Washington, FBI ajanının İran’da öldüğünü iddia etti

Bob Levinson
Bob Levinson
TT

Washington, FBI ajanının İran’da öldüğünü iddia etti

Bob Levinson
Bob Levinson

ABD, 2007 yılında İran’da kaybolan FBI’ın eski ajanı Bob Levinson’ın “muhtemelen” öldüğünü duyurdu. İran yönetimi ise söz konusu şahsın “birkaç yıl önce” ülke topraklarını terk ettiğini ileri sürdü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Konuyla ilgili soruşturma devam ediyor. Bob Levinson’ın bir süre önce öldüğüne inanıyoruz” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Levinson ailesinin “Bob’un İran’da gözaltında tutulduğu sırada öldüğü yönündeki trajik haberi dünya ile paylaşmasının cesurca bir hareket” olduğunu belirtti. Pompeo yaptığı açıklamada “İran, 13 yıldan uzun bir süre önce kaçırılan Bob’a ne olduğunu kesin olarak biliyor” dedi. Pompeo’nun bu açıklamasıyla birlikte Washington, Levinson ailesi tarafından bir gün önce açıklanan ölüm haberini ilk kez resmi olarak tanımış oldu.
Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada Levinson’ın ölümünü resmi olarak kabul etmemiş, “Bize onun öldüğünü bildirmediler. Ancak birçok kişi bunun böyle olduğuna inanıyor” diyerek üzüntüsünü ifade ederek bunun “bir ihtimal” olduğunu ima etmişti.
Beyaz Saray, Levinson’ın ölümüyle ilgili sorumluluğun doğrudan Tahran yönetimine ait olduğu belirtmeden ve Tahran’ı suçlamadan, İran yönetiminden Bob Levinson’a ne olduğuna dair tam bir açıklama yapmasını istedi. Beyaz Saray aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti’ne “haksız yere alıkonulan onlarca ABD’liyi serbest bırakma” çağrısında da bulundu.
Diğer yandan Tahran yönetimi perşembe günü, Levinson ailesinin İran makamları tarafından gözaltında tutulduğu sırada öldüğü yönünde yaptığı açıklamanın ardından, 2007 yılından bu yana kayıp olan Levinson’ın nerede olduğu konusunda “hiçbir şey bilmediğini” yineledi. ABD Başkanı Donald Trump ise söz konusu bilgilerin “cesaret verici olmadığını” söyledi. “Levinson’ın yıllardır hasta olduğunu” belirten Trump onu ABD’ye geri getirmeyi başaramadığını itiraf etti.
İran’ın BM Misyonu Medya Sorumlusu Ali Rıza Mir Yusufi, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “İranlı yetkililerin Levinson’ın nerede olduğu hakkında hiçbir şey bilmediğini ve İran tarafından tutulmadığını sürekli olarak yinelediğini ve bu durum hiç değişmediğini” kaydetti.
Levinson ailesi yaptığı açıklamada, “kısa bir süre önce ABD’li yetkililerle bilgi alışverişinde bulunduklarını, harika bir eş ve baba olan Bob’un İran’da gözaltındayken öldüğü bilgisinin kendilerine ulaştığı” bilgisine yer verdi.
Ailenin açıklamasında, 1948 doğumlu Levinson’ın ne zaman ya da nasıl öldüğünün bilinmediği vurgulanarak, Bob’un ölümünün İran’da patlak veren Covid-19 salgınından önce meydana geldiğine işaret edildi. Levinson’ın ölümü eğer resmi olarak teyit edilirse ABD ve İran arasındaki gergin ilişkilerin daha derin bir hal alması muhtemel görülüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçen hafta yaptığı açıklamada İran’ı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınından etkilenme riski nedeniyle tüm ABD vatandaşlarının “derhal serbest bırakılması” çağrısında bulunmuştu. Pompeo açıklamasında Levinson’ın serbest bırakılması gerektiğini de vurgulamıştı. Pompeo “İran rejiminden Levinson’ın geri dönüşünü sağlamak için ABD’ye verdiği sözleri yerine getirmesini istiyoruz” dedi.
Daha önce, 2016 yılının başlarında, ABD’nin eski Başkanı Barack Obama yönetimi, Levinson’ın artık İran’da olmadığına inandığını belirtmişti. Washington yönetimi, 2007 yılında Arap Körfezi’ndeki Kiş Adası’nda kaybolduğundan bu yana Robert Levinson’ın ABD hükümeti adına çalışmadığını sürekli olarak vurguluyor. Levinson’ın kaybolduğu sırada 10 yıldan uzun süredir FBI’dan emekli olduğu belirtiliyor.
Ancak Washington Post Gazetesi, Levinson’ın Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) için çalıştığını ve İran’ın nükleer programı hakkında bir muhbirle buluşmayı planladığı bilgisine yer verdi. İranlı yetkililer, Levinson’ın ülkeyi terk ettiğini ve Tahran’ın şahısla ilgili hiçbir bilgisinin bulunmadığını defalarca vurguladı.
FBI’a göre Levinson, İran güvenlik birimleri tarafından en uzun süreyle gözaltında tutulan ABD’li rehineydi. Levinson’ın ortadan kaybolması CIA koridorlarında büyük bir skandal olarak yankılandı. ABD’li yetkililerin konu hakkında bilgilendirilmesinden bu yana konuyla ilgili haberler sürekli gizli olarak tutuldu.
CIA’nin üç kıdemli ajanı konunun dışında tutulurken bir diğeri disipline yönlendirildi ve CIA içindeki bazı çalışma prensipleri yeniden düzenlendi. Levinson’ın arkadaşlarının ve ailesinin yanı sıra ne CIA, ne de hükümet yetkilileri Levinson’ın CIA’daki misyonunun ne olduğunu açıklamadı. Diğer ajanlar, Levinson’ın misyonunu açıklamamış olsa bu sırrın sonsuza kadar saklı kalacağını belirtiyor.
ABD istihbaratının Levinson’ın ölümü hakkındaki kanaati, ne zaman ve nasıl öldüğü konusundaki büyük gizeme rağmen yıllardan beridir Levinson ailesi üyelerinin bu yönde şüphelerinin bulunduğu yönünde. Çoğu araştırmacı, Levinson’ın İran Devrim Muhafızları’nın yüksek eğitimli küçük bir hücresi tarafından gözaltına alındığına inanıyor. Ani bir biçimde ortadan kaybolan ajan hakkında istihbarat sağlayan kimselere ABD hükümetinin vereceği milyonlarca dolar ödül yerine intikam alınacağından korktukları için gizlemeyi tercih ettikleri düşünülüyor.
İran hükümeti, eğer yaşasaydı bu ay 72 yaşına basacak olan Levinson’ın kendileri tarafından kaçırıldığını hiçbir zaman kabul etmedi. FBI tarafından Levinson’ın ortadan kaybolmasının yıl dönümünde, 9 Mart’ta yapılan açıklamada “Son 13 yıl boyunca Levinson’ın kaybolmasının sorumluluğuna dair tek güvenilir kanıt, Levinson’ın İran hükümeti için çalışan unsurlar tarafından kaçırıldığına işaret ediyor” ifadesi kullanıldı.
Levinson, FBI’dan emekli olduktan sonra, uyuşturucu çeteleriyle mücadelede ve organize suç operasyonlarında kıdemli soruşturmacı olarak, son derece karmaşık bir düzenlemeyle CIA ajanlarıyla birlikle çalışmaya başladı. Levinson yurt dışındaki casusluk operasyonlarını yönetme yetkileri olmamasına rağmen İran hükümetinin faaliyetleri de dahil olmak üzere istihbarat toplamaya zorlandı.
Levinson, 9 Mart 2007 tarihinde Kiş Adası’nda kayboldu. Levinson, bir yolsuzluk olayını araştırmak için hareket ettiği adada CIA ile olan sözleşmesini de yenilemeye çalışıyordu.
Levinson en son 2010 yılında yayınlanan, ABD’nin Guantanamo Cezaevinde tuttuğu mahkumlar gibi turuncu bir mahkum elbisesi giydiği ve Batılı bazı rehineler için yardım istediği bir video klipte canlı olarak görülmüştü.
Video ve fotoğraflar Levinson’ın kimler tarafından kaçırıldığını aydınlatmaya yardımcı olmadı. Videoya eşlik eden müzik, Afganistan’da yaygın olan Peştun düğünlerindeki müziği andırıyordu. Ancak FBI müfettişleri, videonun İran hükümetine çalışan bir grup istihbarat servisi tarafından hazırlandığı görüşünde.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.