İtalya'da ölü sayısı 4 bini geçerken, ABD 70 milyon kişiyi tecrit altına almaya hazırlanıyor

Bir İtalyan doktor, ülkenin kuzeyindeki bir hastanede tedavi gören hastanın ailesiyle görüşmesi için görüntülü arama gerçekleştiriyor (AP)
Bir İtalyan doktor, ülkenin kuzeyindeki bir hastanede tedavi gören hastanın ailesiyle görüşmesi için görüntülü arama gerçekleştiriyor (AP)
TT

İtalya'da ölü sayısı 4 bini geçerken, ABD 70 milyon kişiyi tecrit altına almaya hazırlanıyor

Bir İtalyan doktor, ülkenin kuzeyindeki bir hastanede tedavi gören hastanın ailesiyle görüşmesi için görüntülü arama gerçekleştiriyor (AP)
Bir İtalyan doktor, ülkenin kuzeyindeki bir hastanede tedavi gören hastanın ailesiyle görüşmesi için görüntülü arama gerçekleştiriyor (AP)

İtalya'da koronavirüsü nedeni ile son 24 saatte 627 kişinin hayatını kaybetmesiyle toplam ölü sayısı 4 bin 32'ye yükseldi. Öte yandan ABD yönetimi, 70 milyon kişiyi tecrit altına almaya hazırlanıyor
Avrupa ülkelerinde virüsün en çok etkilediği İtalya'da virüs nedeniyle 627 kişinin daha hayatını kaybetmesiyle ülke genelinde ölü sayısının 4 bin 32'ye yükseldi. Ülkede salgının ilk olarak 21 Şubat'ta ortaya çıkmasından bu yana ölü sayısındaki en büyük artışın yaşandığı belirtildi. Sivil Savunma Ajansı, ülkedeki toplam vaka sayısının yüzde 14.6'lık artışla 41 bin 35'ten 47 bin 21'e ulaştığını bildirdi.

ABD'de son durum
ABD'nin New York, Illinois ve Kaliforniya eyaletlerinde toplam 70 milyon kişi koronavirüs yüzünden tecrit altına alınıyor.
Ülkenin en büyük eyaleti Kaliforniya’da cuma günü başlayan tecrit önlemleri, Illinois’de cumartesi, New York’ta da pazar günü devreye girecek. 
Toplamda 70 milyonu aşkın kişinin yaşadığı bu üç eyalette, çalışması elzem görülen meslek grupları dışındaki insanların evlerinde durmaları gerekecek. Buralardaki Amerikalıların gıda ve ilaç alışverişi gibi geçerli gerekçesi olmadan dışarıda bulunmaması bekleniyor.
Connecticut ve Oregon eyaletleri de benzer önlemler almaya hazırlanıyor. 
CNN’e göre, ABD’de en az 18 bin 763 kişiye koronavirüs teşhisi konulurken, bunlardan en az 258’i öldü.
Dünya çapında teyitli koronavirüs vakası sayısı ise 275 bini geçti. Johns Hopkins Üniversitesinin tuttuğu istatistiklere göre, bunlardan en az 11 bini öldü, yaklaşık 90 bini ise iyileşti. 
Yeni virüs, çoğu insanda hafif ya da orta derecede semptomlara neden olurken, yaşlılar ve önceden sağlık sorunları olanlarda zatürreye dahi yol açabiliyor. Hastalığa yakalananların büyük çoğunluğu iyileşiyor. 
İlk virüs haberlerinin geldiği Asya’da yeni endişe sebebi, dünyanın diğer yerlerinden bölgeye gelen hastalar. 

ABD, Meksika'ya olan sınırında kısıtlamaya gidiyor
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise koronavirüs önlemleri kapsamında Meksika sınırında seyahat kısıtlamasının başlatılacağını duyurdu. Pompeo, zorunlu seyahatler dışında geçişlere izin verilmeyeceğini, söz konusu kısıtlamanın 30 gün süreceğini bildirdi. Bakan Pompeo, ABD-Meksika sınırının dünyanın en kalabalık sınırlarından biri olduğunu da ifade etti.

Çin'de son durum
Bugün açıklama yapan Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, üst üste üç gündür Çin anakarasında yeni vaka görmediklerini ancak son 24 saatte virüse sahip 41 kişinin dışarıdan ülkeye geldiğini belirtti. 
Evden çıkma yasaklarının yumuşatıldığı Çin’de, “Virüs yeniden yayılmadan ekonomi nasıl hareketlendirilebilir?” sorusunun yanıtı aranıyor. 
Virüsün ilk duyulduğu kenti olan Vuhan’da süpermarketlerin yanı sıra, bazı perakende dükkanları da sabah 9‘dan akşam 6‘ya kadar açık tutulabilecek. Tek şart, yakınlarda şüpheli vaka olmaması. Her haneden bir kişi, günde iki saate kadar alışveriş için dışarıya çıkabiliyor. 
Pekin Hayvanat Bahçesi da pazartesi günü kapılarını yeniden açabileceğini fakat ziyaretçilerin en az bir gün önceden rezervasyon yaptırmaları ve maske takmaları gerektiğini açıkladı. Ülkedeki pek çok önemli müze ve eğlence merkezi, yaklaşık iki aydır kapalıydı.
Çin’de 81 bini aşkın kayıtlı vakadan 3 bin 259’u yaşamını yitirirken, yaklaşık 72 bin kişinin iyileştiği açıklandı.

Fransa'da koronavirüsü bilançosu: 450 ölü
Fransa Sağlık Direktörü Jetome Salomon, cuma gecesi yaptığı açıklamada koronavirüsünün son vaka ve hayatını kaybedenlerin verilerini paylaştı. Hasta sayısının 12 bin 612'ye ve ölü sayısının 450'ye ulaştığını açıklayan Salomon, ölenlerin 78'inin son 24 saatte hayatını kaybettiğini ifade etti.
Ülkedeki vaka sayısının artacağını söyleyen Salomon, iyileşen sayının da bin 587'ye ulaştığını açıkladı.
Öte yandan toplamda bugüne kadar 50 bin testin yapıldığını paylaşan Salomon, bir hafta sonra hasta sayınının en yüksek seviyesinde olmasının beklendiğini ve sokağa çıkma yasağının uzatılma ihtimalinin olduğunu söyledi.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.