​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



20 yaşındaki yönetmenin tarih yazan filminin devamı gelecek mi?

38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
TT

20 yaşındaki yönetmenin tarih yazan filminin devamı gelecek mi?

38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)

A24'ün yeni korku filmi Backrooms, dünya genelinde elde ettiği 118 milyon dolarlık hasılatla ilk hafta sonunda gişenin zirvesine yerleşti.

Filmin başarısı sadece gişeyle sınırlı değil. 20 yaşındaki Kane Parsons, bu açılışla "bir numaradan vizyona giren en genç yönetmen" unvanını alarak 2011 yapımı Doğaüstü'yle (Chronicle) bu rekoru elinde tutan Josh Trank'in (27) rekorunu kırdı. Ayrıca bu başarı, bağımsız stüdyo A24'ün 14 yıllık tarihinde gördüğü "en büyük açılış" olarak da kayıtlara geçti.

"YouTube nesli" sinemaya döndü

Hollywood uzun süredir 18-25 yaşlarındaki Z kuşağı izleyicisini sinema salonlarına çekmekte zorlanıyordu. Ancak Backrooms, bu kitleyi yakalama konusunda kritik bir eşiği aştı. 

İzleyicilerin yüzde 88'inin 35 yaş altı olması ve yüzde 62'sinin erkeklerden oluşması, filmin hedef kitlesine güçlü biçimde ulaştığını gösteriyor.

10 milyon doların altındaki mütevazı bütçesine rağmen bu denli yüksek bir hasılat elde edilmesi, A24'ün risk yönetimi ve pazarlama stratejisindeki başarısının bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.

YouTube'dan beyazperdeye

Parsons'ın viral YouTube serisi, James Wan'ın Atomic Monster ve Shawn Levy'nin 21 Laps şirketlerinin dikkatini çekti. İki yapım şirketi rekabet etmek yerine güçlerini birleştirerek projeyi üstlendi. 

Yapım süreci, Cambaz'la (Longlegs) tanınan Osgood Perkins'in de yaratıcı destek verdiği, Vancouver'daki 30 günlük çekimlerle tamamlandı. 

Başrollerde 12 Yıllık Esaret'in (12 Years a Slave) Oscar adayı yıldızı Chiwetel Ejiofor ve geçen yıl Manevi Değer'le (Affeksjonsverdi) adından söz ettiren Norveçli aktris Renate Reinsve gibi güçlü isimlerin yer alması da filmin dikkat çeken unsurlarından biri oldu.

Backrooms evreni genişliyor: Sırada ne var?

Polygon'a konuşan Parsons, Backrooms'un sadece tek bir filmle sınırlı kalmayacağını, hikayenin anlatacak daha çok şeyi olduğunu vurguluyor. 

Genç yönetmene göre gelecek filmlerin, farklı karakterlerin Backrooms evreniyle karşılaştığı bir antoloji yapısına evrilebilir.

Parsons, hikayenin nihai sonunun uzun metrajlı filmlerle anlatılamayacak kadar kapsamlı olduğunu, bu yüzden finalin mutlaka "mini dizi" formatında yapılması gerektiğine inanıyor.

Yönetmen, A24'ün yaratıcılık konusunda kendisine büyük bir alan tanıdığını belirtiyor. Film serisine devam etse bile, hayranlarıyla doğrudan iletişim kurduğu YouTube kanalında bu evrene ait bağımsız içerikler üretmeye devam etmek istiyor.

Parsons'a göre Backrooms, yalnızca bir korku hikayesi değil, doğaüstü unsurları teknolojiyle buluşturan ve karakterlere odaklanan geniş bir evren.

Kane Parsons, hikayenin başladığı ilk günden beri finalin ne olacağını bildiğini ve bu vizyonunu adım adım gerçekleştirmekte kararlı olduğunu ifade ediyor.

Sosyal medyada 220 milyonluk bir etkileşim hacmine ulaşan Backrooms, şimdiden modern korku sinemasının yeni kült serisi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Backrooms, 29 Mayıs'ta Türkiye'de de vizyona girdi.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Polygon, USA Today


Euphoria veda ediyor: Üçüncü sezon finali kült dizinin sonu oldu

Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)
Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)
TT

Euphoria veda ediyor: Üçüncü sezon finali kült dizinin sonu oldu

Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)
Bağımlılık, aşk, travma, cinsel kimlik arayışı, arkadaşlık ve sosyal medya baskısı gibi temaları işleyen Euphoria, Zendaya'nın canlandırdığı Rue Bennett ve arkadaş grubunun çalkantılı yaşamlarını konu alıyor (HBO)

7 yıllık serüven, üç sezon ve toplam 26 bölümün ardından Euphoria resmen sona eriyor...

Dizinin yaratıcısı, yazarı ve yönetmeni Sam Levinson, New York Times'ın müzik podcast'i Popcast'e konuk olarak, Türkiye'de bugün yayımlanacak üçüncü sezon finali In God We Trust'ın, aynı zamanda dizinin de finali olduğunu duyurdu. HBO da bu gelişmeyi doğruladı.

Zendaya'nın başrolünü üstlendiği yapımın final yapması aslında uzun süredir beklenen bir gelişmeydi. 

İkinci ve üçüncü sezon arasındaki 4 yıllık uzun ara, kamera arkasındaki yaratıcı fikir ayrılıkları ve oyuncu kadrosunun yoğunlaşan film programları, dizinin devamlılığı konusunda soru işaretleri yaratmıştı. 

Levinson, finalden önce yaptığı açıklamalarda "Her sezonu sanki sonuncusuymuş gibi yazıyorum" diyerek dizinin geleceğine dair kesin bir işaret vermemişti.

Üçüncü sezonu "tartışmasız en iyi sezonumuz" diye tanımlayan Levinson, final bölümlerindeki sürprizlere dikkat çekerek hayranları sürprizleri öğrenmemeleri konusunda uyarmıştı.

Veda sezonunda büyük kayıplar

*Buradan sonrası, Euphoria'nın finaliyle ilgili sürprizleri kaçırabilir, bizden uyarması*

Üçüncü sezon finali, hayranları derinden sarsan olaylara sahne oldu. Sezon boyunca Nate Jacobs (Jacob Elordi) karakterinin ölümüyle sarsılan izleyiciler, final bölümünde Laurie (Martha Kelly) ve dizinin ana karakteri Rue'nun (Zendaya) trajik vedasına tanık oldu.

Final bölümünde ayrıca, 2023'te 25 yaşındayken hayatını kaybeden Angus Cloud'a yönelik son derece duygusal bir saygı duruşunda bulunuldu.

Bir neslin fenomeni

İlk sezonundan itibaren lise öğrencilerinin uyuşturucu, cinsellik, travma, kimlik arayışı ve sosyal medyadaki çalkantılarını cesur bir dille ele alan Euphoria, özellikle üçüncü sezonda zaman atlaması yaparak karakterleri inanç, kefaret arayışı ve kötülüğün doğası gibi daha ağır temalarla yüzleştirmişti.

Zendaya'nın yanı sıra Hunter Schafer, Sydney Sweeney, Jacob Elordi ve Alexa Demie gibi isimleri dünya çapında yıldızlara dönüştüren dizi, Levinson'ın vizyonuyla televizyon tarihine damgasını vurdu. 

Yapımcılığını Drake, Ashley Levinson ve Kevin Turen gibi isimlerin üstlendiği Euphoria, kendine özgü ve çok konuşulan estetiğinin yanı sıra televizyon tarihine geçen tartışmalı ama etkileyici mirasıyla ekran yolculuğunu tamamladı.

Euphoria'nın tüm bölümleri, Türkiye'de HBO Max üzerinden izlenebilir.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Popcast


Örümcek Adam'da bayrak değişimi sinyali

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)
Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Örümcek Adam'da bayrak değişimi sinyali

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)
Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de 30 yaşındaki Tom Holland'a MJ rolünde eşi Zendaya eşlik ediyor (Sony Pictures Releasing)

Marvel Sinematik Evreni'nin ikonik Örümcek Adam'ı Tom Holland, rolünü gelecekte başka bir oyuncuya devretme fikrine sıcak bakıyor.

Köklü sinema dergisi Empire'a verdiği röportajda, bayrağı devretme konusundaki düşüncelerini paylaşan Holland, şunları söyledi:

Gelecekte bu rolü kim devralırsa alsın, yeni dönemin kurulmasına yardımcı olmaktan büyük mutluluk duyarım. Robert Downey Jr.'ın Tony Stark rolüyle benim için yaptıklarını, ben de yeni nesil bir oyuncu için yapabilirsem gözüm arkada kalmadan kenara çekilebilirim.

Robert Downey Jr. etkisi

Holland, bu sözleriyle Robert Downey Jr.'ın 2016 yapımı Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı'nda (Captain America: Civil War) Peter Parker karakterini Marvel evrenine nasıl dahil ettiğine ve ona nasıl akıl hocalığı yaptığına atıfta bulunuyor. 

Hatırlanacağı üzere Downey, Tony Stark'ın Avengers: Endgame'deki vedasına kadar Holland'a büyük destek vermişti. 

Şimdi ise Downey, 18 Aralık'ta vizyona girecek Avengers: Doomsday'de Dr. Doom karakteriyle farklı bir rolle Marvel evrenine geri dönmeye hazırlanıyor.

2017'de Örümcek-Adam: Eve Dönüş'le (Spider-Man: Homecoming) başlayan serüveninde, Evden Uzakta'yla (Spider-Man: Far From Home) 1,1 milyar ve Eve Dönüş Yok'la (Spider-Man: No Way Home) 1,9 milyar dolarlık dev gişe hasılatlarına ulaşan Holland, Marvel'ın en değerli yıldızlarından biri haline geldi. 

Serinin merakla beklenen yeni macerası Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün (Spider-Man: Brand New Day), 31 Temmuz'da vizyona girecek ve gişede büyük bir başarıya ulaşması bekleniyor.

"Bu da cilası"

Nisanda GQ'ya konuşan Holland, Yepyeni Bir Gün için yapılan ek çekimlere dair de ipuçları vermişti. 

Filmin mevcut halinin zaten son derece başarılı olduğunu belirten Holland, yapılan eklemeleri "cila" diye tanımlamıştı:

Dürüst olmak gerekirse, yaptığımız ek çekimlere aslında ihtiyacımız yok; film zaten kendi başına çok iyi işliyor. Biz sadece bazı noktalara biraz daha mizah katıyor, kötü karakterin hikayesini daha derin bir şekilde işliyor ve izleyiciyi eğlendirecek bazı yeni detaylar ekliyoruz.

Tom Holland'ın Örümcek Adam rolünde beyazperdedeki yeni macerasını izlemek için hayranlar 31 Temmuz'u bekliyor.

Independent Türkçe, Variety, Empire, GQ