​Koronavirüs: Gülüyoruz ağlanacak halimize!

New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)
New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)
TT

​Koronavirüs: Gülüyoruz ağlanacak halimize!

New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)
New York’ta sosyal medya sitelerine göz atma pozu (Getty Images)

Emin ez-Zavi
Gülmek bir felsefedir. Henri Bergson, 1900 yılında kaleme aldığı ‘Gülme’ (Laughter) adlı kitabında gülmeyi böyle gördü, okudu ve yorumladı. Gülmek, insanın hayal kırıklıklarına direnme yoludur ve en nihayetinde toplumsal ve bireysel bilincin bir işaretidir. Mizah kültürünün geliştiği toplumlar, ayrıcalıklı ve kültürel mizah bilinci olan toplumlardır.
İnsanlık tarihi, felaketlerin bize gözyaşı, trajedi ve yıkım literatürü bıraktığını öğretiyor. Ancak tarihin bu mantığı, kaygı ve ölümle karşı karşıya kaldığı anlarda veya bir felaketin beklendiği durumlarda insanın, kaderi ve acizliği karşısında alay ederek, kahkaha atarak ve şakalar yaparak bir tür psikolojik direniş gösterme literatürü olduğunu da ortaya koyuyor.
... Ve gülüyoruz ağlanacak halimize!
Arap ve Mağrip ülkelerindeki insanların zihinlerinde bugünlerde neler ürettiğine ilişkin bir okuma yapıldığında, binlerce kurbanı olduğu şeklindeki haberle kendisini kuşatan koronavirüs salgınıyla karşı karşıya iken bunun bir konuda bize yapılan bir uyarı olduğunu düşündüğü görülüyor. O da salgının getirdiği ölümle boğuşan insanoğlunun salgın karşısında kim olursa olsun aynı sınıfta yer aldığı, tüm ideolojilerinin öldüğü ve kurtuluş arayışında ne kadar aciz kaldığıdır.
İster İtalya’da, Güney Kore’de, ister Çin’de, Cezayir’de, ister Mısır’da, ABD’de veya Güney Afrika'da olsun herkes, aynı cümleleri kuruyor, aynı kurtuluşu arıyor ve aynı salgınla mücadele ediyor.
... Ve gülüyoruz ağlanacak halimize!
Sosyal ağlarda, din, dil, ırk, renk ve kültür ayrımı olmadan, sıcak veya soğuk, kuzey veya güney demeden coğrafyaların ötesine geçen yüzlerce, hatta binlerce şaka ve espri yapılıyor. Bunlara yine dini, etnik, kültürel veya renk ırkçılığı olmadan yorumlar yapılıyor, yanıtlar veriliyor ve gülünüyor.
Siyaset, cinsellik, kadın, erkek, korku, budalalık, yeme, içme, süslenme, zina, okuma ve hayvanlar gibi günlük yaşamın her alanında, sosyal medya üzerinden dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşan yüzlerce, hatta binlerce şaka yapılıyor.
Bu mizah akışına daha yakından bakıldığında, cinsellikle ilgili şakaların daha fazla olduğu görülüyor. Çünkü cinsellik dil bilmeyi gerektirmeyen insani bir ihtiyaçtır ve herkes, samimi fiziksel ve duygusal bir birliktelik olduğunda hemfikirdir. Dolayısıyla sosyal medya ağları üzerinde bu konudaki etkileşim güçlü, doğrudan ve geneldir. Cinsellikle ilgili yapılan şakalar, tüm kültürel, ideolojik ve dilsel sınırların ötesine güçlü bir geçiştir.
Daha sonra evin bölümlerinin dağılımıyla ilgili şakalar yapılmaya başladı. Özellikle kadınla özdeşleşmiş mutfak ile ilgili taş fırın erkeğinin yerini mutfak erkeğinin aldığı esprileri yapıldı. Birçok şaka, evdeki dağılımı, kamusal alandaki dağılım gibi ‘kadınlar için’ ve ‘erkekler için’ olarak tanımlayan bu sınırlarla ilişkilidir.
Bu şakalar aynı zamanda bizi kendiliğinden evde iş dağılımı yapma, köle ve efendi rolü dağıtma felsefesine götürüyor. Bu karantina süreci bize bir kadının dışarıda nasıl olursa olsun evde döndüğünde çalışmak, çamaşır ve bulaşık yıkamak, yemek pişirmek ve temizlik yapmak zorunda olduğunu gösteriyor. Bu tür şakalara şöyle bir bakıldığında, esas olarak kadınların evde üzerilerine düşen iş dağılımındaki insanlık dışı uygulamalar ortaya çıkıyor. Karantina süreci, bu haksız dağılımın günümüzde hala var olduğunu gözler önüne seriyor. Çünkü kadınlar hala daha fazlasına katlanmaya çalışıyor.
Dindarlıkla ilgili şakalar ise üçüncü sırada geliyor. Dinin siyasete alet edilmesinden mustarip toplumlar tarafından halk zekasıyla üretilen çok sayıda şakaya rastlıyoruz. Bu şakalar, her zaman çeşitli platformlara ve televizyon ekranlarına çıkıp, Kur’an’dan bir ayet okuyarak veya bir hadis söyleyerek ya da bir dua ederek ‘sadece Müslümanları’ ıstıraplarından kurtarabileceklerini öne süren bir grup vaizi utandırmak için hicivli bir üslupla ve zekice hazırlanmıştır. Bugün fırtınanın geçmesini beklerken ortadan kaybolan bu vaizler, fırtına geçtikten sonra eski konuşmalarına ve vaazlarına yeniden dönebilirler.
Dördüncü sırada ise korona ve karantina ile ilgili şakalar yer alıyor. Uzun zamandır sağlık alanında kaydettikleri gelişmeleri ve sağlık sistemlerinin ne kadar mükemmel olduğunu öven bazı ülkelerde şuan mevcut olan korkunç sağlık durumuyla ilgili yapılan bu şakalar sırasında, sağlıkçıların giydiği kıyafetlerin garip tezahürlerinin yanı sıra siyasetçi, bilim adamı veya din adamı gibi önde gelen bazı isimleri garip maskeler takmış gibi gösteren tasvirler ortaya çıkıyor. Bununla birlikte koronavirüsle mücadele ve hijyen konusunda panik derecesine ulaşmış abartılı bir korku tasvir ediliyor.
Öte yandan duygusal bir bakış açısıyla, yüksek ironiyle ve karantina altında yapılan şakalar yoluyla, modern evlilik ilişkisi ve eşlerin birbirine bir gün veya birkaç gün ya da bir hafta veya haftalar boyu tahammül etme kapasitesi gözler önüne seriliyor. Karantina şakaları, eşler arasındaki duygusal ve fiziksel bağlılığı ortaya koyuyor.
Mizah sanatı kadının karantina sürecinde ayna ile olan ilişkisine, güzelliğine ve fiziğine verdiği öneme ironik bir şekilde değiniyor. Bu ironi, karantinanın, ekonomik tehdidi altındaki kozmetik ürünler üreten uluslararası şirketlerin endişelerine ilişkin eleştiriler barındırıyor. Bu tür şakalar çoğu zaman, kadının karantina altında güzelliğine ve fiziğine daha az özen göstermeye başlamasından dolayı erkeklerin eskiye duyduğu özlem ile ilgili yapılıyor.
...Ve gülüyoruz ağlanacak halimize!
Karantina ve hastalığın gölgesi ile birçok insanın maruz kaldığı salgın fobisinin neden olduğu psikolojik çöküş ve patolojik saplantıyla savaşmak için farklı ülkelerden, farklı kültürlerden ve farklı dinlerden binlerce insan, çeşitli mecralarda, karantina günleri ve vatandaşların zor koşullar altındaki günlük yaşamları hakkında şaka videoları paylaşıyor. Paylaşım yapılan bu mecralar, adeta yenilgi psikolojisine karşı direnen bir güce dönüşmüş durumda.
Sosyal medyadaki gruplar, sayfalar ve kullanıcılar arasında dolaşan videolar, metinler, karikatürler veya fotoğraflarla mizah yapılıyor. Karantina ve koronavirüs salgını ile ilgili kültürel ve sanatsal üretimin sosyo-politik ve sosyo-kültürel okuması yapıldığında, bu sanatsal ve kültürel medya üretiminin, toplumlarımızın ulaştığı sosyal, siyasi, kültürel ve dini düzeylerde toplumsal ve bireysel farkındalık derecesinin gerçek bir resmini çizdiği görülüyor. Bu farklı inançlardan, siyasi sistemlerden ve farklı dillerden insanların bir araya gelmesiyle üretilen bir mizahtır ve korku karşısında kullanılan kolektif bir silahtır. Aynı zamanda kadınlarla, evdeki görev dağılımıyla, din ve dindarlıkla, arkadaşlıkla, kurumlarla ve çocuklarla ilişkilerdeki eski davranışların gözden geçirilmesi anıdır.
...Ve gülüyoruz ağlanacak halimize, belki karşılaştığımız felaket bir nebze olsun yumuşar diye.  Çünkü eğer herkes bir araya gelirse buna direnebilir ve başarıyı umabiliriz.

* Emin ez-Zavi’nin Independent Arabia’da yer alan bu yazısı, Şarku’l Avsat tarafından çevirisi yapılmıştır.



Düşmanlara zarar verme büyüsü içeren Roma tableti keşfedildi

Mısır üslubunda Antik Yunanca yazılmış Heerlen lanet tableti, tanrılara ve iblislere sesleniyor (Elke Fuchs/Papiroloji Enstitüsü/Heidelberg Üniversitesi)
Mısır üslubunda Antik Yunanca yazılmış Heerlen lanet tableti, tanrılara ve iblislere sesleniyor (Elke Fuchs/Papiroloji Enstitüsü/Heidelberg Üniversitesi)
TT

Düşmanlara zarar verme büyüsü içeren Roma tableti keşfedildi

Mısır üslubunda Antik Yunanca yazılmış Heerlen lanet tableti, tanrılara ve iblislere sesleniyor (Elke Fuchs/Papiroloji Enstitüsü/Heidelberg Üniversitesi)
Mısır üslubunda Antik Yunanca yazılmış Heerlen lanet tableti, tanrılara ve iblislere sesleniyor (Elke Fuchs/Papiroloji Enstitüsü/Heidelberg Üniversitesi)

Hollanda'da keşfedildikten sonra çözümlenen bir Roma tabletinin, düşmanlara zarar vermek amacıyla tanrıları ve iblisleri çağırmaya yönelik "sihirli" büyüler içerdiği ortaya çıktı.

Eser, Hollanda'nın Heerlen belediyesindeki Aşağı Germania adlı Roma eyaletine ait bir arkeolojik kazı alanında bulundu.

Yaklaşık 9,3'e 4,8 santimetre boyutlarındaki tablette, o dönemde yaygın olan Latince değil, Mısır üslubuyla yazılmış Antik Yunanca metinler yer aldığı tespit edildi.

Heidelberg Üniversitesi Papiroloji Enstitüsü'nden araştırmacılar, tablette üç farklı karakter grubunun kullanıldığını saptadı.

Bu tür lanet tabletleri genellikle ağır, dokununca serin bir his veren, işlenmesi kolay ve "bağlayıcı" özellikler barındırdığına inanılan bir malzeme olan kurşundan yapılır.

Daha küçük lanet tabletlerine büyüler veya bağlayıcı tılsımlar yazılarak daha sonra bunlar mahkemedeki rakiplerini, atletik veya romantik rakipleri etkilemek ya da "bağlamak" amacıyla toprağa gömülürdü.

Araştırmacılar Heerlen tabletini, 2. yüzyılda eski Roma askeri yerleşimi Coriovallum'un bulunduğu Belediye Binası meydanının altındaki bir çukurda keşfetti.

Bilim insanları yazıyı açığa çıkarmak için değişken ışıklandırma kullanarak yazıtın çok sayıda fotoğrafını çeken bilgisayar destekli bir fotoğraf tekniği kullandı.

Daha sonra tek tek çekilen fotoğraflar dijital ortamda tek bir görüntü haline getirilerek yüzeydeki en küçük ayrıntıların bile net bir şekilde ortaya çıkması sağlandı.

Tabletin, çeşitli tanrılara ve iblislere Mısır tarzında seslendiği ancak Antik Yunanca yazıldığı tespit edildi.

Bu, Kuzey Avrupa'da bulunan Latince yazılmış diğer lanet tabletlerinin çoğundan belirgin şekilde ayrılıyor.

Heerlen tabletinde köleler diye anılan iki erkek ve iki kadının isimleri de yer alıyordu.

Heidelberg'den papirolog Rodney Ast, "Bu tablet ya bu 4 köleye yönelik bir lanet ya da onların adına adı belirtilmeyen bir kişiye yönelik bir lanet olarak kullanıldı" diyor.

Kölelerin ismi yazılırken erkeklerde Latince, kadınlarda ise Yunanca gibi farklı dillerin kullanılması da araştırmacıların ilgisini çekti.

Papiroloji Enstitüsü'nden araştırma görevlisi Julia Lougovaya şu ifadeleri kullanıyor:

İki kadından birinin yazıtın yazarı olduğu ve bu tür lanetler aracılığıyla ilahi güçlerle iletişim kurulabildiğine dair inancı Roma Mısırı'ndan getirdiği ihtimali elenemez.

Lanet tableti, Roma Mısırı'nda büyünün önemli bir rol oynadığının da göstergesi.

Koruma ve şifayla ilgili bazı uygulamalar resmen tanınıp dini yaşamın parçası kabul edilirken, kişinin kendi çıkarları için ve başkalarının zararına gerçekleştirdiği uygulamalar ise gizlice yapılıyordu.

Heidelberg Üniversitesi'nden Mısırbilimci Joachim Quack şunları söylüyor: 

Milattan sonraki ilk yüzyıllarda Yakın Doğu, Mısır, Yahudi ve hatta bazen Hıristiyan gelenekleri giderek birbirine karışarak o dönemin tüm Roma İmparatorluğu'na yayıldı. Heerlen'deki bu keşif, bu gelişmeyi etkileyici bir şekilde vurguluyor.

Independent Türkçe


The Walking Dead'de bir devir kapanıyor: Daryl'dan duygusal veda

Norman Reedus'ın The Walking Dead evreninde hayat verdiği ikonik Daryl Dixon karakteri çizgi romanda yer almasa da oyuncunun performansıyla dizinin en sevilen ve en uzun süre hayatta kalan figürlerinden biri oldu (AMC)
Norman Reedus'ın The Walking Dead evreninde hayat verdiği ikonik Daryl Dixon karakteri çizgi romanda yer almasa da oyuncunun performansıyla dizinin en sevilen ve en uzun süre hayatta kalan figürlerinden biri oldu (AMC)
TT

The Walking Dead'de bir devir kapanıyor: Daryl'dan duygusal veda

Norman Reedus'ın The Walking Dead evreninde hayat verdiği ikonik Daryl Dixon karakteri çizgi romanda yer almasa da oyuncunun performansıyla dizinin en sevilen ve en uzun süre hayatta kalan figürlerinden biri oldu (AMC)
Norman Reedus'ın The Walking Dead evreninde hayat verdiği ikonik Daryl Dixon karakteri çizgi romanda yer almasa da oyuncunun performansıyla dizinin en sevilen ve en uzun süre hayatta kalan figürlerinden biri oldu (AMC)

The Walking Dead evreninde bir devir kapanıyor. Norman Reedus, Instagram'da paylaştığı duygusal mesajla 16 yıldır canlandırdığı Daryl Dixon karakterine veda etti.

Moğolistan'daki motosiklet turunun ve Hong Kong Comic Con ziyaretinin ardından sosyal medyada sessizliğini bozan Reedus, hayranlarına ve arkasındaki dev ekibe hitaben uzun bir teşekkür mesajı paylaştı.

57 yaşındaki Reedus, çekimlerin son gününden kareleri de paylaştığı gönderisinde şu ifadelere yer verdi:

Moğolistan dönüşü nihayet son bölüme ait fotoğraflara bakma fırsatı buldum. Ekipten herhangi birini geride bırakmak gerçekten çok zordu. O anlara ait fotoğrafları buraya yüklemedim ama insanların bu sezonu görmesi için sabırsızlanıyorum. Şimdiye kadar çalıştığım en iyi set ekibiydi. İş bittiğinde hissettiğimiz o başarma duygusu kelimelerle tarif edilemez. Çok büyük bir emek ve yürek koyduk ortaya, bunu izlerken siz de hissedeceksiniz. Çok özel bir sezon oldu. Bu seferki veda çok farklı geliyor.

Reedus'ın paylaştığı 6 set fotoğrafında, evrenin bir diğer ikonik karakteri Carol Peletier'i canlandıran Melissa McBride da dikkat çekiyor. McBride, dizinin 4 sezonunda da Reedus'a eşlik etmişti.

Final sezonu ne zaman?

The Walking Dead: Daryl Dixon'ın İspanya'da çekilen 4. ve final sezonunun prodüksiyonu aslında geçen yılın sonlarında tamamlanmıştı. Çekimlerin tamamlanmasının ardından uzun süre sessiz kalan Reedus, kişisel hesabından ilk kez bu kadar uzun ve detaylı bir final açıklaması yaptı.

AMC, final sezonunun kesin yayın tarihi konusunda şimdilik sessiz kalmayı tercih etse de dizinin bu yılın sonlarına doğru ekrana geleceği biliniyor. 

Serinin önceki tüm sezonlarının eylülde prömiyer yaptığı göz önüne alınırsa ve evrenin bir diğer yan projesi Dead City'nin üçüncü sezonunun 26 Temmuz'da başlayacağı düşünülürse, Daryl Dixon'ın gelişi ekim ayına kayabilir. Bu gerçekleşirse hayranlar sonbaharda iki farklı The Walking Dead dizisini art arda izleme fırsatı bulacak.

Rick Grimes sürprizi gelecek mi?

Kamera arkası fotoğraflarında hayranların gözü hemen bir ismi aradı. Sosyal medyada, Andrew Lincoln'ün efsanevi Rick Grimes karakteriyle final sezonunda sürpriz bir şekilde boy göstereceğine dair çok güçlü iddialar dolaşıyor. Henüz resmi bir açıklama yapılmasa da izleyicilerin beklentisi bu yönde.

Final sezonuna dair teoriler ise bir hayli heyecan verici. Kendilerini zombi salgınının başladığı Fransa'da bulan Daryl ve Carol'ın, yeni sezonda nihayet ABD'ye dönmesi bekleniyor.

Geçen ekimde New York Comic Con'da konuşan McBride, 4. sezonun "üçüncüden çok daha iyi olacağını" belirtirken, Reedus da final bölümleri için "Ortalığı kasıp kavuruyoruz" diyerek çıtayı yükseğe koymuştu.

Reedus'ın vedası, dizinin sadık takipçilerini de duygulandırdı. Gönderinin altına yorum yapan hayranlardan biri, "Nasıl bir iş çıkardığınızı görmek için sabırsızlanıyorum. Ekibe ve bu sezona duyduğun sevgi her kelimenden okunuyor, her şey için teşekkürler" yazarken, bir diğeri geri sayıma başladıklarını söyledi: 

Melissa'yla verdiğiniz tüm bu emeklerin karşılığını göreceğimiz için çok heyecanlıyız, kesinlikle özel bir sezon olacak.

Norman Reedus'ın yeni rotası

Peki, Daryl Dixon defterini kapatan Norman Reedus’ı bundan sonra neler bekliyor? Başarılı aktörün kariyerindeki yeni adımlar da netleşmeye başladı. Reedus, 7 Ocak 2027'de vizyona girecek Pendelum adlı yeni bir korku filminde başrolü üstlenecek. 

Ayrıca kült film serisinin devamı niteliğindeki Şehrin Azizleri 3 (The Boondock Saints 3) üzerindeki çalışmalar hızla sürüyor.

The Walking Dead: Daryl Dixon'ın ilk üç sezonu Türkiye'de TV+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Deadline, Radio Times, Undead Walking


Oscar adayı yıldız milyar dolarlık seriye katılıyor

1977'de askeri diktatörlük altındaki Brezilya'da geçen Gizli Ajan'ın (O Agente Secreto) yıldızı Wagner Moura (solda), Netflix'in Narcos dizisiyle meşhur oldu (Netflix)
1977'de askeri diktatörlük altındaki Brezilya'da geçen Gizli Ajan'ın (O Agente Secreto) yıldızı Wagner Moura (solda), Netflix'in Narcos dizisiyle meşhur oldu (Netflix)
TT

Oscar adayı yıldız milyar dolarlık seriye katılıyor

1977'de askeri diktatörlük altındaki Brezilya'da geçen Gizli Ajan'ın (O Agente Secreto) yıldızı Wagner Moura (solda), Netflix'in Narcos dizisiyle meşhur oldu (Netflix)
1977'de askeri diktatörlük altındaki Brezilya'da geçen Gizli Ajan'ın (O Agente Secreto) yıldızı Wagner Moura (solda), Netflix'in Narcos dizisiyle meşhur oldu (Netflix)

Gizli Ajan'ın (O Agente Secreto) Oscar adayı yıldızı Wagner Moura, Margot Robbie ve Bradley Cooper'ın başrollerini paylaşacağı yeni Ocean's öncülüne katılmak için Warner Bros.'la masaya oturdu.

Yönetmen koltuğunda aynı zamanda filmin senaryosunu da kaleme alan Cooper'ın oturacağı yapım, 25 Haziran 2027'de sinemaseverlerle buluşacak. 

Yapımcılığı Cooper'ın yanı sıra Tom Ackerley, Josey McNamara ve Milan Popelka üstleniyor. Robbie'nin şirketi LuckyChap da projede yer alıyor.

Danny Ocean'ın anne ve babasıyla 1962 Monaco Grand Prix'sine yolculuk

Filmin hikayesi hâlâ gizliliğini koruyor. Ancak Robbie, CinemaCon'da proje hakkında ilk detayları paylaşmıştı.

Filmin, Danny Ocean'ın (George Clooney) azılı birer hırsız olan anne ve babasını konu alacağını nisanda doğrulayan Robbie, stüdyonun 2027 vizyon takvimi tanıtımında şu ifadeleri kullanmıştı:

Danny Ocean daha Las Vegas'a adımını bile atmadan önce, ona bildiği her şeyi öğreten iki dahi vardı: Anne ve babası. Yeni filmimizde onları en parlak dönemlerinde izleyecek ve 1962 Monaco Grand Prix'sinde gerçekleştirdikleri destansı bir soyguna tanıklık edeceğiz.

Milyar dolarlık seri

Ocean's serisinin kökenleri, başrollerinde Frank Sinatra, Sammy Davis Jr. ve Dean Martin gibi Rat Pack grubu üyelerinin yer aldığı 1960 yapımı ilk Ocean's 11 filmine dayanıyor. 

Steven Soderbergh'in yönettiği 2001 yapımı yeniden çevrimde George Clooney, Brad Pitt, Matt Damon ve Julia Roberts başrolleri paylaşmıştı. Film iki devam halkası doğururken, 2018'de Sandra Bullock, Cate Blanchett, Anne Hathaway ve Rihanna'nın yer aldığı Ocean's Eight'in de önünü açmıştı.

Wagner Moura'nın yükselişi

Kariyerinde dönüm noktası yaşayan Wagner Moura, bu yıl Kleber Mendonça Filho imzalı Gizli Ajan'daki performansıyla sinema tarihine geçti. 

49 yaşındaki Moura, bu rolle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilen ilk Brezilyalı oldu.

Başarılı oyuncu ayrıca bu performansıyla Cannes Film Festivali ve New York Sinema Eleştirmenleri Birliği tarafından da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine layık görüldü. 

Netflix'in Narcos dizisindeki Pablo Escobar portresi ve Alex Garland imzalı İç Savaş'taki (Civil War) rolüyle dünya çapında tanınan aktörün sıradaki projeleri dikkat çekiyor.

Moura, Louis Leterrier'nin Netflix için çektiği gerilim filmi Son Ev'de (The Last House) Greta Lee'yle başrolü paylaşıyor.

Ayrıca Alicia Vikander'la rol aldığı ve prömiyerini Tribeca Film Festivali'nde yapan Rachel Rose imzalı The Last Day'de izleyici karşısına çıkacak. 

Moura ayrıca Last Night at the Lobster'ı yönetecek ve filmde Elisabeth Moss ve Brian Tyree Henry'yle birlikte rol alacak. Oyuncunun gündeminde Kristen Stewart'la kamera karşısına geçeceği Flesh of the Gods ve Ralph Fiennes'le Colin Farrell'ı buluşturan Art da bulunuyor.
Independent Türkçe, Deadline, Variety