​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Kral Charles ve Kraliçe Camilla da içerik üretmeye başlıyor

Buckingham Sarayı yeni bir video yapımcısı arıyor (AP)
Buckingham Sarayı yeni bir video yapımcısı arıyor (AP)
TT

Kral Charles ve Kraliçe Camilla da içerik üretmeye başlıyor

Buckingham Sarayı yeni bir video yapımcısı arıyor (AP)
Buckingham Sarayı yeni bir video yapımcısı arıyor (AP)

Buckingham Sarayı, Britanya kraliyet ailesinin sosyal medya için trendlere uygun içerik üretmesine yardımcı olacak bir video yapımcısı arıyor.

Yıllık 52 bin sterlin (yaklaşık 3,25 milyon TL) maaşlı bu tam zamanlı pozisyon, büyük devlet törenlerinden perde arkası anlarına kadar her şey üzerinde çalışılmasını gerektiriyor.

Böylece bir Britanya hükümdarı ilk kez bir video yapımcısını işe alacak.

The Times'taki haberlere göre Kral Charles'ın bu pozisyon konusunda "çok hevesli" olduğu söyleniyor.

12 Temmuz'da kapanacak ilanda Saray, ideal adayın "Instagram, X ve YouTube gibi platformlar için yüksek kaliteli içerik üretmek üzere uçtan uca video ve fotoğraf prodüksiyonu üzerinde çalışarak, hikaye anlatımına sosyal medya odaklı bir yaklaşım benimsemesini" istiyor.

İlan ayrıca şunları ekliyor:

Büyük devlet törenlerinden perde arkası anlarına kadar, her içeriğin ilgi çekici, yaratıcı ve etkili olmasını sağlayacaksınız.

Seçilen aday, üst düzey kameralardan telefonlara kadar çeşitli ekipmanlar kullanarak, "yeni kitlelere ulaşan trend içerikler oluşturmak için neyin işe yaradığı konusunda içgüdülerini" kullanacak.

Ayrıca "trendleri takip edecek, erişimi ve etkileşimi en üst düzeye çıkarmak için içeriği sürekli geliştirecek".

Kral ve Kraliçe, Britanyalı yayın kuruluşlarına görüntüleri dağıtan resmi kameraman Duncan Stone'un hizmetlerinden zaten yararlanıyor.

Saray'ın resmi internet sitesinde duyurulan yeni pozisyon, özel sekreterin ofisindeki kraliyet iletişim ekibinin bir parçası olacak.

Tarihsel olarak özel ve içine kapanık olan Kraliyet ailesi, son yıllarda özel hayatlarında giderek daha deneysel ve kamuya açık hale geldi.

dfevghtjy
15. evlilik yıldönümlerini kutlamak için yeni bir aile fotoğrafı yayımlayan Prens William ve Prenses Kate, sosyal medyada kısmen başarılı şekilde aktif (Kensington Royal/X)

Prens William ve Prenses Kate, sosyal medya platformları için çeşitli samimi ve profesyonel videolar üretmek üzere halihazırda bir video yapımcısının hizmetlerinden yararlanıyor. Resmi kraliyet ziyaretlerinin görüntülerinden ve fotoğraflarından samimi aile anlarına ve kişisel duyurulara kadar her şeyi paylaşıyorlar.

Kral Charles ve Kraliçe Camilla da sosyal medyayı giderek daha fazla kullanıyor ve bu yıl mayısta ABD Başkanı Donald Trump'la görüşmek üzere yaptıkları devlet ziyaretinin ardından ABD'yle kişisel bir mesaj paylaşmışlardı.

"Bir parçamızı (kalp emojisi) geride bırakıyoruz ve sizin bir parçanızı da evimize götürüyoruz" diye yazmışlardı.

Tekrar görüşene kadar... Tanrı Amerika'yı korusun.

Yıllık Ulusa Sesleniş konuşması da sosyal medya kanallarında yayımlanıyor. Kral, 2023'te yaptığı konuşmada, dijital alanda "bağırıp çağıran" bir kültür dönüşümüne karşı uyarıda bulunarak şunları söylemişti:

Ülkemizde, bunun böyle olmak zorunda olmadığına dair bir tür kas hafızası var. Kendimizi bağırıp çağıran, suçlayan bir topluma dönüştürme cazibesine direnmeli veya bunu en azından mümkün olduğunca büyük ölçüde azaltmalıyız. Özellikle de kin ve düşmanlığın medeni tartışmanın yerini çok sık aldığı dijital alanda.

Independent Türkçe


Bilim insanları kedilerden geçen parazite karşı uyarıyor

Toksoplazmoz enfeksiyonuna bağlı göz lezyonu (João Furtado)
Toksoplazmoz enfeksiyonuna bağlı göz lezyonu (João Furtado)
TT

Bilim insanları kedilerden geçen parazite karşı uyarıyor

Toksoplazmoz enfeksiyonuna bağlı göz lezyonu (João Furtado)
Toksoplazmoz enfeksiyonuna bağlı göz lezyonu (João Furtado)

Çığır açan yeni bir araştırmaya göre dünya nüfusunun üçte birine varabilecek sayıda kişi, retinaya zarar veren göz enfeksiyonuna ve kalıcı görme kaybına yol açabilen kedi kaynaklı bir parazitle enfekte olabilir.

Araştırmacılar, önlenebilir ve tedavi edilebilir olsa da toksoplazmoz hastalığının Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ihmal edilmiş tropikal hastalık (NTD) olarak resmen tanınmasını talep ediyor.

PLOS Neglected Tropical Diseases adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Justine Smith, "Toksoplazmoz, dünya çapında önde gelen bir göz enfeksiyonu ve görme kaybının önemli bir nedeni ancak küresel sağlık gündemlerinde sınırlı ilgi görüyor" dedi.

Avustralya'daki Flinders Üniversitesi'nden göz doktoru Dr. Smith, "DSÖ'nün bu hastalığı tanımasıyla, bu enfeksiyonun önlenmesi ve yönetiminde önemli ilerlemeler kaydedebiliriz" dedi.

İnsanlar, az pişmiş et, kontamine olmuş sebze veya su tüketimi veya kedi dışkısına maruz kalma yoluyla parazitle enfekte olabiliyor.

Kediler ise çiğ et, kuş veya kemirgen yiyerek enfekte olabilir.

Bilim insanları, hastalığın yayılmasının önlenmesi için veteriner stratejilerinin bütünleştirilmesi, çiftlik sağlığı güvenliğinin iyileştirilmesi, sokak kedilerinin kontrolü ve hayvan atıklarının güvenli bir şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini söylüyor.

Hastalık, çoğunlukla sağlık hizmetlerine, güvenli gıdaya, temiz suya ve doğum öncesi bakıma erişimin sınırlı olduğu topluluklarda görülüyor.

Bilim insanları, en ağır vakalarda parazit enfeksiyonunun retina iltihabına ve kalıcı görme kaybına yol açabileceği uyarısını yapıyor.

Çalışmanın diğer yazarlarından João Furtado, "Toksoplazmoz genellikle kaçınılmaz görülüyor ancak iyi bilinen bulaşma yollarına sahip ve önlenip kontrol edilebilir" diyor.

Bu etkiler, gıda güvenliğinin iyileştirilmesi, temiz su, sanitasyon ve doğum öncesi bakıma daha iyi erişim gibi pratik halk sağlığı önlemleriyle azaltılabilir.

Görsel kaldırıldı.
Toksoplazmoz parazit kistinin taramalı elektron mikroskobu görüntüsü (David Ferguson/Eurekalert)


Araştırmacılar, benzer veya daha düşük etkiye sahip hastalıklara kıyasla toksoplazmoza daha az araştırma fonu ve politik önem atfedildiğini belirtiyor.

DSÖ'nün toksoplazmozu NTD olarak resmen tanıması, araştırma, önleme ve tedavi için fonların önünü açacaktır.

Araştırmacılar, “Bu tanıma olmaksızın toksoplazmozun önlenmesi ve yönetiminde ancak sınırlı ilerleme sağlanabilir” diye uyarıyor.

Görsel kaldırıldı.
Hayvan sağlığı çalışanı, kısırlaştırılmış bir sokak kedisini işaretliyor (AFP)

Bilim insanları hastalıkla mücadelenin birçok alanda işbirliği gerektirdiğini söylüyor.

DSÖ'nün bu hastalığı tanıması, toksoplazmozu insan, hayvan, tarım ve çevre sektörlerinin birlikte çalışmasını öngören küresel Tek Sağlık yaklaşımının önemli bir parçası haline getirecektir.

Dr. Smith, "Açıklamamız, toksoplazmozun kabul edilemez küresel sağlık yükünü nihayet ele almak için bir eylem çağrısı" dedi.

Bu, ülkelerin toksoplazmoz önleme çalışmalarını anne ve çocuk sağlığı programları, gıda güvenliği sistemleri ve temel sağlık hizmetleriyle bütünleştirmesini destekleyecektir.

Independent Türkçe


Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar: Hamas, Gazze'deki hükümetini feshetmeye hazırlanıyor

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar: Hamas, Gazze'deki hükümetini feshetmeye hazırlanıyor

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi önünde pazar günü toplanan yaralı Filistinliler ve yakınları, hastaların ve yaralıların tedavi amacıyla yurt dışına çıkışına izin verilmesi talebiyle protesto gösterisi düzenledi. (DPA)

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, hareketin yaklaşık 20 yıldır Gazze Şeridi'ndeki fiilî yönetimini yürüten "Hükümet Çalışmalarını Takip Komitesi"ni feshetmeye hazırlandığını doğruladı.

Ayrı ayrı açıklamalarda bulunan iki kaynak, fesih kararının, Filistinli Ali Şaat'ın başkanlığını yürüttüğü ve "Gazze Yönetim Komitesi" ya da "Teknokrat Komitesi" olarak bilinen yapının Gazze'ye girerek görevlerini devralmasının önünü açmayı amaçlayan bir "girişim" kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Komite yaklaşık altı ay önce kurulmuş olmasına rağmen İsrail'in üyelerinin Gazze'ye girişine izin vermemesi nedeniyle görevine başlayamamıştı.

Hamas, 2006 yılında yapılan Filistin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından Gazze'de yönetimi üstlenmiş, 2007 yılında ise El Fetih ile yaşanan kanlı çatışmaların ardından bölge üzerindeki tam kontrolünü sağlamış ve o tarihten bu yana Gazze'nin tüm idari işlerini yürütmüştü.

Kaynaklardan biri, hükümetin feshedildiğine ilişkin kararın yarın (Pazartesi) açıklanacağını söylerken, diğer kaynak da kararın duyurulmasının yakın olduğunu ancak kesin tarih vermekten kaçındı.

Kahire'de yeni görüşmeler

Öte yandan Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, Gazze'deki kırılgan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin anlaşmazlıkların giderilmesi amacıyla önümüzdeki iki gün içinde Mısır'ın başkenti Kahire'de yeni toplantılar yapılacağını bildirdi.

ergt5h
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Şubat 2025'te Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta. (Reuters)

İsrail'in geçen ekim ayında ilan edilen çok aşamalı ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği, bu süreçte binden fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve Hamas'ın üst düzey yöneticilerinin hedef alındığı belirtilirken; başta Mısır, Katar ve Türkiye olmak üzere arabulucuların anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak ve Gazze'de yaklaşık üç yıldır süren savaşın sona erdirilmesi için sonraki aşamalara geçilmesini sağlamaya çalıştığı ifade edildi.

Pazar günü Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas'tan iki, başka bir Filistinli gruptan ise bir kaynak, Kahire'nin yaklaşık 48 saat içinde Hamas başta olmak üzere Filistinli grupların katılacağı yeni toplantılara ev sahipliği yapacağını söyledi.

Mladenov'un katılımına ilişkin bilgiler

Kaynaklar ayrıca, Barış Konseyi'nin Gazze'den sorumlu en üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov'un, Barış Konseyi bünyesinde görev yapan Amerikalı yetkililer ve Uluslararası İstikrar Gücü temsilcileriyle birlikte görüşmelere katılmak üzere Mısır'a ulaştığı yönünde bilgiler bulunduğunu aktardı.

Ancak Mladenov'un ekibinden katılımına ilişkin resmî doğrulama alınamadı. Kendisine yakın kaynaklar daha önce, Hamas ve diğer grupların son yanıtları ışığında anlaşma maddelerinde ilerleme sağlanması hâlinde Mladenov'un müzakere turuna katılacağını belirtmişti.

Hamas kaynaklarından biri, "Hareket heyetinin bazı üyelerinin perşembe günü şafak vakti Kahire'de bulunduğu sırada arabulucularla yürütülen sürekli istişareler sayesinde görüş ayrılıklarının önemli ölçüde giderildiğini, buna Türkiye'de Katarlı ve Mısırlı yetkililerin katılımıyla gerçekleştirilen temasların da eklendiğini" söyledi.

Silah maddesi üzerinde yeni formül

Süren müzakerelerin, Mladenov'un geçen nisan ayında sunduğu yol haritası konusunda ortak bir uzlaşı sağlanmasını hedeflediği belirtildi.

Hamas, silahların belirli bir Filistinli kuruma devredilmesi sürecinin aşamalı biçimde yürütülmesini savunurken, İsrail'in Gazze'nin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmesinin de zorunlu tutulmasını talep ediyor.

fgthyj78
Han Yunus'ta yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı geçici kampta bir kap su taşıyan kız çocuğu. (AFP)

Hamas kaynakları, tarafların özellikle sekizinci madde olan "silah meselesi" konusunda görüş ayrılıklarını gidermek amacıyla yeni bir metin üzerinde çalıştığını, diğer maddelerde ise tüm tarafların katılımıyla kapsamlı uzlaşı sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti.

Hamas ayrıca Gazze Yönetim Komitesi'nin en kısa sürede Gazze'ye girerek görevine başlamasını isterken, Mladenov'u komitenin bölgeye girişini silahların sınırlandırılması konusundaki anlaşmaya bağlamakla suçluyor.

"Gazze'nin yönetimi komiteye devredilecek"

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, hareketin son müzakere turunda "olumlu ve sorumlu" bir tutum sergilediğini belirterek, "Süreç ilerliyor. Savaşın durdurulması, gerçek anlamda insani yardımın başlaması ve Gazze'nin tüm bölgelerinin yeniden inşası dâhil bütün konularda ortak çözümler üretmeye çalışıyoruz." dedi.

Kasım ayrıca, "Gazze'nin yönetimine ilişkin tüm dosyaların ulusal komiteye devredilmesi yönündeki süreçten geri adım atılmayacağını ve komitenin görevlerini yerine getirmesinin sağlanacağını" vurguladı.

Netanyahu: Gazze artık tehdit oluşturmuyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Gazze içinde oluşturduğu yeni "nüfuz bölgeleri" sayesinde Gazze'nin artık İsrail için bir tehdit oluşturmadığını savundu.

Netanyahu, "Gazze halkı özgürce seçim yapabilir. Gitmek isteyen gidebilir, kalmayı tercih edenler ise bize tehdit oluşturamaz. Gazze'nin silahsızlandırılması olmadan yeniden inşa edilmesi söz konusu olamaz." ifadelerini kullandı.

Öte yandan İbranice yayımlanan Israel Hayom gazetesi, önümüzdeki haftalarda Refah'taki pilot bölgelerde kamu düzenini sağlamakla görevli Filistinli bir polis gücünün eğitime başlayacağını yazdı.

Haberde, söz konusu birliğe elektroşok tabancaları verileceği, Uluslararası İstikrar Gücü'nün sorumluluğunda iki pilot bölgenin oluşturulacağı ve bunun Hamas'a bağlı olmayan Gazzelilerin bu bölgelere yerleştirilmesini hedefleyen daha geniş kapsamlı bir planın parçası olduğu belirtildi.