Velid Faris
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) tüm önemli gelişmeler, Demokrat Parti ile Cumhuriyetçi Parti arasındaki gerginliğe yansıyor. Demokrat Parti, Başkan Donald Trump ve Kongredeki müttefiklerine karşı ‘en büyük savaş’ kapsamında muhalefet saflarını her vesileyle sıklaştırıyor.
Koronavirüs salgının milyonlarca Amerikan vatandaşını tehdit etmesine ve 26 binden fazla ölüme neden olmasına rağmen, ülkedeki siyasi bölünmüşlükte bir değişiklik olmuş değil. ‘Korona siyaseti’ olarak da adlandırabileceğimiz bu bölünmüşlüğün, önümüzdeki seçimlere kadar zirveye çıkacağını öngörebiliriz.
Beklendiği üzere, Joe Biden tarafından yönetilen Demokrat muhalefet, Nancy Pelosi liderliğindeki Temsilciler Meclisi'ndeki odakların ve eski Başkan Barack Obama'nın da desteğiyle, ‘’Başkan Trump ve ekibinin koronavirüs salgınıyla mücadelede başarısız’ olduğu propagandasını sürdürüyor. Dolayısıyla Başkan Trump, on binlerce Amerikalının ölümünün sorumlusu ve ekonominin çöküşün ‘günah keçisi’ olarak ilan edilmiş durumda.
Öte yandan Trump, basın toplantılarında, Senato'daki Cumhuriyetçi çoğunluk ve kendisini destekleyen ‘Twitter takipçisi ordusu’ aracılığıyla, yönetimin çalışmasının, özellikle erken aşamalarda Demokratlar tarafından engellendiğini savunuyor. Muhaliflerinin, korona salgınından sorumlu olduğu yönündeki ithamlarını ise ‘ahlaksızca’ olarak niteliyor.
Bu siyasi çatışma alevlenirken, salgının Avrupa ve ABD’ye yayılmasına yol açan gelişmeleri incelemeye odaklanalım.
Uzmanlara göre, salgın ilk olarak, Çin sanayi ve ekonomisinin kalbi olan Vuhan şehrinde Kasım ayının sonunda görüldü. Siyasi görüşlerinden bağımsız olarak neredeyse tüm gözlemciler, Çin’in uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler kurumlarına, virüsün insandan insana bulaştığına dair bilgi vermemesinin ve dış uçuşları durdurmamasının sorunun temeli olduğunda hemfikir.
Yeni yılın başında Beyaz Saray’a konuyla ilgili raporlar ulaştığında Trump harekete geçti, Çin ve diğer ülkelerdeki Amerikan vatandaşlarının tahliye edilmesini talep etti. Ardından havaalanlarını Çin kaynaklı uçuşlara kapatma kararı aldı. Bu kararlar üzerine Demokrat Parti, gerek kongrede gerekse de medyada büyük bir gürültü kopardı. Trump’ın kararını ‘ırkçılık’ olarak tanımladılar. Burada Çin yönetiminin, Vuhan şehri sakinlerinin sadece Pekin, Şanghay ya da yurt içindeki bölgelere değil, yurt dışına çıkışına da izin verdiğini hatırlamakta fayda var. Yani Çin, kendi rejimini korumak adına, diğer ülkelerin başına gelebilecek felaketlere kayıtsız kaldı. Bunun üzerine Trump Amerikan vatandaşlarını korumak için kapıları Çinlilerin yüzüne kapadı. Salgın, İtalya, Fransa ve İngiltere’de de büyüyünce, Avrupa uçuşlarını sonlandırdı.
ABD yönetiminin salgınla mücadele hususunda görece erken davrandığını söyleyebiliriz. Üstelik Çin tarafından yanlış yönlendirilmiş ya da en azından yeterli bilgilendirilmemiştiler ve bu kararlarda muhalefetin itirazı ile karşılaşmıştılar. Demokrat Parti o sıralar, Trump’ın Beyaz Saray’dan azli ile ilgili oturumlar gerçekleştirmekle meşguldü.
Ardından Başkan Trump, Beyaz Saray Kovid-19 ile Mücadele Görev Gücü'yle birlikte, kapsamlı bir seferberlik ilan etti ve vatandaşlardan ‘sosyal mesafeyi’ korumalarını talep etti. Ayrıca tüm eyaletlere tıbbi ekipman desteği sağlanması için girişimlerde bulundu, Demokrat, Cumhuriyetçi ayrımı yapmadan eyalet valileriyle işbirliği yaptı. Kaliforniya, Ohio, Washington, Connecticut ve New York'taki Demokrat Partili eyalet valileri, Beyaz Saray ve Trump'ın yardımlarından duydukları memnuniyeti ifade etseler de, Demokrat Parti merkezi yönetimi, Temsilciler Meclisi ve medyadaki müttefikleri yönetimi suçlamayı sürdürdü. Trump kapsamlı karantina kararı aldığında da muhalefetin sert tepkisiyle karşılaştı. Salgından fazla etkilenmeyen bölgelerden karantinayı kaldırmayı düşürdüğünü duyurduğunda da muhalefet ettiler. Amerikan halkını bilgilendirmek için sık sık basın toplantısı düzenlediğinde, muhalefet tarafından ‘daha çok görünür olarak kamuoyundaki imajını parlatmakla’ suçlandı. Birkaç gün ortadan kaybolduğunda ise, herkes Trump’ın nerede olduğunu sorguladı. Böylelikle muhalefetin ana amacının; Trump’ı bu süreçten faydalanarak zayıflatmak ve ikinci dönem seçilmesinin önüne geçmek olduğu anlaşıldı.
Bugün ABD’de yaşananlar tamamen yeni bir olgudur. Geçmişte; ister Demokrat isterse Cumhuriyetçi olsun, büyük kriz anlarında başkanlar her iki tarafın da desteğini alırdı. İkinci Dünya Savaşı ve Küba’yla ‘füze krizinde’ buna şahit olmuştuk.
Ancak son yıllarda, özellikle Irak işgali ve Suriye savaşı sürecinde Demokratların yeni bir yöntem benimsediklerini gördük. Kararlarını düzeltmek için siyasi eleştiriden ziyade, başkanı devirmeye odaklanıyordular. Bunun iç ve dış nedenleri vardır. Ancak bu ulusal kriz, ‘çelikten’ bir ortak tutum takınılmasını gerektirirdi ki şu ana kadar bu olmadı. Hatta muhalefet ve yönetim arasında, ülkenin içinde bulunduğu sağlık durumuna rağmen dış meselelere dair çatışmanın emareleri görüldü. Senatör Dianne Feinstein, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya, koronavirüs salgını sürecinde İran'a karşı uygulanan yaptırımları askıya alması için bir mektup gönderdi. Twitter hesabımda, bu yaklaşımın yanlış olduğunu belirttim.
İran’ın bu krizi bahane ederek ABD yönetimini ikna etmesinin yanlış olacağını, ABD’nin İran halkına yardım yaparak rejime baskıları arttırmasının gerektiğini ifade ettim. İran eğer yaptırımların kaldırılmasını istiyorsa, içerideki ve dışarıdaki muhalif İranlıların katılımıyla ulusal bir hükümet kurmalı, sınırlarını açmalı ve vatandaşlarına daha fazla özgürlük alanı tanımalıdır.
ABD’deki iç siyasi savaş, önümüzdeki aylarda korona salgınına rağmen artarak devam edecektir. Başkanlık seçiminden önceki haftalarda ise zirveye çıkacaktır. Trump ve Biden arasında tercih yapacak olan Amerikan vatandaşlarıdır. Şüphesiz korona salgını süreci, ABD’li seçmenlerin tercihinde etkili olacaktır. Bu konuda bir tahminde bulunmak için henüz erken, İngiltere Başbakanı Winston Churchill ülkesini Nazi saldırılarına karşı başarıyla korudu, ancak savaştan sonra gerçekleşen seçimleri kaybetti. Demokratik devletlerde bunlar olağan hususlardır, Trump elinden gelen her şeyi yaptı, muhalifleri ise herhangi bir kayda değer alternatif sunmadan onu eleştirmekle yetindi. Medya genelde geçmişte yaşanan olayları daha gerçekçi değerlendirir. Önümüzdeki aylardaki siyasi gelişmeleri beklemekle yetinelim. Ancak şunu tekrarlamakta fayda var, ABD’de bu günlerde yaşananlar, siyaset geleneğinde yeni alışkanlıkların edinildiğini göstermektedir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.
ABD’de politik ‘korona savaşları’
Büyük kriz anlarında tüm siyasi taraflar başkanı destekler, ancak Demokratlar Trump’ın gitmesini istiyor
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD’de politik ‘korona savaşları’
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة
Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından duman yükseliyor (Reuters)
Ahvaz ilindeki Mahşahr Petrokimya Kompleksi’ne düzenlenen saldırıların ardından duman yükseliyor (Reuters)