​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



ABD, İsrail'e çok sayıda yakıt ikmal uçağı gönderiyor

ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
TT

ABD, İsrail'e çok sayıda yakıt ikmal uçağı gönderiyor

ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların genişleme ihtimaline karşı İsrail'e çok sayıda havada yakıt ikmal uçağı göndereceğini Tel Aviv'e söyledi.

Axios haber sitesinin ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre Başkan Trump önümüzdeki günlerde İran'a yönelik askeri operasyonları tırmandırma kararı alabilir.

Habere göre Trump, salı günü Durum Odası'nda (Situation Room) gerçekleştirilen toplantıda, Hürmüz Boğazı çevresinde devam eden mevcut saldırılardan daha geniş kapsamlı bir İran operasyonuna ilişkin çeşitli askeri planlar hakkında bilgilendirildi.

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı habere göre değerlendirilen seçenekler arasında enerji santralleri gibi İran'ın kritik altyapı tesislerinin bombalanması, zenginleştirilmiş uranyumun daha derine gömülmesini sağlamak amacıyla İran'ın nükleer tesislerine yönelik ilave saldırılar düzenlenmesi ve hazırlık aşamasında olduğu öne sürülen yer altındaki "Pickaxe Dağı" tesisinin hedef alınması bulunuyor.

ABD ordusu perşembe günü de Hürmüz Boğazı ile İran'ın güney kıyısındaki hedeflere yönelik saldırılarını beşinci gününde sürdürdü.

Bir ABD'li yetkili, saldırılarda Hürmüz Boğazı'ndaki İran Devrim Muhafızları operasyonlarının merkezi olarak görülen Bender Abbas kenti çevresindeki en az yedi köprünün vurulduğunu söyledi.

Yetkili, mühimmat, lojistik malzeme ve askeri takviyelerin Bender Abbas üzerinden boğazın diğer bölgelerine sevk edildiğini belirtti.

İran ise saldırılarını Ürdün, Katar, Bahreyn, Irak ve Kuveyt'i hedef alarak artırdı. Devrim Muhafızları ayrıca Suriye'deki bir ABD üssünü vurduğunu iddia etti. Ancak ABD güçlerinin söz konusu üsten aylar önce çekildiği ifade edildi.

ABD'nin halihazırda Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaklaşık 30 havada yakıt ikmal uçağı, İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'nda ise buna yakın sayıda yakıt ikmal uçağı bulunuyor.

İsrailli yetkililer, ABD'nin önümüzdeki günlerde onlarca ilave yakıt ikmal uçağı göndermeyi planladığını ve böylece toplam sayının savaşın başlangıcındaki seviyeye çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Yetkililere göre ABD ordusu, havada yakıt ikmal uçaklarını Ben Gurion Havalimanı'ndan konuşlandırmayı tercih ediyor. Bunun nedeni ise bölgedeki diğer hava üslerinin İran saldırılarına daha açık olması ve ABD uçakları açısından daha düşük güvenlik sağlaması olarak gösteriliyor.


Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor

Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor
TT

Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor

Washington-Tahran hattında gerilim derinleşiyor: Altyapı saldırıları ve bölgesel misillemeler artıyor

ABD ile İran arasındaki askeri gerilim bugün (Cuma) de tırmanmayı sürdürüyor. Çatışmaların kapsamı giderek genişliyor.

Washington, İran içindeki hedeflere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırarak daha fazla tesis ve altyapı unsurunu vururken, İran da Bahreyn, Kuveyt, Katar, Umman, Ürdün ve Suriye'yi hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenledi.

İran Devrim Muhafızları Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı, ABD İran'ın güney kıyıları ile Hürmüz Boğazı'na yönelik saldırılarını durdurmadıkça Tahran'ın bölgedeki operasyonlarını sona erdirmeyeceğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ise daha önce yaptığı açıklamada askeri operasyonların planlandığı şekilde ilerlediğini belirterek, ABD'nin İran karşısında "büyük bir zafer kazandığını" savundu.

Yaşanan gelişmeler, çatışmaların daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. İran'da kritik tesislerin zarar gördüğüne ilişkin haberler gelirken, Tahran yönetimi ülkenin güneyindeki elektrik şebekesinin hava saldırılarında hasar aldığını açıkladı ve halka elektrik tüketiminde tasarruf çağrısı yaptı. Ayrıca köprüler, bir liman, bir havaalanı ve bir tren istasyonunun da bombardımana maruz kaldığı bildirildi.

Trump, İran'a yönelik saldırıları genişletmeyi değerlendiriyor: Hedef uranyumu daha derine gömmek

Axios'un ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump, Washington ile Tahran arasındaki askeri gerilimin sürmesi nedeniyle İran'a yönelik saldırıların kapsamını genişletme seçeneklerini değerlendiriyor.

Habere göre ABD, İran'ın nükleer altyapısına daha fazla zarar vermek ve uranyum stoklarını daha derin katmanlara gömmek amacıyla İran'ın nükleer tesislerine yeni saldırılar düzenlenmesini masaya yatırıyor.

Washington, İsrail'e ilave uçak göndermeye hazırlanıyor

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı habere göre ABD, İran'a yönelik askeri operasyonların genişleme ihtimaline karşı bölgedeki hava kapasitesini artırmak amacıyla İsrail'e ilave yakıt ikmal uçakları göndermeye hazırlanıyor.

Haberde, Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaklaşık 30 ABD yakıt ikmal uçağının bulunduğu, buna ek olarak İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'nda da benzer sayıda uçağın konuşlandırıldığı belirtildi.

İsrailli yetkililer, ABD'nin önümüzdeki günlerde onlarca ilave uçak göndermeyi planladığını, böylece uçak sayısının savaşın başlangıcındaki seviyeye çıkarılacağını ifade etti.

Yetkililere göre ABD ordusu, bu uçakları Ben Gurion Havalimanı'ndan kullanmayı tercih ediyor. Çünkü bölgedeki diğer hava üsleri İran saldırılarına daha açık görülüyor ve ABD uçakları açısından daha az güvenli kabul ediliyor.

İsrailli yetkililer ayrıca İran'ın, geniş çaplı bir askeri karşılık verilmesinden çekindiği için İsrail'i doğrudan hedef almaktan kaçınmayı sürdürdüğünü değerlendiriyor.

ABD daha önce İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgasını tamamladığını ve bu kapsamda köprüler, havaalanları ile demir yolu hatlarının hedef alındığını açıklamıştı.

Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırı ve tehditlerin devam ettiği bu süreçte, çatışmaların Orta Doğu'nun daha geniş bölgelerine yayılabileceğine ilişkin endişeler de giderek artıyor.


Balta Dağı... İran’ın en derin nükleer tesisi hedefte

21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
TT

Balta Dağı... İran’ın en derin nükleer tesisi hedefte

21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)
21 Haziran 2026 tarihinde Balta Dağı tünellerinin girişinde bulunan araçları gösteren bir uydu görüntüsü (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programının en önemli tesislerinden biri olan Natanz yakınlarında, yerin derinliklerine inşa edilen ve yüksek koruma seviyesine sahip Balta Dağı olarak bilinen tesisi hedef alma tehdidinde bulundu.

Trump, 13 Temmuz’da verdiği bir röportajda, “Balta Dağı’nı yok edeceğiz. İranlılara hazırlıklı olmalarını söyleyin” ifadelerini kullandı.

ABD’nin söz konusu tesisi yakından izlediğini belirten Trump, “Orada herhangi bir faaliyet görmüyoruz. Nükleer programlarında iyi durumda değiller. Ne zaman bir hareketlilik duyarsak, orayı vuruyoruz. Bu yüzden bu konu hakkında konuşmayı sevmiyorlar. Ancak büyük ihtimalle Balta Dağı’na nispeten yakın bir zamanda saldırı düzenleyeceğiz” dedi.

Trump’ın tehdidi, Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırıların arttığı ve savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin çıkmaza girdiği bir dönemde geldi. Bu gelişmeyle birlikte söz konusu tesis, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı en korunaklı ve en gizemli yapılarından biri olarak yeniden gündeme taşındı.

Balta Dağı hakkında bildiklerimiz şunlar:

Nerede bulunuyor?

Balta Dağı olarak bilinen tesis, Tahran’ın yaklaşık 220 kilometre güneyinde yer alırken, Natanz Nükleer Kompleksi’ne yaklaşık 2 kilometre, Fordo uranyum zenginleştirme tesisine ise yaklaşık 145 kilometre mesafede bulunuyor.

Deniz seviyesinden yaklaşık bin 600 metre yükseklikte bulunan dağın zirvesi, Natanz tesisine yalnızca birkaç dakika uzaklıkta yer alıyor.

Natanz Nükleer Kompleksi, İran’ın biri yer üstünde diğeri yer altında olmak üzere iki uranyum zenginleştirme tesisine ev sahipliği yapıyor. Kompleks, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta düzenlediği saldırıların yanı sıra geçen yıl 12 gün süren savaş sırasında da hedef alınmıştı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), yer üstündeki zenginleştirme tesisinin tamamen yıkıldığını, yer altındaki tesisin ise ciddi hasar gördüğünün değerlendirildiğini açıkladı.

ABD merkezli ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi alanında faaliyet gösteren Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (ISIS) ise inşası devam eden Balta Dağı tesisinin, her iki çatışma sırasında da hedef alınmadığını bildirdi.

xscdvfbt
Airbus Defence and Space şirketine ait Pleiades Neo uydusu tarafından çekilen fotoğrafta, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum taşıyan ve 18 adet mavi konteynerle yüklü bir kamyonun, İsfahan’daki Nükleer Teknoloji Merkezi kompleksindeki bir tünele girdiği görülüyor, 9 Haziran 2025. (AP)

Geçen yıldan bu yana yayımlanan haberlerde, İran’ın nükleer programını takip eden uzmanlara dayandırılan değerlendirmelerde, söz konusu tesisin programın hassas unsurlarını gizlemek ve daha derin, daha korunaklı bir tesiste zenginleştirilmiş uranyum üretim kapasitesini artırmak için uygun bir alan olabileceği ifade edildi.

The Telegraph gazetesi de tesisin, nükleer programın hassas bölümlerinin daha güvenli yer altı tesislerine taşınması amacıyla planlanmış olabileceğini ve gelecekte uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde kullanılmasının ihtimal dahilinde olduğunu yazdı. Ancak Tahran yönetimi, tesiste yürütülmesi planlanan faaliyetlerin niteliğine ilişkin bugüne kadar resmî bir açıklama yapmadı.

Bu yerin tarihi ne?

İran, Balta Dağı olarak bilinen tesisin inşasına 2020 yılında, yetkililerin Natanz Nükleer Tesisi’ni hedef alan bir sabotaj sonucu meydana geldiğini açıkladığı patlamanın ardından başladı.

Tahran yönetimi, sabotajın tesiste ciddi hasara yol açtığını ve uranyum zenginleştirmede kullanılan gelişmiş santrifüjlerin geliştirilmesini yavaşlatmış olabileceğini duyurdu.

Aynı yılın eylül ayında dönemin İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, ülkesinin Natanz yakınlarındaki dağın içinde, ‘her açıdan daha modern, daha büyük ve daha kapsamlı’ yeni bir tesisin inşasına başladığını açıkladı. Salihi, söz konusu tesisin gelişmiş santrifüjlerin üretimi amacıyla inşa edildiğini belirtti.

UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi ise mart ayında PBS’e verdiği röportajda, İran’ın daha önce bu sahada nükleer faaliyet yürütmeyi planladığını UAEA’ya bildirdiğini söyledi.

Grossi, “Bu, en hassas tesislerini yer altına taşıma yönündeki sistematik yaklaşımlarının bir parçasıydı” ifadesini kullandı.

xascdfvgh
İran’ın orta kesimindeki İsfahan eyaletinde bulunan Natanz Nükleer Tesisi’ni gösteren uydu görüntüsü, 7 Mart 2026 (AFP)

UAEA, dağın içindeki tesiste yürütülmesi planlanan faaliyetlerin niteliğine ilişkin İran’dan daha ayrıntılı bilgi talep ettiğini açıkladı.

Söz konusu bölgenin nükleer programla bağlantılı çok sayıda önemli faaliyete ev sahipliği yaptığını belirten Grossi, UAEA’nın Tahran yönetimine “Orada tam olarak ne oluyor?” sorusunu yönelttiğini, ancak İran’ın “Bu sizi ilgilendirmez” şeklinde kısa bir yanıt verdiğini aktardı.

İran’ın tesisle ilgili ayrıntılı bilgi paylaşmaması, bölgenin UAEA ile Batılı ülkelerin yakın takibinde kalmasına neden olurken, Batılı ülkeler söz konusu tesisin gelecekte Tahran’ın açıklamadığı nükleer faaliyetler için kullanılabileceğinden şüphe duyuyor.

İran ne inşa etti?

Uydu görüntülerini analiz eden ISIS, Balta Dağı tesisinde dağın derinliklerine uzanan iki ana tünel kompleksinin bulunduğunu bildirdi.

Uydu görüntülerine göre tesiste en az dört giriş yer alıyor. Bunlardan ikisi doğu, ikisi ise batı yamacında bulunuyor. Bu girişlerin ya tek bir yer altı tesisine ya da birbirine bağlı iki yer altı kompleksine ulaştığı değerlendiriliyor.

ISIS, tesisin bazı bölümlerinin dağın en az 100 metre altında yer aldığını tahmin ederken, bunun tesisi İran’ın en korunaklı nükleer sahalarından biri haline getirdiğini belirtti.

ISIS’ın 14 Temmuz’da yayımladığı raporda, tesisin fiziksel savunmasının geniş bir güvenlik kuşağı ile tünel girişleri çevresinde oluşturulan kapsamlı tahkimatlardan oluştuğu ifade edildi.

Raporda ayrıca, doğu tarafındaki iki tünel girişinin son iki savaşın ardından kısmen toprakla kapatıldığı, bunun kara araçlarının girişini zorlaştırdığı ancak girişlerin tamamen kapatılmadığı kaydedildi.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nde araştırmacı olarak görev yapan Sam Lair, tesise ait güncel uydu görüntülerini incelemesinin ardından yaptığı değerlendirmede, tünel girişlerinin güçlendirilmesinin sığınak delici mühimmatlarla gerçekleştirilecek olası saldırıları daha da zorlaştıracağını söyledi.

Lair, yeni tahkimatların İran’ın inşaat çalışmaları devam etmesine rağmen tesisin hedef alınabileceği endişesinin sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Lair, “Buradan, İranlıların Balta Dağı’nda sürdürmek istediği faaliyetlerin devam ettiğini çıkarabiliriz. Ancak olası bir saldırı ihtimalinden hâlâ ciddi ölçüde endişe duyuyorlar ve bu nedenle savunmalarını güçlendirecek adımlar atıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Hizmete girdi mi?

Şu ana kadar tesisin faaliyete geçtiğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış herhangi bir kanıt bulunmuyor. ABD Başkanı Donald Trump da Washington yönetiminin tesisi yakından izlemeyi sürdürdüğünü, ancak sahada herhangi bir faaliyet tespit etmediğini söyledi.

ISIS, uydu görüntülerine dayandırdığı değerlendirmede, tesisin henüz faaliyete başlamadığını, ancak inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirtti. ISIS, yalnızca uydu görüntüleri üzerinden tesisin ne zaman hizmete gireceğinin belirlenemeyeceğini vurguladı.

Tesisin nihai kullanım amacına ilişkin belirsizlik ise devam ediyor.

İran, projeyi başlattığında amacının, Natanz’da sabotaja uğrayan tesisin yerine gelişmiş santrifüjlerin montajı ve üretimi için yeni bir merkez kurmak olduğunu açıklamıştı.

Bununla birlikte ISIS, gelişmiş santrifüj programının ve bu cihazların üretimi için gerekli bileşenlerin imalat kapasitesinin zarar görmesi nedeniyle, Tahran’ın hâlâ geniş ölçekli bir montaj tesisi kurmayı planlayıp planlamadığının net olmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre raporda ayrıca, İran’ın santrifüj üretim kapasitesini yeniden inşa etmeye başlaması halinde, Balta Dağı içinde daha küçük ölçekli bir montaj tesisi kurabileceği ve bu tesisin nükleer silah programına hizmet edebilecek kapasitede olabileceği değerlendirmesine yer verildi.

İran, nükleer silah geliştirmeye çalıştığı yönündeki iddiaları reddederken, nükleer programının tamamen barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunuyor.

Batılı ülkeler ise söz konusu tesisin gelecekte uranyum zenginleştirme faaliyetleri için kullanılabileceğinden veya nükleer programın daha hassas unsurlarının daha derin ve daha güvenli yer altı tesislerine taşınmasında rol oynayabileceğinden şüphe duyuyor. Ancak tesisin faaliyete geçtiğini ya da uranyum zenginleştirme amacıyla kullanıldığını doğrulayan herhangi bir kanıt kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu tesise nasıl saldırılabilir?

Uzmanlar, tesisin bulunduğu derinliğin, ABD envanterindeki en güçlü sığınak delici bombaların doğrudan etkisini dahi sınırlandırabilecek düzeyde olduğunu değerlendiriyor.

ISIS, tünellerin derinliği ve girişleri çevreleyen yoğun tahkimatlar nedeniyle tesisin, ‘kara kuvvetleri tarafından düzenlenecek bir saldırı veya sabotaj için hava saldırılarına kıyasla daha uygun bir hedef olabileceği’ değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte ISIS, yerin derinliklerine nüfuz edebilen mühimmatlarla gerçekleştirilecek hava saldırılarında kullanılabilecek zayıf noktaların bulunabileceğini de göz ardı etmedi.

Rapora göre olası hedefler arasında, dağın altındaki ana tesise doğrudan ulaşmaya çalışmak yerine, tünel girişleri, havalandırma sistemleri, enerji ve iletişim altyapısı ile yer üstündeki destek tesisleri yer alabilir.

Csdfgrthy
1 Şubat 2026 tarihinde çekilen uydu görüntüsünde, İsfahan nükleer tesisinde daha önce tahrip edilmiş bir binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığı görülüyor. (Plant Labs – Reuters)

Ancak tünel girişlerinin güçlendirilmesi ve bazılarının kısmen toprakla kapatılması, gerek sığınak delici mühimmatlarla düzenlenecek saldırıları gerekse olası kara operasyonlarını daha da zorlaştırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise tehdidini hayata geçirmesi halinde Washington’ın hangi yöntemleri kullanacağına ilişkin ayrıntı vermedi. Trump ayrıca hedefin doğrudan tesisin kendisi mi, yoksa girişleri ve destek altyapısı mı olacağını da açıklamadı.

İran, tesiste yürütülmesi planlanan faaliyetlerin niteliğine ilişkin bugüne kadar resmî bir açıklama yapmazken, UAEA da tesisin faaliyete geçtiğini doğrulamış değil. Buna karşın, Natanz Nükleer Tesisi’ne yakın konumu, yerin derinliklerinde inşa edilmesi ve tahkimat çalışmalarının sürmesi nedeniyle Balta Dağı, İran’ın nükleer programı etrafındaki olası yeni bir gerilim sürecinde en dikkat çeken hedeflerden biri olarak değerlendiriliyor.