BAE: Libya’da siyasi çözümden yanayız

BAE Dışişleri Bakanlığı binası
BAE Dışişleri Bakanlığı binası
TT

BAE: Libya’da siyasi çözümden yanayız

BAE Dışişleri Bakanlığı binası
BAE Dışişleri Bakanlığı binası

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Libya'daki siyasi çözüme bağlılığına vurgu yaparken, acil ve kapsamlı bir ateşkese ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.
BAE Dışişleri Bakanlığı, Abu Dabi yönetiminin Libya krizine siyasi bir çözüm bulmaktan yana olduğunu vurgulayarak, tüm tarafları Birleşmiş Milletler nezaretinde siyasi sürece uymaya ve ülkenin toprak bütünlüğünü korumaya çağırdı.
Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, Libya Ulusal Ordusu’nun, “terör operasyonlarına ve Libya'daki aşırılık yanlısı milislerin istikrar ve çatışmalara yönelik aralıksız çabalarına karşı verdiği mücadeleye” övgüde bulundu.
Bakanlık, yabancı ülkelerin Libya içişlerine müdahale etmemesi gerektiğini vurgularken, Türkiye’de dahil olmak üzere Libya’daki tarafları, ülkenin toprak bütünlüğüne ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına saygı duymaya çağırdı. Bakanlık ayrıca, Libya topraklarının çatışma alanına dönüştürülmesinden derin endişe duyduğunu dile getirdi.
BAE, tüm tarafları, Libya halkı için daha iyi bir gelecek sağlayacak ve istikrar, barış ve refah beklentilerini karşılayacak şekilde ülke yararına öncelik vermeye çağırdı.



Hürmüz Boğazı'nda iki Birleşik Arap Emirlikleri gemisi saldırıya uğradı

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'nda iki Birleşik Arap Emirlikleri gemisi saldırıya uğradı

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli ADNOC’a ait iki geminin, dün akşamı Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri sırasında saldırıya uğradığı bildirildi. Saldırıda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı belirtildi.

ADNOC tarafından yapılan açıklamada, durumun kontrol altına alındığı ifade edilerek denizcilerin güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra seyrüsefer serbestisinin ve deniz güvenliğinin korunmasının önemine vurgu yapıldı.

Şirket, kamuoyuna bilgileri yalnızca resmi kaynaklardan takip etme ve söylenti ya da güvenilir olmayan bilgileri paylaşmaktan kaçınma çağrısında bulundu.

BAE Dışişleri Bakanlığı da saldırıyı şiddetle kınadı. Bakanlık, saldırının seyrüsefer serbestisini vurgulayan ve ticari gemilerin hedef alınmasını ya da uluslararası deniz yollarının engellenmesini reddeden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının açık bir ihlali olduğunu belirtti.

Bakanlığın açıklamasında, ticari deniz taşımacılığının hedef alınmasının ve Hürmüz Boğazı’nın baskı veya ekonomik şantaj aracı olarak kullanılmasının, İran Devrim Muhafızları tarafından gerçekleştirilen korsanlık eylemleri olduğu savunuldu. Bu eylemlerin bölgenin ve bölge halklarının istikrarının yanı sıra küresel enerji güvenliği açısından da doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

BAE, İran’a bu saldırgan eylemlere son verme çağrısında bulunarak, bütün düşmanca faaliyetlerin durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nın tamamen ve koşulsuz şekilde yeniden açılması gerektiğini vurguladı. Abu Dabi yönetimi, bunun bölgenin güvenliği ve istikrarının yanı sıra küresel ekonomi ve ticaretin güvenliği açısından da önem taşıdığını belirtti.


Erdoğan Şarku'l Avsat'a konuştu: Mekke Anlaşması caydırıcılık boyutunu güçlendiriyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan
TT

Erdoğan Şarku'l Avsat'a konuştu: Mekke Anlaşması caydırıcılık boyutunu güçlendiriyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin "stratejik" nitelikte olduğunu belirterek, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri "çok daha üst seviyelere taşıyacak" adımlar atılacağını belirtti.

Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi açısından hayati önem taşıyan geçiş güzergâhlarından biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin mümkün olan en kısa sürede sona ermesi ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticarete güvenli, istikrarlı ve kesintisiz şekilde hizmet veren rolüne yeniden dönmesidir" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, geçen hafta Mekke'de Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'le birlikte "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzalamasının ardından Şarku'l Avsat'ın yazılı olarak yönelttiği soruları cevapladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı yalnızca ABD ile İran arasındaki gerilimin mevcut koşullardaki bir yansıması olarak değerlendirmenin yanlış olacağını belirtti.

Anlaşmanın yalnızca askeri boyutuyla ele alınmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, temel amacın anlaşmanın caydırıcılık boyutunu, taraflar arasındaki dayanışma ruhunu pekiştirerek ortak güvenlik bilincini güçlendirmek ve bölgesel istikrarı korumak olduğunu söyledi.

Erdoğan, anlaşmanın "herhangi bir ülkeyi hedef almadığını" vurgulayarak, "katılmak isteyen bütün kardeş ülkelere açık" olduğunu kaydetti.


Suudi Arabistan ve Türkiye, gerilimi azaltma ve su yollarını güvence altına alma çabalarını görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku’l Avsat)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye, gerilimi azaltma ve su yollarını güvence altına alma çabalarını görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku’l Avsat)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, dün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ele aldı.

Suudi Bakan Faysal bin Ferhan'ın Fidan'ı telefonla aradığı görüşmede, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ortak çalışma imkanları da değerlendirildi.İki bakan ayrıca gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaların desteklenmesini görüştü. Bu kapsamda, Basra Körfezi ve Kızıldeniz'deki deniz ulaşım yollarının güvenliğinin ve bu sularda seyrüsefer serbestisinin sağlanmasının yanı sıra bölgesel güvenlik ve istikrarın korunmasına katkıda bulunulmasının önemine dikkat çekildi.