Mısır’da Cuma Namazı ilk kez evlerde kılındıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/2204466/m%C4%B1s%C4%B1r%E2%80%99da-cuma-namaz%C4%B1-ilk-kez-evlerde-k%C4%B1l%C4%B1nd%C4%B1
Cuma Namazı vaktinde ezan okuyan Kahire’deki Ebu’l Hana Camii müezzini. (EPA)
Kahire/ Velid Abdurrahman
TT
TT
Mısır’da Cuma Namazı ilk kez evlerde kılındı
Cuma Namazı vaktinde ezan okuyan Kahire’deki Ebu’l Hana Camii müezzini. (EPA)
Mısırlılar dün Cuma Namazı’nı ilk kez evlerinde kıldı. Ülkede koronavirüs (Kovid-19) salgınından korunma amacıyla geçen hafta Cuma Namazı’nın iki hafta süreyle askıya alındığı duyurulmuştu. Dün camilerde yalnızca ezanlar okundu.
Mısır Evkaf Bakanı Muhammed Muhtar Cuma, yaptığı açıklamada, camilerde namaz kılınmasına ara verilmesinin “şer’i maslahat” için olduğunu ifade etti. Bu yasağı ihlal edenlere karşı yaptırımlar uygulanacağının altını çizdi.
Dün Cuma Namazı vakti okunan ezanın ardından halka evde öğle namazı kılma çağrısında bulunuldu.
Ezher Üniversitesi Akaid ve Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ali Muhammed el-Ezheri, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bunun Mısır’ın bu şekilde geçirdiği ilk cuma günü olması göz önünde bulundurulduğunda hiç şüphe yok ki Cuma Namazı’nın askıya alınması insanlar üzerinde acı verici bir etkiye neden oldu. Ancak bu karar, salgın hastalıkların oluşturduğu tehlikeye karşı herkesin güvenliği adına alındı. Esas olan Allah Resulü’nün insanlara emrettiği gibi bu gibi durumlarda namazlarını evlerinde kılmasıdır.”
Mısır Evkaf Bakanı, camilerin açılması için çağrıda bulunanların ya cahil ya da aşırılık yanlısı gruplardan olduklarına dikkat çekerek din ticareti yaparak insanların hayatını tehlikeye attıklarını vurguladı.
Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5234132-washington-ba%C4%9Fdat%C4%B1-tahran-taraf%C4%B1ndan-kontrol-edilen-bir-h%C3%BCk%C3%BCmete-kar%C5%9F%C4%B1-uyard%C4%B1
Washington, Bağdat'ı "Tahran tarafından kontrol edilen" bir hükümete karşı uyardı
ABD Dışişleri Bakanı ve Irak Başbakanı (Irak Başbakanlığı Basın Ofisi)
ABD, Irak'taki İran etkisini sınırlama çabalarını yoğunlaştırırken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın dün yayınladığı açıklamaya göre, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Irak Başbakanı Muhammed Şita el-Sudani ile telefon görüşmesi yaparak "Irak'ın yeni bir hükümet kurma konusundaki görüşmelerini" ele aldı.
Görüşme sırasında Rubio, “İran kontrolündeki bir hükümet, Irak'ın kendi çıkarlarını önceliklendiremez, onu bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz veya Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, “Koordinasyon Çerçevesi” güçlerinin Nuri el-Maliki'yi yeni hükümette Başbakanlık pozisyonuna aday göstermesinden iki gün sonra geldi.
Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecekhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5234130-e%C5%9F-%C5%9Fara-yar%C4%B1n-moskovada-putin-ile-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fecek
İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı Haseke’nin kuzeyine, ardından Halep’in kuzeydoğusunda Türkiye sınırına yakın konumdaki Ayn el-Arab (Kobani) bölgesine doğru çekilmesiyle birlikte gözler bu bölgeye çevrildi. Kürt güçlerinin diğer bölgelerinden fiilen izole kalan Ayn el-Arab çevresinde, Suriye ordusunun kentin eteklerine kadar ilerlemesi ve ateşkesin ihlal edildiğine dair karşılıklı suçlamalar gündemde. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin “Kürt bölgeleri kırmızı çizgidir” açıklaması da bu gerilimi daha görünür kıldı.
Kaynaklara göre Ayn el-Arab (Kobani), görece yeni bir yerleşim olup kuruluşu 20. yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarında Alman bir şirket tarafından yürütülen Bağdat Demiryolu Projesi ile bağlantılıdır. Proje, Berlin’i Bağdat’a bağlamayı amaçlayan ve İstanbul’dan başlayarak Anadolu, Kuzey Suriye ve Irak üzerinden uzanan bir demiryolu hattını öngörüyordu.
İngiliz arkeolog Leonard Woolley, 20. yüzyılın başlarında bugünkü Ayn el-Arab ve çevresini ziyaret etmiş; bölgeyi, yarı göçebe yarı yerleşik yaşam süren Kürt aşiretlerinin yaşadığı, vadiler arasında dağılmış küçük köylerin bulunduğu bir alan olarak tanımlamıştı. Woolley ayrıca, Fırat Nehri’ne doğru batı kesimlerde bazı Arap aşiretlerinin de yaşadığını aktarmıştı.
Ayn el-Arab (Kobani), Kürtler açısından özel bir öneme sahip. Kent, PKK’nın önemli merkezlerinden biri olarak da görülüyor. PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan’ın 1979’da kenti ziyareti, özellikle 1925’te siyasi nedenlerle Türkiye’den göç etmiş Kürtlerin oluşturduğu aşiret yapısında ciddi toplumsal dönüşümlere yol açtı.
SDG destekçilerine ait; SDG bayrağı ile Türkiye’de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yer aldığı bir duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Kent, Suriye’de 2011’de başlayan protestoların ardından, 19 Temmuz 2012’de Esad yönetiminin çekildiği ilk bölgelerden biri oldu. Daha sonra PKK’nin Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolü ele geçirdi. 2014 başında, DEAŞ’ın kente bağlı onlarca köyü ele geçirmesi ve binlerce Kürdün Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmasına yol açan saldırıların ardından, bölge “özerk yönetim” ilan edildi. Bu süreçte Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG), DEAŞ’e karşı direnişiyle öne çıktı.
Ayn el-Arab’ın kuruluşu, Osmanlı döneminde 1912 yılında Bağdat Demiryolu’nun inşasıyla doğrudan ilişkilidir. Demiryolu hattı üzerindeki bir istasyon etrafında gelişen kent, Kürt çoğunluğun yanı sıra Arap, Ermeni ve Türkmen azınlıklara da ev sahipliği yaptı.
Suriye-Türkiye sınırlarının çizilmesiyle bölge ikiye ayrıldı. Suriye tarafındaki kesime, Osmanlı dönemindeki adından esinle “Arap Pınarı” (Ayn el-Arab) adı verildi. Türkiye tarafındaki yerleşim ise idari binaların bulunması nedeniyle “Mürşitpınar” olarak adlandırıldı. Suriye tarafındaki Arap Pınarı, 1915 olayları sırasında Ermeniler için de bir sığınak oldu.
Kentin eski adı olan “Ayn el-Arab”, Osmanlıca “Arab Pınar” ifadesinden geliyor ve bölgeden geçen Arap bedevi çobanların hayvanlarını suladığı su kaynağına atıfta bulunuyor.
“Kobani” adı ise Alman şirketinin adı olan Company/Kompanie kelimesinin yerel telaffuzundan türedi; demiryolu istasyonu ve şirketin geçici merkezinin bulunduğu alan bu adla anılmaya başlandı.
Kent adı, Kürt nüfus ile Suriye devleti arasında uzun yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Baas yönetiminin onlarca yıl süren Kürt karşıtı politikaları; Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel unsurlarının yasaklanması ve yüz binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarılması bu gerilimi daha da derinleştirdi.
Ayn el-Arab (Kobani), uzun yıllar boyunca ihmal ve hizmet yoksunluğuyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen bölgede Kürt haklarını savunan siyasi partiler ve hareketler ortaya çıktı. SDG’nin verilerine göre yaklaşık 440 köyü kapsayan Ayn el-Arab bölgesinde 300 bini aşkın kişi yaşıyor; nüfusun büyük çoğunluğunu Sünni Kürtler oluşturuyor. Bölge, Haseke ve Kamışlı ile birlikte Suriye’nin başlıca Kürt yerleşim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة