​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Japonya farklı kazandı, Tunus turnuvaya veda etti

Tunus savunması dağınık bir görüntü sergilerken Japonya'nın ataklarını durdurmakta başarısız oldu. (Reuters)
Tunus savunması dağınık bir görüntü sergilerken Japonya'nın ataklarını durdurmakta başarısız oldu. (Reuters)
TT

Japonya farklı kazandı, Tunus turnuvaya veda etti

Tunus savunması dağınık bir görüntü sergilerken Japonya'nın ataklarını durdurmakta başarısız oldu. (Reuters)
Tunus savunması dağınık bir görüntü sergilerken Japonya'nın ataklarını durdurmakta başarısız oldu. (Reuters)

Tunus Milli Takımı, ABD, Meksika ve Kanada'nın ortaklaşa ev sahipliğinde düzenlenen 2026 FIFA Dünya Kupası'na grup aşamasında veda etti.

Tunus, Cumartesi günü yerel saatle oynanan F Grubu ikinci hafta karşılaşmasında Japonya'ya 4-0 mağlup oldu. Grupta ayrıca Hollanda ve İsveç de yer alıyor.

Turnuvadaki ilk maçında İsveç'e 5-1 yenilen ve bu sonucun ardından teknik direktör Sabri Lamouchi ile yollarını ayırarak göreve Fransız çalıştırıcı Hervé Renard'ı getiren Tunus, Japonya karşısında da beklenen performansı sergileyemedi. Savunmada dağınık bir görüntü çizen Kuzey Afrika temsilcisi, hücumda ise etkili olamadı.

Japonya mücadeleye hızlı başladı ve Daichi Kamada, 4. dakikada attığı golle takımını öne geçirdi. Ayase Ueda 31. dakikada farkı ikiye çıkarırken, Junya Ito 69. dakikada skoru 3-0 yaptı.

sdhtrht
Japonya, Tunus ağlarını dört golle havalandırdı. (Reuters)

Karşılaşmada yeniden sahneye çıkan Ueda, 84. dakikada kendisinin ikinci, takımının ise dördüncü golünü kaydederek maçın skorunu belirledi.

Bu sonucun ardından Dünya Kupası'nda Haiti ve Türkiye'nin ardından elenen üçüncü takım olan Tunus, puan alamadan grubun son sırasında kaldı.

Japonya ise puanını 4'e yükselterek, aynı puana sahip ancak averaj üstünlüğü bulunan lider Hollanda'nın ardından ikinci sıraya yerleşti. İsveç ise 3 puanla üçüncü basamakta bulunuyor.

Öte yandan Japonya-Tunus karşılaşması, 1930 yılında Uruguay'da başlayan Dünya Kupası tarihinde oynanan 1000. maç olarak da tarihe geçti.


Suudi Arabistan Teknik Direktörü Donis: İspanya'ya yenilirsek kimse bana hesap sormaz... Salim'e yönelik eleştiriler ise doğal

Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)
Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)
TT

Suudi Arabistan Teknik Direktörü Donis: İspanya'ya yenilirsek kimse bana hesap sormaz... Salim'e yönelik eleştiriler ise doğal

Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)
Suudi Arabistan milli takım teknik direktörü Donis, basın toplantısında (AFP)

Suudi Arabistan Milli Takımı Teknik Direktörü Yorgos Donis, İspanya karşılaşmasının 2026 Dünya Kupası'nın en güçlü favorilerinden birine karşı önemli bir sınav olacağını belirterek, son günlerde takımın özellikle savunma organizasyonunu geliştirmeye ve İspanya'nın beklenen topa sahip olma oyununa karşı hazırlanmaya odaklandığını söyledi.

İspanya maçı öncesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Donis, "Genel olarak Uruguay maçının ilk yarısında iyi oynadık ancak ikinci yarıdaki performanstan memnun değildim. Antrenmanlarda özellikle derinde savunma üzerinde çalıştık. Çünkü topa sahip olmayı seven bir rakibe karşı oynayacağız. Dünyanın en iyi takımlarından birine karşı savunma organizasyonumuzu geliştirmeye çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Takım kaptanı Salim El Dawsari'ye yöneltilen eleştiriler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Donis, "Salim El Dawsari gibi tecrübeli oyuncular söz konusu olduğunda eleştirilerin gelmesi son derece doğal. Haklı olsun ya da olmasın bu eleştirileri kabul etmek zorundayız. Futbolun doğasında bu var. Biz takım ruhuna ve yaptığımız işe odaklanıyoruz. Tüm oyuncular bu tür dönemlerle başa çıkmaya hazır." dedi.

İspanya karşılaşmasının, 2022 Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı alınan tarihi galibiyetle kıyaslanmasına ilişkin ise Donis, "Futbolda sürprizlerin yaşanması güzel bir şey ve bunu birçok kez gördük. Ancak biz maça bu açıdan bakmıyoruz. Dünya Kupası'na geldiğinizde dünyanın en iyi takımlarına karşı oynamaktan mutluluk duymalısınız. Amacımız rakibimize saygı duymak ve bu maçtan ders çıkarmak, ancak gereğinden fazla saygı göstermemek. İspanya gibi bir takıma karşı topa sahip olmak elbette çok zor." şeklinde konuştu.

İspanya'nın genç yıldızı Lamine Yamal hakkında da övgü dolu ifadeler kullanan Donis, "O dünyanın en büyük yeteneklerinden biri. Barcelona'da Messi'den sonra gelen en önemli isimlerden biri olarak görülüyor. En dikkat çekici özelliği ise yaşına rağmen gösterdiği olgunluk ve maçın kaderini değiştirebilme yeteneği. Böyle oyunculara karşı oynamak her zaman güzel." ifadelerini kullandı.

Milli takımın başında daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu yineleyen Donis, ligde oyuncuları tanımanın, onlarla her gün antrenman yapmanın çok farklı olduğunu vurguladı.

"Bu durumu açıklamak kolay değil. Oyuncuları ligde izlemek başka, her gün birlikte çalışmak başka. Risk almayı seven bir teknik adamım ancak mevcut şartlarda bunu yapmak kolay değil. Risk alabilmek için zamana ve antrenmana ihtiyaç var. Milli takımda ise buna yeterince zaman bulamıyoruz. Nasıl savunma yapacağımızı da hücum edeceğimizi de biliyoruz ama bazı riskleri alabilecek seviyeye henüz ulaşmadık." dedi.

Donis, İspanya'nın kadro yapısına da değinerek, "Lamine Yamal ve Nico Williams yedek kulübesindeyken İspanya aynı takım olmuyor. Yeşil Burun Adaları karşısında topa sahip oldular ancak bire bir oyunda eksik kaldılar. Bu iki oyuncu sahada olmadığında rakip için işler daha zor hale geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Şarku'l Avsat gazetesinin, Suudi Arabistan'ın İspanya karşısında düşük savunma bloğuyla oynayıp oynamayacağı yönündeki sorusunu yanıtlayan Donis, "Bu seviyedeki rakiplere karşı ön alanda baskıyı düşünemezsiniz. Dünyanın en iyi milli takımlarından biriyle karşılaşıyoruz ve özgüvenli oynamamız gerekiyor. Topa onlar sahip olacak. Bizim iyi savunma yapmamız gerekiyor ve bunun üzerinde kapsamlı şekilde çalıştık. Yarınki maçta baskı hissetmiyoruz. Asıl baskıyı Yeşil Burun Adaları maçında hissedeceğimizi düşünüyorum." dedi.

Futbolda psikolojik desteğin önemine de değinen Donis, milli takım bünyesinde bu alanda uzman isimlerin görev yaptığını belirterek, "Futbol artık çok gelişti ve her oyuncunun farklı bir rolü var. Oyuncularımızla bire bir ilgilenen uzmanlarımız bulunuyor. Amaçları her oyuncunun en iyi performansını göstermesine yardımcı olmak. Ben futbolcuyken teknik direktörden azar işittiğimde daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyordum. Bugün de oyuncularımızın buna hazır olması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

İspanya maçı öncesindeki ruh halini anlatan Donis, "Uruguay maçı öncesinde ne hissediyorsam bugün de aynı duyguları taşıyorum. Milli takımda çalışma sürem oldukça kısa. Eğer yarın bir puan alabilirsek, tıpkı önceki maçta olduğu gibi sonraki karşılaşma için çok önemli olur. Yarın kaybedersek kimse bana hesap sormaz. Ama Yeşil Burun Adaları'na kaybedersek herkes bana bunun nedenini sorar. Biz yarın sahaya çıkıp futbolun tadını çıkarmak istiyoruz." dedi.

İspanyol futbolcu Dani Olmo'nun "çok gol atmak istiyoruz" yönündeki açıklamaları hakkında ise Donis, "Rakiplerin açıklamalarını analiz etmiyoruz. İspanya gibi büyük takımların bu tür açıklamalarla baskı oluşturmaya çalışması normal. Biz iyi savunma yapmalı, biraz da şanslı olmalı ve boş alanları doğru şekilde kapatmalıyız." yorumunu yaptı.

Suud Abdulhamid'e de övgüler yağdıran Donis, "Suud diğer oyuncular için örnek alınması gereken bir futbolcu. Suudi bir oyuncunun küçük bir takımdan çıkıp Avrupa'nın önemli kulüplerine gidebileceğini gösterdi. Suudi oyuncular genellikle yurt dışında oynamayı tercih etmiyor ancak Suud, Roma ve Lens formalarını giydikten sonra gelecek sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek. Bu başarı genç oyuncular için önemli bir örnek." diye konuştu.

Deneyimli teknik adam, Şarku'l Avsat'ın oyuncuların süre yönetimine ilişkin sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Arka arkaya maçlar oynanan turnuvalarda oyuncuların sürelerini en iyi şekilde yönetmek zorundayız. Suud Abdulhamid ile Muhammed Ebu Şamat'tan oluşan sağ bek rotasyonunu her maça göre farklı şekilde değerlendiriyoruz. Aklımda çeşitli planlar var ve elbette Yeşil Burun Adaları karşılaşması için de şimdiden belirlediğim bazı fikirler bulunuyor."


Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı

Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı
TT

Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı

Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı

Tahran, Washington'un üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde ABD ile varılan anlaşmanın "tehlikeye gireceği" uyarısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, resmi haber ajansı IRNA'ya yaptığı açıklamada, İran heyetinin mutabakat kapsamında karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesini yakından takip edeceğini ve bunun için ısrarcı olacağını söyledi.

İran heyeti Tahran'dan ayrılmadan hemen önce de İranlı yetkililer, İsrail'in Lübnan'daki savaşını durduracağına ilişkin güvence almadan müzakerelere katılmayı reddettiklerini açıklamıştı.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Washington'dan İsviçre'ye hareket etmeden önce yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan'ın damadı Jared Kushner'e katılacağını belirterek şunları söyledi:

"Orada yalnızca bir ya da iki gün kalabilirim. Nükleer dosyada ilerleme kaydedeceğimizi, aynı zamanda Lübnan'da ateşkes konusunda da ilerleme sağlayacağımızı düşünüyorum. Odaklanacağımız iki temel konu bunlar olacak."

Pakistan da bugün İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında "teknik düzeyde görüşmeler" yapılacağını doğruladı. Açıklamada, Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların ABD ve İran heyetleriyle birlikte müzakerelere katılacağı bildirildi.

Bundan önce Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, İsviçre görüşmelerinin ertelenmesinin ardından yürütülen diplomatik girişimler kapsamında İran'a bir ziyaret gerçekleştirmişti.

İranlı Bakan: Petrol Sektörü, ABD ile nihai anlaşmanın gerçek sınavı olacak

  • İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, bugün (Pazar) yaptığı açıklamada, Batılı tarafların nihai anlaşmanın hükümlerine bağlı kalması halinde İran petrol sektörünün Tahran ile Washington arasında varılacak nihai anlaşmanın en önemli sınavı olacağını söyledi.
  • İran Petrol Bakanlığı'na bağlı ŞANA Haber Ajansı'nın aktardığına göre Paknejad, anlaşma sonrasında İran petrol sektörünün küresel ekonomi için büyük yatırım fırsatları sunacağını belirtti.
  • Paknejad, sektörde yüzlerce yatırım projesinin bulunduğunu, ayrıca teknik iş birliği ve işletme alanlarında imzalanmaya hazır ortaklık sözleşmelerinin de mevcut olduğunu ifade etti.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı

  • Başbakan ile Genelkurmay Başkanı, mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin görüşmelere katılmak üzere İsviçre'ye gitti.
  • Pakistan, İran ile ABD arasında varılan mutabakatların uygulanmasını desteklemeyi sürdürecek.
  • Başbakanın görüşmelerin yanı sıra katılımcı heyetlerle ikili görüşmeler yapması bekleniyor.