​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Hacılar, Arafat Vakfesi’nin ardından Müzdelife’ye akın ediyor... Mina dönüşleri için hazırlanıyor

Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Hacılar, Arafat Vakfesi’nin ardından Müzdelife’ye akın ediyor... Mina dönüşleri için hazırlanıyor

Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)
Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat Vakfesi’ni eda etti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Hacı adayları, salı günü (Zilhicce’nin 9. günü) güneşin batmasıyla birlikte, hac ibadetinin en büyük rüknü olan Arafat vakfesini tamamlamalarının ardından geceyi geçirmek üzere Müzdelife’ye doğru hareket etmeye başladı. Hacılar, daha önce Mina’da “Terviye Günü”nü geçirerek Hz. Muhammed’in sünnetini yerine getirmişti.

Arafat’tan Müzdelife’ye gerçekleşen yoğun insan hareketliliği sırasında güvenlik ve hizmet ekipleri kutsal bölgelerin tamamında konuşlandırıldı. Hacılar, Kurban Bayramı’nın ilk günü olan çarşamba sabahına kadar Müzdelife’de konaklayacak; ardından Akabe Cemresi’ne taş atmak, kurban kesmek ve tıraş olup ihramdan çıkmak için Mina’ya geçecek. Daha sonra hac ibadetinin kalan günlerini Mina’da tamamlayacaklar.

sevf
Hacılara ait hareketlilik ve kutsal bölgelerdeki ulaşım akışı, gelişmiş dijital sistemler aracılığıyla anlık olarak takip edildi. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Suudi Arabistan İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre yaklaşık 1,7 milyon hacı, Zilhicce’nin 9. günü sabahın erken saatlerinden itibaren hac ibadetinin en önemli aşaması olan Arafat vakfesi için Arafat’a ulaştı. Beyaz ihramları içerisindeki hacılar, telbiye, tekbir ve dualarla Allah’tan bağışlanma ve rahmet diledi.

Farklı milletlerden, dillerden ve kültürlerden gelen milyonlarca Müslüman, Allah’ın rızasını kazanma ve affına erişme amacıyla aynı manevi atmosferde buluştu. Hacılar, öğle ve ikindi namazlarını Arafat’taki Nemire Mescidi’nde Hz. Muhammed’in sünnetine uygun şekilde tek ezan ve iki kametle cem ederek kıldı. Ayrıca bu yıl Mescid-i Haram İmam ve Hatibi Şeyh Dr. Ali el-Huzeyfi tarafından irad edilen Arafat hutbesini dinledi.

Suudi Arabistan’da Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı ve Daimi Hac ve Umre Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Suud bin Mişal bin Abdülaziz, Arafat’taki konuşmasında ülke yönetiminin hacılara hizmet konusundaki kararlılığını vurguladı. Prens Suud, Suudi Arabistan’ın, hacıların güvenli ve kolay bir şekilde ibadetlerini yerine getirebilmesi için tüm teknik ve insani imkânlarını seferber ettiğini söyledi.

dsfvrbv
Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı’nın sistemi, insan yoğunluğu ve yaya hareketlerini takip eden gelişmiş teknolojilere dayanıyor. (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)

Krallığın, Haremeyn’e ve hacılara hizmet etmeyi nesilden nesile aktarılan köklü bir görev olarak gördüğünü belirten Prens Suud, Kral Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman adına hacıları selamladı. Arafat gününün birlik ve eşitliğin en güçlü şekilde hissedildiği günlerden biri olduğunu ifade eden Prens Suud, hacıların güven, huzur ve sükûnet ortamında ibadetlerini yerine getirdiğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın hac hizmetlerini geliştirmek amacıyla altyapı projeleri yürüttüğünü, modern teknolojilerden yararlandığını ve ulusal insan kaynağını seferber ettiğini dile getiren Prens Suud, hac organizasyonunun sürekli geliştirileceğini belirtti. Hacıların kurallara uyumu ve yetkililerle iş birliğini de takdir eden Prens Suud, bu yaklaşımın hizmet kalitesine katkı sağladığını söyledi.

vdfev
Hacıların Arafat’tan Müzdelife’ye geçiş süreci düzenli ve akıcı şekilde gerçekleşti. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Öte yandan Arafat’tan Müzdelife’ye geçiş süreci büyük ölçüde düzenli ve akıcı şekilde gerçekleşti. Hacı kafileleri, güvenlik güçlerinin doğrudan gözetimi altında belirlenen sevk ve yönlendirme planlarına göre hareket etti. Meşair Treni, otobüsler ve yaya yolları üzerinden gerçekleştirilen ulaşımda kapsamlı güvenlik önlemleri uygulandı.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı ise hacıların hareketliliğini gelişmiş dijital sistemler aracılığıyla anlık olarak takip ediyor. Yapay zekâ destekli sistemler sayesinde insan yoğunluğu, yaya trafiği ve ulaşım akışı analiz edilerek sahadaki karar alma süreçleri hızlandırılıyor.

sxdds vcd
Hacılar, bağışlanma ve rahmet dileğiyle telbiye, tekbir ve dualar eşliğinde Arafat’ta vakfeye durdu. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Bakanlığın dijital altyapısına bağlı operasyon ve kontrol merkezleri; güvenlik, sağlık ve hizmet kurumları arasındaki koordinasyonu güçlendirirken, yoğunluk tahmini ve insan akışının yönetiminde de önemli rol oynuyor.

Arafat’tan Müzdelife’ye gerçekleşen Nefir hareketi, hacıların kutsal bölgeler arasındaki yolculuğunun üçüncü aşaması olarak kabul ediliyor.


Nemire Mescidi... Yılda sadece bir kez namaz kılınan cami

Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)
Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)
TT

Nemire Mescidi... Yılda sadece bir kez namaz kılınan cami

Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)
Şeyh Ali el-Huzeyfi, hacı adaylarını, Allah’ın ibadetlerini yüceltmeye, sükûneti korumaya ve ibadetlerin ruhunu bozan her şeyden uzak durmaya çağırdı. (Şarku’l Avsat)

Nemire Mescidi, Hac mevsimiyle bağlantılı en önemli İslami simgelerden biri olarak öne çıkıyor. Her yıl Zilhicce ayının dokuzuncu gününde milyonlarca Müslüman, Arefe Günü hutbesini dinlemek ve Mescid-i Haram imamı ile hatibinin arkasında öğle ve ikindi namazlarını cemederek kılmak için bu mescide yöneliyor.

Nemire Mescidi, Rahmet Dağı’nın (Cebel-i Rahme) batısında, Arafat bölgesinde yer alıyor. Mescid, adını inşa edildiği Nemire bölgesinden alırken, Hz. Muhammed’in Veda Haccı sırasında irad ettiği Veda Hutbesi ile bağlantısı nedeniyle dini ve tarihi açıdan büyük bir önem taşıyor.

XC
Sabahın erken saatlerinden itibaren Nemire Mescidi’ne vaazı dinlemek için akın eden yüz binlerce hacı adayı (SPA)

Nemire Mescidi, kendine özgü ayrıcalıklı bir konuma sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Mescidde yılda yalnızca bir kez cemaatle namaz kılınıyor; bu da Arefe Günü namazı oluyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren yüz binlerce hacı adayı, Hac mevsiminin en önemli manevi duraklarından biri kabul edilen mescit ve çevresindeki alanları dolduruyor.

Öte yandan çok sayıda hacı adayı, kapsamlı hizmet ve organizasyon sistemi eşliğinde Arafat Vakfesi’ni yerine getirmek üzere bölgeye akın etti. Arefe Hutbesi ise bu önemli günün İslam dünyasındaki büyük konumunu yansıtan bir atmosfer içinde, birçok dilde canlı olarak dünyanın farklı ülkelerine aktarıldı.

DDSVFD
Arafat Vakfesi’ni ifa etmek üzere gelen çok sayıda hacı adayı (Fotoğraf: Beşir Salih)

Nemire Mescidi’nde Arefe Günü hutbesini Şeyh Ali el-Huzeyfi irad etti. Hutbede takva kavramı, ahiret gününe hazırlık ve kurtuluşun ibadetleri yerine getirip günah ve kötülüklerden uzak durmakla mümkün olduğu vurgulandı. Hutbede ayrıca, Arefe Günü’nün İslam’da yılın en faziletli günlerinden biri olduğuna dikkat çekildi.

El-Huzeyfi, Hac mevsiminin dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanları tek bir ibadet ve ortak ritüeller etrafında bir araya getirdiğini belirterek, Allah’ın şiarlarına saygı gösterilmesi, sükûnetin korunması ve ibadetlerin ruhuna zarar verecek her türlü davranıştan uzak durulması çağrısında bulundu.

Hutbede ayrıca, Arefe Günü’nün duaların kabul edildiği en önemli zamanlardan biri olduğu ifade edilerek, Müslümanlara bu mübarek günde zikir ve duayı artırmaları tavsiye edildi. Özellikle ‘Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamd da ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) zikrinin sıkça okunması gerektiği vurgulandı.

DFV
Nemire Mescidi, Hac mevsimiyle bağlantılı en önemli İslami simgelerden biri olarak öne çıkıyor. (SPA)

El-Huzeyfi, hacı adaylarına sükûneti korumaları, izdihamdan kaçınmaları, organizasyondan sorumlu makamların talimatlarına uymaları ve sevk ile hareket düzenlemelerine riayet etmeleri çağrısında bulundu. Bunun kamu yararını sağlamak, zarar ve kargaşayı önlemek, can güvenliğini korumak ve ibadetlerin kolaylıkla yerine getirilmesini temin etmek amacı taşıdığı belirtildi.

El-Huzeyfi, Hac sırasında Müslümanlar arasında tanışma, kaynaşma, yardımlaşma ve dayanışma görüntülerinin en belirgin şekilde ortaya çıktığını ifade etti. Farklı dillerden, renklerden ve ülkelerden gelen Müslümanların, kardeşlik ve sevgi bağı içinde aynı ibadetleri yerine getirdiğini söyledi.

Şeyh el-Huzeyfi ayrıca, Hac ibadetinde siyasi sloganlara ya da parti çağrılarına yer olmadığını, Haccın bütünüyle Allah’a teslimiyet, Hz. Muhammed’e tabi olma ve zahir ile batında arınma anlamı taşıdığını vurguladı.

Öte yandan el-Huzeyfi hutbesinde hac menasikine de değinerek, hac ibadetinin en büyük rüknü kabul edilen Arafat Vakfesi’nden başlayıp Müzdelife’de gecelemeye, ardından Mina’ya geçilerek Şeytan Taşlama, kurban kesimi, tıraş olma ve Ziyaret Tavafı’nın yerine getirilmesine kadar hac sürecini anlattı.

SVFD
Suudi Arabistan’daki ilgili makamlar, hacı adayları için tüm sağlık ve idari hizmetlerin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamaya özen gösteriyor. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Teşrik günlerinde hacı adayları, her gün üç cemrenin her birine yedi taş atıyor. Hacıların Zilhicce’nin 13’üncü gününe kadar Mina’da kalmaları daha faziletli kabul edilirken, isteyenlerin 12’nci günde bölgeden ayrılmasına da izin veriliyor. Yolculuk öncesinde ise Veda Tavafı gerçekleştiriliyor.

Nemire Mescidi, toplam 110 bin metrekareyi aşan alanıyla dünyanın en büyük camileri arasında yer alıyor. Yüzlerce giriş kapısı, lavabolar ile modern iklimlendirme ve ses sistemlerine sahip olan mescit, Arefe Günü’nde yoğun hacı kalabalığını ağırlayabilecek kapasiteye sahip bulunuyor.

Suudi Arabistan’daki ilgili kurumlar, her yıl hacıların rahatını sağlamak ve ibadetlerini güvenli ve huzurlu şekilde yerine getirebilmelerine imkân tanımak amacıyla mescidi sağlık, organizasyon ve teknik hizmetlerle eksiksiz şekilde hazırlıyor. Bu çalışmalar, Suudi Arabistan’ın Hac sezonunda Allah’ın misafirlerine hizmet sunma kapsamında yürüttüğü geniş çaplı çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

ASCS
Rahman’ın misafirleri, kapsamlı bir hizmet ağı eşliğinde Arafat Vakfesi’ni yerine getirmek üzere bölgeye akın etti. (SPA)

Nemire Mescidi, özgün İslami mimarisiyle de dikkat çekiyor. Doğudan batıya 340 metre, kuzeyden güneye ise 240 metre uzunluğa sahip olan mescitte, her biri 60 metre yüksekliğinde altı minare, üç kubbe ve 10 ana giriş bulunuyor. Ayrıca kalabalığın akışını kolaylaştırmak amacıyla 64 kapı hizmet veriyor.

Mescit, Arefe Hutbesi ile öğle ve ikindi namazlarının dünyanın farklı bölgelerine canlı olarak aktarılmasını sağlayan gelişmiş ses ve yayın sistemleri başta olmak üzere en son teknik ve hizmet altyapılarıyla donatıldı. Bunun yanı sıra iklimlendirme ve havalandırma sistemleri, gölgelikli avlular, dijital ekranlar ile güvenlik ve izleme sistemleri sayesinde hacıların güvenli ve konforlu bir ortamda ibadet etmeleri hedefleniyor.


ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
TT

ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)

ABD'nin kuzeybatı sahillerinde bu yıl yaklaşık iki düzine gri balina karaya vurarak öldü.

King 5 News'un pazartesi günü bildirdiği üzere bu yıl Washington kıyılarında ve eyaletin Puget Boğazı boyunca çarpıcı bir şekilde 22 gri balina ölü bulundu.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'na göre gri balinalar Washington'da "hassas" statüsünde; yani bu yerli memeliler "savunmasız veya sayıları azalan" konumunda yer alırken, eyalette nesli tükenmekte veya tehdit altındaki türler haline gelme olasılıkları yüksek.

King 5 News, balık ve yaban hayatı yetkililerine dayandırdığı haberinde daha geçen çarşamba günü Bremerton yakınlarında bir erkek gri balinanın bulunduğunu bildirmişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi kurucusu ve araştırma biyoloğu John Calambokitis daha önce yayın kuruluşuna, "Bizim karaya vurma diye adlandırdığımız durumda, yani kıyıda ölü bulunan gri balina sayısında rekor seviyeler görüyoruz" demişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Balıkçılık Departmanı'ndan uzmanlara atıfta bulunan yayın kuruluşu, bu yıl incelenen balinalardaki en yaygın bulgunun yetersiz beslenme olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika'daki avların iklim değişikliği nedeniyle azaldığına inanıyor.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın internet sitesinde şu ifadelere yer veriliyor: 

Okyanusların asit oranının artması, okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve diğer değişen oşinografik modellerin birleşimi, gri balinaların beslendiği küçük bentik omurgasızların sayısında azalmaya yol açabilir... Ayrıca avların zamanlaması ve dağılımını da bozabilir.

Geçen çarşamba günü Facebook'ta bir topluluk uyarısı yayımlayan NOAA Batı Kıyısı Balıkçılık Müdürlüğü, Puget Boğazı'nın orta kesimlerinde yetersiz beslenmiş bir veya iki gri balina görüldüğünü açıklamıştı.

King 5 News'un haberine göre o gün Bremerton yakınlarında bulunan erkek gri balina, yetersiz beslenme ve darbe sonucu oluşan yaralanma belirtileri sergiliyordu.

Kuzey Pasifik'teki gri balinalar, Doğu Kuzey Pasifik ve Batı Kuzey Pasifik popülasyonları olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, Doğu Kuzey Pasifik popülasyonunda 2016'da yaklaşık 26 bin 960 balina yaşadığını söylüyor.

aXSDWEF
Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika bölgesindeki iklim değişikliği sonucu avların sayısının azaldığını düşünüyor (AFP)

Federal düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında sınıflandırılan Batı Kuzey Pasifik popülasyonunda ise 2016'da yaklaşık 271 ila 311 balina vardı.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, gri balinaların iklim değişikliğinin yanı sıra "balık ağlarına ve deniz çöplerine takılma", gemilerle çarpışma ve "insan kaynaklı deniz sesleri" gibi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

King 5 News'a göre bu yıl Washington'da karaya vuran en az 4 balinada gemi çarpması sonucu oluştuğu düşünülen yaralar görülürken, birinde de yakın zamanda ağlara takıldığına dair izler vardı.

Yayın kuruluşunun aktardığı üzere 2019'da Washington'da karaya vuran 35 gri balina kaydedilirken araştırmacılar, bu yılki toplam sayının rekor kırılan o senenin aynı dönemindeki sayıyı şimdiden aştığını belirtiyor.

Independent Türkçe