​İsrail’de ‘Trump Batı Şeria’nın ilhakına izin vermeyecek’ iddiası

Gazze’de bir Filistinli vatandaş yoksul ailelere yemek dağıtıyor (AFP)
Gazze’de bir Filistinli vatandaş yoksul ailelere yemek dağıtıyor (AFP)
TT

​İsrail’de ‘Trump Batı Şeria’nın ilhakına izin vermeyecek’ iddiası

Gazze’de bir Filistinli vatandaş yoksul ailelere yemek dağıtıyor (AFP)
Gazze’de bir Filistinli vatandaş yoksul ailelere yemek dağıtıyor (AFP)

İsrail’de kurulacak yeni koalisyon hükümetinin büyük ortağı Mavi-Beyaz İttifakı’na yakın bir kaynak, ABD yönetiminin Batı Şeria’nın bazı bölgelerinin İsrail’e ilhak edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.
İsrail Kanal 13 Televizyonu yayınına katılan siyasi analist Raviv Drucker’ın, Benny Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz İttifakı’na yakın bir kaynağına dayandırdığı iddiaya göre, Mavi-Beyaz İttifakı koalisyon hükümetine onay vermeden önce Beyaz Saray ile gizli görüşmeler yürüttü. Mavi-Beyaz İttifakı bu görüşmelerin sonunda Batı Şeria’daki toprakların ilhakına izin verilmeyeceği yanıtını aldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi ile Mavi-Beyaz İttifakı’nın hükümet görüşmelerinde uzlaşıya varılan maddelerden biri de 1 Temmuz’dan itibaren Batı Şeria’daki bazı bölgelerin İsrail’e ilhak edilmesiydi.
Drucker’ın aktardığına göre, Mavi-Beyaz İttifakı’na yakın kaynak, “Donald Trump ilhaka izin vermeyecek” dedi.
Drucker’ın dile getirdiği bu iddia, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ilhakla ilgili açıklamasından birkaç gün sonra geldi.
Pompeo, Batı Şeria’nın bazı bölgelerini ilhak edip etmeyeceği kararının İsrail’e ait olduğunu, Washington’un ise bu konudaki görüşünü İsrail’in yeni hükümetine özel olarak bildireceğini ifade etti. Pompeo ayrıca Netanyahu ile Gantz’ın ‘acil birlik hükümeti’ kurmak üzere bir anlaşmaya varmasından ‘mutlu’ olduğunu belirtti.
Netanyahu ve Gantz’ın imzaladığı koalisyon hükümeti anlaşması, İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’ni ilhak etmesini öngörüyor. İlhaka konu olan bölgeler, Filistinlilerin üzerinde devlet kurmaya çalıştığı topraklardan oluşuyor.
Filistinliler ilhak meselesini ‘barış tabutuna çakılacak son çivi’ olarak görüyor. Nitekim Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ilhak adımının atılması halinde İsrail ve ABD ile yapılan tüm anlaşmaları hükümsüz sayacakları konusunda uyardı.
Uluslararası camia da ilhaka olan tepkisini açık bir şekilde ilan etmiş durumda. Bu kapsamda Rusya ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üye ülkelerin dile getirdiği tepkilerin yanı sıra geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, Mavi-Beyaz İttifakı’na gönderdiği mektupla ilhaka karşı olduklarını ve bunun AB-İsrail ilişkilerini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunmuştu. Tel Aviv’deki siyasi bir kaynak, AB yetkililerinin söz konusu mektubu Mavi-Beyaz İttifakı’na, Benny Gantz’ın Dış İlişkiler Danışmanı Melody Sucharewicz kanalıyla ulaştırdığını belirtmişti.
BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nickolay Mladenov da işgal altındaki Batı Şeria’nın bazı bölgelerini ilhak etmeyi hedefleyen tek taraflı adımlardan kaçınılması uyarısında bulundu.
Perşembe günü BM Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen Ortadoğu ve Filistin konulu oturuma telekonferans yoluyla katılan Mladenov, İsrail'in Batı Şeria'daki bazı bölgeleri ilhak etmesi halinde bunun “Uluslararası hukukun ciddi bir şekilde ihlal edeceğini, iki devletli çözüme yıkıcı bir darbe vuracağını, müzakerelere dönüş kapılarını kapatacağını ve bölgede barışın sağlanması için gösterilen çabaları tehdit edeceğini” belirtti.
Mladenov, İsrail ve Filistinli yetkililere, salgın dönemini, iki halk arasında çatışmayı derinleştirecek ve barış fırsatını baltalayacak her türlü tek taraflı adımı reddetme ve barışa ilerleme yolunda gerekli adımları atmak için fırsat olarak görme çağrısında bulundu.
Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı Toprak Savunması ve Yerleşim Yerleri ile Mücadele Ofisi, ABD’yi, İsrail’e ilhak için yeşil ışık yakmakla suçladı.
Ofisi’nin hazırladığı raporda, Pompeo’nun ilhakla ilgili açıklamasının ‘doğaçlama olmadığı’ bilakis ilhak tarihinden önce ABD’nin onayı ile İsrail’in tek taraflı adımlarına imkan tanıyacak pratik düzenlemeler yapması için kurulan ‘İsrail-ABD ilhak haritaları çalışma ekibinin’ üzerinde uzlaşıya vardığı bir değerlendirme olduğu belirtildi.
Raporda şu ifadelere yer verildi;
“Pompeo’nun ‘ilhak kararının İsrail’e ait olduğunu’ ifade etmesi, başka bir açıdan Netanyahu-Gantz hükümetine, İsrail-ABD ekibi, harita çizim çalışmalarını bitirmesinin hemen ardından Batı Şeria’nın ilhakıyla ilgili üzerinde uzlaşı sağlanan düzenlemeleri hayata geçirmeye başlamasına yeşil ışık yakma hükmündedir. Söz konusu haritalar, dünyanın koronavirüs salgını mücadelesiyle meşgul olduğu bu ortamda İsrail hükümetine yerleşim bölgelerini ilhak etmek suretiyle anlaşmayı tek taraflı olarak sahada uygulamaya doğrudan imkan tanıyacak.”
Hamas Hareketi Sözcüsü Hazım Kasım, Pompeo’nun açıklaması için, “ABD’nin ukala tutumunun yalnızlığını gösteriyor” dedi.
Kasım, “ABD’nin, siyonist sömürge politikasını destekleyici tutumunda ısrar etmesi, Filistin halkımızın haklarına yönelik saldırıya aktif bir şekilde katıldığı ve ABD yönetiminin ümmetin tüm bileşenlerinin duygularına meydan okumada ısrar ettiği anlamına gelir. Mücadeleci Filistin halkı, savaşı kendi lehine çevirecek, işgali ve yerleşimcilerini devrimci Batı Şeria toprakların tamamından sürecektir” ifadelerini kullandı.



Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.


Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
TT

Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)

Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürdü ve bu alanlarda yaşayanlara kendi şartlarını dayatmaya başladı. Son olarak örgütün, Basta el-Fevka, Basta et-Tahta ve Nuveyri hattındaki mahallelerde, ayrıca bu bölgelerden Hendek el-Gamik ve el-Başura’ya kadar uzanan ara sokaklarda bulunan ticari işletmeler, okullar ve apartman yönetimlerine talimat gönderdiği bildirildi. Söz konusu talimatta, güvenlik kameralarının tamamen kapatılması, internet ağından çıkarılması ve nihayetinde elektriğinin kesilerek tamamen çalışamaz hale getirilmesi istendiği ifade edildi.

Güvenlik sorunu ve suçların yaygınlaşması

Hizbullah’ın bu talebinin gerekçeleri açıklanmazken, söz konusu adımın güvenlik güçlerinin suçla mücadele kapasitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Üst düzey bir güvenlik kaynağı, yaşananların ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağını belirterek, suçların yaklaşık yüzde 90’ının ‘kameraların tespiti ve bir sokaktan diğerine yapılan takip sayesinde ortaya çıkarıldığını’ söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kameralara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de yoğun yerinden edilme hareketleri ve sokak ile mahallelerde yaşanan olaylar nedeniyle güvenlik durumunun zorlaştığı bu dönemde” dedi. Aynı kaynak, bazı olaylarda savaş silahlarının da kullanıldığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış ihtimali bulunduğunu belirterek, “Kameraların kapatılması ve devre dışı bırakılması kaçınılmaz olarak suçun yayılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in saldırılarına ilişkin endişeler

Beyrut Menarti Derneği Başkanı Avukat Mervan Selam da Hizbullah’ın tutumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Selam, Beyrut sakinlerinden kendisine ulaşan başvurularda, Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı dükkân ve bina sahiplerinden ‘güvenlik kameralarını sökmelerini ya da kapatıp internet ağından ayırmalarını’ istediğinin aktarıldığını söyledi.

sdvd
İsrail’in düzenlediği ve Hamas hareketinden bir liderin ölümüne yol açan hava saldırısının ardından Sayda’daki bir binadan duman yükseliyor. (EPA)

İsrail’in, Hizbullah yöneticilerini apartman daireleri ve mahallelerde hedef alarak takip ettiği bir dönemde, söz konusu uygulamanın bölge sakinlerinde kaygı yarattığını belirten Selam, “Mahalle halkı, bu önlemlerin Hizbullah yetkilileri ve mensuplarına bölgelerinde serbest hareket alanı sağlayacağından ve bunun da İsrail hava saldırılarıyla hedef alınma riskini artıracağından endişe ediyor” dedi. Selam, bu adımın özellikle kuyumcular, döviz büroları ve süpermarket gibi ticari işletmeler arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtığını belirterek, “İşletme sahipleri, kameraların devre dışı kalmasını fırsat bilen çetelerin hırsızlık ve soygun girişiminde bulunmasından korkuyor” ifadesini kullandı. Aynı kaygının, binalara girip çıkanları bu kameralar aracılığıyla takip eden apartman yönetimleri için de geçerli olduğunu vurgulayan Selam, bilinmeyen kişilerin binalara sızması ve bunun güvenlik riskleri doğurması ihtimaline dikkat çekti.

Selam, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Vatandaşların endişelerini İçişleri ve Belediyeler Bakanı Ahmed el-Haccar’a ilettik. Kendisi konunun yakından takip edildiğini, ayrıca Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri bünyesindeki Bilgi Şubesi ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ile de sürecin izlendiğini bildirdi. Olayın gerçek boyutunun ortaya çıkarılması ve sorumluların belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

Hizbullah’ın hareket özgürlüğü

Hizbullah’ın bu adımı atmasının arkasında birden fazla neden olabileceği belirtiliyor. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzman Amir et-Tabaş, Lübnan piyasasında yaygın olarak kullanılan birçok gözetim ekipmanının teknik olarak siber saldırılara açık olduğunu söyledi. Tabaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, buna güvenlik kameraları ve bunlara bağlı kayıt cihazlarının (NVR) da dahil olduğunu belirterek, “Bu kameralar yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; yüksek hassasiyetli lenslere sahip olmalarının yanı sıra, ses kaydı yapabilen mikrofonlar da içeriyor” dedi. Tabaş’a göre, ‘düşman bir tarafın’ -özellikle İsrail’in- bu cihazlara sızması durumunda, söz konusu sistemler bulundukları sokaklarda veya kapsama alanı içindeki yerlerde olup biteni doğrudan ses ve görüntüyle aktaran bir araca dönüşebilir. Bu da kameraların fiilen hareketleri izlemek için kullanılabilecek bir gözetim aracına dönüşmesi anlamına geliyor.

sdvds
İki yerinden edilmiş kişi, Beyrut’taki bir mülteci kampına sünger yatak taşıyor. (EPA)

Tabaş, meselenin aynı zamanda sahadaki bilgilerin doğrulanmasıyla da ilgili olduğunu belirterek, “Örneğin hedef alınma ihtimali bulunan bir konvoyun geçtiği durumda, sokaklardaki çeşitli gözetim araçları aracılığıyla bunun askeri varlığı doğrulanabilir” dedi. Ona göre, yalnızca o noktadan geçen kişiler bile hedefin kimliğinin tespit edilmesine katkı sağlayabilir.

Tabaş, yüzün gizli olduğu durumlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanılamayacağını, ancak başka yöntemlere başvurulabileceğini ifade etti. Bunlar arasında ‘kişinin konuşmasının kameralarca kaydedilmesi durumunda ses izi analizi, vücut hareketlerinin ve beden yapısının incelenmesi ile kimliğin doğrulanmasına yardımcı olabilecek çeşitli teknik göstergeler’ bulunuyor. Tabaş ayrıca sokaklardaki güvenlik kameralarının ‘canlı yayın (live feed)’ sağlayabildiğini ve bu sayede izlenen kişilerin hareketlerinin anbean takip edilebildiğini belirterek, bunun aynı anda bölge üzerinde uçan insansız hava araçlarıyla (İHA) eş zamanlı kullanılabileceğine dikkat çekti. Ona göre İHA’lar havadan görüntüleme ve gözetleme imkânı sunarken, sokak ve dar mahallelerdeki kameralar çok daha ayrıntılı bir izleme imkânı sağlayabiliyor.

fdvfd
Lübnan Dağı’nın Armon bölgesinde bir apartmanın vurulduğu yerin yakınında bulunan yerinden edilmiş kişiler (AFP)

Söz konusu tedbirler, 7 Mayıs 2008 Beyrut Olayları olarak bilinen olayları da hatırlatıyor. Bu olayların patlak vermesinin nedenlerinden biri, o dönem Lübnan hükümetinin Hizbullah’a ait özel telekomünikasyon ağıyla ilgili aldığı ve örgütün müdahale edilmesini reddettiği karardı. Aynı dönemde hükümetin, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Beyrut’ta görece yüksek gözetim kapasitesine sahip güvenlik kameraları kurmayı planlaması da gerilimi artıran bir diğer unsur olmuştu. Tabaş, bu adımların Hizbullah tarafından hareket alanını izlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini belirterek, bunun sonucunda Beyrut’un askeri olarak ele geçirilmesine yol açan gelişmelerin yaşandığını ifade etti. Tabaş ayrıca, Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın, 2024 yılında yaşanan son savaşın ilk haftasında akıllı telefonların kapatılması çağrısı yaptığını hatırlattı. Nasrallah’ın o dönemde akıllı telefonların düşman tarafından izleme ve takip faaliyetlerinde kullanılabilecek bir araca dönüşebileceği uyarısında bulunduğunu ve görüntü çekimi ile kamera kullanımına karşı da uyarı yaptığını belirtti.


İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
TT

İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)

Reuters'e dün konuşan iki İsrailli yetkili, İsrail ve Lübnan'ın önümüzdeki günlerde Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yol açacak kalıcı bir ateşkes sağlamayı amaçlayan görüşmeler yapmasının beklendiğini, ancak bu görüşmelerin zamanlaması ve şartları konusunda henüz bir anlaşmaya varılmadığını belirtti.

Lübnan, görüşmeler için bir heyet oluşturmak üzere çalışıyor, ancak henüz bir tarih belirlenmedi. Dün üç Lübnanlı yetkili, Beyrut'un, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ilk olarak dile getirdiği noktaya, yani müzakerelerin önünü açacak tam bir ateşkese İsrail'in uyup uymayacağı konusunda açıklığa ihtiyaç duyduğunu söyledi.

İsrail gazetesi Haaretz, cumartesi günü beklenen görüşmelerle ilgili ilk haberi veren gazete oldu. Bir Lübnanlı yetkili dün, Lübnan'ın bu görüşmelerle ilgili olarak İsrail'den henüz resmi bildirim almadığını söyledi.

İki İsrailli yetkili, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yakın çalışma arkadaşı Ron Dermer'in İsrail tarafında görüşmelere başkanlık edeceğini ve Fransa'nın da bu girişime dahil olduğunu belirtti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar dün yaptığı açıklamada, Lübnan ile herhangi bir görüşmenin yapıldığını yalanladı. Lübnan, 2 Mart'ta Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin intikamını almak amacıyla İsrail'e saldırmasıyla Ortadoğu'daki daha geniş çatışmanın içine çekildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Lübnan'da 800'den fazla kişinin ölümüne ve 800 binden fazla kişinin evlerinden kaçmasına neden olan bir saldırıyla karşılık verdi.

Avn, savaşı sona erdirmek için İsrail ile doğrudan görüşmeler yapmaya hazır olduklarını ifade etti.

Lübnan hükümetinin İsrail ile görüşme isteği, Hizbullah'ın silahlı bir grup olarak statüsü konusunda Lübnan içinde artan gerilimlerin yaşandığı bir dönemde geliyor. Lübnan hükümeti bu ay Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini yasakladı, ancak grup bu kararı reddederek savaşmaya devam etti ve İsrail'e yüzlerce roket fırlattı.