Bilim insanları yeni koronavirüsün protein yapısını müziğe dönüştürdü

MIT'li bilim insanları sonifikasyon yönteminin araştırmaları kolaylaştıracağını öne sürüyor (AFP)
MIT'li bilim insanları sonifikasyon yönteminin araştırmaları kolaylaştıracağını öne sürüyor (AFP)
TT

Bilim insanları yeni koronavirüsün protein yapısını müziğe dönüştürdü

MIT'li bilim insanları sonifikasyon yönteminin araştırmaları kolaylaştıracağını öne sürüyor (AFP)
MIT'li bilim insanları sonifikasyon yönteminin araştırmaları kolaylaştıracağını öne sürüyor (AFP)

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bilim insanları sonifikasyon ismi verilen yeni bir teknikle Kovid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsünün en bilinen sivri uçlu proteininin yapısını müziğe dönüştürdü.
Bilim insanların ortaya çıkardığı müzik, yeni koronavirüsün yüzeyinde bulunan ve üzerinde bulunduğu konak canlının hücrelerine girmesini sağlayan proteinlerin yapısını temsil ediyor.

Sciencemag’ın haberine göre, diğer tüm proteinler gibi, sivri uçlu proteinler de amino asitlerin bir kombinasyonundan meydana geliyor. 
MIT’li bilim insanların kullandığı sonifikasyon teknolojisine göre, her bir amino asit bir notaya denk gelecek şekilde yerleştiriliyor. 
Öte yandan normalde bu amino asitlerin sarmal biçiminde kıvrılma ya da bir tabaka boyunca uzanma eğiliminde olduğu belirtildi. Araştırmacılar bu müziği notaların süresini ve şiddetini değiştirerek elde etti. 
Bilim insanları bu yeni formatla basitçe notalara denk düşen yerlerin saptanarak, proteinin üstündeki antikor ve ilaçların tutunabileceği noktaların belirlenebileceğini ifade ediyor. Araştırmacılar, bu yöntemin geleneksel yöntemlerden çok daha hızlı çalışabileceğini öne sürüyor. 
MIT’li araştırmacılar ayrıca sivri uçlu proteinin müzikal yapısının, bu şekilde dönüştürülmüş diğer protein yapılarıyla karşılaştırılarak, virüsün hücreye tutunmasını önleyebilecek bir yolun bulunmasında yardımcı olabileceğini ekledi.



Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor

Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor
TT

Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor

Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor

Birleşik Krallık’taki University College London (UCL) araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu yılın mart ayının ikinci yarısında Clinical Microbiology Reviews dergisinde yayımlandı. Çalışma, düzenli olarak kreşe giden çocukların diğer çocuklara kıyasla daha sık hastalandığını, ancak okulun ilk yıllarında daha az ciddi hastalık geçirdiğini ortaya koydu.

Tamamı küçük çocuk sahibi olan araştırmacılar, çocukların kreşteyken ne kadar sık ​​hastalandığını, bu artan yatkınlığın nedenlerini, bunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini ve ebeveynlerin çocuklarını nasıl koruyabileceğini anlamak amacıyla bu çalışmayı yürüttüler.

Yeniden enfekte olmak normal

Araştırmacılar, çocuğun kreşe başlamasıyla birlikte hastalanma sıklığının artmasının, çocuk ve ebeveyn için rahatsız edici olsa da tamamen normal bir durum olduğunu belirtti. Çalışmalar, sadece bir yaşındaki çocukların bile pek çok bulaşıcı hastalığa yakalandığını gösteriyor. Çoğu çocuk genellikle bir yaş sonunda kreşe gitmeye başlıyor.

Solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonu

Araştırmacılar, örnek olarak, çocukların bir yıl içinde üst veya alt solunum yolu enfeksiyonuna 12 ila 15 kez, sindirim sistemi enfeksiyonuna ise en az iki kez yakalanabileceğini belirtti. Ayrıca çocuklar, çoğu zaman kreşlerde sunulan yiyeceklerin neden olduğu geçici ishal ve kusma yaşayabiliyor; bu durum genellikle ciddi bir gastroenterit gelişmeden geçiyor. Yaklaşık olarak, çoğu çocukta bir veya iki enfeksiyon deri döküntüsüne yol açabiliyor.

Araştırmacılar, çocuk kreşe başladıktan sonra ebeveynlerde enfeksiyon oranlarının artmasının, farklı mikroplara maruz kalmanın doğrudan bir sonucu olduğunu vurguladı. Ancak ebeveynlerdeki enfeksiyonlar genellikle çocuklara göre daha hafif seyrediyor; bunun nedeni, ebeveynlerin bağışıklık sistemlerinin olgunlaşmış olması. Çocuklar da zamanla benzer şekilde bağışıklık kazanıyor.

Çocuğun evde iyileşmesi için gerekli süre

Araştırmacılar, kreşlerde hastalık sayısının ve enfeksiyon yayılımının artmasının başlıca nedeninin, çocukların tam olarak iyileşmeden kreşe dönmesi olduğunu belirtti. Bağışıklığı henüz tam gelişmemiş çocuklar, bu şekilde enfeksiyona daha açık hale geliyor. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarını hastayken evde tutmaları; iyileştikten sonra bile enfeksiyon türüne bağlı olarak bir veya iki gün daha evde kalmalarını sağlamaları önem taşıyor. Bu hem çocuğun tekrar hastalanmasını önlüyor hem de diğer çocukların enfekte olmasını engelliyor.

Çalışma, ebeveynleri, zamanla durumun iyileştiği konusunda da rahatlattı. Çocuk yaş aldıkça solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma sıklığı azalıyor; aylık enfeksiyon oranı yaklaşık olarak yarıya düşüyor (yılda 6 kez veya daha az). Ayrıca daha büyük çocukların herhangi bir zamanda solunum virüslerine yakalanma olasılığı azalıyor ve belirtiler daha hafif seyrediyor.

Olgunlaşmamış bağışıklık sistemi

Çalışma, hastalıkların tekrarlamasının nedeninin hijyen eksikliği veya kreş personelinin ihmali olmadığını vurguladı. Bunun yerine temel neden, çocuğun bağışıklık sisteminin henüz olgunlaşmamış olması. Ev ortamı, daha az mikroba ve daha az kişiye sahip olduğundan, bağışıklık sistemi mikropları tanıma ve onlara karşı koruma mekanizmalarını geliştirme fırsatına sahip olmuyor. Bu nedenle çocuk, mikroplara tekrar maruz kaldığında hastalanabiliyor.

Okula girişte alınacak koruyucu önlemler

Sonuç olarak araştırmacılar, erken yaşta kreşe başlayan çocukların, bir yaş ile beş yaş arasında, okul öncesi evde kalan çocuklara kıyasla daha sık enfeksiyona yakalandığını belirtti. Ancak okul başladığında bu durum tersine dönüyor; kreşe gitmemiş çocuklar, okul döneminde daha sık hastalanıyor.


Tarihe geçti: Ryan Gosling'li bilimkurgudan üç rekor birden

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
TT

Tarihe geçti: Ryan Gosling'li bilimkurgudan üç rekor birden

Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)
Üç kez Oscar'a aday gösterilen 45 yaşındaki Ryan Gosling, yeni filmi Kurtuluş Projesi'nde bilimsel zekası ve sıradışı fikirleriyle Dünya'yı kurtarmaya çalışan bir öğretmeni canlandırıyor (Amazon MGM Studios)

Başrolünde Ryan Gosling'in yer aldığı bilimkurgu destanı Kurtuluş Projesi (Project Hail Mary), açılış haftasında gösterdiği performansla üç büyük gişe rekorunu birden kırdı.

Filmde Gosling, bir uzay gemisinde kim olduğuna ve oraya nasıl geldiğine dair hiçbir anısı olmadan uyanan fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace'i canlandırıyor. 

Hafızası yavaş yavaş yerine gelen Grace, yaklaşan bir buzul çağını durdurmak, insanlığı ve ölmekte olan Güneş'i kurtarmak için kritik bir gizemi çözmesi gerektiğini fark ediyor.

Üç büyük rekor birden geldi

Deadline'ın aktardığına göre film, Amazon MGM için yeni bir açılış rekoru kırdı, Phil Lord ve Chris Miller'ın kariyerindeki en iyi başlangıca imza attı ve martın en güçlü özgün yapım açılışlarından biri oldu.

80,6 milyon dolarlık açılış hasılatıyla film, Oppenheimer'ın 82,4 milyon dolarlık "devam filmi olmayan yapım" rekorunu kıl payı kaçırsa da muazzam bir başarıya imza attı.

Yönetmen ikilisi Lord ve Miller'ın önceki en iyi açılışı, 69 milyon dolarla Lego Filmi'ydi (The Lego Movie).

Ryan Gosling açısından bakıldığında da film, 162 milyon dolarlık Barbie’nin ardından kariyerinin en iyi ikinci açılışını getirdi.

Dünya genelinde 140,9 milyon dolara ulaşan film, uluslararası pazarda da güçlü bir başlangıç yaptı ve 60,4 milyon dolar topladı. Bu sonuç, Yıldızlararası (Interstellar) ve Dune: Çöl Gezegeni'nin (Dune) ilk dönem performanslarını hatırlatan bir tablo ortaya koydu.

Britanya, Fransa, Almanya, İtalya, Meksika, Brezilya, Avustralya ve Japonya dahil olmak üzere 60'tan fazla ülkede zirveden açıldı.

248 milyon dolarlık dev bütçe

248 milyon dolarlık dudak uçuklatan bir prodüksiyon bütçesine sahip olan filmin, pazarlama giderleri de dahil edildiğinde kâra geçebilmesi için 500-600 milyon dolar bandını aşması gerekiyor. 

Benzer bir açılış haftası geçiren Oppenheimer, vizyon yolculuğunu dünya çapında 975,8 milyon dolarla tamamlamıştı.

"Göz kamaştırıcı bir başyapıt"

Sinemaseverlerden büyük ilgi gören yapım, Rotten Tomatoes'da yüzde 95 puanına ve CinemaScore'da "A" derecesine sahip. 

Eleştirmenler filmi "yürekleri ısıtan bir hit" ve "dahice bir görsel deneyim" diye tanımlıyor. Görsel şöleni tam anlamıyla yaşamak isteyen izleyicilerin tercihi ise IMAX salonları oldu. Kuzey Amerika satışlarının yüzde 54'ü IMAX ve büyük formatlı salonlardan gerçekleşti.

Kurtuluş Projesi, sinemalarda izleyiciyle buluşuyor.

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline


97 puanlı yeni korku filmi daha vizyona girmeden tartışma yarattı

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
TT

97 puanlı yeni korku filmi daha vizyona girmeden tartışma yarattı

30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)
30 yaşındaki Michael Johnston, kariyerine 12 yaşındayken yatak odasında kurduğu bir kayıt stüdyosunda reklam ve animasyonlar için seslendirme seçmelerine katılarak başladı (Focus Features)

Korku sinemasının önde gelen stüdyolarından Blumhouse'un yeni filmi Obsession, vizyona girmeden önce şiddet dozu yüksek sahneleriyle tartışma yarattı. Curry Barker imzalı yapım, ilk tepkilerde modern korku sinemasının dikkat çeken örnekleri arasında gösteriliyor.

Rotten Tomatoes'da yüzde 97 gibi kusursuz yakın bir puana ulaşan ve türün meraklıları tarafından heyecanla beklenen Obsession, ABD'de 15 Mayıs'ta izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. 

The Chair ve Warnings gibi kısa filmleriyle tanınan Barker'ın yönettiği yapım, "Tek Dilek Söğüdü" sayesinde sevdiği kadının kalbini kazanmaya çalışan ümitsiz bir romantiğin, bu dileği için ödemek zorunda kaldığı korkunç bedeli konu alıyor.

Yönetmen Barker, geçen hafta Deadline'a verdiği röportajda filmin Toronto (TIFF) ve SXSW festivallerindeki gösterimlerinin ardından bazı zorunlu değişikliklere uğradığını itiraf etti. 

Korku filminin en çok konuşulan, baş bölgesine art arda darbelerin yer aldığı aşırı şiddetli sahnesi, +18 sınıflandırmasına takılmaması için kısaltıldı.

Barker, sansür sürecini şu sözlerle anlattı:

Aslında sahnede 6-7 darbe daha vardı ancak bu haliyle film 18 yaş sınıflandırması alıyordu. 'Bazı darbeleri çıkarmalısın' dediler. Önce tek bir kareyi bile silmeyeceğimi söyledim ama sonunda daha geniş bir kitleye ulaşabilmek için kabul etmek zorunda kaldım.

Kesilse de etkisini kaybetmedi

Sahnede yapılan kesintilere rağmen yönetmen, sonucun hâlâ "inanılmaz derecede sert ve sarsıcı" olduğunu savunuyor. 

Sinema salonunun arkasından izleyicilerin tepkilerini gözlemlediğini belirten Barker, sahnenin şu anki halinin bile yaratmak istediği şok etkisini ve ağırlığı tam anlamıyla koruduğunu ifade ediyor.

15 milyon dolarlık dev satın alma

Başrollerini Michael Johnston, Inde Navarrette, Cooper Tomlinson ve Megan Lawless'ın paylaştığı yapım, TIFF gösteriminin ardından Focus Features tarafından 15 milyon doların üzerinde bir bedelle satın alındı. Eleştirmenler, Barker'ın bu filmle korku türünde kalıcı bir yer edindiğini vurguluyor.

Amerikan dizisi Genç Kurt'taki (Teen Wolf) Corey Bryant rolüyle tanınan ve God of War: Sons of Sparta gibi büyük projelerde seslendirme yapan Michael Johnston, filmde Bear karakterine hayat veriyor. 

Inde Navarrette tarafından canlandırılan Nikki'nin ilgisini çekmeye çalışan Bear, korku sinemasının en eski kuralıyla yüzleşiyor: 

Ne dilediğine dikkat et, bir gün gerçekleşebilir.

Obsession, 9-19 Nisan'da düzenlenecek 45. İstanbul Film Festivali'nin Genç Ustalar kuşağında sinemaseverlerle buluşacak. 

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline