​Mısır koronavirüs ile mücadele ediyor

Görevini tamamlayıp hastaneden ayrılan sağlık ekibi (Esna Uzman Hastanesi idaresi)
Görevini tamamlayıp hastaneden ayrılan sağlık ekibi (Esna Uzman Hastanesi idaresi)
TT

​Mısır koronavirüs ile mücadele ediyor

Görevini tamamlayıp hastaneden ayrılan sağlık ekibi (Esna Uzman Hastanesi idaresi)
Görevini tamamlayıp hastaneden ayrılan sağlık ekibi (Esna Uzman Hastanesi idaresi)

Abdurrahman Ebubeki
Ülkedeki yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) vakalarının karantinaya alınması için Mısır Sağlık Bakanlığı tarafından seçilen Esna Uzman Hastanesi, toplamda 76 kişiden 49’unun iyileşmesinin ardından, ilk sağlık ekibinin hastaneden ayrılışını kutladı.
Bu ekip sonrasında hemşire ve doktorlardan oluşan yeni bir ekip gelecek. Görevini tamamlayan ekipten birkaç kişiyle iletişime geçen Independent Arabia, bu sağlık görevlilerinin katil koronavirüsle mücadelede yaşadıkları deneyim ve hikayeleri dinledi.
Mısır Bakanlar Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkede doğrulanan ilk vaka, Nil’de seyreden bir turist gemisinin yolcusuydu. Virüs, bu kişiye ABD vatandaşı bir Tayvanlı turistten bulaşmıştı. Luksor şehri Sağlık İşleri Müdürlüğünde önleyici sağlık kadrosundan olan Dr. Muhammed en-Nubi ise, ilk vakalara karantina sürecinde eşlik edecek olan söz konusu ekipteki sağlık görevlilerinden biriydi. Nubi, ailesinin bu görevden muaf tutulmasını talep etmesini istemesine rağmen beyaz yeleğin çağrısına kulak vererek göreve koştu.
Vakanın görüldüğü gemiye binmek
İlk vakanın ilan edilmesinin ardından ekibiyle beraber söz konusu gemiye binen Nubi, hem turist hem de gemi mürettebatını psikolojik çöküşün eşiğinde bulduğunu anlatıyor. Durum böyle olunca da onlara umut vermeye çalışarak iradenin sağlam tutulması gerektiğini ve bu şekilde virüsü yenebileceklerini dile getirmiş. Gemide bulunanların çoğunun genç olması da Nubi’nin işini kolaylaştırmış. Bu konuda şöyle söylüyor:
“Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından onaylanan prosedürlere göre yaptığımız muayeneler neticesinde, aralarında yabancı ve Mısırlıların da olduğu 34 kişinin yeni tip koronavirüsü Kovid-19’a yakalandığını tespit ettik. Test sonuçları pozitifti”
Hastaneden taburcu olan vatandaşlar, doktor ve hemşirelere teşekkürlerini sundu (Esna Uzman Hastanesi idaresi)

Ne zaman öleceğiz?
Dr. Nubi, koronavirüse yakalanan bir kişinin hem karantina hem de tedavi sürecinde kuvvetli bir psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu, zirâ dünya medyasının koronavirüsü insanların gözünde yenmesi imkansız bir canavara konumuna soktuğunu söylüyor. Bazı hastaların “Ne zaman öleceğiz? Bir ay sonra mı yoksa iki ay sonra mı?” dediğini ifade eden Nubi, koronavirüs konusunda daha fazla farkındalık ve doğru bilgi alışveriş olması gerektiğini vurguluyor. Karantinayla görevlendirilen hastanenin bu konudaki ekibinin oldukça profesyonel olduğunun altını çizen Nubi, bazı turistlerin ülkelerine döndüklerinde ekip üyeleriyle iletişime geçerek teşekkür mektupları yolladığını da dile getiriyor.

6 doktor da virüse yakalandı
Hastanede sekiz gün çalışmasının ardından kendisinin de test yaptırmaya karar veren doktor, söz konusu gemiye yardım etmeye giden kişilerden 5’iyle birlikte yeni tip koronavirüse yakalandığının teşhis edildiğini anlatarak şöyle diyor:
“Doktorken birden hastaya dönüştük. Tamamen iyileşene kadar diğer doktor ve hemşire arkadaşlarımızdan muazzam bir ilgi gördük”

Çocuklarını 25 gün boyunca göremeyen bir hemşire
Ekipteki hemşirelerden Hazra Abdurrabbu, görevli olduğu 25 günlük karantina sürecinde çocuklarını göremediğini, yalnızca telefonla konuştuğunu dile getiriyor. Oğullarının görevden ayrılması ve dinlenmesi konusunda ısrar etmelerine rağmen, önceliği görevini bitirmeye verdiğini de ekliyor.
Koronavirüse yakalanan hastalarla kurduğu bağa değinen Abdurrabbu, hastaların aileleriyle de her gün bizzat iletişime geçip hastanın durumu hakkında bilgi verdiğini açıklıyor ve şöyle diyor:
“En az 15 hastanın yaşları 60-70 ve 80’lerdeydi. Açıkçası iyileşmelerinin mümkün olmadığı görüşündeydik, ancak yoğun sağlık bakımı ve samimi bir destek sayesinde test sonuçları pozitiften negatife geçti”

49 hasta iyileşti
Hastanenin Yoğun bakım Birimi Başkanı Şerif Şaban, bu ilk sağlık ekibin tüm hastaları tedavi etmek için 28 gün boyunca gece gündüz çalıştığını ifade ediyor. Bununla birlikte, hastaneye mart ayı boyunca 76 vakanın geldiğini, yoğun çabalar sayesinde içlerinden 49’unun ise iyileştiğini vurguluyor. Şaban, ekip üyelerinin hastalarla temasta olmaları dolayısıyla virüse yakalanmaları ihtimali nedeniyle laboratuvar testlerine tâbi tutulduğunu da ekliyor.
Güney Vadisi Üniversitesi Başkanı Yusuf el-Garbavi, üniversitenin Esna Hastanesi’ne gönderdiğini üç adet danışmanın raporlarına göre bu hastanenin Ortadoğu’nun en iyi iyileşme oranlarına sahip olduğunu bildirdi.
Esna Hastanesi’nin 155 yatağı, 27 yoğun bakım yatağı, 15 ayakta tedavi hizmeti, 5 laboratuvarı, kalp kateterizasyonu bölümü iki radyoloji bölümü, 10 çocuk küvezi, son teknoloji sonar, EKG ve tomografi cihazları mevcut.

Sağlık ekibinden mesajlar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Göğüs Hastalıkları Uzmanı Muhammed Abdullah; ellerin sıklıkla yıkanması, kalabalıklardan uzak durulması, sebze gibi besin değeri yüksek gıdaların tüketilmesi gibi koronavirüsle mücadele önlemlerinin hafife alınmaması çağrısında bulunuyor.  Aynı zamanda sağlık imkanları Mısır’ınkinden kat kat daha fazla olan ülkelerin günde yüzlerce ölüm kaybettiğini vurguluyor.
Ekibin diğer doktorları ise şu çağrıda bulunuyor:
“Mısır’ın iki yoldan birini seçmesi lazım. Salgının genişliğine rağmen vatandaşların önlemlere uyması yardımıyla virüsü kontrol altına alan Çin’in izlediği yol mu yoksa halkın alınan talimatları ihmal etmesi sebebiyle salgının tüm şehirlerinde oldukça ciddi bir hal aldığı İtalya’nın yolu mu.”
İtalyan Konsolosluğundan Esna Hastanesi’ne teşekkür mesajı
Mısır’ın güneyindeki İtalyan Konsolosu Francis Emin, “muazzam sağlık bakımı yürüterek 70’lerinde olan 10 İtalyan hastayı iyileştirdikleri için” Esna Hastanesi’nde görev yapan söz konusu ekibe teşekkürlerini sundu.
Bu ekibin ayrım gözetmeksizin herkes için güvenli bir sığınak görevi gördüğünü kanıtladığını vurgulayan Emin, İtalyan Büyükelçiliğinin küresel kriz sonrasında bu ekip onuruna bir tören düzenlemeyi planladığını müjdeledi.
31 Mart itibariyle Mısır’da 656 kişi yeni tip koronavirüsüne yakalandı. 150 hasta taburcu olurken 41 hasta ise salgında can verdi. 465 kişi ise halen tedavi görüyor.



Rubio, Lübnan Cumhurbaşkanı'nın Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarını övdü

Rubio, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avn'ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Rubio, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avn'ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Rubio, Lübnan Cumhurbaşkanı'nın Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarını övdü

Rubio, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avn'ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Rubio, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde Avn'ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, İsrail ile Roma'da yapılan son tur görüşmelerinden sonra "barışa yönelik ilerlenmesini" övdü.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Rubio'nun "Lübnan hükümetinin, Cumhurbaşkanı Avn liderliğindeki cesur adımlarını, Lübnan'ın egemenliğini yeniden tesis etme, Hizbullah'ı silahsızlandırma ve terör altyapısını ortadan kaldırma konusundaki kararlı çabalarını ve barışa doğru ilerlemesini takdir ettiği" belirtildi.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan aktarılan bilgilere göre Avn, Rubio ile görüşmesinde "Lübnan ile ABD'nin duruşlarının, ilk pilot bölgeden ilk İsrail çekilmesinin gerçekleştirilmesi yoluyla üçlü çerçeve anlaşmasının uygulanması noktasında örtüşmesi gerektiğinin" altını çizdi.

Avn ayrıca, "Lübnan ordusuna ve askeri kurumlarına yönelik ABD desteğinin ve ABD'nin Lübnan'a olan ilgisini her alanda pekiştirecek adımların atılması gerektiğine" vurgu yaptı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ziyaret, eski ABD Başkanı Barack Obama'nın 2009 yılında Beyaz Saray'da Michel Süleyman'ı ağırlamasından sonra bir Lübnan devlet başkanının Washington'a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı daha önce, Avn'ın yarın (Salı) Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geleceğini duyurdu. Cumhurbaşkanlığı, Avn'ın "Lübnan'daki durumu ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin yollarını ele almak üzere bir dizi Amerikalı yetkiliyle görüşmeler ve istişareler gerçekleştireceğini", ayrıca "İsrail'in işgali altındaki Lübnan topraklarından çekilmesini" görüşeceğini kaydetti.

Lübnan ve İsrail, aralarındaki savaş durumuna son vermek ve bir barış anlaşmasına varılması amacıyla nisan ayında ABD arabuluculuğunda on yıllar sonra ilk kez müzakerelere başladı. Taraflar, 26 Haziran'da özellikle Hizbullah’ın silahsızlandırılması, İsrail'in güney Lübnan'dan kademeli olarak çekilmesi ve Lübnan ordusunun "iki pilot bölgede" konuşlanmasını öngören bir çerçeve anlaşması imzaladı.


ABD ordusu, Irak'ta bir askerinin "İran mühimmatı" ile öldüğünü duyurdu

Irak'taki bir üste görevli ABD askeri (Arşiv- Reuters)
Irak'taki bir üste görevli ABD askeri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD ordusu, Irak'ta bir askerinin "İran mühimmatı" ile öldüğünü duyurdu

Irak'taki bir üste görevli ABD askeri (Arşiv- Reuters)
Irak'taki bir üste görevli ABD askeri (Arşiv- Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), cumartesi günü Kuzey Irak'ta "patlamamış mühimmatın kontrollü imhası" sırasında bir Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

CENTCOM’dan dün yapılan açıklamada, söz konusu mühimmatın "düşürülen İran yapımı bir taarruz İHA'sına" ait olduğu belirtildi.

ABD ordusu, cuma günü Ürdün'e düzenlenen İran saldırılarında 2 askerinin öldüğünü ve bir askerin kaybolduğunu açıklamıştı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Washington ile Tahran arasındaki karşılıklı saldırıların sürmesi ve ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşla birlikte, ölen Amerikan askerlerinin kesin sayısı 17'ye yükseldi.


Şarku’l Avsat, Şara’nın yeni güvenlik atamalarının arka planını araştırdı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 7 Temmuz 2026'da Şam'daki Halk Sarayı’nda düzenlenen resmi sergi sırasında, 2010'dan bu yana Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü’ne ödünç verilen Suriye'ye ait tarihi eserleri inceliyor (SANA).
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 7 Temmuz 2026'da Şam'daki Halk Sarayı’nda düzenlenen resmi sergi sırasında, 2010'dan bu yana Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü’ne ödünç verilen Suriye'ye ait tarihi eserleri inceliyor (SANA).
TT

Şarku’l Avsat, Şara’nın yeni güvenlik atamalarının arka planını araştırdı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 7 Temmuz 2026'da Şam'daki Halk Sarayı’nda düzenlenen resmi sergi sırasında, 2010'dan bu yana Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü’ne ödünç verilen Suriye'ye ait tarihi eserleri inceliyor (SANA).
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 7 Temmuz 2026'da Şam'daki Halk Sarayı’nda düzenlenen resmi sergi sırasında, 2010'dan bu yana Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü’ne ödünç verilen Suriye'ye ait tarihi eserleri inceliyor (SANA).

Suriyeli güvenlik ve strateji araştırmacısı ve uzman İsmet el-Absi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın pazar günü gerçekleştirdiği ve güvenlik alanındaki üst düzey birçok görevi kapsayan yeni atama paketini, Suriye güvenlik yapısının yeniden kurumsallaştırılması ve köklü biçimde yeniden yapılandırılması olarak değerlendirdi. Absi’ye göre bunun göstergelerinden biri, Savunma Bakanı Tümgeneral Merhef Ebu Kasra ile Adalet Bakanı Mazhar Luis’in Ulusal Güvenlik Ofisi bünyesinde yer alması. Absi, atamaların aynı zamanda kritik bir dönemde iç güvenlik kaynaklı baskılara ve siyasi-ekonomik nitelikteki dış baskılara verilen bir yanıt olduğunu belirtti.

Absi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeni atama paketinin güvenlik yetkisinin Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın elinde merkezileştirilmesine yönelik açık bir eğilimi yansıttığını söyledi. Bunun, Genel Güvenlik (polis ve iç güvenlik) ile Ulusal Güvenlik dosyalarının birleştirilerek tek bir kişinin yönetimine verilmesi yoluyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

cdsfvfdb
Suriye güvenlik güçleri, 7 Temmuz 2026'da Şam'da meydana gelen iki patlamanın ardından Four Seasons Oteli yakınında (AFP)

Absi’ye göre bu durum, İçişleri ile İstihbarat arasında herhangi bir yetki ikiliğinin veya rekabetin sona ermesi ve Bakan Hattab’ın stratejik ve operasyonel güvenlik kararlarının alınmasında tek merkez haline gelmesi anlamına geliyor. Buna göre Hüseyin es-Selame, doğrudan Hattab’a bağlı olarak Ulusal Güvenlik dosyasında yardımcı bir icracı role getirilecek; Genel İstihbarat ise bu birleşik yapı içerisinde görev yapan Abdulkadir Tahan’ın yönetimine verilecek.

Yeni atamalar, farklı geçmişlere sahip birden fazla güvenlik birimi Heyet Tahrir eş-Şam, Suriye Demokratik Güçleri ve diğerleri arasında yetkilerin dağılmasına ilişkin daha önce yaşanan endişelerin ardından, karmaşık geçiş döneminin sona erdirilmesi ve merkezi, birleşik bir güvenlik yapısının oluşturulması çerçevesinde gerçekleşiyor.

dfvbg
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara (SANA)

Araştırmacı, Hattab’ın aynı anda hem Ulusal Güvenlik Ofisi’nin hem de İçişleri Bakanlığının başına getirilmesiyle güvenlik için tek bir genel sekreterlik oluşturulduğunu belirtti. Absi’ye göre bu model, başkanlık makamının doğrudan kontrolünü güçlendiriyor ve diğer askeri ya da güvenlik liderlerinin hareket alanını daraltıyor. Böylece yeni devletin kurumsal meşruiyetinin pekişmesine katkı sağlanıyor.

Şam’daki bombalı saldırılar ve sınır açıkları

Absi’ye göre atamaların bu dönemde gerçekleştirilmesinin arkasındaki temel faktörlerden biri, son dönemde Şam’da meydana gelen bombalı saldırıların ardından ortaya çıkan doğrudan ve artan güvenlik baskısı. Bunun yanı sıra Irak’tan Lübnan Hizbullahı’na gönderilmek üzere yola çıkarılan silah kaçakçılığı operasyonlarının ortaya çıkarılması ve engellenmesi de etkili oldu.

Absi, son bombalı saldırıların ve silah kaçakçılığı girişimlerinin engellenmesinin, güvenlik birimleri arasındaki koordinasyonda, sınırların denetlenmesinde ve kentsel bölgelerin kontrolünde bazı açıkları ortaya çıkardığına dikkat çekti.

Absi, “Hattab gibi güçlü bir ismin Ulusal Güvenlik Ofisi’nin başına getirilmesinin amacı, terör ve organize suçla daha etkin mücadele etmek için sahadaki birimler (İçişleri) ile istihbarat birimleri arasında daha sıkı denetim ve daha hızlı koordinasyon sağlamayı hedefliyor” dedi.

xsdvf
Şam'da Emevi Camii yakınlarındaki eski bir çarşıdan görünüm, 9 Temmuz 2026 (AFP)

Suriyeli güvenlik ve strateji araştırmacısı, başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere Batı’nın, yardımların ve siyasi desteğin yeniden başlatılması için silahlı grupların değil, sivil ve hukuki denetim altında bulunan güvenlik kurumlarının oluşturulmasını şart koştuğuna işaret etti.

Ulusal Güvenlik Ofisi ile İçişleri Bakanlığının tek bir sivil/güvenlik bürokratının yönetimi altında birleştirilmesinin, uluslararası ortaklar açısından «güvenlik kurumunun modernleştirilmesi ve daha şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesi» yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirildiğini belirten Absi, bunun daha fazla siyasi ve ekonomik desteğin önünü açabileceğini söyledi.

Absi değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı, “Potansiyel yatırımcıların öngörülebilir ve gerçek bir güvenlik istikrarı güvencesine ihtiyacı var. Güvenlik alanındaki kaos veya kurumlar arasındaki rekabet sermayeyi ürkütür. Dolayısıyla her şeyden sorumlu tek bir güvenlik liderinin bulunduğu mesajını vermek, küresel piyasalara Suriye devletinin hem kendi çıkarlarını hem de yatırımcıların çıkarlarını koruyabileceği yönünde güvence vermek anlamına geliyor. Bu da büyük ölçekli yeniden imar projelerinin başlatılması için temel şartlardan biri. Bu atamalar yalnızca isim değişikliğinden ibaret değil; Suriye güvenlik yapısının köklü biçimde yeniden kurumsallaştırılması anlamına geliyor. Bunun göstergesi, Savunma Bakanı Tümgeneral Merhef Ebu Kasra ile Adalet Bakanı Mazhar Luis’in Ulusal Güvenlik Ofisi bünyesinde yer almasıdır. Aynı zamanda bu adımlar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Şam ziyaretinin ardından, kritik ve hassas bir dönemde ortaya çıkan iç güvenlik kaynaklı ve dış siyasi-ekonomik baskılara verilen bir yanıttır.”

dvfbgn
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, İçişleri Bakanı Enes Hattab, yardımcıları ve vilayetlerdeki güvenlik güçlerinin komutanlarıyla Kasım 2025'te toplantı düzenledi (SANA)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 6 Temmuz’da gerçekleştirdiği ve iki gün süren ziyareti, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın 2024 yılı sonunda iktidara gelmesinden bu yana Batılı büyük bir ülkenin devlet başkanı düzeyinde Suriye’ye gerçekleştirilen ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Macron’un ziyareti sırasında, Fransa Cumhurbaşkanı’nın kaldığı Four Seasons Oteli’nin birkaç yüz metre uzağında iki el yapımı patlayıcı infilak etti. Suriye güvenlik makamları, iki saldırıdan sorumlu hücrenin yakalandığını açıklarken, ilk soruşturmaların hücrenin DEAŞ’a bağlı olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.

Suriye meselesi üzerine çok sayıda eseri bulunan akademisyen ve siyasi araştırmacı Dr. Abdurrahman el-Hac ise güvenlik alanındaki değişimleri akademik ve siyasi bir perspektiften değerlendirdi.

El-Hac, gelişmeleri güvenlik kurumunun inşası ve kapasitesinin güçlendirilmesi yönünde önemli bir adım olarak nitelendirdi. El-Hac, “Ulusal Güvenlik Ofisi, farklı kaynaklardan gelen bilgilerin koordinasyonunu ve entegrasyonunu sağlayan bir merkez olarak faaliyet gösteriyor” dedi.

El-Hac, “Yakın zamana kadar koordinasyon sistematik olmayan bir şekilde yürütülüyordu. Ancak şimdi güvenlik tablosunu bütünlüklü biçimde görmek mümkün. Bu yeni yapı, Ulusal Güvenlik Konseyi’nin görevini yerine getirebilmesi için gerekli bir adım. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde, muhtemelen kapsamlı bir güvenlik stratejisine ve bu stratejiyi hayata geçirmek üzere uygun bir metodolojiyle hazırlanmış politikalara tanık olacağız” ifadelerini kullandı.

sdvrgth

Bu gelişmenin devlet kurumlarının inşasına yönelik iç ihtiyaç ile güvenlik tehdidiyle mücadele etme gereksiniminin bir bileşimi olduğunu belirten El-Hac, “Savaştan yeni çıkmış ve ciddi güvenlik kırılganlıkları yaşayan bir ülkenin geçiş döneminde bu iki faktörü birbirinden ayırmak zor. Aynı şekilde bu süreci Uluslararası Koalisyon ile ilişkilerden ve özellikle Uluslararası Koalisyon ile Türkiye bağlantılı bölgesel güvenlik sorunundan bağımsız değerlendirmek de mümkün değil. Başka bir ifadeyle, bu faktörleri birbirinden ayırmak mümkün değil. Ancak ilk adım, devletin ve kurumlarının inşasını tamamlamaya yönelik çabayla başlıyor. Diğer faktörler ise bu sürecin hızlandırılması ve geliştirilmesi için itici güç oluşturuyor” dedi.

Yatırımları çekmek için güvenli ortam

Ekonomi araştırmacısı ve akademisyen Dr. Firas Şabu ise bu adımların amaçlarından birinin güvenli ve istikrarlı bir ortam oluşturmak olduğunu belirtti. Şabu, bunun yatırımları çekmek ve yatırımcılara güven vermek için temel ve ön koşul olduğunu ifade etti.

Şabu’ya göre yapılan değişiklikler, üst düzey güvenlik yönetiminin birleştirilmesini ve güvenlik birimleri arasındaki dağınıklık ile yetki karmaşasının azaltılmasını amaçlıyor.

Güvenlik alanındaki bu adımların, Suriye ekonomisinin hem iç hem de uluslararası düzeyde olumlu ekonomik göstergeler sergilediği bir dönemde atıldığına dikkat çeken Şabu, “Bu nedenle değişiklikler ekonomik vizyonun ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilebilir. Ulusal Güvenlik Ofisi, tüm güvenlik birimlerini denetleme konusunda geniş yetkilere sahip. Dolayısıyla kalkınma ve yeniden imar planlarının önündeki engellerin kaldırılması için istikrarın temellerinin sağlamlaştırılmasına katkı sağlayabilir” dedi.

Şabu ayrıca, ulusal düzeyde güvenli bir ortamın oluşturulmasının yabancı yatırımların çekilmesine ve yerel ekonominin canlandırılmasına imkân sağlayacağını belirterek, bunun uluslararası topluma ve bölgesel ortaklara da devletin iç istikrarı koruma kapasitesine sahip olduğu yönünde güvence vereceğini ifade etti.