​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Çinli bilim insanları kontakt lens şeklinde VR cihazı geliştirdi

Özel bir kontakt lens, gözlüklere takılan sensörler ve bir mikrobilgisayar kullanan sistem, bataryaya ihtiyaç duymadan göz hareketlerini takip ediyor (Cell Reports Physical Science)
Özel bir kontakt lens, gözlüklere takılan sensörler ve bir mikrobilgisayar kullanan sistem, bataryaya ihtiyaç duymadan göz hareketlerini takip ediyor (Cell Reports Physical Science)
TT

Çinli bilim insanları kontakt lens şeklinde VR cihazı geliştirdi

Özel bir kontakt lens, gözlüklere takılan sensörler ve bir mikrobilgisayar kullanan sistem, bataryaya ihtiyaç duymadan göz hareketlerini takip ediyor (Cell Reports Physical Science)
Özel bir kontakt lens, gözlüklere takılan sensörler ve bir mikrobilgisayar kullanan sistem, bataryaya ihtiyaç duymadan göz hareketlerini takip ediyor (Cell Reports Physical Science)

Bilim insanları kontakt lens şeklinde sanal gerçeklik (VR) cihazı geliştirdi. Göz kırpma sırasında üretilen enerjiyi kullanan teknolojinin, fiziksel engeli olan kişilere yardım etmesi bekleniyor.

Göz hareketlerini takip ederek çalışan sistemler son yıllarda gittikçe yaygınlaşıyor. Bu cihazlar özellikle vücutlarını hareket ettiremeyen kişilerin tekerlekli sandalyelerini yönetmesine veya internette gezinmesine olanak tanıyor.

Öte yandan boyut, ağırlık ve enerji ihtiyaçları gibi nedenler bu araçların yaygınlaşmasını zorlaştırıyor.

Çinli bilim insanları, dışarıdan enerji kaynağına ihtiyaç duymadan göz kırpmasıyla çalışan bir cihaz geliştirerek bu sorunun çözümünde önemli bir adım attı.

Giyilebilir sistem, göz hareketlerini izleyerek bunları anlamlı komutlara dönüştürüyor. Örneğin bilgisayar ekranında mleci sola kaydırmak için gözün o yöne çevrilmesi yeterli. 

Ayrıca VR ortamında gezinmeyi veya tekerlekli sandalyenin hareketini kontrol etmeyi de mümkün kılıyor.

Sistem esasen mekanik hareketi statik elektrik kullanarak elektriğe dönüştüren cihazları ifade eden triboelektrik nanojeneratör (TENG) mekanizmasına dayanıyor.

Hakemli dergi Cell Reports Physical Science'ta yayımlanan makalede anlatılan cihazın temel parçası, kontakt lens gibi göze takılan ince ve esnek bir plastik tabaka. Kullanıcının bunun yanı sıra  camları şeffaf sensörlerle kaplanmış özel bir gözlük de takması gerekiyor.

Kullanıcı gözünü kırptığında göz kapağının kontakt lense sürtünmesiyle, lens yüzeyinde yüksek miktarda negatif yüklü statik elektrik   birikiyor ve depolanıyor. Kullanıcı gözünü hareket ettirdiğinde, depolanan statik yük de göz küresiyle birlikte yer değiştiriyor.

Enerji yüklü lens, gözlük üzerindeki sensörlere yaklaştıkça bu sensörlerin içindeki elektronları itiyor ve çekiyor. Elektronların bu hareketi, küçük bir elektrik darbesi meydana getiriyor. 

Sensörler bir ızgara şeklinde düzenlendiği için sistem hangi sensörün elektrik darbesini "algıladığına" göre gözün tam olarak hangi yöne baktığını belirleyebiliyor.

Küçük bir sinyal işleme sistemine bağlı olan gözlükler, gürültüyü filtreliyor, sinyali yükseltiyor ve bunları "sola dön" veya "imleci yukarı hareket ettir" gibi komutlara çeviriyor.

Ayrıca sistem, tek bir göz kırpmasıyla oluşan yükü 10 dakikaya kadar koruyabiliyor; kullanıcı gözünü hareket ettirdikçe bu sinyal işlenip komutlara çevriliyor.

Araştırmacılar sistemi canlı bir tavşan ve mekanik göz küreleriyle test etti.

Analiz, cihazın yalnızca iki derecelik göz hareketlerini bile başarıyla tespit edebildiğini gösterdi. 

Qingdao Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Yun-Ze Long, "Sürtünme tabakasının bir tavşanın gözü gibi biyolojik bir ortamda şarjını bu kadar iyi korumasına çok şaşırdık" diyerek ekliyor:

Sistemin gürültülü elektromanyetik ortamlarda bile yüksek doğruluk seviyesini koruyabilme yeteneğinden de etkilendik.

Cihaz henüz piyasaya sürülmeye hazır değil ancak bilim insanları bunun, motor becerilerini önemli ölçüde etkileyen amyotrofik lateral sklerozdan (ALS) muzdarip kişilerin hayatını kolaylaştırabileceğini düşünüyor.

Araştırmacılar tıbbi kullanımın yanı sıra teknolojinin, akıllı sürüş ve uzay araştırmalarına da fayda sağlayabileceğini söylüyor.

Long, "Sistem karanlıkta çalışıyor, harici bir güç kaynağı gerektirmiyor ve günlük gözlük ve kontakt lens kadar hafif ve rahat" diyor.

Independent Türkçe, New Atlas, Debrief, Cell Reports Physical Science


Avrupa'da şimdiye kadarki en büyük Viking kargo gemisi keşfedildi

Kopenhag kıyılarında bulunan gemi enkazı, bugüne kadar görülen en iyi korunmuş kog gemilerinden biri (Viking Gemi Müzesi)
Kopenhag kıyılarında bulunan gemi enkazı, bugüne kadar görülen en iyi korunmuş kog gemilerinden biri (Viking Gemi Müzesi)
TT

Avrupa'da şimdiye kadarki en büyük Viking kargo gemisi keşfedildi

Kopenhag kıyılarında bulunan gemi enkazı, bugüne kadar görülen en iyi korunmuş kog gemilerinden biri (Viking Gemi Müzesi)
Kopenhag kıyılarında bulunan gemi enkazı, bugüne kadar görülen en iyi korunmuş kog gemilerinden biri (Viking Gemi Müzesi)

Bilim insanları türünün en büyük örneği olan bir Viking gemisi buldu. 600 yıllık kargo gemisi enkazı, Avrupa ticaretinde kritik değişimlerin yaşandığı bir döneme ışık tutuyor.

Danimarka'daki Viking Gemi Müzesi'nden araştırmacılar, Danimarka'yla İsveç arasındaki Øresund Boğazı'nda 15. yüzyıldan kalma bir gemi enkazı keşfetti.

Bulunduğu kanaldan esinle Svælget 2 adı verilen gemi, yaklaşık 28 metre uzunluğa, 9 metre genişliğe, 6 metre yüksekliğe ve 300 ton yük taşıma kapasitesine sahip. 

Arkeologlar enkazın, "kog" adı verilen kargo gemisi türünün bugüne kadar görülen en büyük örneği olduğunu söylüyor.

Müzenin açıkladığı üzere kog, Ortaçağ'ın "süper gemisi" olarak görülüyordu. Kuzey Denizi bölgesinde üretilen bu gemiler, büyük miktarlarda malın verimli ve düşük maliyetle taşınmasını mümkün kılmasıyla öne çıkıyordu.

Öncesinde uzak yerlerle yapılan alışveriş lüks mallarla sınırlıyken, koglar devasa kargo kapasitesiyle ticaret modelini dönüştürmüştü. Müze, bu gemi türünün 14. ve 15. yüzyıllarda ekonomik kalkınmanın merkezinde yer aldığını ifade ediyor.

Kazılara liderlik eden arkeolog Otto Uldum "Bu buluntu, denizcilik arkeolojisinde bir dönüm noktası" diyerek ekliyor: 

Bildiğimiz en büyük kog ve bize Ortaçağ'ın en büyük ticaret gemilerinin hem yapımını hem de gemideki yaşamı anlama yolunda eşsiz bir fırsat sunuyor.

13 metre derinlikte keşfedilen Svælget 2, çok iyi korunmuş olmasıyla da özel bir yere sahip. Araştırmacılar, geminin sancak tarafının kuma gömülmesi nedeniyle bu kadar iyi korunduğunu söylüyor.

Bilim insanları kerestesindeki ağaç halkalarını analiz ederek geminin 1410'da Hollanda'da inşa edildiğini saptadı. 

Ayrıca Svælget 2'nin çok iyi korunması sayesinde, gemi armasının bir kısmının da hâlâ varlığını sürdürmeyi başarmış. Buradaki "arma", geminin direkleri, yelkenleri, serenleri ile halat ve zincirlerden oluşan donanımı ifade ediyor.

Uldum, "Armanın bu kadar çok parçasının kalması olağanüstü. Bunu daha önce hiç görmedik ve bu bize, kogların denize açılmak için nasıl donatıldığı hakkında tamamen yeni bir şey söyleme fırsatı veriyor" diyor.

Araştırmacılar bu yapının, Ortaçağ'daki devasa kargo gemilerinin nispeten küçük bir mürettebat tarafından kontrol edilmesini sağladığını düşünüyor.

Arkeologlar yeni keşifle, bazı Viking koglarının hem pruvasında hem de kıçında kale diye bilinen yüksek ahşap platformların yer aldığını netleştirdi. Bu yapılar çizimlerde yer alsa da arkeolojik bir kanıt bulunamamıştı.

Svælget 2'nin kıç bölümündeki kalenin, mürettebata koruma sağlayan kapalı bir güverte olduğu görüldü.

Kazı çalışmalarında mutfak eşyaları, taraklar, ayakkabılar gibi günlük eşyalar da ortaya çıktı. Bilim insanları bunların mürettebatın eşyaları olduğunu söylerken, geminin ne tür bir kargo taşıdığı bulunamadı.

Yine de gemi, Ortaçağ Avrupası'nın ticareti hakkında sunduğu bilgilerle önem arz ediyor. Uldum "Svælget 2, Ortaçağ'da ticaretin nasıl geliştiğinin somut bir örneği" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Popular Science, Smithsonian Magazine, Viking Gemi Müzesi