​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nde silahlı saldırı, Trump tahliye edildi

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nde (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nde (EPA)
TT

Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nde silahlı saldırı, Trump tahliye edildi

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nde (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği'nde (EPA)

AFP'nin görgü tanıklarına dayanarak aktardığına göre Washington'da düzenlenen Beyaz Saray muhabirleri yemeği sırasında, silah seslerinin duyulmasının ardından gizli servis görevlileri ABD Başkanı Donald Trump'ı etkinlikten acilen uzaklaştırdı.

Görsel kaldırıldı.ABD başkanının silahlı saldırının ardından tahliye edildiği an (Reuters)

Akşam yemeğine katılan konuklar silah seslerini duyunca masaların altına sığınmak için koştular; güvenlik görevlileri ise Trump'ın oturduğu podyumun etrafında silahlarını doğrultarak konuşlandılar ve ardından Trump oradan dışarı çıkarıldı.

Görsel kaldırıldı.Silah sesleri üzerine olay yerindeki Gizli Servis ajanları (AP)

Polis, törenin düzenlendiği Washington Hilton Oteli'ni kuşattı ve helikopterler otelin üzerinde uçtu. Ortak basın bildirisinde Gizli Servis'e atıfta bulunularak, saldırganın gözaltına alındığı bildirildi.

Trump Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda: Washington'da oldukça hareketli bir akşam geçirdik. Gizli Servis ve kolluk kuvvetleri harika bir iş çıkardı. Hızlı ve cesurca hareket ettiler. Saldırgan yakalandı ve ben de "Gösterinin devam etmesine izin verelim" diye tavsiye ettim, ancak, emniyetin direktiflerine göre hareket edeceğiz. Karar ne olursa olsun, bu gece planlanandan çok farklı geçecek ve belli ki her şeyi en baştan, yeniden yapmak zorunda kalacağız" ifadelerini kullandı.


Vizyon 2030, performans göstergelerinin yüzde 93’ünü gerçekleştirerek üçüncü aşamasına girdi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Vizyon 2030, performans göstergelerinin yüzde 93’ünü gerçekleştirerek üçüncü aşamasına girdi

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Zeyneb Ali

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, ülkesinin Vizyon 2030 kazanımlarıyla daha iyi bir geleceğe doğru ilerlediğini, kapsamlı kalkınma hedefi doğrultusunda sahip olunan kaynakların ve avantajların örnek bir şekilde değerlendirildiğini belirtti. Veliaht Prens Muhammed bin Selman ise Vizyon 2030 kapsamında geçen on yılın ardından ülkenin kapsamlı kalkınmada istisnai ve dönüşümsel bir model sunduğunu, vizyonların somut sonuçlara dönüştürüldüğünü ifade etti. Bu başarının, ülke vatandaşlarının iradesi ve kurumların etkin çalışması sayesinde gerçekleştiğini vurgulayan Veliaht Prens, son yıllarda elde edilen kazanımların çabaların artırılması ve planların güçlendirilmesi yönünde büyük bir sorumluluk doğurduğunu kaydetti. Açıklamasında, bu kazanımların sürdürülebilirliğinin sağlanmasının ve ülkenin daha ileriye taşınmasının temel hedef olduğunu dile getirdi.

Bu açıklamalar, 2025 yılı Vizyon 2030 yıllık raporunun giriş bölümünde yer aldı. Raporda, Suudi Arabistan’ın 2026 yılı itibarıyla Vizyon 2030’un üçüncü aşamasına geçtiği, bu aşamanın 2030’a kadar süreceği belirtildi. On yıllık ekonomik ve sosyal reform süreci boyunca ulusal ekonominin çeşitlendirme ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda yeniden şekillendirildiği, performans göstergelerinin yüzde 93’ünün hedeflere ulaştığı ifade edildi.

Vizyon 2030 üç uygulama aşamasına dayanıyor ve her biri beş yıl sürüyor. 2016-2020 dönemini kapsayan ilk aşamada yasal ve kurumsal altyapı oluşturuldu; bu kapsamda düzenlemeler çıkarıldı, yeni kurumlar kuruldu ve Kamu Yatırım Fonu (PIF) ekonominin itici gücü olacak şekilde yeniden yapılandırıldı.

2021-2025 dönemini kapsayan ikinci aşamada ise ulusal stratejilerin uygulanma hızı sektörler ve bölgeler genelinde arttı. Bu süreçte ülke, ekonomik dönüşümün ortaya çıkardığı yeni büyüme fırsatlarına yatırım yaptı.

Başarı oranları

Vizyon programlarının başarı oranları

Resmi verilere göre, vizyon programlarına ait performans göstergelerinin yüzde 93’ü yıllık hedeflerine ulaştı, bu hedefleri aştı ya da gerçekleştirmeye yaklaştı.

Toplam 390 aktif göstergeden 309’u ara hedeflerini yakaladı veya aştı. 52 gösterge ise yüzde 85 ile 99 arasında değişen oranlarla hedeflerine yaklaşmış durumda.

Girişimler açısından bakıldığında, toplam bin 290 girişim hayata geçirilirken, bunların 935’i vizyonun başlangıcından bu yana tamamlandı. 225 girişim ise planlandığı şekilde ilerliyor. Böylece girişimlerin yüzde 90’ının tamamlandığı ya da hedeflenen doğrultuda ilerlediği belirtiliyor.

başarı

Olumlu ekonomik göstergeler

2025 yılı verileri, ekonomik dönüşüm sürecini yansıtan bir dizi göstergenin kayda geçtiğini ortaya koyuyor. Buna göre, reel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) 2024’e kıyasla yüzde 4,5 oranında büyüme gösterdi. Bu oran, son üç yılın en yüksek yıllık ekonomik büyümesi olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde, petrol dışı faaliyetlerin ulusal ekonomideki payının toplamın yarısını aştığı belirtildi.

İşgücü piyasasında ise Suudi vatandaşlar arasındaki işsizlik oranı 2025 yılı sonunda yüzde 7,2’ye geriledi. Bu oran, 2016 sonunda kaydedilen yüzde 12,3 seviyesine kıyasla önemli bir düşüşe işaret ediyor. Söz konusu iyileşmenin, ekonomik sektörlerdeki büyüme ve iş gücü piyasasına yönelik reformlardan kaynaklandığı ifade ediliyor.

Enflasyon oranı ise yıl boyunca görece istikrarlı bir seyir izleyerek yüzde 2 seviyesinde gerçekleşti.

Kredi notu cephesinde, büyük uluslararası derecelendirme kuruluşları Suudi Arabistan’ın egemen borçlanma notlarına ilişkin olumlu değerlendirmelerini sürdürdü. Moody’s ülkenin kredi notunu ‘Aa3’ seviyesinde ve ‘durağan’ görünümle teyit ederken, Fitch Ratings ve Standard & Poor’s ise ‘A+’ notunu ve yine ‘durağan’ görünümü korudu.

Uluslararası tahminler farklılık gösteriyor

Uluslararası kuruluşların Suudi Arabistan ekonomisinin gelecek yıllardaki büyümesine ilişkin beklentileri farklılık gösteriyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2026 yılında yüzde 3,1, 2027 yılında ise yüzde 4,5 büyüme öngörürken, Dünya Bankası aynı yıllar için sırasıyla yüzde 4,3 ve yüzde 4,4 oranlarında daha yüksek tahminlerde bulunuyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ise büyümenin 2026’da yüzde 4, 2027’de ise yüzde 3,6 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Öte yandan Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı, 2025 bütçesi kapsamında 2026 için yüzde 4,6, 2027 için ise yüzde 3,7 oranında büyüme öngörüsünde bulundu.

Toplumsal ve sektörel dönüşümler

Sosyal alanda, Suudi Arabistanlı ailelerin konut sahipliği oranında artış kaydedilirken, nüfus arasında fiziksel aktivite yapma oranının da yükseldiği belirtildi. Şarku'l Avsat'ın resmi verilerden aktardığına göre, petrol dışı ihracat sanayi büyümesi ve lojistik altyapının geliştirilmesi sayesinde tarihi seviyelere ulaştı. Ayrıca ülkenin küresel rekabetçilik endeksindeki sıralamasında da iyileşme yaşandı.

Kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü, vatandaşların veri, bilgi ve çeşitli belgelere erişiminin kolaylaştırıldığı ifade edildi. Bunun yanı sıra, gönüllülük faaliyetlerine katılımın ve farklı alanlardaki gönüllü iş fırsatlarının da genişlediği kaydedildi.

Üçüncü aşama: Süreklilik ve uyum

Vizyon, uzun vadeli hedeflerini koruyarak üçüncü aşamasına giriyor ve yeni dönemin gerekliliklerine uygun şekilde uygulama yöntemlerini uyarlıyor. Resmî belgelere göre, performans göstergelerinin izlenmesine yönelik yönetişim ve düzenli takip çerçevesi, ilerlemenin ölçülmesi ve gerektiğinde sürecin yeniden yönlendirilmesi için temel bir araç olmaya devam edecek. Küresel ekonomik koşullardaki değişkenlikler nedeniyle, uygulamada esnekliğin ve ulusal önceliklere göre verimli harcama yönetiminin önem kazandığı vurgulanıyor.


ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”

ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
TT

ABD’nin enerji stratejisi: “İran savaşı, Amerikan şirketlerine talebi artırdı”

ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)
ABD ve İran heyetleri, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını sağlamak için diplomatik temasları sürdürüyor (AFP)

ABD, İran savaşının yarattığı krizde yeni bir enerji üstünlüğü elde etmeye çalışıyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik enerji piyasalarını alt üst etti.

Ortadoğu'dan doğalgaz ve petrol tedarikinde yaşanan aksaklıklar, Avrupa ve Asya ülkelerini hızla alternatif arayışına itti. Financial Times'ın analizine göre, özellikle sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tarafında Amerikan şirketlerine yoğun talep var.

ABD ham petrol ihracatı günlük 5,2 milyon varile çıkarak rekor kırarken, Avrupa'nın jet yakıtı ihtiyacının üçte birinden fazlasının nisanda ABD'den karşılanması bekleniyor.

Kısa vadede petrol fiyatlarındaki artış ABD'li şirketlere büyük nakit akışı sağlarken, asıl stratejik kazanç LNG tarafında ortaya çıkacak. Tıpkı Avrupa'nın 2022'de patlak veren Ukrayna savaşında Rus gazından uzaklaşması gibi, Asya'nın da Körfez ülkelerine bağımlılığını azaltarak ABD'ye yönelmesi bekleniyor.

Vadesi 20 yıla varan uzun dönemli sözleşmelerde ABD'nin "güvenilir tedarikçi" olarak öne çıkması, küresel enerji ticaretinde kalıcı bir yön değişimine işaret edebilir. Bu durum, ABD'nin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi nüfuzunu da artırıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da geçen ayki açıklamasında "ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi dolayısıyla petrol fiyatları yükseldiğinde daha fazla kazanıyoruz" demişti.

Diğer yandan analistlere göre riskler de artıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, uzun vadede fosil yakıt talebini azaltarak, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlara geçişi hızlandırabilir.

Nitekim Avrupa'da güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları son yıllarda hızlanırken, Çin temiz enerji teknolojilerinde küresel üstünlüğünü pekiştiriyor.

Petrol devi BP'nin eski baş ekonomisti Spencer Dale şu yorumları paylaşıyor:

Tarihten çıkarılan ders şudur: Enerji güvenliğiyle ilgili sarsıntılar geride iz bırakır. Petrolün küresel enerji içindeki payının, petrol krizinin ardından 1973'te zirveye ulaştıktan sonra bir daha asla eski seviyesine dönmemesi beni her zaman şaşırtmıştır.

Ekonomist ayrıca Avrupa'nın ABD'den gelen LNG'ye fazla bağımlı kalmamak için Kuzey Afrika veya Orta Asya'dan tedariki artırmak amacıyla çeşitli adımlar atabileceğini de belirtiyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian