Serrac koronavirüs krizi konusunda eleştirilerin odağında

Serrac koronavirüs krizi konusunda eleştirilerin odağında
TT

Serrac koronavirüs krizi konusunda eleştirilerin odağında

Serrac koronavirüs krizi konusunda eleştirilerin odağında

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, koronavirüs krizini yönetemediğine dair eleştirilere maruz kaldı.
Bazı UMH bileşenleri arasında ‘kriz yönetiminde başarısızlık ve koronavirüsle mücadele bütçesinde yolsuzluk ithamlarının arka planındaki gizli anlaşmazlıklar, kamuoyuna da yansıdı.
Serrac, yeni tip koronavirüs Kovid-19’la mücadele etmek için ülke genelindeki belediyelere dağıtmak amacıyla yarım milyar dinar (Yaklaşık 351 Milyon dolar) tahsis ettiğini açıklamıştı. Ancak ülkede vaka sayısının 8 kat artması sonrasında çok sayıda belediye, Başkanlık Konseyi tarafından ilan edilen acil durum bütçesinden herhangi bir finansal destek almadıklarını açıklayarak, 48 saat sonra Konseyle bağlantılarını kesme tehdidinde bulundu.
Büyüyen öfke durumu ortasında Serrac, günün ilerleyen saatlerinde virüs tehlikesinin sonuçlarıyla mücadele etmek için belediyelere, yerel konseylere ve idari komitelere 75 milyon dinar (52,6 milyon dolar) tahsis etme kararı aldı. Gözlemcilere göre Serrac’ın kararı, saflarında büyük bir çöküşe neden olabileceği endişesiyle verdi.
Serrac’a yönelik eleştirilerin çoğu, Yüksek Devlet Konseyi liderlerinin yanı sıra, başkent Trablus çevresinde gerçekleşen çatışmalarda kritik role sahip olan Misrata’dan yükseldi.
Uluslararası yargı kurumları tarafından aranan es-Samud Tugayı milisleri lideri Salah Badi, Başkanlık Konseyi ve hükümetini ‘finansal yolsuzlukla’ suçladı. Badi, “Ülkenin durumundan faydalandılar. Serrac halkın görüşlerine başvurmadan gelecek hakkında kararlar aldı” dedi.
Badi, 31 Mart’ta yerel medya organları tarafından yayınlanan bir bildiride, “Başkanlık Konseyi’ne ve geçtiğimiz yıl boyunca faaliyetteki birimlerine karşı kendilerini ve koşullarını düzeltmeleri için sabır gösterdik” ifadelerini kullandı.
Salah Badi, herhangi bir isim vermeden, “Bu grup, kahramanların kanları üzerinden ticaret yapıyor. Devlet fonlarını yağmalıyor. İktidarda kalma arzusuyla ülkeyi düşmanlara satıyor” dedi. Milis lideri, 23 belediye başkanının da taleplerinin yerine gelmesi çağrısı yaptığını ve aksi taktirde 48 saat içerisinde UMH ile ilişkilerin kesilmesi tehdidinde bulunduğunu belirtti.
Badi, belediyelerin ‘doğru yolda cesur bir adım olarak’ nitelendiği kararına desteğini dile getirirken, “Meşru taleplerini yerine getirmek için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz ve onların yanında duruyoruz    ifadelerini kullandı.
Serrac’a yönelik eleştiriler çerçevesinde Misrata şehrinden Yüksek Devlet Konseyi üyesi Abdurrahman es-Suveyhili de “finansal düzenlemelerle ilgili yaygaranın ve inatçılığın sebeplerine ilişkin’ çeşitli sorular ortaya koydu. Suveyhili, sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Harcama, yalnızca maaşlara, desteğe, düşmanla mücadele masraflarına ve yerinden edilmişlere yönelik yardımlara odaklanmalıdır. Koronavirüs Kovid-19 salgınıyla mücadele etmek için de özel ve disiplinli harcamalar tahsis edilmelidir. Bunların dışındaki harcamalara gelince bunlar, kamu malını yağmalama politikasının bir devamıdır” ifadelerine yer verdi.
Devlet Yüksek Konseyi üyesi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Serrac’ın olağanüstü hal için para tahsis etme kararlarının, zemine yansımadığını belirtti. Abdurrahman es-Suveyhili, Serrac’ın Bingazi’yi destekleme kararı dolayısıyla şaşkınlığını da dile getirirken, “Libya’nın doğusundaki kuvvetler, her gün Trablus’u yok ederek, masum sivilleri öldürüyor” dedi.
Yüksek Devlet Konseyi üyesi Abdurrahman eş-Şatır da Serrac’a ve hükümetine yönelik eleştirilerde bulunurken, “Gözler, politikalarına karşı yükselen bu öfkelere bir yanıt vermesi için Fayiz es-Serrac’a çevrildi. Köklü bir değişiklik beklemiyorum. Çünkü eksik bir kurum, bunu başaramaz” ifadelerini kullandı.
Şatır, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Serrac’ın sığındığı meşruiyetin bir değeri yok. Birçok ülke ona sırtını döndü. Bugün, Libya sokaklarında kayıplar yaşıyor. Eğer giderse, sokaklar onun ardından üzülmeyecek” dedi.
Şatır, geçen pazartesi akşamı da benzer paylaşımlarda bulunurken, “Tereddütlü politikalar, kadroların kötü seçimi, yaygın yolsuzluk, uyarılara ve tavsiyelere yanıt verilmemesi nedeniyle sel, sınırlara kadar ulaştı. Serrac, şu an savaş yönetimi sebebiyle halkın öfkesiyle karşı karşıya” diyerek, koronavirüs salgınıyla mücadelede ihmalkar davranıldığına dikkati çekti.
Abdurrahman eş-Şatır, 32 belediyenin Serrac’a, ‘koşullarını düzeltmesi için’ 48 saat mühlet verdiğini de söylerken, Misrata’nın saldırıları destekleyen ülkelerle ilişkisini kesmesi çağrısı yaptıklarını vurguladı. Şatır ayrıca, “Halkın öfkesiyle karşı karşıyayız ve bunu desteklemeliyiz. Çünkü son dört yıldır durmuş olan düzeni düzeltmeyi amaçlıyor. Bu düzenin sonuncusu ise yolsuzluk ve devletin kaybı oldu” dedi.
Serrac’ın 31 Mart’ta 75 milyon dinarın belediyelere tahsis edildiğini duyurmasından önce Trablus da dahil birçok belediye, daha önce açıklanan acil durum bütçesine ilişkin herhangi bir finansal destek almadıklarını söyledi.
UMH Libya nüfusunun yoğunlaştığı kuzeybatı bölgesini kontrolü altında tutuyor. Ülkede 1 Nisan itibariyle 10 vaka tespit edildi. 1’i taburcu edilirken 9’u halen gözlem altında.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.