​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



مجلس الطاقة العالمي لـ«الشرق الأوسط»: تنويع المسارات ضرورة لمواجهة الصدمات

نساء يركبن ألواح التجديف مع ظهور سفن في مضيق هرمز بالقرب من شاطئ بندر عباس بإيران (رويترز)
نساء يركبن ألواح التجديف مع ظهور سفن في مضيق هرمز بالقرب من شاطئ بندر عباس بإيران (رويترز)
TT

مجلس الطاقة العالمي لـ«الشرق الأوسط»: تنويع المسارات ضرورة لمواجهة الصدمات

نساء يركبن ألواح التجديف مع ظهور سفن في مضيق هرمز بالقرب من شاطئ بندر عباس بإيران (رويترز)
نساء يركبن ألواح التجديف مع ظهور سفن في مضيق هرمز بالقرب من شاطئ بندر عباس بإيران (رويترز)

أظهرت الاضطرابات الأخيرة في حركة تجارة النفط أهمية تعدد مسارات الوصول إلى الأسواق، والبنية التحتية القادرة على استيعاب الصدمات، في وقت تتزايد فيه المخاطر الجيوسياسية والاختناقات التي تواجه منظومة الطاقة العالمية.

هذا ما أكدته الأمينة العامة والرئيسة التنفيذية لمجلس الطاقة العالمي، أنجيلا ويلكينسون، في حديث خاص لـ«الشرق الأوسط»، قبل أيام من مشاركتها في أسبوع الطاقة في الرياض، موضحة أن قدرة المنظومة على التعامل مع الاضطرابات لا تتعلق بحجم الإنتاج وحده، وإنما أيضاً بالبنية التحتية وشبكات النقل والعلاقات بين المنتجين والمستهلكين.

وتنطلق في الرياض، الأحد، فعاليات «أسبوع الطاقة في الرياض»، الذي يستضيف الدورة الخامسة والعشرين من المؤتمر العالمي للطاقة، للمرة الأولى في السعودية، بمشاركة أكثر من 70 وزيراً وأكثر من 300 رئيس تنفيذي لكبرى شركات الطاقة العالمية، وقادة ما يزيد على 25 منظمة دولية.

وتتوزع أعمال المؤتمر، الذي يُعقد تحت شعار «مسارات نحو مستقبل للطاقة للجميع»، على أكثر من 30 جلسة وزارية واستراتيجية وقيادية، تتناول أمن الطاقة، وأسواق النفط والغاز العالمية، والاستثمار والتمويل، والذكاء الاصطناعي والتحول الرقمي، والمعادن الحرجة، وإدارة الكربون، والغاز الطبيعي، ومستقبل مزيج الطاقة.

هرمز يختبر مرونة منظومة الطاقة

وترى ويلكينسون أن الطاقة «تقوم عليها كل جوانب الحياة في العالم الحديث»، ولذلك تتمثل الأولوية العالمية في خفض التصعيد في النزاع الإقليمي الذي يؤدي إلى أزمة في الطاقة والاقتصاد العالميين. وقالت إن قادة قطاع الطاقة يعملون اليوم في سياق جيوسياسي جديد، فيما تواجه مجتمعات في مناطق مختلفة صدمات واختناقات متعددة تمتد من طرق النقل والتكرير إلى الغاز الطبيعي المسال وشبكات الكهرباء والمعادن الحرجة.

وأوضحت أن المفاضلات بين أمن الطاقة، والإنصاف في الحصول عليها والقدرة على تحمل تكلفتها، والاستدامة البيئية، لم تختفِ، لكنها تغيرت وأصبحت أكثر حدة، ما يجعل إعادة التوازن بينها في الوقت الفعلي أمراً أساسياً لتحقيق تقدم مستدام. واستندت في ذلك إلى نتائج تقرير «معضلة الطاقة العالمية الثلاثية لعام 2026»، الذي أعده المجلس بعد حوارات مع أكثر من 275 من قادة قطاع الطاقة في 65 دولة.

وأضافت أن الأثر الأطول للأزمة، أياً كانت مدتها، قد يتمثل في كيفية تعاون قادة القطاع لتعزيز المرونة والتكامل والتوافق التشغيلي، وبناء أنظمة قادرة على استيعاب اضطرابات اليوم والاستعداد بصورة أفضل للصدمات المستقبلية وفرص التحول.

الأمينة العامة والرئيسة التنفيذية لمجلس الطاقة العالمي أنجيلا ويلكينسون (المجلس)

السعودية وتعدد مسارات الوصول

وقالت ويلكينسون إن الطاقة الإنتاجية السعودية والبنية التحتية البديلة للتصدير تؤديان دوراً مهماً في أسواق الطاقة العالمية، خصوصاً عندما تتعرض المسارات القائمة للاضطراب. وأوضحت أن التطورات الأخيرة أظهرت أنه «لا يوجد مسار واحد يزيل كل المخاطر»، وأن أمن الطاقة يعتمد على بنية تحتية قوية، وتعدد مسارات الوصول إلى الأسواق، وتعاون أكبر بين المنتجين والمستهلكين.

وأضافت أن مرونة منظومة الطاقة في منطقة الخليج لا يمكن قياسها بكمية الطاقة التي تستطيع المنطقة إنتاجها فقط، بل تعتمد أيضاً على قدرتها على نقل تلك الطاقة بصورة موثوقة عبر الموانئ وخطوط الأنابيب وشبكات الكهرباء والأسواق الدولية.

وأشارت إلى الاستثمارات في البنية التحتية الجديدة، وتعزيز الشبكات، وتزايد تنوع الشراكات، باعتبارها عوامل تزيد الخيارات المتاحة أمام المنظومة. واختصرت مفهوم المرونة في «بناء قدر من الخيارات داخل النظام»، من خلال تنويع مصادر الطاقة، وتعدد مسارات الوصول إلى الأسواق، والبنية التحتية القوية، والعلاقات الدولية المتينة.

من الإمدادات إلى «القدرات»

ولا ترى ويلكينسون أن الأزمة تغير الحاجة إلى تحقيق التوازن بين أمن الطاقة، والإنصاف في الحصول عليها والقدرة على تحمل تكلفتها، والاستدامة البيئية. لكنها أوضحت أن ما يتغير، وأحياناً بسرعة كبيرة، هو أماكن تزايد الضغوط وظهور الاختناقات الجديدة.

وقالت إن المفاضلات التي يديرها قادة قطاع الطاقة تحركت مع الجغرافيا السياسية، والابتكار التكنولوجي، وتأثيرات تغير المناخ، وتزايد نشاط الطلب والتنافسية الصناعية إلى أجزاء ومواقع جديدة من منظومة الطاقة العالمية.

وترى أن أكبر تحول قد يتمثل في الانتقال من عالم كانت منظومة الطاقة فيه منظمة حول الإمدادات إلى عالم يتجه بصورة متزايدة إلى التنظيم حول «القدرات». ويستجيب المجلس لهذا التحول بتطوير «معضلة الطاقة العالمية الثلاثية» من إطار للقياس إلى حوار قيادي يتناول تكامل الأنظمة ومرونتها، وأمن الطاقة والتنافسية الصناعية.

وتؤكد أن التكامل لا يقتصر على تحدٍّ تقني يتعلق بوضع المعايير، وإنما يتعلق أيضاً بالقدرات المؤسسية والمالية والبشرية اللازمة لجعل مكونات منظومة الطاقة تعمل معاً بكفاءة.

الجغرافيا السياسية والاعتماديات الجديدة

وتتوقع ويلكينسون أن تزداد خلال السنوات الخمس إلى العشر المقبلة أهمية الجغرافيا السياسية في القرارات المتعلقة بالاعتماد المتبادل في قطاع الطاقة. وستظل الكهرباء والذكاء الاصطناعي والتقنيات الجديدة وتزايد الطلب عوامل مهمة، لكنها تتطور في عالم أكثر تجزؤاً وتنافسية.

وأوضحت أن الدول تكتشف أن خفض اعتماد معين قد يؤدي إلى نشوء اعتماد آخر، سواء على المعادن الحرجة أو التقنيات أو القدرات التصنيعية أو البنية التحتية.

وترى أن كيفية إدارة القادة لهذه الاعتماديات المترابطة، وسد فجوات القدرات المتزايدة، ستسهم في تشكيل منظومة الطاقة خلال العقد المقبل.

«دورة فائقة» من الكهربة

وفي ظل تسارع الطلب على الكهرباء، ترى ويلكينسون أن أكبر قيد أمام «الدورة الفائقة» للكهربة لا يتمثل في تقنية أو سياسة أو بنية تحتية بعينها، وإنما في القدرة على جعل منظومة الطاقة بأكملها تعمل بكفاءة.

وأوضحت أن ذلك يتطلب التوليد وشبكات الكهرباء والتخزين والاستثمار، فيما يؤدي توسيع كل عنصر من هذه العناصر إلى نشوء اعتماديات جديدة على سلاسل الإمداد والمعادن الحرجة والبنية التحتية المتقادمة والقوى العاملة الماهرة.

وأكدت أن نشر تقنيات الطاقة يظل ضرورياً، لكن جعل هذه التقنيات تعمل معاً يمثل تحدياً متزايداً ويتطلب قدرات جديدة.

لا مسار عالمياً واحداً للتحول

وترفض ويلكينسون فكرة وجود مسار عالمي واحد للتحول في قطاع الطاقة، موضحة أن هناك مسارات وتحولات متعددة تتشكل وفق الموارد والبنية التحتية والاحتياجات الاقتصادية والاجتماعية المختلفة.

وتظهر أعمال «معضلة الطاقة العالمية الثلاثية» أن قادة القطاع يضطرون إلى إعادة التوازن بين أمن الطاقة، والإنصاف في الحصول عليها والقدرة على تحمل تكلفتها، والاستدامة البيئية بصورة أكثر تكراراً وديناميكية.

وقالت إن التحدي يتمثل في دفع هذه الأولويات المتعددة معاً، لأن إهمال أي منها قد يخلق مواطن ضعف في جانب آخر من المنظومة. والسؤال ليس ما إذا كان التحول ينبغي أن يكون أسرع أو أبطأ، وإنما كيف يمكن ترتيب مراحله بما يبني خدمات طاقة موثوقة وميسورة التكلفة ومستدامة، وقادرة على تلبية الطلب المتزايد على الكهرباء النظيفة والوقود المستقبلي.

سفن في مضيق هرمز قرب شاطئ بندر عباس بإيران (رويترز)

بين السيادة والاستقلال

وترى ويلكينسون أن أحد المخاطر التي قد لا تحظى بالتقدير الكافي حتى عام 2030 يتمثل في الخلط بين «سيادة الطاقة» و«استقلال الطاقة»، أو افتراض أن الطلب سيظل قابلاً للتنبؤ وسلبياً، في حين أصبح أكثر نشاطاً وتأثيراً في تشكيل منظومة الطاقة.

وقالت إن أنظمة الطاقة الحديثة تقوم بطبيعتها على الاعتماد المتبادل؛ فقد تخفض دولة اعتمادها على واردات الوقود، لكنها تزيد في المقابل اعتمادها على المعادن الحرجة والتقنيات اللازمة لبناء منظومات الطاقة النظيفة.

ولذلك، فإن أمن الطاقة لا يعني ببساطة نقل جميع عناصر المنظومة إلى داخل الحدود الوطنية، وإنما فهم الاعتماديات المتبادلة وإدارتها. ومع نمو منظومة الطاقة العالمية، يتطلب ذلك أيضاً النظر إلى ما هو أبعد من قدرات التوليد، ليشمل مرونة شبكات الكهرباء والمحطات وسلاسل الإمداد والروابط بينها.


أميركا تكثّف الضغط على روسيا بشأن وفاة في مختبر للطاعون بسيبيريا

وزير الخارجية الأميركي ماركو روبيو خلال مشاركته في الجلسة الافتتاحية للحوار الاستراتيجي بين الولايات المتحدة واليونان في وزارة الخارجية بأثينا (أ.ب)
وزير الخارجية الأميركي ماركو روبيو خلال مشاركته في الجلسة الافتتاحية للحوار الاستراتيجي بين الولايات المتحدة واليونان في وزارة الخارجية بأثينا (أ.ب)
TT

أميركا تكثّف الضغط على روسيا بشأن وفاة في مختبر للطاعون بسيبيريا

وزير الخارجية الأميركي ماركو روبيو خلال مشاركته في الجلسة الافتتاحية للحوار الاستراتيجي بين الولايات المتحدة واليونان في وزارة الخارجية بأثينا (أ.ب)
وزير الخارجية الأميركي ماركو روبيو خلال مشاركته في الجلسة الافتتاحية للحوار الاستراتيجي بين الولايات المتحدة واليونان في وزارة الخارجية بأثينا (أ.ب)

حذّرت الولايات المتحدة موسكو من أن امتناعها عن الكشف عن تفاصيل وفاة عامل مختبر في مركز أبحاث الطاعون في سيبيريا يتعارض مع التزاماتها الصحية الدولية، وفقاً لما أفاد به مسؤولون أميركيون.

ويقول مسؤولون أميركيون إن روسيا لم تُقدّم إلى الولايات المتحدة سوى معلومات قليلة حول هذه الحادثة الغامضة، التي أثارت مخاوف من احتمال انتشار مرض معدٍ داخل روسيا وخارج حدودها. ويُعدّ هذا مصدراً آخر للتوتر بين روسيا والولايات المتحدة، في الوقت الذي يسعى فيه ترمب إلى تحسين العلاقات مع الرئيس الروسي فلاديمير بوتين وإحراز تقدم في الجهود المبذولة لإنهاء الحرب في أوكرانيا، وفقاً لما ذكرته صحيفة «وول ستريت جورنال».

معلومات محدودة للغاية

وصرح الرئيس ترمب للصحافيين في البيت الأبيض بأنه سيُجري اتصالاً هاتفياً مع الرئيس الروسي فلاديمير بوتين «قريباً». وعندما سُئل عما تُخبره به وكالات الاستخبارات الأميركية بشأن الحادثة، قال الرئيس إنه سيتمكن من مشاركة المزيد اليوم (الأربعاء).

وصرّح وزير الخارجية ماركو روبيو، أمس (الثلاثاء)، بأن المعلومات التي شاركتها موسكو «لا تزال محدودة للغاية». وأضاف روبيو، الذي كان في آيسلندا لمناقشة التعاون الأمني ​​في القطب الشمالي: «نشجع روسيا على الشفافية ومشاركة المزيد من المعلومات مع العالم، حتى نتمكن جميعاً من الاستجابة بالشكل المناسب. ربما لا يوجد شيء هناك. ربما يكون الأمر أكبر مما كنا نتصور. لا نعلم».

وقال متحدث باسم وزارة الخارجية الأميركية إن الوزارة طلبت رسمياً معلومات إضافية من الحكومة الروسية، وهي على اتصال رسمي مع دول أخرى حول العالم لتبادل المعلومات. بعد أربعة أيام من وفاة المرأة، التي ورد اسمها في تقارير إعلامية محلية باسم داريا شيبيلوفا، لم تكشف السلطات الروسية بعد عن السبب الدقيق لوفاتها، واكتفت بالقول إنها تُوفيت بسبب الالتهاب الرئوي. وقد أثار هذا الغموض تكهنات بأن عملها المخبري أدى إلى تعرضها لمسبب مرض قاتل، وأثار تساؤلات حول ما إذا كانت روسيا قد بذلت ما يكفي لاحتواء ما وصفته السلطات بمرض معدٍ.

وبموجب اتفاقية الصحة العالمية لعام 2005، والمعروفة باسم اللوائح الصحية الدولية، تُلزم الدول بإخطار منظمة الصحة العالمية في غضون 24 ساعة من أي حدث قد يتحول إلى حالة طوارئ صحية عامة دولية. ينص الاتفاق أيضاً على إلزام الدول الموقعة بتقديم تحديثات مفصلة، ​​تشمل نتائج التحاليل المخبرية والإجراءات المتخذة لاحتواء التهديد.

وفي حين قدمت موسكو بعض المعلومات لمنظمة الصحة العالمية، فإنها لم تجب بعد عن أسئلة أساسية حول الحالة، بما في ذلك أنواع الفحوصات التي أُجريت.

وصرح حاكم إيركوتسك، إيغور كوبزيف، في وقت سابق من هذا الأسبوع، بأن المختصين أجروا تحليلات مخبرية شاملة على جثة المرأة، ولم يجدوا أي «كائنات دقيقة مرتبطة بنشاطها المهني».

وأكد إيغور كوبزيف أن تحليلات جثة المرأة لم تجد أي كائنات دقيقة مرتبطة بعملها. وقالت منظمة الصحة العالمية إن حالة الطاعون الرئوي المحتملة في روسيا تشكل خطراً «منخفضاً جداً» خارج البلاد.

وكانت إدارة ترمب قد سحبت الولايات المتحدة من منظمة الصحة العالمية في وقت سابق من هذا العام، ويعود ذلك جزئياً إلى تعامل المنظمة مع جائحة «كوفيد-19».

الشفافية وتهدئة المخاوف!

يقول الخبراء إنه ينبغي على روسيا مشاركة المعلومات حول الحادثة المميتة، حتى لو أصرت موسكو على عدم وجود خطر حدوث حالة طوارئ أوسع نطاقاً تستدعي الإبلاغ.

وقالت هايلي سيفرانس، مستشارة السياسات السابقة في وزارة الدفاع الأميركية، خبيرة السياسة البيولوجية العالمية في مبادرة التهديد النووي، وهي منظمة أمنية غير ربحية: «إنّ توفير أكبر قدر ممكن من الشفافية سيساعد في تهدئة المخاوف من انتشار دولي أوسع».

وقد صرّحت هيئة حماية المستهلك الروسية، التي تُشرف على المختبر الذي كانت تعمل فيه، بأنّ سبب وفاتها هو الالتهاب الرئوي «غير المعروف». ومنذ إصابتها، وُضع المخالطون لها تحت المراقبة الطبية. والثلاثاء، أعلنت السلطات عن وجود أدلة على إصابة بعض المخالطين لها بفيروسي «كوفيد-19» ونزلة البرد.

برنامج الأسلحة الجرثومية

وتقول وزارة الخارجية الأميركية إن روسيا لا تزال تمتلك برنامجاً للأسلحة الجرثومية ينتهك اتفاقية الأسلحة البيولوجية.

وذكرت وزارة الخارجية الأميركية، في تقرير صدر عام 2025، أن «روسيا ورثت برنامجاً هجومياً سابقاً للبحث والتطوير البيولوجي من الاتحاد السوفياتي». وأضافت: «ترى الولايات المتحدة أن البرنامج السوفياتي قد تم استيعابه، لا تفكيكه، من قِبل الاتحاد الروسي، وأن البرنامج استمر وتطور».

في عام 1979، أدى حادث في منشأة سوفياتية إلى تفشي مرض الجمرة الخبيثة في سفيردلوفسك بروسيا، المعروفة الآن باسم يكاترينبورغ. وصرح مسؤولون سوفيات في البداية بأن المرض ناجم عن لحوم ملوثة. لاحقاً، صرح بوريس يلتسين، الذي شغل منصب أول رئيس لروسيا بعد تفكك الاتحاد السوفياتي، لصحيفة روسية بأن «تطوراً عسكرياً» هو ما أدى إلى تفشي المرض.

وقد أدى انعدام الثقة بمؤسسات الصحة العامة الروسية إلى مخاوف من تفشي وباء محتمل بين السكان في منطقة إيركوتسك السيبيرية، بالقرب من الحدود مع منغوليا. وبالمثل، عزّزت دول آسيا الوسطى المجاورة تدابير السلامة الصحية عند الحدود والمطارات.

تشابه بين الصين وروسيا

أدلت بكين بأول تعليق رسمي لها بشأن الحالة المشتبه في إصابتها بالطاعون الرئوي في سيبيريا، قائلة إنها تتعاون مع روسيا، مع تصاعد المخاوف الصحية في مختلف أنحاء العالم. وقال المتحدث باسم وزارة الخارجية الصينية جوو جياكون، أمس (الثلاثاء)، رداً على سؤال حول ما إذا كانت موسكو أبلغت بكين بشأن الحادث: «تحافظ الصين وروسيا على إجراء اتصال وثيق والتعاون لمنع الأمراض المعدية والسيطرة عليها، بما في ذلك الطاعون الرئوي»، حسب وكالة «بلومبرغ» للأنباء اليوم (الأربعاء).

يُشار إلى أنه قبل ما يزيد قليلا على شهر، اختتم المعهد الواقع في إيركوتسك تجربة للاستجابة للطوارئ مع الصين، حول التعامل مع تفشي الأمراض المعدية. وناقش مشاركون روس وصينيون أيضاً كيفية مراقبة انتشار الأمراض والسيطرة عليها في المناطق الحدودية بين البلدين. وتقع مقاطعة إيركوتسك شمال منغوليا ولا تشترك في حدود مباشرة مع الصين، إلا أن عاصمتها المحلية هي مركز رئيسي تربطه بمدن صينية رحلات جوية متعاقبة وخطوط سكك حديدية.

وبينما توجد أوجه تشابه بين تردد روسيا في مشاركة المعلومات حول الحادثة في سيبيريا وافتقار الصين إلى الشفافية بشأن تفشي «كوفيد-19»، يقول مسؤولون إنه لا يوجد ما يشير إلى أن الحالة الروسية قد تؤدي إلى تفشٍّ وبائي بمستوى عدوى جائحة «كوفيد» نفسه.

وصرح الرئيس ترمب، يوم الاثنين، بأن الولايات المتحدة يمكن أن تساعد في التعامل مع هذا الوضع. وفي رد يحمل تلميحاً انتقادياً إلى الولايات المتحدة، قالت هيئة الرقابة الاستهلاكية الروسية إنها مستعدة لمساعدة الولايات المتحدة في مواجهة تفشي مرض الحصبة لديها.

وتم رصد بكتيريا «يرسينيا بيستيس» (Yersinia pestis) -المسببة للطاعون الرئوي والدبلي- من حين إلى آخر في سيبيريا، وارتبط وجودها بالتعرض للقوارض والحيوانات الضارة. ويذكر الموقع الإلكتروني للمعهد الروسي لمكافحة الطاعون في إيركوتسك أنه أُسس عام 1934 في عهد الزعيم السوفياتي جوزيف ستالين للسيطرة على حالات الطاعون. ومنذ ذلك الحين، عمل المعهد على رصد وبحث وتطوير علاجات لأمراض معدية خطيرة أخرى، بما في ذلك الكوليرا والجمرة الخبيثة وداء البروسيلات.

كما شارك المعهد في تدريب مشترك مع الصين في وقت سابق من هذا العام لمواجهة احتمالية تفشي مرض معدٍ. وقال روبيو: «نحن نراقب الوضع من كثب، ساعة بساعة. هناك وكالات متعددة، ليس في الولايات المتحدة فحسب بل على الصعيد الدولي أيضاً، تتابع هذا الأمر».


Suudi Arabistan Spor Bakanı: Körfez Kupası şampiyonluğuna ihtiyacımız vardı... Bu başarıyı temel alacağız

Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Türki el-Faysal (Fotoğraf: Adnan Mehdeli)
Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Türki el-Faysal (Fotoğraf: Adnan Mehdeli)
TT

Suudi Arabistan Spor Bakanı: Körfez Kupası şampiyonluğuna ihtiyacımız vardı... Bu başarıyı temel alacağız

Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Türki el-Faysal (Fotoğraf: Adnan Mehdeli)
Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Türki el-Faysal (Fotoğraf: Adnan Mehdeli)

Suudi Arabistan Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Türki el-Faysal, Suudi Arabistan Milli Takımı'nın “Körfez 27” şampiyonluğuna ulaşmasının, futbolun geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve ortak çabaların sonucu olduğunu belirtti. Faysal, şampiyonluğun oyuncuların ve spor sisteminin aşması gereken bir engeli ortadan kaldırdığını ve bundan sonraki süreçte bu başarının üzerine inşa edeceklerini söyledi.

Spor Bakanı, şampiyonluğun ardından Şarku’l Avsat ve diğer medya kuruluşlarının temsilcilerine yaptığı açıklamada, “Hamdolsun, bugün oyuncuların çabaları ve herkesin el ele vermesiyle Allah bize bu başarıyı nasip etti. Bu şampiyonluğu hak etmek için çalışmalarımızı ve geliştirme çabalarımızı sürdüreceğiz. Turnuvanın ilk gününden itibaren oyuncular son derece odaklanmış ve kararlıydı. Herkes tek bir hedef için çalışıyordu: Şampiyonluğu kazanmak. Hamdolsun, oyuncular bunu başardı” şeklinde konuştu.

Prens Abdülaziz bin Türki, “Herkese, liderliğimizin ve Suudi halkının beklentileriyle uyumlu şekilde futbolu ve spor sistemini geliştirmek için çabalarımızı birleştirme sözü veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Spor Bakanı, Şarku’l Avsat’ın, bu başarının 2027 Asya Kupası öncesinde nasıl ileri taşınacağına ilişkin sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Şüphesiz olumlu ve olumsuz yönlere, bu süreçte yapılan her şeye bakacak ve bunların üzerine inşa edeceğiz. ‘Kazanmak, kazanmayı getirir’ diye bir söz vardır. Bugün oyuncuların ihtiyaç duyduğu ve spor sistemi olarak bizim de ihtiyaç duyduğumuz bir şampiyonluğu kazanarak bu engeli aştık. Allah bugün bize başarıyı nasip etti. İnşallah önümüzdeki dönemde bu başarının üzerine inşa edeceğiz.”