Nahda Barajı krizinde Etiyopya’dan Afrika’nın rolüne destek: Mısır’dan ise ‘kaçış’ suçlaması

Nahda Barajı projesi inşa çalışmalarından bir kare (AFP)
Nahda Barajı projesi inşa çalışmalarından bir kare (AFP)
TT

Nahda Barajı krizinde Etiyopya’dan Afrika’nın rolüne destek: Mısır’dan ise ‘kaçış’ suçlaması

Nahda Barajı projesi inşa çalışmalarından bir kare (AFP)
Nahda Barajı projesi inşa çalışmalarından bir kare (AFP)

Mısır ve Etiyopya arasındaki son ‘Nahda (Rönesans) Barajı’ müzakerelerinin tökezlemesinin yankıları, Şubat ayının sonundan bu yana iki ülke arasındaki ilişkilere gölge düşürmeye devam ediyor. ABD’yi taraf tutmakla suçlayarak arabuluculuğunu reddeden Etiyopya, Afrika Birliği’nin (AfB) Nahda krizi hakkında rolünü arttırmaya çalışırken, Kahire, Addis Ababa’nın davranışlarını ‘kaçış’ olarak niteledi. Mısır Su Kaynakları Bakanı Muhammed Abdulati, ‘Etiyopya tarafının hiçbir şeye bağlı kalmadığını ve herhangi bir ülkeye zarar verme konusunda oldukça rahat davrandığını’ söyledi.
İki ülke arasındaki anlaşmazlık, Etiyopya’nın geçtiğimiz Şubat ayının sonlarında Washington’da gerçekleştirilen, Mısır ve Sudan’la Nahda Barajı’nın doldurulup işletilmesi konusunda nihai bir anlaşma imzalanması planlanan müzakerelere katılmayı reddetmesinin ardından şiddetlendi. Mısır, 2011 yılından bu yana Etiyopya tarafından inşa edilen bu barajın Nil sularındaki yıllık payını etkilemesinden endişe ediyor.
Addis Ababa, yüzde 70 oranında tamamlanan ve 4 milyar dolara mal olan barajın elektrik üretimi için gerekli olduğunu düşünüyor.
 
Afrika Birliği’ne çağrı
Etiyopya güvenlik uzmanları, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’nin, AfB'ye başkanlık eden Güney Afrika'ya, ülkesi ile Mısır arasında arabuluculuk yapmak ve çatışmaya bir çözüm bulması için ‘sorumluluklarını yerine getirme ve müzakerelerde bir çözümü destekleme’ çağrısında bulunduğunu ifade etti.
Etiyopya’nın bu önerisi, üç ülkenin ABD ve Dünya Bankası arabuluculuğu ışığında gerçekleştirilen yoğun müzakerelerden bir sonuç alınamaması nedeniyle Mısır tarafından görmezden gelindi. Mısırlı gözlemciler bu adımı, baraj inşası tamamlanana kadar oyalama amaçlı bir girişim olarak nitelendiriyor.
Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (ISS) Eğitim Koordinatörü Meressa Dessu, Etiyopya resmi haber ajansına yaptığı açıklamada, “AfB’nin rolü, Afrika’daki çeşitli çatışmaların çözümü konusunda oldukça önemlidir. AfB’nin, Nil nehri gibi konularda çatışma önleme, yönetimi ve çatışma sonrası çözümleme konusunda bir takım araçlara sahiptir. Nil Nehri, bir Afrika meselesidir” dedi.
Dessu yaptığı açıklamada ayrıca, Nil sorunun 10’ndan fazla AfB üyesi ülkeyi etkilediğine dikkati çekerek, bu konuyla ilgili sorunların çözümünden de birliğin sorumlu olduğunun altını çizdi.
 
Arap Birliği’nin açıklamasına tepki
Meressa Dessu, Arap Birliği tarafından yapılan açıklamanın, çatışmanın diğer tarafını göz önünde bulundurmaması nedeniyle ‘taraflı’ olduğunu belirtti.
Arap Birliği, bu ayın başında, Kahire’nin tutumunu destekleyen bir açıklama yayınlamıştı. Bu açıklamanın ardından Mısır yoğunlaştırılmış diplomatik faaliyetlerin içine girdi. Mısır Dışişleri Bakanı, ülkesine destek toplayabilmek için Arap, Avrupa ve Afrika ülkelerine bir dizi ziyaretler gerçekleştirdi.
Arap Birliği’nin gerilim, şüphe ve yanlış anlaşılmayı arttırdığını söyleyen ISS Eğitim Koordinatörü, “Nil nehrinin eşit ve makul kullanımı konusunda devam eden müzakerelere yardımcı olmuyor” dedi.
Etiyopya, ABD Hazine Bakanlığı ve Dünya Bankası tarafından desteklenen ve Mısır’ın paraf attığı anlaşma taslağının Kahire’nin tarafını tuttuğunu ve ‘kalkınma haklarını’ baltaladığını düşünüyor.
ISS Enstitüsü’ndeki bir başka araştırmacı olan Dawit Yohannes, AfB’nin kıtada patlak veren sorundaa özel bir rol oynaması gerektiğini savundu.
Yohannes, “Çatışmanın bölgede barış ve güvenlik üzerinde derin etkileri olabilir. Bu yüzden AfB, kıtadaki bu tür çatışmaların çözümünde yer alması gerekiyor” dedi.
Addis Ababa, Washington’daki anlaşmayı imzalamayı reddettikten sonra önümüzdeki Temmuz ayında baraj rezervuarında Nil Nehri’ndeki sulardan 4.9 milyar metreküp depolamaya başlayacağını açıkladı.
 
Mısır: Etiyopya anlaşma istemiyor
Öte yandan, Mısır Su Kaynakları Bakanı Muhammed Abdulati, “Etiyopya bir anlaşmaya varmak istemiyor. Herhangi bir anlaşmaya varmaktan kaçıyorlar. Barajı diğer ülkelerle koordine olmaksızın inşa etmek istiyor. Herhangi bir devlete zarar vermemeleri konusunda önlerinde herhangi bir engel bulunmuyor” dedi.
Abdulati, Mısır menşeili DCM uydu kanalına verdiği röportajda, “Etiyopya bu tavrı ilk kez sergilemiyor. Kenya gibi diğer komşu ülkelerle ilişkilerinde de benzer bir tutum takındı. Etiyopya'daki nehirlerden birinde 3 baraj inşa etmesinin ardından Kenya ile herhangi bir anlaşmaya varmaksızın Turkana Gölü’nü kurutması sonucunda yerli halkın birçok sorun yaşamasına neden oldu. Çevresel zararlar konusunda Birleşmiş Milletler (BM) ile istişarede bulunacaklarını söylediler. Ancak herhangi bir sonuca ulaşmaksızın sadece zaman öldürdüler” dedi.
Etiyopya’nın bir anlaşmaya varma niyeti bulunup bulunmadığını sorgulayan ve ülkesinin iyi niyetini ispatladığını ifade eden Abdulati, “Etiyopya’nın da iyi niyetini göstermesi gerekiyordu” dedi. Mısırlı bakan, ülkesinin baraj inşası konusunda Etiyopya’ya bazı değerlendirmelerde bulunduğunu ancak Addis Ababa’nın şu ana kadar bu değerlendirmelere yanıt vermediğini bildirdi.
Mısırlı bakan, Etiyopya hükümetinin kendi içinde sorunları olduğunu ifade etti. Vatandaşlara barajla ilgili gerçek vaatlerde bulunmadıklarına dikkat çeken Abdulalti, “Baraj çok büyük. Maliyetin üçte ikisine de aynı sonuç ortaya konulabilirdi. Ancak Etiyopya hükümeti, halkın kaynaklarını geri dönüşü olmayan projelerde harcıyor” dedi.
Etiyopya’nın 2011 yılından bu yana bir anlaşmaya varmaya engel olduğunu ifade eden Mısırlı bakan, Addis Ababa’nın anlaşmaya varma konusunda bazı endişeleri bulunduğunu söyledi.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.