​Nahda Barajı sorununa yönelik müzakereler sürüyor

​Nahda Barajı sorununa yönelik müzakereler sürüyor
TT

​Nahda Barajı sorununa yönelik müzakereler sürüyor

​Nahda Barajı sorununa yönelik müzakereler sürüyor

Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas, Nahda Barajı sorunu ile ilgili Washington müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlayacağını söyledi.
Mısır ile Etiyopya arasında barajın doldurulmasına ilişkin yaşanan anlaşmazlıkların çözümünde Sudan hükümetinin ‘arabuluculuk’ rolünü üstlenmesini pek ihtimal dahilinde görmediğini ifade eden bakan, “Sudan, müzakerelerin asıl taraflarından biri olduğundan dolayı kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor. Bundan dolayı tarafsız olamayacağı gibi iki taraf arasında da arabuluculuk yapamaz” dedi.
Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu, mart ayı ortalarında Mısır başkenti Kahire’de Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Hartum’un ‘Mısır ve Etiyopya’nın Nahda Barajı’yla ilgili olarak anlaşmaya varması için’ arabuluculuk yapacağını söylemişti.
Sudanlı yetkili gazeteciler tarafından kendisine sorulan bir soruya ise üç ülke arasındaki müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlayacağını söyleyerek cevap vermiş ve müzakerelerde barajın doldurulması konusunda bir uzlaşıya varmayı umduklarını ifade etmişti.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, geçtiğimiz çarşamba günü baraj inşaatına başlanmasının 9’uncu yılı vesilesiyle yaptığı konuşmada, yağış mevsimlerinde baraj gölünün doldurulmaya başlanacağını söyledi.
Etiyopya'da yağmur mevsimi her yıl haziran ayından başlıyor ve eylül ayına kadar devam ediyor.
Bakan Abbas, hükümetinin müzakerelerin yeniden başlaması için elinden gelen her şeyi yapacağını dile getirdiği açıklamasında, ülkesinin müzakerelerin asıl taraflarından biri olmasından ve kendi çıkarlarını korumaya çalışacağından dolayı ‘arabuluculuk’ rolünü üstlenemeyeceğini belirtti.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un ABD yönetimi ile olan görüşmelerinin ve Kahire ve Etiyopya'yı ziyaret etmesine ilişkin yapılan düzenlemelerin, tarafların bir an önce müzakerelere yeniden dönmesini amaçladığını belirten bakan, başbakanın iki ülkeye yapacağı ziyaretinin gecikmesinin sebebinin salgın dolayısıyla alınan önlemlerle ilgili olduğunu söyledi. Ayrıca Sudan hükümetinin Nahda Barajı’na ilişkin tutumunda bir tutarsızlığın bulunmadığını ve Egemenlik Konseyi ile Bakanlar Kurulu arasında herhangi bir çatışmanın olmadığını ifade eden bakan, bu dosyayla ilgili müzakerelerin Bakanlar Kurulu tarafından temsil edilen yürütme organının yetkisi dahilinde olduğunu kaydetti.
Sudanlı bakan, Washington müzakerelerin sona ermediğini belirterek, “Etiyopya'nın kendi iç istişareleri için bir talepte bulunması üzerine müzakereye ara verildi. Yakın zamanda yeniden başlamayı umuyoruz. Bu dosyayla ilgili olarak uzun bir yol kat ettik. Geriye sadece halledilmesi gereken birkaç mesele kaldı” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Etiyopya, Washington'daki son müzakere turuna katılamadığı için özür diledi. Şubat ayının sonunda gerçekleştirilen oturumda ABD ve Dünya Bankası tarafından hazırlanan bir taslak anlaşmanın imzalanması amaçlanıyordu. Taslak anlaşma, yalnızca Mısır tarafından imzalandı. Sudan, Etiyopya’nın oturuma katılmaması dolayısıyla anlaşmayı imzalamaktan kaçındı.
Sudanlı bakan, ABD ve Dünya Bankası tarafından hazırlanan taslak anlaşmanın imzalanmamasının, tüm detaylar tamamlanmaksızın böyle bir anlaşmanın yararsız olduğunu düşündüklerini söyledi. Müzakere süreci boyunca üç tarafın bulunduğunu ve herhangi bir anlaşma durumunda üç tarafın da imza atması gerektiğini ifade eden bakan, Sudan’ın anlaşmayı imzalamayı reddetme hususundaki tutumunun tutarlı olduğunu dile getirdi.
Mart ayında Hartum, Arap Dışişleri Bakanlarının ‘Nahda Barajı kriziyle ilgili olarak Mısır ve Sudan'ı destekleyen’ bildirisini reddetti. Sudan’ın Arap Birliği Temsilcisi, böyle bir bildirinin Arap-Afrika krizini tetikleyebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Sulama ve Su Kaynakları Bakanı, Sudan'ın Nil Nehri’ndeki su haklarını korumak adına müzakerelerde bulunduğunu ve bunun yanı sıra üç ülke arasındaki işbirliğini teşvik etme yönünde çalıştığını söyledi. Bakan, bölgede kalıcı bir işbirliğini temin edecek ve bütün tarafların haklarını koruyacak bir anlaşmaya varılacağına olan inancını dile getirdi.
Sudan'ın, ‘su haklarını korumak, su güvenliğini temin etmek, komşularıyla tam bir işbirliği içerisinde olmak, sürdürülebilir kalkınma ve bölgesel barışı sağlamak, ekonomik entegrasyonu teşvik etmek’ gibi hususları içeren bir stratejiye sahip olduğuna dikkat çeken bakan, bu dosyayla ilgili olarak her üç ülkenin de isteklerini yerine getirecek şekilde anlaşmazlıkların çözümü için bir dizi öneride bulunduklarını ifade etti. Bütün hususlarda Mart 2015'te Hartum'da imzalanan İlkeler Bildirgesi ve uluslararası hukuk ilkeleri uyarınca hareket ettiklerinin altını çizen bakan, üç ülke arasındaki müzakerelerin mümkün olan en kısa sürede yeniden başlaması çağrısında bulundu.
Etiyopya, Sudan'ın doğu sınırına yaklaşık 30 km uzaklıkta 74 milyon metreküp kapasiteli Nahda Barajı inşasına devam ediyor. Mısır, tarım ve içme suyunun yüzde 90'ından fazlasını temin ettiği 55,5 milyar metreküplük su payının, baraj dolayısıyla zarar göreceğinden endişe duyuyor.



Suriye'nin güneyinde İsrail ateşiyle bir kişi öldü

Golan Tepeleri'nde bir İsrail askeri (AP)
Golan Tepeleri'nde bir İsrail askeri (AP)
TT

Suriye'nin güneyinde İsrail ateşiyle bir kişi öldü

Golan Tepeleri'nde bir İsrail askeri (AP)
Golan Tepeleri'nde bir İsrail askeri (AP)

Suriye devlet medyası dün, Suriye'nin güneyinde işgal altındaki Golan Tepeleri yakınlarındaki Kuneytra vilayetinde İsrail ateşiyle bir kişinin öldürüldüğünü bildirdi.

SANA haber ajansı "genç bir Suriyeli adamın İsrail tankı tarafından öldürüldüğünü" bildirirken, Suriye devlet televizyonu "İsrail işgal güçlerinin bir araca tank mermisiyle ateş açması sonucu genç bir kişinin şehit olduğunu" duyurdu.

SANA daha önce, Kuneytra vilayetindeki İsrail güçlerinin, bölgedeki yeni kurulan askeri karakollara giden yolları kapatarak, bölge sakinlerinin ve çiftçilerin hareketini kısıtladığını bildirmişti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre birkaç İsrail aracı bir köyde geçici bir kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenleri aradı.

Aralık 2014'te Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından İsrail, BM gözetimi altında bir tampon bölgeye asker konuşlandırdı ve 1974 Ayrılma Anlaşması uyarınca Golan Tepeleri'ndeki İsrail ve Suriye güçlerini birbirinden ayırdı.

İsrail, o zamandan beri Suriye topraklarına tekrar tekrar saldırılar düzenledi ve hava saldırılarıyla birlikte ülkenin güneyinde silahsızlandırılmış bir tampon bölge kurma niyetini açıkladı.

İsrail, 1967 savaşında Suriye'nin Golan Tepeleri'nin büyük bir bölümünü işgal etti ve daha sonra kontrol ettiği bölgeleri ilhak etti; ancak bu hareket uluslararası toplumun büyük bir kısmı tarafından tanınmadı.


Mısır’ın Taba Sınır Kapısı, savaşın şiddetlenmesiyle birlikte İsraillilerin kaçış noktası haline geldi

Taba Sınır Kapısı, Mısır-İsrail sınırındaki en önemli kara sınır kapılarından biri (Güney Sina Valiliği)
Taba Sınır Kapısı, Mısır-İsrail sınırındaki en önemli kara sınır kapılarından biri (Güney Sina Valiliği)
TT

Mısır’ın Taba Sınır Kapısı, savaşın şiddetlenmesiyle birlikte İsraillilerin kaçış noktası haline geldi

Taba Sınır Kapısı, Mısır-İsrail sınırındaki en önemli kara sınır kapılarından biri (Güney Sina Valiliği)
Taba Sınır Kapısı, Mısır-İsrail sınırındaki en önemli kara sınır kapılarından biri (Güney Sina Valiliği)

Her gün yüzlerce İsrailli, İsrail ile ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaş ve İran’ın bir aydan uzun süredir devam eden saldırılarının ardından, Mısır’daki Taba Sınır Kapısı’ndan geçiş yapıyor. Ancak ulaşım ve konaklama ücretlerinin yüksekliğine yönelik şikâyetler bitmiyor.

Konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklar ve Mısırlı turizm uzmanları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, sınır kapısının İsrailliler için ‘kaçış noktası’ haline geldiğini belirtti. Uzmanlar, İsrailli vatandaşların ücretlerin yüksekliğine dair şikâyetlerini eleştirerek, bunun Mısır’ın egemenlik hakkı olduğunu, ücretlerin hâlâ dünyanın diğer ülkelerinden daha düşük seviyede bulunduğunu ve İsraillilerin, kendi ülkelerinin başlattığı savaşın maliyetini ödemek durumunda olduklarını vurguladı.

Kaçışın ana durağı

İsrail’in TheMarker gazetesinin çarşamba günkü haberinde şu ifadeler yer aldı: “Mısır’daki Taba Havalimanı, güvenlik gerilimleri ve İran’ın son roket saldırıları nedeniyle Ben Gurion Havalimanı’ndaki kısıtlamalar ışığında, acil olarak İsrail’den ayrılmak isteyenler için başlıca yurt dışı seyahat noktası haline geldi. Havalimanı, kısmen kapanan İsrail havalimanlarının yerine büyük bir kaçış noktası ve alternatif yaşam hattı işlevi görüyor.”

Gazete ayrıca, sınır kapısının Hamursuz Bayramı öncesinde yüzlerce İsrailliye ev sahipliği yaptığını, bunların arasında İngilizce ve Fransızca konuşan çok sayıda Haredi ailenin bulunduğunu belirtti. Bu kişiler, bayramı kutlamak üzere kendi ülkelerine ulaşmaya çalışırken, bazıları sınırı ihlal eden insansız hava araçları (İHA) nedeniyle sirenlerin çalması sonucu Eilat’ta tam bir gece geçirmek zorunda kaldı.

vfd
Mısır’ın Taba kenti, onu önemli bir turizm merkezi haline getiren büyüleyici doğasıyla öne çıkıyor. (Güney Sina Valiliği)

Mısır eski Turizm Bakanı danışmanı Samih Saad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Taba Sınır Kapısı’nın İsrailliler için yurt dışına kaçış kapısı haline geldiğini ve diğer havalimanlarının saldırıya uğrama olasılığı nedeniyle güvenli bir liman sağladığını belirtti. Saad, söz konusu sayıların Mısır turizmi açısından kayda değer bir katkı sağlamadığını, turizm gelirlerinin yüzde 72’sinin Avrupa’dan, yüzde 10’unun ise Arap ülkeleri ve diğer bölgelerden geldiğini vurguladı.

Eski Ticaret Odası Turizm ve Havacılık Bölümü Başkanı ve turizm uzmanı Amari Abdulazim de, “Savaşın temelinde İsrail ve ABD bulunuyor. Söz konusu savaşın sonuçlarından biri ise dünya genelinde benzeri görülmemiş fiyat artışları… Mısır, taraf olmamasına rağmen bu durumdan ciddi şekilde etkileniyor” ifadelerini kullandı.

Yüksek ücretler

İsraillilerin zihnini meşgul eden tek konu kaçış değil; geçiş ücretlerindeki artış da öne çıkıyor. İbranice yayın yapan gazeteler bu duruma dikkat çekti. Taba Sınır Kapısı’nda ücretler kısa bir süre içinde üç kez arttı: Aralık 2025’te 15 dolardan 25 dolara yükseldi, Mart 2026 ortasında 60 dolara çıktı ve 28 Mart 2026’da 120 dolara ulaştı.

TheMarker, ‘Sina’daki geçiş, ulaşım ve geçici konaklama maliyetlerindeki artışa’ dikkat çekerken, Israel Hayom gazetesi 28 Mart’ta yayımladığı haberde, Mısır’ın Taba Sınır Kapısı geçiş ücretini İsrailliler için 120 dolara çıkarmasının, özellikle dört kişilik bir ailenin geçiş maliyetini 480 doları aşacak şekilde artırması nedeniyle geniş çapta öfkeye yol açtığını aktardı.

Samih Saad, ücretlerin 120 dolara yükselmesinin aşırı olmadığını, birçok ülkede daha yüksek rakamların uygulandığını ve Mısır’ın bu egemenlik kararını uygun gördüğü zaman almasının hakkı olduğunu belirtti.

Amari Abdulazim ise Mısır’ın Taba Sınır Kapısı geçiş ücretlerini artırmasının kendi egemenlik hakkı olduğunu ve savaşın yol açtığı zararlardan dolayı bunu yapmasının doğal olduğunu vurguladı.


Husi milisleri, İsrail'e yönelik dördüncü saldırılarının ardından “kademeli bir tırmanış” ile tehdit etti

Husi militanları, liderlerinin çağrısıyla Sana'da düzenlenen bir gösteride (AFP)
Husi militanları, liderlerinin çağrısıyla Sana'da düzenlenen bir gösteride (AFP)
TT

Husi milisleri, İsrail'e yönelik dördüncü saldırılarının ardından “kademeli bir tırmanış” ile tehdit etti

Husi militanları, liderlerinin çağrısıyla Sana'da düzenlenen bir gösteride (AFP)
Husi militanları, liderlerinin çağrısıyla Sana'da düzenlenen bir gösteride (AFP)

Husiler, “kademeli tırmanış” olarak nitelendirdikleri bir süreç başlatma tehdidinde bulundu. Bu açıklama, grubun İsrail’e yönelik dördüncü saldırıyı üstlenmesinin ve yaklaşık bir hafta önce İran’la aynı safta savaşa dahil olmasının ardından geldi.

Yemen'deki meşru güçlerin, ülkeyi grubun elinden kurtarmak için belirleyici savaşın yakın olduğunu iddia eden söylemlerinin giderek sertleştiği bir ortamda, İsrail, İran ve Hizbullah'ın yoğun ateş gücüne kıyasla sınırlı etkisine rağmen, Husi saldırılarına nasıl karşılık verileceği konusunda Washington ile müzakerede bulunduğunu açıkladı.

Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, dün akşam televizyonda yayınlanan açıklamasında, grubun “işgal altındaki Yafa bölgesinde hayati hedeflere balistik füzelerle askeri operasyon düzenlediğini” duyurdu. Seri, saldırının “İran ve Lübnan Hizbullah’ındaki mücahit kardeşlerle ortaklaşa gerçekleştirildiğini” ve “başarıyla hedeflerine ulaştığını” belirtti.

Sana'da güvenlik aracındaki Husi savaşçıları (AFP)Sana'da güvenlik aracındaki Husi savaşçıları (AFP)

Grup açıklamasında, "Bu önemli ve istisnai savaşta askeri müdahalesinin kademeli olduğunu" belirterek, "bu düzeyde kalmayacağını ve gelişmelere göre, düşmanın gerilimi artırma veya azaltma konusunda belirleyeceği tutuma göre ele alacağını" kaydetti.

Son saldırı, Husilerin bölgesel çatışmaya doğrudan dahil olduklarını ilan etmelerinden beri gerçekleştirdikleri dördüncü eylem oldu. Bu gelişme, İran destekli eksende yer alan Husiler, Lübnan Hizbullahı ve Iraklı silahlı gruplar arasındaki koordinasyonun arttığını gösteriyor.

Savunmanın dikkatini dağıtmak

Husi grubu, geçtiğimiz çarşamba günü İsrail'e yönelik üçüncü saldırının sorumluluğunu üstlenirken, İsrail ordusu hava savunma sistemlerinin Yemen'den fırlatılan bir füzeyi "herhangi bir yaralanma veya hasar olmaksızın" engellediğini ve erken tespit sayesinde tehdidin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Gözlemcilere göre bu tür saldırılar, İsrail hava savunma sistemlerini meşgul etmekten öteye geçmiyor. Zira söz konusu sistemler, İran ve Hizbullah kaynaklı tehditlerin yoğunluğu nedeniyle zaten ciddi baskı altında bulunuyor.

Husilerin lideri Abdülmelik el-Husi, çatışmaya katılım sonrasında yaptığı ilk konuşmada, İran’a verilen siyasi, medya ve propaganda desteğinden “doğrudan operasyonel aşamaya” geçtiklerini açıkladı. Husi, saldırıların “direniş ekseninin ortak operasyonları” kapsamında olduğunu savundu ve mevcut çatışmanın “coğrafi sınırları aşan bir görev” olduğunu iddia etti.

Husi lideri, takipçilerine İran'ın yanında savaşa katılmanın yanı sıra seferber olup mitingler düzenlemeleri çağrısında bulundu (AP)Husi lideri, takipçilerine İran'ın yanında savaşa katılmanın yanı sıra seferber olup mitingler düzenlemeleri çağrısında bulundu (AP)

Karara yönelik eleştirileri de yanıtlayan Husi, tarafsızlığın “bir seçenek olmadığını” ifade etti. Bu açıklamalar, Yemen içinde zaten kırılgan olan ekonomik ve güvenlik koşullarının daha da kötüleşebileceğine dair endişeleri artırdı.

El-Husi, takipçilerini haftalık İran yanlısı gösterilerine devam etmeye ve İran'ın yanında savaşa katılmaya çağırdı. Ayrıca, seferberlik çabalarını yoğunlaştırmalarını ve grubun her yıl daha fazla üye kazanmak ve ideolojik yönlendirme amacıyla kullandığı yaz kamplarına okul öğrencilerini göndermelerini teşvik etti.

Karar anı yaklaşıyor

Öte yandan, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih, “Husi darbesinden kurtuluş mücadelesinin yaklaştığını” ve tüm ulusal güçlerin “tek bir ekip ve tek bir irade ile” bu mücadeleyi vereceğini söyledi.

Resmi medyada yer alan açıklamalarını, Yemen’in batı kıyısındaki askeri birliklere yaptığı ziyaret sırasında dile getiren Salih, savaşçıların rolünü överek, bu güçlerin “Yemen Cumhuriyeti’nin güvenlik supabı” olduğunu ifade etti. Bu açıklamalar, hükümet güçlerinin inisiyatifi yeniden ele geçirme konusunda artan bir özgüvene işaret ediyor.

Salih, bölgesel boyuta dikkat çekerek, “İran’ın Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik açık saldırılarının, Tahran’ın projesinin Arap ulusunu hedef alan bir yıkım aracı olduğunu ortaya koyduğunu” savundu. Bu projenin “hiçbir zaman İsrail’e karşı olmadığını, aksine bunun yalnızca bir gerekçe olarak kullanıldığını” vurguladı.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Tarık Salih (Saba)Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Tarık Salih (Saba)

Husilerin iddialarına da doğrudan yanıt veren Salih, grubun “İsrail’e karşı savaştığını iddia ederken ulusal güçlere karşı asılsız suçlamalar yönelttiğini ve Yemenlileri öldürmek için gerekçe ürettiğini” söyledi. Ayrıca Husilere karşı savaşın 2004 yılında, "bölgesel gerilimlerden çok önce" başladığını hatırlattı.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi, Husi kontrolündeki bölgelerde yaşayan yurttaşlarına selamlarını ileterek, askeri ve ulusal boyutlarıyla ve iç safları birleştirme arzusunu yansıtan konuşmasında, onların "yaklaşan ulusal kurtuluş mücadelesinin ayrılmaz ve bütünleyici bir parçası" olduklarını vurguladı.

Salih son olarak, Yemen çatışmasının seyrinde, özellikle Husilerin savaşa geri dönmeyi ve kapsamlı bir siyasi çözüm için barışçıl yolları reddetmeyi seçmeleri durumunda, “devleti ve cumhuriyeti yeniden kurmak için yaklaşan ulusal görevler” için muharebe hazırlığını artırma ve eğitimi yoğunlaştırma ihtiyacının altını çizdi.