Libya’da siyasi çözüm çabaları devam ediyor

LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter’in yandaşları, Libya’nın doğusunda bulunan sahil kenti Bingazi’de bir gösteriye katıldı (AFP)
LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter’in yandaşları, Libya’nın doğusunda bulunan sahil kenti Bingazi’de bir gösteriye katıldı (AFP)
TT

Libya’da siyasi çözüm çabaları devam ediyor

LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter’in yandaşları, Libya’nın doğusunda bulunan sahil kenti Bingazi’de bir gösteriye katıldı (AFP)
LUO Komutanı Mareşal Halife Hafter’in yandaşları, Libya’nın doğusunda bulunan sahil kenti Bingazi’de bir gösteriye katıldı (AFP)

Zayed Hediyye
Libya’nın batısındaki savaş alanlarında kısmi sükûnet hakim olurken, Libya krizinin kulisleri de kırılgan barışı, kalıcı ve istikrarlı bir hale dönüştüren siyasi bir çıkış yolu bulmak için, son iki gündür diplomatik faaliyetlerde yoğunluk yaşanıyor.
Askeri komutan Mareşal Halife Hafter ve Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac, siyasi çözüm yolunda yeni girişimler hususunda uluslararası yetkililere danışmak amacıyla ters yönlere hareket etti.
Avrupa kıtasının kuzeyine yönelen Hafter, önce Paris’e ardından da Berlin’e gitti. İki ülkenin liderleriyle bir araya geldi. Serrac ise, Güney Afrika cumhurbaşkanı ile görüşmek ve Birleşmiş Millerler (BM) Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame’nin istifasından önce karmaşık hale gelen Libya krizini tartışmak amacıyla Başkent Pretorya’ya yöneldi.
 
Paris, petrol pompalamak için baskı yapıyor
Libya Ulusal Ordusu (LUO) komutanı, Avrupa turuna geçen pazartesi günü Fransa’nın başkenti Paris ziyaretiyle başladı. Hafter, ziyareti sırasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi.
Ziyareti sonrasına başta Le Monde gazetesi olmak üzere Fransız basın kaynakları, Hafter ve Macron arasında ele alınan en önemli noktalara dikkati çekti. Elysee, yaptığı açıklamada, “Bir saat süren toplantı, ateşkes meselesi ve petrol limanlarının kapatılması da dahil Libya’daki son gelişmelere değindi” ifadelerini kullandı.
Açıklamaya göre Mareşal Hafter, Trablus milislerinin ateşkese uyması ve onu ihlal etmemesi şartıyla ateşkes imzalamaya hazır olduğuna dikkati çekti.
Toplantıda, petrol limanlarının kapatılması meselesi de ele alınırken, Elysee’den  yapılan açıklamada Macron’un, “Tüm Libyalılar, petrol gelirlerinden faydalanmalıdır” ifadelerine yer verilidi.
Paris ve diğer Avrupa başkentleri de çatışmanın uluslararası hale gelmesinden endişe ederken Fransa Cumhurbaşkanı ise ülkeyi kaostan kurtarmak için siyasi sürece yoğunlaştı. Macron, ‘ülkesinin, başta terörist milisler, silah kaçakçıları ve yasadışı göçmen kaçakçıları olmak üzere silahlı grupların büyümesine ilişkin korkusunu’ dile getirdi.
 
Ara çözüm
Le Monde gazetesine göre toplantı sırasında, Libya Merkez Bankası’ndan uzak bir şekilde, gelir dağılımında ciddi bir vizyonun sunulmasının yanı sıra, petrol limanları üzerindeki kuşatmanın kaldırılmasını öngören bir Fransız çözümü ortaya koyuldu.
Gazete, Elysee’in çözümünü ‘ara bir çözüm’ olarak nitelendirirken, bu girişim uyarınca gelirlerin, Trablus Merkez Bankası’ndan geçmeden, Libya bölgeleri arasında eşit dağıtılacağını ifade etti.
Ordu tarafından kontrol edilen bölgelerdeki Libya kabileleri, petrol ihracat limanlarının kapatılmasını, Trablus’taki merkez Bankası aracılığıyla UMH’nin faaliyetlerine bağladı. Zira kabileler,  Libya’ya gönderilen yabancı paralı askerlerin maaşlarının, petrol gelirlerinden ödendiğine dikkati çekti.
Ziyarete ilişkin herhangi bir basın açıklaması yapılmaması ise gözlerden kaçmadı. Fransa Cumhurbaşkanlığı, haber ajanslarını ‘LUO komutanının, bir şartla ateşkes imzalamaya hazır olduğu’ hususunda bilgilendirirken aktarılana göre, ‘diğer tarafın bu anlaşmaya saygı duyması’ şart koşuldu.
Libyalı bir gazeteci olan Sıddık el-Varfali, “Paris’in ana hedefi Hafter’i Elysee’ye davet etmek. İki aydır kapalı olan petrol limanlarını açmak için Hafter’e baskı yapıyor. Çünkü bu durum, Libya petrolüne yaptığı büyük yatırımlar nedeniyle kendi çıkarlarına doğrudan zarar veriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Varfali, “Libya’ya silah ambargosunun takibi amacıyla Akdeniz’deki Avrupa askeri hareketliliğine ilişkin konuşmanın, ziyaretin ana odağı olduğu doğru. Ancak ziyaretten sonraki sızıntılar, tam tersini gösterdi” dedi.
 
Siyasi süreci canlandırmak
Öte yandan Libya Temsilciler Meclisi üyesi İsam el-Cihani, “Hafter’in Paris ziyareti, Libya’daki siyasi süreci canlandırmayı amaçlaması dolayısıyla önemliydi” ifadelerini kullandı.
Cihani, yaptığı basın açıklamasında “Toplantıda, Libya’daki ateşkesin sürdürülebilirliği ve herkesin, şu anda savaş için seferber olması ele alındı” dedi. İsam el-Cihani ayrıca, siyasi bir çözüme sahip olmanın, olası askeri gelişmelerden önce geldiğini ifade etti.
 
Paris’ten Berlin’e
Hafter, Paris ziyareti sonrasında Berlin’e yönelirken, burada da geçen salı günü Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir araya geldi.
Ziyaretten sonra bir bildiri yayınlayan Almanya hükümeti, Merkel’in LUO komutanına ‘Libya çatışmasının askeri bir çözümünün olmadığı ve bu nedenle ateşkesin ve siyasi süreçte ilerlemenin gerekli olduğu’ bilgisi verdiğine dikkati çekti.
LUO’dan Almanya hükümetinin ifadeleri hakkında, herhangi bir açıklama gelmezken, orduya yakın bazı kaynaklar ise, “İki taraf arasındaki görüşmeler, silah ambargosu ve Libya’ya savaşçıların gönderilmesi de dahil olmak üzere ateşkes ve Libya konulu Berlin Konferansı sonuçlarına odaklandı” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Tobruk merkezli Libya Temsilciler Meclisi Ulusal Savunma Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub, “Mareşal Halife Hafter’in Fransa ve Almanya ziyaretleri, ‘önerilen çözüm yollarıyla’ ilgilidir” dedi.
Mihub, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Uluslararası toplum, Libya’ya yapılan terörist transferinin farkında” derken, ziyaretin de Libya arenasındaki tüm gelişmelere odaklandığını vurguladı.
Hafter’in ateşkes anlaşmasını imzalama olasılığına da değinen Talal el-Mihub, “Ordunun önceden ortaya koyduğu koşullar hala değişmedi. Daha önce açıklanan şartlar yerine getirilirse ateşkes imzalamak için bir adım atılabilir” dedi.
 
Serrac, Güney Afrika’da
Öte yandan Serrac, hükümetinden bir heyetle geçen salı günü Güney Afrika’ya ziyarette bulundu. UMH’ye yakın medya organları, “Başkan, Güney Afrika Devlet Başkanı ve Afrika Birliği (AfB) dönem başkanı Cyril Ramaphosa ile Libya krizinin etkilerini ele aldı” ifadelerini kullandı.
Aktarılana göre görüşme sırasında, Libya krizinin ‘başkent Trablus’a karşı silahlı bir düşmanlığa’ dönüştüğü ve ülkenin totaliter bir yönetime kavuşmasının amaçlandığı ifade edildi. Aynı şekilde Serrac, “Libya halkı, demokratik ve sivil bir devlet kurma hakkına sahiptir” dedi.
Diğer taraftan Ramaphosa ise, Libya işlerine dış müdahalenin olumsuz etkilerine karşı uyarırken, Libya’da barışın sağlanmasının, Birlik Başkanı olarak önceliklerinden biri olduğuna dikkati çekti.
Devlet Başkanı, “Ülkenin çıkarı barışı sağlamak, siyasi bir çözümü sağlamak ve askeri çatışmayı durdurmaktan yanadır” dedi.
 
ABD- Afrika işbirliği
Serrac’ın Güney Afrika ziyaretiyle eş zamanlı olarak ABD, ‘BM’nin öncülük ettiği Libya çatışmasının çözüm çabalarını desteklemek amacıyla, AfB’nin yeni başkanı olarak Güney Afrika ile birlikte çalışmak istediğini’ açıkladı.
ABD’nin Libya Büyükelçiliği, “Büyükelçisi Richard Norland ve ABD’nin Güney Afrika Büyükelçiliği Başkan Yardımcısı Ian McCurry, başkent Pretorya’da Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği İdaresi temsilcileriyle bir toplantı düzenledi” diyerek, toplantının ‘verimli’ geçtiğine dikkati çekti.

 


Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
TT

Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

ABD, Hamas'ın silah bırakmasını beklemeden Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçmeyi planlıyor.

Tel Aviv yönetimi, Hamas İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin naaşını iade edip silah bırakmayı kabul edene kadar Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçmeyeceklerini bildirmişti.

Ancak adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan yetkililer, ABD'nin bunlar gerçekleşmeden ikinci aşamaya bir an evvel geçmek istediğini belirtiliyor.

Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşmede hem Hamas'ın silah bırakmasını hem de Gvili'nin cesedinin ailesine geri gönderilmesini istediklerini söyledi. Ancak bunların ateşkesin ikinci aşamasına geçiş için şart olarak görülemeyeceğini ifade etti.

10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşmasının garantörleri Türkiye, Mısır ve Katar'ın, Hamas'ın kademeli bir silah bırakma planını kabul edeceğini Washington'a ilettiği belirtiliyor.

Bu plana göre Filistinli örgüt önce ağır silahlarını teslim edecek, daha sonra hafif silahlar için geri alım programı başlatılacak. Kaynaklar, gelecek haftalarda bu mekanizmanın devreye girmesinin hedeflendiğini söylüyor.

Ancak Tel Aviv'in böyle bir çerçeveyi onaylayıp onaylamayacağı belirsiz. Hamas, Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreç başlatılmadan silah bırakmayacağını bildirmişti. İsrail ise iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca duyurmuştu.

20 maddelik barış planının ilk aşamasında taraflar arasında rehine takası gerçekleştirilmiş, İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor.

İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor.

Analizde, Trump'ın Barış Kurulu'nu ve teknokratlar komitesini gelecek hafta açıklamayı planladığı yazılıyor. Beyaz Saray ilk etapta bu açıklamayı geçen ay yapmayı planlamış ancak Hamas'la İsrail arasındaki anlaşmazlıklar çözülemediği için vazgeçmişti.

İsrail medyasında geçen ay çıkan haberlerde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'nda görmek istediği aktarılmıştı.

Türkiye'nin hem Barış Kurulu'nda yer alması hem de ISF'ye asker göndermesi için ABD'nin Tel Aviv'e baskıyı artırabileceği belirtilmişti. Washington'ın, Ankara'nın ISF'ye asker göndermese bile güvenlik gücünün komuta yapısında yer almasını istediği de yazılmıştı.

Trump, Azerbaycan ve Endonezya'ya da ISF'ye katılma çağrısı yapmıştı. Azerbaycan lideri İlham Aliyev, bu haftaki açıklamasında "Arap ülkelerinin meselelerini Arap devletleri çözmelidir" diyerek Gazze'deki uluslararası misyonlara katılmayacaklarını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Caspian Post


Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.


Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.