Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum

Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum
TT

Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum

Burak Yılmaz: Çin'de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum

Beşiktaş Kaptanı Burak Yılmaz, siyah-beyazlı kulübün resmi Instagram hesabında canlı yayına katıldı. Hakkında çıkan haberlerle ilgili olarak, “Ben böyle bir dönemde asla para pul konuşmam. Elimi taşın altına her zaman koyarım” diyen Burak Yılmaz, korona virüsle ilgili olarak da, “Çin’de yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Beşiktaş Kaptanı Burak Yılmaz, kulübün resmi Instagram hesabında canlı yayına katıldı. Burak Yılmaz, kısa süre içinde çok sayıda taraftarın izlemeye başladığı yayında, Bülent Ülgen'in konuğu oldu. Ramazan Ayı'nı hayırlı olmasını dileyerek sözlerine başlayan Burak Yılmaz, “Herkese hayırlı Ramazanlar. Bu güzel ayda inşallah bu illet hastalık da başımızdan gidecektir” dedi. Türkiye'nin korona virüsle sınavını da değerlendiren tecrübeli futbolcu, “Tabii ki diğer ülkelere nazaran, ilk günden bu yana en güvenli ülke olduğumuzu söylüyorum. Diğer ülkelere bakarsak çok iyi durumdayız ama ne olursa olsun 1 can kaybı bile çok üzüyor bizi. Hayatını kaybedenlerin hepsine Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Ne kadar tedbirimiz ve en güvenli ülke konumunda olsak da 1 can bile çok üzüntü verici oluyor. Bakanımızın iyi bir takipçisiyim. Bu dönemde durum kontrol altına alınıyor gibi görünüyor ama yine de tedbiri elden bırakmayalım. Böyle bir süreç başımıza ilk kez geliyor. Burada ne kadar dirayetli, inatçı olursak, bu işi yakın süreçte halledeceğimizi düşünüyorum. Belki de hayatımda ilk kez bu kadar evde oturuyorum. 35 gündür evdeyim. 1 senede toplam bu kadar evde oturmuyorum normalde. Bunun da ayrı bir güzelliği var, aile ve çocuklar için. Ama artık işimizi çok özledik. Psikolojik olarak da yorulduk. Sağlam kalmaya, evde inatla kalmaya devam etmeliyiz. Bunu yapıyoruz biz de. Kardeşlerimizi, abilerimizi, özellikle anne babalarımızı korumamız gerekiyor. Onların yanına gitmeyerek, onları koruyarak bu süreyi atlatacağımızı düşünüyorum. Hayatlarımızın ne kadar değerli olduğunu, antrenman yapmayı, arkadaşlarla birlikte olmanın ne kadar değerli olduğunu gördük. Stadımızı, taraftarları zaten çok özledik. Arkadaşımızla bir kahveye gitmenin ne kadar değerli olduğunu da anladık. Bu birlikteliğin kıymetini bilmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“4 kulüp de teklif yaptı ama Beşiktaş'ı seçtim”
Beşiktaş taraftarı olduğunu her fırsatta dile getiren Burak Yılmaz, “Benim Beşiktaşlılığım babadan geliyor. Babam da Beşiktaş'ta forma giydi. Bana da nasip oldu. Kaptanlığa kadar geldik ve bu konuda çok mutluyum. Antalyaspor'da Süper Lig'e çıktığımız zaman başkanımız Menderes Türel beni çağırmıştı, “Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor seni istiyor. Sen nereye gitmek istiyorsan seni oraya ereceğim. Sen bizim evladımızsın, altyapımızdan yetiştin. Nereyi istiyorsan oraya vereceğim” dedi. Ben de “Trabzonspor, Fenerbahçe ve Galatasaray'la görüşmenize gerek yok, beni Beşiktaş'a verin” dedim. Menajerlerim Ali Egesel ve Ogan Tarhan geldi, görüşme yapıldı ve Beşiktaş'la anlaştık. Küçükken kimleri takip ettiğimi söylememe gerek yok, çünkü 'Sergen hoca burada, ondan dolayı söylüyor' diyeceklerdir. Onu çok severim. Beni olumlu anlamda çok şaşırttı. İnşallah çok başarılı olacaktır. Ne yazık ki bu salgına denk geldik ama elini üzerimizden çekmiyor. Benim Beşiktaşlılığımı çok fazla konuşmaya gerek yok. Benim bir formayı öpme fotoğraflarım var, sürekli bunlar dolaşıyor. Ben Beşiktaş'tan ilk dönemimde gönderildikten sonra Fenerbahçe'ye gittim ve gönderildim, sonra Eskişehir'den de gönderildim. Şenol hoca, Kore'den yeni gelmiş Trabzon'a, ben de antrenmanı izliyorum. Takımım da yok. Gönderildim. Telefonum çaldı, Şenol hoca aradı. 'Kiminle görüşmem gerekiyor, seni almak istiyorum' dedi. Ben de dedim ki, 'Hocam beni Fenerbahçe de istemiyor, Eskişehir de istemiyor' dedim. 'Sen karışma' dedi. Trabzonspor beni yeniden ayağa kaldırdı, formasını öpmüşümdür. Sonra Galatasaray'a gittim ve Avrupa kapısı açıldı bana. Onların da formasını öpmüşümdür. Ama 2 camia da benim Beşiktaşlı olduğumu ve orada oynarken, en yakınlarım evde Beşiktaş maçı izlediğimi bilirler. Çin'de oynarken Vodafone Park'ın açılışını Beşiktaş'ta oynayan bir arkadaşım bana canlı izletti. Bunu açmasını ben istedim” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Elimi taşın altına koymaya hazırım”
Hakkında çıkan haberlerle ilgili olarak da konuşan Burak Yılmaz, “Aslında bu haberlere cevap vermezdim ama 1 haftadır her uyandığımda, arkadaşlarım, eşim dostum, sevdiklerim bu haberleri gönderdi bana ve cevap verme gereği duydum. İnsanlık böyle bir durumdayken, ülkemiz sıkıntıdayken, hayatını kaybedenlerimiz varken, benim parayla alakalı konuşmam mümkün değil. Ben böyle bir insan değilim, böyle bir insan da vicdansızdır. Kulüpten kimseyle kontratla ilgili konuşmadım. Geçmişe dair yüklü alacağım var, bunu ileri tarihe erteledik, bunu konuştuk. Yaklaşık 5-6 gün önce başkanımızı gördüğümde, 'Başkanım benden yana bir şey varsa, her zaman yanınızdayım, bir şeye ihtiyaç varsa ben her zaman sizinleyim, bunu bilin' dedim. Bu dönemde para, pul, alacak, verecek konuşacak bir insan değilim. Geçmişte de böyle gündeme gelmiştim. Yüzde sıfır hatam vardı o dönemde. Futbolu bitirdikten sonra bunu da net şekilde anlatacağım, herkes bilsin diye. O zaman da 'Biz bu çocuğa ayıp etmişiz' diyecekler. Bana nazik, Türk gibi, başımızı okşayarak yaklaşıldığında hiçbir sorun olmayacaktır. Ben kaptan olarak elimi taşın altına koymaya her zaman hazırım” diyerek konuya netlik getirdi.

“Haziran sonunda başlayacağımızı düşünüyorum”
Liglerin başlamasıyla ilgili kendi aralarında ve diğer takımlardaki arkadaşlarıyla konuştuklarını söyleyen Burak Yılmaz, “Mutlaka lig bitecek ama nasıl bitecek, insanlar nasıl bir performans ortaya koyacak. Belki şampiyonu, belki küme düşmeyi etkileyecek bir durum var ortada. Biz de 4-5'li gruplar halinde antrenmanlara başladık. Bunun yanında evde bisikletimiz var. Kondisyonerin verdiği programla fit kalmaya çalışıyoruz ama böyle bir şansımız yok. Futbol başka bir oyun, başka enerjiyle oynanan bir oyun. Bana göre haziran ayının sonuna doğru başlayacağımızı düşünüyorum. Çok kısa bir arayla bir sonraki sezona başlarız diye düşünüyorum. Zaten uzun bir ara verilirse, sakatlık açısından ve mental olarak çok güçlü dönemeyebiliriz. Yaz tatili diye bir şey yok. Hiç önemli değil. Haziran sonu gibi liglerin başlayacağını hissediyorum” açıklamasını yaptı.

“Boateng ilk maçında inanamadı”
Kendisi için İnönü Stadı'nın yerinin çok başka olduğunu ancak Vodafone Park'ı da sevdiğini söyleyen Burak Yılmaz, “Orası benim için çok başkaydı, çok özeldi. Şimdi Vodafone Park'a geçtik ve mutlaka bu kulüp ilerleyen senelerde bunun da üzerine çıkacaktır. Her maçı tıklım tıklım yapacak taraftarımız var. İşler iyiye gidiyorsa, golü atmışsan, öndeysen, bu taraftarın önünde bu maçı kazanırsın. Taraftarın verdiği güven çok büyük. Ben böyle bir taraftar hayatımda görmedim, göreceğimi de sanmıyorum. Ama işler kötü gidiyorsa, mağlupsan ve güven problemi olan genç bir oyuncuysan durum değişir. Özellikle kanatta oynayan oyuncuların Allah yardımcısı olsun. Hayatım boyunca gördüğüm en güzel taraftar ve en güzel stadyum. Boateng ilk geldiğinde konuştuk. 'Bak çok keyif alacaksın, enteresan bir stat ve atmosfer' dedim. O da 'Türk arkadaşlarım var, onlar söylüyor' dedi. 'Başka bir yere çıkacaksın, söylenenlere bakma' dedim. Sergen hoca yeni gelmiş, stat tam dolu. Boateng de gol attı ve maçtan sonra 'Ben bu kadar beklemiyordum. İnanılmazdı. Burada kalmak istiyorum' dedi. Bizim stadımız bambaşka” ifadelerini kullandı.

“VAR sistemi futbolu soğutuyor”
N'Koudou ile yaşadığı gol-asist diyaloğuna da değinen Burak Yılmaz, “N'Koudou gibi bir arkadaşım olduğu için şanslıyım. Çok temiz, güler yüzlü birisi, çok da iyi futbolcu. Çok hızlı, çalım atabiliyor. Ben ona 'Çok iyi oynuyorsun ama asist yapmıyorsun' diyorum, o da 'Ben yapıyorum ama sen atamıyorsun' diyor. Çok özel bir oyuncu, yaşı da genç. Bence çok iyi işler yapacaktır. Takım arkadaşlarımı da çok özledim. N'Koudou sürekli gülen bir oyuncu. Herkes birbirini çok özledi. Hepsiyle çok iyi bir ilişkim var. İnşallah hepsi de iyi durumdadır. Sıkıldılar biliyorum” dedi.

"VAR sistemi futbolu kötü etkiliyor"
VAR sistemi hakkında da konuşan Burak Yılmaz, “VAR sisteminin futbolu kötü etkilediğini düşünüyorum. Tabii ki ofsayt, penaltı gibi finale giden pozisyonlarda kontrolü iyi gibi görünüyor ama oyunu soğuttuğunu düşünüyorum. Bir hakemimiz karar almak için gittiğinde 5 dakika geçiyor. Tartışmalı bir pozisyonsa futbolcular parçalanıyor. VAR'a gidip hata yapan da oluyor. Bunu yaptığın zaman da tartışılır hale getiriyorsun. Mesela ben gol atıyorum, hakem ofsayt kaldırıyor, sevinmiyorsun ama sonra bir karar geliyor golmüş. Ne yapacağız o anda, tribünlere mi koşacağız. VAR oyunu soğutan, oyuncuyu negatifleştiren bir sistem. Oyuncuların da VAR sistemini iyi bilmeli. Hiçbir zaman VAR taraftarı değilim. VAR ile birlikte hakemlerden büyük ölçüde sorumluluğu da almış oluyoruz. VAR'da hatalı karar verilince, VAR'ı da kontrol eden birisi olması gerekiyor” diyerek sözlerini sürdürdü.

“Çin'den daha çok hastalık gelir”
2 sene boyunca Çin'de oynayan tecrübeli golcü, korona virüsün dünyaya Çin'den yayılmasıyla ilgili olarak “Çin'de abuk sabuk şeylerden ziyade çok enteresan şeyler yeniyor. Ben bir gün onların pazarına gitmiştim merak ettiğim için. Gördüklerimden sonra şok olmuştum. Ramazan Ayı'nda bunlarla ilgili çok konuşmak istemiyorum. Hastalıkların olması çok normal. Orada yaşamış birisi olarak, oradan daha çok hastalık geleceğini düşünüyorum. Köpek, onların yediklerinin yanında iyi bir şey gibi kalıyor. Ama onlar da böyle öğrenmiş, alışmış. Kültürleri bu. Ben gittiğimde aşçımız vardı, tercümanımız vardı, ekibimiz vardı. Oradaki en büyük zorluk deplasman maçlarıydı. En yakın deplasman uçakla 3 saat. Bir deplasmana gittik, 6 saat sürdü. Saat farkı çok zorladı beni. Milli takım dönüşlerinde jetlag oluyordum. Ama futbol anlamında kesinlikle, taraftar ve ekonomi olarak gelişmeye açıklar. Öğrenmek isteyen bir ülke. İç sahada her maçımızı 60 bin kişiye oynuyorduk. Deplasman maçlarımız da minimum 30 bin kişi önündeydi. Futbolu geliştirmek istiyorlar, saygı duyuyorum ama bir Türk'ün yaşayabileceği bir yer olarak görmüyorum. Ben 2 seneye yakın kalıp döndüm. Ama dönme şartlarım tamamen ailemle alakalıydı” dedi.

“Hocalık yapmayı düşünüyorum”
Futboldan sonraki planlarıyla ilgilide konuşan Burak, “Bundan 6 ay önceye kadar düşünseydim hocalık aklımda yoktu. Ama Türkiye'nin en büyük hocalarıyla çalıştım, yabancı önemli hocalarla çalıştım ve hepsinden de bir şeyler öğrendim. Mesela Şenol hocanın bir özelliğini, Ersun hocanın başka özelliğini, Fatih hocanın başka özelliğini, Mustafa hocanın başka artısını aldığımı düşünüyorum. Mutlaka futbolun içinde kalacağız. Sevdiğim güvendiğim abilerim, arkadaşlarım benim hocalık yapabileceğimi düşünüyorlar, ben de öyle düşünmeye başladım” dedi. Son olarak evde geçen günlerle ilgili konuşan golcü oyuncu, “Yemek yapmayı bilmem. Kitap okuyorum, oyun oynuyorum, film-dizi izliyorum. Yemekle aram çok iyi. Evde güzel yemekler yapıyor eşim, kilo aldım biraz. Bugünden itibaren oruçluyuz. Hem dinen hem fiziken ve ruhen kendimizi temizlemeye çalışıyoruz. Evde ne yaparsam yapayım vakit geçmiyor. Bol bol çocuklarla vakit geçiriyorum” diyerek sözlerini tamamladı.



Şampiyon Alex Pereira'dan göz sakatlığı yaşayan Tom Aspinall yorumu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Şampiyon Alex Pereira'dan göz sakatlığı yaşayan Tom Aspinall yorumu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Alex Pereira, gözündeki sakatlık nedeniyle ikinci kez ameliyat olan UFC ağırsıklet şampiyonu Tom Aspinall'ı savundu.

Sakatlığı için tedavi gören Aspinall'ın dövüş kariyerinin geleceği belirsizliğini koruyor. Aspinall, ekimde rakibi Ciryl Gane'den gözüne çok sayıda darbe almıştı. Britanyalı Aspinall, Gane'le yaptığı maçta tartışmasız ağırsıklet şampiyonluğunu ilk kez savunuyordu ve Fransız dövüşçünün faulleri nedeniyle maç ilk rauntta sonuçsuz kalmıştı.

Geçen hafta tedavisinin ciddiyetini kanıtlayan fotoğraflar paylaşmasına rağmen 32 yaşındaki Aspinall, bazı çevrelerden eleştiri almaya devam ediyor.

Ancak hafif ağırsıklet şampiyonu Pereira, Aspinall'ı savunmak için harekete geçti ve Aspinall'ın sıkletıide dövüşen Brezilyalı Valter Walker'ın YouTube kanalında konuştu.

Sözleri Portekizce'den çevrilen Pereira, "Maç durdurulduğunda şikayet etmeye başladı" dedi.

[Bazıları] ona inanmadı, diğerleriyse onu yerden yere vurdu. Bakın, ben sağlıkla ilgili şaka yapmam. Şöyle düşünüyorum: Bu adam bir dövüşçü, böyle bir şeyde rol yapmaz. Ama adam ameliyattan sonra geri döndü. Paylaştığı fotoğrafı gördüm. Adamın gözü kıpkırmızıydı, beni bile biraz korkuttu. Göz gerçekten hassas, biliyorsuz değil mi?

vfvf
Tom Aspinall ikinci göz ameliyatını geçirdi (Optegra)

Aspinall'ın bir sonraki hamlesi belirsizken, bazı hayranlar daha önce geçici kemeri elinde bulunduran Gane'in dahil olduğu bir geçici kemer maçı yapılmasını istedi. Hatta bazıları 35 yaşındaki Gane'le 38 yaşındaki Pereira arasında bir maç önerdi.

Pereira en son ekimde dövüşmüş ve Magomed Ankalaev'i 80 saniyede nakavt ederek hafif ağırsıklet kemerini geri almıştı. Daha önce orta sıklette hüküm süren "Poatan", geçmişte ağırsıklete geçmeyi ima etmişti.

Esasen Pereira, 2023'ten geçen yaza kadar ağırsıklet şampiyonluğunu elinde tutan tartışmalı UFC efsanesi Jon Jones'la karşılaşmak istiyor gibiydi. 38 yaşındaki Jones, MMA'den emekli olduktan sonra unvanı boşaltmış (Aspinall geçici şampiyonluktan yükseltilmişti) ancak 14 Haziran'da Beyaz Saray'da dövüşme arzusunu dile getirmişti.

Independent Türkçe


25 yaşında tenisi bırakan Avustralyalı raket ırkçılığa maruz kaldığını açıkladı

Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
TT

25 yaşında tenisi bırakan Avustralyalı raket ırkçılığa maruz kaldığını açıkladı

Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)
Avustralyalı Destanee Aiava (AFP)

25 yaşındaki Avustralyalı tenisçi Destanee Aiava, spordaki "ırkçı, kadın düşmanı, homofobik ve düşmanca" kültüre tepki göstererek sezon sonunda emekli olacağını açıkladı.

Genç yaşta dünya sıralamasında 147'incilikle kariyerinin zirvesine ulaşan Aiava, tenisi "toksik erkek arkadaşı" diye tanımladı ve kendisini yıpratanlara "kocaman bir lanet olsun" mesajı gönderdi. Instagram'da yayımladığı sert emeklilik mesajında, sporun "kalıba uymayan herkese" hoşgörüsüz olduğunu da sözlerine ekledi.

Tenis camiasında kendimi değersiz hissettiren herkese kocaman bir lanet olsun demek istiyorum. Bana nefret mesajı veya ölüm tehditleri gönderen tüm kumarbazlara lanet olsun. Sosyal medyada ekranların önünde oturup vücudum, kariyerim veya istedikleri her konuda kusur arayanlara lanet olsun. Ve sözde zarafet ve centilmenlik değerlerinin arkasına saklanan spora da lanet olsun. Beyaz kıyafetlerin ve geleneklerin ardında ırkçı, kadın düşmanı, homofobik ve kalıba uymayan herkese düşman bir kültür var.

Dünya sıralamasında 321. sırada yer alan Aiava, 2025'te kendi ülkesindeki Avustralya Açık'ta ikinci tura yükselmiş ve üç setlik heyecanlı bir maçta Danielle Collins'e yenilmişti. Amerikalı tenisçi, maç sırasında seyircilere öpücükler gönderdiği için yuhalanmıştı.

Eski bir genç yetenek olan Melbourne doğumlu Aiava, tenisin "kendisinden bir şeyler götürdüğünü", "vücuduyla ilişkisi, sağlığı, ailesi, özsaygısı" dahil birçok şeyi kaybettiğini ve 2027'de yeni bir başlangıç ​​yapacağını söyledi.

Aiava, "Hayat sefalet içinde ve yarım yamalak yaşanacak bir şey değil" dedi.

En büyük hedefim her gün uyanıp gerçekten yaptığım işi sevdiğimi söyleyebilmek ki bence herkes bunun için bir şansı hak ediyor. 25 yaşındayım, bu yıl 26 olacağım ve herkesten çok geride olduğumu, sıfırdan başladığımı hissediyorum. Ayrıca korkuyorum da. Ama bu, bana uymayan bir hayat yaşamaktan veya sürekli karşılaştırma içinde olup kendini kaybetmekten daha iyidir.

Independent Türkçe


Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj
TT

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Mbappe–Vinicius ortaklığı için kritik viraj

Fransız süperstar Kylian Mbappe, hafta sonu dinlendirilmesinin ardından salı günü Real Madrid’in UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turunda Benfica ile deplasmanda oynayacağı rövanş öncesi sahalara dönmeye hazırlanıyor.

Takımın bu sezonki en skorer ve en etkili oyuncusunun dönüşü, teknik direktör Alvaro Arbeloa için önemli bir kazanım. Ancak Mbappe ile Brezilyalı kanat oyuncusu Vinicius Junior’ın birlikte sahada olduğu anlarda takım dengesinin zarar görüp görmediği sorusu yeniden gündemde.

Bu tabloya normal şartlarda Jude Bellingham da eklendiğinde denge sorunu daha belirgin hale geliyor. Ancak İngiliz yıldız sakatlığı nedeniyle Lizbon’daki mücadelede forma giyemeyecek.

İlk maçın gölgesi

Üç yıldız da Ocak ayından oynanan Şampiyonlar Ligi maçında sahadaydı. Madrid temsilcisi, o karşılaşmada 4-2’lik ağır bir yenilgi alarak aynı rakiple play-off turunda eşleşmek zorunda kaldı. Mbappe iki gol kaydetmesine rağmen Madrid savunma ve geçiş organizasyonlarında ciddi sorunlar yaşadı.

Portekiz ekibi, Ukraynalı kaleci Anatoliy Trubin’in 90+8’de attığı sıra dışı kafa golüyle takımını play-offa taşımıştı.

Vinicius’un parladığı gece

Mbappe’nin diz rahatsızlığı nedeniyle hafta sonu Real Sociedad karşısında yedek kulübesinde kalması, Vinicius’a daha geniş bir hareket alanı sağladı. Santiago Bernabeu’daki 4-1’lik galibiyette iki penaltı kazandırıp gole çeviren Brezilyalı, sezonun en etkili performanslarından birine imza attı.

Maç sonu Arbeloa, Vinicius için şu ifadeleri kullandı:

“Buraya geldiğimden beri çok üst düzey maçlar oynadı… İstatistiklerin ötesinde bir oyuncu. Maçı değiştirme, rakibi yönlendirme ve üzerine çektiği oyuncu sayısıyla fark yaratıyor. Dünyanın en iyilerinden biri ve onu çalıştırmak bir ayrıcalık.”

Denge sorunu mu, yıldız gücü mü?

Arbeloa, ocak ayında görevi Xabi Alonso’dan devraldığından bu yana yıldızlara dayalı bir yapı kurma niyetini açıkça ortaya koydu. Selefi rotasyon ve liyakat temelli yaklaşımı benimsemişti; ancak bu model bazı yıldızları memnun etmemişti. Arbeloa’nın, eski teknik direktör Carlo Ancelotti’nin yöntemine benzer biçimde yıldızları merkez alan stratejisi şu ana kadar kısmen karşılık bulmuş görünüyor.

Buna karşın tarihsel örnekler uyarıcı nitelikte. 2000-2006 arasındaki “Galactico” dönemi; Luis Figo, David Beckham ve Ronaldo Nazario gibi yıldızlara rağmen sınırlı başarı getirmişti.

Savunma yükü ve kolektif disiplin

Mbappe ile Vinicius’un hücumda alan paylaşımı artık ilk aylara kıyasla daha uyumlu görünse de, her iki oyuncunun da pres ve savunma katkısına mesafeli yaklaşımı takımın geri kalanına ek yük bindiriyor.

Real Sociedad galibiyetinin ardından orta saha oyuncusu Fede Valverde, “Herkes çok çalıştı… Maç boyunca takım halinde savunma yaptığımızı görebiliyordunuz” sözleriyle kolektif çabanın altını çizdi.

Asıl soru ise şu: Madrid, hem Mbappe hem de Vinicius sahadayken, özellikle Mourinho gibi taktik disiplini yüksek teknik adamların yönettiği üst düzey rakiplere karşı aynı savunma bütünlüğünü sürdürebilecek mi? Salı gecesi Lizbon’da bu soruya güçlü bir yanıt verilmesi gerekecek.