​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Şafak operasyonunun iç yüzü… Bağdat ile Tahran arasında ‘ikizleri ayırma’ operasyonu

Aktivistler tarafından kaydedilen bir videodan alınan ekran görüntüsünde, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanan yetkililerin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak Yeşil Bölge içinde bir Irak tankı görülüyor.
Aktivistler tarafından kaydedilen bir videodan alınan ekran görüntüsünde, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanan yetkililerin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak Yeşil Bölge içinde bir Irak tankı görülüyor.
TT

Şafak operasyonunun iç yüzü… Bağdat ile Tahran arasında ‘ikizleri ayırma’ operasyonu

Aktivistler tarafından kaydedilen bir videodan alınan ekran görüntüsünde, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanan yetkililerin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak Yeşil Bölge içinde bir Irak tankı görülüyor.
Aktivistler tarafından kaydedilen bir videodan alınan ekran görüntüsünde, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanan yetkililerin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak Yeşil Bölge içinde bir Irak tankı görülüyor.

Hükümet ve güvenlik kaynakları, Irak makamlarının geçtiğimiz pazar günü başlattığı gözaltı operasyonlarının iki paralel hat üzerinden yürütüldüğünü açıkladı. Kaynaklara göre bunlardan biri, silahlı gruplar ve petrol kaçakçılığı ağları içindeki İran bağlantılı isimlerle Bağdat’taki devlet kurumları arasındaki ilişkiyi koparmayı hedefleyen gizli bir operasyon niteliği taşıyordu.

Kaynaklar, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin planın ayrıntılarını operasyonun başlamasından iki hafta önce, son derece gizli şekilde ve yalnızca ‘sınırlı sayıdaki üst düzey subayla’ görüştüğünü, Koordinasyon Çerçevesi liderlerini ise süreç hakkında bilgilendirmediğini belirtti. Bu durumun, Koordinasyon Çerçevesi’nin Bağdat’taki son toplantısında gerginliğe yol açtığı ve iktidar koalisyonu içindeki güç dengelerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdiği ifade edildi.

Eski bir ABD’li yetkili, Bağdat’taki gizli operasyonu ‘başarısını değerlendirmek için henüz erken olan büyük bir cerrahi müdahale’ olarak nitelendirirken, bunun ‘siyasete beklenmedik bir şekilde yükselen genç bir başbakan açısından cesur bir adım’ olduğunu söyledi. Yetkili, “İran’ın tepkisi henüz görülmedi” uyarısında bulundu.

Planın odağında Bağdat’ın merkezindeki Yeşil Bölge’de bulunan hedefler yer alırken, özel kuvvetlerin eş zamanlı olarak farklı bölgelerde İran nüfuzuyla doğrudan bağlantılı kişilere ait ev ve merkezlere yönelik operasyonlar yürüttüğü bildirildi. Kaynaklar, operasyonun ilk saatlerinde İran yanlısı grupların kendi aralarında dolaşıma soktukları güvenlik değerlendirmelerinde yaşananların bir askerî darbe olabileceği yönünde tahminlerde bulunduğunu aktardı.

Bir kaynak, “Silahlı grupların mensupları, operasyonun ilk aşamalarında telsiz sistemlerinde kısa süre boyunca ‘darbe’ kelimesinin tekrarlandığını duydu. Daha sonra durum netlik kazandı” dedi.

Irak hükümeti, söz konusu operasyonun bilançosunu kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya göre şimdiye kadar kamu kaynaklarını zimmete geçirmekle suçlanan onlarca kişi gözaltına alınırken, Irak Dürüstlük Komisyonu operasyonların süreceğini ve gözaltındaki şüphelilerle ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirdi.

efvfrvb
Bağdat’ın bir caddesinde devriye gezen Irak güvenlik güçleri mensupları, 28 Haziran 2026 (AFP)

Irak ordusunun seçkin birlikleri, Terörle Mücadele Birimi ve Özel Tümen tarafından yürütülen operasyon ülkede geniş yankı uyandırdı. Kaynaklara göre, şüphelilerin ev ve çiftliklerinde ele geçirilen gizli para yığınlarına ait görüntülerin yayımlanması ile Yeşil Bölge’de manevra yapan bir tanka ait görüntülerin dolaşıma sokulması, planın gizli ayağına gerekli ivmeyi kazandırmayı ve aynı zamanda İran yanlısı grupların olası tepkisini sınırlamayı amaçlayan bir mesaj niteliği taşıyordu.

Şii bir grubun üst düzey yöneticisi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, şafak operasyonunun Irak’taki ‘direniş gruplarını’ dağıtmayı amaçlayan bir plan için örtü olabileceğini öne sürdü. Böyle bir senaryonun doğru çıkması halinde bunun ‘akıllıca yürütülmüş bir operasyon’ olacağını söyledi.

Sıfır saati

Kamu kaynaklarını zimmete geçirmekle suçlanan kişilerin gözaltına alınmasına yönelik operasyon planı hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, “Operasyonun uygulanış biçimi ile görevlendirilen birliklerin niteliği her iki hatta da son derece gizli tutuldu” dedi.

Söz konusu kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Plan operasyon tarihinden iki hafta önce hazırlanmıştı” ifadesini kullanırken, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin planla ilgili görüşmeleri güvenlik kurumlarının yaklaşık dört üst düzey yöneticisiyle sınırlı tuttuğunu ve kendisini geçen nisan ayında göreve aday gösteren Koordinasyon Çerçevesi içindeki liderleri süreç hakkında bilgilendirmediğini aktardı.

30 Haziran 2026 Pazar günü saat 02.00 operasyonun başlangıç saati olarak belirlendi. Güvenilir kaynaklara göre operasyon, ilk aşamada Yeşil Bölge’nin kapıları ile Bağdat’ın giriş ve çıkışlarının kapatılması ve Bağdat Uluslararası Havalimanı çevresine güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasıyla başladı. Ancak planın gizli ayağına ilişkin operasyonlar da aynı anda Bağdat’ın farklı bölgeleri ile ülkenin güneyindeki noktalarda eş zamanlı olarak başlatıldı.

edrvb
Yeşil Bölge’nin girişlerinden birinde Irak’a ait zırhlı araçlar, 28 Haziran 2026 (Sosyal medya)

İki güvenlik kaynağı, operasyon sırasında özel kuvvetlerin, İran yanlısı silahlı grupların karargâhlarının bulunduğu Doğu Bağdat’taki bazı noktalara baskın düzenlediğini söyledi.

Bilgi sahibi iki kaynağa göre, seçkin birlikler üst düzey öneme sahip aranan kişiler ile silah ve belgelere ulaşmak amacıyla çok sayıda ev ve karargâhta arama yaptı. Ancak hedef alınan isimlerden bazıları, güvenlik güçlerinin baskınından kısa süre önce bulundukları yerlerden kaçmayı başardı.

Telefon görüşmesi

Kaynaklar, “Güvenlik güçleri, silahlı gruplarla bağlantılı unsurlarla çatışma ihtimaline karşı caydırıcılığı artırmak amacıyla operasyonda zırhlı araçlar, personel taşıyıcılar, tanklar ve yüzlerce personel kullandı” dedi.

Kaynaklar ayrıca, “Aranan isimlerden biri, Halk Seferberlik Güçleri’nin (Haşdi Şabi) seçkin güvenlik birimleri tarafından korunuyordu” bilgisini paylaştı.

Yetkililer, “Operasyon planı ve uygulanışına ilişkin bilgiler büyük bir gizlilik içinde tutuldu. Ancak aranan kişilerden bazıları, son aşamada yürütme ve siyaset çevrelerinden isimler aracılığıyla bilgi sızdırılması sonucu operasyondan haberdar oldu” ifadelerini kullandı.

Kaynaklardan biri, “Evet, bazı kişiler, kendilerine operasyon öncesinde, hatta güvenlik güçlerinin ulaşmasının beklendiği saatten yaklaşık bir saat önce hedef alındıkları yönünde bilgi veren özel bağlantıları sayesinde kaçmayı başardı” dedi.

İran bağlantılı grupların, yıllar içinde Tahran’a tam bağlı isimleri devlet kurumlarına yerleştirerek devlet içinde geniş bir nüfuz ağı kurmayı başardığı belirtiliyor.

Söz konusu bilgilerin doğrulanması halinde, kolluk kuvvetlerine yönelik sızmanın, hükümetin İran nüfuzunu ve buna bağlı yolsuzluk ağlarını zayıflatma planlarının karşılaşacağı en büyük sınav olacağı değerlendiriliyor.

Iraklı siyasetçi Hamid es-Seyyid, gözaltı operasyonlarının başarıya ulaşmasının, aranan kişilerin kaçmasına imkân tanıyan bilgi sızıntılarının önlenmesine bağlı olduğunu söyledi.

Kolluk kuvvetlerinde görev yapan subay ve personelin bir bölümüne, şafak operasyonundan yalnızca birkaç saat önce, hedeflerin kimliği ve bulundukları yerler hakkında yeterli bilgi verilmeden harekete geçmeleri talimatı verildi. Bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a, “Çok hızlı telefon görüşmeleri yapıldı” dedi.

İki kaynağa göre planın açık ayağı, uzun yıllardır yolsuzluk şüpheleriyle gündemde olan ve kamuoyunun tepkisini çeken siyasetçilerin ilk grupta gözaltına alınmasını öngörüyordu. Gizli ayağın ise, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Irak’ın güvenlik ve petrol kurumları içindeki bağlantı ağını oluşturan isimleri hedef aldığı belirtildi. Siyasi bir yetkili, ikinci aşamayı ‘asıl büyük av’ olarak nitelendirdi.

Yetkililer şimdiye kadar onlarca üst düzey kamu yöneticisini gözaltına aldı. Petrol Bakan Yardımcıları Ali Mearic ve Adnan el-Cumeyli’nin ise Irak örtüsü altında İran petrolü kaçakçılığı yapan köklü bir ağı çözebilecek ‘asıl büyük hedef’ olduğu ifade ediliyor.

Kaçakçılık şebekelerinin, petrol sevkiyatlarını Irak üzerinden geçirmek için sahte belgeler kullandığı, Irak menşeli akaryakıt ile İran ürünlerini karıştırarak bunları Irak petrolüymüş gibi ihraç ettiği belirtiliyor. Bu yöntemle Tahran’ın ABD yaptırımlarını aşarken, gelirlerin İran yanlısı Iraklı silahlı gruplar ve bunlarla bağlantılı ağlara aktarıldığı ifade ediliyor.

ABD Hazine Bakanlığı, Ali Mearic’e 7 Mayıs 2026’da, ‘görevini İran ve ona bağlı Iraklı gruplar lehine petrol sevkiyatlarının kolaylaştırılması için kullanmak’ suçlamasıyla yaptırım uygulamıştı. Irak hükümeti ise söz konusu suçlamaları reddetmişti.

Bağdat’ta yaygın kanaat, ABD yaptırımlarının Mearic’in Petrol Bakanlığı koltuğuna oturma umutlarını sona erdirdiği ve adaylığının DMO’nun Bağdat’taki nüfuzunu taçlandıracak değerli bir ödül olarak görüldüğü yönünde.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir ABD’li diplomat, Bağdat’taki son operasyonu, ‘Irak’taki İran temsilcileri ile resmî kurumlar arasındaki ikiz yapıyı ayırmaya yönelik büyük bir cerrahi müdahale’ olarak tanımladı. Diplomat, “Operasyonun başarılı olup olmadığını söylemek için henüz erken. Ancak gösterilen cesaret etkileyici ve Bağdat’ta farklı bir siyasi atmosferin önünü açıyor” dedi.

frthyj6
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi (Irak devlet medyası)

Hükümetin yürüttüğü operasyonlarda şu anda görece bir duraklama yaşanıyor. Siyasi bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yetkililerin operasyonu yeniden başlatmadan önce güç dengesini ve olası çatışma risklerini değerlendirdiğini söyledi.

Hamid es-Seyyid ise, “Operasyondan geri adım atmanın bedeli ağır olur. Zeydi artık kendisini tek bir seçeneğin önüne koydu; yolsuzlukla suçlanan siyasi liderleri yakalamak” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık siyasi yetkili, “İkinci aşama, biz şu anda konuşurken bile gizli şekilde yürütülüyor olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Fırtınalı bir toplantı

Geçtiğimiz pazartesi günü şafak operasyonundan bir gün sonra, iktidardaki koalisyon olağan toplantısını Başbakan Ali ez-Zeydi’nin katılımıyla gerçekleştirdi. Siyasi yetkililer, koalisyon liderlerinin toplantıda Zeydi’ye, yolsuzlukla mücadele operasyonlarına karşı olmadıklarını ancak bu tür adımların uygulanma yöntemlerinin yıllardır kendi aralarında koordinasyon içinde yürütülmesi konusunda mutabakata vardıklarını ilettiğini söyledi.

Kaynaklara göre toplantı, Zeydi açısından sakin geçmedi. İktidar koalisyonunda, başbakanın operasyonu kendilerinden habersiz yürüttüğü yönünde genel bir rahatsızlık hâkimdi. Koalisyon liderlerinden biri, “Siyasi sürecin istikrarı açısından bizi de plana dâhil etmeniz daha doğru olurdu” derken, Zeydi’nin buna, “Size bilgi verseydim sızıntı yaşanmayacağının garantisi neydi?” yanıtını verdiği aktarıldı.

Tartışmalar, iktidar koalisyonu üyelerinden birinin operasyonun kendi siyasi grubunun parlamentodaki nüfuzunu hedef aldığını öne sürmesiyle daha da sertleşti. Kaynaklara göre söz konusu isim, koalisyonuna bağlı bir yöneticinin evinin güvenlik güçlerince kuşatılmasına itiraz ederek bunu ‘korkutmaya yönelik bir uygulama’ olarak nitelendirdi.

Gözlemcilere göre bu tartışmalar, iktidar koalisyonundaki güç dengelerinde yaşanan değişime işaret ediyor. Etkili bir Şii partinin yöneticisi, “Zeydi ile yapılan son toplantı alışılmadık bir havada geçti. Sanki siyasi karar alma süreçlerini yönlendiren dinamikler üzerindeki tekeli ve etkinliği zayıflıyormuş gibi bir tablo vardı” dedi.

İktidar koalisyonundan iki üye ise Bağdat’taki sert tartışmaların ardından Zeydi’nin toplantıdan soğukkanlı ve kendinden emin bir şekilde ayrıldığını söyledi.

Buna rağmen Zeydi’nin, ‘operasyonun devamlılığını sağlamak’ amacıyla siyasi dengeleri yeniden kurmaya çalıştığı belirtiliyor. Kaynaklar, “Operasyon şu anda devre arasına girmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu.

Kürt bir siyasi yöneticiye göre, ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın güçlü desteğini alan Zeydi, Washington’a yapacağı planlanan ziyaretten siyasi kazanımlar elde etmeyi hedefliyor. Aynı kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Boş çantalarla Washington’a gidip, dolu çantalarla Bağdat’a dönmek istiyor” sözleriyle Zeydi’nin siyasi konumunu güçlendirme arzusuna gönderme yaptı.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir ABD’li diplomat ise, Zeydi’nin temmuz ayı ortasında ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yapacağı görüşmede ‘gecenin yıldızı’ olmayı umuyor olabileceğini belirtti. Ancak diplomat, siyasi yapının parçalı olduğu bir sistemde bu düzeyde güç kullanmanın, gerekli ihtiyat gösterilmediği takdirde iki ucu keskin bir silaha dönüşebileceği uyarısında bulundu.


Şarku’l Avsat, Suudi Arabistan’da yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğinin ayrıntılarına ulaştı

Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde Sahil Kornişi ve çevresindeki mahalleler (SPA)
Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde Sahil Kornişi ve çevresindeki mahalleler (SPA)
TT

Şarku’l Avsat, Suudi Arabistan’da yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğinin ayrıntılarına ulaştı

Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde Sahil Kornişi ve çevresindeki mahalleler (SPA)
Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde Sahil Kornişi ve çevresindeki mahalleler (SPA)

Suudi Arabistan'da yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğinin usul ve esasları netleşmeye başladı. Yeni düzenleme, şeffaflık ve mali güvenliği öncelik haline getirirken, gayrimenkul piyasasında kurumsal yönetişimi güçlendirmeyi ve yatırım cazibesini artırmayı amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı yönetmelik taslağına göre önümüzdeki dönemde sıkı düzenlemeler hayata geçirilecek. Bunların başında, gayrimenkul işlemleri için tapu siciliyle entegre çalışacak tek bir elektronik platformun kurulması geliyor. Ayrıca yabancı tüzel kişiliklerin doğrudan ve dolaylı nihai faydalanıcılarını eksiksiz şekilde açıklaması zorunlu olacak. Gayrimenkulle bağlantılı tüm mali işlemlerin elektronik ödeme yöntemleriyle gerçekleştirilmesi de mecburi hale getirilerek denetim ve düzenleme mekanizmalarının etkinliğinin artırılması hedefleniyor.

Kral Selman bin Abdülaziz başkanlığındaki Bakanlar Kurulu'nun onayladığı uygulama yönetmeliğinde yer alan bu düzenlemeler, gayrimenkul sektöründe dijitalleşme ve denetim odaklı yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Yönetmelik, tüm gayrimenkul işlemlerinde elektronik ödeme zorunluluğu getirerek yönetişim standartlarını yükseltmeyi ve kayıt dışı mali hareketlerin önüne geçmeyi amaçlıyor.

Bakanlar Kurulu geçen hafta yapılan toplantısında yabancıların gayrimenkul edinimine ilişkin uygulama yönetmeliğini onaylamış, ayrıca yabancıların mülk edinebileceği coğrafi bölgeleri de belirlemişti.

Gerçek kişiler ve yabancı şirketler için edinim şartları

Şarku’l Avsat’ın incelediği yönetmeliğe göre, mülk edinmek isteyen kişi ve kuruluşlara yönelik şartlar başvuru sahibinin niteliğine göre ayrı ayrı düzenlendi.

İkamet etmeyen yabancı gerçek kişiler

Suudi Arabistan'da ikamet etmeyen yabancı gerçek kişilerin öncelikle dijital kimlik edinmesi, yerel bir banka hesabı açması ve kendi adına kayıtlı, dijital kimliğiyle bağlantılı Suudi Arabistan telefon numarası alması zorunlu olacak.

Yabancı şirketler

Yabancı şirketlerin, belirlenen usul kılavuzuna uygun şekilde Yatırım Bakanlığı'na kayıt yaptırması gerekiyor. Kayıt sırasında doğrudan ve dolaylı hissedarların eksiksiz şekilde açıklanması şart koşuluyor.

Şirketin yasal temsilcisinin Suudi Arabistan mevzuatına uygun şekilde düzenlenmiş kimliğe sahip olması ve şirket adına ülkede banka hesabı açılması gerekiyor. Bu şartların tamamlanmasının ardından Bakanlık tarafından şirkete özel bir kayıt numarası verilecek.

Kayıtlı yabancı şirketler aşağıdaki durumların meydana gelmesi halinde en geç 15 gün içinde Yatırım Bakanlığı'nı bilgilendirmekle yükümlü olacak:

  • Şirket hisselerinin yüzde 5 veya daha fazlasının tek işlemle ya da birden fazla işlem sonucunda el değiştirmesi,
  • Kuruluş ülkesinde çıkarılan düzenlemeler veya şirket içi anlaşmalar nedeniyle şirketin bağımsızlığının kısıtlanması,
  • Şirket içinden veya dışından herhangi bir tarafın, ortaklık yapısında değişiklik olsun ya da olmasın, şirket kararları üzerinde etkili yetki kazanması.

Kâr amacı gütmeyen yabancı kuruluşlara sıkı denetim

Yönetmelik, kâr amacı gütmeyen yabancı kuruluşların gayrimenkul edinmeden veya ayni hak kazanmadan önce Ulusal Kâr Amacı Gütmeyen Sektörü Geliştirme Merkezi'ne kayıt yaptırmasını zorunlu kılıyor. Bu kuruluşların da doğrudan ve dolaylı kontrol sahiplerini açıklaması gerekiyor.

Kuruluşun yasal temsilcisinin Suudi Arabistan kimliğine sahip olması ve kuruluş adına yerel banka hesabı açılması şart koşulurken, kayıt numarası ancak bu işlemler tamamlandıktan sonra verilecek.

Ayrıca bu kuruluşlar;

  • Kuruluşun yapısında meydana gelen önemli değişiklikleri,
  • Karar alma süreçlerini etkileyen kişilerdeki değişiklikleri,
  • Kuruluşun bağımsızlığını sınırlayan veya üçüncü taraflara etkili karar alma yetkisi sağlayan düzenlemeleri, meydana gelmelerinden itibaren 15 gün içinde ilgili merkeze bildirmek zorunda olacak.

İşlemler tamamen dijital ortama taşınıyor

Yönetmelik, dijital dönüşüm ve mali hareketlerin denetlenmesi amacıyla gayrimenkul edinim sürecini iki temel mekanizma üzerine kuruyor.

Tek elektronik platform

Genel Gayrimenkul Kurumu, yabancıların ve yabancı ortaklı Suudi şirketlerinin gayrimenkul işlemleri için özel bir elektronik platform kuracak. Tapu siciliyle entegre çalışacak platform üzerinden mülk edinme başvuruları, gayrimenkul işlemleri ve tapu belgelerinin düzenlenmesi gerçekleştirilecek.

Sadece elektronik ödeme

Yabancı yatırımcılar, gayrimenkulle ilgili tüm mali işlemleri yalnızca Suudi Merkez Bankası (SAMA) tarafından düzenlenen ödeme sistemi kapsamında onaylı elektronik ödeme yöntemleriyle gerçekleştirebilecek. Düzenlemenin amacı, denetim ve düzenleme süreçlerinin etkinliğini artırmak olarak gösteriliyor.

Borsada işlem görmeyen Suudi şirketlerine ilişkin hükümler

Yönetmelik, sermayesinde yabancı ortak bulunan ancak borsada işlem görmeyen Suudi şirketlerinin, Mekke ve Medine'nin belirlenen coğrafi sınırları dışında gayrimenkul edinmesine veya ayni hak elde etmesine izin veriyor.

Bu hak yalnızca iki amaçla kullanılabilecek:

  • Şirketin yatırım faaliyetlerini yürütmesi,
  • Çalışanlarına lojman sağlanması.

Yönetmeliğin üçüncü maddesinin ikinci fıkrasına göre, söz konusu şirketler faaliyetlerini yürütmek ve çalışanlarını barındırmak amacıyla belirlenen coğrafi alan içinde veya dışında gayrimenkul edinebilecek ya da ayni hak kazanabilecek.

Şirketlerin gayrimenkul edinmeden önce Yatırım Bakanlığı'nın onayını alması gerekiyor. Ancak belirlenen coğrafi alan içinde, Mekke ve Medine de dahil olmak üzere yapılacak edinimlerde Bakanlık onayı aranmaksızın gayrimenkul edinilebilecek.

Devir işlemlerinden yüzde 2 oranında harç alınacak

Yönetmelik, yabancıların ayni haklara ilişkin gayrimenkul işlemlerinde Genel Gayrimenkul Kurumu tarafından tahsil edilecek harç oranını işlem bedelinin yüzde 2'si olarak belirledi.

Söz konusu oran; konut, ticari ve diğer tüm kullanım türleri için Riyad, Mekke, Medine ve Cidde'de uygulanacak tek tip oran olacak.

Buna karşılık bazı işlemler bu harçtan tamamen muaf tutulacak. Muafiyet kapsamına giren işlemler arasında miras paylaşımı çerçevesinde gerçekleştirilen gayrimenkul devirleri, kesinleşmiş mahkeme kararları veya yetkili yargı mercilerinin emirleri doğrultusunda yapılan işlemler ile kamu yararı amacıyla gerçekleştirilen kamulaştırmalar sonucunda gerçekleşen mülkiyet devirleri yer alıyor.


Şam'da Adalet Sarayı yakınlarındaki bir kafede patlama

22 Aralık 2024'te çekilmiş Şam'ın drone görüntüsü (Reuters)
22 Aralık 2024'te çekilmiş Şam'ın drone görüntüsü (Reuters)
TT

Şam'da Adalet Sarayı yakınlarındaki bir kafede patlama

22 Aralık 2024'te çekilmiş Şam'ın drone görüntüsü (Reuters)
22 Aralık 2024'te çekilmiş Şam'ın drone görüntüsü (Reuters)

Suriye'den bir güvenlik kaynağı bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Şam'ın merkezindeki Adliye Sarayı yakınlarında bulunan bir kafede patlama meydana geldiğini, patlamanın nedeninin henüz belirlenemediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına çok sayıda ambulans olay yerine sevk edildi ve güvenlik güçleri bölgeyi güvenlik çemberine aldı. Suriye devlet televizyonu ise "Adliye Sarayı çevresinde meydana gelen ve nedeni araştırılan patlama sonucu çok sayıda kişinin yaralandığını" duyurdu.

Suriye resmi haber ajansı SANA da nedenine ilişkin incelemelerin sürdüğü patlamada, ilk belirlemelere göre yaralanmaların yaşandığını bildirdi.

Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yönetim döneminde, Şam'da zaman zaman sınırlı güvenlik olayları yaşanıyor.

Yetkililer, 19 Mayıs'ta Savunma Bakanlığına ait bir binanın yakınında bomba yüklü bir aracın infilak etmesi sonucu bir askerin hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Bakanlık, patlamanın, ordunun bir biriminin el yapımı patlayıcıyı etkisiz hale getirme çalışması sırasında meydana geldiğini duyurdu.

Haziran 2025'te ise Şam'ın Duveyla Mahallesi'ndeki kiliseye düzenlenen intihar saldırısında 25 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı radikal bir grup üstlenirken, Suriye makamları eylemden DEAŞ'ı sorumlu tuttu.