​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
TT

​İran, Irak’taki Şiileri birleştiremedi

Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)
Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile görüşmeyi reddetti (Getty Images)

Ahmed es-Suheyl
Irak’ta Fetih Koalisyonu ve diğer bazı Şii güçlerin Adnan ez-Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı olmalarına rağmen Zurfi, parlamentodan güvenoyu almasını sağlayacak çoğunluğun desteğini kazanmak üzere gibi görünüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii güçlerini Zurfi’ye alternatif bir isim belirlemeye zorlama çabaları pratik sonuçlar vermezken Zurfi’nin çok sayıda Şii tarafın desteğini aldığı, bununla birlikte Sünni ve Kürt siyasi bloklarından açıkça bir ret ile karşılaşmadığı anlaşılıyor.
Ancak Zurfi’nin adaylığına,  Asaib Ehli'l Hak’a bağlı Sadikun Grubu’nun içinde yer aldığı Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, eski başbakanlardan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve gözlemcilerin hala kararsız olduğuna inandıkları Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu gibi önde gelen Şii siyasi bloklar tarafından karşı çıkılıyor.
Buna karşın Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi'nin desteklediği Sairun Koalisyonu gibi Şii siyasi bloklar, Zurfi’yi destekliyorlar. Sünni ve Kürt blokları ise Zurfi’yi destekleme veya desteklememe konusunda herhangi net bir tutum ortaya koymuyorlar.
Irak resmi haber Ajansı INA’ya göre Zurfi’nin parlamentodan kabinesinin ve hükümet programının oylanması amacıyla düzenlenecek olağanüstü oturum için bir tarih belirlemesini istiyor. Bu arada Zurfi, hükümet programını 4 Nisan Cumartesi günü Meclis Başkanlığı’na sunmuştu.

Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Şii kanadı, Zurfi’nin adaylığına karşı çıkma pozisyonunda birleştirme çabaları konuşulurken Iraklı siyasi bir kaynağın yerel haber sitelerinde yer alan açıklamasına göre Sadr hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Kaani ile görüşmeyi reddetti.
Sadr ile görüşmenin Kudüs Gücü Komutanı’nın gündeminde olduğunu söyleyen kaynak, ancak Sadr’ın bu görüşmeyi reddettiğini ve Irak’ın iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiğini belirtti. Kaynak, Sadr'ın Askeri Danışmanı Ebu Dua İsavi’nin Sadr’dan Kaani’ye ‘Irak’ın yeni bir hükümet kurulması konusunda herhangi bir dış müdahaleyi reddettiği’ şeklinde yazılı bir mesaj ilettiğini söyledi.

Abdulmehdi görevde kaldı
İran’a yakın güçler olarak nitelendirilen başlıca Şii güçlerin, Zurfi’nin ‘anayasaya aykırı bir şekilde’ hükümeti kurmakla görevlendirildiği ve ‘ABD yanlısı’ olduğu şeklindeki suçlamalarla yaptığı tüm itirazlara rağmen Sadr Hareketi, Zurfi’nin adaylığına karşı olduğunu hiç söylemedi. Bütün göstergeler, Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Koalisyonu’nun mümkün olan en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını istediğine işaret etti.
Sairun Koalisyonu Milletvekili Riyad el-Mesudi konuyla ilgili açıklamasında, “Mesele, bazı istismarlar, ertelemeler ve gecikmelerin neden olduğu anayasal boşluklardan ve Zurfi'nin başarısız olma sürecinde Iraklıların ‘tartışmaları ve kabullenişleri’ gibi ifadelerin seçimlerinden kaynaklanıyor. Sairun Koalisyonu, ülkenin her alanda yaşadığı büyük zorluklar nedeniyle en kısa sürede bir hükümetin kurulmasını önceliyor. Bazı siyasi bloklar, Adil Abdulmehdi'nin başbakan olarak kalması için başbakan adaylarını kasıtlı olarak reddetti. Çünkü böylece büyük kazançlar elde ettiklerini düşünüyorlar” diye konuştu.
 
Şii güçler tansiyonu yükseltiyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Zurfi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesine karşı çıkan hareketlerle birlikte, İran yanlısı silahlı gruplar da söylemlerini sertleştirdiler. İran yanlısı silahlı sekiz grup yayınladıkları ortak bir bildiri ile Adnan ez-Zurfi'yi ‘ABD’nin istihbarat ajanı’ olmakla suçlayarak bazı milletvekillerinin onu desteklemesini ise kınadılar.
Bu gerilim, Kaani'nin Şii güçler arasında Zurfi’nin adaylığına karşı fikir birliği elde etme çabalarına dair bir izlenim verebilir. Bununla birlikte gözlemcilere göre Sünni ve Kürt siyasi güçlere mevcut tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde gönderilen bir mesaj da olabilir.
Ortak bildirinin yayınlanmasından birkaç saat sonra, Mukteda es-Sadr adına paylaşımlarda bulunmasıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, Facebook hesabından, “Birçok siyasetçi ve kendilerini ‘Direniş Grupları’ olarak adlandıran gruplardan bazıları, belalardan ve salgınlardan rahatsız olmayıp hala çıkarları peşinde koşuyorlar. Direniş Grupları’na şunu söylemek istiyorum; ‘Dünyaya olan bu sevginizi dizginleyin. Çünkü halkınız ölüm, yaklaşan bir savaş ve Allah korusun salgının eşiğinde.’” ifadelerini kullandı.

İran’ın rolü zayıflıyor
Iraklı araştırmacı ve akademisyen Akil Abbas konuya ilişkin olarak İndepenedent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Süleymani ve Mühendis suikastının yanı sıra koronavirüs krizinden sonra İran’ın rolü zayıfladı. Bu durum, Kaani’nin Irak'taki görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına katkıda bulundu. İran’ın nüfuzu güçlü olmasa ve Şii güçlere kendi iradesini dayatamasa bile Kaani’nin başarısızlığının tek nedeni İran’ın rolünün zayıflaması değil” diye konuştu.
Ekonomik yaptırımlar ve koronavirüs krizinin bazı Şii aktörleri İran'ın iradesine meydan okuyacak şekilde güçlendirdiğini söyleyen Abbas, “Sadr’ın Kaani ile görüşmeyi reddetmesi şaşırtıcı bir durum değil. Sadr daha önce de birkaç kez bazı İranlı politikacılarla görüşmeyi reddetti. Hatta bazı durumlarda Süleymani ile görüşmeyi de reddettiği söylendi. Sadr, İran'ın gücüne bir tür başkaldırıyor. Fakat bu düşmanca değil, yumuşak bir başkaldırıdır” yorumunda bulundu.
Zurfi’nin kabinesinin parlamento tarafından onaylanma şansının çok yüksek olduğunu düşünen Abbas, Zurfi hükümetinin güvenoyu alma imkanının son saatlerde yapılacak anlaşmalara bağlı olduğunun da altını çizdi. Silahlı grupların Zurfi'ye karşı çıkmaları ve açıkça tehdit etmelerinin, onu parlamento çatısı altında engelleyecek güce sahip olmadıkları izlenimi verdiğini söyleyen Abbas, “Düşük petrol fiyatları ve koronavirüs krizinin yanı sıra yarı felçli geçici bir hükümetin varlığından kaynaklanan Irak’ta mevcut durum, siyasi elitlerin Zurfi’nin hükümet kurma çalışmalarını sürdürmesi için baskı yapmalarına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Başbakanlık konusundaki tartışmaları sürdürmenin Adil Abdulmehdi’nin görevini sürdürmesini destekleyen taraflar için bir zaman kazanma taktiği olduğuna inandığını belirten Abbas, “Iraklılar bu davranışı ülkede yaşananlara karşı bir kayıtsızlık olarak yorumladı. Bu durum eğer koronavirüs riski azalırsa yüksek katılımları protestolara dönüşebilir” dedi.

Müzakere sayfası
Öte yandan siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Sadr, İran ekolüne karşı ideolojik bir model. Bununla birlikte Süleymani’nin öldürülmesinden sonra genel olarak Irak'taki Şiiler siyasi krizle ilgili bağlantılarında farklılaştılar. Sadr, kendisini Batı ve Doğu'da ılımlı bir Şii alternatifi olarak sunup yeni bir imaj oluşturmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaani’nin Şii güçleri birleştirme görevinde başarısız olmasının nedeninin Süleymani’nin olmayışı değil, ABD’nin stratejisiyle doğrudan çatışmaya yönelmesi olduğunu söyleyen Muzani, söz konusu ABD stratejisinin, Zurfi’ye destek konusunda Şii siyasi güçlerin tutumunda çatlaklar yaratan, vizyonundaki bir değişiklik olduğunu belirtti.
Geleneksel Şii güçlerin en büyük korkularının, ABD ile İran arasında müzakere konusu haline gelmeleri, gözden çıkarılmaları ve doğrudan hedef alınmaları olduğuna dikkati çeken Muzani, “Bu güçlerin İran'ın elinde bir pazarlık konusu haline gelmesi, onlar için ABD’nin hava saldırılarından daha da kötü” diye konuştu.

Şii güçler arasında endişe ve parçalanma korkusu
Independent Arabia’ya konuşan gazeteci yazar Felah ez-Zehebi ise şunları söyledi;
“Tüm göstergeler, Zurfi’nin siyasi güçlerin çoğunun desteğini aldığına işaret ediyor. Bazılarının bunu, Haşdi Şabi çatısı altında olmayan silahlı gruplardan korktukları için açıklamadıklarına inanılıyor. İran, Irak'ı ABD ile müzakere edebileceği bir yangın yeri olarak görüyor. Ancak tam da yaptırımların bir kısmının kaldırılmasını beklerken ortaya çıkan tüm koşullar İran'a baskı yapıyor. Şii siyasi güçlerin çoğu, Zafer Koalisyonu ve Kanun Devleti Koalisyonu tarafından desteklendiği için Zurfi hükümetini destekliyor. Ammar el-Hekim ise sopayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak en sonunda bir yana ağırlık vermek zorunda kalacak. Sadr, ‘utanmaz milisler’ olarak nitelendirdiği tarafları yenerek Zurfi hükümetinin parlamentodan geçmesi için baskı yapacak. Temel endişe ise Zurfi'nin iktidara geldikten sonra bu güçlere yönelmesi ihtimaliyle ilgili. Şii güçler parçalandılar ve çatışma aşamasından aşınma aşamasına geçtiler.”



Meşhur korku serisine yeni halka: Seyirci buna dayanamazdı

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Meşhur korku serisine yeni halka: Seyirci buna dayanamazdı

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)
Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, eşini kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadının, kocasının ailesiyle birlikte onların ıssız evine sığınmasıyla başlıyor (Sony Pictures Releasing)

Korku sinemasının efsane serilerinden Kötü Ruh (Evil Dead) hayranlarının tahmin edeceği üzere, vizyondaki yeni halka Kötü Ruh: Cehennem Ateşi (Evil Dead Burn) vahşet ve kan dozajı konusunda sınırları sonuna kadar zorluyor. 

Hatta filmin ortak senaristi ve yönetmeni Sébastien Vaniček, Warner Bros. imzalı yapımın en ağır yaş sınırına takılmasını önlemek ve salonlarda daha geniş bir kitleye ulaşabilmesini sağlamak için bir sahneyi "biraz kırpmak" zorunda kaldığını itiraf etti.

SlashFilm'e konuşan Fransız yönetmen, "Kırpmak zorunda kaldığım tek bir sahne vardı. O sahne filmde hâlâ duruyor; son derece sert ve vahşi. Ancak benim kurguladığım ilk versiyon çok daha acımasız ve sertti. Seyircinin bunu kaldırması gerçekten zordu. Bu yüzden birkaç küçük değişiklik yaptım ama sahne özünden hiçbir şey kaybetmedi" dedi. 

Filmin yapımcılarından Robert Tapert ise hikayenin odağını, "Amerika'da sorunlu bir evliliği yürütmeye çalışan Fransız bir kadının hikayesi... Yolculuk boyunca onun muhtemelen istismarcı bir kocası olduğunu ve ailesinin kadına inanmadığını keşfediyoruz; yani karşımızda tam anlamıyla cehennemden çıkmış bir dünürler var" sözleriyle özetledi.

Kötü Ruh: Cehennem Ateşi, Sam Raimi imzalı ilk üçlemenin alametifarikası olan absürt mizahı bir kenara bırakıp, ürkütücü bir ton benimseyen üçüncü film. 

Cehennem Ateşi, modern Kötü Ruh filmlerinin ortak bir evreni paylaştığını da doğruluyor. Böylece Fede Álvarez'in 2013 yapımı Kötü Ruh'u ve Lee Cronin'in 2023 tarihli Kötü Ruh: Uyanış'ıyla başlayan yeni dönemin tek bir zaman çizelgesinde geçtiği kesinleşiyor.

Cehennem Ateşi'nin hikayesi geçmiş filmleri bilmeden de rahatça anlaşılabilecek bir yapıda olsa da serinin sıkı hayranları, Raimi'nin eski külliyatına yapılan göndermelerin yanı sıra yeni filmleri birbirine bağlayan noktaları hemen fark edecektir. 

Ayrıca filmde yer alan iki jenerik sonrası sahne, serinin günümüzdeki zaman çizelgesini daha da genişleteceğine işaret eden önemli ipuçları barındırıyor.

Kötü Ruh evreni hız kesmeden büyümeye devam edecek. Francis Galluppi'nin yöneteceği ve 7 Nisan 2028'de vizyona girmesi planlanan Evil Dead Wrath, izleyiciyi 1972'ye, yani 1981 yapımı ilk yapımın 9 yıl öncesine götüren bir öncül film olacak.

Independent Türkçe, Deadline, Time, SlashFilm


Wagner, Afrika'nın göbeğinde opioid imparatorluğu kurdu

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui kentinde, Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin ve sağ kolu Dmitri Utkin'in heykeli dikilmişti (AFP)
Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui kentinde, Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin ve sağ kolu Dmitri Utkin'in heykeli dikilmişti (AFP)
TT

Wagner, Afrika'nın göbeğinde opioid imparatorluğu kurdu

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui kentinde, Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin ve sağ kolu Dmitri Utkin'in heykeli dikilmişti (AFP)
Orta Afrika Cumhuriyeti'nin Bangui kentinde, Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin ve sağ kolu Dmitri Utkin'in heykeli dikilmişti (AFP)

Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigojin'in ölümünün ardından Kremlin, bu paralı asker şirketinin yerine Afrika Kolordusu'nu koymaya çalışıyor. Ancak örgütlerinden ayrılmayan yüzlerce Wagner savaşçısı, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde kendi uyuşturucu imparatorluklarını kurdu.

Wall Street Journal (WSJ), ülkede hâlâ 500 civarında Wagner savaşçısının bulunduğunu ve oğul Pavel Prigojin'in başını çektiği bu kişilerin tramadol ticareti sayesinde kereste ve altın kaynaklarını da sömürdüklerini bildiriyor.

Ubangi Nehri'nin yukarı kesimlerinde mevzilenen Wagner unsurlarının, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde kolluk kuvvetlerinin ve Moskova'nın denetiminin dışında faaliyet gösterdiği aktarılıyor.

Yaygın bilinen opioidlerden tramadol, aslında bir ağrıkesici olsa da yüksek dozlarda kokaine benzetilen güçlü bir uyarıcı etki gösteriyor. 

Wagner'in altın madenlerindeki işçiler uzun süre çalışmak için, savaşçılarsa korkuyu bastırmak amacıyla tramadol kullanıyor. 

Paralı askerler son derece bağımlılık yapıcı bu ağrıkesiciyi yerel milislere, ordu mensuplarına ve kendi savaşçılarına çatışmalarda kullanmaları için veriyor.

İsviçre merkezli kâr amacı gütmeyen Uluslararası Organize Suça Karşı Küresel Girişim, bölgedeki Wagner unsurlarının kaçak altın ticaretinden yılda 180 milyon dolar kazandığını tahmin ediyor.

WSJ, Wagner ve işbirlikçilerinin Afrika'daki kaçakçılık merkezi olarak kullandığı Orta Afrika Cumhuriyeti'nin önemli bakanlıklarında, ordusunda, kolluk kuvvetlerinde ve gümrüklerinde etkili olduğunu aktarıyor. 

Pentagon'un finanse ettiği Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2018'de direnişçilere karşı savaşmak için ülkeye gelen Wagner savaşçılarının günümüzde devleti ele geçirdiğini öne sürüyor. 

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'nun Orta Afrika uzmanı Charles Bouëssel şu yorumu yapıyor:

Orta Afrika Cumhuriyeti, Wagner'in en güçlü olduğu ülkeydi. Altın madenciliği faaliyetleri de dâhil olmak üzere ülkedeki ekonomik varlıkları hâlâ büyük ölçüde korunuyor. Rusya, tıpkı uçak kazasına kadar Prigojin'le sürdürdüğü gibi, açık bir çatışmadan kaçınarak durumu yönetiyor.

Ukrayna savaşında Vladimir Putin ve Savunma Bakanlığı'yla girdiği tartışmalarla tanınan Prigojin'in savaşçıları, Haziran 2023'te Kremlin'e karşı ayaklanmıştı. Prigojin, kısa süren isyandan iki ay sonra Moskova'dan bindiği uçağın seyir halindeyken patlaması sonucu ölmüştü. Prigojin'in sağ kolu ve Wagner'in kurucularından Dmitri Utkin'in de aralarında yer aldığı 10 kişiyi taşıyan uçaktaki herkes hayatını kaybetmişti.

Bunun ardından gözler Kremlin'e çevrilmiş, sözcü Dmitri Peskov olaydan Moskova'nın sorumlu olmadığını iddia etmişti. İsyan nedeniyle Prigojin ve askerlerini vatan hainliğiyle suçlayan Putin ise olayın ardından Wagner lideri için "Yetenekli biriydi fakat ciddi hataları vardı" demişti.

Batılı istihbarat örgütleri, Prigojin'in Kremlin'in emriyle uçağa yerleştirilen bir patlayıcının infilak etmesi sonucu öldüğünü öne sürmüştü.

Independent Türkçe, WSJ, i24NEWS


Haaland'ın babası, Norveç'in İngiltere'ye elenmesinde hakemi suçladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Haaland'ın babası, Norveç'in İngiltere'ye elenmesinde hakemi suçladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İngiltere'nin Norveç'i Dünya Kupası'ndan elemesinin ardından Erling Haaland'ın babası hakemi suçladı.

İngiltere, uzatma dakikalarında aldığı 2-1'lik zorlu galibiyetle yarı finale yükseldi. Jude Bellingham, ilk olarak Andreas Schjelderup'un açılış golünü devre arasından hemen önce eşitledi, ardından 93. dakikada seken topa yetişerek galibiyet golünü attı.

Ancak İngiltere'nin galibiyeti tartışmalara yol açtı. Beraberlik golünün yanı sıra, Norveç'in maçı normal sürede değiştirebilecek ikinci golünün iptal edilmesi de soru işaretleri yarattı.

Bellingham'ın mükemmel bireysel performansını küçümsemek istemeyen ve aynı zamanda hakem Clement Turpin'e duyduğu hayal kırıklığını dile getiren eski Manchester City orta saha oyuncusu Alfie Haaland, X'te şu paylaşımı yaptı:

Bellingham'ı ve hakemi tebrik ederim.

Bellingham'ın beraberlik golüne giden süreçte, Norveç kalecisi Orjan Nyland'ın kale vuruşu Miami Stadyumu'nun üzerindeki bir kabloya değmiş gibi görünüyordu ve top havada yön değiştirerek Elliot Anderson'ın önüne düştü, o da İngiltere'nin gol attığı pozisyonu başlattı.

Kurallara göre, gol doğrudan oyuna müdahale nedeniyle iptal edilmeliydi ancak VAR müdahale etmedi. FIFA daha sonra, topun yönünün belirgin şekilde değişmiş görünmesine rağmen, "topun yukarıdaki kabloya değdiğine dair hiçbir kanıt sunmayan snicko" teknolojisine atıfta bulunarak, herhangi bir hata yapılmadığında ısrar etti.

Ancak devre arasından sonra Norveç bir kez daha haksızlığa uğradığını hissetti.

Stale Solbakken'in takımı, Torbjorn Heggem'in korner sonrası attığı golle yeniden öne geçtiklerini düşündü ancak VAR devreye girdi.

Yıldız forvet Haaland'ın Elliot Anderson'ı yere iterek faul yaptığına karar verildi ve Turpin'in olayı monitörde incelemesi tavsiye edildikten sonra gol iptal edildi.

sdvefdrg
Erling Haaland'ın Elliot Anderson'ı itmesine faul verildi (Reuters)

Maç boyunca VAR'ın acımasız yüzünü İngiltere de hissetti. Harry Kane'in Norveç'in ilk golünde yaptığı faul itirazları dikkate alınmadı, ardından Üç Aslan'ın uzatma dakikalarında penaltısı iptal edildi.

Elenmelerinin ardından takımıyla duyduğu büyük gururu dile getiren Solbakken, maçın bitiminden sonra mazeret aramıyor gibiydi.

"Bugün birçok şey yaşandı. Ve belki de Dünya Kupası boyunca buna benzer pek çok pozisyon gördük, yani böyle şeyler yaşanıyor. Sadece İngiltere'ye en iyi dileklerimizi sunmak istiyoruz" dedi.

İngiltere, yarı finalde Arjantin'le karşılaşacak.

Independent Türkçe