Tik Tok fenomeni genç kız Mısır’da ahlak tartışmalarını gündeme getirdi

Sosyal medyada paylaştığı videolar nedeniyle ülkesinde tartışmalara yol açan Mısırlı Hanin Hussam (Genç kızın Facebook'taki kendi hesabından)
Sosyal medyada paylaştığı videolar nedeniyle ülkesinde tartışmalara yol açan Mısırlı Hanin Hussam (Genç kızın Facebook'taki kendi hesabından)
TT

Tik Tok fenomeni genç kız Mısır’da ahlak tartışmalarını gündeme getirdi

Sosyal medyada paylaştığı videolar nedeniyle ülkesinde tartışmalara yol açan Mısırlı Hanin Hussam (Genç kızın Facebook'taki kendi hesabından)
Sosyal medyada paylaştığı videolar nedeniyle ülkesinde tartışmalara yol açan Mısırlı Hanin Hussam (Genç kızın Facebook'taki kendi hesabından)

Emine Hayri
Hanin Hussam çalışma koşullarını ve iş tekliflerini şöyle açıklıyor;
“Ajansımda en çok itibara önem veriliyor. Tek ihtiyacınız olan; iyi bir aydınlatma, iyi bir atmosfer ve iyi bir görünüm. Hayatınızın kapılarını açacaksınız ki müşterileriniz ve insanlar girip sizi iyi, güzel ve saygılı bir şekilde tanımaya başlasın.”
İş teklifleriyle ilgili olarak ise Hussam, “Her talebin 36 dolardan 2 bin, 3 bin, 4 bin dolara kadar değişen bir karşılığı (ücreti) vardır” diyor.

Kolay iş
Hussam yaptığı işi tanımlamaya şöyle devam ediyor;
“Bu sadece ‘iyi seçimler yapmayı’ ve ‘biraz da iyi görünmeyi’ gerektiren kolay bir iş haline gelmeden önce kadın üyeler için sıkı çalışma kurallarına uyulmasını gerektiren bir iş. Sitenin sıkı kuralları var. Bir üye eğer aşırı ve riskli davranışlarda bulunursa derhal üyeliği iptal edilir. Vallahi benim için itibar başta geliyor.”
Fakat Kahire Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğrencisi olan 19 yaşındaki Hanin Hussam’la birlikte annesi ve babasının itibarı Tik Tok tarafından yok edildi. Daha da önemlisi, görünüş ile ahlak arasında tam bir ayrım yapan sosyal ve dini kuralları yerle bir etti.
Hikaye, Hanin’in iki yıl önce, bir internet uygulamasının sahibi olan Çinli bir şirketle sözleşme yapmasıyla başladı. Şirket, Hanin’e 20 video karşılığında ayda 400 dolar vermeyi teklif etti. Hanin’in videolarının başarılı olması ve çok sayıda insan tarafından takip edilmesinin ardından şirket Hanin’e elektronik bir sözleşme göndererek yeni bir anlaşma daha yaptı. Bu yeni anlaşmada videoların tek başına çekilmesi ve şirketin kendisine göndereceği belirli etiketlerle yayınlanması şart koşuldu.
Hanin’in takipçilerinin çoğunluğunu çocuklar ve gençler oluşturuyordu. Hanin’in aldığı ücret, takipçi sayısıyla birlikte arttı.
İnternetteki etkileşimi artan genç kızın Çin'deki şirket yetkilileri ve Mısır'daki bir dizi insanla ‘profesyonel’ ilişkileri de güçlendi. Milyonlarca takipçiyle Tik Tok ya da diğer uygulamalardaki videolarını engellenmekten veya raporlanmaktan koruyacak noktaya ulaştı.

Dijital ajans
Bu büyük başarıdan sonra, Mısır'daki diğer sosyal medya kullanıcılarının yardımıyla dijital ortamda bir ‘ajans’ kurmaya karar veren Hanin, ajansını duyurmak için bir video çekti. Videoda 18 yaşın üzerinde iyi görünümlü fenomenler aradığını söyledi.
Bunu bir biri ardına gelen videolar takip etti. Rüya gibi çok sayıda genç kız iyi niyetle internet fenomeni oldular. Ancak ajansın stüdyosunda ‘müşterinin’ görmek istediklerini gösteren kamera açılarından çekilen görüntülerde vücutlarının bazı noktalarının uygunsuz şekilde çekildiğini fark ettiler.  Ajanstaki denemeden geçen kızların büyük çoğunluğunun örtülü kızlar oldukları ise dikkat çekti.

Takipçi yorumları
Hussam, birkaç gün önce çektiği bir videoda, koronavirüs salgını nedeniyle evde geçirilen sürecin kızları bu uygulamayı kullanmaya teşvik edeceğini söyledi. Bunun üzerine birçok kişi ona bazılarında ‘fahişe’ olmakla itham edildiği hakaret içeren yorumlarla karşılık verdiler. Bazıları dindar, muhafazakar ve gelenekçi bir toplumu, ‘19 yaşındaki bir ahlaksızdan’ koruyan yorumlar yapmak için sıraya girdi.
‘Onurlu vatandaşların’ ve onlarca televizyon kanalının spikerleri tarafından genç kıza (bir tacizciye, bir hayduta, bir tecavüzcüye, bir sahtekara gösterilmeyen) kusulan öfkenin ardından Hanin Hussam, ‘ahlaksızlık yapmak ve ahlaksızlığa teşvik etmek’ suçlamasıyla gözaltına alınıp hakkında soruşturma başlatıldı. Ardından Başsavcı, soruşturması süresince ihtiyati olarak tutuklu kalmasına karar verdi.

Bazı insanlar Hanin'in videolarını toplumun ahlakını bozduğunun kanıtı olarak görüyorlar (Fotoğraf genç kızın Facebook'taki kendi hesabından)

Değerlere saldırı
Başsavcı Hammade es-Savi yaptığı açıklamada ‘şüphelinin’ Mısır toplumunda aile ilkelerine ve değerlerine saldırmak, uluslararası internet ağındaki sosyal medya uygulamaları yoluyla özel siteler ve hesaplar kurmak, yönetmek, kullanmanın yanı sıra genç kızları bu suça teşvik etmek ve onların ekonomik zayıflıklarından faydalanarak maddi çıkarlar elde etmek için kullanmakla suçlanacağını belirtti.
Resmi bir açıklamada bulunan Kahire Üniversitesi de ahlak bekçilerine dahil oldu ve Hussam'ı ‘halkın ahlakını bozan, üniversitenin değerleri ve gelenekleri ile uyumlu olmayan davranışlar sergilediği için’ hukuki işler bölümüne yönlendirildiğini duyurdu. Kahire Üniversitesi Rektörü Muhammed Osman el-Hişt yaptığı açıklamada, Hussam’ın okuldan atılabileceğini belirtti.

Ahlak ve itibar tartışması
Televizyon kanallarından sosyal medyaya, üniversite rektöründen, savcı ve polise kadar Hanin davasına değinen herkes tarafından dillendirilmeye başlayan ‘ahlak’, ‘itibar’ ve ‘sorumluluk’ gibi ifadeler, videolarında ahlak, itibar ve saygıyı koruyan Hanin Hussam ile bitti.
Ahlak, itibar ve sorumluluk ifadeleri, ‘Tik Tok’ ve ‘Likee’ uygulamasındaki açıklayıcı videolarının bir özelliğiydi. Son yıllarda genç kızlar arasında moda olan türbanıyla birlikte ‘kararlı’ görünümüyle mükemmel uyumlu olduğunu düşündüğü bir konuşmaydı.

Türban ve moda
Saçı tamamen örten türban, özellikle modern kıyafetler ve makyajla birlikte adeta ‘türban modası’ rüzgarları estiriyor. Fakat türbanın gerçekte başörtüsü ile ilgisi yoktur. Başörtüsüyle türban asla uyuşmaz ve türban, tesettür olarak tanımlanamaz. Daha ziyade din ve devlet işlerini bir birinden tamamen ayıran laik toplumlarda hakim olan rekabeti ve kişisel özgürlüğü dengeler. Ancak önünde sonunda saçı örten nesne, toplumun kabulü için güvenli bir yol olan modern ‘saygı ve sorumluluk’ standartlarına tabidir.
Toplumsal kabul kuralları, Hanin Hussam'ın korona zamanında ve karantina sürecinde Tik Tok uygulamasında yıldızının parlayarak ünlü olmasıyla ajite edildi ve büyütüldü. Basın ona ‘Tik Tok kurbanı’ diyor. Ebeveynler, uygulamanın engellenmesini, güvenlik ve kolluk kuvvetlerini bu uygulamanın kullanılmasını engellemelerini talep ediyorlar. Sosyologlar ve psikologlar, konuyu Mısır'daki kızların ‘ahlakını bozan bir felaket ve davranışların etkileyen bir trajedi’ olarak değerlendiriyorlar.
Mısırlıların büyük bir çoğunluğu, üniversite öğrencisi olan Hanin Hussam'ın ahlak sistemini tehdit ettiği, kendilerini buna adamış insanların geleneklerine ve idealizme batmış toplum göreneklerine yönelik bir tehlike unsuru olduğu düşünülen bu konuyla ilgileniyorlar.
Bazıları babasını saçının örtülü olmasına rağmen kızının ‘saçlarını açabilecek’ şekilde serbest bıraktığı ve annesini ise kızına ahlaklı olmayı öğretemediği suçlamalarında bulundular. Anne ve babasının, muhafazakar bir toplumda yaşanan genç bir kızın doğu geleneklerine ve İslami öğretilere bağlı kalması gereken ahlaki eğitimi veremediklerini söylediler.

Ahlaki çöküşün delili
Sosyoloji profesörü Samiye Hadar, Hussam'ın yaptıklarını, son yıllarda toplumun tanık olduğu ahlaki çöküşün delilleri olduğunu ve bu yaptıklarını sosyal medyadan paylaşarak herkesin ahlakının bozulmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Bir başka Sosyoloji Profesörü İnşad İzzeddin de aynı suçlamaları yaparken genç kıza verilen terbiyenin ‘yetersiz’ olduğunu  ‘şöhret budalalığının’ itibarını korumanın ötesine geçtiğini belirtti. İzzeddin, “Toplumda böyle yasadışı ve anormal yollarla ün kazanmaya yönelik bir eğilim olmaması için Hussam'a karşı yasal tedbirlerin alınması gerekiyor. Ciddi şekilde cezalandırılmalı” yorumunda bulundu.
Suçlamaları yayınlama ve yayma konusunda aynı yoğun çabayı gösteren şov programlarında, erdem elbisesi giyilerek toplumun ahlakını ve genç kızların iffetini korumak için Likee ve Tik Tok uygulamalarının yasaklanması çağrıları yapılırken ebeveynlerin evlerini baskı altına almaları ve kadın aile fertlerinin sıkı bir şekilde kontrol edilmesi istendi.

Peki ya takipçilerin durumu?
Komik olan toplumun ahlakının Hanin Husam’ın bir bölümünün erkeklerin ve gençlerin oluşturduğu milyonlarca takipçisinden etkilenmemiş olmasıydı. Dahası, son 50 yıldır her türlü tacizin arttığı ülkede toplumun namusuna hiçbir şekilde helal gelmedi. Benzer şekilde toplumun erdemi, kadınları yasal hakları olan mirastaki paylarından mahrum bırakılmalarından veya 12 yaşında bir kızla evlenmeye izin verilmesinden ya da kızların okula gönderilmemesinden ya da bir kocanın karısını dövmesinin şiddet olarak değil de aile içi bir mesele olarak görülmesinden tek bir çizik bile almadan sıyrıldı. Ancak toplumun ahlakı, iffeti ve erdemi, Hanin Hussam'ın videolarıyla yerle bir oldu.
Genç kızı suçlu bulmayan tek tük sesler de vardı.   Gazeteci Tarık eş-Şennavi kaleme aldığı bir yazıda, medyanın, mesleki temelleri şüphelilerin suçu ispatlanana kadar masum oldukları görüşüne dayanmasına rağmen soruşturmayı yapan yetkililer açıklama yapmadan Hussam’ı yargıladığını ve medyanın Hussam’a karşı adeta bir savcıya dönüştüğünü söyledi. Eş-Şennavi, Hussam hakkında ‘toplumsal zorbalıktan uzak, adil bir yargılama yapılmasını beklediğini’ sözlerine ekledi.

Kızın suçlu olmadığını düşünen birkaç kişi, onu toplumun kurbanı olarak nitelediler (Fotoğraf genç kızın Facebook'taki kendi hesabından)

Toplumsal ruh hali
Toplumun çeşitli kesimleri, özellikle de kulaklarına giden veya gözlerinin önünde gerçekleşen davranışlarla ve kadının kıyafetiyle ilgilenenler, ahlak bekçiliğine soyundular. Onlara göre ‘utanç verici’ olduğu düşünülen kıyafetler ve uygunsuz olduğu düşünülen davranışlar gizli tutulursa, zararı yoktur.
Doktor ve yazar Halid Muntasir yaptığı değerlendirmede, “Toplum, kızları internet üzerinden taciz eden futbolcuyu rahatça tolere edilebilir olarak görüyor” dedi.
Muntasir,  ahlak ve erdem ile ilgili konularda en önemli standardın bunu aşan ve onu mazur gören ‘toplumsal ruh hali’ olduğuna işaret etti. Muntasir, “Bir adam hata yaparsa,  ‘Allah Settar(ayıpları, kusurları, hataları örten)’dır. Ayıpları örtmekte gece gibi olunmalı’ derler. Bir kadın hata yaptığında ise ‘Yarım tesettür ve tatlının açıkta kalması sineklerin üşüşmesi ve rızkın azalmasına sebep olur’ derler. Sağlıklı bir toplumun davranışları değerlendirdiği bir ölçüsü ve bir standardı vardır. Fakat çifte standart uygulanması, bazılarının erdem konusunda gökyüzüne çıkan meleklere dönüşmesi ve başkalarının mahremiyetine burun sokma olgusu, toplumun ahlaki astigmatizmden ve bir değer dönüşümlerinden muzdarip olduğu anlamına gelir” yorumunda bulundu.

“Benim değerlerim”
Hussam, gözaltına alınmadan ve kendini savunmaya çalışmadan önce yayınladığı son videoda, saçlarının görülmediği veya bedenini ifşa eden kıyafetler giymediği tüm videolarında olduğu gibi iffetini tamamen koruduğunu gösteren bir görüntü çizdi. Elleri ile değerlerinin ölçüsünü yansıtan kısa kollu giysiler giymediğine işaret etti.
Hanin’in adının ‘suç’ dünyasına karışmasının ve ‘Likee’ ve ‘Tik Tok’ uygulaması için videolar çeken bir kızın ‘100 milyon insanı ahlaksızlaşma riskiyle karşı karşıya bıraktığı’ için şaşırtıcı bir şekilde gözaltına alındığı haberlerinin medyada yer almasının ardından dünyanın çeşitli yerlerinden kendilerini ‘influencer’ (etkileyici) olarak tanımlayan sosyal medya kullanıcıları, ‘#haneenhossam’ etiketiyle onun videolarını ve gönderilerini paylaşmaya, daha fazla takipçi ve para kazandırmaya devam ediyorlar.

Saygının ölçüsü
Sosyal medya kullanan genç kız ve erkekler de Hanin Hussam'ın videolarının kullanarak onunla alay edilen ve ciddi şekilde kişilik haklarına saldıran video klipler yayınlayarak henüz hakim önüne çıkmamış olan kızı suçlayanların arasına katıldılar. Hanin, kendini influencer olarak sınıflandıran genç bir adamın saldırgan videolarından birinde ‘adi bir kadın’ olarak nitelendirildi. Böyle nitelendirmesinin nedeni başını geriden bağlayarak boynunu göstermesiydi. Genç adam “Kendisine saygısı olsaydı, boynunu açmazdı” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Mısır’da sosyal medya siteleri, onları iffeti tehdit eden, gelenekleri ihlal eden ve yok olmanın eşiğine getiren platformlar olarak gören ve bazıların kapanmasını, bazılarının ise izlenmesini isteyen ‘Hummat’il-Fazilet’ (Fazileti koruyanlar) grubunun şiddetli saldırısı altında.
Şarkul Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Tik Tok uygulamasının Mısır'daki gençler arasında son derece popüler olduğuna ve kullanıcı sayısının korona salgınının patlak vermesiyle maksimuma ulaştığına işaret ediliyor. Burada, Hanin Hussam’ın videolarından daha az ‘erdemli’ kızların videoları da var. Fakat yüksek sayıda takipçileri ve geniş bir kapsamları yok. Çünkü videoları, ‘koruyucu ahlakı uygulamaktan sorumlu’ toplum kesimlerine henüz ulaşamadı.



Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
TT

Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)

Bilim insanları fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışığı ilk kez görüntülemeyi başardı.

Araştırmacılar ormanlarda saptanan elektrik alanı anomalileri nedeniyle, fırtına sırasında ağaç tepelerinde elektriksel boşalmalar meydana geldiğinden uzun süredir şüpheleniyordu.

Bu hava olayları sırasında bulutlar güçlü bir negatif elektrik yükü biriktirirken, yeryüzünde pozitif bir yük gelişiyor. 

Zıt yüklerin birbirini çekmesinden dolayı yerdeki pozitif yük, negatif olana erişmeye çalışıyor ve genellikle doğada ulaşabileceği en yüksek noktaya, yani ağaç tepelerine çıkıyor.

Yaprakların ucunda biriken yük sonucu oluşan ve korona denen parıltı daha önce laboratuvarda üretilmişti. Ancak doğadaki kanıtı bulunamamıştı.

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi'nden Patrick McFarland liderliğindeki ekip de işe laboratuvarda bu koronayı üreterek başladı. 

Fırtına bulutlarını taklit etmek için plastik saksılardaki ladin ve akçaağaçları yüklü metal plakaların altına yerleştirip ışıkları kapattılar.

McFarland, "Laboratuvarda tüm ışıkları, kapıyı ve pencereleri kapatınca koronalar zar zor seçiliyor. Mavi bir parıltı gibi görünüyorlar" diye açıklıyor.

Parıltı zayıf olsa da ultraviyole dalga boylarında da ışık yaydıkları için bilim insanları özel kameralarla bunları yakalamaya karar verdi.

Ekip, 2013 model bir Toyota Sienna'ya hava istasyonu, elektrik alan dedektörü, lazer mesafe ölçer ve ışığı ultraviyole kameraya yönlendirmek için bir periskop yerleştirerek bu neredeyse görünmez kıvılcımları ABD'nin çeşitli bölgelerinde aramaya koyuldu.

Yaklaşık 90 dakikalık görüntülerde 859 ayrı UV sinyali yakalanırken bir bilgisayar programı yardımıyla bunlar 41 korona halinde gruplandırıldı.

Bulguları hakemli dergi Geophysical Research Letters'ta yayımlanan çalışmaya göre koronolar, 0,1 ila 3 saniye sürüyordu ve genellikle yapraktan yaprağa atlıyor veya aynı yaprakta tekrar oluşuyorlardı.

Bu etkileri Pinus taeda ve Liquidambar styraciflua gibi ağaçlarda da gözlemlediler. 

McFarland "Bunlar gerçekten oluyor" diyerek ekliyor: 

Onları gördük; artık var olduklarını biliyoruz. Sonunda bunun somut kanıtına sahip olmak… Bence işin en keyifli yanı bu.

Araştırmacılar, UV kamera yalnızca dar bir dalga boyu aralığını algılayacak şekilde ayarlandığı için çalışmada kaydedilenden daha fazla korona olabileceğini düşünüyor. 

McFarland, eğer insanlar ağaçlardaki bu parıltıları görebilseydi, sanki binlerce ateşböceği ağaç tepelerinde dans ediyormuş gibi "epey havalı bir ışık gösterisi" oluşacağını söylüyor.

Bulguların koronanın kanıtını sunmasının ötesinde de faydaları olma ihtimali var. 

Bu parıltılar, diğer bileşiklerle tepkimeye girerek pus ve duman oluşumuna katkı sunabilecek büyük miktarda molekül üretiyor. Bu nedenle yeni çalışma, koronanın ormanlardaki hava kalitesini nasıl etkilediğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Ayrıca koronanın yapraklara zarar vererek ağaç ve orman sağlığını etkilemesi de muhtemel. Ancak bilim insanları bitkilerin kendilerini koruma yöntemleri geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor. 

Independent Türkçe, Science Alert, Smithsonian Magazine, Geophysical Research Letters


ABD'nin önde gelen yapay zeka araştırmacıları, Pentagon'a karşı birleşti

Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
TT

ABD'nin önde gelen yapay zeka araştırmacıları, Pentagon'a karşı birleşti

Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)

OpenAI ve Google'dan araştırmacılar, ABD Savunma Bakanlığı'na dava açan Anthropic'i destekleyen bir dilekçe sundu.

Anthropic’in, araçlarına sınırsız erişim izni vermeyi reddetmesiyle şirketle Pentagon arasında gerilim başlamıştı.

Claude modelinin geliştiricisi bu kararında kitlesel gözetim ve otonom silahlarla ilgili endişeleri gerekçe gösterirken bakanlık yapay zeka araçlarını, "yasaların izin verdiği tüm amaçlar için kullanmak" istediğini savunmuştu.

Anlaşmazlığın ardından Trump yönetimi, federal kurumlara ve orduyla çalışan yüklenicilere Anthropic'le iş yapmayı bırakmalarını söylemiş ve Pentagon şirketi tedarik zinciri riski olarak belirlemişti.

Bu karar federal kurumların ve yüklenicilerin Anthropic'in yapay zeka sistemlerini kullanmasını engelliyor. Genellikle yabancı şirketleri hedef alan tedarik zinciri riski tanımlamasının ilk kez ABD merkezli bir şirkete karşı kullanıldığı bildiriliyor.

Anthropic bu hamlesi nedeniyle Savunma Bakanlığı'na dün (9 Mart Pazartesi) dava açtı.

Davanın açılmasından birkaç saat sonra OpenAI ve Google'dan yaklaşık 40 araştırmacı, yapay zeka şirketini destekleyen bir dilekçe sundu. 

Google DeepMind'ın baş bilim insanı Jeff Dean'in de imzasının yer aldığı dilekçede, Pentagon'un şirketi "tedarik zinciri riski" olarak etiketleme kararının, Amerikan yapay zeka sektöründe tehlikeli bir emsal oluşturabileceği savunuluyor.

Bilim insanları dilekçede şu ifadeleri kullanıyor:

ABD'nin önde gelen yapay zeka şirketlerinden birini cezalandırma çabasının devam etmesi, şüphesiz ki ABD'nin yapay zeka ve ötesindeki endüstriyel ve bilimsel rekabet gücü üzerinde sonuçlar doğuracak.

Bu adımın, yapay zeka gelişiminin hükümet ve ticari sektörler arasında ayrışmasına yol açabileceği korkusu dile getiriliyor. Bazı kurumlar belirli modellere erişimi kısıtlarken, diğerleri özel pazarlarda kullanılmaya devam edebilir.

Araştırmacılar, Pentagon anlaşma şartlarından memnun değilse Anthropic'le sözleşmesini sonlandırabileceğini ve başka bir şirketin araçlarını kullanabileceğini belirtiyor.

Bakanlık, Anthropic'le ilişkilerinin gerilmesinden kısa süre sonra OpenAI'la sözleşme imzalamıştı. OpenAI, Anthropic'le yapılan anlaşmadan daha fazla güvenlik önlemi alındığını öne sürmüştü. Şirketin CEO'su Sam Altman ise teknolojinin "ABD vatandaşlarının gözetimi için kasten kullanılmayacağından" emin olmak adına daha fazla değişiklik yapılacağını söylemişti.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Wired, BBC


James Cameron, Avatar serisinin akıbetini açıkladı

Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
TT

James Cameron, Avatar serisinin akıbetini açıkladı

Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)

Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash), selefi Suyun Yolu (The Way of Water) kadar görkemli bir gişe başarısına imza atamamış olsa da yönetmen James Cameron, serinin 4. filminin hâlâ planlar dahilinde olduğunu müjdeledi.

Variety'nin, devam halkasının küresel gişede 1,45 milyar dolar hasılat elde etmesine rağmen henüz kâra geçemediğini yazan haberinin ardından Cameron, hayranların içine su serpti. 

9 Mart'ta düzenlenen Saturn Ödülleri'nde konuşan usta yönetmen, 4. filmin gelmesinin "çok muhtemel" olduğunu ifade etti. 

Cameron ayrıca, serinin gelecekteki rotasını belirlerken "izleyici geri bildirimlerini" titizlikle dikkate aldığını da sözlerine ekledi.

Başrollerini Zoe Saldaña, Sigourney Weaver ve Sam Worthington'ın paylaştığı Avatar: Ateş ve Kül, oğulları Neteyam'ın kaybıyla sarsılan Jake Sully ve ailesinin, bu trajedinin yaralarını sarma mücadelesine odaklanıyor. Ancak yas süreci aileyi içeriden tüketmeye başlarken, intikam ateşiyle yanıp tutuşan Varang liderliğindeki acımasız "Kül Halkı" ya da diğer adıyla Mangkwan klanı, kahramanlarımızı tehdit etmeye başlıyor.

"Avatar filmlerini daha ucuza mal etmeliyiz"

Cameron, daha önce Tayvan merkezli TVBS News'a verdiği röportajda sinema endüstrisinin zorlu bir dönemden geçtiğini vurgulamış ve şu ifadeleri kullanmıştı:

Gerçek şu ki sinema sektörü şu an depresyonda. Avatar 3 çok büyük maliyetlerle çekildi. Yola devam edebilmek için gişede çok başarılı olmamız gerekiyor. Hem başarılı olmalı hem de seriyi sürdürebilmek için Avatar filmlerini nasıl daha düşük maliyetlerle üretebileceğimizi bulmalıyız.

GamesRadar'a göre, Ateş ve Kül'ün Suyun Yolu'ndan yaklaşık 870 milyon dolar daha az hasılat elde etmesi, Cameron'ın maliyetleri düşürme vurgusunu daha da önemli hale getiriyor.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar, TVBS News, ScreenRant