Irak’ta İran yanlısı milis gruplardan ortak bildiri

Haşdi Şabi’ye bağlı güçler (AFP-Arşiv)
Haşdi Şabi’ye bağlı güçler (AFP-Arşiv)
TT

Irak’ta İran yanlısı milis gruplardan ortak bildiri

Haşdi Şabi’ye bağlı güçler (AFP-Arşiv)
Haşdi Şabi’ye bağlı güçler (AFP-Arşiv)

Irak’ta İran yanlısı silahlı sekiz grup ortak bir bildiri ile ABD'ye, siyasi güçlere ve Irak halkına bir takım mesajlar gönderdi. Söz konusu gruplar, bu mesajlarda ‘ABD saldırıları’ olarak adlandırdıkları olaylara karşılık verme andı içtiler. Bununla birlikte hükümeti kurmakla görevlendirilen Adnan ez-Zurfi'yi Washington’a çalışmakla suçlayan gruplar, Irak halkına ABD ve İsrail'e karşı direnişi sürdüreceklerine dair söz verdiler.
Ortak bildiri, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü komutanı İsmail Kaani’nin Ocak ayı başlarında selefi Kasım Süleymani’nin ABD tarafından düzenlenen hava saldırısında öldürülmesinin üzerinden iki ay geçmesinin ardından Bağdat'a gerçekleştirdiği ziyaret öncesi yayınlandı.
Bazı gözlemcilere göre ortak bildiri, Kaani’nin Bağdat’ta yaptığı görüşmelerin, Şii güçleri, yeni bir başbakan adayı belirleme ve Zurfi'nin hükümeti kurma görevine karşı çıkma konusunda birleştirememiş olabileceği tezini güçlendirebilir.
Ortak bildiri, kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran Asaib Ehli'l-Hak, Ketaib-i Seyidu’ş-Şuheda, Evfiya Hareketi, Ketaib-i Cund’ul-İmam, Nuceba Hareketi, Ketaib-i İmam Ali, Seraya Aşura, Seraya el-Horasani tarafından yayımlandı.
Gruplar, ortak bildirinin ABD’ye ve Irak’taki birliklerine yönelik bölümünde şu ifadelere yer verdiler;
“Irak halkının ve parlamentosunun kararını reddettikten ve birliklerinizi geri çekmeyerek Irak'ın egemenliğine ve halklarının yaşamlarına karşı saldırılarınızı devam ettirdikten sonra işgal güçleri olduğunuzu ve sadece güç diline saygı duyduğunuzu kanıtladınız. ABD güçlerine yönelik tüm operasyonların, saldırılarınıza karşı verilmiş basit bir yanıt olduğunu bilmelisiniz. Çünkü o sırada gruplar operasyonlar düzenleme kararı henüz almamıştı. Eğer Direniş Grupları bu basit karşılık sırasında güçlerini birleştirseydi, bunu kaldıramaz ve bulunduğunuz üslerin çoğunda var olmaya devam edemezdiniz.”
Bildiride, ABD güçlerinin Irak'ta son dönemde devam eden yeniden konuşlandırma faaliyetlerine, yer değiştirmelerine ve Irak'taki bazı üslerine Patriot hava savunma sistemleri kurulmasına atıf yapılarak, “Direniş gruplarına ve liderlerine yönelik son tehditlerinizin sadece yenilginizi örtbas etme girişimi olduğunu biliyoruz. Çünkü Direniş Grupları’yla savaşa girmek için çok zayıfsınız” ifadeleri yer aldı.
Bildiride, ABD’nin Irak’taki askeri varlığına karşı en güçlü ve en aktif eylemleri gerçekleştiren İran yanlısı silahlı grupların en güçlüsü olarak kabul edilen Hizbullah Tugayları’nın imzası bulunmuyordu. Hizbullah Tugayları özellikle ABD’nin Irak’taki havacılık merkezi olan Suriye-Irak sınırı yakınlarındaki Anbar'daki üssünü birkaç kez hedef aldı. Bildiride ismi olmayan diğer dikkat çeken gruplar ise; Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Tugayları ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'ne bağlı Seraya Selam oldu.
Şarku’l Avsat’a konuşan Direniş Grupları’na yakın bir kaynak, söz konusu bazı grupların bildiride imzasının olmayışını, daha önce ABD güçlerine karşı verilen mücadele sırasında aynı safta durmamaları nedeniyle diğer gruplara olan aşırı öfkelerinden kaynaklandığını belirtti.
Bildirinin siyasi güçlere hitap eden bölümünde ise söz konusu gruplar, başbakan adayı Adnan ez-Zurfi'yi CIA ajanı ve ABD’nin adayı olmakla suçladılar. Böylece ilk kez bir Şii başbakan adayı, Şii gruplar tarafından açıkça ABD’ye çalışmakla suçlandı. Bildiride şu ifadeler yer aldı;
“Adnan ez-Zurfi’nin ABD casusluk ajansının adayı olması onu reddetme konusundaki kararlı ve ilkeli duruşumuzu açıklıyor. Cumhurbaşkanını, bu kişiyi aday göstererek, protestocuların iradesine ve Merce-i Taklit’in (Iraklı Şiilerin en büyük dini otoritesi olan Ayetullah Ali Sistani) tavsiyelerine karşı adımlar attığı konusunda uyarıyoruz. Bazı milletvekillerinin bunun (Zurfi’nin adaylığının) onaylanmasına verdiği desteği kınıyoruz. Bu onlar için bir utanç kaynağıdır.”
Ancak gözlemciler arasında bildirinin zamanlaması ve önemi hakkında farklı görüşler söz konusu. İran yanlısı grupların, ‘Tahran’ın bölgedeki nüfuzunu azaltmasının bir sonraki aşamada kendilerini etkileyebileceğini düşündüklerini ve son zamanlarda analistler ve siyasi gözlemciler arasında çok fazla konuşulan ABD operasyonuna tamamen ikna olduklarını’ söyleyenler de var, silahlı grupların, başbakan olması halinde İran’ın Irak’taki nüfuzunu zayıflatacağına dair söz veren Adnan ez-Zurfi’nin hükümetin bir numarası olmasından endişelendiklerini söyleyenler de.
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari konuya ilişkin değerlendirmesinde, bildirinin Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Bağdat’a gerçekleştirdiği ziyaretinden hemen sonra yayımlandığına işaret ederek, “Kaani, Adnan ez- Zurfi'nin başbakanlık adaylığına karşı çıkılması konusunda Şii kanadı birleştirme görevinde başarısız olmuş olabilir” diye konuştu.
Şammari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bildiri ayrıca istifa eden Başbakan Adil Abdulmehdi döneminde, silahlı grupların siyasi kararlar üzerinde ne kadar etkili olduklarını da gösterebilir” dedi.
Bedir Tugayları’nın bildiride imzasının olmamasıyla ilgili değerlendirmesinde ise Şammari, “Bu, Bedir Tugayları’nın Hadi el-Amiri liderliğindeki siyasi kanadı Fetih Koalisyonu ile silahlı gruplar arasında bir tür rol değişimidir. Hedefi ise en başta Sünni ve Kürt siyasi güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin adaylığını desteklemekten vazgeçmeleri için baskı yapmaktır” ifadelerini kullandı.
Bildirinin hedefleri arasında Washington'a Şii siyasi güçlerin aldığı kararların silahlı gruplar kontrolünde olduğunu hatırlatma isteğinin de olabileceğini söyleyen Şammari, “Çünkü yanlış bir şekilde Adnan ez-Zurfi’nin bir CIA adayı olduğuna inanıyorlar” şeklinde konuştu.
Şammari ayrıca bildirinin, yeni hükümetin parlamentodan güvenoyu alması durumunda silahlı grupların, Zurfi ile ortak bir uzlaşı noktası bulma niyeti çerçevesinde ve Zurfi’nin bu grupların yönelimleri ve çıkarlarıyla uyumsuz bir şekilde hareket etmesi durumunda hükümet saflarını rahatsız edebileceklerini hatırlatma isteğiyle yayımlanmış olabileceğini de vurguladı.



Bağdat: Komşu ülkelere yönelik saldırılara karışanlar hakkında gerekli tüm tedbirler alınacak

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)
TT

Bağdat: Komşu ülkelere yönelik saldırılara karışanlar hakkında gerekli tüm tedbirler alınacak

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)

Irak hükümeti dün, Irak topraklarının Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) hedef alan saldırılar için bir üs olarak kullanıldığının kanıtlanması halinde ‘gerekli tüm tedbirleri alacağını’ vurguladı. Hükümet aynı zamanda her iki ülkedeki ilgili makamlarla koordinasyon sağlamak ve devam eden soruşturmaları takip etmek amacıyla özel bir komite kurulduğunu açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yayımlanan açıklamada, hükümetin Irak'ın ya da bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit eden hiçbir kişi veya gruba ‘göz yummayacağını’ belirterek hükümetinin silahın devlet tekeline alınması ve bölge ülkeleri ile uluslararası toplumla iş birliğinin güçlendirilmesi yoluyla güvenlik istikrarının sağlanmasına bağlılığının altını çizdi.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı resmi sözcüsü Sabah en-Numan ise açıklamasında Bakanlar Kurulu'nun Suudi Arabistan ve BAE’yi hedef alan saldırılara ilişkin soruşturmaların sürdürülmesi konusunu ele aldığını belirtti. Her iki ülkedeki ilgili taraflarla temasa geçmek üzere özel bir komitenin oluşturulduğunu belirten Numan, Irak topraklarının söz konusu saldırılar için kullanıldığının kanıtlanması halinde Başbakan Zeydi’nin buna karışanlara yönelik tüm tedbirlerin alınması talimatını verdiğini aktardı.

Irak hükümeti, Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik son saldırıları kınayarak, Irak topraklarının ya da hava sahasının ‘kardeş Arap ülkeleri ve bölge ülkelerine’ saldırı amacıyla kullanılmasını kesinlikle reddettiğini ve bu dosyada ‘kararlı biçimde hareket edeceğini’ vurguladı.


Hizbullah, Lübnan'ın güneyindeki İsrail topçu mevzileri ve askerî birliklerine misilleme saldırıları düzenledi

İsrail-Lübnan sınırındaki Yukarı Celile'den görüldüğü üzere, Hizbullah'ın güney Lübnan'dan düzenlediği İHA saldırısı sırasında İsrail askerleri teyakkuzda (EPA)
İsrail-Lübnan sınırındaki Yukarı Celile'den görüldüğü üzere, Hizbullah'ın güney Lübnan'dan düzenlediği İHA saldırısı sırasında İsrail askerleri teyakkuzda (EPA)
TT

Hizbullah, Lübnan'ın güneyindeki İsrail topçu mevzileri ve askerî birliklerine misilleme saldırıları düzenledi

İsrail-Lübnan sınırındaki Yukarı Celile'den görüldüğü üzere, Hizbullah'ın güney Lübnan'dan düzenlediği İHA saldırısı sırasında İsrail askerleri teyakkuzda (EPA)
İsrail-Lübnan sınırındaki Yukarı Celile'den görüldüğü üzere, Hizbullah'ın güney Lübnan'dan düzenlediği İHA saldırısı sırasında İsrail askerleri teyakkuzda (EPA)

Lübnan Hizbullahı dün) yayımladığı 4 ayrı açıklamada, İsrail'in ateşkes ihlallerine yanıt olarak Lübnan'ın güneyindeki birçok kasabada bulunan İsrail topçu mevzileri ile askeri araç ve asker toplanma alanlarını hedef aldığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre operasyonlar, ateşkesin delinmesine karşı misilleme olarak gerçekleştirildi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmelerin ardından geçtiğimiz nisan ayının ortalarında ilan ettiği ve aynı ayın 23'ünde uzatılan ateşkese rağmen, İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullahı arasındaki karşılıklı saldırılar devam ediyor.

İsrail'in geçen 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin toplam sayısı dün itibarıyla 3 bin 73'e, yaralı sayısı ise 9 bin 362 kişiye yükseldi.


Al-Burhan, Suudi Arabistan Büyükelçisi’ne Birinci Sınıf Nil Nişanı'nı takdim etti

Abdülfettah el-Burhan, Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Cafer'e Birinci Sınıf Nil Nişanı'nı takdim etti (Egemenlik Konseyi Medyası)
Abdülfettah el-Burhan, Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Cafer'e Birinci Sınıf Nil Nişanı'nı takdim etti (Egemenlik Konseyi Medyası)
TT

Al-Burhan, Suudi Arabistan Büyükelçisi’ne Birinci Sınıf Nil Nişanı'nı takdim etti

Abdülfettah el-Burhan, Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Cafer'e Birinci Sınıf Nil Nişanı'nı takdim etti (Egemenlik Konseyi Medyası)
Abdülfettah el-Burhan, Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Cafer'e Birinci Sınıf Nil Nişanı'nı takdim etti (Egemenlik Konseyi Medyası)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah al-Burhan, görev süresinin sona ermesi dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Hartum Büyükelçisi Ali Cafer’e Birinci Derece Nilin Nişanı verdi.

Sudan Egemenlik Konseyi medyasında dün yer alan habere göre Burhan büyükelçiyi ofisinde kabul etti. Görüşmeye Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Muaviye Halid de katıldı.

Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin seyri ile bu ilişkilerin ortak çıkarlar doğrultusunda geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ele alındı. Taraflar, iş birliğinin daha ileri seviyelere taşınmasının önemine vurgu yaptı.

Egemenlik Konseyi’nden yapılan açıklamada, Büyükelçi Ali Cafer’e verilen Birinci Derece Nilin Nişanı’nın, “kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi ve köklü ikili ilişkilerin pekiştirilmesindeki önemli rolüne takdir olarak” verildiği belirtildi.

Burhan ayrıca, Suudi Arabistan yönetiminin Sudan’daki ulusal kurumlara bölgesel ve uluslararası platformlarda verdiği destek nedeniyle ülkesinin derin takdirini ifade etti.

Suudi Büyükelçi Ali Cafer ise söz konusu nişandan onur duyduğunu belirterek, görev süresi boyunca gördüğü iş birliği ve kolaylıklar nedeniyle Sudan hükümeti ve halkına teşekkür etti.