmasını kontrol altına almak için alarma geçti

Tunus’ta koruyucu maskeyle dolaşan bir kadın (Reuters)
Tunus’ta koruyucu maskeyle dolaşan bir kadın (Reuters)

Cezayir'in ülkede 12 koronavirüs vakasının tespit edildiğini açıklamasının ve Tunus’un 90'dan fazla kişiyi karantinaya almasının ardından Cezayir, Tunus ve Fas’ta virüsün yayılmasını önlemek için ihtiyati önlemler alındı.
Cezayir Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, 4 koronavirüs vakasının tespit edildiğini ve bununla birlikte hastalığa yakalanan kişi sayısının 12’ye çıktığını belirtti. Bu kişiler arasında ülkesine gönderilen bir İtalyan da bulunuyor.
Bakanlığın açıklamasında tespit edilen 4 yeni koronavirüs vakasının, başkentin güneyinde bulunan Blida beldesinden bir ailenin fertleri arasında göründüğü kaydedildi. Ayrıca aileye virüs bulaştırdığı tahmin edilen Fransa'da ikamet eden bir Cezayir vatandaşı ile kızının temasta bulunduğu kişilerin belirlenmesi yönündeki soruşturmaların devam ettiği belirtildi.
Öte yandan Tunus’ta, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Yeni Hastalıklar Gözlemevi Başkanı Nassaf bin Aliya, 3 Mart itibariyle 996 kişinin halen tıbbi gözlem altında olduğunu ve 623 kişinin iki haftalık izolasyon döneminin sona erdiğini açıkladı. Ayrıca İtalya'dan gelen gemiler dolayısıyla son dönemde hastalıktan şüphelenilen vaka sayısının arttığına dikkati çekti.
Tunus Sağlık Bakanı Abdullatif el-Mekki, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ilk koronavirüs vakasını bildirmişti. Virüsün İtalya'dan gelen bir Tunuslu ile taşındığını belirten el-Mekki, dün kuzey İtalya'ya feribot seferlerinin askıya alındığını açıkladı. Bunun yanı sıra bir diğer önleyici tedbir olarak kuzey İtalya'dan gerçekleştirilen uçuşlar için Tunus Havalimanı'nda özel bir terminal kullanılması ve inceleme öncesinde yolcuların ayrı tutulması kararlaştırıldı. Ayrıca el-Mekki, yabancı futbol taraftarlarının yerel kulüplerle yapılan maçlara katılmasının önleneceğini belirtti.
Nassaf bin Aliya, Tunus'taki tıbbi laboratuvarların İtalya'dan geldiği teyit edilen bir vaka da dahil olmak üzere 52 örneği analiz ettiğini açıkladı.
Tunus Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ekonomi Kontrol Genel İdaresi, 25 Şubat'ta başkentin yakınında yer alan rastgele bir depoda yaklaşık 30 bin tıbbi maske ele geçirdi. Yapılan ön araştırmalarda, teftiş ve gözlemlerden sonra ele geçirilen kaçak maskelerin sayısının 40 bin civarında olduğu ortaya çıktı ve diğer 10 bin maskenin muhtemelen iki kat fiyatla Tunus pazarına sürüldüğü kaydedildi.
Tunus makamları, bir dizi komşu ülkede salgının yayılmasının duyurulmasından bu yana çabalarını iki katına çıkardı ve tüm sağlık kuruluşları ile kara, hava ve deniz sınır geçişlerindeki alarm düzeyini artırdı.
Fas ilk virüs vakasının Kasablanka’da tespit edildiğini açıklarken, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada vatandaşlar arasında korku salan sosyal medya paylaşımlarında bulunan kişiler uyarıldı. Fas İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, son zamanlarda sosyal medya veya mesajlaşma aracılığıyla alınan tedbirlere ilişkin resmi kurumlara atfedilen yalan haberlerin arttığını belirtti. İçişleri Bakanlığı, bu çerçevede alınan tedbirlerin yetkili kurumlar tarafından açıklandığını ve bunun için belirlenen resmi kanallar bulunduğunu kaydetti. Açıklamada, bu haberleri yayınlayan kişilerin kimliklerini belirlenmesi için yetkili makamlar tarafından tüm yasal tedbirlerin alınacağı kaydedildi.
İçişleri Bakanı Abdul Vafi Laftit, vatandaşlara ‘modern iletişim teknolojileri yoluyla resmi organlara atfedilen’ yalan haberler konusunda dikkatli olmaları çağrısında bulundu.
Fas Eğitim Bakanlığı, WhatsApp aracılığıyla dolaşan söylentilere ilişkin bir açıklama yaptı. Milli Eğitim, Mesleki Eğitim, Yükseköğretim Bakanlığı’nın 5 Mart'tan itibaren ay sonu için planlanan okul tatilinin tarihini sunacağı yönündeki söylentileri yalanlayan bakanlık, bu yalan haberlere prim vermemeleri için vatandaşları uyardı. Bakanlık, ancak resmi kanallar ve yetkili makamlar tarafından yapılan açıklamalara güvenilmesi gerektiğini belirtti.



Şam’ın SDG karşısındaki başarısında hangi askeri ve politik faktörler etkili oldu?

Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
TT

Şam’ın SDG karşısındaki başarısında hangi askeri ve politik faktörler etkili oldu?

Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)
Suriye hükümetine ait araç konvoyları, 2 Şubat 2026'da kuzeydoğudaki Haseke kentine girdi (AFP)

Suriye hükümetinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’ye karşı başlattığı operasyon, kuzey ve doğu Suriye’de kısa sürede kontrol haritasını değiştirdi. Operasyonlar sürpriz bir şekilde Fırat’ın batısından başladı; hükümet güçleri Deyr Hafir ve Maskane’yi ele geçirdi. Ardından doğuya yönelerek SDG’nin merkezi konumundaki Rakka üzerinde tam kontrol sağladı.

Bu ilerleme, özellikle Rakka, Deyrizor ve Haseke kırsalları olmak üzere SDG kontrolündeki bölgelerde geniş bir aşiret ayaklanması ile eş zamanlı gerçekleşti. Aşiretler, SDG güçlerini birçok alandan uzaklaştırdı ve ardından Suriye ordusu ile birleşti. Bu gelişmeler, SDG’nin kısa süre önce Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılmasının ardından geldi ve örgütün askeri nüfuzunun zayıfladığını gösterdi.

Askeri faktör

Suriye Cumhurbaşkanlığı Aşiret İşleri Danışmanı Cihad İsa El-Şeyh, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, SDG ile mücadelenin kazanılmasında birden çok faktörün etkili olduğunu ve bunların başında askeri faktörün geldiğini söyledi. El-Şeyh, savaşan birliklerin bu tür operasyonlar için yüksek eğitim ve profesyonelliğe sahip olduğunu, komuta ve operasyon yönetiminde deneyimli olduklarını ve askerlerin yıllar boyunca benzer çatışmalarda görev aldığını belirtti.

Halk ve aşiret desteği

El-Şeyh ayrıca, halk desteğinin de belirleyici olduğunu vurguladı. SDG kontrolündeki bölgelerde, örgütün ırkçı uygulamaları, kadın, çocuk ve gençler üzerinde zorunlu askerlik, toplumun geleneklerini ve aşiret liderlerini dikkate almaması nedeniyle yaygın bir hoşnutsuzluk oluştu. Örgüt, kontrol ettiği bölgelerdeki kaynakları kendi lehine kullanmış, ancak altyapı ve hizmet geliştirme konusunda yetersiz kalmıştı.

frgthy
Suriye’nin Haseke kentinde, SDG’nin çekilmesinin ardından hükümetin kontrolüne geçen Hol Kampı’ndaki bazı tutuklular (Reuters)

Aşiretlerin rolü kapsamında, El-Şeyh, Arap aşiretlerinin yeniden organize edildiğini ve toplumun bir parçası olarak iç güvenlik ve istikrarın sağlanmasında görev aldıklarını belirtti.

Siyasi ve diplomatik boyutlar

Araştırmacı Firas Fahham, hükümetin avantajının sadece askeri olmadığını, aynı zamanda siyasi ve diplomatik boyutların da etkili olduğunu söyledi. Fahham’a göre, Suriye diplomasisi ve bölgesel işbirlikleri hükümetin ülke genelinde kontrol sağlamasında doğrudan destek sağladı.

defrgtyh
1 Şubat 2026 – Suriye’nin Kamışlı kentinde anayasal haklarını talep eden Kürtlerin gösterisi (Reuters)

Fahham, ABD’nin Suriye politikasındaki değişimin de etkili olduğunu vurguladı. ABD yönetimi, Suriye hükümetini bölgesel istikrar için önemli bir aktör olarak görmeye başladı ve bu durum SDG’nin stratejik önemini azalttı. SDG’nin esas rolü, ABD’nin terörle mücadele ve Suriye’de üs edinme hedeflerini desteklemekti; bu hedefler artık büyük ölçüde hükümet üzerinden sağlanabiliyor.

Devletsiz yapılar ve merkezi yönetim

Uluslararası alanda, devletsiz silahlı grupların sona erdirilmesi ve merkezi hükümetlerin güçlendirilmesi yönünde bir eğilim bulunuyor. SDG, bu değişime uygun adım atamadı ve ABD’nin entegrasyon beklentilerine yeterince yanıt veremedi. Bu durum, hükümetin ülke çapında kontrolünü güçlendirdi.

Gelecekteki riskler

Fahham, olası bir Kürt direnişi riskine işaret etti. Bölgesel aktörler ve SDG içindeki PKK bağlantılı gruplar, direnişi nüfuzlarını koruma aracı olarak görebilir. Bu durum, hükümetle siyasi anlaşmalar sağlansa bile güvenlik açısından bir zorluk oluşturabilir.

Sonuç

Suriye hükümetinin SDG karşısındaki başarısı, askeri kapasite, halk desteği, diplomatik manevralar ve stratejik faktörlerin bir araya gelmesi ile gerçekleşti. Uluslararası değişimler, merkezi otoritenin güçlenmesini destekleyerek, devletsiz silahlı grupların etkisini azaltan bir ortam sağladı.


Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü

Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
TT

Eski Libya lideri Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam evinde uğradığı saldırıda öldürüldü

Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Seyfülislam Kaddafi (Arşiv fotoğrafı - Reuters)

Kaddafi ailesine yakın bir kaynak, bugün(Salı) yaptığı açıklamada, Seyfülislam Kaddafi’nin ülkenin batısında, Zintan kenti yakınlarında 4 kişi tarafından öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynak ayrıca, “Suçlular, Seyfülislam  evinin bahçesinde yaralandıktan sonra hızla kaçtı” ifadelerini kullanarak, öldürülmesinin gün ortasında başlayan çatışmaların ardından gerçekleştiğini belirtti.

Seyfülislam Kaddafi’nin siyasi danışmanı Abdullah Osman, Facebook sayfasında kısa bir paylaşım yaparak Kaddafi’nin öldüğünü doğruladı, ancak olayın detaylarını veya faili açıklamadı.

Öte yandan Seyfülislam Kaddafi’nin siyasi ekibi, merhum Libyalı liderin oğlunu resmi olarak anarak, “Seyfülislam cenazesinin çıkarılması için düzenlemeler yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Dibeybe güçlerinden yalanlama

Ulusal Birlik Hükûmeti’ne bağlı 444. Tugay, Seyfülislam  Kaddafi suikastıyla hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı ve Zintan’da meydana gelen çatışmalarla bağlantısı bulunmadığını belirtti.

Tugay açıklamasında, “Zintan şehir merkezinde veya çevresinde hiçbir askeri güç veya saha varlığı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Tugay, Zintan’daki olaylarla ilgilenmemektedir ve çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağlantısı yoktur” denildi.

Libya’daki bazı kaynaklar, Seyfülislam  Kaddafi’nin, Zintan’a bağlı El-Hamada bölgesinde iki silahlı grup arasındaki çatışmalar sırasında, bir grubun kendisini evinde yakalama girişimi neticesinde öldürüldüğünü duyurdu.

Seyfülislam Kaddafi kimdir?

Seyfülislam , Eski Libya lideri Muammer Kaddafi’nin oğludur. 5 Haziran 1972’de doğan Seyfülislam , 2011 öncesi Libya’da önemli rol oynadı. Resmî bir hükümet pozisyonu olmasa da sistem içinde etkili bir lider olarak dış ilişkiler ve iç meselelerde müzakereler yürüttü.

2015 yılında kendisine verilen idam cezası iptal edildi ve Libya Yüksek Mahkemesi, Seyfülislam’ın yeniden yargılanmasına karar verdi. Daha önce, 17 Şubat 2011 olaylarında isyana teşvik, soykırım, yetkiyi kötüye kullanma, göstericilerin öldürülmesi için emirler verme, kamu malına zarar verme ve protestoları bastırmak için paralı askerler getirme suçlamalarıyla yokluğunda idam cezasına çarptırılmıştı.

Seyfülislam  Kaddafi, 2011’den beri kendisini tutan bir milis grubu tarafından Zintan’da hapsedilmişti ve Haziran 2017’de serbest bırakılmıştı.


Şara: Suriye devleti Kürtlerin haklarını güvence altına alma konusunda kararlı

Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
TT

Şara: Suriye devleti Kürtlerin haklarını güvence altına alma konusunda kararlı

Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)
Bugün Şam’daki Halk Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Kürt Ulusal Konseyi heyetini kabul etti. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın bugün (Salı) Kürt Ulusal Konseyi heyeti ile bir araya geldiğini ve devletin, Suriye Anayasası çerçevesinde Kürt vatandaşların haklarını güvence altına alma taahhüdünü yinelediğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, Kürt heyetin 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini memnuniyetle karşıladığı ve bunun hakların güçlendirilmesi ile kültürel ve sosyal özgünlüklerin korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildiği belirtildi. Bu kararname, Suriye’de ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara vatandaşlık verilmesini öngörüyor.