​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Suudi Arabistan emlak piyasası yeniden dengelenmeyi sürdürüyor... Yılın ikinci yarısında seçici toparlanma bekleniyor

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
TT

Suudi Arabistan emlak piyasası yeniden dengelenmeyi sürdürüyor... Yılın ikinci yarısında seçici toparlanma bekleniyor

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan bir görünüm (SPA)

Suudi Arabistan emlak piyasasının 2026'nın ilk altı ayında resmi verilere yansıyan yavaşlaması, sektör gözlemcileri açısından sürpriz olmadı. Aksine bu gelişme, işaretleri 2025'te ortaya çıkmaya başlayan "yeniden dengelenme" sürecinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. "Ayni tescil" sisteminin yürürlüğe girmesi gibi önemli düzenleyici değişikliklerle birlikte yatırımcılar ve gayrimenkul geliştiricileri, yılın ikinci yarısında gerçek talebin yön vereceği yeni bir döneme hazırlanırken yeniden değerlendirme ve temkinli bekleyiş sürecine girdi.

Suudi Arabistan Adalet Bakanlığı'na bağlı Gayrimenkul Borsası'nın (mülkiyet devri kategorisi) verilerine göre, 2026'nın ilk yarısında gayrimenkul işlemlerinin toplam değeri 82,2 milyar riyale (21,9 milyar dolar) geriledi. Bu rakam, 2025'in aynı dönemindeki 169,4 milyar riyallik (45,1 milyar dolar) işlem hacmine kıyasla yüzde 51,5'lik düşüşe işaret ederek göstergeler arasındaki en sert gerilemeyi oluşturdu.

İşlem hacmindeki bu düşüş, piyasa hareketliliğine de yansıdı. Gayrimenkul işlem sayısı, geçen yılın ilk yarısındaki 220 bin seviyesinden 161 bin 900'e gerileyerek yüzde 26,4 azaldı. Bu durum, piyasadaki alım satım faaliyetlerinde belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.

dfrftbgrtf
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki karayolu ağı (SPA)

Gerileme yalnızca işlem değeri ve sayısıyla sınırlı kalmadı. El değiştiren gayrimenkul sayısı 204 bin 900'den 138 bin 600'e düşerek yüzde 32,4 azaldı. Toplam işlem gören alan da 2,088 milyar metrekareden 1,625 milyar metrekareye gerileyerek yüzde 22,2 küçüldü.

Fiyat cephesinde ise işlem hacmindeki sert düşüşe kıyasla daha sınırlı bir gerileme görüldü. Ortalama metrekare fiyatı geçen yılın aynı dönemindeki 2 bin 217 riyalden 1.965 riyale inerek yüzde 11,4 düştü. İşlemlerde kaydedilen en yüksek metrekare fiyatı da 453 bin 124 riyalden 330 bin 578 riyale gerileyerek yaklaşık yüzde 27 azaldı.

"Temkinli bekleyiş" döneminin nedenleri

Gayrimenkul uzmanı ve değerleme uzmanı Mühendis Ahmed El-Fakih, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, işlem sayısı ve değerindeki düşüşün son aylarda öne çıkan iki temel gelişme nedeniyle "oldukça doğal" olduğunu söyledi.

El-Fakih'e göre bunlardan ilki, ABD ile İran arasındaki savaşın yarattığı bölgesel jeopolitik gelişmeler; ikincisi ise hükümetin piyasayı yeniden dengelemeye yönelik düzenlemelerinin fiili etkisi oldu. Bu iki unsurun piyasa işlemlerini hem nicelik hem de nitelik açısından etkilediğini belirtti.

dfrtbtrf
Riyad'ın havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)

Yatırımcıların işlem gören ve işlem görmeyen varlıklar arasında ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan El-Fakih, Gayrimenkul Borsası verilerinin birçok yatırımcının piyasa koşullarını değerlendirmek ve yeniden pozisyon almak amacıyla varlıklarını "işlem görmeyen" kategorisine taşıdığını gösterdiğini ifade etti.

Faiz oranları ve finansman maliyetleri gibi ekonomik faktörleri ise jeopolitik ve düzenleyici gelişmelere kıyasla "ikincil unsurlar" olarak nitelendiren El-Fakih, şunları söyledi:

"Özellikle spekülatif yatırımcılar, hükümetin sektörü geliştirme ve piyasa uygulamalarını düzeltme yönündeki açık politikası nedeniyle ciddi bir yeniden değerlendirme sürecinden geçiyor. Bu yaklaşım, büyük miktardaki sermayenin gerçek gayrimenkul geliştirme projelerine yönelmesini ve konut arzının artmasını sağlayacaktır."

İşlem hacmindeki düşüş fiyat düzeltmesi anlamına gelmiyor

Gayrimenkul uzmanı Abdullah El-Musa da Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, işlem hacmindeki yüzde 51'i aşan düşüşün fiyatlarda aynı oranda gerileme yaşandığı şeklinde yorumlanamayacağını söyledi.

El-Musa'ya göre piyasanın doğru okunabilmesi için daha derin bir analiz gerekiyor. 2026'nın ilk yarısında "ayni tescil" uygulamasının genişletilmesi ve özellikle başkent Riyad olmak üzere birçok bölgede gayrimenkul işlemlerinin Tapu Sicili Sistemi üzerinden yürütülmeye başlanmasının yıllık karşılaştırmalarda dikkate alınması gereken temel bir yapısal değişiklik olduğunu vurguladı.

Ortalama metrekare fiyatının yalnızca yüzde 11 gerilemesine karşın işlem hacminin yarıdan fazla düşmesini, piyasanın güçlü kaldığının göstergesi olarak değerlendiren El-Musa, bunun sert bir fiyat düzeltmesinden ziyade işlem kompozisyonunun değiştiğini gösterdiğini ifade etti.

fbfr
Ulusal Konut Şirketi'nin (NHC) projelerinden biri (SPA)

Buna göre, milyarlarca riyal değerindeki büyük ölçekli işlemler ile yüksek değerli varlık satışlarının azalması, buna karşılık gerçek talebin bulunduğu bölgelerde fiyatların istikrarını koruması piyasadaki yeni yapıyı ortaya koyuyor.

El-Musa, bu nedenle piyasanın genel bir fiyat düzeltmesinden değil, "yeniden ayrışma ve seçici yapılanma" döneminden geçtiğini belirterek, likiditenin artık daha seçici davrandığını ve yatırımcıların yüksek kaliteli, yatırım getirisi daha güçlü varlıklara yöneldiğini söyledi.

2026'nın ikinci yarısı

El-Musa, 2026'nın ikinci yarısında gayrimenkul piyasasında kademeli ve nitelikli bir canlanma beklediğini, ancak önceki yıllardaki rekor işlem hacimlerine kısa sürede dönülmesini öngörmediğini ifade etti.

Sektörün, düzenleyici reformlar, şeffaflığın artırılması ve hukuki altyapının güçlendirilmesiyle şekillenen bir geçiş döneminden geçtiğini belirten El-Musa, bu gelişmelerin orta vadede yatırımcı güvenini artıracağını, ancak etkilerinin tam olarak hissedilmesinin zaman alacağını söyledi.

El-Musa'ya göre önümüzdeki dönemde büyümeye, gerçek talebi karşılayan entegre konut projeleri ile ekonomik büyüme ve mega projelerden destek alan lojistik ve sanayi sektörleri öncülük edecek.

Başarının artık yalnızca işlem hacmiyle ölçülmeyeceğini vurgulayan El-Musa, gelecek dönemde piyasanın performansının nitelikli yatırımları çekme, varlık kullanım verimliliğini artırma ve arz-talep dengesini sürdürülebilir şekilde sağlama kapasitesiyle değerlendirileceğini sözlerine ekledi.


Küresel petrol piyasasında kritik gün: OPEC+ üretimi artıracak mı?

OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
TT

Küresel petrol piyasasında kritik gün: OPEC+ üretimi artıracak mı?

OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)
OPEC logosu ve petrol stoklarındaki düşüşü gösteren grafik (Reuters)

OPEC+ ittifakına üye yedi ülkenin bugün (Pazar) gerçekleştireceği çevrim içi toplantıda, ağustos ayına yönelik petrol üretim kotalarında kademeli bir artışa onay vermesi bekleniyor. Bu adım, Körfez ülkelerinin Ortadoğu'daki savaşın yol açtığı ekonomik etkileri aşmaya çalıştığı bir dönemde geliyor.

Analistler, ittifakın önceki üretim kesintilerini son aylarda izlediği tempoyla kademeli olarak geri alma planını sürdürmesini bekliyor. İsviçre merkezli UBS Bankası emtia analisti Giovanni Staunovo, Reuters'a yaptığı değerlendirmede, günlük 188 bin varillik bir üretim artışının onaylanacağını öngördü. Staunovo, buna rağmen grubun fiili üretiminin hâlen hedeflenen seviyelerin altında bulunduğunu belirtti.

Hürmüz Boğazı yeniden canlanıyor

Körfez ülkeleri, çatışmalar sırasında İran'ın uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda yaşanan neredeyse tam durma sonucu petrol üretimlerini zorunlu olarak azaltmak zorunda kalmıştı. Bu durum, petrol ihracatının aylarca aksamasına neden oldu.

OPEC verilerine göre üretim artışından yararlanacak yedi ülke arasında yer alan Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt'in toplam petrol üretimi, yılın ilk çeyreği ile mayıs ayı arasında günlük yaklaşık 6 milyon varil azaldı.

Ancak 17 Haziran'da Tahran ile Washington arasında imzalanan mutabakat zaptıyla birlikte tablo olumlu yönde değişti. Taraflar, müzakereler süresince Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının önündeki engelleri kaldırmayı taahhüt etti.

Bu gelişmeyle birlikte gemi trafiği yeniden canlanmaya başlarken, petrol fiyatları da sert şekilde gerileyerek savaş öncesindeki seviyelere yaklaştı. Piyasalar, arzın yeniden normale dönmesini bekliyor. Bloomberg'in bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışı halihazırda yeniden günlük 10 milyon varilin üzerine çıkmış olabilir.

Üretimde kademeli toparlanma

Saxo Bank emtia analisti Ole Hansen, şu anda boğazdan geçen petrolün önemli bölümünün tankerlerde veya depolama tesislerinde bekletilen stoklardan oluştuğunu belirtti. Hansen, üretimi durdurulan petrol sahalarının yeniden devreye alınmasının zaman aldığını vurguladı.

Temmuz ayında üretimde kademeli bir toparlanma beklediğini ifade eden Hansen, fiili üretim artışının ise ağustos ayında hız kazanacağını öngördü.

Irak Petrol Bakanlığı da haziran ayı sonunda, savaş nedeniyle yaşanan mali kayıpları telafi edebilmek amacıyla üretim kotasının artırılmasını talep etmişti.

Hansen, Irak'ın bu talebine ilişkin değerlendirmesinde, kısa vadede böyle bir karar alınmasının düşük ihtimal olduğunu söyledi. Talebin, OPEC+ ülkelerinin gerçek üretim kapasitelerinin yıl sonunda yeniden değerlendirileceği 2027 üretim kapasitesi gözden geçirme süreci kapsamında ele alınmasının daha olası olduğunu ifade etti.


Fas, Fransa'nın Arap milli takımları karşısındaki üstünlüğüne son verebilecek mi?

Fas, Fransa karşısında zorlu bir sınav verecek. (AP)
Fas, Fransa karşısında zorlu bir sınav verecek. (AP)
TT

Fas, Fransa'nın Arap milli takımları karşısındaki üstünlüğüne son verebilecek mi?

Fas, Fransa karşısında zorlu bir sınav verecek. (AP)
Fas, Fransa karşısında zorlu bir sınav verecek. (AP)

2026 FIFA Dünya Kupası çeyrek finaline zorlu bir mücadelenin ardından yükselen Fransa Milli Takımı, şimdi rövanş niteliği taşıyan kritik bir karşılaşmaya çıkmaya hazırlanıyor. ABD ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenen turnuvada Dünya Kupası tarihinin en yüksek sıcaklıkta oynandığı maç olarak kayıtlara geçen Philadelphia'daki karşılaşmada Paraguay'ı, 1-0 mağlup eden "Horozlar", son sekiz takım arasına kaldı.

Fransa'nın galibiyet golü 70. dakikada penaltıdan geldi. Takımın yıldızı ve tarihindeki en golcü oyuncusu Kylian Mbappé, turnuvadaki gol sayısını 7'ye yükselterek Lionel Messi ile gol krallığında zirveyi paylaştı. Dünya Kupası tarihinin en golcü oyuncuları sıralamasında ise Messi 20 golle ilk sırada yer alırken, Mbappé 19 golle onu takip ediyor.

Son 32 turunda Almanya'yı normal süresi 1-1 biten maçın ardından penaltılarla eleyerek büyük sürprize imza atan Paraguay'ın turnuvaya veda etmesiyle Fransa'nın çeyrek finaldeki rakibi Fas oldu. Karşılaşma, 2022 Dünya Kupası finalisti Fransa ile Dünya Kupası tarihinde dördüncülüğe ulaşan ilk Arap ve Afrika ülkesi olan "Atlas Aslanları"nı karşı karşıya getirecek.

Teknik direktör Muhammed Vehbi yönetimindeki Fas, gelecek perşembe günü Boston'da oynanacak mücadeleye rövanş hedefiyle çıkacak. Fas, dört yıl önce 2022 Dünya Kupası yarı finalinde Fransa'ya 2-0 yenilerek final hayaline veda etmişti.

Fransa, Arap milli takımlarıyla karşılaştığı turnuvalarda rakiplerini saf dışı bırakarak yoluna devam etmeyi başardı.

Fas karşılaşması, Fransa'nın Dünya Kupası tarihinde Arap ülkelerine karşı oynayacağı altıncı maç olacak. Bu serüven, 1982 Dünya Kupası'nda İspanya'da Kuveyt'i grup aşamasında 4-1 mağlup etmesiyle başladı.

O karşılaşmada Fransa'nın gollerini Bernard Genghini, Michel Platini, Didier Six ve Maxime Bossis kaydetti. Alain Giresse'nin attığı bir gol ise, Kuveyt Futbol Federasyonu Başkanı Şeyh Fahd el-Ahmed'in sahaya inerek yaptığı itirazın ardından geçersiz sayıldı. Kuveyt'in tek golü Abdullah el-Buluşi'den geldi.

Bu farklı galibiyet Fransa'yı turnuvanın sonuna kadar taşırken, Fransızlar üçüncülük maçında Polonya'ya 3-2 yenilerek bronz madalyayı kaçırdı.

Fransa, ilk Dünya Kupası şampiyonluğunu 1998 yılında ev sahipliği yaptığı turnuvada Brezilya'yı finalde 3-0 yenerek kazandı.

sdvfrbgfrb
Fas'ın yıldız ismi Eşref Hakimi, Dünya Kupası'nda takımının en büyük kozlarından biri. (EPA)

İlk kupa yolculuğu da bir Arap rakibiyle başladı. Fransa, grup aşamasındaki ilk maçında Suudi Arabistan'ı 4-0 mağlup etti. Golleri Thierry Henry (2), Bixente Lizarazu ve David Trezeguet kaydederken, mücadelede Fransız yıldız Zinedine Zidane ile Suudi savunmacı Muhammed el-Huleyvi kırmızı kart gördü.

2022 Dünya Kupası'nda ise Fransa üst üste ikinci kez şampiyon olma fırsatını kaçırdı. Lusail Stadı'nda oynanan finalde Arjantin ile normal süre ve uzatmaları 3-3 biten karşılaşmayı penaltı atışları sonucunda kaybederek turnuvayı ikinci sırada tamamladı.

Fransa, Katar'daki turnuvada iki Arap takımıyla karşılaştı. Grup aşamasındaki son maçta, gruptan çıkmayı daha önce garantilediği mücadelede Tunus'a 1-0 yenildi. Tunus adına maçın tek golünü Vehbi Hazri attı.

Yarı finalde ise Fransa, Fas'ı Theo Hernández ve Randal Kolo Muani'nin golleriyle 2-0 mağlup ederek finale yükseldi. Karşılaşma El Bayt Stadı'nda oynandı.

Bu yaz ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa düzenlediği 23. Dünya Kupası'nda Fransa, Fas ile çeyrek final mücadelesi öncesinde bir Arap rakiple daha karşılaştı. Didier Deschamps'ın öğrencileri, grup aşamasının ikinci maçında Irak'ı Mbappé'nin iki ve 2025 Ballon d'Or sahibi Ousmane Dembélé'nin bir golüyle 3-0 mağlup etti.

dsbrftbg
Fas Teknik Direktörü Muhammed Vehbi, 2022 Dünya Kupası'nın rövanşını almayı hedefliyor. (EPA)

Şimdi gözler şu soruda: Fransa, Arap milli takımları karşısındaki başarılı geleneğini sürdürerek bir kez daha Dünya Kupası'nda üst bir tura ulaşabilecek mi, yoksa Muhammed Vehbi yönetimindeki Fas, selefi Walid Regragui döneminde 2022'de yaşanan yenilginin rövanşını alarak Fransız üstünlüğüne son mu verecek?

Öte yandan dikkat çeken bir istatistik de bulunuyor. Fransa, 2014 Dünya Kupası'nda Brezilya'da oynanan çeyrek finalde Almanya Millî Futbol Takımı'ya, Mats Hummels'in golüyle 1-0 yenildiğinden bu yana Dünya Kupası'na çeyrek final aşamasında veda etmedi.