Trump, N95 maskesini dezenfekte eden cihazı tanıttı

Trump, N95 maskesini dezenfekte eden cihazı tanıttı
TT

Trump, N95 maskesini dezenfekte eden cihazı tanıttı

Trump, N95 maskesini dezenfekte eden cihazı tanıttı

ABD Başkanı Donald Trump, düzenlediği günlük basın toplantısında doktorlar ve sağlık çalışanlarının N95 maske ihtiyacını karşılamak adına, FDA tarafından onay verilen, N95 koruyucu maskelerinin dezenfekte edilerek yeniden kullanımına olanak tanıyan cihazın tanıtımını yaptı.
Koronavirüs salgını dünya genelinde yayılmaya devam ederken, ABD vaka sayıları bakımından salgının merkez üssü haline geldi. Koronavirüs vaka sayısının 164 bin 253’e yükseldiği ABD’de koronavirüsü çalışma ekibi de çalışmalarını sürdürüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da koronavirüs salgınına ilişkin günlük basın toplantısı düzenleyerek günlük gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu. ABD genelinde uygulanan koronavirüse yönelik kuralların 30 Nisan’a kadar uzatıldığını hatırlatan ABD Başkanı Trump, önümüzdeki 2 hafta içerisinde ölüm oranlarının artacağını gösteren çalışmalar nedeniyle böyle bir karar alındığını belirtti.
Alınan önlemlere uyarak 1 milyondan fazla Amerikalının hayatının kurtarılabileceğini belirten Trump, “Gelecek elimizde. Yaptığımız seçimler ve fedakarlıklar bu virüsün kaderini belirleyecek” dedi.

1 milyonun üzerinde kişi test edildi
Gelecek 30 günün önemli olduğunu ifade eden Trump, “Virüse karşı zaferden başka seçeneğimiz yok. Önümüzde zorlu 30 gün var, bu 30 gün çok önemli. Bu 30 günün yaşamsal önemi var” dedi. Ülke genelinde 1 milyonun üzerinde kişinin test edildiğini duyuran Trump, “Bu sayı diğer tüm ülkelerin üzerinde” ifadelerini kullandı.
Trump sağlık sektörünün sorunlarına çözüm bulmak için federal hükümet, yerel yönetim ve özel firmaların beraber çalıştığını belirterek Ohio Valisi Mike DeWine’nin kendisine sağlık malzemelerinin dezenfektesi için çalışan bir firmanın FDA’den onay almakta zorlandığını söylemesi üzerine FDA’i aradığını ve bugün firmanın onay aldığını sözlerine ekledi. Başkan Yardımcısı Mike Pence’in hastanelerin tüm yatak, yoğun bakım ve solunum cihazı kapasitelerini listelediğini belirten Trump, gereken yerlere destek verileceğini ifade etti.

11 milyon 600 bin adet N95 maskesi
Federal Acil Durum Yönetim Kurumunun (FEMA) 1.3 milyar doları Federal destek olarak New York’a gönderdiğini ifade eden Trump, Valilere destek verdiklerini söyledi. Hali hazırda gönderilmiş olan 8 bin üzerinde solunum cihazına ek olarak önümüzdeki 48 saat içerisinde binin üzerinde solunum cihazının da ihtiyacı olan eyaletlere gönderileceğini ifade etti. Trump ayrıca ellerinde 10 bin adet daha solunum cihazını sakladıklarını belirterek söz konusu solunum cihazlarının gerektiğinde ihtiyacı olan yerlere gönderileceğini dile getirdi. Sağlık ve Halk Servisleri’nin (HHS) 11 milyon 600 bin adet N95 maskesi ve 26 milyon ameliyat maskesi dağıttığını da iletti. 10’un üzerinde firmanın solunum cihazı ürettiğini ifade eden Trump, ihtiyacın üzerinde olan üretimin İtalya, Fransa gibi ihtiyacı olan ülkeler gönderileceğini duyurdu.

ABD’den İtalya’ya 100 milyon dolar değerinde yardım
ABD Başkanı Trump, 14 bin üzerinde Ulusal Muhafız gücünün aktif göreve çağrıldığını dile getirerek, Ulusal Muhafızların ihtiyaç malzemelerinin dağıtımında eyaletlere yardımcı olduğunu söyledi. Dünyada birçok ülkeden ihtiyaçların 51 ayrı uçuşla geleceğini söyleyen Trump, İtalya’ya en az 100 milyon dolar değerinde sağlık malzemesi gönderildiğini söyledi.

“En sıcak bölgelere büyük cesaretle gidiyorlar
Tıbbi Bakım ve Tıbbi Yardım Merkezi Başkanı Seema Verma, "Görünmez bir düşmana karşı savaşıyoruz ve savaş zamanı ile barış zamanı uygulamaları birbirinden farklı” diyerek birçok kuralın gerekli görülen yerlerde kaldırıldığını duyurdu. Eğer gerekirse hastanelerin sınırları dışında virüslü ile virüssüz hastaları ayırmak için geçici yerler açabileceklerini belirten Verma, “Bu şekilde tıbbi yardım programını da değiştirerek insanların dışarı çıkması yerine insanların evlerine teknisyen göndermesini onayladık” dedi.
Doktorların yapacağı telefon konuşmalarından sağlık personelinin çocuk bakım giderlerine kadar tüm masraflarının ödenmesi kararını aldıklarını belirten Verma, “Sağlık hizmeti veren ve maddi zorluk yaşayanlara ekstra ödeme yapılacak” dedi.
Sağlık çalışanların cesur savaşçılar olduğunu ifade eden Trump ise, “En sıcak bölgelere büyük cesaretle gidiyorlar. Hepsine teşekkür ediyorum” dedi.

"Günde 100 bin örnek test ediyoruz”
Sağlık ve Halk Servisleri (HHS) Bakanı Alex Azar, “ABD’de 1 milyondan fazla kişi test edildi. Günde 100 bin örnek test ediyoruz. Bu konuda yardımcı olan herkese teşekkür ediyorum” dedi. Azar testlerin halka ulaşmasını sağlayan yerel yönetimlere, FEMA’ya ve bu konuda çalışan özel sektör firmalarına da teşekkür etti. Onlar sayesinde virüsü test edebilecekleri 20 ayrı yöntem bulunduğunu söyledi. Azar, ayrıca doktorlar ve sağlık çalışanları tarafından kullanılan maske, kıyafet gibi malzemenin güvenli şekilde dezenfekte edilip tekrar kullanımı sağlayacak yeni sistemleri onayladıklarını da duyurdu.

Trump N95 maskelerini yeniden kullanılmasını sağlayan cihazı tanıttı
Doktor ve sağlık çalışanlarının N95 maskesi ihtiyacına karşın FDA tarafından onay verilen, N95 koruyucu maskelerinin dezenfekte edilerek yeniden kullanımına olanak tanıyan cihazın tanıtımı yapıldı. ABD Başkanı Trump, “Bu maskeleri neden atıyoruz diye sordum. Ve bu cihazların her biri günde 120 bine kadar maskeyi dezenfekte ediyor. Bu sayede her maske 20 defa daha kullanılabiliyor” dedi. Başkan Trump, tanıtılan cihazın Ohio ve New York’ta bulunduğunu ancak Washington eyaletine bağlı Seattle'a ve başkent Washington DC'de de temin edilerek sağlık çalışanlarının hizmetine sunulacağını ifade etti.

5 dakikada sonuç veren test
Testler ile ilgili olarak ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) Başkanı Stephen Hahn’da yeni geliştirilen 5 dakika içinde sonuç veren test ile ilgili bilgi verdi. Testin kişilerin bulunduğu yerde hızlıca uygulanıp sonuç vereceğini söyleyen Hahn, “Bu hasta merkezli bir yaklaşım” dedi. Testin yarından itibaren halka ulaşmaya başlayacağını söyledi.

Ölü sayısı 3 bin 167’ye yükseldi
Johns Hopkins Üniversitesinin paylaştığı son verilere göre, ABD’de toplam koronavirüs vaka sayısı 164 bin 253 olurken hayatını kaybedenler 3 bin 167’ye yükseldi. Koronavirüs salgınından ülkede en fazla etkilenen eyalet olan New York’ta toplam koronavirüs vakası 67 bin 384’e, yükselirken hayatını kaybedenlerin sayısı ise bin 342’ye ulaştı.

ABD’de koronavirüsünden hayatını kaybeden Türkün sayısı 4’e yükseldi
New Jersey eyaletinin Paterson kentinde yaşayan N.Y.’nin koronavirüsü nedeniyle önceki gün Paterson St. Joseph hastanesinde hayatını kaybettiği belirtildi. 63 yaşındaki N.Y.’nin cenazesi New Jersey eyaletinde Müslüman mezarlığında aile yakınlarının katıldığı cenaze namazının ardından toprağa verildi.

ABD ordusunda koronavirüsten ilk ölüm gerçekleşti
ABD ordusunda koronavirüs nedeniyle ilk ölüm meydana geldi. ABD Savunma Bakanı Mark Esper yaptığı açıklamada, New Jersey Ulusal Muhafızları'na bağlı bir askerin koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Esper, “Bugün, Savunma Bakanlığı için çok üzücü bir gün. Koronavirüs nedeniyle ilk askeri personelimizi kaybettik. Bu askeri topluluğumuz için üzücü bir kayıp. Ailesine, arkadaşlarına, meslektaşlarına ve tüm Ulusal Muhafız topluluğuna başsağlığı diliyoruz" dedi.
Pentagondan yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen askerin koronavirüs nedeniyle 21 Mart’tan bu yana hastanede tedavi gördüğü ve pazartesi günü hayatını kaybettiği ifade edildi.
Pentagon, şu ana kadar 652 koronavirüs vakası bildirdi. ABD genelinde koronavirüs vakası 164 bin 253 olarak kayıtlara geçerken 3 bin 167 kişi ise hayatını kaybetti.



İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

İran'ın kırılma noktası: İsrail'in yeni doktrini ve caydırıcı Trump faktörü

 Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)
Rejim karşıtı protestocular, Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen mitingde, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026 (AFP)

Michael Horowitz

İran yeni bir protesto dalgasıyla boğuşurken, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri kenardan izliyor. Kıvılcım, Tahran pazarındaki tüccarların yerel para biriminin çöküşüne karşı protestosuyla başladı ve ardından 26 ilde en az 220 noktaya yayıldı. Gösteriler 8 Ocak gecesi önemli ölçüde arttı.

Ancak bu anın önemi, yalnızca huzursuzluğun genişleyen kapsamından (İran geçmişte daha geniş ve daha dirençli ayaklanmalara tanık oldu) değil, aynı zamanda çevresindeki stratejik ortamdan da kaynaklanıyor. İran İslam Cumhuriyeti artık kökten farklı bir stratejik ortamın eşiğinde duruyor. “Direniş ekseni” olarak bilinen ileri savunma doktrini, büyük ölçüde etki denkleminden çıkarılmasına yol açan darbeler aldı. İran'ın hava savunması da İsrail ile 12 günlük savaş sırasında imha edildi. Bu endişelere ilave olarak, Trump geçen yıl İran nükleer tesislerini bombalayarak, İran ile doğrudan yüzleşmeye hazır olduğunu açıkça gösterdi. Ardından, Tahran'ın müttefiki Nicolás Maduro'yu Karakas'taki yatağından alıp devirerek, bu mesajı kesin bir hamleyle pekiştirdi.

Bu baskılar, İsrail'in stratejik düşüncesinde yaşanan derin bir değişim ile daha da yoğunlaşıyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde tırmandırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor. İsrail artık burada bir silah deposunu imha etmek veya şurada bir nükleer bilim insanını öldürmek gibi taktiksel kazanımlar elde etmekle yetinmiyor. Artık daha iddialı bir hedefi var; bizzat İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünü sağlayarak bölgesel düzeni yeniden şekillendirmek. İsrail, ekonomik çöküş, askeri aşağılanma ve bölgesel izolasyonun bitkin düşürdüğü İran rejiminin, tam olarak doğru zamanda ve doğru şekilde baskı uygulanırsa, çöküşün eşiğine getirilebileceğine inanıyor.

Kritik kitle meselesi

İran'daki mevcut protesto dalgası, önceki dalgalardan önemli bir unsurda farklılık gösteriyor; bu kez, rejimin temellerini sarsan açık bir kırılganlığın ortasında gerçekleşiyor. 2009, 2018 ve yine 2022-2023 yılları arasında protestocular, bölgesel saygınlığını koruyan ve etrafını bir güç havasıyla saran otoriteyle karşı karşıya gelmişlerdi. Ancak bugün, kamuoyu önünde aşağılanmış, askeri gücü gerilemiş ve bölgesel etkisi buharlaşmış bir hükümet ile karşı karşıyalar. Bu gerçeklik, her iki tarafın, protestocuların ve güvenlik aygıtının da hesaplarını yeniden şekillendiriyor.

İsrail, çevreleme ve gerilimi hesaplı bir şekilde artırma ilkesine dayanan çatışmayı yönetme mantığını ve “savaşlar arası operasyon” doktrinini terk etti. Artık fiilen savaşlara girişiyor ve İsrail'in bakış açısına göre ulusal savunmanın kapsamı artık sınırlarının ötesine değil, rakiplerinin topraklarının kalbine kadar uzanıyor

Soru şu: Rejimi devirmek için gerekli kritik kitleye ulaşıldı mı? 8 Ocak gecesine kadar, görüntülerde aynı anda sadece birkaç yüz, belki de birkaç bin protestocunun olduğu görüldüğünden, cevap muhtemelen hayırdı. Ancak Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin protesto çağrısının ardından 8 Ocak'ta durum kökten değişti. O gece, Tahran ve Meşhed de dahil olmak üzere büyük şehirlerde on binlerce insan, 2012’deki protestolardan, hatta 2009’da Yeşil Hareket’in liderlik ettiği ve milyonları harekete geçiren protestolardan bu yana eşi benzeri görülmemiş protestolarla sokaklara döküldü. Şimdi hareket rejime ölümcül tehdit oluşturabilecek bir dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor.

Tehditlerle caydırma

Rıza Pehlevi'nin çağrısı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı on yıllardır birikmiş öfkeyi harekete geçirmek için önemli bir katalizör olmuş olabilir, ancak bir diğer önemli faktörü -Başkan Trump'ı- göz ardı etmek analitik bir hata sayılır. Trump'ın İran'a yönelik kamuoyuna açık tehditleri, rejimin protestolara kararlı bir yanıt vermesini geciktirdi ve protestoculara Washington'un kenardan izlemekle yetinmeyeceği umudunu verdi. Bu sadece sembolik bir tehdit değildi; Trump, sözlerini eylemlerle desteklemeye hazır olduğunu gösterdi.

zxcvfgh
İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Tahran'da öğrencilere hitap ederken çekilmiş ve ofisi tarafından yayınlanmış fotoğrafı, 3 Kasım 2025, (AFP)

Geçen yıl haziran ayındaki Gece Yarısı Çekici Operasyonu sırasında, ABD Başkanı İran nükleer tesislerine yönelik saldırı ile İsrail'in savaşına katılmaya karar vermişti. Bu, Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle başlayan, Suriye'de Beşşar Esed'i hedef alan darbeyle devam eden ve Venezuela'da Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan bir dizi kararın sadece bir halkasıydı.

Bu olaylar, Trump'ın savaş konusundaki isteksizliğinin, güç kullanma konusunda da isteksiz olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor. Yönetimi, son Beyaz Saray yayınlarından birinde geçen “Deneyin ve sonuçlarını görün” ifadesinin gösterdiği gibi, Başkan’ın sözünün eri olduğunu teyit eden sağlam bir duruş sergiliyor. Bu ister bir güç gösterisi olarak görülsün ister görülmesin, bunun sadece boş bir manevra olmadığına ve başlı başına önemli olduğuna dair birçok kanıt bulunuyor.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü bir fetih ve işgal aracı yerine, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor. Bu aracı, onu uzun vadeli taahhütlere takılıp kalmaktan koruyan, hızlı ve gösterişli bir şekilde kullanma eğiliminde.

Birinci anlaşma yapıcı” olarak Başkan Trump, gücü fetih ve işgal aracı olarak değil, düşmanın davranışını tam bir yenilgi yoluyla değil, zorlama ve ikna yoluyla değiştirmeyi amaçlayan güçlü bir baskı ve teşvik aracı olarak görüyor

Ancak bu yaklaşım, rejim değişikliği veya sürekli baskı, sürekli bir taahhüt gerektirdiğinden, İran meselesinde seçeneklerini daraltıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre yine de hayati öneme sahip güvenlik yapılarını hedef alan sınırlı sayıda ABD hava saldırısı, İslam Cumhuriyeti'nin protestoları bastırma gücünü zayıflatmak için yeterli olabilir. Dahası Trump'ın müdahale etme olasılığı bile baskıcı aygıtı telaşlandırabilir, gecikmelere, tereddütlere ve maliyetli yeniden konuşlandırmalara yol açabilir.

Trump'ın kesin bir karar vermek zorunda kalabileceği bir anın eşiğindeyiz. 8 ve 9 Ocak geceleri arasında artan şiddet, İranlı yetkililerin interneti kesmesine neden oldu ve birçok haber, telefon hatlarının da kesildiğini söylüyor; bu, yaklaşan şiddetli baskının bilindik bir işareti. Ülke içindeki muhalif platformlar, güvenlik güçleri tarafından gerçek mermi kullanımında keskin bir artış olduğunu bildirdi. Bu arada, Trump bir röportajda, protestocuların öldürülmesi durumunda İran'a çok sert bir şekilde karşılık vereceği uyarısını yineledi. Dolayısıyla bu tehditlerin pratik olarak test edileceği bir ana yaklaşıyoruz, çünkü yalnızca imalara dayalı caydırıcılık uzun süre devam edemez.

İsrail’in hesapları

Bu denklemdeki diğer aktör olan İsrail, durumu yakından izliyor. İran'ın zayıf noktasından yararlanma yaklaşımı, dikkatlice hazırlanmış bir araç karışımına dayanıyor. Aleni olarak diplomatik baskı, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun İranlı protestoculara destek açıklaması ve ofisinden yapılan, İran halkının mücadelesiyle dayanışma içinde olunduğunu teyit eden açıklamalar aracılığıyla uygulanıyor. Bu açıklamalar çeşitli amaçlara hizmet ediyor; içeriye protestocuların yalnız olmadıkları mesajını iletiyor, rejimi tedirgin ediyor ve ileride daha etkili adımların taşlarını döşüyor.

xzscdfrg
Sosyal medyada yayınlanan bir videodan alıntılanan bu karede, Tahran'da tırmanan hükümet karşıtı gösteriler arasında protestocular toplanıyor, 9 Ocak 2026 (Reuters)

İsrail'in müdahalesinin İslam Cumhuriyeti için işleri kolaylaştırdığını, protestoları baş düşmanı tarafından düzenlenen yabancı bir komplo olarak gösterme gerekçesi sunduğunu savunanlar olabilir. Ancak İsrail liderleri bu itirazı önemsiz görüyor, çünkü Tahran, İsrail'in tutumu ne olursa olsun aynı suçlamayı yöneltecektir. Bu aşamada, her iç karışıklık için Mossad'ı suçlamak artık yeni bir keşif değil, otomatik bir tepki haline geldi. Halkın öfkesinin yapay olduğunu iddia eden herkes ya saf ya da kendi dünya görüşüyle ​​örtüşen bir anlatıyı kasıtlı olarak desteklemektedir.

Soru şu: İsrail başka ne yapabilir? 12 günlük savaş sırasında İsrail, İran hava savunmasını devre dışı bırakmak ve İsrail'e balistik füze yağmuru başlatma kapasitesini sınırlamak için Mossad ajanlarını kullanarak İran içinde faaliyet gösterme gücünü gösterdi. Haziran savaşıyla birlikte, İran'ın hava savunma sistemleri büyük ölçüde imha edildi ve bu da İsrail'e gerektiğinde İran hava sahasında neredeyse her gün özgürce hareket etme kabiliyeti tanıyor. Bu gerçeklik, İsrail'e bir savaşı ateşleyebilecek doğrudan açık müdahale ile gelecekteki herhangi bir çatışmada rejimi zayıflatabilecek veya protestoları bastırma gücünü engelleyebilecek hesaplı, nokta saldırılar düzenleme arasında bir manevra alanı sağlıyor.

İsrail'in yeniden kazandığı hareket özgürlüğü, İran rejiminin kaderini kontrol edebileceği anlamına gelmiyor. İç durum büyük ölçüde, şu anda sokaklarda hayatlarını riske atan İranlıların kendileri tarafından belirlenecek. Tam ölçekli bir savaş, protestoları tırmandırmak yerine durdurabileceği için İsrail açısından zararlı olabilir. Herhangi bir devrimci atılımda önemli rol oynayabilecek birçok İranlı -özellikle kaybedecek çok şeyi olan muhafazakar orta sınıf- İsrail savaş uçakları tepelerinde uçmaya başlarsa ve ülke yeniden bombardımana maruz kalırsa harekete geçmekte tereddüt edebilir.

İsrail İran'a bir saldırı düzenleyebilir, ancak genellikle operasyonu kısa tutmayı tercih edecektir; zira amacı, kamuoyunu bayrak etrafında birleştirebilecek ve muhalefeti bastırabilecek daha geniş çaplı bir çatışmayı ateşlemek yerine güç dengesini revize etmek olacaktır. En başarılı olduğu nokta ise Başkan Trump'ın tehditlerini yerine getirmesini sağlamaktır. Nitekim geçmiş deneyimler, Trump yönetiminin en azından söylemsel olarak eylemsizlik yerine eylemi tercih ettiğini gösteriyor. Eğer İsrail, kısa süreli operasyonu rejime karşı daha uzun süreli bir baskıya dönüştürme tehdidi ile birlikte Trump yönetimini daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı düzenlemeye ikna etmeyi başarırsa, bu seferki amaç sadece nükleer tehdidi etkisiz hale getirmek değil, rejimi devirmek de olabilir.


Somali, BAE ile yaptığı tüm anlaşmaları iptal etti

Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
TT

Somali, BAE ile yaptığı tüm anlaşmaları iptal etti

Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)
Somali Bakanlar Kurulu Toplantısı (Somali Haber Ajansı)

Somali hükümeti, Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan anlaşmaların tamamını sonlandırdı. Bakanlar Kurulu’nun aldığı bu karar, federal ve bölgesel tüm yönetimleri ve bağlı devlet kurumlarını kapsıyor.

Somali Ulusal Haber Ajansı, söz konusu kararın Berbera, Bosaso ve Kismayo limanlarındaki tüm anlaşma ve iş birliklerini kapsadığını aktardı.

Bakanlar Kurulu, Somali Federal Hükümeti ile BAE Hükümeti arasında imzalanan ikili güvenlik ve savunma iş birliği anlaşmaları da dâhil olmak üzere tüm anlaşmaları iptal etti. Açıklamada, bu kararın “ülkenin egemenliğini, ulusal birliğini ve siyasi bağımsızlığını zayıflatan kötü niyetli adımlara ilişkin güçlü raporlar ve kanıtlar” doğrultusunda alındığı belirtildi.

Ajansın açıklamasında ayrıca, “Söz konusu tüm bu kötü niyetli adımlar; Somali’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Şartı, Afrika Birliği Şartı, İslam İşbirliği Teşkilatı Şartı ve Arap Birliği Şartı’nda yer alan egemenlik, iç işlerine karışmama ve anayasal düzene saygı ilkeleriyle açıkça çelişmektedir” ifadelerine yer verildi.


Arakçi ile Witkoff arasında temas… Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Arakçi ile Witkoff arasında temas… Trump çok sert seçenekleri değerlendiriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

ABD’li kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un hafta başında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den bir telefon aldığını bildirdi. Aynı dönemde ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın “kırmızı çizgileri aştığını” söyleyerek, askerî seçenekler de dâhil olmak üzere “çok güçlü seçeneklerin” masada olduğunu açıkladı.

Trump, bugün (Pazartesi) sabahı yaptığı açıklamada, ordunun durumu son derece ciddiyetle izlediğini belirterek, çok sert seçeneklerin değerlendirildiğini ve uygun kararın alınacağını ifade etti. Beyaz Saray’dan bir yetkili de Trump’ın İran’a yönelik askerî bir saldırı seçeneğini ciddi biçimde değerlendirdiğini doğruladı.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre kaynaklar, Arakçi ile Witkoff arasındaki temas, Tahran’ın tansiyonu düşürme ya da Trump’ın İran rejimini daha da zayıflatacak bir adım atmasından önce zaman kazanma girişimi olarak değerlendiriliyor. Kaynaklar, tarafların önümüzdeki günlerde olası bir görüşmeyi de ele aldığını söyledi.

Trump’ın salı sabahı, askerî liderler, yönetimin üst düzey isimleri ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmede; askerî saldırılar, siber silahların kullanımı, yaptırımların sertleştirilmesi ve protestocuların ihtiyaçlarını desteklemeye yönelik seçenekler masaya yatırılacak. Toplantıya Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ulusal Güvenlik Danışmanı, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Kane de katılacak.

ABD yönetimi, protestolara destek vermekle bölgesel bir savaştan kaçınmak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Uzmanlar, tırmanmanın geniş çaplı bir bölgesel kaosa yol açabileceği endişesiyle askerî olmayan seçenekleri tercih ediyor. Değerlendirmelere göre Trump, kararını saatler içinde verebilir; bu da kritik bir karar için geri sayımın başladığı anlamına geliyor.

ABD’li yetkililer, Witkoff ile Arakçi arasındaki mesajlaşmanın geçen yıl yapılan nükleer görüşmeler sırasında başladığını ve ABD’nin haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri vurmasının ardından da sürdüğünü belirtti. Tarafların, ekim ayına kadar olası müzakereler konusunda temas hâlinde kaldığı ifade edildi.