Başbakan adayı Zurfi, AB üyesi ülkelerin Büyükelçileriyle görüştü

Irak’ta hükümeti kurmakla görevli Adnan ez-Zurfi, 28 Mart’ta AB Büyükelçileriyle Bağdat’ta bir araya geldi (EPA)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevli Adnan ez-Zurfi, 28 Mart’ta AB Büyükelçileriyle Bağdat’ta bir araya geldi (EPA)
TT

Başbakan adayı Zurfi, AB üyesi ülkelerin Büyükelçileriyle görüştü

Irak’ta hükümeti kurmakla görevli Adnan ez-Zurfi, 28 Mart’ta AB Büyükelçileriyle Bağdat’ta bir araya geldi (EPA)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevli Adnan ez-Zurfi, 28 Mart’ta AB Büyükelçileriyle Bağdat’ta bir araya geldi (EPA)

Irak’ta hükümeti kurmakla görevli Adnan ez-Zurfi, siyasi blok ve güçlerin ‘Zurfi’yi parlamentoda kabul etme’ olasılığına dair belirsizlik yaşadığı bir dönemde, hükümetinin önceliklerini belirledi. Hadi el-Amiri’nin liderlik ettiği Fetih Koalisyonu, Zurfi'den hükümet kurma görevinden çekilmesini talep ediyor. Mukteda es-Sadr önderliğindeki Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu da Zurfi’yi ‘kamu çıkarlarına yanıt vermesinin’ sonuçlarına karşı uyardı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyesi olan ülkelerin büyükelçileriyle görüşmesinden yaklaşık üç gün sonra Avrupa Birliği’nin (AB) Irak’taki büyükelçileriyle bir araya gelen Zurfi, “Hükümetin öncelikleri; barışçıl hareketin ‘erken, özgür ve adil seçimler yapma, olası mali ve ekonomik çöküşü ele alma’ taleplerini karşılamak, ülkedeki yoksulluk seviyesini azaltmak, sivil barışı yeniden tesis etmek ve hukukun üstünlüğünü genişletmek için çalışmaktır” ifadelerini kullandı.
Zurfi’nin medya ofisinden yayınlanan bildiriye göre büyükelçiler, ‘Irak’ın koşullarının iyileştirilmesi, talep edilen istikrarın sağlanması, hükümeti kurmakla görevli yetkilinin Irak halkının taleplerini karşılama görevini yerine getirmesi ve Irak’ın bölge ve dünyadaki imajının güçlendirilmesi’ meselelerine değindi. Sairun Koalisyonu Milletvekili Raad Hüseyin, 28 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Zurfi, eğer kitlesel çıkarlara cevap verir ve ulusal standartlardan uzaklaşırsa bizim tarafımızdan desteklenmeyecektir” ifadelerini kullandı. Hüseyin, “Zurfi’ye muhalif olan kesim de dahil siyasi blokların çoğu, bir sonraki hükümet içerisinde kendi çıkarlarına ulaşmak istiyor” diyerek, bu çıkarlara boyun eğmeme çağrısında bulundu. Raad Hüseyin, “Sairun, eğer Zurfi tarafından blokların baskısına bir yanıt verildiğini ve ulusal standartlardan uzaklaşıldığını hissederse, onu reddeden ilk siyasi koalisyon olacaktır” dedi.
Öte yandan Haydar İbadi liderliğindeki ve Zurfi’nin mensup olduğu Zafer Koalisyonu’ndan Milletvekili Nida Şakir Cevdet, hükümeti kurmakla görevli yetkilinin, kendisine karşı olan muhalif siyasi güçler karşısında hala zor bir durumda olduğunu ifade etti. Cevdet, yaptığı açıklamada, “Zurfi, el-Anbar vilayetine yaptığı ziyarete benzer şekilde, ilerleyen günlerde Erbil ve Süleymaniye’yi de ziyaret edecek” dedi. Bu ziyaretlerin, hükümetinin kabulü için mümkün olduğunca çok destek sağlamayı amaçladığını belirten Milletvekili, “Zurfi, kendisine karşı olan muhalif siyasi güçler karşısında hala zor bir durumda” ifadelerini kullandı.
Öte yandan bağımsız Iraklı politikacı Kerim en-Nuri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Irak’taki mevcut koşullarda, devletin yok olması, Irak üzerindeki uluslararası ve bölgesel çıkarlar iddiası ve siyasi sınıfın ülkeyi kriz bataklığından çıkarmaması çerçevesinde Sünniler, Kürtler ve Şiiler açısından en iyi seçenek Adnan ez-Zurfi’dir” değerlendirmesinde bulundu. Nuri, “Zurfi’nin başa geçişini hızlandırmak, farklı düzeylerde büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığımız bir dönemde, tartışma sürecini sona erdirecek. Bu nedenle herhangi bir evham ve sapkınlık olmaksızın seçim kararının Iraklıların olması için şu an buna acilen ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Milletvekili Kerim en-Nuri, “İster kendi iradeleriyle isterse de dışarıdan baskıyla olsun reddedenler de dahil herkesin çıkarı, Zurfi’yi desteklemekten yanadır. Çünkü onlar ve insanlar arasındaki boşluğu doldurması dolayısıyla bu aşamada onlar için kesin bir hayır var. Aynı şekilde diğer bileşenlerin ortaklarına, hasımlık olmadığı, nefretin duyulmadığı ve hesaplar uğruna yargının sömürülmediği güvencesi verecektir” dedi.
Diğer taraftan Zurfi’nin Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Büyükelçileriyle yaptığı toplantı hakkında görüşlerini ifade eden, Mustansiriyah Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Dekanı Dr. Halid Abdulillah, “Hükümeti kurmakla görevli yetkilinin hareketleri, dış dünyanın Irak dünyasında belirleyici olduğunu gösteriyor. Durum böyle görünse de ABD’nin Iraklı birey ve taraflara karşı yaptırımları aktifleştirme hattına girmesiyle oluşan son yankılar, iç krizin tüm durumlarda dışsallaştığını gösterebilir. Bu durum, Irak meselesinin yurt dışından çözüldüğünü doğrulayabilir, ancak bu her zaman da doğru değildir” açıklamasında bulundu.
Abdulillah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dış taraflar üzerinde konuşmak her zaman da doğru değildir. Çünkü Irak iç evi, hükümeti kurma meselesine ilişkin olarak, geniş dış ilişkilere sahip bir ismin görevlendirilmesine bakılmaksızın belirleyici bir faktör gibi görünmektedir. Bu ilişkiler yoluyla içsel durumu olumlu yönde yansıtabilen etkili uluslararası partilerle anlaşmalar yapabiliyor” ifadelerini kullandı. Dr. Halid Abdulilah ayrıca, “Irak siyaset sahnesinin ortak çıkarların karışımından oluşması dolayısıyla durum, onun tarafından riskli olabilir” dedi.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.