​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



مدرب النصر السعودي: رونالدو جاهز... و«مبروك للأخضر»

بوستيكوغلو في طريقه إلى تدريبات النصر الأربعاء (موقع النادي)
بوستيكوغلو في طريقه إلى تدريبات النصر الأربعاء (موقع النادي)
TT

مدرب النصر السعودي: رونالدو جاهز... و«مبروك للأخضر»

بوستيكوغلو في طريقه إلى تدريبات النصر الأربعاء (موقع النادي)
بوستيكوغلو في طريقه إلى تدريبات النصر الأربعاء (موقع النادي)

أكد أنجي بوستيكوغلو، مدرب النصر السعودي، أن البرتغالي كريستيانو رونالدو عاد إلى صفوف الفريق وأنه جاهز للمشاركة، مشيراً إلى أن فترة التوقف الدولي أسهمت في إعداد اللاعبين الموجودين مع الفريق للمرحلة المقبلة.

وهنأ بوستيكوغلو المنتخب السعودي على الإنجاز الذي حققه، كما قدم تهنئته إلى المدرب جورجيوس دونيس وطاقمه، وقال: «مبروك للمنتخب على الإنجاز، ومبروك لدونيس وطاقمه... شيء ممتاز تحقيق بطولة قبل (كأس آسيا)».

وأوضح مدرب النصر أن الفريق امتلك أسبوعين للتحضير خلال فترة التوقف، وقال: «كان لدينا أسبوعان للإعداد، وما زلنا ننتظر عودة لاعبي المنتخب».

وأشار إلى أن اللاعبين الموجودين مع الفريق استفادوا من فترة التوقف في الاستعداد لمرحلة الضغط المقبلة، بينما لم يتمكن اللاعبون المنضمون إلى منتخباتهم من الاستفادة من الفترة ذاتها.

وعن جاهزية رونالدو، قال بوستيكوغلو: «عاد رونالدو؛ وهو جاهز للعب». وأضاف: «...سبق أن دربت المنتخبات 4 سنوات، ولا أحب أن يتحدث مدربو الأندية عن مدربي المنتخبات؛ لذلك فلن أتطرق إلى ذلك».


الرياض وواشنطن تبحثان التعاون البحري وتعزيز أمن الملاحة

الفريق الركن محمد الغريبي لدى لقائه الفريق البحري كيرت رينشو (وزارة الدفاع السعودية)
الفريق الركن محمد الغريبي لدى لقائه الفريق البحري كيرت رينشو (وزارة الدفاع السعودية)
TT

الرياض وواشنطن تبحثان التعاون البحري وتعزيز أمن الملاحة

الفريق الركن محمد الغريبي لدى لقائه الفريق البحري كيرت رينشو (وزارة الدفاع السعودية)
الفريق الركن محمد الغريبي لدى لقائه الفريق البحري كيرت رينشو (وزارة الدفاع السعودية)

بحثت الرياض وواشنطن سبل تعزيز الأمن البحري وحرية الملاحة البحرية في المنطقة، حسبما أفادت وزارة الدفاع السعودية على منصة «إكس» للتواصل الاجتماعي، الأربعاء.

جاء ذلك خلال لقاء جمع الفريق الركن محمد الغريبي رئيس أركان القوات البحرية السعودية بالفريق البحري كيرت رينشو قائد القوات البحرية بالقيادة المركزية الأميركية قائد الأسطول الخامس.

جانب من المباحثات السعودية - الاميركية الأربعاء (وزارة الدفاع السعودية)

وذكرت الوزارة في منشور، أن الجانبين ناقشا التعاون البحري بين السعودية وأميركا، بما يخدم المصالح المشتركة للبلدين.


حقائق وأرقام... كيف أصبحت غزة وأهلها بعد 3 سنوات من الحرب؟

صورة التقطت بالأقمار الصناعية تظهر الدمار في مدينة غزة شمال القطاع (أ.ف.ب)
صورة التقطت بالأقمار الصناعية تظهر الدمار في مدينة غزة شمال القطاع (أ.ف.ب)
TT

حقائق وأرقام... كيف أصبحت غزة وأهلها بعد 3 سنوات من الحرب؟

صورة التقطت بالأقمار الصناعية تظهر الدمار في مدينة غزة شمال القطاع (أ.ف.ب)
صورة التقطت بالأقمار الصناعية تظهر الدمار في مدينة غزة شمال القطاع (أ.ف.ب)

تكشف أرقام وبيانات حكومية وأهلية ودولية وجوه المعاناة المستمرة التي يكابدها سكان غزة منذ اندلاع الحرب الإسرائيلية على القطاع قبل 3 سنوات. وإلى جانب عداد القتلى الذي لا يتوقف، تتفاقم الأزمات الإنسانية والاقتصادية التي تعد الأكبر على مدار الصراع الفلسطيني - الإسرائيلي.

وتظهر أرقام حديثة نشرتها وزارة الصحة في غزة، الأربعاء، بمناسبة الذكرى الثالثة لحرب السابع من أكتوبر (تشرين الأول) 2023، أن الحصيلة التراكمية للضحايا وصلت إلى 74250 قتيلاً، فيما طالت الإصابات 175278 شخصاً، ومن بين مجمل الضحايا 1467 شخصاً قتلوا بعد إعلان اتفاق وقف إطلاق النار المفترض في العاشر من أكتوبر 2025، ضمن خروقات إسرائيلية ممنهجة.

مشيّعون يحضرون جنازة جماعية لفلسطينيين انتُشلت جثامينهم من تحت أنقاض مبنى سكني تعرّض لضربة إسرائيلية في أكتوبر 2023 وفقاً للدفاع المدني بمدينة غزة (رويترز)

ووفقاً لإحصائيات موثقة لدى وزارة الصحة بغزة والدفاع المدني، فإن هناك نحو 13 ألف شخص مفقودين، بينهم 8 آلاف لا يزالون تحت أنقاض المنازل والبنايات التي قصفتها ودمرتها القوات الإسرائيلية، فيما لا يعرف مصير 5 آلاف فيما إذا كانوا من بين الضحايا في الطرقات وتبخرت جثامينهم، أو اعتقلوا وتعرضوا للإخفاء القسري في السجون الإسرائيلية.

البتر والإعاقة واليُتم

وتؤكد الإحصائيات المنشورة أن الحرب خلفت 5 آلاف حالة بتر و300 إصابة عصبية ونخاعية، فيما تحتاج 10 آلاف حالة إلى تأهيل مكثف وطويل الأمد، في ظل ظروف صعبة ومعقدة تواجهها المستشفيات في ظل نقص المعدات والموارد الطبية المختلفة نتيجة استهدافها بشكل متكرر.

ويقدر تقرير لمكتب الأمم المتحدة لتنسيق الشؤون الإنسانية «أوتشا»، أن واحداً من كل أربعة فلسطينيين أصيبوا في غزة منذ بداية الحرب، يعيش بإصابة قد تغير حياته، بينها البتر وإصابات الحبل الشوكي وإصابات الدماغ الرضية، مشيراً إلى أن الأطفال يمثلون 18 في المائة من حالات البتر و31 في المائة من إصابات الحبل الشوكي وإصابات الدماغ الرضية.

وبلغ عدد ذوي الاحتياجات الخاصة نتيجة ظروف الحرب 16963، ويوصفون بأنهم من أكثر الفئات تأثراً بظروف الحرب والنزوح وتدمير المرافق والخدمات، وذلك نتيجة نقص الاحتياجات الخاصة بهم، كما تؤكد أرقام وزارة التنمية الاجتماعية بغزة.

مرضى فلسطينيون في مستشفى بخان يونس ينتظرون إجلاءهم من قطاع غزة فبراير الماضي (أ.ف.ب)

وخلفت الحرب 71846 يتيماً ويتيمة من الأطفال الذين فقدوا آبائهم أو أمهاتهم، وهم من أكثر الفئات احتياجاً إلى الحماية والرعاية طويلة الأمد، كما يشير بيان لوزارة التنمية الاجتماعية بغزة.

بينما بلغ عدد النساء الأرامل اللواتي فقدن أزواجهن، 64413 ألف حالة، ليجدن أنفسهن أمام مسؤوليات اقتصادية وأسرية مضاعفة في ظروف يتراجع فيها العمل والدخل وتزداد تكاليف المعيشة.

وتشير بيانات الوزارة إلى ارتفاع عدد الأسر التي تعيلها نساء في قطاع غزة بصورة كبيرة خلال الحرب، حيث قدرت بنحو 86 ألف أسرة، أي ما يقارب ربع الأسر في القطاع، مشيرة إلى هذه الأسر تحتاج إلى برامج متكاملة لا تقتصر على المساعدات الطارئة، بل تشمل الدعم النقدي المنتظم، والغذاء، والمأوى، والرعاية الصحية، والدعم النفسي، وتمكين النساء اقتصادياً، وتأمين احتياجات الأطفال، معتبرة أن حماية هذه الأسر تمثل أحد أهم مداخل حماية المجتمع من التدهور الاجتماعي والاقتصادي طويل الأمد.

مقتل أكثر من 19 ألف طالب

وطالت الحرب بشكل خاص مسارات التعليم بمختلف أوجهه، وتظهر أرقاماً نشرتها وزارة التربية والتعليم الفلسطينية من رام الله، أنه خلال 3 سنوات من الحرب، قتل أكثر من 19189 طالباً وطالبة من المدارس، و1386 طالباً وطالبة من الجامعات، فيما أصيب 28586 طالباً مدرسياً و3082 طالباً جامعياً بجروح متفاوتة.

فيما قتل 805 وأصيب 3298 من الكوادر التعليمية والإدارية في المدارس، و246 قتلوا وأصيب 1493 من المحاضرين والعاملين في الجامعات.

ودمرت قوات الاحتلال بشكل كلي أكثر من 179 مدرسة حكومية في قطاع غزة، وقصف ودمر أكثر من 105 مدارس تابعة لوكالة غوث وتشغيل اللاجئين الفلسطينيين (الأونروا)، إلى جانب التدمير الكلي لأكثر من 63 مبنى جامعياً.

الفلسطيني يوسف سلمان يحتضن الحقيبة المدرسية لابنه جاد (8 سنوات) بعد مقتله في غارة إسرائيلية على مخيم جباليا للاجئين بمدينة غزة (رويترز)

ولم تتوقف إسرائيل عند استهداف المدارس، بل عمدت لتدمير وقصف المستشفيات والعيادات والمراكز الطبية المختلفة، ونجحت بتدمير شبه كامل لمجمع الشفاء الطبي، أهم المعالم الطبية في قطاع غزة.

ووفق وزارة الصحة بغزة، فقد تضرر أكثر من 1800 مرفق صحي بتدمير كلي أو جزئي خلال الحرب.

وبحسب مكتب الأمم المتحدة لتنسيق الشؤون الإنسانية (أوتشا)، فإن نحو 42 في المائة فقط من المرافق الصحية في قطاع غزة تعمل حالياً، ومعظمها يقدم خدمات جزئية فقط، في وقت تعيق فيه القيود إدخال المعدات والمواد اللازمة لإعادة تأهيل النظام الصحي.

ووفقاً لوزارة الصحة بغزة، فإن هناك نقصاً حاداً جداً بالأدوية والمعدات، وأن 50 في المائة من أصناف الأدوية في القطاع وصلت إلى رصيد صفري، كما أن أكثر من 300 صنف من أدوية الأمراض المزمنة مفقود، فيما يبلغ عجز المستهلكات الطبية 70 في المائة ونقص المواد المخبرية 80 في المائة.

مساجد وكنائس متضررة

لم تسلم المساجد أو الكنائس من عمليات الاستهداف، حيث دمر 1077 مسجداً بشكل كلي، وأُلحقت أضرار جزئية بـ191، من أصل 1275 مسجداً كانت قائمة قبل الحرب. فيما تم استهداف 3 كنائس وإلحاق ضرر بالغ فيها.

وبلغ عدد النازحين داخل مراكز الإيواء 258927 أسرة، يوجدون في 2090 مركزاً للإيواء على مستوى محافظات القطاع كافة، حيث تواجه هذه المخيمات والمراكز خطراً كبيراً مع اقتراب فصل الشتاء.

وتقول وزارة التنمية الاجتماعية، إن هؤلاء النازحين بحاجة إلى تدخل سريع وتوفير كل مستلزمات الإيواء، مشيرة إلى أن غالبيتها من الأسر الفقيرة ومحدودة الدخل، والتي تواجه تحديات متراكمة نتيجة فقدان مصادر الدخل، وارتفاع تكاليف المعيشة، وتضرر الممتلكات والمساكن.

فلسطينيون نازحون يحملون أمتعتهم في طريقهم من بيت حانون إلى جباليا بعد يوم من الهجوم الإسرائيلي المتجدد على قطاع غزة (أ.ب)

ووفقاً للمكتب الإعلامي الحكومي بغزة، فإنه يوجد 1.5 مليون نازح يعيشون في خيام بالية، حيث يبلغ عدد الخيام في القطاع نحو 270 ألف خيمة، منها 162 ألف مهترئة وغير صالحة للاستخدام، بنسبة تتجاوز 60 في المائة، ما ينذر بكارثة إنسانية وشيكة مع اقتراب فصل الشتاء.

ولفت إلى وجود أكثر من 255 بناية متصدعة وآيلة للسقوط، يقطنها بعض السكان مضطرين إليها، وسط مخاوف من انهيار بعضها مجدداً ما يتسبب بوقوع ضحايا.

الأمراض والأوبئة

وانتشرت خلال الحرب خاصة في صفوف النازحين، أمراض وأوبئة مختلفة لم يظهر بعضها منذ عقود نتيجة التكدس في مخيمات النزوح وغيرها من الظروف غير الطبيعية.

وبحسب بيانات مجموعة الصحة التي أوردها «أوتشا»، فإن الأمراض السارية شكلت ما مجموعه أكثر من 18 في المائة من مجمل الاستشارات الطبية التي تلقتها مرافق صحية في الأشهر القليلة الماضية، حيث مثلت التهابات الجهاز التنفسي الحادة 52 في المائة من الحالات المرضية الواجب الإبلاغ عنها، تلتها الالتهابات الجلدية بنسبة 28 في المائة، ثم الإسهال المائي الحاد بنسبة 20 في المائة. وسجل مؤخراً حالة جديدة من الشلل الرخو الحاد، ليرتفع العدد التراكمي إلى 22 حالة منذ بداية عام 2026.

تستخدم نساء فلسطينيات نازحات طريقاً جافاً لنقل المياه إلى خيمتهن بعد هطول أمطار غزيرة شمال دير البلح في وسط قطاع غزة (أ.ف.ب)

وقبل ذلك بأيام، وثقت «أوتشا» 45190 حالة قوباء بين 2 أغسطس (آب) و12 سبتمبر (أيلول) الماضي، وهي عدوى جلدية بكتيرية شديدة العدوى تصيب الأطفال بصورة خاصة، وشكلت 2.5 في المائة من مجموع الاستشارات خلال تلك الفترة.

وترتبط هذه الحالات أيضاً بظروف المياه والصرف الصحي في القطاع، ففي أغسطس، جمعت الجهات الصحية 938 عينة مياه في أنحاء القطاع، وأظهرت النتائج أن أكثر من 73 في المائة منها لم تستوفِ مستويات الكلور المتبقي التي توصي بها منظمة الصحة العالمية، بينما أظهرت 18 في المائة منها تلوثاً ميكروبياً.

وفي هذا السياق، قالت بلدية غزة إن محطات معالجة مياه الصرف الصحي الست في غزة كانت خارج الخدمة، بينما كان 70 في المائة من محطات الضخ متوقفاً، مع تصريف أكثر من 150 ألف متر مكعب من مياه الصرف غير المعالجة يومياً، محذرة من أن هذا الوضع، مع اقتراب موسم الأمطار، يرفع مخاطر التلوث وانتشار الأمراض، خصوصاً في مناطق النزوح.

الأمن الغذائي

وتشير بيانات الأمن الغذائي إلى أن أكثر من 1.2 مليون نسمة في قطاع غزة كانوا يواجهون مستويات أزمة أو أسوأ من انعدام الأمن الغذائي، حيث بلغ عدد الأسر المسجلة على المنظومة الوطنية للإغاثة 530 ألف أسرة بحاجة إلى مساعدات. كما تظهر بيانات وزارة التنمية الاجتماعية.

وتمثل نسبة 1.2 مليون نسمة، نحو 59 في المائة من السكان بقطاع غزة، مستويات أزمة أو أسوأ بين أبريل (نيسان)، ويونيو (حزيران) 2026، مع توقع ارتفاع العدد إلى أكثر من 1.4 مليون، أي 67 في المائة حتى نهاية العام الجاري. وقالت الوزارة، إن هذه الأرقام تعكس أن الفقر في غزة لم يعد مجرد انخفاض في الدخل، بل أصبح مرتبطاً بالغذاء والمأوى والصحة والتعليم والحماية والقدرة على الوصول إلى الخدمات الأساسية.

نازحون فلسطينيون يحملون أواني معدنية لتلقي وجبات من مطبخ خيري شمال مدينة غزة يوم الأربعاء (إ.ب.أ)

وبعد إعلان وقف الحرب الهش، سمحت إسرائيل بدخول 72826 شاحنة فقط، من أصل 210600 شاحنة إنسانية وإغاثية ومواد لإعادة الإعمار كان يفترض دخولها وفقاً للاتفاق، بنسبة التزام تقل عن 35 في المائة، بحسب المكتب الإعلامي الحكومي.

انهيار اقتصادي

وطالت الحرب، الاقتصاد بشكل مركز كما الخدمات المدنية وغيرها، ودمرت وتضررت أكثر من 92 في المائة من المنشآت الاقتصادية.

وتظهر بيانات الجهاز المركزي للإحصاء الفلسطيني، ومؤتمر الأمم المتحدة للتجارة والتنمية «أونكتاد»، أنه قبل الحرب، كانت التجارة تمثل نحو 56 في المائة من المنشآت الاقتصادية، ويعمل فيها نحو 45.5 في المائة من العاملين، مع بطالة بلغت 45 في المائة في الربع الثالث من 2023، بينما تجاوز الفقر 63 في المائة.

فلسطينيون يتسوقون وسط الدمار الناجم عن الحرب في خان يونس بجنوب قطاع غزة فبراير الماضي (د.ب.أ)

وبعد 3 سنوات، من هذا التدمير الكبير، انكمش الناتج المحلي الحقيقي بنحو 83 في المائة خلال 2024، بينما تراجع نصيب الفرد من الناتج إلى 212 دولاراً في 2025، فيما انتقلت البطالة من 45 في المائة قبل الحرب إلى قرابة 80 في المائة في 2026.

وفي القطاعات الإنتاجية انخفض الإنتاج الزراعي والصناعي بنحو 94 في المائة لكل منهما بينما تراجع نشاط الإنشاءات 99 في المائة مقارنة بـ2022. وفي سبتمبر 2026، كانت الأسعار أعلى بنحو 207 في المائة من مستويات ما قبل أكتوبر 2023، بينما انخفض إجمالي الاستهلاك في غزة 81 في المائة خلال 2025 مقارنة بـ2023.