Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki M4 karayolunda Rusya ile devriye düzenlemeyi planlıyor

Dün İdlib kırsalındaki Afes beldesinden motosikletiyle geçen Suriyeli bir adam (AFP)
Dün İdlib kırsalındaki Afes beldesinden motosikletiyle geçen Suriyeli bir adam (AFP)
TT

Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki M4 karayolunda Rusya ile devriye düzenlemeyi planlıyor

Dün İdlib kırsalındaki Afes beldesinden motosikletiyle geçen Suriyeli bir adam (AFP)
Dün İdlib kırsalındaki Afes beldesinden motosikletiyle geçen Suriyeli bir adam (AFP)

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türkiye’nin 15 Mart'tan itibaren Suriye'nin Halep-Lazkiye arasındaki uluslararası karayolu M-4’te Rusya ile ortak devriye düzenlemeye hazırlandığını söyledi. Akar, bu konuya ilişkin Rus tarafı ile yapılan askeri görüşmelerde iyi bir ilerleme kaydedildiğine dikkati çekti. Öte yandan İdlib'deki Türk gözlem noktalarının güvenliğinin Türkiye için bir öncelik olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye rejim güçleri ateşkesi ihlal ettikleri sürece askeri operasyonlara devam edeceklerinin altını çizdi.
Ankara’daki Rus askeri heyeti ile yapılan görüşmelerin yapıcı ve olumlu bir şekilde devam ettiğini aktaran Milli Savunma Bakanı Akar, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan İdlib’deki mevcut durumun, geçtiğimiz hafta Ankara ile Moskova arasındaki ateşkes anlaşmasının imzalanmasından sonra sakinleştiğini kaydetti.
Dün yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin tüm unsurları ile İdlib'deki varlığının devam ettiğini bir kez daha yineleyen Akar, İdlib'de ateşkesin kalıcı hale gelmesini ve Suriyeli sivillerin gönüllü olarak evlerine dönmesini sağlamak için burada bir istikrar ve güvenlik atmosferi oluşmasını umduğunu belirtti.
Rus askeri heyetinin Ankara’daki görüşmeleri geçtiğimiz Salı günü başladı. İdlib'de ilan edilen ateşkesin uygulanmasına ilişkin detaylar üzerinde anlaşmaya varmak üzere yapılan görüşmeler, dün Milli Savunma Bakanlığı’nda devam etti. Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçtiğimiz Perşembe günü Moskova'da gerçekleştirdikleri görüşmede bir mutabakata varmışlardı. Söz konusu mutabakat, aynı gün gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere İdlib’de ateşkes ilan edilmesi, mutabakattan bir hafta sonra M-4 karayolunun kuzey ve güneyinde 6 kilometre derinliğinde güvenli bir koridor oluşturulması ve 15 Mart’tan itibaren ortak askeri devriyelerin başlatılmasını öngörüyordu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçtiğimiz Salı günü, müzakerelerin başlamasından önce yaptığı açıklamada, M-4 karayolunun güney kısmını Rusya’nın kuzey kısmını ise Türkiye’nin denetleyeceğini söyledi.
Öte yandan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Salı günü Türk mevkidaşı Hulusi Akar ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İki bakan görüşmeleri sırasında İdlib'deki son durumu ve Gerginliği Azaltma Bölgeleri’nde istikrarın sağlanması için Moskova'da imzalanan mutabakata bağlı prosedürlerin uygulanmasına ilişkin konuları ele aldılar.
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Akar'ın Rus mevkidaşıyla İdlib'deki ateşkesi kalıcı hale getirme ve yerinden edilmiş bir milyondan fazla insanın evlerine dönmesini sağlama konusunda görüş alışverişinde bulunduğu bildirildi.
Bakanlık açıklamasında ayrıca iki tarafın ateşkesin kalıcı hale gelmesinin yanı sıra Türkiye ve Rusya arasında yapılan İdlib ile ilgili mutabakat çerçevesindeki yükümlülüklerin ve bölgedeki barışı ve istikrarı destekleme çabalarını yerine getirme taahhütlerinin teyit edildiği belirtildi.
Rus resmi haber ajansı RIA Novosti’nin askeri bir kaynaktan aktardığı bilgilere göre Moskova'da varılan mutabakat çerçevesinde Türkiye, İdlib’deki kontrol noktalarından ağır silahları çekmeye başladı.
Diğer yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib’de 8 adet Pantsir hava savunma sisteminin yok edildiğini duyurmuştu. Ancak Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’de 8 adet Pantsir hava savunma sisteminin yok edildiği yönünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan verilerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Bununla birlikte Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin şu anda İdlib’deki geçici ateşkesi, kalıcı hale getirmeye çalıştığını söyledi. Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamalarda, İdlib'deki gelişmeleri görüşmek üzere Rusya'dan Türkiye'ye bir askeri heyetin geldiğini ve iki tarafın şu anda M-4 karayolunu güvenli bir şekilde geçişe açmak için alınacak önlemleri tartıştıklarını belirtti. Çavuşoğlu ayrıca Türkiye’nin iki gün önce bölgedeki ateşkes anlaşmasına yönelik küçük ihlaller sonrasında gerekli uyarıları yaptığının da altını çizdi.
Öte yandan ateşkese uyulmaması halinde Türkiye’nin İdlib’de başka askeri operasyonlar yapmaktan çekinmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib geçici ateşkesini kalıcı hale getirmek için çalışıyoruz” diye konuştu. Erdoğan, Suriye rejimini uyararak İdlib'deki Türk gözlem noktalarına yapılan herhangi bir saldırıya en ağır karşılığı vermeye hazır olduklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan dün, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İdlib bölgesinde, Suriye rejimi ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ateşkes anlaşmasına yönelik bir takım ‘ufak tefek ihlalleri’ olduğunu söyledi.
Rusya'yı Suriye rejimini durdurmak için gerekli önlemleri almaya çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bu geçici ateşkesi ve buna bağlı anlaşmaları; rejime ve terör örgütlerine gücü yetmediği için değil İdlib’deki krize tüm taraflar bakımından uygulanabilir bir çözüm yolu bulunabilmesi için yaptı”  ifadelerini kullandı.
Rejimin ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ateşkese ne kadar bağlı kalacaklarının belirsiz olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rejimi ve onu destekleyen milislerin ateşkes hattına yaptıkları yığınakları da yakından takip ediyoruz. Karşımızdakiler sözlerimi tutmazsa bir öncekinden daha ağır bir şekilde üzerlerine gitmekten de asla kaçınmayız” diye konuştu.
Türkiye’nin İdlib'de bir ay boyunca etkin bir şekilde yürüttüğü operasyonların ülke sınırlarındaki tehditleri önleme kararlılığını yansıttığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki Türk gözlem noktalarının güvenliğinin Türkiye'nin en önemli öncelikleri arasında olduğunu ve Ankara'nın şu anda İdlib'deki ateşkesi kalıcı hale getirmek için çalıştığını vurguladı.
Türkiye’nin Suriye’de bulunma amacının ‘ne bu ülkelerin topraklarını işgal veya ihlak etmek ne de bölgedeki güçlerle bilek güreşinde tutuşmak’ olmadığını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin Suriye’de özellikle vermekten geri durduğu her mücadeleyi kısa bir süre sonra kendi topraklarında yürütmek zorunda kalacağı gerçeğini asla aklımızdan çıkartmamalıyız. Suriye ile olan 911 kilometrelik sınır hattımızın her karışını, hem terör örgütlerini hem de mezhepçi rejim güçlerini uzak tutacak şekilde güvenlik altına almakta kararlıyız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in İdlib’de ağır bir ders aldığını ve kendi gücüyle Türk ordusunun gücünü gördüğünü kaydetti.
Türkiye’nin yerinden edilmiş kişileri barındırmak ve yaşam şartlarını iyileştirmek için İdlib’in kuzey kesiminde küçük evler inşa etmeye başladığını belirten Erdoğan, Suriye krizinin, ancak bu ülkenin toprak bütünlüğünü garanti eden kalıcı bir çözümün bulunmasıyla sona erebileceğini ve uluslararası toplumun bu konuda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.
Terör örgütleriyle mücadele konusunda ise Erdoğan, “PKK’ya YPG veya SDG etiketi yapıştırmakla, gerçekler ortadan kalkmıyor, hakikatlerin üzeri örtülmüyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarını şöyle sürdürdü;
“Tel Rıfat bölgesindeki bölücü terör örgütü mensuplarının saldırı teşebbüsleri de giderek artıyor. Teröristleri bulduğumuz yerde etkisiz hale getiriyoruz.”
Suriye rejimini ve destekçilerini, Suriye'nin üçte birini PKK/YPG terör örgütünün işgalinden kurtarmaya çağıran Erdoğan, eğer bu gerçekleşirse İdlib ve diğer bölgelerdeki krize daha kolay çözüm bulunabileceğini söyledi.
Erdoğan, Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye’deki gelişmeler ve Suriye hükümeti ile tekrar tekrar diyalog kurma çağrıları konusundaki tutumlarını eleştirdi.
Öte yandan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Tod D.Wolters ile Salı günü akşam saatlerinde bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Görüşmede, İdlib’deki son gelişmeler ele alındı.
Bu arada Türk Silahlı Kuvvetleri, İdlib'e askeri sevkiyatlarını sürdürüyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) dün İdlib'in kuzeyindeki Kefer Lusin sınırından bölgedeki Türk gözlem noktalarına doğru giden yaklaşık 70 araçlık bir askeri konvoyunun girdiğini bildirdi.
SOHR, İdlib'de ilan edilen ateşkese rağmen Türkiye’nin Suriye topraklarına yönelik askeri sevkiyatlara devam ettiğini ve ateşkesin başladığı Perşembe gece yarısından itibaren Suriye topraklarına yüzlerce askerle birlikte giren askeri araç sayısının 820’ye ulaştığını belirtti. SOHR, 2 Şubat'tan bu yana Türkiye’den İdlib'deki Gerginliği Azaltma Bölgesi’ne giren askeri araç sayısının 4 bin 220’yi geçtiğini, aynı zamanda İdlib ve Halep'te konuşlandırılan asker sayısının ise 9 bin 200’ü aştığını kaydetti.



CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
TT

CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç savaş gemisi Ortadoğu’ya ulaştı. Bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestoları bastırmasına tepki olarak hava saldırıları düzenleme ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, uçak gemisinin üç muhriple birlikte ‘bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla halihazırda Ortadoğu’da konuşlandırıldığını’ bildirdi.

CENTCOM, taarruz grubunun İran’a komşu Arap Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’nda bulunduğunu kaydetti. Bu konuşlanmanın, bölgeye binlerce ek askerin sevk edilmesi anlamına geldiği belirtilirken, bölgede en son ABD uçak gemisi varlığının, ekim ayında Gerald R. Ford uçak gemisinin, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik baskı kampanyası kapsamında Karayipler’e gönderilmesiyle gerçekleştiği hatırlatıldı.

ABD’li bir yetkili, CBS News’e yaptığı açıklamada, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun CENTCOM’un Ortadoğu’daki sorumluluk sahasına girdiğini, ancak dün sabah itibarıyla henüz nihai operasyonel konuşlanma noktasına ulaşmadığını doğruladı. Bu hareketliliğin, İran’dan gelen yeni uyarılarla eş zamanlı gerçekleştiği belirtildi.

Önceki haberlerde, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun pazar akşamı İran’a yakın bir bölgede konuşlandığı ifade edilmişti. Bu gelişme, Tahran’ın merkezindeki İnkılap (Devrim) Meydanı’na asılan ve ABD filosunu hedef almakla tehdit eden büyük bir pankartın görüntülerinin dolaşıma girmesinden saatler sonra yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, gemilerin bölgeye ‘herhangi bir olasılığa karşı’ gönderildiğini söylemiş, “Bu yöne doğru ilerleyen çok büyük bir filomuz var ve belki de onu kullanmak zorunda kalmayacağız” demişti.

Trump daha önce, İran’ın tutuklulara yönelik toplu idamlar gerçekleştirmesi ya da aralık ayı sonlarında başlayan protestoların bastırılması sırasında barışçıl göstericilerin öldürülmesi halinde askeri adım atmakla tehdit etmişti. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, olaylarda en az 5 bin 973 kişi hayatını kaybetti, 41 bin 800’den fazla kişi gözaltına alındı. İran’ın resmi verileri ise çok daha düşük bir rakama işaret ederek ölü sayısını 3 bin 117 olarak açıklıyor.

Son dönemde Trump’ın askeri müdahale ihtimalinden geri adım attığı yönünde işaretler de ortaya çıktı. Trump, İran’ın gözaltındaki 800 göstericinin idamını durdurduğunu öne sürdü; ancak bu iddiasının kaynağını açıklamadı. İran Başsavcısı ise söz konusu iddiayı “tamamen yalan” olarak nitelendirdi.

Buna rağmen Trump’ın tüm seçenekleri masada tutmaya devam ettiği görülüyor. Trump, perşembe günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran hükümetinin bazı protestoculara yönelik planlanan idamları hayata geçirmesi halinde, daha önce İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen ABD saldırılarının ‘hiçbir şey gibi görüneceğini’ söyledi.

SDFRG
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 22 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor.

Uçak gemisi, F-35 Lightning II ve F/A-18 Super Hornet savaş uçakları da dahil olmak üzere birden fazla hava filosuna ev sahipliği yapıyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, gemiye eşlik eden muhripler ise yüzlerce füze taşıyor; bunlar arasında kara hedeflerine yönelik onlarca Tomahawk seyir füzesinin de bulunabileceği belirtiliyor.

Uçak gemisi ve donanımına ek olarak, ABD Hava Kuvvetleri’ne bağlı F-15E Strike Eagle savaş uçaklarının da bölgede konuşlandırıldığı duyuruldu.

Uçuş takip verilerini izleyen analistler, onlarca ABD askeri nakliye uçağının Ortadoğu’ya doğru hareket ettiğini tespit etti.

Söz konusu askeri hareketlilik, geçen yıl ABD’nin, üç ana nükleer tesise yönelik saldırıların ardından olası bir İran misillemesine karşı hava savunma ekipmanlarını bölgeye sevk ettiği dönemi hatırlatıyor. İran, bu saldırılardan birkaç gün sonra el-Udeyd Hava Üssü’nü ondan fazla füzeyle hedef almıştı.


Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva dün ABD Başkanı Donald Trump'a, Gazze Şeridi için kuruluşuna öncülük ettiği Barış Konseyi’nin çalışmalarını sınırlandırmasını istedi. Brezilya Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki lider Washington'da bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.

Açıklamada, diğer liderler gibi Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’ne davet edilen Lula'nın, bu konseyin çalışmalarının ‘Gazze meselesiyle sınırlandırılması ve Filistin'e bir koltuk ayrılması’ önerisinde bulunduğunu belirtti.

Brezilya Cumhurbaşkanı, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üye sayısının artırılması meselesi de dahil olmak üzere BM’nin kapsamlı bir reformdan geçirilmesinin önemini’ vurguladı. Lula, Trump’ı Barış Konseyi’ni kurarak ve rolünü uluslararası çatışmaları da kapsayacak şekilde genişleterek ‘yeni BM’nin efendisi’ olmaya çalışmakla suçlamıştı.

Beyaz Saray, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmek için Trump başkanlığındaki Barış Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu, ancak konsey iç tüzüğü, Trump'a geniş bir rol verdiğinden BM ile rekabet edecek bir organ haline geleceğine dair endişeleri artırdı.

fgrty
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva (Reuters)

Lula ve Trump, aylar süren gerginliğin ardından geçtiğimiz ekim ayında ilk resmi görüşmelerinden bu yana birkaç kez temas kurdu. Bu yakınlaşmanın ardından, ABD yönetimi, eski sağcı cumhurbaşkanı ve Trump'ın müttefiki Jair Bolsonaro'nun yargılanmasına tepki olarak uyguladığı yüzde 40'lık gümrük vergisinden Brezilya'nın önemli ihraç ürünlerini muaf tuttu.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Lula'nın Trump ile Venezuela'daki durumu görüştüğü aktarıldı.

Lula, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklandığı ABD’nin askeri operasyonunun ardından ‘bölgede barış ve istikrarın korunması’ çağrısında bulundu.

Brezilya Cumhurbaşkanı daha önce yaptığı bir açıklamada, bu operasyonu ‘kabul edilebilir sınırların ötesinde’ olarak değerlendirmişti.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı, görüşme sırasında Lula ve Trump arasında Lula'nın şubat ayında Hindistan ve Güney Kore'ye yapacağı gezilerin ardından Washington'ı ziyaret etmesini konusunda fikir birliğine varıldığını açıkladı.


Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
TT

Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı dün, Minneapolis'te federal güvenlik güçleri tarafından iki Amerikalının öldürülmesinin ardından Başkan Donald Trump'ın göçmenlik politikalarını yeniden değerlendirmesine rağmen, Sınır Devriye Şefi Gregory Bovenio'nun görevinden alındığına dair basında çıkan haberleri yalanladı.

İç Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tricia McLaughlin, X'te yaptığı paylaşımda “Komutan Gregory Bovenio görevinden alınmadı” diyerek, Bovenio'nun “başkanın ekibinin önemli bir parçası ve büyük bir Amerikan vatandaşı” olduğu yönündeki Beyaz Saray'ın mesajını doğruladı.

Bu açıklamalar, The Atlantic dergisinin Bovenio'nun sınır devriye komutanlığı görevinden alınması ve Kaliforniya'daki önceki işine geri dönmesi hakkında yayınladığı bir haberin ardından geldi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre dergi haberini, İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili ve onun görevden alınmasıyla ilgili bilgi sahibi iki kişiye dayandırdı.

Eğer onaylanırsa, Boffino'nun görevden alınması, Trump'ın Minneapolis'teki kolluk kuvvetlerinin kullandığı agresif taktiklere ilişkin görüşünde radikal bir değişiklik anlamına gelecektir. Cumartesi günü, sınır devriye görevlileri 37 yaşındaki hemşire Alex Breite'yi vurarak öldürdü.

Bovino, ocak ayı boyunca Minnesota'nın en büyük şehrindeydi ve burada askeri üniforma ve kask giyerken, sakinlere karşı agresif davranırken ve hatta protestoculara sis bombası atarken görüldü.

Trump, dün Truth Social platformunda yaptığı bir dizi paylaşımda, eyaletteki seçilmiş Demokrat yetkililerle verimli telefon görüşmeleri yaptığını belirterek, tavrını yumuşatmış gibi göründü.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Twitter'da, ayrıntılara girmeden ve Boffino'nun adını anmadan, “bazı federal ajanların” salı günü (bugün) şehri terk etmeye başlayacağını duyurdu.

7 Ocak'ta 37 yaşındaki Amerikan vatandaşı ve üç çocuk annesi protestocu Renee Goode'un ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı ajanları tarafından öldürülmesinden bu yana Minneapolis sakinleri arasında öfke yaygınlaşıyor.

Cumartesi günü Breonna'nın öldürülmesinin ardından, hafta sonu Minneapolis, New York ve diğer büyük şehirlerde daha fazla protesto gösterisi yapıldı.

Trump, sınır yetkilisi Tom Homan'ı Minnesota'ya göndereceğini ve Homan'ın doğrudan başkana rapor vereceğini açıkladı.

Belediye Başkanı Frey, “sonraki adımları görüşmeye devam etmek” için bugün Homan ile görüşeceğini duyurdu.