​Çin, koronavirüs bilançosunu örtbas etmekle suçlanıyor

Wuhan’daki bir fast food şubesinin önü. (EPA)
Wuhan’daki bir fast food şubesinin önü. (EPA)
TT

​Çin, koronavirüs bilançosunu örtbas etmekle suçlanıyor

Wuhan’daki bir fast food şubesinin önü. (EPA)
Wuhan’daki bir fast food şubesinin önü. (EPA)

Çin’in koronavirüs salgınının çıkış noktası olan Hubei eyaletine yönelik yasağı kaldıracağı yönünde yaptığı duyuru, bir milyon kişinin yakalandığı, on binlercesinin ise hayatına mâl olan salgının sona erdiği umutlarını yeşertti. Ancak Çin’in resmi olarak açıkladığı vaka ve ölüm verilerinin güvenilirliği konusunda şüpheler mevcut.
Batılı kaynaklar, salgın karşısındaki zaferini erken kutlamak ve işaret parmağını Avrupa’ya yöneltmekle suçladıkları Pekin’e süreci ‘yanıltıcı’ bir biçimde yürüttüğü eleştirisinde bulunuyor. 
İngiliz medyasındaki bazı haberlerde, Londra’nın Pekin’in Kovid-19 vakalarının gerçek boyutunu gizlediği konusundaki öfkesi yer aldı. Çarşamba akşamı yayınlanan ABD istihbarat raporunda da Çin salgının bilançosu konusunda ‘yanıltıcı olmakla’ suçlanmıştı.
İngiliz Muhafazakâr Parti’nin eski lideri Iain Duncan Smith, Daily Mail tarafından yayınlanan makalesinde ülkelerin ticaret anlaşmaları yapmak umuduyla uzun zamandır Çin’e ayak uydurduğuna dikkat çekti. “Ancak yalnızca bu korkunç salgın sona erdiğinde bu ilişkiyi yeniden düşünmeli, daha dengeli ve açık bir temelde inşasına başlamalıyız” ifadelerini kullandı.
The Sunday Times ise daha ileriye giderek isim vermeden İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın danışmanlarının açıklamalarını aktardı. Gazetenin bilgilendirilmiş bir kaynaktan naklettiğine göre söz konusu danışmanlar, Çin’deki gerçek vaka sayısının rapor edilenlerden 15 ila 40 kat daha fazla olduğundan kuşkulandıkları görüşünde. Haberde söz konusu iddiada bulunan kaynağın “Kabul edilmesi mümkün olmayan ve tiksinç bir ‘yanıltma’ kampanyası mevcut. (Çin hükümeti) ciddi bir yanlış yaptığını bildiği için yalana başvuruyor”  ifadeleri yer aldı.
Bloomberg’in ABD’li üç yetkiliden aktardığı haberine göre, ABD istihbaratı da Çin’de bildirilen koronavirüs vaka ve ölüm verilerinin ‘gerçeklerden uzak’ ve ‘yanlış’ olduğu görüşünde. Bu tahmin, istihbaratın Beyaz Saray’a verilen raporda da yer aldı.
Cumhuriyetçi Senatör Ben Sasse, “koronavirüse bağlı ölü sayısının ABD’de Çin’den daha fazla olduğu iddiasının yanlış olduğunu, Çin Komünist Partisi’nin bu konuda sürekli olarak yalan söylediğini” öne sürdü. Temsilciler Meclisi Üyesi William Timmons da ABD istihbaratının aslında halihazırda bildikleri bir durumu doğruladığını söyledi. Çin’in virüsün tehlikesini aylarca örtbas ettiğine dikkat çeken Timmons “Dünya bugün Pekin’in hatalarının bedelini ödüyor” ifadesini kullandı.
Pekin ise eşi benzeri görülmemiş bir suçlamayla ortaya çıkmış, ABD ordusunu virüsü Wuhan’da yaymaktan sorumlu tutmuştu. Bu da Washington ile ABD’nin birbirine yönelik suçlamalarının tonunu sertleştirmişti. ABD Başkanı Trump ve Dışişleri Bakanı’nın ‘Çin virüsü’ veya ‘Wuhan virüsü’ tabirleri ise Çin’in kendi topraklarındaki ABD’li gazetecileri kovmasıyla eşzamanlı olarak geldi.
ABD ve Çin liderleri, birkaç gün önce ‘diplomatik ateşkes’ ilan etmeyi başarmıştı. Ardından da Trump, Pekin’in virüsle mücadelede verdiği çabalara saygı duyduğunu ifade etmişti. Ancak bu ateşkes uzun sürmedi. Zira sözlü çatışma, şüphelerin doğrudan dillendirildiği bir aşamaya geçti.
Trump’a Pekin’in resmi rakamları örtbas edip etmediği sorulduğunda “Verilen rakamlar gerçeklerden biraz daha az gibi görünüyor” demekle yetinmiş, ardından da Çin ile ilişkilerin ‘iyi’ olduğuna söylemişti.
Ancak Başkan Yardımcısı Mike Pence bu konuda biraz daha ileriye gitmiş, çarşamba günü yaptığı açıklamada “Çin’deki salgın tüm dünyanın virüsü öğrendiği aralık ayından çok önce ortaya çıkan bir gerçekti. Belki de bir ay öncesindeydi” ifadelerini kullanmıştı.
Beyaz Saray'ın Kovid-19 ile Mücadele Kurulu Koordinatörü Dr. Deborah Birks de Çin’de bildirilen bilançonun gerçeğinden çok daha az olduğunu doğrulamış ve “İtalya ve İspanya’da olanlar göz önüne alındığında birçok istatistiği kaçırdığımızı düşünüyorum” demişti.
Pekin ise ABD’li yetkililerin suçlamalarını ‘küstahça’ olarak niteleyerek reddetti. Reuters’ın haberine göre Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ülkesinin geçen yılın sonlarında ortaya çıkan salgın hakkında açık ve şeffaf bir yol izlediğini vurguladı. Aynı zamanda ABD’nin böyle bir sağlık sorununu siyasallaştırmayı bir kenara bırakıp halkının güvenliğine odaklanması gerektiğini de sözlerine ekledi. Bu konudaki tartışmanın önümüzdeki aylarda, hatta yıllarda da iki ülke arasındaki ilişkilere hakim olması bekleniyor.
Hem Çin hem de Batı kaynaklı bazı haberler, Wuhan sakinlerinin yayınladığı fotoğraf ve ifadelerinin, resmi olarak açıklanan 3 bin 294’ten çok daha fazla olduğunun bir göstergesi olduğuna işaret ediyor. Çin’de ülke çapındaki sinemaların kapatılması kararının ülkede salgın nedeniyle kapanan birçok yerin yeniden açılışının kutlanmasından birkaç saat sonra çıkarılması ise salgının henüz kontrol altına alınmadığının kanıtı sayılıyor. 
Çin merkezli Caixin ağı, cesetlerin küllerinin bulunduğu yüzlerce kutunun akrabalarına dağıtılmadan önceki fotoğraflarını yayınlamıştı. ABD’nin desteklediği Radio Free Asia ise her gün yaklaşık 500 kutunun ailelere dağıtıldığını, bunun da gerçekteki ölü sayısının ilan edilenden çok daha fazla olduğuna işaret ettiğini bildirmişti. 
Ancak yapılan değerlendirmeler söz konusu tahminlere güvenilir bir tistik olarak bakmanın zor olduğu yönünde. Zira karantina döneminde salgınla ilgisi olmayan sebeplerden ölenlerin de bu tahminlere dâhil edilmiş olabileceği belirtiliyor.
Aynı şekilde Şi hükümetinin mi kasıtlı bir şekilde gerçek sayıları gizlediği yoksa bu vakaları hesaplama mekanizmasının kullanımında mı zorluklarla karşılaşıldığı konusunda da şüpheler mevcut. Nitekim diğer ülkelerin de benzer zorluklarla ya da bu konudaki eksikliklerle karşı karşıya olduğu biliniyor. 
Daha önce yalnızca koronavirüsün neden olduğu hastalığın belirtilerini gösteren vaka sayısını yayınlayan ve bu yüzden ülke içi baskıya maruz kalan Pekin, dün ilk kez hiç belirti göstermeyen vakaların sayısını da duyurdu. Çin Ulusal Sağlık Komisyonu çarşamba günü, belirti göstermeyen ancak taşıyıcı konumunda olan bu vakaların sayılarını vatandaşların artan endişesini dindirmek için günlük olarak yayınlayacağını bildirmişti.
Çin’deki vaka ve ölüm oranlarının mütevazi seviyelerde kalmasının arkasındaki nedenlerden birinin de yerel yetkililerin siyasi kaygılar nedeniyle salgının kendi topraklarında yayıldığını saklamaları olabileceği belirtiliyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.