​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Merakla beklenen Kahire toplantısı... Arabulucular, Gazze anlaşmasının çökmesini önlemek için yeni adımlar atıyor

Eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki binaların enkazı arasında yürüyen Filistinli çocuklar (AFP)
Eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki binaların enkazı arasında yürüyen Filistinli çocuklar (AFP)
TT

Merakla beklenen Kahire toplantısı... Arabulucular, Gazze anlaşmasının çökmesini önlemek için yeni adımlar atıyor

Eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki binaların enkazı arasında yürüyen Filistinli çocuklar (AFP)
Eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki binaların enkazı arasında yürüyen Filistinli çocuklar (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının geleceğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde dikkatler, Hamas ile arabulucular arasında Kahire’de gerçekleştirilmesi beklenen görüşmeye çevrildi. Hareket, İsrail’in Gazze’de Hamas yöneticilerini hedef alan saldırılarının ardından ateşkes anlaşmasının ‘çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu’ uyarısında bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, söz konusu görüşmenin, arabulucuların anlaşmanın çökmesini önlemeye yönelik yeni girişim ve temaslarının bir parçası olacağını, aynı zamanda İsrail’in tırmandırdığı gerilimi azaltabilecek önerilerin ele alınacağını belirtti.

Hamas’tan bir kaynak dün Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Mısır'daki arabuluculara bir belge gönderildi. Belgenin bir nüshası Katar ve Türkiye’ye de iletildi. Bu ülkeler aracılığıyla belge Barış Kurulu ve ABD yönetimi de dâhil olmak üzere diğer taraflara ulaştırıldı. Belgede İsrail’in ihlalleri ile hareketin siyasi tıkanıklığa ilişkin tutumu yer alıyor” dedi. Kaynak, Kurban Bayramı öncesinde yapılması planlanan müzakere turunun bayram tatili sonrasına ertelendiğini belirterek, tatilin cumartesi günü sona ereceğini ifade etti.

Henüz yeni müzakere turu için belirlenmiş kesin bir tarih bulunmadığını aktaran kaynak, hareketin üst düzey yöneticilerinden oluşan bir heyetin, gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından önümüzdeki günlerde Kahire’yi ziyaret etmeye hazırlandığını söyledi.

Kaynağın açıklamaları, Hamas’ın bir gün önce yayımladığı bildirinin ardından geldi. Hareket, ABD yönetimine ‘işgal güçlerinin ihlallerini kınayan açık bir tutum’ sergileme çağrısında bulunmuş, İsrail’in son 48 saat içinde 20 Filistinlinin ölümüne yol açan hava saldırılarını yoğunlaştırdığına dikkat çekmişti. Hamas ayrıca, ateşkes anlaşmasının ‘işgal güçlerinin sürdürdüğü suçlar ve ağır ihlaller nedeniyle çökme riskiyle karşı karşıya olduğunu’ vurgulamıştı.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri uzmanı olan Said Ukkaşe ise yaklaşan görüşmenin, anlaşmanın çökmesini önleme ve herhangi bir formatta da olsa devamını sağlama çabasının bir parçası olduğu değerlendirmesinde bulundu. Ukkaşe, aynı zamanda Tel Aviv’in gerilimi daha da tırmandırmasının önüne geçilmesinin hedeflendiğini söyledi. Hamas’ın mevcut güç dengelerini dikkate alması gerektiğini belirten Ukkaşe, krizin derinleşmesinde ısrar edilmemesi ve anlaşmanın çökebileceğine ilişkin ‘sonuçsuz açıklamalardan’ kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Ukkaşe’ye göre Hamas’ın elinde, arabulucularla varılacak bir mutabakat çerçevesinde silahlarını Filistin Yönetimi’ne devretme seçeneği bulunuyor. Bunun İsrail ve ABD’yi zor durumda bırakacağını ve Hamas’ın müzakere pozisyonunu güçlendireceğini savunan Ukkaşe, hareketin şimdiye kadar bu taahhüdü yerine getirmeyi geciktirdiğini, Tel Aviv'in de bu durumu kendi lehine kullandığını söyledi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Filistinli siyaset analisti Eymen er-Rakab ise İsrail’in sahip olduğu askerî üstünlük karşısında Hamas’ın tüm taleplerini kabul ettirmesinin zor olduğunu belirterek, arabulucuların temasları aracılığıyla İsrail’in giderek genişleyen operasyonlarını frenlemeye ve elde kalan ateşkes zemininin korunmasına çalışacağını söyledi. Rakab, Kahire’de yapılması beklenen görüşmenin de mevcut gerilimi düşürebilecek uygulanabilir bir yol haritası ortaya koymayı hedefleyeceği öngörüsünde bulundu.

Çarşamba akşamı düzenlenen İsrail hava saldırısında, aralarında iki çocuk ve iki kadının da bulunduğu 10 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca sivil yaralandı. Saldırıda, Gazze kentindeki Kassam Tugayları’nın komutan yardımcısı olduğu belirtilen ve ‘Ebu Hassan’ lakabıyla tanınan İmad Eslim de öldürüldü.

Hamas, saldırıyı ‘yeni bir suç’ ve ateşkes anlaşmasının ‘yeniden ve açık biçimde ihlal edilmesi’ olarak nitelendirdi.

Öte yandan, onlarca Filistinli çarşamba günü Gazze kentinin sokaklarında, Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’nın yeni komutanı Muhammed Avde’nin cenazesine katıldı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Avde, İsrail’in Hamas’ın üst düzey liderlerini hedef alan operasyonları kapsamında bir gün önce öldürülmüştü.

İsrail ordusu, Avde’nin geçtiğimiz salı akşamı Gazze’de düzenlenen hassas bir operasyonla öldürüldüğünü açıkladı. Avde’nin selefi İzzeddin el-Haddad da yaklaşık bir hafta önce Gazze Şeridi’nde bir konut binasına düzenlenen İsrail saldırısında yaşamını yitirmişti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna Gazze Şeridi topraklarının yüzde 70’ini kontrol altına alma talimatı verdiğini belirterek, İsrail güçlerinin hâlihazırda bölgenin yüzde 60’ını kontrol ettiğini söyledi.

Ukkaşe’ye göre İsrail’in ateşkes ihlalleri ve Gazze’deki kontrol alanını genişletme yönündeki adımları Hamas üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor. Ukkaşe, Kahire’deki görüşmenin ise ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin olumlu sonuçlar elde etmeye yönelik bir girişim olacağını ifade etti.

Rakab ise Netanyahu’nun Gazze Şeridi’nin yüzde 70'ini işgal etme hedefini açıklamasının, zaten süregelen İsrail ihlallerinin ulaştığı son nokta olduğunu belirterek, bunun mevcut sürecin giderek daha büyük bir krize sürüklendiğini ve Tel Aviv’in gerilimi mümkün olan en üst seviyeye taşıdığını gösterdiğini söyledi.

Rakab, birkaç hafta önce Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından ortaya konulan yol haritasına dönülmesinin, gerilimi geçici olarak durdurmanın en kısa yolu olabileceğini belirterek, söz konusu planın yeniden müzakere edilmesi ve üzerinde uzlaşma sağlanmasının mümkün olduğunu ifade etti.


ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı
TT

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD İran'a baskıyı sürdürüyor... Tahran, Trump'ı "diplomasiyi ihanet etmekle" suçladı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin İran üzerinde baskıyı sürdürmeye devam edeceğini ve bunun ancak savaşı sona erdirecek "kabul edilebilir bir anlaşmaya" varılmasıyla son bulacağını açıkladı. Hegseth, ABD ordusunun İran limanlarına yönelik "çelikten kuşatmayı" sürdürdüğünü ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrolünü devam ettirdiğini belirtti. Bu açıklama, Başkan Donald Trump'ın ablukanın kaldırılacağını ve bu nedenle boğazda bekleyen gemilerin yeniden hareket edebileceğini duyurması sonrasında yapıldı.

ABD yönetimi, İran'a karşı savaşı yeniden başlatabilecek imkânlara sahip olduğunu vurgularken, Beyaz Saray da Trump'ın, bütün şartlarının yerine getirilmemesi halinde Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını bildirdi. Söz konusu açıklamalar, küresel ekonomiyi sarsan çatışmanın başlamasından üç ay sonra yapıldı.

Öte yandan İran dini lideri Mücteba Hamaney'in danışmanı Muhsin Rızai ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde "aşırı talepler" ileri sürerek "üçüncü kez diplomasiye ihanet ettiğini" belirtti.


Hamaney'in danışmanı: Trump diplomasiye üçüncü kez ihanet etti

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)
TT

Hamaney'in danışmanı: Trump diplomasiye üçüncü kez ihanet etti

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanlarından Muhsin Rızai, bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürerek ve müzakerelerde aşırı taleplerde bulunarak “diplomasiyi üçüncü kez sabote ettiğini” söyledi.

Öte yandan ABD bugün yaptığı açıklamada, İran’a karşı savaşın yeniden başlatılması için gerekli imkânlara sahip olduğunu vurguladı. Beyaz Saray, Başkan Trump’ın bütün şartları yerine getirilmedikçe Tahran ile herhangi bir anlaşma imzalamayacağını duyurdu.

Bu açıklamalar, üç ay önce Ortadoğu’ya yayılan ve küresel ekonomide sarsıntılara yol açan çatışmaların ardından geldi.

Beyaz Saray daha önce Trump’ın İran’la olası bir anlaşma konusunda karar aşamasına yaklaştığını bildirmişti. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelere son dönemde Katar’ın da dahil olmasıyla birlikte, müzakerelere ilişkin haftalardır çelişkili açıklamalar ve haberler gündemdeydi.

Ancak Trump, dün Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda yardımcılarıyla yaklaşık iki saat süren toplantının ardından henüz nihai bir karar vermedi.

ABD: Gerekirse operasyonlara yeniden başlarız

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Washington’un İran’a karşı askerî operasyonları yeniden başlatabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Savunma alanındaki Shangri-La Dialogue kapsamında bulunduğu Singapur’da konuşan Hegseth, “Gerekmesi halinde operasyonlara yeniden başlamak için tamamen hazırız” dedi.

ABD’li Bakan, ülkesinin mühimmat stoklarının bu tür bir senaryo için yeterli olduğunu belirterek, “Yüksek teknoloji ürünü mühimmatlarla daha büyük miktarlarda üretilen diğer mühimmatlar arasında kurduğumuz denge sayesinde hem ülke içinde hem de dünyanın diğer bölgelerinde yeterli kapasiteye sahibiz” ifadelerini kullandı.

Aynı çerçevede, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) da X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin “bölge genelinde varlığını sürdürdüğünü ve yüksek teyakkuz halinde olduğunu” duyurdu.