​Körfez ülkelerinde 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi

Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
TT

​Körfez ülkelerinde 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi

Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)

Körfez ülkelerinde son 24 saatte 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi. Dünyada 150’den fazla ülkeye yayılan salgın hakkında önleyici tedbirler alınmaya devam ediliyor.

-Suudi Arabistan
Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, dün, 48 yeni vakanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 392’ye çıktığını bildirdi. 8 kişinin iyileşmesiyle beraber, toplamda iyileşen kişi sayısı ise 16’ya çıktı. Geriye kalan vakaların karantina prosedürleri altında stabil durumda sağlık hizmeti almaya devam ettiği, bunlardan 2’sinin ise yoğun bakımda olduğu açıklandı.
Koronavirüs İzleme Komitesi, dün, Sağlık Bakanı Dr. Tevfik bin Muhammed er-Rebia başkanlığında ilgili devlet sektörlerini temsil eden komite üyelerinin de katılımıyla, 31. toplantısını düzenledi. Toplantıda, koronavirüsle ilgili tüm rapor ve gelişmeler değerlendirilirken, virüsün hem dünya çapındaki durumu hem de Krallık'ta kaydedilen vakalar gözden geçirildi. Komite, sınır noktalarında gerekli tüm önlemlerin uygulanıp pekiştirilmesine devam edilmesi gerektiğini teyit etti.
Tüm dünyada doğrulanmış toplam vaka sayısının 275 binden fazla oluşuna dikkat çeken Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Muhammed el-Abdulali, bunlardan şu ana kadar 88 bin kişinin iyileştiğini, 11 bin 400 kişinin ise hayatını kaybettiğini vurguladı.
Suudi Arabistan’da yeni kaydedilen 48 vaka üzerine duran Abdulali, bunların arasında seyahatten dönenler, sağlık görevlileri (5) ve Riyad’da bulunan bir özel sağlık tesisi yöneticileri olduğunu açıkladı. Abdulali, koronavirüse bağlı belirtileri göstermeyen bu kişilerin şuanda karantina altında olduğunu, söz konusu tesisin ise kapatıldığını ifade etti.
Vakalar arasında, daha önceki vakalar ile temas halinde olanların da bulunduğuna değinen Abdulali; özellikle düğün, taziye  ve parklardaki temaslara dikkat çekti.
Herkesi sağlık ve güvenlikleri için evde kalmaya çağıran Abdulali, 14 vakanın çocuk, diğerlerinin ise 43 yaş üstü yetişkin olduğunu, aynı zamanda üçte ikisinin Suudlu, geri kalanının ise yabancı uyruklu kişiler olduğunu açıkladı. Aynı zamanda bu konuda en az 22 bin kişinin gelişmiş laboratuvar testlerine tâbi tutulduğunu, bunlardan 392’sinin pozitif çıktığını ifade etti.
Abdulali; el sıkışmaktan kaçınmak, elleri rutin olarak yıkamak, kalabalık ortamlardan uzak durmak, böylece hem kendini hem de toplumu korumak gibi tedbirler bağlamında herkesi kurallara ve yönergelere uymaya çağırdı. Aynı zamanda, virüsle ilgili sorular veya merak edilen konular hakkında herkesi doğrudan “937 Sağlık İletişim Merkezi” ile temasa geçmeye davet ederek, resmi kaynaklardan bilgi almanın, söylentilere ise aldanmamanın gerekliliğine vurgu yaptı. Şuana kadar en az 280 bin kişinin 937 Sağlık İletişim Merkezi’ne danıştığını açıklayan Abdulali, vatandaşların koronavirus belirtileri hakkında bir kişisel değerlendirme hizmeti olan akıllı telefon uygulamasından yararlanabilecekleri tavsiyesini de yeniledi.
 
-Kıdemli Alimler Konseyi
Suudi Arabistan Kıdemli Alimler Konseyi Genel Sekreterliği, koronavirüs salgını ile mücadelede yetkili makamlar tarafından verilen talimat ve düzenlemelere uymanın önemini vurguladı.
SPA’nın haberine göre, konsey tarafından dün yapılan açıklamada, bu talimatlara uymanın yasal bir görev olduğu, bunları ihlal edenlerin ise vebal altında olduğunu  olduğu belirtildi. Ayrıca bu talimatlar doğrultusunda kamu ve özel çıkarların gözetileceği, kişilerin ruhen ve bedenen sağlıklı kalacağı da vurgulandı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İlim ehli, söz konusu talimatları ihlal etmenin getirdiği zararların yalnızca kişinin kendisiyle kısıtlı kalmayacağı, ucunun başkalarına da dokunacağı göz önüne alındığında, bu talimatları ihlal etmenin vebalinin büyük  olduğu konusunda karar kılmıştır. Dileriz ki yüce Allah, bizi bu vebadan kurtarsın ve bize sağlık ve afiyet versin”

-Kuveyt
Kuveyt Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içerisinde 17 yeni vakanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 176’ya çıktığını açıkladı.
Kuveyt resmi haber ajansı KUNA'ya göre, 5 vakanın daha iyileşmesiyle toplamda 27 kişinin iyileştiğini belirten Kuveyt Sağlık Bakanı Şeyh Basil es-Sabah, dün yaptığı açıklamada, iyileşen bu kişilerin yetkili hastanenin rehabilitasyon kanadına aktarılacağını, böylece yeni vakalar için yer açılacağına değindi.

-Bahreyn
Bahreyn Sağlık Bakanlığı, dün, kaydedilen 8 yeni vaka ile beraber, toplam vaka sayısının 180’e çıktığını açıkladı. Bakanlık, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, vakalardan 4’ünün yoğum bakımda olduğunu bildirdi. Aynı zamanda 13 kişinin daha iyileşmesiyle, toplamda iyileşen kişi sayısının 125’e yükseldiği ifade edildi.
-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)
BAE yetkilileri, dün, koronavirüse bağlı 13 yeni vakanın kaydedildiği, toplamda kaydedilen vaka sayısının böylelikle 153’e çıkmış olduğunu açıkladı. Aynı zamanda koronavirüs tedavisi gören 7 kişinin daha iyileşmesiyle, hastalıktan kurtulan kişi sayısının 38’e yükseldiği belirtildi. Hindistan’dan 2 kişi ve İtalya, İngiltere ve Filipinler’den birer kişi dâhil olmak üzere farklı milletlerden de iyileşme vakalarının görüldüğüne değinildi.
BAE Sağlık ve Toplum Koruma Bakanlığı, yeni vakaların, ülke dışından gelip de karantina altına alınanlar ile temas halinde olanların (aynı şekilde bu kişiler de karantina altındaydı) muayenesi sonucunda tespit edildiğini bildirdi.
Vakalar arasında İngiltere, Pakistan, Bangladeş, Portekiz, Polonya ve ABD uyruklu vatandaşlarda yer alıyor.
BAE sağlık sektörü resmi sözcüsü Dr. Feride el-Husani, dün yaptığı açıklamada, Avrupa’dan gelen 78 yaşındaki Arap uyruklu bir kadının Perşembe günü hayatını kaybettiğini, ölüm nedeninin ise koronavirüse bağlı hastalıkla eşzamanlı kalp krizi olduğunu söyledi. Aynı zamanda kalp hastalığı, böbrek yetmezliği gibi çeşitli kronik hastalıklardan muzdarip 58 yaşındaki bir Asyalı kadının da hayatını kaybettiğini belirten Husani, öncesinde bu kişilerin gerekli tedaviyi aldığını vurguladı.
Halkı turistik alanlardan ve temastan kaçınmaya çağıran BAE Sağlık Bakanlığı, toplumu sağlık yetkilileriyle işbirliği yapmaya, herkesin sağlık ve güvenliğini korumak için duyurulan talimat ve tedbirlere uymaya ve sosyal izolasyona bağlı kalmaya davet etti. Negatif test sonucunun evden çıkmaya, normal hayata ve başkalarıyla temas halinde bulunmaya devam etmek anlamına gelmediğini vurgulayan bakanlık, 14 günlük kişisel karantina uygulamasına uyulması tavsiyesinde bulundu.
BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, koronavirüsün ön testi için bir mekanizma kabul edilene kadar Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri vatandaşlarının ülkeye girişini askıya almaya karar almıştı.

-Umman
Umman Sağlık Bakanlığı, dün, koronavirüse bağlı 4 yeni vakanın daha kaydedildiğini, kendi vatandaşlarından olan bu kişilerden 2’sinin önceki vakalarla temas halindeki şahıslardan, diğer 2’sinin ise İngiltere ve İspanya seyahatleriyle bağlantılı olduğunu açıkladı. Toplamda kaydedilen vaka sayısının 52’ye çıktığı ülkede, toplamda 13 kişinin ise iyileştiği bildirildi.

-Katar
Katar Halk Sağlığı Bakanlığı, kaydedilen 10 yeni vaka ile beraber, toplam vaka sayısının 470’e çıktığını duyurdu. Yeni vakaların çoğunun yakın zamanda İngiltere ve İsviçre’den Doha'ya gelip karantinaya alınan gezginlerle bağlantılı olduğu, aralarından 5’inin ise Katar vatandaşı olduğu belirtildi. Doha'daki ilgili yetkililer, vatandaş ve sakinlerini koronavirüsle mücadelede Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen şartlara eksiksiz uymaya çağırdı.



Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Umman ve İran, salı günü, Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılması için geçici bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma, ortak bir geçici denizcilik koridorunun oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngörüyor. İki ülke ayrıca kalıcı bir geçiş koridoru ve gelecekte gemi trafiğinin yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda müzakereleri sürdürme kararı aldı.

Anlaşma, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran'a gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında sağlandı. Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü. Görüşme, iki ülke arasında boğazdaki deniz ulaşımının yeniden düzenlenmesine ilişkin haftalardır sürdürülen teknik müzakerelerin ardından gerçekleşti.

Umman Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, görüşmelerde iki ülkenin egemenliklerini ve egemenlik haklarını koruyacak şekilde Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılmasına verdiği önemin ele alındığı belirtildi.

Açıklamada, mevcut koşullar ve son savaşın boğaz üzerindeki etkileri dikkate alınarak, "uygulanabilir ve hayata geçirilebilir bir temel" oluşturacak "aşamalı bir çerçeve" üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi.

Önerilen çerçeve, Hürmüz Boğazı'ndan ortak bir geçici denizcilik koridoru oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanmasını içeriyor.

srgthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile görüşmeler gerçekleştirirken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Taraflar ayrıca kalıcı bir denizcilik koridoru ile boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda anlaşmaya varılması amacıyla teknik müzakerelerin sürdürülmesi üzerinde mutabık kaldı. Bunun yanı sıra, bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulması kararlaştırıldı.

Maskat ve Tahran, Körfez'in sularına kıyısı bulunan bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemini de vurguladı. İki taraf, uluslararası hukuk hükümlerine uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haftalar süren müzakereler

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntülere göre Arakçi, Busaidi'yi bakanlık binasına gelişinde karşıladı. Ardından iki bakan görüşmelere başladı.

İran devlet haber ajansı İSNA, görüşmelerin ana gündem maddesinin Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için bir su koridorunun belirlenmesine ilişkin anlaşma ve bu konudaki son mutabakatların gözden geçirilmesi olduğunu bildirdi. Busaidi'nin ziyareti sırasında başka üst düzey İranlı yetkililerle de görüşmesi bekleniyor.

Ortak açıklama, tarafların üzerinde uzlaştığı unsurları açık biçimde ortaya koyan ilk resmi açıklama oldu. İran tarafından son haftalarda yapılan açıklamalar ise teknik müzakerelerde ilerleme sağlandığı ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya varıldığı yönündeki ifadelerle sınırlı kalmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazartesi günü, Umman ile görüşmelerin "devam ettiğini" ve iki tarafın bir mutabakat zaptını kesinleştirmek ve nihai bir formüle ulaşmak için "son rötuşları" yaptığını söylemişti.

Bekayi, 15 Ağustos'ta yaptığı açıklamada ise iki ülkenin gemilerin geçiş güzergâhına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya vardığını ve ulaşılan düzenlemelere ilişkin ortak bir açıklama hazırladığını duyurmuştu.

dfvgthyj
Gemiler, 25 Ağustos 2026 Salı günü İran'ın güneyindeki Bender Abbas kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı'nda (Reuters

Salı günkü görüşme öncesinde Busaidi ile Arakçi arasında cuma günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmişti. Umman Haber Ajansı, iki bakanın "diyalog ve müzakerelerin yeniden başlaması için uygun koşulların hazırlanmasının yolları ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımındaki gelişmeleri" ele aldığını bildirmişti.

Ajansa göre taraflar, deniz ulaşımının özgürce ve kesintisiz şekilde yeniden başlamasını, bölgenin güvenliği ve istikrarını destekleyecek "pratik mutabakatlara ulaşmak için görüşmelerin sürdürülmesinin önemini" vurguladı.

Geçici koridordan kalıcı güzergâha

Arakçi daha önce boğaza ilişkin müzakerelerin, ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik temaslardan ayrı teknik bir süreç olduğunu belirtmişti. Arakçi, İran Silahlı Kuvvetlerinin de katılımıyla iki ülkenin uzmanlarının yeni deniz koridorlarına ilişkin düzenlemeler üzerinde çalıştığını söylemişti.

Tahran, önceki müzakerelerde, onlarca yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin aşamalı olarak değiştirilmesini ve gemi trafiğinin yönetiminde İran'a daha büyük bir rol verilmesini öngören bir yaklaşım ortaya koymuştu.

Ortak açıklama öncesinde İranlı yetkililer tarafından aktarılan ayrıntılara göre geçiş aşamasında gemilerin İran kıyıları ile Lark Adası yakınlarındaki kuzey koridorundan Basra Körfezi'ne girmesi, Umman kıyılarına yakın güney koridorundan çıkması planlanıyordu.

Tahran, bu aşamanın iki ila dört ay veya daha uzun süre devam edebileceğini, ardından kalıcı bir düzenleme kapsamında "orta güzergâha" geçilebileceğini belirtmişti.

Ancak Umman-İran ortak açıklamasında salı günü geçici koridorun yeri veya coğrafi güzergâhı belirtilmedi. Açıklamada ayrıca Tahran'ın daha önce ortaya koyduğu, giriş ve çıkış sorumluluklarının nasıl paylaşılacağına ilişkin ayrıntılar da açıkça benimsenmedi.

Buna karşılık açıklamada, gelecekte boğazın yönetimine ilişkin düzenlemeler ile kalıcı denizcilik koridorunun bundan sonraki müzakerelerin açık gündem maddeleri olacağı ilk kez resmen kabul edildi.

Bu yaklaşım, gemi trafiğinin koordinasyonu ve tankerler ile ticari gemilere ilişkin bilgilerin paylaşılması amacıyla İran-Umman ortak bir merkez kurulmasına yönelik daha önceki İran önerisiyle de örtüşüyor.

Yeni açıklama ise bunun ötesine geçerek bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve buna bağlı denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulmasını öngörüyor.

Yeniden açılma ve ücretler

Ortak açıklamada, İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması için ortaya koyduğu şartlara açıkça yer verilmedi. Açıklamada ayrıca müzakerelerin önceki aşamalarında gündeme gelen geçiş ücretlerine ilişkin herhangi bir rakam da belirtilmedi.

Arakçi, Maskat ile yürütülen müzakereler sırasında deniz ulaşımının düzenlenmesi ve yeni geçiş koridorlarının belirlenmesine ilişkin teknik mutabakatların Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Tahran, boğazın yeniden açılmasını askeri operasyonların durdurulması, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının kaldırılması ve İran petrol ihracatının yeniden başlamasına izin verilmesi şartlarına bağlamıştı.

İran daha önce yapılan görüşmelerin bazı aşamalarında, boğazdan geçen yüklerin değerinin yüzde 5 ila 7'si arasında değişen ücretleri gündeme getirmişti. Umman tarafında ise daha geniş bir uzlaşmanın parçası olarak yaklaşık yüzde 3'lük bir formül önerilmişti.

Ancak İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu pazar günü farklı bir düzenlemeyi kabul etti. Buna göre, geçişine izin verilen ülkelerin gemilerinden; seyir, sigorta, güvenlik, çevre hizmetleri ve özel koşullarda yakıt ikmali gibi hizmetler karşılığında ücret alınmasına izin veriliyor.

Parlamento metninde yük değerinin belirli bir yüzdesi şeklinde bir oran öngörülmüyor ve yalnızca geçiş yapılması karşılığında ücret alınması şartı getirilmiyor. Ücretlendirme, sağlanan hizmetlere bağlanırken ödemelerin İran riyaliyle veya Tahran'ın belirleyeceği herhangi bir para birimiyle yapılması öngörülüyor.

ABD ise İran'a Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımı üzerinde tek taraflı yetki verilmesine veya geçiş karşılığında zorunlu ücret uygulanmasına karşı çıkıyor ve boğazda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump da Hürmüz Boğazı'na ilişkin herhangi bir düzenlemenin ABD planının "önünde durması" halinde buna karşı mücadele edecekleri uyarısında bulunmuştu. Trump'ın açıklaması, Umman'ın İran ile yürüttüğü söz konusu mutabakat görüşmelerine işaret ediyordu.


Suudi Arabistan ve Fransa, daha derin stratejik ortaklığa doğru

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa, daha derin stratejik ortaklığa doğru

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)

Michel Ebu Necm - Abdullah el-Tumeyri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Paris’te düzenlenen 2026 Esports Dünya Kupası’nın üçüncü edisyonunda dereceye giren şampiyonlara ödüllerinin takdim edilme törenine katıldı.

Macron, bugün Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı Elysee Sarayı’nda düzenlenecek resmi karşılama töreniyle ağırlayacak. Devlet ziyareti kapsamında gerçekleştirilecek törenin ardından iki lider, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile ortak ilgi alanlarına giren konuları ele almak üzere baş başa görüşme gerçekleştirecek.

İkili görüşmenin ardından liderler, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıda iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve çeşitli alanlarda iş birliği olanaklarının geliştirilmesi ele alınacak. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmeler kapsamında Riyad ile Paris arasında çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptının imzalanması bekleniyor.

İki liderin katılımıyla ayrıca, her iki ülkeden yetkililer ve iş dünyası temsilcilerini bir araya getirecek Fransa-Suudi Arabistan İş Forumu düzenlenecek. Forumda yeni yatırım fırsatları ve ortaklıkların geliştirilmesi olanakları ele alınacak.


Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
TT

Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)

Suudi Arabistan’ın eserleri Louvre Müzesi’nde sergilendiğinde, Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri henüz bugünkü kapsamına ulaşmamıştı. O dönemde kültür, Fransızların Suudi Arabistan’ın tarihini tanımasını sağlayan bir pencere işlevi görürken, Riyad ise mirasını ülke sınırlarının ötesinde tanıtmak için yeni bir alanı test ediyordu.

Aradan geçen 15 yılı aşkın sürede tablo değişti. Kültür, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin temel unsurlarından biri haline gelirken, El-Ula bu iş birliğinin en belirgin örneklerinden birine dönüştü. Sinema, müzeler, kültürel miras, turizm, spor ve büyük ölçekli etkinlikler de iki ülkeyi birbirine bağlayan ortak ağa dahil oldu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti, söz konusu alanların artık krallığın yeni ekonomisinin parçası haline geldiği bir dönemde gerçekleşiyor. Bunlar, siyasi ilişkilerin yanında yürütülen yalnızca kültürel faaliyetler olmaktan çıktı.

Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)
Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)

El-Ula … Kültürün ekonomik projeye dönüşmesi

El-Ula’da arkeoloji turizmle, mühendislik çevreyle, sanat ise ekonomiyle kesişiyor. Suudi-Fransız ortaklığı, bölgedeki iş birliğinin kapsamını şehir planlaması, kültürel miras, turizm, kültür, eğitim, mesleki eğitim ve sanat alanlarına genişleterek yatırımcı bir ülke ile yabancı şirketler arasındaki geleneksel ilişkinin ötesine geçen farklı bir model ortaya koyuyor.

Proje yalnızca tarihi bir alanın geliştirilmesinden ibaret değil; yerel kimliği temel alan ve uluslararası uzmanlıktan yararlanan küresel bir destinasyon meydana getirmeyi amaçlıyor.

Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)
Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)

Bu tür bir iş birliği, kültür, turizm ve eğlence sektörlerini ekonominin etkin unsurlarına dönüştürmeyi amaçlayan Suudi Arabistan Vizyon 2030 hedefleriyle doğrudan örtüşüyor.

Louvre’dan başlayan yolculuk

Başlangıç noktası EL-Ula değildi. 2010 yılında Louvre Müzesi, Fransızların Suudi tarihine yönelik artan ilgisini yansıtan bir dönüm noktası olarak “Çağlar Boyunca Suudi Arabistan’ın Başyapıtları” sergisine ev sahipliği yaptı.

Bundan önce, 1986’da Paris’te “Dün ve Bugün Suudi Arabistan” sergisi düzenlenmiş, 2012’de ise Paris’teki UNESCO merkezinde Suudi kültür günleri gerçekleştirilmişti.

Bu duraklar, kültürel ilişkilerin Suudi Arabistan’ı tanıtma aşamasından, bizzat Suudi Arabistan’da ortak projeler geliştirme aşamasına uzanan bir sürecin göstergeleriydi.

Kültür ekonomiyle bütünleşiyor

En önemli değişim, kültürün artık ekonomiden ayrı bir sektör olarak görülmemesi. Turizm; ulaşım, konaklama ve teknolojiye ihtiyaç duyuyor. Müzeler; mühendislik, işletme ve eğitimi gerektiriyor. Büyük etkinlikler ise spor, medya ve dijital hizmetlerle iç içe geçiyor. Böylece kültür, birbirine bağlı geniş bir ekonomik sistemin içinde yer alıyor.

İki ülke arasındaki potansiyel iş birliği alanlarının turizm, konaklama, yaratıcı ekonomi, elektronik oyunlar ve spor gibi sektörlere genişlemesi de bu dönüşümü doğuluyor. Bu sektörler, Suudi Arabistan’ın daha çeşitlendirilmiş bir ekonomi oluşturma hedefiyle de örtüşüyor.

Spor… Ortaklığın yeni dili

Spor, ilişkilere yeni bir boyut kazandırıyor. Fransa’nın, Veliaht Prens’in ziyaretiyle eş zamanlı olarak Espor Dünya Kupası ile bağlantılı etkinliklere ev sahipliği yapması, sporun rekabet alanından ekonomik ve kültürel yakınlaşma alanına dönüşmesine örnek oluşturuyor.

Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)
Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)

Suudi sporu da yatırımları, yetenekleri ve organizasyonları kendine çeken küresel bir sektör haline gelirken, Fransa turnuvaların ve büyük ölçekli etkinliklerin düzenlenmesi konusunda oldukça  deneyime sahip.

Burada da çıkarlar kültür ve turizmde olduğu gibi kesişiyor: Suudi Arabistan pazar, projeler ve giderek büyüyen sermaye sunarken, Fransa köklü endüstriyel, organizasyonel ve kültürel deneyimini ortaya koyuyor.

Eğitim… Daha az görünen ancak daha kalıcı yatırım

İki ülke arasındaki değişim yalnızca projelerle sınırlı değil. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve eğitim kurumları arasındaki iş birliği, bilgi transferi ve insan kaynağının geliştirilmesi için farklı bir kanal oluşturuyor.

Bu alan, özellikle Suudi Arabistan’ın büyümek istediği bilim, teknoloji, inovasyon, sağlık ve mühendislik sektörleri açısından önem taşıyor.

Projeler birkaç yıl içinde inşa edilebilir; ancak bu projeleri yönetecek nitelikli insan kaynağının yaratacağı etki onlarca yıl sürer.

İki deneyim arasında ortaklık

Suudi Arabistan ile Fransa’nın deneyimleri birçok açıdan birbirinden farklı. Ancak tam da bu farklılık, iş birliği için yeni bir alan oluşturuyor.

Fransa; kültür, müzeler, sanat ve yaratıcı endüstriler alanında uzun bir geçmişe sahip. Suudi Arabistan ise kültür, turizm, eğlence ve spor sektörlerini yeniden şekillendirdiği kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor.

Bu nedenle yeni ortaklık, Paris’te hazır bir modelin Riyad’a aktarılmasına dayanmıyor. Bunu yerine, Fransız deneyimi ile Suudi Arabistan’ın yeni kalkınma projesini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Bu da kültürü iki ülke arasındaki ilişkilerde bir “yumuşak güç alanından” daha fazlası haline getiriyor. Kültür, yeni bir ekonomi inşa etmenin, toplumların birbirini tanımasının ve siyasi gündemdeki değişimlerden daha az etkilenecek ortak çıkarlar ortaya koymanın temelini oluşturuyor.

Geçmişten geleceğe

Yaklaşık bir asır boyunca Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri çeşitli aşamalardan geçti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk diplomatik temsil döneminden Kral Faysal ile Charles de Gaulle arasındaki tarihi görüşmeye, ardından ekonomik ve savunma alanlarındaki genişlemeye ve nihayet Kral Selman bin Abdülaziz döneminde yeni bir ortaklık vizyonuna uzandı.

Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)
Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)

Bugün Riyad, Paris’e yalnızca geçmişi konuşmak için gitmiyor. Gündemde geleceğin şehri, yeni bir müze, turizm destinasyonu, yaratıcı ve ileri teknoloji endüstrileri, enerji projeleri ve uzun vadeli yatırımlar bulunuyor.

Bu dönüşüm, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin en belirgin özelliklerinden birini ortaya koyuyor: Kültürle başlayan köprü, bugün artık ekonomi, siyaset ve teknolojiyi de taşıyor.