​Koronavirüs: Gülüyoruz ağlanacak halimize!

New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)
New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)
TT

​Koronavirüs: Gülüyoruz ağlanacak halimize!

New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)
New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)

Emin ez-Zavi
Gülmek bir felsefedir. Henri Bergson, 1900 yılında kaleme aldığı ‘Gülme’ (Laughter) adlı kitabında gülmeyi böyle gördü, okudu ve yorumladı. Gülmek, insanın hayal kırıklıklarına direnme yoludur ve en nihayetinde toplumsal ve bireysel bilincin bir işaretidir. Mizah kültürünün geliştiği toplumlar, ayrıcalıklı ve kültürel mizah bilinci olan toplumlardır.
İnsanlık tarihi, felaketlerin bize gözyaşı, trajedi ve yıkım literatürü bıraktığını öğretiyor. Ancak tarihin bu mantığı, kaygı ve ölümle karşı karşıya kaldığı anlarda veya bir felaketin beklendiği durumlarda insanın, kaderi ve acizliği karşısında alay ederek, kahkaha atarak ve şakalar yaparak bir tür psikolojik direniş gösterme literatürü olduğunu da ortaya koyuyor.
... Ve gülüyoruz ağlanacak halimize!
Arap ve Mağrip ülkelerindeki insanların zihinlerinde bugünlerde neler ürettiğine ilişkin bir okuma yapıldığında, binlerce kurbanı olduğu şeklindeki haberle kendisini kuşatan koronavirüs salgınıyla karşı karşıya iken bunun bir konuda bize yapılan bir uyarı olduğunu düşündüğü görülüyor. O da salgının getirdiği ölümle boğuşan insanoğlunun salgın karşısında kim olursa olsun aynı sınıfta yer aldığı, tüm ideolojilerinin öldüğü ve kurtuluş arayışında ne kadar aciz kaldığıdır.
İster İtalya’da, Güney Kore’de, ister Çin’de, Cezayir’de, ister Mısır’da, ABD’de veya Güney Afrika'da olsun herkes, aynı cümleleri kuruyor, aynı kurtuluşu arıyor ve aynı salgınla mücadele ediyor.
... Ve gülüyoruz ağlanacak halimize!
Sosyal ağlarda, din, dil, ırk, renk ve kültür ayrımı olmadan, sıcak veya soğuk, kuzey veya güney demeden coğrafyaların ötesine geçen yüzlerce, hatta binlerce şaka ve espri yapılıyor. Bunlara yine dini, etnik, kültürel veya renk ırkçılığı olmadan yorumlar yapılıyor, yanıtlar veriliyor ve gülünüyor.
Siyaset, cinsellik, kadın, erkek, korku, budalalık, yeme, içme, süslenme, zina, okuma ve hayvanlar gibi günlük yaşamın her alanında, sosyal medya üzerinden dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşan yüzlerce, hatta binlerce şaka yapılıyor.
Bu mizah akışına daha yakından bakıldığında, cinsellikle ilgili şakaların daha fazla olduğu görülüyor. Çünkü cinsellik dil bilmeyi gerektirmeyen insani bir ihtiyaçtır ve herkes, samimi fiziksel ve duygusal bir birliktelik olduğunda hemfikirdir. Dolayısıyla sosyal medya ağları üzerinde bu konudaki etkileşim güçlü, doğrudan ve geneldir. Cinsellikle ilgili yapılan şakalar, tüm kültürel, ideolojik ve dilsel sınırların ötesine güçlü bir geçiştir.
Daha sonra evin bölümlerinin dağılımıyla ilgili şakalar yapılmaya başladı. Özellikle kadınla özdeşleşmiş mutfak ile ilgili taş fırın erkeğinin yerini mutfak erkeğinin aldığı esprileri yapıldı. Birçok şaka, evdeki dağılımı, kamusal alandaki dağılım gibi ‘kadınlar için’ ve ‘erkekler için’ olarak tanımlayan bu sınırlarla ilişkilidir.
Bu şakalar aynı zamanda bizi kendiliğinden evde iş dağılımı yapma, köle ve efendi rolü dağıtma felsefesine götürüyor. Bu karantina süreci bize bir kadının dışarıda nasıl olursa olsun evde döndüğünde çalışmak, çamaşır ve bulaşık yıkamak, yemek pişirmek ve temizlik yapmak zorunda olduğunu gösteriyor. Bu tür şakalara şöyle bir bakıldığında, esas olarak kadınların evde üzerilerine düşen iş dağılımındaki insanlık dışı uygulamalar ortaya çıkıyor. Karantina süreci, bu haksız dağılımın günümüzde hala var olduğunu gözler önüne seriyor. Çünkü kadınlar hala daha fazlasına katlanmaya çalışıyor.
Dindarlıkla ilgili şakalar ise üçüncü sırada geliyor. Dinin siyasete alet edilmesinden mustarip toplumlar tarafından halk zekasıyla üretilen çok sayıda şakaya rastlıyoruz. Bu şakalar, her zaman çeşitli platformlara ve televizyon ekranlarına çıkıp, Kur’an’dan bir ayet okuyarak veya bir hadis söyleyerek ya da bir dua ederek ‘sadece Müslümanları’ ıstıraplarından kurtarabileceklerini öne süren bir grup vaizi utandırmak için hicivli bir üslupla ve zekice hazırlanmıştır. Bugün fırtınanın geçmesini beklerken ortadan kaybolan bu vaizler, fırtına geçtikten sonra eski konuşmalarına ve vaazlarına yeniden dönebilirler.
Dördüncü sırada ise korona ve karantina ile ilgili şakalar yer alıyor. Uzun zamandır sağlık alanında kaydettikleri gelişmeleri ve sağlık sistemlerinin ne kadar mükemmel olduğunu öven bazı ülkelerde şuan mevcut olan korkunç sağlık durumuyla ilgili yapılan bu şakalar sırasında, sağlıkçıların giydiği kıyafetlerin garip tezahürlerinin yanı sıra siyasetçi, bilim adamı veya din adamı gibi önde gelen bazı isimleri garip maskeler takmış gibi gösteren tasvirler ortaya çıkıyor. Bununla birlikte koronavirüsle mücadele ve hijyen konusunda panik derecesine ulaşmış abartılı bir korku tasvir ediliyor.
Öte yandan duygusal bir bakış açısıyla, yüksek ironiyle ve karantina altında yapılan şakalar yoluyla, modern evlilik ilişkisi ve eşlerin birbirine bir gün veya birkaç gün ya da bir hafta veya haftalar boyu tahammül etme kapasitesi gözler önüne seriliyor. Karantina şakaları, eşler arasındaki duygusal ve fiziksel bağlılığı ortaya koyuyor.
Mizah sanatı kadının karantina sürecinde ayna ile olan ilişkisine, güzelliğine ve fiziğine verdiği öneme ironik bir şekilde değiniyor. Bu ironi, karantinanın, ekonomik tehdidi altındaki kozmetik ürünler üreten uluslararası şirketlerin endişelerine ilişkin eleştiriler barındırıyor. Bu tür şakalar çoğu zaman, kadının karantina altında güzelliğine ve fiziğine daha az özen göstermeye başlamasından dolayı erkeklerin eskiye duyduğu özlem ile ilgili yapılıyor.
...Ve gülüyoruz ağlanacak halimize!
Karantina ve hastalığın gölgesi ile birçok insanın maruz kaldığı salgın fobisinin neden olduğu psikolojik çöküş ve patolojik saplantıyla savaşmak için farklı ülkelerden, farklı kültürlerden ve farklı dinlerden binlerce insan, çeşitli mecralarda, karantina günleri ve vatandaşların zor koşullar altındaki günlük yaşamları hakkında şaka videoları paylaşıyor. Paylaşım yapılan bu mecralar, adeta yenilgi psikolojisine karşı direnen bir güce dönüşmüş durumda.
Sosyal medyadaki gruplar, sayfalar ve kullanıcılar arasında dolaşan videolar, metinler, karikatürler veya fotoğraflarla mizah yapılıyor. Karantina ve koronavirüs salgını ile ilgili kültürel ve sanatsal üretimin sosyo-politik ve sosyo-kültürel okuması yapıldığında, bu sanatsal ve kültürel medya üretiminin, toplumlarımızın ulaştığı sosyal, siyasi, kültürel ve dini düzeylerde toplumsal ve bireysel farkındalık derecesinin gerçek bir resmini çizdiği görülüyor. Bu farklı inançlardan, siyasi sistemlerden ve farklı dillerden insanların bir araya gelmesiyle üretilen bir mizahtır ve korku karşısında kullanılan kolektif bir silahtır. Aynı zamanda kadınlarla, evdeki görev dağılımıyla, din ve dindarlıkla, arkadaşlıkla, kurumlarla ve çocuklarla ilişkilerdeki eski davranışların gözden geçirilmesi anıdır.
...Ve gülüyoruz ağlanacak halimize, belki karşılaştığımız felaket bir nebze olsun yumuşar diye.  Çünkü eğer herkes bir araya gelirse buna direnebilir ve başarıyı umabiliriz.

* Emin ez-Zavi’nin Independent Arabia’da yer alan bu yazısı, Şarku’l Avsat tarafından çevirisi yapılmıştır.



Bilim insanlarından kasırgalara karşı "hava jiu-jitsusu" yöntemi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Bilim insanlarından kasırgalara karşı "hava jiu-jitsusu" yöntemi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanlarının "hava jiu-jitsusu" adını verdiği bir teknikle, kasırgalar gibi aşırı hava olayları bir gün yoğun nüfuslu bölgelerden uzaklaştırılarak verdikleri hasar sınırlandırılabilir.

İklim değişikliği, kuraklık, sel, sıcaklık dalgaları ve ani soğuklar gibi aşırı hava olaylarını daha sık ve şiddetli hale getirerek can ve mal kayıplarının artmasına yol açıyor. Aşırı hava koşullarının geçen yıl sadece ABD'de 417 milyar dolarlık hasara neden olduğu tahmin ediliyor.

Ancak hava durumunu kontrol etmeye yönelik çabalar, yerel yağışları teşvik etmek için yapılan bulut tohumlama gibi küçük ölçekli operasyonlarla sınırlı kalıyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi'nden araştırmacılar, bazı afetlerin en yıkıcı etkilerini önleyebileceğini öne sürdükleri, atmosfer üzerinde müdahaleler öneriyor.

Araştırmacılar bu teoriyi test etmek için yapay zeka ve atmosfer döngüsü modellerini kullanarak kavram kanıtı simülasyonları gerçekleştirdi.

Simülasyonlardan biri, 2012'deki Sandy Kasırgası'ndan birkaç gün önce dikkatle zamanlanmış küçük çaplı bulut tohumlama operasyonlarının, kasırganın rotasını yaklaşık 485 km kaydırarak New York'u ıskalamasını sağlayabileceğini gösterdi.

Başka bir simülasyon ise benzer bir hava operasyonunun 2021'de Teksas'taki soğuk hava dalgasında görülen en düşük sıcaklığı yaklaşık -7 dereceye yükseltebileceğini gösterdi. Eyalet, bu ani soğuk hava dalgasında -19 dereceye kadar düşen sıcaklıklara maruz kalmıştı.

Çalışma, "hava jiu-jitsusunun" mümkün olabileceğini öne sürse de araştırmacılar, bunun gerçek hayatta uygulanabilmesi için hava durumunu izleme teknolojisinde daha fazla ilerleme gerektiğini belirtiyor.

Ayrıca çeşitli aşırı hava olaylarının nerede ve nasıl kontrol edilebileceğine dair daha iyi bir teorik anlayışa da ihtiyaç var.

Yaygın kanı, atmosferik dolaşımda değişiklikler yaratmak için muazzam miktarda enerjiye ihtiyaç duyulduğu yönünde. Ancak yeni teoriye göre, çok daha az enerji gerektiren ve doğru zamanda uygulanan küçük müdahaleler, kasırgalar gibi tehlike oluşturan hava sistemlerinin izlediği rotaları değiştirebilir.

Araştırmacılar, hakemli dergi PLOS Water'da yayımlanan makalede şöyle yazıyor:

Kasırga modifikasyonu sorusunu yeni bir çerçeveye oturtarak kasırganın gücünü değiştirmekten ziyade, onun rotasını belirleyen rüzgarları değiştirmenin daha etkili olup olamayacağını sorduk.

Ancak bu yaklaşımın sosyal ve siyasi sonuçlarının kapsamlı bir şekilde araştırılması ve ele alınması gerekiyor.

Makalede, "Hedefe yönelik atmosferik müdahaleler, ulusal sınırların ötesinde kazananlar ve kaybedenler yaratabilir. Bu da sınır ötesi sorumluluk, rıza ve adil risk dağılımı gibi kritik soruları gündeme getirir" ifadelerine yer veriliyor.

DSVDFV
Hava jiu-jitsunun kavramsal illüstrasyonu (Qin Huang/Moyan Liu/Upmanu Lall)

Ancak araştırmacılar, önerilen yaklaşım başarılı olursa geleneksel afet yönetimini tamamlayıcı bir rol oynayabileceğini belirtiyor.

Bilim insanları, "Aşırı hava olaylarının toplum üzerindeki artan etkisi; barajlar, setler ve sigorta gibi geleneksel yaklaşımların tek başına bu tehlikelerin geniş çaplı sonuçlarına karşı koymaya yetmeyebileceğini vurguluyor" diyor. 

Hava jiu-jitsusu yeni bir paradigma öneriyor: Atmosferin kendi dinamiklerinden yararlanmak için dikkatle zamanlanmış ve yerleştirilmiş küçük müdahaleler kullanarak aşırı olayları zarar vermeden önce yönlendirme veya etkisini azaltma potansiyeli sunuyor.

Independent Türkçe


Kült fantastik filmin devamı 28 yıl sonra geliyor

Sandra Bullock ve Nicole Kidman'ın başrolü paylaştığı, Susanne Bier yönetmenliğindeki Aşkın Büyüsü 2, teyzeleri tarafından büyütülen Owens kardeşlerin fantastik hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Sandra Bullock ve Nicole Kidman'ın başrolü paylaştığı, Susanne Bier yönetmenliğindeki Aşkın Büyüsü 2, teyzeleri tarafından büyütülen Owens kardeşlerin fantastik hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Kült fantastik filmin devamı 28 yıl sonra geliyor

Sandra Bullock ve Nicole Kidman'ın başrolü paylaştığı, Susanne Bier yönetmenliğindeki Aşkın Büyüsü 2, teyzeleri tarafından büyütülen Owens kardeşlerin fantastik hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Sandra Bullock ve Nicole Kidman'ın başrolü paylaştığı, Susanne Bier yönetmenliğindeki Aşkın Büyüsü 2, teyzeleri tarafından büyütülen Owens kardeşlerin fantastik hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)

Sinema tarihinin unutulmaz cadıları yeniden sahnede. 

Warner Bros., 1998 yapımı kült film Aşkın Büyüsü'nün (Practical Magic) merakla beklenen devam halkasından ilk kapsamlı fragmanı seyirciyle buluşturdu. 

Başrolleri paylaşan Sandra Bullock ve Nicole Kidman, nesiller boyu süren ve ailelerindeki kadınların aşık olmasını engelleyen laneti kırmak için Dryden'a geri dönen Sally ve Gillian Owens kardeşler rolünde yeniden izleyici karşısına çıkıyor.

Fragman, Owens kardeşlerin cadı teyzesi Franny Owens'ın sözleriyle açılıyor:

Hiçbir büyü, kız kardeşlik bağından daha güçlü değildir. Kaderle sınanmış, zamanla sınanmış ve asla kopmamış bir bağ.

Fragmanın devamında Owens kardeşler aile lanetini bozmanın yollarını ararken, teyzeleri Jet'in yönlendirmesiyle karizmatik bir akademisyenle tanışıyor.

Akademisyenin üzerindeki büyüyü bozmak için Gillian, telaşlı ablası Sally'yi yardım etmeye zorluyor. İkilinin ayini sırasındaki komik atışmalarının ardından büyü bozuluyor ve adamın göğsünden fırlayan kara dumanlarla birlikte lanet ortadan kalkıyor. 

Bu gizemli akademisyen, ilerleyen sahnelerde Sally'nin gerçek gücünü kullanmasını sağlıyor. Bu durum, Sally'nin kayıp kızı Kylie'yi bulma yolculuğunda hayati bir rol oynayacak gibi görünüyor.

Sally'nin fragmandaki, "Gücümün neler yapabileceğini gördüm. Kızlarımın da aynı güce sahip olabileceği fikri beni dehşete düşürüyor" sözleri ise yaşayacakları dramanın habercisi. 

Nitekim genç cadı Kylie, Owens ailesine aşık olan her erkeğin ölümüne yol açan bu laneti tek başına kırmaya karar vererek tehlikeli bir yola sapıyor. 

Teyzeleri Franny, "Bu onu karanlık bir yola sürükleyecek. Eğer onu bulmak istiyorsanız, birlikte çalışmalısınız" diyerek kız kardeşleri uyarıyor. 

Kylie'nin boyunu aşan bir işe kalkıştığı, alevler içindeki bir pentagrama bağlanıp pelerinli bir figür tarafından sihirli gücünün elinden alındığı sahnelerle netleşiyor. 

Bu tehlikeli macerada Kylie'ye, Game of Thrones'la yıldızı parlayan Maisie Williams'ın canlandırdığı kardeşi Antonia eşlik ediyor.

Aşkın Büyüsü 2'nin (Practical Magic 2) senaryosu, ilk filmin de senaristi olan isim Akiva Goldsman'la Succession'ın yazarı Georgia Pitchett'ın imzasını taşıyor. 

Hem Sandra Bullock'un hem de Nicole Kidman'ın yapımcı koltuğunda da yer aldığı bu proje, aynı zamanda Bullock'un 2022'den bu yana rol aldığı ilk sinema filmi.

Aşkın Büyüsü 2, 11 Eylül'de sinema salonlarında izleyiciyle buluşacak.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, People, Deadline


Stranger Things sırrı sadece üç kişide: Millie Bobby Brown ilk kez açıkladı

Millie Bobby Brown, Netflix'in fenomen dizisinde Hawkins Ulusal Laboratuvarı'nda gizli deneylere maruz bırakılan, psiko-kinetik ve telepatik süper güçlere sahip olan Eleven'ı canlandırmıştı (Netflix)
Millie Bobby Brown, Netflix'in fenomen dizisinde Hawkins Ulusal Laboratuvarı'nda gizli deneylere maruz bırakılan, psiko-kinetik ve telepatik süper güçlere sahip olan Eleven'ı canlandırmıştı (Netflix)
TT

Stranger Things sırrı sadece üç kişide: Millie Bobby Brown ilk kez açıkladı

Millie Bobby Brown, Netflix'in fenomen dizisinde Hawkins Ulusal Laboratuvarı'nda gizli deneylere maruz bırakılan, psiko-kinetik ve telepatik süper güçlere sahip olan Eleven'ı canlandırmıştı (Netflix)
Millie Bobby Brown, Netflix'in fenomen dizisinde Hawkins Ulusal Laboratuvarı'nda gizli deneylere maruz bırakılan, psiko-kinetik ve telepatik süper güçlere sahip olan Eleven'ı canlandırmıştı (Netflix)

Türkiye'de 1 Ocak'ta yayımlanan büyük finaliyle ekranlara veda eden Stranger Things, Millie Bobby Brown'un canlandırdığı Eleven'ın sonuna ilişkin pek çok soruyu da yanıtsız bıraktı.

Herkes Eleven'a gerçekte ne olduğunu merak ederken, genç aktrisin aslında karakterin sonunu bildiği ortaya çıktı. 

Katıldığı Happy Sad Confused adlı podcastin New York'taki canlı kaydında konuşan 22 yaşındaki Brown, dizinin yaratıcıları Duffer kardeşlerle aralarında özel bir gizlilik anlaşması olduğunu ve Eleven'ın kaderini dünyada sadece üçünün bildiğini itiraf etti:

Bana, 'Sakın kimseye söyleme çünkü bu aramızda gizli bir yemin' dediler. Başka hiç kimse bilmiyor, sadece üçümüz. Bundan sonrasına nasıl karar verecekleri tamamen onlara bağlı.

Programın sunucusu Josh Horowitz'in seyircilere Eleven'ın akıbetini sorması ve çoğunluğun "Hayatta" yanıtını vermesi üzerine gülümseyen ünlü yıldız, "Umut dolu bir seyircimiz var, bunu seviyorum!" dedi. 

Karakterin yaşayıp yaşamadığı sorusuna ise esprili bir yanıt verdi: 

Artık herkes bana sadece 'İnanıyor musun?' diye soruyor. Elbette inanıyorum. Açıkçası buna inanmak zorundayım. Yoksa ocak ayını atlatamazdım.

"Hâlâ arkadaşız değil mi?"

Dizinin final yapmasının ardından yaşadığı duygusal boşluğu da samimiyetle paylaşan Brown, 10 yaşından beri hayatının merkezinde olan bu projeye veda ettikten sonra duygusal açıdan zor bir dönem geçirdiğini söyledi:

Benim için çok zordu. Normalde son derece neşeli ve tasasız biriyimdir, diziden ayrıldıktan sonra böyle bir şey yaşamayı hiç beklemiyordum. Kimsenin bunu tam olarak anlayabileceğini sanmıyorum. O karakter artık benim bir parçama dönüşmüştü ve bu insanlar hayatımda kendi ailemden bile daha fazla yer kapladı. 10 yılın ardından buna veda etmek çok ama çok duygusaldı. Eleven'ı her şeyden çok özleyeceğim.

Bu duygusal süreci atlatabilmek için tüm ocak ayını rol arkadaşlarıyla aralarındaki bağı tazelemeye adadığını söyleyen oyuncu, kimseyle arasında kırgınlık kalmaması için özellikle çabaladığını anlattı:

Muhtemelen deli olduğumu düşündüler. Onlara sürekli, 'Hâlâ arkadaşız, değil mi? Yani, benimle konuşmayı bırakmayacaksınız değil mi?' ya da 'Eğer geçmişte sizi kırdıysam özür dilerim' gibi şeyler yazıyordum. Her şeyi yoluna koymaya çalışıyordum. Onlara 'Dile kolay, 10 yıl geçti ve ben gerçekten arkadaş kalmak istiyorum, siz benim kardeşimsiniz' dedim. Sonra bir gün sahilde otururken kendimi tutamadım ve hüngür hüngür ağladım, gerçekten çok zor bir dönemdi.

Ufukta neler var?

Stranger Things defterini kapatan Millie Bobby Brown, Netflix'le işbirliğini yeni projelerle sürdürmeye hazırlanıyor. Genç yıldız, Enola Holmes serisinin 1 Temmuz'da yayına girecek üçüncü filminde yeniden başrolde yer alacak. 

Ayrıca kendi yazdığı ilk romandan uyarlanacak olan Nineteen Steps ve Just Picture It gibi geliştirme aşamasındaki film projeleri bulunuyor. 

Öte yandan Deadline'ın paylaştığı son bilgilere göre Brown, Olimpik jimnastikçi Kerry Strug'ı canlandıracağı Netflix yapımı spor draması Perfect'in kadrosundan yakın zamanda ayrılmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, The Wrap, Variety