Avrupa’da salgın kriziyle başa çıkmadaki prosedür boşlukları

Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)
Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)
TT

Avrupa’da salgın kriziyle başa çıkmadaki prosedür boşlukları

Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)
Papa Francis dün Roma'nın boş sokaklarında dolaştı. (Reuters)

Uzmanların daha önce koronavirüs salgınının Çin ile sınırlı kalacağı öngörüsü ile İtalya’da ilk vakanın görülmesinin ardından bugün hiç kimsenin tüm dünyanın eşi görülmemiş bir sağlık ve ekonomik krizle karşı karşıya olduğundan şüphesi yok.
Avrupa Birliği’nin önde gelen isimleri birkaç gün önce, sağlık kriziyle yüzleşmek için tek bir Avrupa stratejisinin benimsenmesinde ve ortaya çıkmaya başlayan ekonomik yıkımı önlemek için yeterli mali yardım paketi üzerinde anlaşmaya varmada hızla davranılması çağrısında bulundu. Zirâ mevcut durumun devletlerin bu krizle kendi kendilerine karşı koyabilme yeteneklerini aştığı gerçeği ortaya çıktı.
Konuyla ilgili bilgiler, AB Komisyonu’nun cumartesi sabahından bu yana üye ülkelerin tüm kara, hava ve deniz limanlarını kapatma ve sağlam bir izlemeye alma planını görüştüğüne işaret ediyor. Aynı zamanda koronavirüsün Avrupa Kıtası’nı 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik uçuruma sürükleyebileceği gerçeğinin fark edilmesinin ardından hükümetler için kapsamlı bir mali yardım ve teşvik programı hazırlamaya odaklanıyor.
Birçoğunun son yıllarda zor zamanlarda sıkıntılarla yüzleşmede donanımlı olarak görmediği ve bu konuda uyardığı Avrupa makinesi, geçirilen şoklarla yüzleşmede halen yavaş hareket ediyor. Ağır krizlerde son derece tehlikeli hale gelen bu prosedür boşluğunu ele almak için gerekli reformların hızlandırılması gerektiği de yapılan uyarılar arasında.
Avrupa’dan çıkış kapısına en yakın olan ve şu ana kadar virüsün yayılması konusunda en fazla bedeli ödeyen İtalya, kriz başladığından bu yana komşularından yardım istiyor. Hatta bunun için neredeyse yalvarıyor. Ancak cevap veriliyorsa da yetersiz kalıyor. Zira çoğu ülke kendilerini çevrelerinden dışlanmış hisseden İtalyanlara engeller getirmiş durumda.
İtalya’nın eski Başbakanı Enrico Letta, “bu krizin öncekilerden çok daha tehlikeli olduğunu ve İtalya'nın AB’deki geleceğini belirleyeceğini” söyledi. Yedi sanayi ülkesinin (G7) virüse karşı küresel savaş için el ele verdiği bir Avrupa ittifakı kurulması çağrısında bulunan Letta, koordineli bir şekilde hızlıca hareket etmemenin felakete yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.
İtalya’da vaka sayısının 24 bin 700, ölü sayısının da bin 809 olarak kaydedilmesiyle beraber krizin başlangıcında karantina altına alınan yerlerde tam olarak iyileşenlerin sayısında bir artış görüldüğü kaydedildi. Ancak Kuzey’deki hastanelerin çoğu daha fazla hasta alamayacak halde. Milano'da, bu hafta sonuna kadar hazır olması beklenen bir saha hastanesi kurma çalışmaları devam ediyor.
Lombardiya Bölgesi Valisi, yaralıların yüzde 10'unun akut bronşit nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde en az 10 günlük bir tedaviye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Ancak birimlerdeki yatak sayısı ise tükeniyor.
İtalyan sınırlandırma planı kapsamında kabul edilen önlemlere övgüde bulunan Pekin'in İtalya'ya gönderdiği yardım uçağındaki Çinli sağlık ekibi, daha sert karantina ve hareketi kısıtlama önlemleri alınması çağrısında bulundu.
Zirâ İtalyan makamları, güney bölgelerinde uygulanan sokağa çıkma yasağına uyulmasında zorluklarla karşılaşmaya devam ediyor. Bu şekilde önümüzdeki günlerde vaka sayısının artacağından korkuluyor.
Krizin yoğunlaştığı ikinci Avrupa ülkesi de cumartesi akşamı olağanüstü hal ilan edilen ve ülkenin 15 gün boyunca toptan karantina altına alınmasına karar verildiği İspanya.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, merkezi devletin yetkisi altında yerel ve bölgesel kapsamlı bir mali ve ekonomik yardım planının hazırlandığı ve 7 saatin üzerinde süren hükümet toplantısının ardından vatandaşlara hitap etti. Bu da merkezi hükümetle tam iş birliği yapmaya istekli olduklarını açıklamalarına rağmen Katalonya ve Bask bölgelerindeki bölgesel hükümetlerin içerlemesine neden oldu.
İspanya’da vaka sayısı 8 binlere yaklaşırken ölü sayısı ise bir gün içinde iki kat artarak 396’ya oldu. Karantina ve sokağa çıkma yasağı önlemlerini uygulamak amacıyla büyük şehirlerde ve salgın hastalıkların bulunduğu bölgelerde ordu devriyeleri çoğaltıldı. Yiyecek ve ilaç alışverişi için izin verilen hareket polis tarafından gözetlenirken vatandaşların uyarılması ve uygulanacak önlemlerin hatırlatılması için de uçaklar kullanıldı. Olağanüstü halin ilan edildiği kararname, başkalarının yaşamları tehlikeye girdiği taktirde bir yıla kadar hapis cezası gibi katı cezalar öngörüyor.
Hükümet başkanlığı dün Sanchez’in virüse yakalandığı açıklanan eşi ile beraber karantina altına alındığını duyurdu. Aynı şekilde Eşitlik Bakanı ve Bölgesel Yönetim Bakanı’nın da virüse yakalandığı bildirildi. Bu iki bakandan biriyle görüşen Kral 6. Felipe ve eşine de test yapıldığı, ancak sonucun henüz belli olmadığı ifade edildi.
Avrupa Komisyonu’na birlikteki ülkelerin sınırlarının kapatılmasını öneren Fransa ise bu konudaki birçok uyarı ve eleştirilere rağmen dün belediye seçimlerine devam etti. İngiliz hükümetinin imkansız olduğu düşüncesiyle salgını kontrol altına almaya çalışmama, yalnızca yayılmasını geciktirme stratejisine benzer bir stratejinin de Fransa tarafından benimsemesinden korkuluyor. Avrupalı ​​uzmanlar ise salgının kontrolden çıkması durumunda bu stratejinin sonuçlarıyla ilgili endişelerini dile getiriyor.
Fransa, bu haftanın başından itibaren uzak iç seyahatleri sınırlamaya hazırlanırken bir sonraki aşama öncesinde ise evlerine dönmek isteyen tüm vatandaşlara imkan sağlıyor. İngiltere’deki Boris Johnson hükümeti ise 70 yaşın üstündekilerden virüse yakalanmamış olanları dahi 4 ay boyunca karantinaya tâbi tutmaya hazırlanıyor. Uzmanlar ise bunun çok büyük bir risk olduğunu ve böyle bir hareketin tamamıyla farklı planları benimseyen diğer Avrupa ülkelerini etkileyeceğini savunuyor.
Topraklarına İtalya’dan yapılacak girişler konusunda katı önlemler alan ilk ülke olan Avustralya ise kara ve hava sınırlarının tamamen kapatıldığını duyurdu. Aynı zamanda son beş yıl içinde askerlik yapan yedek askerleri gelecek ayın ortasına kadar planlanan acil durum planını uygulamak için güvenlik servislerine katılmaya çağırdı.
Almanya’da ise Bild gazetesi Şansölye Angela Merkel’in krizin olası yansımalarını ele almak için eşi benzeri görülmemiş bir planı açıklamasının ardından Berlin yönetiminin Fransa, İsviçre ve Avusturya ile sınırları kapatmayı düşündüğünü aktardı. Merkel ayrıca felaket karşısında dayanmalarını sağlamak için Alman şirketlerine sınırsız mali yardım sözü vermişti.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.