​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



«مصرفية» قادت مشروع إنفانتينو لبيع حصة من «فيفا» تحت ضغط «علاقة إبستين»

تُعد إردوس واحدة من أبرز الشخصيات التنفيذية في المصرف الأميركي (حسابها في «لينكد إن»)
تُعد إردوس واحدة من أبرز الشخصيات التنفيذية في المصرف الأميركي (حسابها في «لينكد إن»)
TT

«مصرفية» قادت مشروع إنفانتينو لبيع حصة من «فيفا» تحت ضغط «علاقة إبستين»

تُعد إردوس واحدة من أبرز الشخصيات التنفيذية في المصرف الأميركي (حسابها في «لينكد إن»)
تُعد إردوس واحدة من أبرز الشخصيات التنفيذية في المصرف الأميركي (حسابها في «لينكد إن»)

دخلت ماري إردوس، المصرفية البارزة في «جي بي مورغان تشيس» وإحدى الشخصيات التي عملت خلف الكواليس على مشروع جياني إنفانتينو لبيع حصة من أعمال الاتحاد الدولي لكرة القدم، دائرة ضغوط جديدة على خلفية الكشف عن تفاصيل علاقتها السابقة بالممول الأميركي الراحل جيفري إبستين، المدان بجرائم جنسية.

وكشفت صحيفة «التلغراف» البريطانية أن إردوس، البالغة 58 عاماً والتي تترأس قطاع إدارة الأصول والثروات في «جي بي مورغان»، قادت جهود المصرف للعثور على مستثمرين مستعدين للمشاركة في مشروع بيع حصة تبلغ 20 في المائة من أعمال «فيفا»، ضمن الخطة التي سعى إنفانتينو إلى تنفيذها.

وبالتزامن مع الكشف عن دورها في المشروع، تواجه إردوس تدقيقاً بشأن علاقتها السابقة والممتدة بإبستين، الذي توفي عام 2019. وتظهر وثائق أفرجت عنها السلطات الأميركية أن «جي بي مورغان» لم ينهِ علاقته المصرفية بإبستين حتى عام 2013، أي بعد 5 سنوات من إدانته في فلوريدا باستدراج قاصر لممارسة الدعارة.

وتكشف رسائل بريد إلكتروني متبادلة بين إردوس وإبستين، ونشر تفاصيلها أولاً موقع «ذا بانكر» المتخصص في الأخبار المالية، وجود اتصالات بينهما بشأن مسائل مصرفية. كما أرسلت إردوس إلى إبستين تهنئة بعيد ميلاده من حسابها الرسمي في «جي بي مورغان» عام 2012، بعد 4 سنوات من إدانته.

المصرفية الأميركية في صورة سابقة مع إنفانتنيو (حسابها في «لينكد إن»)

وكان الطرفان أيضاً على اتصال غير مباشر عبر موظفين بشأن ترتيبات مصرفية مرتبطة بكاثرين روملر، المسؤولة القانونية السابقة في «غولدمان ساكس» وإحدى الشخصيات التي ارتبط اسمها بإبستين.

وبحسب «نيويورك تايمز»، كانت إردوس واحدة من عدد محدود للغاية من الأشخاص الذين كانوا على علم بخطة إنفانتينو في أثناء إعدادها، وهي الخطة التي كانت تستهدف بيع حصة تبلغ 20 في المائة مقابل تقييم قدره 4.2 مليار دولار إلى مجموعة مستثمرين يقودها جوشوا كوشنر، شقيق جاريد كوشنر، صهر الرئيس الأميركي دونالد ترمب.

وكانت «ثرايف إترنال»، الأداة الاستثمارية التابعة لجوشوا كوشنر، و«فيفا» يخططان للاستعانة بـ«جي بي مورغان» للعثور على مستثمرين آخرين للمشاركة في الصفقة، قبل أن يتراجع إنفانتينو لاحقاً عن المشروع.

وأثار مشروع «فيفا فوروارد إنتربرايز» غضباً واسعاً داخل كرة القدم العالمية، ووضع إنفانتينو أمام واحدة من أكبر الأزمات خلال رئاسته للاتحاد الدولي، وسط تهديدات من الاتحاد الأوروبي لكرة القدم، إلى جانب جهات كروية في آسيا وأميركا الشمالية والوسطى، باتخاذ خطوات تصعيدية ضد القيادة الحالية لـ«فيفا».

وتلفت «التلغراف» إلى أن إنفانتينو لم يكشف تفاصيل المشروع حتى لأقرب موظفيه إلا قبل أيام قليلة من نهائي كأس العالم، في الوقت الذي كانت فيه مجموعة صغيرة خارج الدائرة التنفيذية التقليدية مطلعة على التحركات.

ولم تعلق إردوس على طبيعة علاقتها بإنفانتينو، بينما لا تزال الكيفية التي نشأت بها العلاقة بينهما غير واضحة، إلا أن إنفانتينو سبق أن ظهر معها على منصة واحدة عندما تحدث خلال اجتماع لموظفي «جي بي مورغان».

وتُعد إردوس واحدة من أبرز الشخصيات التنفيذية في المصرف الأميركي، وكانت ثاني أعلى مسؤول فيه من حيث الدخل خلال العام الماضي، بعدما حصلت على 32 مليون دولار.

ويعيد دور «جي بي مورغان» في المشروع إلى الأذهان الجدل الذي واجهه المصرف بسبب تمويل مشروع دوري السوبر الأوروبي عام 2021، والذي دفعه لاحقاً إلى تقديم اعتذار عن مشاركته فيه. ولم يصدر المصرف حتى الآن تعليقاً بشأن دوره في مشروع «فيفا» أو طبيعة العلاقة بين إردوس وإنفانتينو.

وفي ما يتعلق بعلاقة إردوس بإبستين، قال «جي بي مورغان» لـ«ذا بانكر» إنه يأسف لأي علاقة كانت تربطه بإبستين، مؤكداً أنه لم يساعده في ارتكاب جرائمه.

وأضاف المصرف أنه قدم تقارير متعددة بشأن أنشطة مالية مشبوهة ابتداءً من عام 2002، من دون تلقي رد من الحكومة، مؤكداً أن إردوس هي التي اتخذت قرار إغلاق حسابات إبستين عام 2013، قبل 6 سنوات من اعتقاله الأخير.

ودافع المصرف عن إردوس، مؤكداً أنها حافظت دائماً على أعلى معايير النزاهة والثقة، وأنها ما زالت واحدة من أهم القيادات التنفيذية لديه.


Zuckerberg'ün 300 milyon dolarlık mega yatı neden yardım çağrısına yanıt vermedi?

Mark Zuckerberg'ün sözcüsü, Launchpad'in farklı bir telsiz kanalında olduğunu ve mürettebat sorunun farkına vardığında yardımın çoktan yola çıktığını söyledi (Reuters)
Mark Zuckerberg'ün sözcüsü, Launchpad'in farklı bir telsiz kanalında olduğunu ve mürettebat sorunun farkına vardığında yardımın çoktan yola çıktığını söyledi (Reuters)
TT

Zuckerberg'ün 300 milyon dolarlık mega yatı neden yardım çağrısına yanıt vermedi?

Mark Zuckerberg'ün sözcüsü, Launchpad'in farklı bir telsiz kanalında olduğunu ve mürettebat sorunun farkına vardığında yardımın çoktan yola çıktığını söyledi (Reuters)
Mark Zuckerberg'ün sözcüsü, Launchpad'in farklı bir telsiz kanalında olduğunu ve mürettebat sorunun farkına vardığında yardımın çoktan yola çıktığını söyledi (Reuters)

Meta CEO'su Mark Zuckerberg'e ait mega yatın Alaska'da mahsur kalan bir tekneden gelen yardım çağrısına yanıt vermediği iddia edildi.

The Alaska Beacon'ın haberine göre bu ay Petersburg ve Juneau arasında meydana gelen olayda, yakıtı tükenen 6,4 metrelik küçük teknenin yardımına Wilderness Legacy adlı kruvaziyer koştu.

Ancak kruvaziyerdeki bir yolcuya göre, Zuckerberg'ün 300 milyon dolar değerinde olduğu bildirilen Launchpad adlı yatı, aslında zor durumdaki tekneye o sırada daha yakındı.

Yolcu Michael Love'ın Alaska Beacon'ın ulaştığı sosyal medya paylaşımı şöyleydi:

Gemimiz dün gece mahsur kalan bir tekneyi kurtardı. Görünüşe göre Sahil Güvenlik önce daha yakındaki Mark Zuckerberg'ün yatına telsizle çağrı yaptı ancak yattan gelen çağrıya defalarca yanıt verilmedi. (Kaptan bunu açıkladığında neredeyse herkesten yuhalama sesleri yükseldi). Açıkçası, Mark Zuckerberg'ün yerinde olsaydım,  ihtiyaç sahibi birine yardım etme ve belki bu sayede biraz olumlu algı kazanma fırsatı bulduğum için son derece mutlu olurdum.

Zuckerberg'ün bir sözcüsü gazeteye, LaunchPad'in farklı bir telsiz kanalında olduğunu, mürettebat sorunun farkına vardığında yardımın zaten yolda olduğunu söyledi.

Sözcü, Meta CEO'su veya ailesinin o sırada 118 metrelik gemide olmadığını da ekledi.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na göre olay, 1 Ağustos'ta Petersburg'un yaklaşık 56 kilometre kuzeyindeki Farragut Körfezi yakınlarında meydana geldi.

Sahil Güvenlik sözcüsü The Beacon'a, "Saat 21.56 civarında Sahil Güvenlik, teknenin tehlikede olmadığını belirledi ve onlar adına deniz yardım talebi yayımladı" dedi.

dfhyju

Gazetenin kullandığı gemi takip hizmetlerine göre, Launchpad körfezin dışında yavaşlayarak durdu, Wilderness ise tekneye yardım etmek için onun yanından geçti. The Independent, yorum almak için Meta'yla iletişime geçti.

Zuckerberg'ün sözcüsü The Beacon'a yaptığı açıklamada, "Mark ve ailesi olay anında gemide değildi" dedi.

Sahil Güvenlik'in de belirttiği gibi, tekne tehlikede değildi ve mürettebat, kendi kullandıklarından farklı bir telsiz kanalında Sahil Güvenlik'le iletişime geçtiğinde, yardım çoktan yola çıkmıştı. Herkesin güvende olmasından memnuniyet duyuyoruz.

Zuckerberg'ün Launchpad'i, 12 kabinde 34 konuğa kadar konaklama imkanı sunan dünyanın en büyük özel yatlarından biri.

İki helikopter pisti, bir yüzme havuzu, kendi "sağlık bölgesi"ne sahip ve 4 motoruyla 24 knot'a kadar hıza ulaşabiliyor.

Independent Türkçe


Çılgın Aptal Aşk'ın yönetmenleri çok eğlendikleri için endişelenmiş

Fotoğraf: Warner Bros.
Fotoğraf: Warner Bros.
TT

Çılgın Aptal Aşk'ın yönetmenleri çok eğlendikleri için endişelenmiş

Fotoğraf: Warner Bros.
Fotoğraf: Warner Bros.

Çılgın Aptal Aşk'ın (Crazy, Stupid, Love) yönetmenleri John Requa ve Glen Ficarra, oyuncularla çekim ekibinin sette fazla eğlenmesi nedeniyle filmin kötü çıkmasından endişelendiklerini Kevin Bacon'a söylediklerini anlattı.

2011 yapımı sevilen romantik komedide, eşinden yeni ayrılmış orta yaşlı Cal rolünde Steve Carell ve onu kanatlarının altına alıp flört dünyasında başarılı olmanın yollarını öğreten karizmatik bekar rolünde Ryan Gosling yer alıyordu.

Filmde ayrıca Emma Stone, Julianne Moore ve Bacon da rol almıştı. Bacon'ın hayat verdiği karakterin Moore'un canlandırdığı Emily'yle ilişkisi, Emily'nin Cal'den boşanma isteğini tetiklemişti.

Geçen ay filmin 15. yıldönümünü kutlayan Requa ve Ficarra, People'a verdikleri yeni röportajda yapımın son sahnelerinden birinin çekiminden güzel anılarını anlattı.

Requa, "Filmin sonundaki o arka bahçe sahnesini çekiyorduk ve çekim 5 gün sürdü. Yani kameranın kurulmasını beklerken çok zaman geçirdik. Ve Kevin Bacon'la konuşuyorduk. Ona, 'Kevin, çok eğleniyoruz diye endişeleniyoruz' dedim. Çünkü sette eğlenirseniz filmin iyi çıkmayacağı, çekimler kötü geçerse de ortaya harika bir film çıkacağı hep söylenir" diye anlattı.

defrthyju
Ryan Gosling, Çılgın Aptal Aşk'ta Steve Carell'le birlikte rol aldı (Netflix)

Ortak yönetmen, 68 yaşındaki Footloose yıldızının "Hayır, doğru değil. Buna inanmayın" sözleriyle endişelerini giderdiğini anımsadı.

Requa şöyle anlattı:

Bu bizi rahatlattı çünkü çok eğleniyorduk. Herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyordu, bol bol doğaçlama yapıyor ve şakalaşıyorduk.

Rahat ortam, filmin süresini iki saatin altında tutmak için nihayetinde kesilen birçok deneysel çekime yol açtı.

Ficarra, Önce sahneleri senaryoda yazıldığı şekliyle çeker, ardından oyuncularla birlikte farklı şeyler denerdik. Bu yüzden filme girmeyen birçok doğaçlama sahnemiz oldu" diye ekledi.

Ama bence en iyilerini koruduk.

2011'de vizyona giren Çılgın Aptal Aşk, 50 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 145,1 milyon dolar hasılat elde ederek gişe başarısı yakalamıştı. Film ayrıca Gosling ve Stone'un romantik yapımların başrol oyuncuları olarak sektördeki yerlerini sağlamlaştırmalarına katkı sunmuştu.

Yapım şirketi Carousel Productions aracılığıyla yapımcılığını üstlenen Carell, 15. yıldönümünden önce filmin adına başlangıçta ikna olmadığını itiraf etmişti.

Carell, martta Entertainment Tonight'a verdiği röportajda, "Adını hiç sevmedim" demişti.

Artık seviyorum ama [senaryo yazarı] Dan Fogelman yazdığında, senaryoya bir ad vermemişti. Ona hiçbir isim koymamıştı. Adı 'İsimsiz Dan Fogelman Projesi'ydi.

The Office yıldızı, Warner Bros.'un son sözü söylemesinden önce "herkesin adın ne olması gerektiği konusunda bir fikri olduğunu" paylaştı.

Sonunda Warner Brothers, 'Adını Çılgın Aptal Aşk koyacağız' dedi, ben de 'Eh, tamam' dedim. Ama eğer film iyiyse ve insanlar beğenirse, adını da beğeneceklerinden eminim. İsmi ne olursa olsun.

Independent Türkçe