​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Zelenskiy neden NATO Zirvesi’nden en büyük kazanan olarak çıktı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)
TT

Zelenskiy neden NATO Zirvesi’nden en büyük kazanan olarak çıktı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 7 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AFP)

Bu hafta Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, ABD ile İran arasında süren savaşın gölgesinde bir dizi siyasi ve güvenlik odaklı gelişmeye sahne oldu. Zirvede Avrupa’nın güvenliği, Ukrayna’ya yönelik askeri desteğin geleceği, Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımının güvenliği ile Washington’un müttefikleriyle ilişkileri ele alındı.

Zirvenin en dikkat çekici kazanımlarından birini ise Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy elde etti. ABD’nin Kiev’e askeri desteğini sürdüreceğine ilişkin verdiği güvenceler, zirvenin öne çıkan sonuçları arasında yer aldı.

ctyhju
 Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Ankara’da düzenlenen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin oturum aralarında Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile el sıkışırken, 7 Temmuz 2026 (AFP)

Bu değerlendirme, Atlantik Konseyi’nde araştırmacı olarak görev yapan, aynı zamanda ABD dış politikası uzmanı ve National Interest dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Jacob Heilbrunn’un dergide yayımlanan makalesinde yer aldı. Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Heilbrunn, NATO Zirvesi’nin asıl kazananının beklenmedik şekilde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy olduğunu belirtti. Heilbrunn’a göre Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump’ı, Ukrayna’ya Patriot füze sistemlerini üretme hakkı verilmesi konusunda ikna etmeyi başardı. Trump, “Onlara ‘Kendiniz üretin’ diyelim. Henüz şirkete bunu bildirmedik, ancak bu gerçekleşecek” ifadelerini kullandı.

Ukrayna yanlısı Razom for Ukraine kuruluşunun kıdemli danışmanı Melinda Haring de yaptığı açıklamada, “Harika bir gün! Trump sözünü tutarsa bu, Ukrayna’nın savaşı kazanacağı anlamına geliyor. Ancak sivillerin korunması için hava savunma sistemlerine hâlâ acil ihtiyaç var. Trump, Savunma Üretim Yasası kapsamında Lockheed Martin’e Arkansas eyaletinin Camden kentindeki tesisinde PAC-3 füzelerinin üretimine öncelik vermesi talimatını vermeli” dedi.

Heilbrunn, Ukrayna’nın geleceğine yönelik en büyük tehdidin Trump ile Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in sıkça gündeme getirdiği göç veya benzeri meseleler değil, Rusya olduğunu vurguladı.


Trump, ara seçimler öncesinde oy güvenliğinden sorumlu yetkilileri görevden aldı

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)
TT

Trump, ara seçimler öncesinde oy güvenliğinden sorumlu yetkilileri görevden aldı

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz 2026’da Beyaz Saray’ın Gül Bahçesi’nde düzenlenen bir etkinlik sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde, seçim sürecinin doğruluğunu ve güvenliğini denetlemekle görevli federal kurumun yönetiminde kalan son iki yetkiliyi de dün görevden aldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre USA Today gazetesi, iki büyük partinin temsil edildiği Seçim Yardım Komisyonu’nun normalde dört üyeli bir komisyon tarafından yönetildiğini belirtti. Ancak Cumhuriyetçi Parti tarafından aday gösterilen iki komiserin yılın başlarında görevlerinden ayrıldığı ifade edildi.

Gazete, görevden alınan iki komiserin Demokratlar tarafından atanmış olduğunu, dün ise elektronik posta yoluyla görevden alındıklarını bildiren bir mesaj aldıklarını yazdı.

CNN’in paylaştığı ve Beyaz Saray’dan bir yetkili tarafından komiserlerden birine gönderilen e-postada, “Başkan Donald Trump adına, Seçim Yardım Komisyonu üyeliği görevinizin derhal geçerli olmak üzere sona erdirildiğini bildirmek üzere yazıyorum” ifadesi yer aldı.

Demokratlar karara sert tepki gösterirken, Arizona Eyalet Sekreteri Adrian Fontes söz konusu adımı ‘sorumsuz ve tehlikeli’ olarak nitelendirdi.

bj
ABD’nin Kansas eyaletindeki oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen, 2 Ağustos 2022 (Reuters)

Virginia Senatörü Mark Warner da X platformunda yaptığı paylaşımda, söz konusu görevden almaların ‘parti aidiyeti ne olursa olsun her Amerikalıyı endişelendirmesi gerektiğini’ belirtti. Warner, “2026 ara seçimlerine yalnızca birkaç ay kala komisyonda görev yapan tüm üyelerin görevden alınması olağanüstü bir adımdır ve yönetimin bunu derhâl açıklaması gerekir” ifadelerini kullandı.

Brennan Adalet Merkezi İcra Direktörü Michael Waldman ise görevden almaları, “Başkan Trump’ın seçim sürecine müdahale etmeye yönelik devam eden girişimleri göz önüne alındığında son derece kaygı verici” olarak değerlendirdi.

CNN’in aktardığına göre Seçim Yardım Komisyonu 2002 yılında kuruldu. Komisyon, oy verme ekipmanlarının sertifikalandırılmasının yanı sıra seçimler için ayrılan yüz milyonlarca dolarlık federal desteğin yönetiminden sorumlu bulunuyor.

CNN ayrıca, Trump’ın seçmen kayıt formlarına vatandaşlık belgesi sunulmasını zorunlu kılan başkanlık kararnamesi nedeniyle komisyonla görüş ayrılığı yaşadığını, söz konusu düzenlemenin ise yargı tarafından geniş çapta engellendiğini aktardı.

USA Today gazetesi, komisyonun herhangi bir karar alabilmesi için dört üyeden en az üçünün onayının gerektiğini, ancak boşalan üyeliklerin doldurulmasının aylar sürebileceğini yazdı.

Gazeteye göre Beyaz Saray ise yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın “Amerikan seçimlerinin güvenliğini sağlama ve yalnızca yasal oyların sayılmasını temin etme yönündeki önemli göreve tam anlamıyla bağlı olmayan kişileri görevden alma yetkisini elinde bulundurduğunu” ifade etti.


Gazze'de suikastlar durmuyor... İsrail, Hamas’ın bütün sembol isimlerini hedef alıyor

Filistinliler, Hamas'ın askeri kanadı komutanlarından Muhammed Avde'nin cenaze töreninde, (27 Mayıs 2026, Gazze Şehri) (AFP)
Filistinliler, Hamas'ın askeri kanadı komutanlarından Muhammed Avde'nin cenaze töreninde, (27 Mayıs 2026, Gazze Şehri) (AFP)
TT

Gazze'de suikastlar durmuyor... İsrail, Hamas’ın bütün sembol isimlerini hedef alıyor

Filistinliler, Hamas'ın askeri kanadı komutanlarından Muhammed Avde'nin cenaze töreninde, (27 Mayıs 2026, Gazze Şehri) (AFP)
Filistinliler, Hamas'ın askeri kanadı komutanlarından Muhammed Avde'nin cenaze töreninde, (27 Mayıs 2026, Gazze Şehri) (AFP)

İsrail, dün Gazze Şeridi’nde Hamas’ın önde gelen isimlerinden ve örgütün son dönemde kamuoyu önüne çıkan nadir liderlerinden biri olan sözcü Hazım Kasım’a yönelik suikast girişiminde bulundu. Hamas'ın askeri ve siyasi liderlerine yönelik suikastların arttığı bir dönemde gerçekleşen bu saldırı, İsrail’in hedeflerini genişlettiğini gösteriyor.

Kasım'ın durumu

İsrail basınında, Hamas bağlantılı bir sosyal medya aktivistinin paylaşımına dayanılarak Kasım’ın saldırıda ağır yaralandığına dair iddialar yer alsa da Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Kasım’ın hayatta olduğunu ve sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ve Gazze Hükümet Medya Ofisi Başkanı İsmail es-Sevabite (sağda), Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ta bulunan bir hastanede düzenlenen basın toplantısında, 6 Temmuz 2026 (EPA)Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ve Gazze Hükümet Medya Ofisi Başkanı İsmail es-Sevabite (sağda), Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ta bulunan bir hastanede düzenlenen basın toplantısında, 6 Temmuz 2026 (EPA)

Kaynaklara göre Kasım, Gazze şehrinin batısındaki Haydar Kavşağı yakınlarında insansız hava aracı (İHA) ile hedef alınan araçtan saldırıdan sadece birkaç dakika önce indi. Saldırıda Kasım’ın korumasının hayatını kaybettiği belirtildi.

İsrail tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmayan bu saldırı girişimi, Kasım’ın birkaç gün önce Gazze'deki "Hamas hükümeti" olarak bilinen idari komitenin feshedildiğini duyurduğu basın toplantısının hemen ardından gerçekleşti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Hamas’ın silah bırakmayı reddetmesi nedeniyle bu adımı "yanıltıcı" olarak nitelendirmişti.

 Gazze şehrinde bir sokaktaki Hamas polisi (Arşiv - Reuters)Gazze şehrinde bir sokaktaki Hamas polisi (Arşiv - Reuters)

46 yaşındaki Hazım Kasım, Gazze içinde Hamas’ın genç ve en görünür yüzlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kasım, örgüt içindeki bazı liderlerin farklı tavırlarına rağmen, Kahire'deki müzakereler konusunda sürekli olumlu bir tutum sergilemesiyle biliniyor.

İsrail’in hedeflerini derinleştirmesi

Hamas'tan bir siyasi kaynak, suikast girişiminin İsrail’in hedeflerini derinleştirdiğini ve Hamas’ın medya, siyaset, askeri, ekonomik ve sosyal düzeydeki bütün figürlerini ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi. Daha önce savaş sırasında en az bir kez ağır yaralanan ve bacağının kesilmesi riski yaşayan Kasım, savaşın başında kuzey bölgelerinin kuşatılmasına rağmen bölgeden ayrılmamıştı.

Filistinliler, Gazze şehrindeki mülteci kampında bulunan bir çadıra yönelik İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor (Arşiv- Reuters)Filistinliler, Gazze şehrindeki mülteci kampında bulunan bir çadıra yönelik İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor (Arşiv- Reuters)

İsrail’in savaş boyunca bütün sözcüleri hedef aldığı biliniyor. Örneğin, 2016'dan beri Kasım ile birlikte bu görevi yürüten Abdüllatif el-Kanua, Mart 2025'te kuzeydeki Cibaliye'de bir saldırıda öldürüldü. Kaynaklara göre Kasım, birçok üst düzey ismin öldürülmesinin ardından hareketin Gazze içindeki siyasi sütunlarından biri haline geldi ve karar alma süreçlerinde etkin rol oynuyor.

Suikastlar zinciri sürüyor

Hazım Kasım’a yönelik bu girişim, İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın üst düzey komutanları İzzeddin el-Haddad, Muhammed Avde ve İmad İslim’in öldürülmesinin ardından örgütün yaşadığı en büyük suikast girişimlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Son günlerde İsrail ordusunun, özellikle 7 Ekim saldırılarına katılan ve İsrailli rehineleri ellerinde tuttuğu iddia edilen İslami Cihad’ın askeri kanadı "Kudüs Seriyyeleri" mensuplarına yoğunlaştığı gözleniyor. Şarku’l Avsat’ın takibine göre son iki haftada bu gruptan en az 5 isim öldürüldü.

 İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği bombalı saldırının ardından yaralanan bir adam Nasır Hastanesi'ne kaldırıldı (Arşiv- AFP)İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği bombalı saldırının ardından yaralanan bir adam Nasır Hastanesi'ne kaldırıldı (Arşiv- AFP)

İsrail, çarşamba günü İslami Cihad'ın askeri üretim biriminden Reşid el-Kadı’yı, cuma günü ise Han Yunus’ta öldürdüğü Yahya Hamdan’ı hedef aldı. Hamdan’ın Hamas'ın seçkin birliğinde faaliyet gösterdiği ve 7 Ekim'de Reim askeri üssüne düzenlenen saldırıya katıldığı öne sürüldü. Salı günü ise Han Yunus'ta Vahid Ebu Salim adlı bir ismin öldürüldüğü açıklandı; söz konusu kişinin rehinelerin tutulmasından sorumlu olduğu iddia edildi.

Öldürülen diğer önemli isimler arasında, tugay komutanı seviyesindeki üst düzey Kassam komutanı Fadi Falah Dağmuş, seçkin birlik ve askeri istihbarat liderlerinden Hamuda Ebu Daka ve Muhammed Ebu Tuayme yer alıyor. Ayrıca, İsrail'e ait düşürülmüş bir İHA’yı ele geçiren Cibaliye sakini Huzeyfe el-Havaciri de hedef alınanlar listesinde bulunuyor.