​Körfez ülkelerinde 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi

Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
TT

​Körfez ülkelerinde 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi

Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)
Koronavirüsle mücadelede eden Suudlu kadınlar (SPA)

Körfez ülkelerinde son 24 saatte 100 yeni vaka, 2 ölüm, 46 iyileşme kaydedildi. Dünyada 150’den fazla ülkeye yayılan salgın hakkında önleyici tedbirler alınmaya devam ediliyor.

-Suudi Arabistan
Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, dün, 48 yeni vakanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 392’ye çıktığını bildirdi. 8 kişinin iyileşmesiyle beraber, toplamda iyileşen kişi sayısı ise 16’ya çıktı. Geriye kalan vakaların karantina prosedürleri altında stabil durumda sağlık hizmeti almaya devam ettiği, bunlardan 2’sinin ise yoğun bakımda olduğu açıklandı.
Koronavirüs İzleme Komitesi, dün, Sağlık Bakanı Dr. Tevfik bin Muhammed er-Rebia başkanlığında ilgili devlet sektörlerini temsil eden komite üyelerinin de katılımıyla, 31. toplantısını düzenledi. Toplantıda, koronavirüsle ilgili tüm rapor ve gelişmeler değerlendirilirken, virüsün hem dünya çapındaki durumu hem de Krallık'ta kaydedilen vakalar gözden geçirildi. Komite, sınır noktalarında gerekli tüm önlemlerin uygulanıp pekiştirilmesine devam edilmesi gerektiğini teyit etti.
Tüm dünyada doğrulanmış toplam vaka sayısının 275 binden fazla oluşuna dikkat çeken Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Muhammed el-Abdulali, bunlardan şu ana kadar 88 bin kişinin iyileştiğini, 11 bin 400 kişinin ise hayatını kaybettiğini vurguladı.
Suudi Arabistan’da yeni kaydedilen 48 vaka üzerine duran Abdulali, bunların arasında seyahatten dönenler, sağlık görevlileri (5) ve Riyad’da bulunan bir özel sağlık tesisi yöneticileri olduğunu açıkladı. Abdulali, koronavirüse bağlı belirtileri göstermeyen bu kişilerin şuanda karantina altında olduğunu, söz konusu tesisin ise kapatıldığını ifade etti.
Vakalar arasında, daha önceki vakalar ile temas halinde olanların da bulunduğuna değinen Abdulali; özellikle düğün, taziye  ve parklardaki temaslara dikkat çekti.
Herkesi sağlık ve güvenlikleri için evde kalmaya çağıran Abdulali, 14 vakanın çocuk, diğerlerinin ise 43 yaş üstü yetişkin olduğunu, aynı zamanda üçte ikisinin Suudlu, geri kalanının ise yabancı uyruklu kişiler olduğunu açıkladı. Aynı zamanda bu konuda en az 22 bin kişinin gelişmiş laboratuvar testlerine tâbi tutulduğunu, bunlardan 392’sinin pozitif çıktığını ifade etti.
Abdulali; el sıkışmaktan kaçınmak, elleri rutin olarak yıkamak, kalabalık ortamlardan uzak durmak, böylece hem kendini hem de toplumu korumak gibi tedbirler bağlamında herkesi kurallara ve yönergelere uymaya çağırdı. Aynı zamanda, virüsle ilgili sorular veya merak edilen konular hakkında herkesi doğrudan “937 Sağlık İletişim Merkezi” ile temasa geçmeye davet ederek, resmi kaynaklardan bilgi almanın, söylentilere ise aldanmamanın gerekliliğine vurgu yaptı. Şuana kadar en az 280 bin kişinin 937 Sağlık İletişim Merkezi’ne danıştığını açıklayan Abdulali, vatandaşların koronavirus belirtileri hakkında bir kişisel değerlendirme hizmeti olan akıllı telefon uygulamasından yararlanabilecekleri tavsiyesini de yeniledi.
 
-Kıdemli Alimler Konseyi
Suudi Arabistan Kıdemli Alimler Konseyi Genel Sekreterliği, koronavirüs salgını ile mücadelede yetkili makamlar tarafından verilen talimat ve düzenlemelere uymanın önemini vurguladı.
SPA’nın haberine göre, konsey tarafından dün yapılan açıklamada, bu talimatlara uymanın yasal bir görev olduğu, bunları ihlal edenlerin ise vebal altında olduğunu  olduğu belirtildi. Ayrıca bu talimatlar doğrultusunda kamu ve özel çıkarların gözetileceği, kişilerin ruhen ve bedenen sağlıklı kalacağı da vurgulandı.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İlim ehli, söz konusu talimatları ihlal etmenin getirdiği zararların yalnızca kişinin kendisiyle kısıtlı kalmayacağı, ucunun başkalarına da dokunacağı göz önüne alındığında, bu talimatları ihlal etmenin vebalinin büyük  olduğu konusunda karar kılmıştır. Dileriz ki yüce Allah, bizi bu vebadan kurtarsın ve bize sağlık ve afiyet versin”

-Kuveyt
Kuveyt Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içerisinde 17 yeni vakanın kaydedildiğini, böylece toplam vaka sayısının 176’ya çıktığını açıkladı.
Kuveyt resmi haber ajansı KUNA'ya göre, 5 vakanın daha iyileşmesiyle toplamda 27 kişinin iyileştiğini belirten Kuveyt Sağlık Bakanı Şeyh Basil es-Sabah, dün yaptığı açıklamada, iyileşen bu kişilerin yetkili hastanenin rehabilitasyon kanadına aktarılacağını, böylece yeni vakalar için yer açılacağına değindi.

-Bahreyn
Bahreyn Sağlık Bakanlığı, dün, kaydedilen 8 yeni vaka ile beraber, toplam vaka sayısının 180’e çıktığını açıkladı. Bakanlık, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, vakalardan 4’ünün yoğum bakımda olduğunu bildirdi. Aynı zamanda 13 kişinin daha iyileşmesiyle, toplamda iyileşen kişi sayısının 125’e yükseldiği ifade edildi.
-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)
BAE yetkilileri, dün, koronavirüse bağlı 13 yeni vakanın kaydedildiği, toplamda kaydedilen vaka sayısının böylelikle 153’e çıkmış olduğunu açıkladı. Aynı zamanda koronavirüs tedavisi gören 7 kişinin daha iyileşmesiyle, hastalıktan kurtulan kişi sayısının 38’e yükseldiği belirtildi. Hindistan’dan 2 kişi ve İtalya, İngiltere ve Filipinler’den birer kişi dâhil olmak üzere farklı milletlerden de iyileşme vakalarının görüldüğüne değinildi.
BAE Sağlık ve Toplum Koruma Bakanlığı, yeni vakaların, ülke dışından gelip de karantina altına alınanlar ile temas halinde olanların (aynı şekilde bu kişiler de karantina altındaydı) muayenesi sonucunda tespit edildiğini bildirdi.
Vakalar arasında İngiltere, Pakistan, Bangladeş, Portekiz, Polonya ve ABD uyruklu vatandaşlarda yer alıyor.
BAE sağlık sektörü resmi sözcüsü Dr. Feride el-Husani, dün yaptığı açıklamada, Avrupa’dan gelen 78 yaşındaki Arap uyruklu bir kadının Perşembe günü hayatını kaybettiğini, ölüm nedeninin ise koronavirüse bağlı hastalıkla eşzamanlı kalp krizi olduğunu söyledi. Aynı zamanda kalp hastalığı, böbrek yetmezliği gibi çeşitli kronik hastalıklardan muzdarip 58 yaşındaki bir Asyalı kadının da hayatını kaybettiğini belirten Husani, öncesinde bu kişilerin gerekli tedaviyi aldığını vurguladı.
Halkı turistik alanlardan ve temastan kaçınmaya çağıran BAE Sağlık Bakanlığı, toplumu sağlık yetkilileriyle işbirliği yapmaya, herkesin sağlık ve güvenliğini korumak için duyurulan talimat ve tedbirlere uymaya ve sosyal izolasyona bağlı kalmaya davet etti. Negatif test sonucunun evden çıkmaya, normal hayata ve başkalarıyla temas halinde bulunmaya devam etmek anlamına gelmediğini vurgulayan bakanlık, 14 günlük kişisel karantina uygulamasına uyulması tavsiyesinde bulundu.
BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, koronavirüsün ön testi için bir mekanizma kabul edilene kadar Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri vatandaşlarının ülkeye girişini askıya almaya karar almıştı.

-Umman
Umman Sağlık Bakanlığı, dün, koronavirüse bağlı 4 yeni vakanın daha kaydedildiğini, kendi vatandaşlarından olan bu kişilerden 2’sinin önceki vakalarla temas halindeki şahıslardan, diğer 2’sinin ise İngiltere ve İspanya seyahatleriyle bağlantılı olduğunu açıkladı. Toplamda kaydedilen vaka sayısının 52’ye çıktığı ülkede, toplamda 13 kişinin ise iyileştiği bildirildi.

-Katar
Katar Halk Sağlığı Bakanlığı, kaydedilen 10 yeni vaka ile beraber, toplam vaka sayısının 470’e çıktığını duyurdu. Yeni vakaların çoğunun yakın zamanda İngiltere ve İsviçre’den Doha'ya gelip karantinaya alınan gezginlerle bağlantılı olduğu, aralarından 5’inin ise Katar vatandaşı olduğu belirtildi. Doha'daki ilgili yetkililer, vatandaş ve sakinlerini koronavirüsle mücadelede Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen şartlara eksiksiz uymaya çağırdı.



Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
TT

Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)

Suudi Arabistan, Yemen’in kendi güvenliğini veya Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımının serbestisini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Riyad, hiçbir terör örgütünün silah zoruyla Yemen’e ve bölgeye iradesini dayatmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Bu açıklama, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Büyükelçi Dr. Abdülaziz el-Vasıl tarafından dün New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Yemen’deki duruma ilişkin oturumunda yapıldı.

El-Vasıl, Husilerin artan saldırılarının, sivilleri hedef almalarının ve Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımını tehdit etmelerinin yalnızca Yemen ve bölgeyle sınırlı kalmayan, uluslararası barış ve güvenliği, küresel ticareti ve uluslararası tedarik zincirlerini de etkileyen bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Toplantının hassas koşulların ve önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde düzenlendiğini belirten el-Vasıl, mevcut risk ve tehditlere azami sorumluluk bilinciyle yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Yemen’deki hızlı gelişmelerin ve Husilerin devam eden tırmanışının, sivillere yönelik saldırılar ile deniz ulaşımı, ticaret ve küresel tedarik zincirlerine yönelik tehditler nedeniyle bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından giderek büyüyen sorunlara yol açtığını kaydetti.

Terör eylemleri

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkına, komşu ülkelere ve bölgeye yönelik düşmanca ve terörist uygulamalarını sürdürdüğünü belirtti. Bu uygulamaların Suudi Arabistan’daki sivillerin, sivil yerleşimlerin ve hayati tesislerin hedef alınmasını da kapsadığını söyledi.

Husilerin Yemen halkına yönelik uygulamaları arasında ülke içinde abluka, zorla yerinden etme, aç bırakma, kadınları korkutma ve çocukları silah altına alma gibi eylemlerin bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilcisi, Husilerin barış yerine askerî gerilimi tercih etmeyi sürdürmesinin Yemen’deki krizi uzatmaktan, halkın çektiği sıkıntıları derinleştirmekten ve kapsamlı siyasi çözüme yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları sekteye uğratmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını vurguladı.

El-Vasıl ayrıca, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan iki saldırısına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre havalimanı tesislerinin ve Suudi Arabistan Havayollarına ait bir uçağın hedef alındığını belirten el-Vasıl, saldırılarda 3 Suudi Arabistan vatandaşının hayatını kaybettiğini, farklı ülke vatandaşları arasından sivillerin ve ülkede yaşayan yabancıların yaralandığını, maddi hasar meydana geldiğini belirtti.

Müslümanların duygularını hedef alan saldırılar

Suudi Arabistan, son haftalarda ülke topraklarına yönelik Husilerin saldırılarında tehlikeli bir artış yaşandığını bildirdi. El-Vasıl, Husilerin 15 Eylül’de Mekke’yi hedef almaya çalıştığını, bunun 27 Temmuz 2017’deki girişimlerinin ardından ikinci kez gerçekleştiğini öne sürdü.

Ayrıca 29 Eylül’de Mescid-i Nebevi’ye elektrik sağlayan Tayyibe enerji istasyonunun hedef alındığını belirten el-Vasıl, bu saldırının dünya genelindeki Müslümanların duygularını provoke eden bir eylem olduğunu söyledi.

El-Vasıl, Husilerin geçen eylül ayında Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerini hedef alan saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivilin yaralandığını açıkladı. Saldırıların başkent Riyad ve diğer kentlere de yayıldığını; yerleşim bölgelerine ve sivil tesislere balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) gönderildiğini kaydetti.

Suudi temsilci, 6 ve 7 Ekim’de Abha ve Kral Halid uluslararası havalimanlarının da saldırılara maruz kaldığını, bu saldırılarda üç sivilin yaşamını yitirdiğini ve farklı ülke vatandaşlarından 36 kişinin yaralandığını belirtti. Maddi hasarın yanı sıra Cizan ve Necran havalimanlarındaki tesislerin de hedef alındığını ifade etti.

Söz konusu saldırıların kardeş ülkelerin vatandaşlarının ölümüne yol açtığını, farklı milletlerden yolcuların ve çalışanların güvenliğini tehlikeye attığını vurgulayan el-Vasıl, bunların yalnızca Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda sivillerin güvenliğine ve sivil havacılığa yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Deniz ulaşımının güvenliği

El-Vasıl, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini ve uluslararası ticareti tehdit etmeyi, gemileri ve ekonomik tesisleri hedef almayı sürdürdüğünü belirtti. Bu eylemlerin bölgenin güvenliğini ve istikrarını, ayrıca küresel enerji arzının güvenliğini tehlikeye attığını kaydetti.

Suudi temsilci, uluslararası topluma BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının uygulanması konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu. Bu kararların başında, Yemen’e ilişkin 2015 tarihli 2216 sayılı karar ile Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin 2024 tarihli 2722 sayılı kararın geldiğini ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın topraklarını, kaynaklarını, egemenliğini, vatandaşlarını ve ülkede yaşayanların güvenliğini savunma hakkının tartışılmaz olduğunu yineledi. Sivilleri, sivil varlıkları ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları önlemek ve caydırmak amacıyla BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

Barış süreci

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın barışı öncelikleri arasına aldığını ve Yemen’de barış sürecini korumak amacıyla kardeş ve dost ülkeler ile BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisiyle birlikte önemli çabalar yürüttüğünü söyledi. Riyad’ın 2011’den bu yana kapsamlı siyasi çözüme ulaşılması için somut girişimlerde bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Yemen Özel Temsilcisi’ne sunduğu ve Yemen hükümetinin kabul ettiği yol haritasına da değinen el-Vasıl, Husilerin bu planı reddederek askerî tırmanışı seçtiğini, kapsamlı siyasi çözüme yönelik girişimleri engellediğini ve taahhütlerinden geri adım attığını belirtti.

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkını kendi çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının Husilerin darbesini sona erdirme, devleti yeniden tesis etme ve devlet kurumlarını silahlı gruptan geri alma çabalarına tam destek verdiğini yineledi.

İstikrarın güçlendirilmesi

Suudi Arabistan’ın Yemen’e en fazla destek sağlayan ülkelerden biri olduğunu belirten el-Vasıl, Riyad’ın Yemen halkına büyük çaplı insani, kalkınma ve ekonomik yardımlar sunduğunu söyledi. Bu yardımların halkın çektiği sıkıntıları hafifletmeye, ekonomik ve mali istikrarı güçlendirmeye katkıda bulunduğunu ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın kısa süre önce Yemen Merkez Bankasına yeni bir destek sağladığını; bunun ekonomik, mali ve parasal istikrarı güçlendirmeyi ve vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçladığını kaydetti.

Suudi Yemen Kalkınma ve İmar Programı aracılığıyla 4 Ekim’de Yemen bütçesine 59,7 milyon doları (224 milyon Suudi riyali) aşan yeni bir destek dilimi aktarıldığını belirten el-Vasıl, bu yardımın bütçe açığının azaltılmasına, kamu ödemelerinin düzenli yürütülmesine, satın alma gücünün desteklenmesine ve ticari piyasaların canlandırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın 2012-2026 döneminde Yemen’e sağladığı toplam ekonomik ve kalkınma desteğinin 12,6 milyar doları, insani yardımın ise 4,5 milyar doları aştığını açıkladı.

Suudi temsilci, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü koruyacak; halkın güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerini karşılayacak, Yemen öncülüğünde kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya ulaşılmasını amaçlayan çabalarına desteklerini yineledi.

El-Vasıl son olarak BM Güvenlik Konseyi’ne uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini, bölgesel istikrarı ve uluslararası deniz ulaşımını tehdit eden Husi saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.


BAE: Flydubai yardımcı pilotu intihar saldırısı planlamış

Flydubai uçağı (Reuters)
Flydubai uçağı (Reuters)
TT

BAE: Flydubai yardımcı pilotu intihar saldırısı planlamış

Flydubai uçağı (Reuters)
Flydubai uçağı (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Federal Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi, 30 Eylül’de Dubai’den Tel Aviv’e gitmek üzere havalanan Flydubai’nin FZ1073 sefer sayılı uçuşunda yaşanan olaya ilişkin soruşturmanın, Umman vatandaşı yardımcı pilotun önceden hazırladığı terör amaçlı bir planı uygulamaya koymaya çalıştığını ortaya çıkardığını açıkladı. Şüphelinin uçağın kontrolünü ele geçirerek Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nın yolcu terminaline intihar saldırısı düzenlemeyi ve mümkün olan en fazla sayıda kişinin ölümüne yol açmayı amaçladığı belirtildi.

BAE Haber Ajansı WAM’ın aktardığına göre Başsavcı eş-Şemsi, soruşturma kapsamında 29 yaşındaki şüphelinin düşünsel gelişiminin ve mesleki geçmişinin incelendiğini söyledi. Şüphelinin aşırılıkçı ve terör yanlısı eğilimlerinin ilk işaretlerinin 2017’de Avustralya’da eğitim gördüğü dönemde ortaya çıktığı belirlendi. Şüphelinin bu dönemde aşırılıkçı yayınları okuyarak ve terör örgütlerini ve intihar saldırılarını yücelten çevrim içi içerikleri takip ederek tekfirci düşüncelerden etkilendiği kaydedildi.

Bu etkilenmenin zamanla şiddeti ve terörü teşvik eden fikirleri benimsemeye dönüştüğü, şüphelinin 11 Eylül 2001 saldırılarından esinlendiği ve bir uçak kullanarak benzer bir saldırı düzenleme fikrini geliştirdiği belirtildi. Söz konusu düşüncenin, şüphelinin kendi itiraflarına göre pilotluk mesleğine yönelmesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Eş-Şemsi, şüphelinin meslek hayatı boyunca farklı ülkelerdeki çeşitli hava yolu şirketlerinde çalıştığını belirtti. Şüphelinin 2020-2024 yılları arasında Umman Havayolları’nda görev yaptığı, 2025’in başında Royal Air Maroc’a katılarak burada birkaç ay çalıştığı ve ardından Ocak 2026’da Flydubai bünyesine geçtiği bildirildi.

Şüpheli, Avustralya’nın Melbourne kentinde eğitim gördüğü sırada Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsüne (RMIT) bağlı bir camiye gidip geldiğini ve bu vesileyle “My Centre” adlı merkezin yöneticileriyle tanıştığını itiraf etti. İfadesinde, merkezi “Ebu Hamza” adıyla bilinen Lübnanlı bir kişinin yönettiğini ve merkezin Müslüman Kardeşler’le bağlantılı bir dernek tarafından desteklendiğini öne sürdü. Şüphelinin, terörü teşvik eden içerikleri daha yoğun biçimde takip ederek ve özel bir eğitmenden boks dersleri alarak saldırı planına fiziksel ve psikolojik açıdan hazırlandığı belirtildi.

ctyjukı
BAE Federal Başsavcısı Danışmanı Dr. Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)

Soruşturma, şüphelinin terör planını hazırlamak amacıyla daha önce Tel Aviv’e yaptığı iki uçuşu güzergâhı ve havalimanını incelemek için kullandığını ortaya koydu. Şüphelinin planını 30 Eylül 2026’da gerçekleştirdiği üçüncü uçuş sırasında uygulamaya koymaya çalıştığı kaydedildi.

Soruşturma kapsamında şüphelinin Flydubai’ye işe alınma süreci de incelendi. Şüphelinin pilotluk lisansı, iyi hâl belgesi ve gerekli diğer kontroller dâhil olmak üzere mesleki ve güvenlik şartlarını yerine getirdiği belirlendi. İşe alım sürecinde yapılan incelemelerde, şüphelinin aşırılıkçı eğilimlerini veya terör saldırısı düzenleme niyetini ortaya koyan herhangi bir işarete rastlanmadığı bildirildi.

Olay günü şüphelinin kokpitte uçak kaptanına aniden saldırarak acil durum baltasıyla vurduğu belirtildi. Kaptanın saldırıya karşı koyduğu ve yardım çağırmaya çalıştığı kaydedildi. O sırada dönüş uçuşunun kaptanı da uçakta bulunuyordu. Kokpitin yakınında olduğu sırada kapının alışılmadık biçimde tekrar tekrar açılıp kapandığını fark eden pilot şüphelenerek kapıya yaklaştı ve şifreyi kullanarak içeri girmeye çalıştı. Sonunda kokpite girmeyi başardı.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığı habere göre dönüş uçuşunun kaptanı, şüphelinin uçak kaptanına saldırdığını gördü. Bunun üzerine bir kabin görevlisi ve bazı yolcuların yardımıyla olaya müdahale ederek yaralı kaptanı kurtardı ve şüpheliyi etkisiz hâle getirdi. Dönüş uçuşunun kaptanı ve yardımcısı daha sonra uçağın kontrolünü yeniden sağlayarak rotasını değiştirdi ve Suudi Arabistan’daki Tebük Havalimanı’na güvenli şekilde iniş yaptı.

Şüpheli, avukatının huzurunda ve kendisine tanınan tüm yasal güvenceler sağlanarak verdiği ayrıntılı ifadede saldırının gerekçelerini, planlama aşamalarını ve uygulama girişimini anlattı. Eylemi tek başına gerçekleştirdiğini ve başka kimsenin olaya katılmadığını kabul eden şüpheliye ilişkin soruşturmada, bu beyanın doğruluğunu teyit etme çalışmaları sürüyor.

Başsavcılık ayrıca uçak kaptanının, dönüş uçuşunun kaptanının ve yardımcısının yanı sıra mürettebat üyelerinin ifadelerine başvurdu. Adli tıp raporunda, uçak kaptanının yaralarının baş bölgesinde yoğunlaştığı ve hayati tehlike oluşturduğu belirtildi. Yaraların olay sırasında meydana geldiği ve niteliği itibarıyla acil durum baltasıyla gerçekleştirilen bir saldırıyla uyumlu olduğu kaydedildi. Bulguların şüphelinin ve kaptanın ifadeleriyle tanıkların beyanlarını desteklediği ifade edildi.

BAE Başsavcılığı, delillerin incelenmesine, olası suç ortaklarının veya başka bağlantıların bulunup bulunmadığının araştırılmasına ve kayıtlarla teknik raporların tamamlanmasına devam edildiğini bildirdi. Soruşturmanın selameti doğrultusunda elde edilecek yeni sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.


Bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek için Suudi Arabistan-Mısır koordinasyonu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
TT

Bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek için Suudi Arabistan-Mısır koordinasyonu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati

Suudi Arabistan ve Mısır, bölgedeki güvenlik ve istikrarın desteklenmesine katkı sağlamak amacıyla gerekli çabaların gösterilmesinin ve iki ülke arasındaki koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Mısırlı mevkidaşı Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Abdülati, ülkesinin Abha ve Kral Halid havalimanlarını hedef alan saldırıları en sert ifadelerle kınadığını belirtti.

Mısırlı Bakan, Suudi Arabistan topraklarını hedef alan saldırıların ve artan gerilimin, bölgenin genelinde güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.

Abdülati ayrıca Mısır’ın Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu belirterek, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü tehdit edebilecek her türlü girişim karşısında Suudi Arabistan’ın yanında yer aldıklarını ifade etti.