İstatistiklerle kadın verileri açıklandı

İstatistiklerle kadın verileri açıklandı
TT

İstatistiklerle kadın verileri açıklandı

İstatistiklerle kadın verileri açıklandı

Türkiye nüfusunun yüzde 49,8'ini kadınlar, yüzde 50,2'sini erkekler oluşturdu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019 yılı istatistiklerle kadın verilerini açıkladı. Buna göre; Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; 2019 yılında, kadın nüfus 41 milyon 433 bin 861 kişi, erkek nüfus 41 milyon 721 bin 136 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle; toplam nüfusun yüzde 49,8'ini kadınlar, yüzde 50,2'sini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 52,2 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 73,0 oldu.

Doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 81,0 yıl, erkeklerde 75,6 yıl oldu
Hayat tabloları, 2016-2018 sonuçlarına göre; doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için toplamda 78,3 yıl, kadınlarda 81,0 yıl, erkeklerde 75,6 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,4 yıl oldu.

Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 56,8 yıl, erkeklerde 59,9 yıl oldu
Sağlıklı yaşam süresi, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanır. Hayat tabloları, 2016-2018 sonuçlarına göre; sıfır yaşında bulunan bir kişi için sağlıklı yaşam süresi, Türkiye'de toplamda 58,3 yıl, kadınlarda 56,8 yıl ve erkeklerde 59,9 yıl olarak hesaplandı. Buna göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 3,1 yıl daha uzun olduğu görüldü.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan kadınların oranı yüzde 84,5 oldu
Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı sonuçlarına göre; 2008-2018 yılları arasında, 25 ve daha yukarı yaşta olan ve en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların toplam nüfus içindeki oranının yıllar itibarıyla arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 81,1 iken 2018 yılında yüzde 90,1 oldu. En az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı cinsiyete göre incelendiğinde; 2008 yılında, kadınlarda yüzde 72,6, erkeklerde yüzde 89,8 olan bu oran, 2018 yılında sırasıyla yüzde 84,5 ve yüzde 95,9 oldu.
En az üniversite mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2008 yılında yüzde 9,8 iken 2018 yılında yüzde 19,9 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde; 2008 yılında 25 ve daha yukarı yaşta olup en az üniversite mezunu olan kadınların oranı yüzde 7,6, erkeklerin oranı yüzde 12,1 iken bu oran 2018 yılında kadınlarda yüzde 17,5, erkeklerde ise yüzde 22,4 oldu.

En yüksek kadın istihdam oranı TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) bölgesinde görüldü
Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; 2018 yılında, Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı yüzde 47,4 olup bu oran kadınlarda yüzde 29,4, erkeklerde ise yüzde 65,7 oldu. En yüksek istihdam oranı, 2018 yılında yüzde 55,3 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde gerçekleşti. En düşük istihdam oranı ise yüzde 30,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde oldu. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 40,4 ile TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop) bölgesinde iken en yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 75,0 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde gerçekleşti. En düşük istihdam oranı ise kadınlarda yüzde 11,9, erkeklerde yüzde 50,8 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde oldu.

Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 26,5 oldu
Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2018 yılında yüzde 60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde; 2018 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,5, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,4 olduğu görüldü.

Kadınların çalışma hayatında kalma süresi 6 yılda 2,3 yıl arttı
Çalışma hayatında kalma süresi, bir kişinin hayatı boyunca işgücü piyasasında aktif olması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanır. Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; çalışma hayatında kalma süresi, 2013 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kadınlarda 16,7 yıl, erkeklerde 37,7 yıl iken 2018 yılında çalışma hayatında kalma süresi kadınlarda 19,0 yıl, erkeklerde 39,3 yıl oldu.

Erkeklerin yıllık ortalama brüt kazancı daha fazla oldu
Kazanç Yapısı Araştırması, 2018 sonuçlarına göre; 2018 yılında yıllık ortalama brüt kazanç 49 bin 001 TL oldu. Bu değer, kadınlar için 46 bin 208 TL, erkekler için 50 bin 297 TL olarak tahmin edildi.

Kadınların en yüksek kazanç elde ettiği sektör, finans ve sigorta faaliyetleri oldu
Ücretli çalışanların brüt kazançları, ekonomik faaliyet kolu ayrımında incelendiğinde; en yüksek aylık ortalama brüt ücretin 7 bin 492 TL ile "bilgi ve iletişim" ekonomik faaliyet kolunda olduğu görüldü. Bu sektörü, 6 bin 559 TL ile "finans ve sigorta faaliyetleri" sektörü izledi. En düşük aylık ortalama brüt kazanç ise 2 bin 872 TL ile "konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri" sektöründe elde edildi. Bunu 2 bin 999 TL aylık ortalama brüt kazanç ile "idari ve destek hizmet faaliyetleri" sektörü izledi.

Ekonomik faaliyet koluna göre elde edilen brüt kazanç cinsiyet ayırımında incelendiğinde; en yüksek aylık ortalama brüt ücretini, kadınların 6 bin 428 TL ile "finans ve sigorta faaliyetleri" sektöründen, erkeklerin 7 bin 974 TL ile "bilgi ve iletişim" sektöründen elde ettiği görülürken en düşük aylık ortalama brüt ücretini, kadınların 2 bin 663 TL ile erkeklerin ise 2 bin 974 TL ile "konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri" sektöründen elde ettiği görüldü.

Kadınlar tüm eğitim düzeylerinde erkeklerden daha düşük ücret aldı
Cinsiyete dayalı ücret farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret farkının erkek ücreti içindeki yüzdesi olarak tanımlanır. Bu gösterge, yıllık ortalama düzenli brüt ücret kullanılarak hesaplandı. Kazanç Yapısı Araştırması, 2018 sonuçlarına göre; cinsiyete dayalı ücret farkı toplamda ve tüm eğitim düzeylerinde erkek ücretinin lehine gerçekleşti. Cinsiyete dayalı ücret farkı toplamda yüzde 7,7 oldu. Bu fark, en fazla yüzde 28,8 ile meslek lisesi mezunu erkekler ve kadınlar arasında görülürken en az fark yüzde 14,3 ile lise mezunu erkekler ve kadınlar arasında oldu.

Çalışan kadınların yüzde 61,0'ı, erkeklerin ise yüzde 57,3'ü zaman baskısı olmadan çalıştı
Yeterli olmadığı düşünülen zaman aralığında görevi bitirmek zorunda olmak zaman baskısı altında çalışmayı ifade etmektedir. İş Organizasyonu ve Çalışma Zamanı Düzenlemeleri Araştırması, 2019 sonuçlarına göre; istihdamda olanların yüzde 41,5'i zaman baskısı altında çalıştığını belirtirken yüzde 58,5'i zaman baskısı olmadan çalıştığını ifade etti. Zaman baskısı altında çalıştığını belirten kadınların oranı yüzde 39,0 iken bu oran erkeklerde yüzde 42,7 oldu.

Kadınların ev ile iş arası ortalama ulaşım sürelerinin erkeklere göre daha az olduğu görüldü
İş Organizasyonu ve Çalışma Zamanı Düzenlemeleri Araştırması, 2019 sonuçlarına göre; çalışanların yüzde 30,3'ü ev ile iş arası ortalama ulaşım süresinin 15 dakikanın altında olduğunu belirtirken yüzde 30,3'ü 15-29 dakika arasında, yüzde 26,6'sı 30-59 dakika, yüzde 6,2'si ise 60-89 dakika arasında işyerine ulaştığını belirtti. Ev ile iş arasındaki ulaşım süresini 90 dakika ve üstü olarak belirtenlerin oranı ise yüzde 1,3 olarak gerçekleşti. Çalışanların yüzde 5,4'ü işlerini kendi evinden yürüttüğünü belirtti.
Kadın çalışanların yüzde 32,0'ı, erkek çalışanların ise yüzde 29,5'i ev ile iş arası ortalama ulaşım süresinin 15 dakikanın altında olduğunu belirtirken işlerini kendi evinden yürüttüğünü belirten kadınların oranı yüzde 11,4, erkeklerin oranı yüzde 2,5 oldu. Kadınların ev ile iş arası ortalama ulaşım sürelerinin erkeklere göre daha az olduğu ve daha fazla kendi evinden işlerini yürüttükleri görüldü.

Çalışan kadınların yüzde 68,6'sı işe geliş gidiş için harcanan zamandan memnun oldu
Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; 2019 yılında çalışanların yüzde 69,0'ı işe geliş gidiş için harcanan zamandan memnun olduğunu belirtirken kadın çalışanlarda bu oran yüzde 68,6, erkek çalışanlarda ise yüzde 69,1 olarak gözlendi.

Kadın milletvekili oranı yüzde 17,3 oldu
Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre; 2019 yılında 589 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 102, erkek milletvekili sayısının ise 487 olduğu görüldü. Meclise giren kadın milletvekili oranı, 2007 yılında yüzde 9,1 iken bu oran 2019 yılında yüzde 17,3 oldu.

Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,0, erkeklerde 27,9 oldu
Evlenme istatistiklerine göre; resmi olarak ilk evliliğini 2019 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,0 iken erkeklerin 27,9 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 28,4 yaş, erkeklerde 31,1 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu iller ise kadınlarda 21,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,0 yaş ile Şanlıurfa oldu.

Kadınların yüzde 14,3'ünün eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü
ADNKS sonuçlarına göre; resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2018 yılında kadınların yüzde 41,2'sinin kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu, eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının ise yüzde 14,3 olduğu görüldü. Eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranı yüzde 43,1, eğitim seviyeleri farkı bilinmeyen eşlerin oranı ise yüzde 1,5 oldu.

Kaba boşanma hızı binde 1,88 oldu
Boşanma istatistiklerine göre; 2019 yılında kaba boşanma hızı binde 1,88 oldu. İllere göre incelendiğinde; kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il, binde 2,95 ile İzmir oldu. Bu ili binde 2,88 ile Antalya, binde 2,71 ile Muğla izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,25 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 0,33 ile Siirt ve Muş izledi.

Cep telefonu kullanan kadınların oranı yüzde 90,2 oldu
Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre; 2019 yılı Ocak-Mart aylarını kapsayan üç aylık dönemde, 16-74 yaş grubundaki bireylerin cep telefonu kullanım oranı yüzde 93,5 oldu. Bu oran, kadınlarda yüzde 90,2, erkeklerde ise yüzde 96,9 olarak gerçekleşti.

Kadınlar en fazla dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi
Ölüm nedeni istatistikleri sonuçlarına göre; 2018 yılında Türkiye genelinde ölüm nedenleri incelendiğinde ilk sırada yüzde 38,4 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer alırken, ikinci sırada yüzde 19,7 ile iyi ve kötü huylu tümörler, üçüncü sırada ise yüzde 12,5 ile solunum sistemi hastalıkları yer aldı. Cinsiyete göre ölüm nedeni istatistikleri incelendiğinde; sıralamada kadın erkek arasında önemli bir fark gözlenmezken, dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiren kadınların erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Buna göre; ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybeden kadınların oranı yüzde 42,2 iken erkeklerin oranı yüzde 35,3 oldu.

Kadınlar erkeklerden daha mutlu oldu
Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre; 2019 yılında mutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı yüzde 52,4 oldu. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 57,0 iken erkeklerde bu oran yüzde 47,6 oldu. Evli bireylerin yüzde 55,6'sının, evli olmayan bireylerin ise yüzde 45,1'inin mutlu olduğu görüldü. Evli kadınların yüzde 60,2'si, evli erkeklerin yüzde 50,6'sı mutlu olduklarını beyan ederken evli olmayan kadınların ise yüzde 49,1'i, evli olmayan erkeklerin yüzde 41,3'ü mutlu olduğunu ifade etti.

 


Musk’ın firmasına çocuk istismarı davası: Tehlikeyi bilmelerine rağmen kâr etmeyi seçtiler

Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)
Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)
TT

Musk’ın firmasına çocuk istismarı davası: Tehlikeyi bilmelerine rağmen kâr etmeyi seçtiler

Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)
Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)

Elon Musk’ın yapay zeka şirketi xAI’a çocuk istismarı niteliğinde içerik üretimine imkan sağladığı gerekçesiyle dava açıldı.

İkisi reşit olmayan üç kız çocuğu, dev firmaya karşı pazartesi günü Kaliforniya’da hukuki işlem başlattı.

Davacılar, fotoğraflarının şirketin Grok adlı sohbet botu ve cinsel içerikli sahte görüntüler oluşturulmasını sağlayan Grok Imagine moduna erişen üçüncü taraf bir uygulama üzerinden manipüle edildiğini öne sürdü.

Davacıların avukatı Vanessa Baehr-Jones, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

xAI, böylesine tehlikeli bir ürün yaratmanın yol açacağı sonuçları gayet iyi bilmesine rağmen çocuklar da dahil gerçek kişilerin cinsel istismarı üzerinden kâr elde etmeyi seçti.

Avukat, fotoğraf ve videolar xAI’ın programlarına erişen üçüncü taraf uygulamalar aracılığıyla üretilse de Musk’ın şirketinin lisans ve kullanımla ilgili yeterli denetimleri yapmadığını söylüyor.

Mahkemeye sunulan şikayet dilekçesine göre fotoğrafları değiştirilen kişiler, görüntüler hakkında şubatta kolluk kuvvetlerine ihbarda bulundu. Polis de Discord üzerinden fotoğraf ve videoları paylaştığı savunulan bir şüpheliyi yakaladı. Zanlının telefonunda, xAI’nin görüntü ve video üretme teknolojisi kullanılarak hazırlandığı iddia edilen çocuk istismarı içerikleri bulundu.

Firma henüz davayla ilgili açıklama yapmazken, şirketin yöneticisi Elon Musk, ocak ayındaki sosyal medya paylaşımında, Grok’un "reşit olmayan kişilerin çıplak görüntülerinin üretilmesinde kullanıldığından haberdar olmadığını" öne sürmüştü.

Baehr-Jones, müvekkillerinin "mahremiyet, haysiyet ve kişisel güvenliğine" saldırıda bulunulduğunu belirterek, davacıların "hayatlarının darmadağın olduğunu" belirtti.

Geçen yıl piyasaya sürülen Grok Imagine, Taylor Swift de dahil ünlülerin ve sıradan kullanıcıların internetteki fotoğraflarının değiştirilmesiyle tartışma yaratmıştı.

Musk’tan çocuğu olan Ashley St. Clair da XAI’ya ocak ayında dava açmıştı. Muhafazakar sosyal medya fenomeni, X kullanıcılarının 13 yıl önce henüz çocukken çekilen fotoğrafının çıplak hale getirilmesini Grok'tan istediğini ve sohbet botunun da bu talebi yerine getirdiğini belirtmişti.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Asteroit Ryugu'da DNA ve RNA yapıtaşları bulundu

Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)
Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)
TT

Asteroit Ryugu'da DNA ve RNA yapıtaşları bulundu

Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)
Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)

Bilim insanları asteroit Ryugu'dan alınan örneklerde DNA ve RNA'nın tüm yapıtaşlarını tespit etti. Bulgular, Dünya'daki yaşamın nasıl başladığını anlamaya katkı sağlıyor.

Yeryüzündeki canlılar, genetik bilgiyi depolayıp aktarmak için iki temel molekülü kullanıyor: deoksiribonükleik asit (DNA) ve ribonükleik asit (RNA).

DNA, adenin, sitozin, guanin ve timin isimli nükleobazlardan oluşurken, RNA'da timin yerine urasil yer alıyor.

Bu bileşenlerin erken Dünya'da ne kadar bulunduğunu ve nereden geldiklerini anlamak, yaşamın başlangıcını öğrenmek açısından kritik önem taşıyor.

Önde gelen teorilerden biri, temel elementleri taşıyan asteroitlerin gezegene çarpması sonucu yaşamın filizlendiğini öne sürüyor.

Bilim insanları bu ihtimalleri test etmek için Güneş Sistemi'ndeki asteroitlerden örnek alarak inceliyor.

Son yıllarda NASA, Bennu asteroidine, Japonya Uzay Araştırma Ajansı ise Ryugu'ya araç göndererek yeryüzüne örnek getirmişti.

Bennu'da 5 nükleobazın tamamının bulunduğu geçen sene duyurulmuştu. Bugüne kadar Ryugu'da ise sadece urasil saptanmıştı.

Japonya Deniz-Yer Bilimleri ve Teknolojileri Kurumu'ndan Toshiki Koga liderliğindeki bir ekip, bu yapıtaşlarının hepsini Ryugu örneklerinde de tespit etti.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de dün (16 Mart) yayımlanan çalışmada şu ifadelere yer veriliyor:

Asteroit ve meteorit örneklerinde çeşitli nükleobazların saptanması, bunların Güneş Sistemi genelinde yaygın olduğunu gösteriyor ve karbonlu asteroitlerin, erken Dünya'nın prebiyotik kimyasal envanterine katkıda bulunduğu hipotezini güçlendiriyor.

Bilim insanları Ryugu'nun içeriğini Bennu ve karbon açısından zengin Murchison ve Orgueil isimli meteoritlerle, yani Dünya'ya düşen uzay taşlarıyla karşılaştırdı.

Araştırmacılar bu örneklerdeki nükleobazların oranının farklılık gösterdiğini ve bu durumun amonyak seviyelerinden kaynaklandığını belirledi. 

Toshiki Koga, "Bilinen hiçbir oluşum mekanizması böyle bir ilişkiyi öngörmediğinden bu bulgu, erken Güneş Sistemi'ndeki nükleobaz oluşumunda daha önce bilinmeyen bir yolu işaret edebilir" diyor.

Yeni Zelanda'daki Victoria Üniversitesi'nden Morgan Cable da yer almadığı çalışmadaki bu bulguyu "eşsiz" diye tanımlayarak ekliyor:

Bu keşif, biyolojik açıdan önemli moleküllerin başlangıçta nasıl oluştuğu ve Dünya'da yaşamın ortaya çıkmasını nasıl desteklediğine dair kritik sonuçlar doğuruyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Nature Astronomy


Yalnızlığı tercih ettiği sanılan boğa köpekbalıklarının yakın arkadaşları varmış

Araştırmacılar, köpekbalıklarının sosyalleşme sayesinde yeni beceriler öğrenme veya eş bulma gibi faydalardan yararlandığını düşünüyor (Natasha D. Marosi)
Araştırmacılar, köpekbalıklarının sosyalleşme sayesinde yeni beceriler öğrenme veya eş bulma gibi faydalardan yararlandığını düşünüyor (Natasha D. Marosi)
TT

Yalnızlığı tercih ettiği sanılan boğa köpekbalıklarının yakın arkadaşları varmış

Araştırmacılar, köpekbalıklarının sosyalleşme sayesinde yeni beceriler öğrenme veya eş bulma gibi faydalardan yararlandığını düşünüyor (Natasha D. Marosi)
Araştırmacılar, köpekbalıklarının sosyalleşme sayesinde yeni beceriler öğrenme veya eş bulma gibi faydalardan yararlandığını düşünüyor (Natasha D. Marosi)

Yalnız vakit geçirmeyi tercih ettiği sanılan boğa köpekbalıklarının güçlü sosyal bağlar kurduğu keşfedildi.

Dünyanın dört bir yanındaki tropikal ve ılıman sularda görülebilen boğa köpekbalıkları (Carcharhinus leucas), IUCN Kırmızı Listesi'nde "hassas" türler sınıfında yer alıyor.

Fiji'de kurulan Köpekbalığı Resifi Deniz  Koruma Alanı, hem çeşitli türlerin korunmasına hizmet ediyor hem de bilim insanlarına köpekbalıklarını inceleme imkanı sunuyor.

Exeter Üniversitesi'nden Natasha D. Marosi ve ekibi, buradaki boğa köpekbalığı popülasyonunu 6 yıl boyunca takip ederek sosyal ilişkilerini inceledi.

Yaklaşık yüzde 85'i dişilerden oluşan popülasyonun 184 üyesini tanımlayıp izlemeyi başaran araştırmacılar, toplamda 8 bin 192 dakikalık görüntü elde etti.

Bilim insanları, hayvanların birbirini takip etme, paralel yüzme ve geri dönüp yeniden yaklaşma gibi davranışlarına dayanarak sosyalleşme alışkanlıklarını anlamaya çalıştı.

Bulguları hakemli dergi Animal Behaviour'da bugün (17 Mart) yayımlanan çalışmaya göre boğa köpekbalıkları, gruptaki rastgele bireylerle ilişki kurmak yerine belirli kişileri "aktif bir şekilde" tercih ediyor.

Çalışmanın yazarlarından Darren Croft "Yaygın kanının aksine, köpekbalıklarının nispeten zengin ve karmaşık sosyal yaşamları olduğunu görüyoruz" diyor.

Hatta bilim insanları, köpekbalıklarının popülasyondaki bazı bireylerden de özellikle kaçındığını ifade ediyor.

Marosi "Biz insanlar, sıradan tanıdıklardan en iyi arkadaşlarımıza kadar değişen çeşitli sosyal ilişkiler kurarız ancak aynı zamanda belirli kişilerden de özellikle uzak dururuz" diyerek ekliyor: 

Bu boğa köpekbalıkları da benzer şeyler yapıyor.

Çalışmada hem dişilerin hem de erkeklerin diğer dişilerle sosyalleşmeyi tercih ettiği gözlemlendi. Ayrıca erkeklerin daha fazla arkadaşlık kurduğu da saptandı.

Bu durum, dişilerin erkeklerden daha büyük olmasından kaynaklanabilir. Marosi "Topluluktaki daha büyük ve baskın dişilerle sosyal bağ kurmak, gruptaki yerlerini güvence altına alabilir ve bölgedeki besin kaynaklarına erişmelerini sağlayabilir" diye açıklıyor.

Ekip ayrıca boğa köpekbalıklarının en çok yetişkinlik döneminde sosyalleştiğini tespit etti. Yavruların, av olma riski nedeniyle bu ilişkilerden uzak durduğu düşünülüyor. Öte yandan bazıları, muhtemelen sosyal ağa girmelerini kolaylaştırdığı için yetişkin bireylerle yakınlaşıyor.

Yaşlı köpekbalıkları da yetişkinler kadar sosyalleşmiyor. Marosi "Bu bireyler, avlanma, gezinme, kaynak bulma ve eş seçmede uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bu nedenle sosyal ilişkilerden ziyade kendi deneyimlerine güvenmeleri daha olası" diyerek ekliyor:

Buna karşılık yetişkin köpekbalıkları sosyal ağın çekirdeğini oluşturuyor gibi görünüyor. Onlar için diğerleriyle sosyalleşmek, besin kaynaklarıyla bilgilere erişme, beceriler geliştirme veya potansiyel eşlerle tanışma gibi faydalar sunabilir.

Boğa köpekbalıkları gibi türlerin güçlü sosyal bağlar kurduğunun ortaya çıkması, türü koruma çalışmalarında bilim insanlarına yol gösterme açısından önem arz ediyor.

Independent Türkçe, IFLScience, BBC Discover Wildlife, Animal Behaviour