Irak’ta siyasi bloklar akşam yaptığı anlaşmayı sabah bozuyor

Sokağa çıkma yasağının hafifletilmesiyle birlikte araç trafiğinde yığılmalar meydana geldi (Reuters)
Sokağa çıkma yasağının hafifletilmesiyle birlikte araç trafiğinde yığılmalar meydana geldi (Reuters)
TT

Irak’ta siyasi bloklar akşam yaptığı anlaşmayı sabah bozuyor

Sokağa çıkma yasağının hafifletilmesiyle birlikte araç trafiğinde yığılmalar meydana geldi (Reuters)
Sokağa çıkma yasağının hafifletilmesiyle birlikte araç trafiğinde yığılmalar meydana geldi (Reuters)

Irak’ta 9 Nisan’da Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve çok sayıda siyasi grup liderlerinin katılımıyla düzenlenen ve Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanı Mustafa el-Kazimi’ye hükümet kurma görevinin verildiği törendeki kutlama havası, yeni kabinenin oluşturulması için yürütülen müzakerelere yansımadı.
Neyse ki Kazimi, kendisinden önce başbakanlık koltuğuna aday gösterilen Muhammed Tevfik Allavi ve Adnan ez-Zurfi’ye kıyasla sahip olduğu sakin mizacı kendisine avantaj sağlıyor. Fatiha Suresi okunarak kapanışı yapılan 9 Nisan tarihli törenden bu yana Kazimi halen dikkat çekici bir biçimde sakinliğini koruyor. Bu sakinliğin temelinde istihbarat adamı olmasının yanı sıra ülkedeki siyasi liderlerle daha önceki ilişkilerinde sahip olduğu tecrübelerin payı var. Siyasi liderlerin kendisiyle günde iki kez anlaşma yapıp bozmasına karşın Kazimi yine de sakin mizacından ödün vermiyor. Akşam yapılan anlaşmalar ertesi sabah bozuluyor.
Kazimi, siyasiler ile yürüttüğü müzakereler boyunca, hükümet kurma yetkisini aldıktan sonra televizyon kanalında yaptığı konuşma sırasında ve geçtiğimiz günlerde hükümet programını Meclis’e gönderdiğini duyurduğu video görüntüsünde verdiği tavizsiz ve sinirli fotoğrafın tersi yönünde hareket etmeye gayret gösterdi. Ancak artık top Meclis’in sahasında bulunuyor. Nitekim Meclis’in güven oylaması oturumu için tarih vermesi gerekiyor. Siyasi blokların, Kazimi’nin sunduğu kabine listesi üzerinde sürekli polemik yaratmaları oturumun gerçekleşmesini geciktiriyor.
Irak’ta halihazırda yaşanan krizleri çözüme kavuşturma şansının tükenmeye doğru gittiği bu süreçte ne zaman bakanları belirleme maratonunun sona ereceğini ve böylece güven oylamasına geçileceğini kimse kestiremiyor. Irak’ta gerçek manada yaşanan siyasi kriz değil, ekonomik krizdir. Ancak buna rağmen siyasi bloklar bakanlık kotalarından taviz vermeye hazır görünmüyor. Bu blokların bazıları petrolün varili 100 doların üzerinde olduğu dönemde bu kotalara sahip olmuştu.
Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre, Irak’ta bakanlıklar üzerindeki çatışmalar iki mesele üzerinden gerçekleşiyor; Birincisi, bileşenlerin (Şii-Kürt-Sünni) kendi aralarındaki çatışmalar ve genellikle egemenliği temsil eden bakanlıklar (İçişleri, Savunma, Maliye, Dışişleri ve Petrol Bakanlığı) üzerinde çıkan çatışmalar, ikincisi ise hizmet bakanlıklarının kota sistemi uyarınca dağıtılması. Kota sistemi, Irak Meclisi’nde temsil edilen bütün blokların bakanlıklar üzerindeki hakları anlamına geliyor. Buna göre, Şiiler 12, Sünni Araplar 6, Kürtler 3, Türkmen ve Hristiyanlara 1’er bakanlık düşüyor.
Genel olarak azınlıklara verilen bakanlıklar birinci dereceden bakanlıklar olmuyor. Bununla birlikte Hristiyanlar, kendilerine tanınan Göç ve Göçmen Bakanlığına aday gösterme hususunda aralarında ihtilaf yaşıyor. Türkmenler yeni ihdas edilmesinden dolayı marjinal olarak gördükleri Kadın İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanlığına ve bu bakanlığa gösterilen adaya itiraz etmişlerdi. Sadece Erbil-Bağdat hattındaki sorunlar içinden çıkılamaz hale geldiğinde Bağdat’a uğrayan Kürtleri dışarda tutarsak, halihazırda Kazimi’nin başını ağrıtan gruplar Sünni ve Şii cephelerdir. Bu cephelerin içinde yer alan parti ve bloklar kendi aralarında anlaşmazlıklar yaşıyor. 6 bakanlık verilen Sünniler içinde iki grubun çatışması söz konusu. Meclis’te 50 milletvekili bulunan Güçler Birliği Koalisyonu ile yeni kurulan ve 21 milletvekili olduğu söylenen Kurtarılmış Şehirler Koalisyonu bakanlıkların bölüşümü noktasında henüz anlaşma sağlayamadı. Kurtarılmış Şehirler Koalisyonu bu paydan 3 bakanlık isterken, Güçler Birliği Koalisyonu ise çoğunluğun kendilerinde olduğunu işaret ederek aslan payının kendilerine ait olduğunu vurguluyor. İki taraf da Kazimi’den bu anlaşmazlığı çözmesini ve bakanlıkların dağılımını yapmasını talep ediyor. Ancak Kazimi’nin iki tarafı da memnun edecek bir seçim yapması mümkün görünmüyor. Yapacağı tercihlerin taraflardan birini rahatsız etmesi halinde bunun güven oylamasında bir bedeli olmasından endişe ediyor.
Şii cephede de durum farklı değil. 12 bakanlığın 7 Şii blok arasında paylaştırılması gerekiyor. Kazimi’nin Şii bloklar ile geçtiğimiz günlerde yürüttüğü müzakerelerin merkezinde egemenliği temsil eden bakanlıkların, özellikle de İçişleri ve Savunma Bakanlıklarının hangi bloğa verileceği meselesi bulunuyordu. Tüm Şii taraflar ‘bakanlıkların dağıtımı noktasında Kazimi’ye güveniyoruz’ ifadesini kullansa da Kazimi’ye ‘cetvel hassasiyetiyle’ bölüşüm yapma şartını koşmaktan da geri durmuyorlar. Kazimi, Şii bloklara kabine listesini her sunduğunda hem yazılan isimlere hem de dağıtım şekline yönelik itirazlar başlıyor. Kazimi bütün toplantıların sonunda tüm sakinliğiyle evraklarını katlar ve bıkmadan usanmadan bu bloklarla yapacağı bir sonraki müzakere toplantısını bekler. Çünkü en nihayetinde kaybedeceği bir şey yok. Bütün taraflar Kazimi’nin bulunduğu göreve olan bağlılığını itiraf eder. Nitekim daha önce Cumhurbaşkanı Berhem Salih iki kez başbakanlık teklifinde bulunmasına rağmen Kazimi, Şii bloklar arasında konsensüs sağlanması gerektiğini belirterek teklifi geri çevirmişti. Kazimi bu tutumuyla bir bakıma ‘Şii blokların kendi aralarındaki sorunlarından ben sorumlu değilim’ demeye getiriyor. Ulusal Sened Bloğu Başkanı Ahmed el-Esedi, son yaptığı açıklamada, siyasi blokların Kazimi’ye ‘ayrım gözetmeme’ şartıyla kabinesini kendi tercihleri doğrultusunda oluşturmasına izin verme hususunda uzlaştıklarını söyledi.
Daha fazla manevra için zaman kalmadı. Kazimi’nin Şii blokların yetkilendirmesi doğrultusunda seçim yapması gerekiyor. Kazimi halihazırda hükümet programını incelemekle sorumlu Meclis Komitesi’nin açıklayacağı sonuçları bekliyor. Bunun ardından kabinesinde yer verdiği isimlerin özgeçmişlerini de Meclis’e göndererek güven oylaması için tarih isteyecek.



Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Sudan ordusu, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Batı Libya’da iş birliğini güçlendirmek amacıyla sürpriz görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin artırılması yolları ele alındı.

UBH Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş’ın, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir ve beraberindeki heyeti kabul ettiğini bildirdi. Açıklamada, yüksek seviyeli toplantının ‘iki kardeş ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüşmek için’ düzenlendiği belirtildi.

Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Bu görüşme, Batı Libya ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter’in kontrolündeki Doğu Libya arasında yaşanan siyasi ve askeri bölünmenin arka planında gerçekleşiyor. Hafter, Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ‘iş birliği’ yaptığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

UBH hükümetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu toplantıyı, ‘Sudan ordusunun Libya’daki askeri ve güvenlik bölünmesinden yararlanan HDK karşısında attığı önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, 26 Şubat 2024’te başkent Trablus’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyarette, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile bir araya gelmişti. İki lider, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik ikili görüşmeler gerçekleştirmişti.

 Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)

El-Menfi ile Burhan, o dönemde iki ülke arasında heyet değişimini ve imzalanan anlaşmaların uygulanmasını kararlaştırdı. İki ülke heyetlerinin katıldığı görüşmelerde ortak ilgi alanındaki konular ele alındı ve ‘Sudan ile bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması’ hedeflendi.

Trablus’taki Genelkurmay Başkanlığı’nda dün yapılan buluşmada, Libyalı yetkili en-Nemruş, Libya ve Sudan halklarını birleştiren ‘tarihî bağlar ve köklü ilişkilerin derinliğine’ vurgu yaptı. En-Nemruş, ‘ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortak koordinasyonun geliştirilmesinin ve bölgedeki güvenlik ile istikrara katkı sağlamasının önemini’ vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı, toplantıda ‘bilgi paylaşımı ve güvenlik koordinasyonu alanında iş birliğinin uygulanma yöntemlerinin’ ele alındığını açıkladı. Taraflar ayrıca, ‘askeri eğitim programlarının ve deneyim paylaşımının genişletilmesi; personelin yeterliliğinin artırılması ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi’ konusunda mutabık kaldı. Bu adımlar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve yapıcı iş birliği hedeflerini yansıtıyor.

Öte yandan LUO, Sudan’daki HDK’ye destek sağlamakla ilgili suçlamaları daha önce görmezden gelmişti. Reuters, güneydoğu Libya’daki Kufra Havalimanı’nın, Darfur’daki el-Faşir kenti üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi için lojistik üs olarak kullanıldığını bildirmişti. LUO, bu iddialara yanıt vermemişti.

Reuters geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir haberde, ‘Kufra üzerinden geçen ikmal hattının, HDK’nin el-Faşir şehri üzerindeki kontrolünü güçlendirmede merkezi bir rol oynadığını ve bu sayede Darfur’daki varlığını sağlamlaştırmasını sağladığını’ belirtmişti.

Nisan 2023’te Sudan iç savaşı başladığından bu yana LUO’ya HDK’ye yardım sağladığı yönünde tekrar eden suçlamalar yapıldı. Ancak LUO, o dönemde bu iddiaları yalanlayarak, Sudan tarafları arasında çatışmaların durdurulması için ‘arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu’ açıklamıştı.


İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.