AB liderleri korona gündemiyle toplandı

AB üye ülkelerinin liderleri, AB Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında korona virüs gündemiyle sanal bir zirve gerçekleştirdi  (AFP)
AB üye ülkelerinin liderleri, AB Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında korona virüs gündemiyle sanal bir zirve gerçekleştirdi (AFP)
TT

AB liderleri korona gündemiyle toplandı

AB üye ülkelerinin liderleri, AB Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında korona virüs gündemiyle sanal bir zirve gerçekleştirdi  (AFP)
AB üye ülkelerinin liderleri, AB Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında korona virüs gündemiyle sanal bir zirve gerçekleştirdi (AFP)

Avrupa Birliği (AB) üye ülkelerinin liderleri, koronavirüs gündemiyle toplandı. AB liderleri yayınlanan ortak bildiride korona virüs salgınının tüm dünya için eşi görülmemiş bir zorluk oluşturduğu vurgulandı.
AB üye ülkelerinin liderleri, AB Konseyi Başkanı Charles Michel başkanlığında koronavirüs gündemiyle sanal bir zirve gerçekleştirdi. Zirve sonrasında ortak bir bildiri yayınlanırken, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ortak bir basın toplantısı düzenleyerek zirve hakkında açıklamalarda bulundu.
AB Liderlerinin gerçekleştirdiği zirve sonrasında yayınlanan ortak bildiride; “Kovid-19 salgını, Avrupa ve tüm dünya için eşi görülmemiş bir zorluk oluşturmaktadır. Bu durum AB, ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde acil, kararlı ve kapsamlı bir eylem gerektirir. Avrupa değerlerimizi ve yaşam tarzımızı korurken vatandaşlarımızı korumak ve krizin üstesinden gelmek için gereken her şeyi yapacağız. Bu önlemlerin tüm vatandaşlarımıza getirdiği yükü kabul ediyor ve sorumluluk duygusunu benimsiyoruz. Salgın kurbanları ve ailelerine en derin desteklerimizi ifade ediyoruz. Salgının ön saflarında sağlık profesyonellerinin özverili ve yorulmak bilmeyen çabalarını ve temel hizmet verenlerin topluma katkılarını takdir ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yapılan ortak bildiride “Küresel salgınla mücadelede uluslararası toplum ve dış ortaklarımızla işbirliği yapacağız. 10 ve 17 Mart 2020 tarihlerinde video konferanslarımızda tanımlanan prensiplerle çalışmaya devam edeceğiz ve krizi aşmak için gerekli olanları yapacağız” denildi.
Toplantı sonrasında basın açıklaması yapan AB Konseyi Başkanı Charles Michel, birlik üyeleri arasında ele alınan başlıca konular hakkında bilgiler verdi. Michel, “AB liderleriyle uyumlu ve birlik içinde önemli konuları ele aldık. AB’nin dış ve iç sınırlarının korunması ve yönetimi, malların serbest dolaşımı ve insanların ihtiyacı olan gereksinimlerin tedariklerinin garanti altına alınması, ülkesi dışında mahsur kalan AB vatandaşlarının ülkelerine getirilmesi ve ihtiyacı olan ülkelere AB Devlet yardımlarının harekete geçirilmesi konularını ele aldık” dedi.
Toplantı sonrası ortak basın toplantısında konuşan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise AB üyeleri ve uluslararası düzeyde işbirliğinin önemine vurgu yaparak “Akıllı bir strateji yürütmeliyiz. Bu yolla AB vatandaşlarını korumak hedefiyle çalışıyoruz” dedi. Leyen, “Ekonomik açıdan oluşan zararların giderilmesi için şirketlere ve çalışanlara desteklerin sağlanması, bu ortamda da özellikle sağlık malzemeleri üretimi alanında olmak üzere yatırım yapmak isteyenlere doğrudan destek verilmesi seçenekleri üzerinde duruldu. AB üyeleri arasındaki işbirliği sayesinde malların serbest dolaşımını garanti etmek, marketlerin raflarının devamlı olarak doldurulabilmesini garanti altına alabilmek için çabalıyoruz” dedi.
AB Komisyonu başkanı, özellikle sağlık malzemelerinin daha hızlı ve daha verimli bir şekilde üretilmesi ve yeterli şekilde edinilmesi, solunum cihazlarının üretilmesi ve üye ülkelere tahsisi konularının da ele alındığını bildirdi.
AB’nin karmaşık kriz durumlarına karşı hazırlıklı bir bütçeye sahip olması gerektiğinin bu günlerde açık bir şekilde görüldüğünü, tam da bu günlerde yıllara yaygın yeni AB bütçesinin belirlendiği bir süreçten geçildiğini, zor da olsa alınması gereken kararları almakta cesur olunması gerektiğini söyleyen Leyen, “Güçlü bir AB demek güçlü bir bütçe demektir. Aynı zamanda işleyen bir iç piyasa ile malların serbest dolaşımı prensibinin sağlıklı şekilde işler olması demektir. Darbe almış AB piyasalarını yeniden sağlıklı hale getirmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Halkı korkuya sevk eden sosyal medya paylaşımları ve yalan haberlerle ilgili bir soru üzerine AB Konseyi Başkanı Charles Michel, “Medyanın sorumlu davranması gerekiyor, bir yandan hür bir şekilde görevini yerine getiren basın, diğer taraftan sahte ve yalan haberlere karşı dikkatli olmalıdır” diye konuştu.
Von der Leyen ise Europol’ün yalan haberlere karşı harekete geçtiğini, AB vatandaşlarını olumsuz etkileyen bu kaynaklarla mücadele halinde olduğunu belirtti.
Sanal olarak gerçekleştirilen G20 zirvesine de değinen Ursula von der Leyen, AB olarak bu krizin küresel bir kriz olduğunu vurguladıklarını, AB Komisyonu olarak sanal bir toplantıda Covid-19’a karşı aşı bulunması için bir yardım toplantısı düzenlenmesinin planlandığını belirtti.



ABD Dışişleri Bakanlığı, 18 İranlı yetkiliye vize kısıtlaması getiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı, 18 İranlı yetkiliye vize kısıtlaması getiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 16 Şubat 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı dün, Washington'un Tahran'a karşı attığı son adımlar kapsamında, 18 İranlı yetkili ve  telekomünikasyon sektörü liderine vize kısıtlaması getireceğini duyurdu.

İran nükleer programı konusunda Cenevre'de Tahran ve Washington arasında yapılan ikinci tur görüşmelerin ardından İranlılar "ilerleme" kaydedildiğini ve olası bir anlaşmaya hazırlık olarak yazılı çalışma belgeleri sunmaya hazır olduklarını belirtirken, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Tahran'ın ABD Başkanı Donald Trump tarafından belirlenen "kırmızı çizgileri" aşmayı henüz kabul etmediğini teyit ederek, denklemde bir değişiklik olmazsa diplomasinin "doğal sonuna" ulaşabileceğini ima etti.

Uzmanlar, uydu görüntülerinin, İran'ın yakın zamanda hassas askeri bölgedeki yeni bir tesisin üzerine beton kalkan inşa ettiğini ve bunu toprakla örttüğünü gösterdiğini, bunun da ABD ile artan gerilimler arasında İsrail'in geçen yıl bombaladığı bildirilen bölgede çalışmaların ilerlediğini gösterdiğini ifade etti.


Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC