Hafız Esed’in kara kutusu Haddam’ın ardından

​Lübnan'da ‘yüksek elçi’ lakabıyla anılan Abdülhalim Haddam (Getty)
​Lübnan'da ‘yüksek elçi’ lakabıyla anılan Abdülhalim Haddam (Getty)
TT

Hafız Esed’in kara kutusu Haddam’ın ardından

​Lübnan'da ‘yüksek elçi’ lakabıyla anılan Abdülhalim Haddam (Getty)
​Lübnan'da ‘yüksek elçi’ lakabıyla anılan Abdülhalim Haddam (Getty)

Sevsen Mehanna
Suriye’nin eski Devlet Başkanı Hafız Esed’in Fransa'da vefat eden Yardımcısı Abdülhalim Haddam’ın hayatı, bir polis devleti olan Suriye’nin tarihini ve iktidardaki Baas rejimini tüm ayrıntılarıyla yansıtıyor.
17 yaşında Arap Sosyalist Baas Partisi'ne katılan Haddam, Hafız Esed döneminde ve ardından halihazırdaki Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde, 30 yıl boyunca Kuneytra Valiliği’nden Dışişleri Bakanlığı’na kadar çeşitli makamlarda bulundu ve 1984 yılında Devlet Başkanı Yardımcılığına atandı.
Haddam, 2005 yılının Aralık ayında rejimden ayrıldı. Yolsuzluk davalarına karışmakla ve Refik Hariri suikastı hakkında Uluslararası Soruşturma Komisyonu’na yalan ifade vermekle itham edildi. 17 Ağustos 2008 tarihinde Şam'da gıyabında ağır koşullarda ömür boyu hapis cezası verildi.

Haddam’ın rejimden kopuşu
Haddam, Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra yurtdışına kaçtı ve orada yaşamaya başladı. Beşşar Esed’e düşmanlığını ilan ederek onu İran'ın bölgedeki nüfuzundan ve Hariri suikastından sorumlu tutan Haddam, rejimle ters düştü. Esed’in suikasttan aylar önce Hariri’yi tehdit ettiğini söyleyen Haddam, Hariri'nin kendisinden ‘Esed’in onu tehdit ettiği ve sert konuştuğunu’ duyduğunu belirtti.
1970'li yıllarda Suriye Müslüman Kardeşler (İhvan) Teşkilatı’na karşı verilen siyasi savaşa öncülük eden Haddam, 2006 yılında İhvan ile ittifak yaparak “Ulusal Kurtuluş Cephesi”ni kurdu.

“Rejimin sırlarını ifşa etmeyen adam”
Abdülhalim Haddam, Banyas şehrinden orta sınıf Sünni bir aileden geliyordu ve Hafız Esed’in halefi olacak muhtemel adaydı. Fakat bunun aksi oldu. Haddam, Hafız Esed’in vefatının ardından oğlu Esed’in iktidarını sağlamlaştırması için ona yardımcı oldu.  
Haddam, 10 Haziran 2000’de 37 günlük bir geçiş döneminde geçici olarak Devlet Başkanlığı görevini üstlendi. Aynı yıl 17 Temmuz'da Esed devlet başkanı oldu. Anayasanın 83’üncü maddesi, Esed’in Devlet Başkanlığı’na adaylığını koymasına imkân verecek şekilde değiştirildi. Ertesi gün Haddam, 11 Haziran 2000 tarihinde çıkardığı 9 Sayılı Kanun ile Devlet Başkanlığı için aday yaşının 34 olmasını öngören ilgili maddede değişiklik yaptı. Sonrasında Esed, Albay rütbesinden Generalliğe terfi etti ve Silahlı Kuvvetler Komutanı olarak atandı.
“Rejimin sırlarını ifşa etmeyen adam” olarak bilinen Haddam, verdiği birçok röportajda, Esed rejiminin ancak ABD liderliğindeki bir koalisyonun üstleneceği askeri bir operasyonla düşebileceğini dile getirdi. Ayrıca Suriyelilerin 2011 yılında devriminin patlak vermesinden sonra, dünyanın onları korumak için müdahale etmemeleri durumunda kendilerini savunmak için silahlanmaları gerektiğini söyledi. Ancak buna rağmen Haddam, Suriyelilerin gözünde ‘Baba Liderin’ yolunun yolcusu olarak görüldüğünden dolayı, rejime muhalif bir portre çizemedi.
Independent Arabia Başyazarı Advan el-Ahmeri, Şarku’l Avsat gazetesi için 3 Haziran 2014 tarihinde Abdülhalim Haddam ile bir röportaj yaptı. Haddam bu röportajında, Lübnan dosyasıyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu:
“Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud’un görev süresinin yenilenmesinin ardından Hafız Esed ile bir anlaşmazlık yaşadık. Esed, Lahud’un görev süresinin yenilenmesini istiyordu. Çünkü oğlu Beşşar, onun yanındaydı. Burada Hafız'ı, Lahud aracılığıyla Lübnan'ı kontrol edebileceğine ikna eden kimseler vardı. Lahud’un görev süresi yenilenince Lübnan dosyasını bıraktım. Hafız Esed, sürpriz bir şekilde Lübnan dosyasını oğlu Beşşar’a teslim etti.”

Siyasi Troyka
Lübnanlı siyasetçiler arasında Ebu Cemal olarak da anılan Abdulhalim Haddam, Beşşar’ın yıldızının parlamasının ardından Lübnan dosyasını bıraktı. Fakat 1976 yılından itibaren Lübnan arenasında önemli bir rol oynamıştı ve geniş bir nüfuzu vardı. Lübnan'da kendisine ‘yüksek elçi’ lakabı takılan Haddam, meşhur “Lübnan ya Suriye ile birlikte olacak ya da Suriye’ye bağlanacak” sözünün de sahibidir.
Haddam, Lübnan’da iç savaşın yaşandığı 1975-1990 yılları arasında; Aramoun Zirvesi'nden, 1985'teki üçlü anlaşmanın ve 1989'daki Taif Anlaşması’nın hazırlanmasına dek aktif rol oynadı. Velid Canbolat’ın yanı sıra İlyas el-Heravi, Nebih Berri ve Refik Hariri’nin oluşturduğu ‘siyasi troyka’ ile güçlü bir ilişkisi vardı. Fakat Hariri ile olan ilişkisi diğerlerinden farklıydı.
Hariri’nin Haddam’a Paris yakınlarındaki Onassis Kasrı’nı hediye ettiği söylenir. Haddam, rejimden ayrıldıktan sonra buraya yerleşti ve vefat edene dek burada yaşadı.
Lübnan Müstakbel Hareketi’nin eski bakanlarından Cemal Cerrah’ın paylaşmış olduğu bir tweet, ikili arasındaki ilişkinin derinliğini yansıtıyor.
Haddam’ın vefat haberini kamoyuna ilk kez duyuran kişi olarak Cerrah, Twitter hesabı üzerinden Haddam ve Hariri’nin bir arada bulunduğu bir fotoğraf yayınladı ve altına şu yorumu yazdı: “Mekânın cennet olsun Ey Ebu Cemal! Ey benim sadık ve vefalı dostum!”
Velid Canbolat, Rachid Taha’nın Ya Rayah şarkısını paylaştı. Onun bu paylaşımının Haddam’ın vefatı dolayısıyla olduğu belirtildi.

‘Hariri mecbur bırakıldı’
Cerrah yaptığı bir basın açıklamasında, Suriye rejiminin birkaç kanatlı olduğunu ve elbette Haddam’ın da rejimin kompozisyonu içerisinde yer aldığını söyledi. Fakat kendisini ilgilendiren şeyin Haddam’ın Lübnan Başbakanı Refik Hariri ile olan ilişkisi olduğunu kaydeden Cerrah, ikili arasındaki ilişkinin dostluk, sevgi ve karşılıklı saygıya dayandığını söyledi. Haddam’ın anlaşmazlık yaşanan meseleleri çözmek için daima müdahil olduğunu dile getiren Cerrah, Suriye'nin Lübnan'daki müttefiklerinden ve hatta rejim tarafından haksızlığa maruz kaldığında Hariri'yi desteklediğini belirtti.
Buna karşılık Müstakbel Hareketi’nin destekçilerinden bazıları Cerrah’ın tweetine eleştiriler yönelterek şu değerlendirmede bulundular:
“Baba Hariri bu katil rejimle uğraşmak zorunda kaldı. Abdulhalim Haddam da bu rejimin maşalarından biriydi.”
Diğer yandan Müstakbel Hareketi’nin eski milletvekillerinden Mustafa Aluş, yaptığı basın açıklamasında, Cerrah’ın paylaşımının tamamen kişisel olduğunu, Müstakbel Hareketi'nin bu konuyla herhangi bir ilgisi olmadığını söyledi.
Eski Milletvekili Boutros Harb ise Haddam’ın, Lübnan’da nüfuz sahibi olduğu dönemde yaşananlardan sorumlu olmadığı yönündeki sözlerin doğru olmadığını söylediği açıklamasında, “Bu tarihi saptırmaktır. Çünkü Haddam, Suriye ve Lübnan istihbarat servislerinden de yardım alarak ülkeye güç ve kuvvetle hâkim oldu” ifadelerini kullandı.
Haddam’ın doğrudan veya yardımcıları ve müttefikleri aracılığıyla Lübnan siyasi ve güvenlik yaşamının tüm ayrıntılarında kendini gösterdiğini söyleyen Harb, onun Lübnan'ı Şam'dan yöneten ‘Yüksek Elçi’ olduğunu dile getirdi. Haddam’ı sorumluluğundan kurtarmaya yönelik hiçbir girişimin işe yaramayacağı değerlendirmesinde bulunan Harb, tarihi gerçeklerin unutulmayacağını söyledi.

‘Kalbi kırık bir şekilde yaşadı ve öldü’
Lübnanlı gazeteci Necm Haşim ise onun hakkında şu ifadeleri kullandı:
“Baabda’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na sanki iktidarın bir ortağıymış gibi geldi ve birtakım şartlar dayattı. Sarayda uyur ve suikast korkusundan dolayı yastığının altında silah bulundururdu. Muhtemelen en önemli kayıtlar, ona ‘Sasa Üniversitesi mezunu’ lakabı takan Cumhurbaşkanı Kamil Şemun ile aralarında yaşananlardır.
Lübnan merkezli (Maruni Hristiyan) Marada Hareketi Başkanı Süleyman Franciye’nin destekçilerinden birinin onun hakkında şöyle dediği söyleniyor:
“Abdulhalim Haddam, kalbi kırık bir şekilde yaşadı ve öldü. Çünkü Süleyman Franciye onu ofisinde hiç ziyaret etmedi.”



Kahire'de Gazze Yönetim Komitesi’ne ilişkin istişareler yapılıyor

Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya'da, Hamas ve İsrail arasındaki sınır yakınlarında kurulan bir çadırda ders yapıyor (Reuters)
Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya'da, Hamas ve İsrail arasındaki sınır yakınlarında kurulan bir çadırda ders yapıyor (Reuters)
TT

Kahire'de Gazze Yönetim Komitesi’ne ilişkin istişareler yapılıyor

Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya'da, Hamas ve İsrail arasındaki sınır yakınlarında kurulan bir çadırda ders yapıyor (Reuters)
Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya'da, Hamas ve İsrail arasındaki sınır yakınlarında kurulan bir çadırda ders yapıyor (Reuters)

Gazze'deki ateşkes anlaşmasına ilişkin yeni istişareler dün Kahire'de başladı. Filistinli bir kaynak dün Şarku'l Avsat'a, Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyetinin anlaşmanın ikinci aşamasını görüşmek üzere Kahire'ye geldiğini söyledi. Kaynak, Gazze yönetim komitesinin Kahire'deki istişareler turunda kesinleştirileceğini ve özellikle bazı üyelerdeki değişikliklere ilişkin son gelişmelerden sonra, üyelerin isimlerinin gruplara bildirileceğini vurguladı.

Filistinliler arasındaki anlaşmazlık dün arttı. Hamas sözcüsü Hazım Kasım, hareketlerinin Filistin sorununu çözme çerçevesinde olumlu ve ilerici tutumlar sergilediğini belirterek, Filistin Yönetimi liderliğini "ulusal uzlaşma yolunda ilerlemeye" çağırmasıyla tırmandı.

Ancak Fetih hareketinin sözcüsü Munther el-Hayek, Gazze işlerini yöneten herhangi bir komitenin meşruiyetini Filistin Yönetimi'nden alması gerektiğini vurgulayarak, “buna aykırı herhangi bir hareketin Gazze ile Batı Şeria arasındaki siyasi bölünmeyi sürdüreceği” uyarısında bulundu.


Gazze'de bombalamalardan hasar gören binaların çökmesi sonucu dört Filistinli hayatını kaybetti

Filistinli yerinden edilmiş bir kadın, Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan bir binada yaşıyor (AFP)
Filistinli yerinden edilmiş bir kadın, Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan bir binada yaşıyor (AFP)
TT

Gazze'de bombalamalardan hasar gören binaların çökmesi sonucu dört Filistinli hayatını kaybetti

Filistinli yerinden edilmiş bir kadın, Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan bir binada yaşıyor (AFP)
Filistinli yerinden edilmiş bir kadın, Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan bir binada yaşıyor (AFP)

Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu hasar gören binalar ve evler, şiddetli rüzgar ve yağmur nedeniyle çöktü ve dört kişi hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı'nın (WAFA) bugün bildirdiğine göre, yerel kaynaklar, "Gazze şehrinin batısındaki dağ evlerinin yakınında bulunan Organza Salonu binasının bir bölümünün çökmesi sonucu 15 yaşındaki Rimas Bilal Hamuda'nın öldüğünü ve böylece çökme alanındaki şehitlerin sayısının üçe yükseldiğini" belirtti.

zxcsdfg
Yerinden edilmiş bir Filistinli çocuk Gazze şehrinde su kabını doldurmaya çalışıyor (AFP)

Wafa haberine şöyle devam etti: "Vatandaş Vefa Şerir (33 yaşında) da, Gazze şehrinin batısında, el-Sevra Caddesi yakınlarında, İsrail bombardımanı sonucu hasar gören bir evin duvarının fırtınalı hava koşulları nedeniyle yıkılması sonucu şehit oldu."


El-Alimi, Yemen'in güneyindeki yasadışı hapishanelerin kapatılması emrini verdi

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı, Riyad'da iki Alman yetkiliyi kabul etti (Saba)
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı, Riyad'da iki Alman yetkiliyi kabul etti (Saba)
TT

El-Alimi, Yemen'in güneyindeki yasadışı hapishanelerin kapatılması emrini verdi

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı, Riyad'da iki Alman yetkiliyi kabul etti (Saba)
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı, Riyad'da iki Alman yetkiliyi kabul etti (Saba)

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün, Aden, Lahj ve el-Dhale vilayetlerindeki tüm yasadışı hapishanelerin kapatılmasını emretti ve devletin yetkisi dışındaki silahlı gruplara destek verilmemesi konusunda uyarıda bulundu.

El-Alimi'nin talimatları arasında tüm yasadışı hapishanelerin ve gözaltı merkezlerinin kapatılması ve yasadışı olarak gözaltında tutulanların derhal serbest bırakılması yer alıyordu. Bu görevi yerine getirmek için güvenlik ve askeri kurumları Savcılık ve Adalet Bakanlığı ile koordinasyon kurmakla görevlendirdi.

Bu hamle, feshedilen Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı güçlerin devletin yetkisi dışında hapishaneler işlettiği yönündeki insan hakları suçlamalarıyla birlikte geldi.

El-Alimi ayrıca, devlete tabi olmayan silahlı grupları desteklemenin terörle mücadeleye katkıda bulunmadığını, aksine terörü yeniden ürettiğini ve terör ortamını genişlettiğini belirterek, güvenlik kaosu ve devlet kurumları dışında silahların yasallaştırılmasının Yemen'in, bölgenin ve uluslararası su yollarının güvenliği için en büyük tehdidi oluşturduğunu vurguladı.