Irak’taki gösteriler ABD’ye hizmet mi ediyor?

Bağdat'taki polise sis bombası atan Iraklı bir gösterici (AP)
Bağdat'taki polise sis bombası atan Iraklı bir gösterici (AP)
TT

Irak’taki gösteriler ABD’ye hizmet mi ediyor?

Bağdat'taki polise sis bombası atan Iraklı bir gösterici (AP)
Bağdat'taki polise sis bombası atan Iraklı bir gösterici (AP)

İmaduddin el-Cuburi
ABD Milli Savunma Üniversitesi’nde (NDU) Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (INSS) Başkanı Dr. Richard D. Hooker, Irak'ta son aylarda düzenlenen protesto gösterilerinin ABD’nin ulusal çıkarlarına 2003'teki askeri operasyondan daha fazla hizmet ettiğini ve ‘kapsamlı bir devrime’ dönüştürmek için ‘altın bir fırsat’ olduğunu düşünüyor.
Independent Arabia'dan İmaduddin el-Cuburi'nin haberine göre, Dr. Hooker’ın, Foreign Policy dergisinde yayınlanan ve Ocak ayı başlarında çeşitli internet siteleri tarafından değerlendirilen makalesinden birkaç paragraf şöyle;
“ABD ordusunun Irak’ı işgali ve Irak’ta Amerikan çıkarlarına hizmet eden bir anayasa ve hükümet tasarlama girişiminden sonra ‘Saddam Hüseyin'in devrilmesinin’ Irak'ın Şiilere ve İran'a teslim olmasına yol açtığını kabul etmeliyiz.”
“Günümüzde bir silaha dönüşen teknoloji ve sanal dünya, uluslararası ve bölgesel denklemler üzerinde etkili oldu. Sosyal medya, Irak’ta şimdiye kadar ABD’nin çıkarlarına hizmet eden gösterilerin düzenlenmesinde rol oynarken ABD ulusal çıkarını tehdit eden ‘Şii hükümetini’ çöküşün eşiğine getirdi. Bununla birlikte umutsuzluk, yetersizlik, devletsizlik ve siyasi istikrarsızlık, Irak geneline yayıldı.”
“ABD'nin Irak'taki ulusal çıkarlarıyla çatışan bir Şii devletinin yeniden kurulmasını önlemenin” son derece önemli olduğunu düşünen Hooker’ın makalesindeki bir diğer paragraf ise şöyle;
“Siyasi çalkantılar, ülkenin dört bir yanını etkilerken Şii hükümet deneyimi Irak Anayasası’nın Amerikan çıkarlarına hizmet etmediğini gösterdi. Hedeflerimize ulaşmak için tüm siyasi süreç değiştirilmeli ve ABD'nin Irak işgali hedeflerine ulaştıran yeni yapılar oluşturulmalıdır.”
ABD Savunma Bakanlığı'nın Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Robert Kareem ile yaptığı bir telefon görüşmesine değinen Dr. Hooker, Kareem’in “On yıldır Irak’ta söz sahibiyiz. Cumhurbaşkanı Berhem Salih, başbakan adayı önerilerine direnerek ve Irak'ta hukukun üstünlüğünün oluşumunu engelleyerek ABD çıkarlarına büyük hizmetlerde bulundu” dediğini aktardı.
 “Kürt aşiretleri, imkanları ve niyetleri, ABD’nin Irak ve Doğu Akdeniz'deki stratejik derinliğidir” diyerek ırkçı bir eğilim gösteren Dr. Hooker, bugün Irak'ın ABD için güvenli ve güvenilir bir ülke olmaya hazır olduğuna inanıyor.
“Eğer bir askeri darbe olursa mevcut yapıların bunun kapsamı dışında oluşması gerektiğini” söyleyen Dr. Hooker makalesinde, “Irak'taki siyasi kriz, ABD’nin ulusal çıkarlarına hizmet eden kapsamlı bir devrime dönüşmesi gereken altın bir fırsattır. Eğer bu fırsatı kaçırırsak, önümüzdeki on yıl içinde bir daha aynı fırsatı yakalayamayız” ifadelerine yer verdi.
Değerlendirme
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, askeri ve siyasi yönleri iç içe geçmiş bir vizyonu olan Hooker, siyasi hedefin, ‘ABD’nin Irak işgalinin hedeflerine ulaşmaya’ hizmet etmesi gerektiğine inanıyor. Buna şaşırmamalı. Hooker, ABD ordusunda 36 yıl görev yaptı, albay rütbesine kadar yükseldi. 2005-2006 yılları arasında Irak'ta paraşütçüler takımının komutanlığını üstlendi. Virginia Üniversitesi'nden ‘Uluslararası İlişkiler’ alanında yüksek lisans ve doktora dereceleri aldı.
Hooker tarafından ortaya atılan bu karışımın, üzerinde durmaya değer olumlu noktaları olsa da heterojen bir yapı da barındırıyor. ABD, Irak'taki kronik siyasi çalkantıların büyük bir kısmına dahil oluyor. Çünkü başarısızlığına rağmen siyasi süreci desteklemeye devam ediyor.
 
Bunu şöyle açıklayabiliriz;
1 - “Irak ve ABD çıkarlarına hizmet eden bir Irak hükümeti için anayasanın düzenlenmesi girişimi ve Saddam Hüseyin'in devrilmesi, Irak'ın, Şiilere ve İran'a teslim olmasına yol açtı” cümlesini ele alalım.
Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;
* Irak, ABD’nin işgalle siyasi bir çözüm dayatabileceği marjinal bir ülke değildir.
* ABD hükümetleri, Iraklı muhaliflerle ilgilenseler de İran yanlılarını tercih ettiler.
* ABD’nin Irak'ın işgali sonrası için elinde hiçbir siyasi proje veya idari plan yoktu.
* İran, ABD'nin Irak işgalini daha iyi kullandı.
* Resmi sistemin zayıflığı, Irak'taki durumu istikrarsızlaştırmaya devam etti.
2 - Günümüzde bir silah olarak kullanılan sosyal medya ‘devrimi örgütlemeye’ katkıda bulunması, sosyal medyayı etkili bir şekilde kullanan genç beyinlerden kaynaklanıyor. ABD’nin çıkarlarını tehdit eden Şii hükümetine gelince, bu ifade tam bir çelişkidir. Irak’taki Şii-Safevi hükümetleri ABD’nin desteği olmadan hayatta kalamazdı. İşledikleri mezhepçi suçlar onları yıkmak ve katliamlarına ilişkin kovuşturmalar başlatmak için son derece yeterli.
3 - “Umutsuzluk, yetersizlik, devletsizlik ve siyasi istikrarsızlık Irak geneline yayıldı” ifadesine baktığımızda mesele sadece içerideki durumla ilgili değildir. Bağdat'taki ABD ve İran büyükelçilikleriyle ilgilidir. Aralarındaki siyasi kontrast, ülkenin genel durumuna olumsuz yansımaktadır.
4 - Hooker, “ABD'nin Irak'taki ulusal çıkarlarıyla çatışan bir Şii devletinin yeniden kurulmasını önlüyoruz” diyor.  Bu ifade, apaçık bir çelişkidir. Söz konusu Şii devleti, İran karşıtı bir Arap devleti değil, Safevi eğilimli bir devlettir. İkisi arasında fark vardır.
5 - Hooker, siyasi süreçteki genel değişiklikten ve ‘ABD'nin Irak'ı işgali hedeflerine ulaşan yeni yapıların oluşturulmasından’ bahsediyor. Bu teorinin geçerliliği, ancak kapsamlı siyasi sistemle sona erebilir. ABD, Irak işgalinin hedeflerini tekrarlayarak ve yerel çevrelerle çatışmaları devam ettirmek yerine İran'a ve kollarıyla mücadele eden Irak güçleriyle ilişkilerde doğru davranmalıdır.
6 - Robert Kareem'in “Irak'ta on yıldır söz sahibiyiz” şeklindeki iddiasına ve Cumhurbaşkanı Berhem Salih'in ‘ABD çıkarlarına büyük hizmetlerde bulunmasına’ yaptığı övgüye gelince ABD, 2011 yılı sonlarında askeri olarak resmen çekilmesinin ardından siyasi süreç üzerindeki kontrolünü zaten kaybetmişti. Bu ifadeler gerçeği tamamen yansıtmıyor ve Amerikan yanlısı tarafı İran yanlısı tarafa karşı şişiriyor.
7 - Hooker'ın ‘Kürt aşiretleri’ ile ilgili öne sürdüklerine karşın diyoruz ki; “Irak'ın en büyük ikinci topluluğu. Irak toplumunun tarihi bileşenlerinden olan beş milyon Kürdü, ‘aşiretler’ olarak tanımlayarak varoluşsal ağırlıklarını hafife alıyor. 
Kürtleri, ABD'nin Irak ve Doğu Akdeniz bölgesindeki stratejik derinliği olarak gören Hooker, Kürtlerin sadece kendi ülkelerine değil, aynı zamanda Amerikan çıkarlarına da hizmet ettiğini söylüyor. Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Irak’tan ayrılmak için yaptığı referandum ve Mesut Barzani'nin Erbil'de söyledikleri gibi bu konuya işaret eden birçok faktör söz konusu.
Kürtler ABD vizyonuna indirgenemez. Milyonlarca Kürt, bir aşirete, bir partiye veya bir harekete bağlı olmadığı gibi Irak kimliğine bağlı Kürtler de var.
8 - Askeri darbe fikri ve bunun ‘mevcut yapıların kapsamı dışında’ olması konusunda ise devrimin anlamı ve kavramı ile askeri darbenin anlamı ve kavramının farklı şeyler olduğunu vurgulamak gerekir. Gösterilerde ve protestolarda halkın yanında kim durursa, mevcut güçleri aracılığıyla hedeflerine ulaşmak için işbirliği yapmalı ve barışçıl gösteriler düzenleyen devrimci gençlere zulmedenleri sorumlu tutmak ve cezalandırmak için harekete geçirmelidir.
9 - Hooker’in Irak’ta Ekim ayında başlayan gençlik devrimini, Amerikan ulusal çıkarlarına hizmet eden kapsamlı bir devrime dönüşmek için ‘altın bir fırsat’ olarak görüyor. Iraklı gençler ABD işgalinin ardından yolsuzluk yapanlarca talan edilen anavatanlarını kurtarmak için hala hayatlarını yitiriyor ve fedakarlıklar yapıyorlar. Burada işbirliği ile kendi çıkarlarına hizmet etmek arasında fark bulunuyor. Bu gençler ve devrimi organize edenler, bağımlı olmaya değil işbirliği yapmaya niyetlidir. Fırsatı kaçırma ve önümüzdeki on yıl boyunca bir daha böyle bir fırsat yakalayamama korkusuna gelince bu Irak'ın iç meselesidir. Hooker ve diğerleri barışçıl gösteriler yapan devrimcilerle herkesin çıkarlarını koruyan bir işbirliği gözetmelidir.

 


Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.


İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
TT

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli işgale hazırlanıyor

İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)
İsrail saldırısının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mecdel Zun köyünden yükselen duman (AFP)

İsrail, Lübnan’ın güneyinde uzun süreli bir işgale hazırlanıyor. Bu kapsamda “Sarı Hat”ın dışında, halkın yaşamadığı ve herhangi bir konut ya da sivil yapının bulunmadığı, adeta yakılmış topraklardan oluşan bir tampon bölge oluşturdu.

Güney Lübnan’daki bir güvenlik kaynağı, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Sarı Hat”a bitişik yerleşimlerin hedef alınmasının, halkın bu bölgelerden çıkarılmasının ve söz konusu yerlerin yıkılmış ve tehlikeli alanlara dönüştürülmesinin, “İsrail’in işgal altındaki güney bölgesinde güçlerine yönelik operasyonlar düzenlemek amacıyla bu yerlerin kullanılmasına yönelik herhangi bir girişimi engellemeyi planladığı” anlamına geldiğini söyledi.

Bu arada Hizbullah karşıtı muhalifler, örgütün eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından bir liderlik krizi yaşadığını öne sürdü. Hizbullah, Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünü bugün anıyor.

Örgüt, genel sekreterlik makamını siyasi, örgütsel, askeri ve toplumsal açıdan bir güç merkezine dönüştüren Nasrallah’ın yerini doldurmayı başaramadı.