​Ruhani: İran, ekonomik planlamasını en kötü senaryoya göre yapmalı

Tahran’da yüzlerinde maskeleriyle alışveriş yapan insanlar (AFP)
Tahran’da yüzlerinde maskeleriyle alışveriş yapan insanlar (AFP)
TT

​Ruhani: İran, ekonomik planlamasını en kötü senaryoya göre yapmalı

Tahran’da yüzlerinde maskeleriyle alışveriş yapan insanlar (AFP)
Tahran’da yüzlerinde maskeleriyle alışveriş yapan insanlar (AFP)

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yaptığı açıklamada, İran’ın ekonomik planlamasını en kötü senaryoya göre yapması gerektiğini, zira koronavirüs salgını sebebiyle tatil edilen çalışma sektörünün Mart 2021’e kadar devam etme olasılığının bulunduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre, İran devlet televizyonu IRIB, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin ülkedeki özel şirket sahipleriyle yaptığı toplantıyı canlı yayın olarak aktardı. Ruhani bu toplantıda, “Üretim planlamamızı, kötümser bir bakış açısıyla, yılsonuna kadar (İran takvimine göre 21 Mart) bu virüsle mücadelede edebileceğimiz ihtimalini düşünerek yapmalıyız.” ifadelerine yer verdi.
Konuyla ilgili olarak İranlı yetkililer, Ortadoğu’da Koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkede, yeni bir dalga yaşanmasından duydukları endişeyi dile getirdiler.
İran Sağlık Bakanlığı, Ramazan’ın ilk günlerinde 76 ölüm vakasının daha yaşandığını ve kaydedilen son vakalarla birlikte toplam ölü sayısının 5 bin 650’ye ulaştığını belirtti.
İranlı yetkililer, 11 Nisan’dan bu yana kademeli olarak bazı ticari faaliyetin başlamasına izin verdi. Ancak sağlık yetkilileri, Nisan ayının başından bu yana yavaşlama seyri gösteren salgında yeni bir dalganın meydana gelmesi ihtimali hususunda uyardı. İran üniversite öğrencileri haber ağı ISNA ajansının, başkent Tahran’daki Virüsle Mücadele Komitesi Koordinatörü Ali Rıza Zali’den naklettiği açıklamalarda, Zali, iş merkezleri ve ticarethanelerin yeniden açılmasında “aceleci” davranıldığını söyleyerek eleştirmiş ve bu kararın, “salgında yeni bir dalga meydana getirerek Tahran’da virüsün kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceğini” ifade etmişti.
Sağlık Bakanlığı sözcüsü Kiyanuş Cihanpur’un açıklamasında göre, son 24 saat içinde tespit edilen bin 134 vakayla birlikte Şubat ayından bu yana İran’da 89 bin 328 vaka kaydedildi. Cihanpur, sosyal mesafe ve tavsiye edilen sağlık yönergeleri gibi kuralları terk etmek için henüz erken olduğu konusunda vatandaşlara uyarıda bulundu.
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Enfeksiyon Hastalıkları Bölüm Başkanı Muhammed Mehdi Goya devlet televizyonuna yaptığı açıklamada,
“Salgını kontrol altına almak için fazladan mesai harcadığımız, kuzeydeki Gilan, Mazenderan ve orta bölgedeki Kum şehri gibi bazı eyaletlerde, salgından etkilenen vaka sayısında yeni bir dalga yaşanacağının belirtileri bulunuyor” ifadelerine yer verdi.
İran’daki ilk yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası Kum şehrinde kayıtlara geçmişti. Goya, “Özellikle çok sayıda misafir tarafından ziyaret edilen Kum şehri gibi illerdeki vaka sayısında ciddi bir artış olduğunu gözlemledik.” şeklinde eklemede bulundu. Birkaç hafta süren yasağın ardından, on günden beri İranlıların eyaletler arasında seyahat etmelerine müsaade ediliyor.
Ülke içinde ve dışındaki bazı gözlemciler, İran’daki Kovid-19 salgınına verilen kurban sayısının, açıklanan resmi rakamlardan daha yüksek olduğunu tahmin ediyor.
Worldometers.info’nun verilerine göre 26 Nisan itibariyle en az 89 bin 328 kişi virüse yakalandı. 5 bin 650 hasta ise hayatını kaybetti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.