​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Messi Departure Leaves Argentina Facing Rebuild After Golden Era

A commuter walks past a mural of Argentine soccer legend Lionel Messi, on the day he announced his retirement from the national team, at the Villa del Parque train station, in Buenos Aires, Argentina, August 31, 2026. (Reuters)
A commuter walks past a mural of Argentine soccer legend Lionel Messi, on the day he announced his retirement from the national team, at the Villa del Parque train station, in Buenos Aires, Argentina, August 31, 2026. (Reuters)
TT

Messi Departure Leaves Argentina Facing Rebuild After Golden Era

A commuter walks past a mural of Argentine soccer legend Lionel Messi, on the day he announced his retirement from the national team, at the Villa del Parque train station, in Buenos Aires, Argentina, August 31, 2026. (Reuters)
A commuter walks past a mural of Argentine soccer legend Lionel Messi, on the day he announced his retirement from the national team, at the Villa del Parque train station, in Buenos Aires, Argentina, August 31, 2026. (Reuters)

Argentina face a testing transition period as they attempt to move on from Lionel Messi's international retirement, with question marks also hanging over the futures of coach Lionel Scaloni and several ageing players.

Messi vacated the famous number 10 shirt on Monday, after 21 years of carrying Argentinian hopes on his shoulders.

It was a burden that weighed heavily initially, before a golden era late in his career during which the South American giants won three major titles, including the 2022 World Cup.

The 39-year-old's last competitive match for Argentina was the 1-0 loss to Spain in the World Cup final in July.

Of the 17 players who featured in that match for Scaloni's side, only two will be under the age of 30 when the next World Cup kicks off in South America in 2030.

Veteran center-back Nicolas Otamendi, 38, retired from international duty in the wake of the loss to Spain in New Jersey, when Argentina were thoroughly outplayed by younger, more vibrant opponents.

Goalkeeper Emiliano Martinez has since suggested he may follow suit, as has 32-year-old midfield enforcer Leandro Paredes, who was slapped with a 10-match ban by FIFA for attacking Spain players after the final whistle.

"If he (Messi) isn't there, it will be hard for everything to keep working the way it used to," Paredes told Argentinian TV channel TN.

Rodrigo De Paul's international career has also been heavily linked with his Inter Miami teammate's.

The biggest question marks surround the future of coach Scaloni, who has overseen the most successful spell for the Albiceleste since the days of Diego Maradona.

The 48-year-old, whose team are known as the "Scaloneta" at home, was appointed in 2018 and ended Argentina's 28-year wait for a major trophy with victory in the 2021 Copa America.

The former Deportivo La Coruna right-back's current deal runs out in December.

Scaloni had reportedly agreed a contract extension until 2030 before the World Cup, but he cast doubt on his future after the poor performance in the final.

"I already have an idea of what I want to do," Scaloni said after the loss.

"I'm going to honor my contract, and then we'll see. I need to think, because I don't know if it's possible to achieve something as great as this."

The next World Cup will be largely held in Spain, Portugal and Morocco, but Argentina will be one of three South American nations hosting one match, thus gaining automatic qualification.

First, though, they will be targeting a third consecutive Copa America crown in 2028.

Despite Messi's retirement, there will likely still be plenty of familiar faces in a squad who will remain title favorites.

Lisandro Martinez and Cristian Romero have established themselves as the first-choice center-half pairing.

Enzo Fernandez, who moved to Manchester City from Chelsea on Monday for a fee that equaled the British transfer record, and Alexis Mac Allister have made the central midfield positions their own, while Messi's departure could give Inter Milan's Lautaro Martinez and Atletico Madrid forward Julian Alvarez more space to shine up front.

Alvarez in particular will be expected to improve significantly on his ratio of 15 goals in 59 caps.

- 'Great young players' -

Messi himself believes the long-term future is bright for his country.

"I've given it my all. I have nothing left to give, and besides, there are great young players coming up who deserve their chance," he said when announcing his retirement.

Exciting Como youngster Nico Paz made two appearances at the World Cup and could become a more regular starter, while 23-year-old Giuliano Simeone -- son of former Argentina stalwart Diego Simeone -- impressed as a substitute in the semi-final win over England.

Real Madrid winger Franco Mastantuono did not make the World Cup squad but has already won four international caps at the age of 19.

Argentina's next generation impressed at last year's Under-20 World Cup in Chile, reaching the final for the first time since 2007 before losing to Morocco.

Argentina currently have no fixtures scheduled for the international break later this month, but the Argentinian football association is reportedly planning a possible farewell match for Messi, the country's record goalscorer and record appearance maker with 125 goals in 207 games.

He leaves a huge hole -- but a new generation will endeavor to fill it.


Israel Says Prepared to ‘Respond with Great Force’ if Iran Attacks

 Israeli Defense Minister Israel Katz announces that a senior Hamas operative had been detained in Gaza City, in a location given as Netiv HaAsara, Ashkelon, Israel, in this screengrab taken from a handout video released on September 1, 2026. (Israeli Defense Ministry/Handout via Reuters)
Israeli Defense Minister Israel Katz announces that a senior Hamas operative had been detained in Gaza City, in a location given as Netiv HaAsara, Ashkelon, Israel, in this screengrab taken from a handout video released on September 1, 2026. (Israeli Defense Ministry/Handout via Reuters)
TT

Israel Says Prepared to ‘Respond with Great Force’ if Iran Attacks

 Israeli Defense Minister Israel Katz announces that a senior Hamas operative had been detained in Gaza City, in a location given as Netiv HaAsara, Ashkelon, Israel, in this screengrab taken from a handout video released on September 1, 2026. (Israeli Defense Ministry/Handout via Reuters)
Israeli Defense Minister Israel Katz announces that a senior Hamas operative had been detained in Gaza City, in a location given as Netiv HaAsara, Ashkelon, Israel, in this screengrab taken from a handout video released on September 1, 2026. (Israeli Defense Ministry/Handout via Reuters)

Israel's defense minister on Wednesday said his country was prepared to respond "with great force" if attacked by Iran, after Iranian forces targeted US military positions across the region.

Israel Katz said Israeli forces were prepared for a possible attack from Iran over the Jewish high holiday season, which begins in mid-September.

"For now, they are striking throughout the region except us," he told a conference hosted by Israeli news site Ynet and newspaper Yedioth Ahronoth.

"But there is a possibility that they will attack us. We are prepared for that defensively," he added.

If Iran attacks, Israel would "respond with great force, independently of anyone else", Katz said, adding that "our planes are ready to take off".

On Wednesday, Iran launched a wave of attacks on US sites across the Middle East following an extensive American bombardment.

Iran's Revolutionary Guards announced attacks on Jordan, the UAE, Kuwait, Bahrain and Iraq's autonomous Kurdistan region, in the six-month conflict's heaviest exchange in weeks.

Israel, which launched the war with the United States in late February, has stayed militarily on the sidelines since President Donald Trump reached a fragile ceasefire in April.

"They like to attack on Jewish holidays because they hate Jews. Look at the many things that have happened in the past. But we are prepared both defensively and offensively, in coordination with the United States in this regard," Katz said.

Iran's regime, whose leaders are virulently anti-Israel and support armed groups such as Hamas, constitutionally recognizes the country's Jewish community which is estimated to number in the thousands.

Israel in the opening salvo of the war killed Iran's supreme leader, Ali Khamenei.

The ceasefire between the United States and Iran collapsed after Iran attacked commercial ships in the Strait of Hormuz, the gateway to the Gulf which Tehran sees as key leverage.


İsrail, Ali et-Tahir Tepeleri’nin akıbetini araştırıyor ve güneydeki operasyonlarına devam ediyor

İsrail’in Güney Lübnan’daki Ali et-Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail’in Güney Lübnan’daki Ali et-Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail, Ali et-Tahir Tepeleri’nin akıbetini araştırıyor ve güneydeki operasyonlarına devam ediyor

İsrail’in Güney Lübnan’daki Ali et-Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail’in Güney Lübnan’daki Ali et-Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Ali et-Tahir Tepeleri, sahadaki yeni bir aşamaya giriyor. İsrail’in güneyin geniş kesimlerinde operasyonlarını sürdürdüğü bir dönemde, dikkatler yoğun bombardımanın ötesine geçerek bölgenin akıbetine ve buradaki mevcut kontrolün niteliğine yöneliyor.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, üst düzey güvenlik yönetiminin son dönemde Ali et-Tahir Tepeleri’ndeki kontrolün sürdürülmesi veya bölgenin Lübnan ordusuna devredilmesi konusunu görüştüğünü bildirdi. Kuruluş ayrıca, İsrail’in bölgede bulunduğunu öne sürdüğü Hizbullah mensuplarının çoğunun öldürüldüğüne ilişkin İsrail değerlendirmelerinin bulunduğunu aktardı. Ancak bu bilgiler, bağımsız Lübnan kaynaklarınca doğrulanmadı.

Böylece Ali et-Tahir’deki tartışma, tepelerin maruz kaldığı saldırıların boyutundan, bölgede mevcut olan kontrolün niteliğine, tesisin içindeki durumun akıbetine ve buranın devredilmesinden söz edilmesinin sahada farklı bir aşamaya geçildiğine işaret edip etmediğine kayıyor.

‘Askerî açıdan düşmüş’

Emekli Tuğgeneral Halid Hamade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Ali et-Tahir Tepeleri’nin askerî açıdan düştüğü söylenebilir. Zira İsrail güçleri artık tepenin çevresinde bulunuyor, gece gündüz önünde ve üzerinde hareket ediyor. İsrail güçlerinin havaya uçurduğu Beyt Gandur Sarayı da tepelerin eteğinde yer alıyor. Dolayısıyla İsrail güçlerinin tesise girmemiş olması, bölgede bulunmadıkları veya sahada kontrolü ellerinde tutmadıkları anlamına gelmiyor” dedi.

sdfrg
Lübnan’ın güneyindeki Ali el-Tahir ve ed-Dabşa tepelerinde bombardımanın izlerini gösteren bir fotoğraf (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Hamade, “Girişlerin kapalı ve İsrail güçlerinin çevrede bulunduğu bir durumda, içeride bulunan Hizbullah mensuplarının önünde fiilen sınırlı seçenekler kalıyor. Ya tesiste mahsur kalmış durumdalar ya da öldürülmüş olabilirler. Bunların tümü, bölgenin içinde artık herhangi bir yaşam belirtisinin görünmediğine işaret ediyor. Bununla birlikte tesise girildiğinde, içeride unsurların bulunması veya bazı bölümlerin tuzaklanmış olması gibi sürprizlerle karşılaşılması ihtimali de devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Teslim olmaktan bahsetmek ne anlama geliyor?

İsrail medyasında Ali et-Tahir’deki Hizbullah mensuplarının akıbetine ilişkin yayımlanan haberlerin ne anlama geldiği konusunda Hamade, “Bu veriler sahadaki göstergeler olarak kalıyor ve tesise girilip içeride ne olduğunun doğruluğu teyit edilmeden nihai bilgiler olarak değerlendirilemez. Ancak İsrail aynı zamanda konuyu medya ve psikolojik açıdan kullanmaya, Hizbullah’ı kışkırtarak bölgede yaşananlara ilişkin bir açıklama yapmaya veya bilgi vermeye zorlamaya çalışıyor” dedi.

csdfvgbh
İsrail saldırıları sonucu Nebatiye’deki Ali et-Tahir Tepeleri’nden duman yükseliyor. (AFP)

Hamade, “İsrail, içeride bulunan Hizbullah mensuplarının öldürüldüğünü, özellikle de tahminlerin yaklaşık 100 militanın bulunduğu yönünde olması halinde, bu açıklamanın Hizbullah destekçileri ve çevresindeki toplumsal kesim üzerinde büyük bir etkisi olur. Bu nedenle İsrail’in Ali et-Tahir’de yaşananları askeri, medya ve psikolojik olmak üzere çeşitli yönlerden kullanmaya çalışması muhtemel” ifadelerini kullandı.

Birden fazla etken

Güney Lübnan’dan Şarku’l Avsat’a konuşan yerel bir kaynak, “Ali et-Tahir Tepeleri’ndeki durumun netleşmesi yalnızca bölgenin içi ve çevresinde yaşananlara bağlı değil, aynı zamanda daha geniş bölgesel atmosfere de bağlı. Bu durum, bölgenin statüsünün neden hâlâ belirsiz olduğunu ve nihai saha düzenlemelerine geçilmediğini açıklıyor” dedi.

Kaynak, “Bölgesel gerilim seviyesindeki herhangi bir artış, doğrudan güneye yansıyabilir ve Ali et-Tahir’deki gelişmelerin kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırabilir. Buna karşılık gerilimin azalması, sahada daha kalıcı düzenlemelere geçilmesini mümkün kılabilir” ifadelerini kullandı.

fvghyju
İsrail’in Güney Lübnan’daki Mansuri kasabasını hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar Sur’dan görüntülendi. (AP)

Kaynak, “Tepelerin hassasiyeti, buranın yerel askeri durum ile Lübnan çevresindeki gerilim düzeyinin kesiştiği bir noktaya dönüşmesinden kaynaklanıyor. Bu da bölgenin akıbetinin yalnızca doğrudan sahadaki bir faktöre değil, birden fazla etkene bağlı olduğu anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Geniş çaplı operasyonlar

Ali et-Tahir’deki gelişmeler, İsrail’in Güney Lübnan’ın geniş bir kesiminde, Nebatiye çevresinden Mercayun, Bint Cübeyl ve Sur ilçelerine kadar sürdürdüğü operasyonlarla eş zamanlı olarak yaşanıyor. Hava saldırıları ve patlatma operasyonları Kfar Tebnit ve Kantara çevresine kadar uzanırken, burada dağın bir bölümü çöktü. Saldırılar ayrıca Meyfdun ve Duha Kefr Rumman’ın yanı sıra Ali et-Tahir Tepeleri’ni de hedef aldı. Bu sırada sahadan gelen bazı haberlerde Nebatiye el-Fuka’ya yönelik saldırılarda fosfor bombalarının kullanıldığı bildirildi.

Mercayun ilçesinde İsrail güçleri, pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce Hayyam beldesinde şiddetli bir patlatma gerçekleştirdi. Bint Cübeyl ilçesinde ise Reşaf’ta şiddetli bir patlama meydana gelirken, Ayta el-Cebel’in çevresine doğru makineli tüfeklerle tarama ateşi açıldı.

Topçu ateşi Hadeta ve Beraşit çevresini de hedef aldı. Batı kesiminde ise Mansuri, Beyyada ve Şema’daki mevzilerden İsrail topçu ateşine yeniden maruz kaldı. Bu saldırılar, belde ve çevresinde gerçekleştirilen yıkım ve tarama operasyonları ile tekrarlanan askeri hareketliliğin ardından geldi.

Hula, Mansuri, Zutar eş-Şarkiyye ve Beyt es-Siyad’da da evlerin yakılması, yıkım çalışmaları ve binaların havaya uçurulmasına yönelik operasyonlar yaşandı. Bazı bölgelerdeki güzergâhlar üzerinden giriş çıkışların ve askeri hareketliliğin de sürdüğü bildirildi.

Mevcut saha koşullarına uyum sağlama taahhüdü

Ancak Hamade, operasyonların gerçekleştirildiği bölgelerin çeşitliliğini, İsrail’in faaliyet alanını her gün yeni bir bölgeye genişlettiğinin göstergesi olarak görmüyor. Bu bölgelerin, askeri hareketliliğe daha önce açılmış mevcut alanın bir parçası olduğunu belirtiyor.

İsrail’in Ali et-Tahir ve Meyfdun’dan Ayta el-Cebel, Mansuri ve diğer bölgelere uzanan operasyonlarını değerlendiren Hamade, bunların ‘operasyon alanının genişlemesi’ olarak nitelendirilmesine karşı çıktı. Hamade, “Yaşananlar, mevcut saha durumunun sürdürülmesidir. Bu, askeri bir terimdir. Çünkü İsrail güçleri esas olarak bu alanlarda hareket ediyor, bölgelere girip çıkıyor. Örneğin Mansuri’de İsrail güçleri girip çıkıyor; diğer bölgelerde de durum aynı. Ayrıca bölge içinde hareket etmek amacıyla oluşturulan ve kullanılan güzergâhlar da bulunuyor” dedi.

Hamade, “İsrail güçleri güneyin geniş kesimlerinde hareket ediyor. Dolayısıyla her gün genişleyen yeni bir operasyon alanıyla karşı karşıya olduğumuzu düşünmüyorum. Aksine İsrail’in faaliyet gösterdiği ve burada yıkımı sürdürdüğü mevcut bir alan söz konusu. Sürekli devam eden yıkım da Lübnan devletine baskı uygulayarak, mevcut durumun artık sürdürülemeyeceğini ve varılan anlaşmanın uygulanması gerektiğini söylemeye iten bir araç niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı.

Hamade, sözlerini şöyle tamamladı: “Yaşananların her seferinde operasyonların yeni bölgelere taşındığı anlamına geldiğini düşünmüyorum. Çünkü aynı model Hayyam’dan Meys el-Cebel ve diğer bölgelere kadar birden fazla yerde görülüyor. İsrail’in askeri hareketlilik, bölgelere girip çıkma ve yıkım yoluyla sürekli olarak sürdürdüğü mevcut bir saha durumuyla karşı karşıyayız.”