Şubat ayında ihracat yüzde 2,3, ithalat yüzde 9,8 arttı

Şubat ayında ihracat yüzde 2,3, ithalat yüzde 9,8 arttı
TT

Şubat ayında ihracat yüzde 2,3, ithalat yüzde 9,8 arttı

Şubat ayında ihracat yüzde 2,3, ithalat yüzde 9,8 arttı

İhracat Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 artarak 14 milyar 653 milyon dolar, ithalat yüzde 9,8 artarak 17 milyar 634 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2020 yılı Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 artarak 14 milyar 653 milyon dolar, ithalat yüzde 9,8 artarak 17 milyar 634 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhracat yüzde 4,1, ithalat yüzde 14,3 arttı
Genel ticaret sistemine göre ihracat 2020 yılı Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 artarak 29 milyar 357 milyon dolar, ithalat yüzde 14,3'lük artışla 36 milyar 841 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 72,0 arttı
Şubat ayında dış ticaret açığı yüzde 72,0 artarak 1 milyar 733 milyon dolardan 2 milyar 981 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Şubat ayında yüzde 89,2 iken, 2020 Şubat ayında yüzde 83,1'e geriledi.

Dış ticaret açığı Ocak-Şubat döneminde yüzde 86,0 arttı
Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 86,0 artarak 4 milyar 23 milyon dolardan 7 milyar 484 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Ocak-Şubat döneminde yüzde 87,5 iken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 79,7'ye geriledi.

Şubat ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 95,0 oldu
Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2020 Şubat ayında imalat sanayinin payı yüzde 95,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,2, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,2 oldu.
2020 Ocak-Şubat döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Şubat ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 76,2 oldu
Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2020 Şubat ayında ara mallarının payı yüzde 76,2, sermaye mallarının payı yüzde 12,4 ve tüketim mallarının payı yüzde 11,1 oldu.
Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2020 Ocak-Şubat döneminde ise ara mallarının payı yüzde 77,2, sermaye mallarının payı yüzde 12,2 ve tüketim mallarının payı yüzde 10,2 oldu.

Şubat ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu
Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya'ya yapılan ihracat 1 milyar 341 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 906 milyon dolar ile Irak, 857 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 766 milyon dolar ile İtalya ve 740 milyon dolar ile ABD takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 31,5'ini oluşturdu.
Ocak-Şubat döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya'ya yapılan ihracat 2 milyar 755 milyon olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 725 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 722 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 650 milyon dolar ile İtalya ve 1 milyar 486 milyon dolar ile ABD takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 31,8'ini oluşturdu.

İthalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı
İthalatta ise Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Şubat ayında Rusya Federasyonu'ndan yapılan ithalat 1 milyar 714 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 712 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 623 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 133 milyon dolar ile ABD ve 750 milyon dolar ile Irak izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 39,3'ünü oluşturdu.
Ocak-Şubat döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Ocak-Şubat döneminde Rusya Federasyonu'ndan yapılan ithalat 3 milyar 797 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 598 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 971 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 356 milyon dolar ile ABD ve 1 milyar 545 milyon dolar ile Irak izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 38,7'sini oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat yüzde 3,6 azaldı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2020 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 3,6, ithalat yüzde 7,2 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2020 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 1,4, ithalat yüzde 9,2 arttı.

Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,4 oldu
Şubat ayında ISIC Rev.4'e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 95 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4 olarak gerçekleşti. Ocak-Şubat döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,2 oldu.
Şubat ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 77,9'dur.Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,9'dur. Ocak-Şubat döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payıyüzde 76,8'dir. Bu dönemde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 13,0'dır.

Özel ticaret sistemine göre ihracat 2020 yılı Şubat ayında 13 milyar 927 milyon dolar oldu
Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2020 yılı Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artarak 13 milyar 927 milyon dolar, ithalat ise yüzde 8,2 artarak 17 milyar 23 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Şubat ayında dış ticaret açığı yüzde 43,6 artarak 2 milyar 157 milyon dolardan, 3 milyar 96 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Şubat ayında yüzde 86,3 iken, 2020 Şubat ayında yüzde 81,8'e geriledi.
Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2020 yılı Ocak-Şubat döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,8 artarak 27 milyar 775 milyon dolar, ithalat ise yüzde 13,2 artarak 35 milyar 529 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 66,8 artarak 4 milyar 648 milyon dolardan, 7 milyar 754 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2019 Ocak-Şubat döneminde yüzde 85,2 iken, 2020 yılının aynı döneminde yüzde 78,2'ye geriledi.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times