Berri’nin tehditleri sonrasında Lübnanlı gurbetçilerin ülkeye dönüşü kararı alındı

​Dışişleri Bakanı Nasif Hıtti
​Dışişleri Bakanı Nasif Hıtti
TT

Berri’nin tehditleri sonrasında Lübnanlı gurbetçilerin ülkeye dönüşü kararı alındı

​Dışişleri Bakanı Nasif Hıtti
​Dışişleri Bakanı Nasif Hıtti

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, 12 Nisan’dan önce ülkelerine dönemeyen gurbetçiler için harekete geçilmezse ve Avrupa ile Afrika’da koronavirüsten (Kovid-19) etkilenen ülkelerdeki gurbetçilerin dönüşü için yapılan siyasi temaslar çözüme kavuşturulmazsa hükümetten çekilebilecekleri uyarısında bulundu.
Berri’nin uyarısı, siyasi girişimleri harekete geçirirken, Hizbullah da iletişim hattına dahil oldu. Aynı şekilde Başbakan Hasan Diyab başkanlığında olağanüstü bakanlar toplantısı düzenlendi. Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, dönüşü organize etme kararının, 28 Mart’ta Middle East Airlines havayolu şirketi aracılığıyla alındığını söylerken, “Yürütme adımları, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında gelecek salı günü resmi olarak duyurulacak” dedi.
Dışişleri Bakanı Nasif Hıtti de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hala yurtdışında bulunan Lübnanlı vatandaşların dönüş kararının, Bakanlar Kurulu’nun yetkisi dahilinde olduğunu ve Dışişleri Bakanlığı’nın da diğer bakanlıklar gibi Kurul tarafından alınan kararları uyguladığını söyledi. Hıtti, Dışişleri Bakanlığı’nın şu anda ‘uygun önlemleri almak için’ yurtdışındaki Lübnanlı gurbetçilerin durumları hakkında veri toplamayı tamamladığını açıkladı. Nasif Hıtti, bakanlığın şu anda yurtdışındaki Lübnan misyonları aracılığıyla Lübnanlıların koşullarını takip ettiğini ve öğrenciler başta olmak üzere gerekli kesimlere yardım sağlamakla ilgilendiği de vurguladı.
Hükümete karşı uyarısından bir gün sonra da Berri, 28 Mart’ta medya ofisi tarafından yayınlanan kısa bir yazılı açıklamada, yurtlarından uzakta hayat mücadelesi veren vatandaşların, döviz girdisi sağlamak başta olmak üzere Lübnan’ı her türlü kalkındırdıklarına dikkati çekerek, “Hükümetin gurbetçilere yönelik tutumu 31 Mart'a kadar devam ederse kabinedeki temsiliyetimizi askıya alacağız” dedi.
Siyasi kaynaklar, son birkaç saattir gurbetçileri tahliye etmek üzere çeşitli önerilerin ortaya koyulduğunu söylerken, Lübnan ‘Middle East Airlines’ şirketi de gurbetçilerin tahliyesi için hazır olduklarına dikkati çekti. Kaynaklar, değerlendirilen öneriler arasında, ‘uçağa binmeden önce onları inceleyen hemşirelerden ve uzman doktorlardan oluşan tıbbi bir misyonun gönderilmesi’ meselesinin de bulunduğunu ifade etti.
Berri’ye yakın kaynaklar, “Bu gurbetçiler terk edilemez. Yurtdışındaki Lübnan toplumunu, yarın olmadan kurtarmak zorundayız” dedi. Kaynaklar ayrıca, “Bankalardaki mevduatları dondurulan ve onları alamayan bu gurbetçiler, buna rağmen birbirlerine yardım etmek için hazırlar ve temasa geçip tahliye edilmeyi bekliyorlar” ifadelerini kullandı.
Lübnanlı gurbetçilerin ülkeye alınması çağrısı Berri ile sınırlı değil. Lübnan Kuvvetleri Partisi Genel Başkanı Samir Caca da yayınladığı bir bildiride, “Lübnan hükümetinin şu ana kadar dünyanın dört bir yanına dağılan ve bu zor koşullarda acil olarak anavatanlarına dönmek isteyen Lübnanlı gurbetçilere karşı tavrı son derece utanç vericidir. Halkına karşı sorumluluk duygusuna sahip olan bir hükümet, koronavirüs salgınının baskısı altında, bazı vatandaşlarının yurt dışından dönüşünü nasıl reddedebilir?” değerlendirmesinde bulundu. Caca, “Hükümetin, bu istisnai koşullarda ülkelerine dönmek isteyen Lübnanlılara özel seferler düzenlemek için çok hızlı bir karar alması gerekiyor” dedi.
Durum, hükümet krizine dair gündeme gelen siyasi tartışmalar çerçevesinde ortaya çıktı. Öyle ki siyasi kaynaklar, krizi yönetenin bir doktor olmadığı göz önüne alındığında durumun sıkıntılarına değindi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan’daki en büyük hastanelerin, ‘virüsün patlak vermesine rağmen koordinasyonun gerekli dereceye ulaşmamasına’ dair şikayetlerine dikkati çekti.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.