​Körfez ülkelerinde 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi

Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
TT

​Körfez ülkelerinde 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi

Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)

Körfez ülkelerinde son 24 saatte 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi. Dünyada 150’den fazla ülkeye yayılan salgın hakkında önleyici tedbirler alınmaya devam ediliyor.

-Suudi Arabistan
Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, dün, 48 yeni vakanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 392’ye çıktığını bildirdi. 8 kişinin iyileşmesiyle beraber, toplamda iyileşen kişi sayısı ise 16’ya çıktı. Geriye kalan vakaların karantina prosedürleri altında stabil durumda sağlık hizmeti almaya devam ettiği, bunlardan 2’sinin ise yoğun bakımda olduğu açıklandı.
Koronavirüs İzleme Komitesi, dün, Sağlık Bakanı Dr. Tevfik bin Muhammed er-Rebia başkanlığında ilgili devlet sektörlerini temsil eden komite üyelerinin de katılımıyla, 31. toplantısını düzenledi. Toplantıda, koronavirüsle ilgili tüm rapor ve gelişmeler değerlendirilirken, virüsün hem dünya çapındaki durumu hem de Krallık'ta kaydedilen vakalar gözden geçirildi. Komite, sınır noktalarında gerekli tüm önlemlerin uygulanıp pekiştirilmesine devam edilmesi gerektiğini teyit etti.
Tüm dünyada doğrulanmış toplam vaka sayısının 275 binden fazla oluşuna dikkat çeken Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Muhammed el-Abdulali, bunlardan şu ana kadar 88 bin kişinin iyileştiğini, 11 bin 400 kişinin ise hayatını kaybettiğini vurguladı.
Suudi Arabistan’da yeni kaydedilen 48 vaka üzerine duran Abdulali, bunların arasında seyahatten dönenler, sağlık görevlileri (5) ve Riyad’da bulunan bir özel sağlık tesisi yöneticileri olduğunu açıkladı. Abdulali, koronavirüse bağlı belirtileri göstermeyen bu kişilerin şuanda karantina altında olduğunu, söz konusu tesisin ise kapatıldığını ifade etti.
Vakalar arasında, daha önceki vakalar ile temas halinde olanların da bulunduğuna değinen Abdulali; özellikle düğün, taziye  ve parklardaki temaslara dikkat çekti.
Herkesi sağlık ve güvenlikleri için evde kalmaya çağıran Abdulali, 14 vakanın çocuk, diğerlerinin ise 43 yaş üstü yetişkin olduğunu, aynı zamanda üçte ikisinin Suudlu, geri kalanının ise yabancı uyruklu kişiler olduğunu açıkladı. Aynı zamanda bu konuda en az 22 bin kişinin gelişmiş laboratuvar testlerine tâbi tutulduğunu, bunlardan 392’sinin pozitif çıktığını ifade etti.
Abdulali; el sıkışmaktan kaçınmak, elleri rutin olarak yıkamak, kalabalık ortamlardan uzak durmak, böylece hem kendini hem de toplumu korumak gibi tedbirler bağlamında herkesi kurallara ve yönergelere uymaya çağırdı. Aynı zamanda, virüsle ilgili sorular veya merak edilen konular hakkında herkesi doğrudan “937 Sağlık İletişim Merkezi” ile temasa geçmeye davet ederek, resmi kaynaklardan bilgi almanın, söylentilere ise aldanmamanın gerekliliğine vurgu yaptı. Şuana kadar en az 280 bin kişinin 937 Sağlık İletişim Merkezi’ne danıştığını açıklayan Abdulali, vatandaşların koronavirus belirtileri hakkında bir kişisel değerlendirme hizmeti olan akıllı telefon uygulamasından yararlanabilecekleri tavsiyesini de yeniledi.
 
-Kıdemli Alimler Konseyi
Suudi Arabistan Kıdemli Alimler Konseyi Genel Sekreterliği, koronavirüs salgını ile mücadelede yetkili makamlar tarafından verilen talimat ve düzenlemelere uymanın önemini vurguladı.
SPA’nın haberine göre, konsey tarafından dün yapılan açıklamada, bu talimatlara uymanın yasal bir görev olduğu, bunları ihlal edenlerin ise vebal altında olduğunu  olduğu belirtildi. Ayrıca bu talimatlar doğrultusunda kamu ve özel çıkarların gözetileceği, kişilerin ruhen ve bedenen sağlıklı kalacağı da vurgulandı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İlim ehli, söz konusu talimatları ihlal etmenin getirdiği zararların yalnızca kişinin kendisiyle kısıtlı kalmayacağı, ucunun başkalarına da dokunacağı göz önüne alındığında, bu talimatları ihlal etmenin vebalinin büyük  olduğu konusunda karar kılmıştır. Dileriz ki yüce Allah, bizi bu vebadan kurtarsın ve bize sağlık ve afiyet versin”

-Kuveyt
Kuveyt Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içerisinde 17 yeni vakanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 176’ya çıktığını açıkladı.
Kuveyt resmi haber ajansı KUNA'ya göre, 5 vakanın daha iyileşmesiyle toplamda 27 kişinin iyileştiğini belirten Kuveyt Sağlık Bakanı Şeyh Basil es-Sabah, dün yaptığı açıklamada, iyileşen bu kişilerin yetkili hastanenin rehabilitasyon kanadına aktarılacağını, böylece yeni vakalar için yer açılacağına değindi.

-Bahreyn
Bahreyn Sağlık Bakanlığı, dün, kaydedilen 8 yeni vaka ile beraber, toplam vaka sayısının 180’e çıktığını açıkladı. Bakanlık, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, vakalardan 4’ünün yoğum bakımda olduğunu bildirdi. Aynı zamanda 13 kişinin daha iyileşmesiyle, toplamda iyileşen kişi sayısının 125’e yükseldiği ifade edildi.
-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)
BAE yetkilileri, dün, koronavirüse bağlı 13 yeni vakanın kaydedildiği, toplamda kaydedilen vaka sayısının böylelikle 153’e çıkmış olduğunu açıkladı. Aynı zamanda koronavirüs tedavisi gören 7 kişinin daha iyileşmesiyle, hastalıktan kurtulan kişi sayısının 38’e yükseldiği belirtildi. Hindistan’dan 2 kişi ve İtalya, İngiltere ve Filipinler’den birer kişi dâhil olmak üzere farklı milletlerden de iyileşme vakalarının görüldüğüne değinildi.
BAE Sağlık ve Toplum Koruma Bakanlığı, yeni vakaların, ülke dışından gelip de karantina altına alınanlar ile temas halinde olanların (aynı şekilde bu kişiler de karantina altındaydı) muayenesi sonucunda tespit edildiğini bildirdi.
Vakalar arasında İngiltere, Pakistan, Bangladeş, Portekiz, Polonya ve ABD uyruklu vatandaşlarda yer alıyor.
BAE sağlık sektörü resmi sözcüsü Dr. Feride el-Husani, dün yaptığı açıklamada, Avrupa’dan gelen 78 yaşındaki Arap uyruklu bir kadının Perşembe günü hayatını kaybettiğini, ölüm nedeninin ise koronavirüse bağlı hastalıkla eşzamanlı kalp krizi olduğunu söyledi. Aynı zamanda kalp hastalığı, böbrek yetmezliği gibi çeşitli kronik hastalıklardan muzdarip 58 yaşındaki bir Asyalı kadının da hayatını kaybettiğini belirten Husani, öncesinde bu kişilerin gerekli tedaviyi aldığını vurguladı.
Halkı turistik alanlardan ve temastan kaçınmaya çağıran BAE Sağlık Bakanlığı, toplumu sağlık yetkilileriyle işbirliği yapmaya, herkesin sağlık ve güvenliğini korumak için duyurulan talimat ve tedbirlere uymaya ve sosyal izolasyona bağlı kalmaya davet etti. Negatif test sonucunun evden çıkmaya, normal hayata ve başkalarıyla temas halinde bulunmaya devam etmek anlamına gelmediğini vurgulayan bakanlık, 14 günlük kişisel karantina uygulamasına uyulması tavsiyesinde bulundu.
BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, koronavirüsün ön testi için bir mekanizma kabul edilene kadar Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri vatandaşlarının ülkeye girişini askıya almaya karar almıştı.

-Umman
Umman Sağlık Bakanlığı, dün, koronavirüse bağlı 4 yeni vakanın daha kaydedildiğini, kendi vatandaşlarından olan bu kişilerden 2’sinin önceki vakalarla temas halindeki şahıslardan, diğer 2’sinin ise İngiltere ve İspanya seyahatleriyle bağlantılı olduğunu açıkladı. Toplamda kaydedilen vaka sayısının 52’ye çıktığı ülkede, toplamda 13 kişinin ise iyileştiği bildirildi.

-Katar
Katar Halk Sağlığı Bakanlığı, kaydedilen 10 yeni vaka ile beraber, toplam vaka sayısının 470’e çıktığını duyurdu. Yeni vakaların çoğunun yakın zamanda İngiltere ve İsviçre’den Doha'ya gelip karantinaya alınan gezginlerle bağlantılı olduğu, aralarından 5’inin ise Katar vatandaşı olduğu belirtildi. Doha'daki ilgili yetkililer, vatandaş ve sakinlerini koronavirüsle mücadelede Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen şartlara eksiksiz uymaya çağırdı.



Petrol varillerinin ötesinde... Hürmüz’deki atılım, Körfez’deki ekonomik istikrarın çehresini yeniden şekillendiriyor

Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

Petrol varillerinin ötesinde... Hürmüz’deki atılım, Körfez’deki ekonomik istikrarın çehresini yeniden şekillendiriyor

Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Hürmüz Boğazı krizinde son dönemde yaşanan yumuşama, yalnızca enerji sevkiyatlarının yeniden güvence altına alınması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin mali ve ekonomik yapıları üzerinde doğrudan etkiler yaratabilecek stratejik bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor. Küresel enerji ticaretinin ana arterlerinden biri olan Hürmüz Boğazı, Körfez ülkelerinin petrol ve doğal gaz ihracatının büyük bölümüne ev sahipliği yaptığından, deniz trafiğinin yeniden normalleşmesi bölgesel ekonomik istikrar açısından yeni fırsatlar sunuyor.

ABD ile İran, aylar süren kanlı çatışmalar ve küresel ekonomik dalgalanmaların ardından Ortadoğu’daki savaşı sona erdirmeyi ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı öngören ön anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, dünya petrol arzı açısından kritik öneme sahip olan ve savaşın başlamasından bu yana İran’ın çeşitli kısıtlamalar uyguladığı Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını duyurdu. Trump yaptığı açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti ile anlaşma artık tamamlandı. Dünya gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol akmaya başlasın” ifadelerini kullandı.

Küresel piyasalar, ön anlaşma haberine hızlı tepki verdi. Önümüzdeki cuma günü İsviçre’de imzalanması beklenen resmî anlaşma öncesinde gösterge Brent petrolünün vadeli kontratları yüzde 4,5’in üzerinde değer kaybederek varil başına 84 doların altına geriledi. Deniz trafiğinin yeniden normalleşmesi ise bölgesel ekonomik istikrar açısından olumlu beklentileri güçlendirdi.

Finans ve ekonomi danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, anlaşmanın yalnızca ham petrol arzında yaşanabilecek kesintileri önlemekten ibaret olmadığını, aynı zamanda finansal istikrarı destekleyen yapısal bir gelişme niteliği taşıdığını söyledi. El-Attas, mevcut dönemde yatırımcı güveninin kalıcı biçimde güçlenmesinden kaynaklanan kazanımların, jeopolitik gerilimlerin yol açtığı geçici petrol fiyat artışlarından çok daha değerli olduğunu vurguladı.

Öte yandan Dünya Bankası da geçen hafta yayımladığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ve doğal gaz akışının kademeli olarak yeniden başlamasının KİK ülkeleri üzerindeki mali baskıları hafifleteceğini belirtti. Kurum, petrol ihracatındaki toparlanmanın bölge ekonomilerinin büyümesine ivme kazandıracağını ve bölgenin gayrisafi yurt içi hasıla büyüme oranının 2027 yılında yüzde 4,2 seviyesine ulaşabileceğini öngördü.

sxc s
Bender Abbas açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda kargo gemileri ve ticari gemiler seyrederken, bir kişi sığ suda oturuyor. (AP)

Bu iyimser toparlanma beklentileri, bölge ekonomilerinin yaşadığı zorlu daralma döneminin sona ermeye başlayabileceğine işaret ediyor. Dünya Bankası’nın yapısal analizine göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ekonomik etkileri KİK ülkeleri arasında eşit şekilde hissedilmedi. Etkinin boyutu, ülkelerin enerji ihracatında boğaza ne ölçüde bağımlı olduklarıyla doğrudan bağlantılı oldu. Kuveyt ve Irak, petrol ihracatı için Körfez dışına açılan alternatif deniz güzergâhlarına sahip olmamaları nedeniyle krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında gösterildi. İhracatın durması, her iki ülkede de günlük milyonlarca varillik satış kaybına yol açarken, kamu maliyesinde ciddi finansman açıkları ve bütçe baskıları oluşturdu. Katar ise doğuya yönelen sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı için alternatif deniz rotaları oluşturmakta önemli lojistik zorluklarla karşılaştı. Bu durum bazı büyük sevkiyatların ertelenmesine, LNG tesislerinde operasyonel baskıların artmasına ve Katar tankerlerinin sigorta maliyetlerinde rekor düzeyde yükselişlere neden oldu. Bölgedeki büyük limanlar da krizden olumsuz etkilendi. Özellikle yeniden ihracat faaliyetleri ve lojistik hizmetlerinde önemli yavaşlamalar yaşanırken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’in finans ve bankacılık sektörleri uluslararası yatırım fonlarının bölge varlıklarına uyguladığı risk primlerinin yükselmesi nedeniyle doğrudan maliyetlerle karşı karşıya kaldı.

Buna karşılık Suudi Arabistan, gelişmiş enerji altyapısı sayesinde kriz sürecinde daha yüksek bir dayanıklılık sergiledi. Ülke, Doğu-Batı Boru Hattı aracılığıyla petrol ihracatının yüzde 60’tan fazlasını Kızıldeniz üzerinden yönlendirerek Hürmüz Boğazı’na bağımlılığını önemli ölçüde azaltmayı başardı. Umman da coğrafi avantajlarından yararlanan ülkeler arasında yer aldı. Arap Denizi ve Hint Okyanusu’na doğrudan erişim sağlayan Sohar ve Dukm gibi limanlar, Umman ekonomisine Hürmüz Boğazı’ndaki darboğazlardan büyük ölçüde bağımsız hareket etme imkânı sundu.

Finansal boşlukları kapatmak

Enerji piyasalarına ilişkin teknik analizler, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin kademeli olarak yeniden başlamasının Körfez ülkelerindeki üreticilere ihracat faaliyetlerini normal seviyelere çıkarma imkânı sağlayacağını ortaya koyuyor. Böylece deniz ablukası nedeniyle oluşan ve milyarlarca dolarla ifade edilen gelir kayıplarının telafi edilmesi, ayrıca kamu maliyesi üzerindeki baskıların hafifletilmesi hedefleniyor.

Bu gelişme, Asya’nın önde gelen enerji ithalatçılarında biriken güçlü talep ile aynı döneme denk geliyor. Çatışma süresince birçok Asya ülkesi ve rafineri şirketi enerji tüketimini azaltırken stratejik rezervlerine yönelmişti. Ancak anlaşmanın ardından bölge ülkelerinin petrol ve doğal gaz stoklarını yeniden güçlendirmeye hazırlandığı belirtiliyor. Bu durumun orta ve uzun vadede Körfez enerji ihracatına yönelik talebi desteklemesi bekleniyor.

Buna karşın uzmanlar, olumlu etkilerin piyasalara tam olarak yansımasının zaman alacağı görüşünde. AP’nin dikkat çeken bir analizine göre, enerji şirketlerinin küresel talebi karşılayabilecek üretim ve sevkiyat kapasitesine yeniden ulaşması birkaç ay sürebilir. Raporda, petrol sevkiyatı ve rafinaj süreçlerindeki yavaş toparlanmanın yanı sıra boğazdaki geçiş güvenliğine ilişkin bazı soru işaretlerinin devam etmesinin, anlaşmanın ekonomik etkilerinin kısa vadede sınırlı kalmasına neden olabileceği ifade edildi.

Kriz yönetimi sürecinde Suudi Arabistan’ın sergilediği lojistik esneklik de dikkat çekti. Riyad yönetimi, gelişmiş altyapısından yararlanarak petrol ihracatının yüzde 60’tan fazlasını Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz’e yönlendirmeyi başardı. Bu sayede Suudi Arabistan, enerji arzındaki sürekliliği korurken uluslararası pazarlardaki konumunu muhafaza etti ve ihracattaki kesintilerin etkisini önemli ölçüde sınırladı. Uzmanlar, bu performansın Riyad’ın alternatif lojistik altyapısının jeopolitik kriz dönemlerinde dahi etkin biçimde çalışabildiğini ortaya koyduğunu değerlendiriyor.

Risk priminde düşüş

El-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, krizin yatışmasının en hızlı ve doğrudan etkisinin jeopolitik risk primindeki düşüş olacağını belirtti. El-Attas’a göre çatışma dönemlerinde ve Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalinin gündemde olduğu süreçlerde, Körfez bölgesindeki finansal varlıklar ve piyasalar üzerinde risk primi otomatik olarak yükseliyor. Bu durum, mali piyasalarda ek baskılar oluştururken şirketlerin faaliyet maliyetlerini de artırıyor. Ancak krizin hafiflemesiyle birlikte söz konusu risk priminin belirgin şekilde gerilemesi bekleniyor. Bu gelişmenin hem bölgesel hem de uluslararası yatırımcıların güvenini güçlendireceğini ifade eden el-Attas, Körfez piyasalarına kısa vadeli sermaye girişlerinin yanı sıra uzun vadeli yatırımların da yeniden hız kazanabileceğini söyledi.

Risk primindeki düşüşün, deniz taşımacılığı ve lojistik sektöründe yaşanacak toparlanmayla da doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çeken el-Attas, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin son aylarda nakliye ücretleri ile savaş riski sigorta primlerini rekor seviyelere taşıdığını hatırlattı. Bu maliyet artışlarının hem Körfez ülkelerindeki ticaret faaliyetlerini hem de küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini belirten el-Attas, bölgede istikrarın yeniden sağlanmasıyla birlikte taşıma ve sigorta giderlerinde kayda değer düşüşler yaşanmasının beklendiğini ifade etti. Uzmanlara göre bu gelişme, hem Körfez ülkeleri arasındaki ticaretin verimliliğini artıracak hem de bölgenin uluslararası ticaret koridorlarındaki rekabet gücünü destekleyerek küresel tedarik ağlarının daha istikrarlı işlemesine katkı sağlayacak.

Finans piyasaları için itici güç

El-Attas, Körfez finans piyasalarının jeopolitik risklerin azalmasına olumlu tepki vermesinin beklendiğini belirterek, özellikle bankacılık, petrokimya, ulaştırma ve lojistik sektörlerinde faaliyet gösteren öncü şirket hisselerine yönelik yatırımcı ilgisinin artabileceğini söyledi. El-Attas’a göre söz konusu sektörler, bölge borsalarının temel taşı niteliğinde olduğundan, risk algısındaki iyileşme hisse senedi piyasalarında genel bir yükselişi destekleyebilir. Olumlu etkinin yalnızca hisse senedi piyasalarıyla sınırlı kalmayacağını vurgulayan el-Attas, sabit getirili menkul kıymetlerin de bu süreçten fayda sağlayacağını ifade etti.

Uzmanlara göre jeopolitik görünümün netleşmesi, doğrudan yabancı yatırımlar açısından da önemli bir avantaj oluşturuyor. Küresel sermayenin istikrarlı ve güvenli yatırım ortamlarına yöneldiğini hatırlatan el-Attas, uluslararası deniz ticareti ve enerji koridorlarının güvenliğine ilişkin kaygıların azalmasının Körfez ülkelerinin yatırım çekme kapasitesini güçlendireceğini söyledi. Bu çerçevede, ulusal kalkınma vizyonları kapsamında yürütülen büyük ölçekli turizm, sanayi ve teknoloji projelerinin yabancı yatırımcılar için daha cazip hale gelmesi bekleniyor. Bölge ülkelerinin petrol dışı sektörleri geliştirmeye yönelik stratejileri de bu ilgiyi destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.

dsvfdv
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Petrol piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde ise el-Attas, arz kesintisi endişelerinin azalmasıyla birlikte petrol fiyatlarında belirli ölçüde gerileme yaşanabileceğini, ancak bunun orta ve uzun vadede olumsuz bir gelişme olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. El-Attas’a göre Körfez ülkeleri için asıl önemli olan, kısa süreli ve sert fiyat yükselişlerinden ziyade küresel talebin sürdürülebilir biçimde devam etmesi ve enerji ihracatının geleneksel ve yeni pazarlara güvenli şekilde ulaşabilmesi. Bu nedenle fiyat istikrarı, bölge ekonomileri açısından daha kalıcı ve sağlıklı bir kazanç olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar ayrıca, jeopolitik risklerin azalmasının iş dünyası üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Belirsizlik dönemlerinde birçok şirket ve yatırım grubu genişleme planlarını erteleyebiliyor veya sermaye harcamalarını yavaşlatabiliyor. Ancak risklerin azalmasıyla birlikte özel sektörün önünü daha net görebileceği, stratejik yatırım kararlarının hızlanacağı ve istihdam ile yeni yatırımların artabileceği öngörülüyor. Bu durumun, Körfez ülkelerinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasına ve ekonomik çeşitlendirme programlarının daha hızlı ilerlemesine katkı sağlaması bekleniyor.


‘Motorları çalıştırın’... Hürmüz atılımı dünya ekonomisi için ne anlama geliyor?

Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

‘Motorları çalıştırın’... Hürmüz atılımı dünya ekonomisi için ne anlama geliyor?

Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Dünyanın en kritik deniz ticaret yollarından birinde ticareti felce uğratan ve üç buçuk aydan uzun süredir devam eden durgunluğun ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington ile Tahran’ın savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı derhal yeniden açmayı öngören ön barış anlaşmasına vardığını açıklaması küresel ekonomide umutları yeniden canlandırdı.

Trump’ın kendi sosyal platformu üzerinden yaptığı, “Dünya gemileri, motorları çalıştırın... Petrol akmaya başlasın!” şeklindeki coşkulu paylaşımı, 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların ardından sert dalgalanmalar yaşayan enerji ve finans piyasaları için uzun süredir beklenen bir yeşil ışık olarak değerlendirildi.

Tarafların ön mutabakat zaptını önümüzdeki cuma günü İsviçre’de resmen imzalayacağının açıklanmasının ardından küresel piyasalar jeopolitik gerilimin azalmasını hızla fiyatlamaya başladı. Gösterge Brent petrolünün vadeli kontratları yüzde 4,5’i aşan düşüşle varil başına 84 doların altına gerileyerek savaşın ilk günlerinin yaşandığı mart ayından bu yana en düşük seviyelerini gördü. Öte yandan Tokyo ve Seul borsalarında hisse senedi endeksleri yaklaşık yüzde 5 yükselirken, kripto para piyasasında da yeniden hareketlilik yaşandı. Bitcoin’in değeri 65 bin 600 dolar seviyesinin üzerine çıkarak yükselişini sürdürdü.

Asya... En büyük kazanan

Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, Körfez enerji kaynaklarına yüksek derecede bağımlı olan ve ekonomik sonuçların en ağır yükünü taşıyan Asya için bir can simidi niteliği taşıyor. Zira boğazdan geçen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarının yüzde 80’inden fazlası normal şartlarda Asya pazarlarına ulaşıyor. Savaşın sürdüğü aylarda Asya para birimleri değer kaybederken, enflasyon baskısı da belirgin şekilde arttı. Enerji arzındaki ciddi daralma, özellikle Pakistan, Vietnam ve Filipinler gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomik görünümünü olumsuz etkiledi. Filipinler, yaşanan enerji sıkıntısı nedeniyle ulusal enerji acil durumu ilan etmek zorunda kaldı.

sdfvbf
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Japonya ve Güney Kore gibi güçlü rezervlere sahip sanayileşmiş ekonomiler de şişen enerji ithalat faturaları nedeniyle ulusal para birimleri üzerinde benzeri görülmemiş baskılarla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle bölge liderleri anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, anlaşmayı ‘çözüme doğru atılmış büyük bir adım’ olarak nitelendirirken, Hürmüz Boğazı’nda güvenli ve serbest deniz ulaşımının kalıcı biçimde sağlanmasını umduğunu ifade etti. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese de benzer bir değerlendirmede bulunarak, bu stratejik geçiş koridorunun yeniden işler hale gelmesinin bölge ekonomileri üzerindeki baskıların hafifletilmesi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

Etkisi yıl sonuna kadar sürecek

Piyasalarda hâkim olan iyimser havaya rağmen ekonomi uzmanları ve enerji sektörü analistleri temkinli olunması gerektiği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre ticaret akışlarının tamamen normalleşmesi haftalar, hatta bazı alanlarda aylar sürebilir. Enerji danışmanlık şirketi Wood Mackenzie’nin Asya-Pasifik Bölgesi Başkan Yardımcısı Joshua Ngu, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte petrol ve doğal gaz sevkiyatlarının hızla başlayacak olmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Ancak Ngu’ya göre, boğazın kapalı kaldığı her gün ekonomik hasarın boyutunu artırırken, lojistik sektöründeki aksaklıkların da daha derin ve kalıcı hale gelmesine yol açtı.

Uzmanların dikkat çektiği en karmaşık sorunlardan biri ise sıvılaştırılmış doğal gaz piyasası olarak öne çıkıyor. Asya’da doğal gaz fiyatları genellikle petrol fiyatlarını üç ila altı aylık gecikmeyle takip ediyor. Bu nedenle mart ayında varil başına 100 dolara kadar yükselen petrol fiyatlarının etkisi, önümüzdeki aylarda doğal gaz piyasalarına daha belirgin şekilde yansıyacak. Bu durum, petrol fiyatlarında yaşanan son gerilemeye rağmen doğal gaz ve elektrik fiyatlarının yükselmeye devam edebileceği anlamına geliyor. Uzmanlar, enerji maliyetlerinin en azından yıl sonuna kadar tüketiciler ve sanayi sektörü üzerinde baskı oluşturmayı sürdürebileceği görüşünde.

Gübre ve petrokimyasallar

Hürmüz Boğazı’nın önemi yalnızca petrol sevkiyatlarıyla sınırlı değil. Boğaz aynı zamanda günlük yaşam ve küresel üretim açısından kritik öneme sahip stratejik ürünlerin ticaretinde de kilit rol oynuyor. Körfez ülkeleri, azotlu gübrelerin temel bileşeni olan üre gübresinin küresel arzının üçte birinden fazlasını karşılıyor. Boğazın kapanması ise Güneydoğu Asya’da mayıs ile temmuz ayları arasındaki kritik ekim sezonunu olumsuz etkiledi. Asya Kalkınma Bankası Baş Ekonomisti Albert Park, yaşanan aksamanın küresel gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, tarımsal verimdeki düşüşün etkilerinin yılın ilerleyen dönemlerinde daha belirgin şekilde hissedileceği uyarısında bulundu.

Sanayi cephesinde ise Japonya ve Güney Kore’deki fabrikalar, plastik ve gıda ambalajı üretiminde kullanılan hayati öneme sahip bir petrol türevi olan nafta tedarikinde ciddi sıkıntılarla karşılaştı. Ayrıca yarı iletken üretiminde kritik rol oynayan helyum gazı arzında da önemli daralmalar yaşandı. Japonya Doğal Kaynaklar ve Enerji Ajansı danışmanlarından Haruhiko Sakaino, Bloomberg’e yaptığı değerlendirmede tedarik zincirlerinde meydana gelen hasarı ‘yıkıma uğramış kılcal damarlara’ benzetti. Sakaino, sorunun yalnızca ithalatın yeniden başlamasıyla çözülemeyeceğini belirterek, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim kapasitelerini eski seviyelerine ulaştırmalarının yaklaşık bir yıl sürebileceğini ifade etti.

Hindistan: Beklenen toparlanma ve daha düşük fatura

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçılarından biri olan Hindistan açısından anlaşma, önemli bir ekonomik rahatlama anlamına geliyor. Başlıca enerji tedarikçilerinden gelen petrol ve doğal gaz tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli şekilde geçmeye başlaması, son aylarda rekor seviyelere çıkan nakliye maliyetleri ile deniz taşımacılığı şirketlerinin uyguladığı yüksek risk sigortası primlerinin düşmesine katkı sağlayacak. Bu normalleşmenin ilk somut işaretlerinden biri, Katar’dan yüklediği sıvılaştırılmış doğal gaz kargosuyla Hindistan’ın Dahej terminaline doğru yola çıkan Disha adlı LNG tankerinin boğazı geçmesi oldu. Söz konusu gemi, mart ayının başından bu yana Hürmüz Boğazı’nın batısında bekletiliyordu.

xcsdvfd
Umman’ın Musandam vilayetinden görülen Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

Petrol fiyatlarında yaşanacak kalıcı düşüşün Hindistan ekonomisine çok yönlü katkı sağlaması bekleniyor. Daha düşük enerji fiyatları, ülkenin yüksek ithalat faturasını azaltırken rupi üzerindeki baskıyı hafifletecek, cari açığın daralmasına yardımcı olacak ve enflasyonun kontrol altına alınmasını destekleyecek. Olumlu etkinin havacılık, petrokimya, gübre ve lojistik sektörlerine de yansıması öngörülüyor. Yüksek yakıt maliyetleri nedeniyle son dönemde ciddi zararlarla karşı karşıya kalan bu sektörlerdeki birçok şirketin, bir çeyrekte uğradığı kayıpların neredeyse bir yıllık kâra eşdeğer seviyelere ulaştığı belirtiliyor.

Kaygılar ve belirsiz bir gelecek

Bununla birlikte, piyasalardaki mevcut iyimserliğin sürmesi, büyük ölçüde jeopolitik ortamın istikrarlı kalmasına ve Ortadoğu’da çatışmaların yeniden alevlenmemesine bağlı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin gelecekte nasıl yönetileceğine ilişkin ayrıntıların henüz netleşmemiş olması, belirsizlikleri koruyor. İran’ın Fars haber ajansı, boğazdaki gemi trafiğinin İran ile Umman tarafından ortaklaşa düzenleneceğini bildirdi. Ancak bu yaklaşımın, anlaşmanın temel unsurlarından biri olarak seyrüsefer özgürlüğünü gören Washington’ın tepkisini çekebileceği değerlendiriliyor. Öte yandan mevcut anlaşma, İran’ın nükleer programının geleceğine ilişkin müzakereler için yalnızca 60 günlük bir süre öngörüyor. Bu durum, varılan uzlaşının kalıcı bir çözümden ziyade geçici bir düzenleme niteliği taşıdığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla mevcut kriz sona erse bile yaşananlar küresel ticaret ve enerji stratejilerinde kalıcı değişimlere yol açmış durumda. Hem enerji ithalatçısı hem de ihracatçısı ülkeler, dünya ekonomisinin yeniden yalnızca ‘30 kilometrelik bir geçiş koridoruna’ bağımlı kalmaması için ticaret güzergâhlarını ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikalarına hız vermiş bulunuyor.


Suudi Arabistan, ABD ve İran'ın askeri operasyonları sona erdirme anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, ABD ve İran'ın askeri operasyonları sona erdirme anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında askeri operasyonların sona erdirilmesi ve kalıcı bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla 60 gün sürecek ayrıntılı müzakerelerin başlatılması konusunda varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yayımlanan açıklamada, Pakistan ve Katar’ın yürüttüğü arabuluculuk çabalarının takdir edildiği belirtilirken, ABD ve İran’ın bu girişimlere olumlu yaklaşım göstermesinin anlaşmanın sağlanmasına katkıda bulunduğu vurgulandı.

Bakanlık açıklamasında, bölgesel istikrarın güçlendirilmesi ve küresel ticaret ile enerji akışının kesintisiz sürdürülmesi açısından Hürmüz Boğazı’nda güvenlik ve seyrüsefer özgürlüğünün 28 Şubat öncesindeki koşullara yeniden kavuşturulmasının önemine dikkat çekildi.

Suudi Arabistan ayrıca, başlaması planlanan müzakerelerin bölge ve dünya güvenliğini güçlendirecek kalıcı bir barışla sonuçlanmasını temenni etti. Açıklamada, bölge ülkelerinin güvenlik çıkarlarını gözeten, devletlerin egemenliğine saygı ilkesini pekiştiren ve iç işlerine müdahale edilmemesini esas alan uzlaşıların önemine vurgu yapıldı.